Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Miraç Kandili ve Dua: Af ve Mağfiret Gecesi

İsmail Sezkin

MİRAÇ KANDİLİ VE DUA


Tevbe edecek, af dileyecek kullar için af ve mağfiretin bol olduğu, birçok feyiz ve hikmetlerle dolu olan bir Miraç kandiline daha bizleri kavuşturan Cenab-ı Hakk’a hamd-ü senalar olsun. Bu geceyi en güzel şekilde değerlendirmeyi Rabbim cümlemize nasip eylesin!

İsra; Peygamber Efendimiz'in gece Burak isimli bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi hadisesidir. Peygamber Efendimiz (SAV) buradan Mi'raca çıkmıştır.

İsrâ hadisesi Kur'an ile sabit olduğu için bu hadiseyi inkar edip inanmayan imanından olur. Kur'an-ı Kerîm'de bu olay şöyle anlatılır:

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَه لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِير

““Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”(İsra,1)”

Mirac ise; Peygamber Efendimiz(s.a.s)' in göğe yükselerek Cenab-ı Allah'ın huzuruna kabul edilmesi mucizesidir. İsra ve Mirac Receb ayının yirmi yedinci gecesinde gerçekleşmiştir.

Peygamber Efendimiz Mekke'deyken Cebrâil (a.s) önce Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in göğsünü açmış, içini zemzem ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman nuru doldurmuş.

Buşerh-i sadr denilen göğüs açma olayı ile Peygamberimiz o muazzam geceye, göreceği olaylar karşısında rahat olması ve kendini kaybetmemesi için hazırlanmıştır.

Her peygamberin miracı bir vardır. Âdem Peygamber'in miracı Cenab-ı Allah'a karşı işlediği hatasından dolayı yaşadığı üzüntünün, pişmanlığın zirvesinde gerçekleşmişti. Af müjdesini işte böyle bir miracın sonunda almıştı Âdem Peygamber. Âdem Peygamber’in miracı Arafat’ta olmuştu.

Nuh Peygamber'in miracı da üzüntüsünün zirvesinde gerçekleşmişti. Bir insanın şu dünyada yaşayabileceği en uzun ömrü düşünün. İşte o, çocukluk süresi hariç, böyle bir ömrü davet yolunda harcamış, fakat li-hikmetin, ancak bir avuç insana ulaşabilmişti. Onlar arasına onca çabasına rağmen bazı yakınlarını katamamıştı. Karada gemi yapma emri, onun miraç hediyesiydi. Ve Nuh Peygamber’in miracı da yaptığı gemide gerçekleşmişti.

İbrahim Peygamber'in miracı ateşin içinde gerçekleşti. O, kendisine yardım için gelen vahiy meleğine, işte bu ruhi yüceliş sayesinde "Rabbim bana yeter" demişti. Hiçbir ateşin böylesine saf bir Allah aşkını ve imanı yakamayacağını gösterdi.

Oğlu İsmail Peygamber kurban edilirken, Yusuf Peygamber kuyuya atılırken, Yunus Peygamber denizden kurtulurken, Musa Peygamber büyütüldüğü saraya peygamber olarak atanırken, İsa Peygamber düşmanları kendisini astıklarını sanırken miraçlarını yaşadılar.

Bizim Peygamberimiz de davet sürecinin en zor yıllarında Miraçla ödüllendirildi.İsrâ ve Miraç, Peygamber Efendimiz’in Mekke'de karşılaştığı çilelere karşı sabretmesinin büyük bir hediyesiydi; Cenab-ı Allah Peygamber Efendimiz’i huzuruna çıkararak bazı dinî talimatları bildirmenin yanı sıra, Peygamber Efendimiz’in üzüntüsünü ve sıkıntısını hafifletmişti. Cenab-ı Allah’ın desteğinin her zaman inananların üzerinde olduğunun en önemli ispatıydı bu.

Müşrikler Peygamber Efendimiz'i iyice bunaltmışlardı, çevresini boşaltmış, Peygamber Efendimiz'i yalnızlaştırmışlardı. Peygamberimizin amcası ve himayecisi olan Ebu Talip ile vefakâr ve fedakâr eşi Hz. Hatice vefat etmişti.

Peygamberimiz Mekke'deki bütün desteklerini kaybedince Taif'e gidip İslam'ı anlatmak istiyor. Taif’liler onu taşlarla karşılıyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) yaralı bir şekilde Mekke'ye geliyor. Ama Mekke'ye sokulmuyor. Dağlarda geceliyor. İyice daralıyor. Kimsesiz ve sahipsiz kalıyor. Derken birilerinin araya girmesiyle Mekke'ye girebiliyor. Bu esnada bir de erkek çocukları birbiri ardınca vefat etmişler. Kalbi yaralı. Gözleri semada. Yani Peygamberimiz'e bir teselli lazımdı. İşte bu teselli, İsra ve Miraç yolculuğuydu.

Miraçta, Peygamber Efendimiz’in Allah Teala’nın huzurunda iken konuşmalarının başlangıcını oluşturan ve namazlarımızda her oturuşta okuduğumuz “ettehiyyatü” duası miracın bir hediyesidir. Namazlarımızda her oturuşta ettehıyyatü’yü okuduğumuz an var ya; işte o an Peygamber Efendimiz’in Miraç anını yaşama zamanımızdır bizim.

Peygamberimiz huzura çıkınca Allah-u Teâla “Konuş ya Muhammed!” diyor. Peygamberimiz hayretten donup kalıyor. Sonra Cenab-ı Allah Peygamberimizin kalbine ilham ediyor ve Peygamberimiz:

التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ

““Bütün tazim ve dualar, dil, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'adır” Diyor.”

Bunun üzerine Allah Peygamberimiz’e:

السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ

““Ey nebî, Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.””

Peygamber efendimiz de:

السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ

““Selam, bizlere ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun” diye mukabelede bulunuyor.”

Bu konuşmaya tanık olan melekler Kelime-i Şehadet getiriyor:

أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

““Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.””

İşte namazlarda oturuş anında okuduğumuz, diz çöküp kemal-i edeple huzura yöneldiğimizde arz ettiğimiz tahiyyat duası bu şuur ile yerine getirilmeli.

Daha sonra Peygamberimize bazı ahiret halleri gösteriliyor. Peygamber Efendimiz başlarını taşla ezen insanlar görüyor ve Cebrail’e bunların kim olduğunu soruyor ve Cebrail (a.s)’da, bunlar dünyadayken başları secdeye gitmeyenlerdir diyor.(Askalanî, Fethu’l-Bari, Menakıbu’l-Ensar:41; 7/597)

Peygamberimiz bir de dudakları deve dudağı gibi olan ve onların o dudaklarının kesilip ağızlarına ateşten bir taş koyulduğunu görüyor. Cebrail onların da dünyadayken yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenler olduğunu söylüyor.

Sonra vücutlarındaki derileri kesilip ağızlarına tıkılan ve kendilerine yediğiniz gibi yiyiniz denilen insanlar görüyor. Cebrail bunlarında koğucular, fitneciler, insanların ırz ve namusuna saldıranlar olduğunu söylüyor.

Sonra önlerine kurulmuş ve üzerinde çok güzel çeşit çeşit yemeklerin olduğu sofrayı bırakıp, o güzelim sofranın yanında kokuşmuş etlerden oluşan leşler yiyen insanlar görüyor.

Cebrail, bunların da zinakârlar olduğunu, Allahın helal kıldığı zevcelerini bırakıp haram yola sapanlar olduğunu söylüyor.

Sonra karınları evler gibi olan ve firavunla ailesinin bunları ayakları ile çiğnediğini görüyor, Cebrail, bunların da, faiz yiyenler olduğunu söylüyor.

Önemli olan, Mirac`ın ne zaman olduğu, nerede olduğu ve nasıl olduğu değil; önemli olan Mirac`ın bu ümmete verdiği engin mesajı her bir mü’minin ruhunda hissetmesi ve kendi miracının zeminini hazırlayarak onu gerçekleştirmesidir.

Bir insanın miracı anlayabilmesi için, önce kendi nefsinde imâni bir yükselişi gerçekleştirmesi lazım. Bunu gerçekleştirdiği zaman elde edeceği feraset ve basiret onun kâinata bakarak ilâhi gücü anlamasına ve bu güce sahip olan yüce yaratıcının vahiyle desteklediği bir insanın asla yalan söyleyemeyeceğini anlamasına yardımcı olur.

Bakın Hz. Ebu Bekir kendisine Peygamberimiz'in bir önceki gece göklere yükseltildiğini söylediği haber verilince ne diyor: "Bunu eğer o haber veriyorsa elbette doğrudur. Sizin hayret ettiğiniz de bir şey mi? Gündüzün veya gecenin bir anı içinde tâ göklerden kendisine vahiy geldiğini bana haber veriyor da ben ona yine inanıyorum. Tereddüt etmiyorum." Diyor Ebu Bekir…

Evet. Hz. Ebu Bekir Peygamberimiz'in vahiy ve miraç konusunda bildirdiklerinin doğruluğundan hiçbir zaman şüphe etmiyordu. Çünkü o kendi nefsinde imân miracını gerçekleştirmişti. Kendi nefsinde iman miracını gerçekleştiren bir müslümanın şüpheleri ve tereddütleri olmaz.

Ama nefsinde bu miracı gerçekleştiremeyen insan, kendini bu dünyaya çok bağladığı için aynı teslimiyeti, aynı feraseti gösteremez.

Müslümanın İsra ve Mirac olayından çıkaracağı birçok dersler var. Her şeyden önce Peygamber Efendimiz kendisine gösterilen gerçekleri:

"Acaba ben insanlara bu gece Mekke’den yürüyerek 30 günde gidilen Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya gittiğimi, oradan da göklere çıkartıldığımı söylersem insanlar bana inanırlar mı? Bunu kabul ederler mi?" diye düşünerek insanlara bunu açıklasam mı, açıklamasam mı diye hiç düşünmedi. Miraca yükseltildiği gecenin sabahında başından geçenleri insanlara hemen anlattı. Neden? Çünkü insanların aklına yatsa da yatmasa da gerçek her zaman gerçektir. Eğer bir gerçeğin bilinmesi gerekiyorsa, bu bir sır değilse mutlaka açıklanması lazım insanlara. Baştan bunu bilmemiz ve anlamamız lazım.

Mirac "yükselme, yücelme" anlamına gelir. Mü'minin de imanıyla yücelmesi, yüksek mertebelere ulaşması onun için bir miracdır. İslâm'ın insana kazandırdığı ahlâki ve imâni değerlerle donanmak, İslâm'ın güzelliklerini kendinde toplayabilmek mü'min için bir miraçtır.

Cebrail (a.s.) Peygamberimiz’e gelerek yolculuk öncesinde onun göğsünü yarıp kalbini çıkarıyor ve kalbini iman ve hikmetle yıkıyor. Demek ki miraca önce kalple hazırlanmamız gerekiyor. Yüce makamlara ulaşmak isteyen bir mü'minin de kalbini iman ve hikmet sırlarına aykırı kirlerden temizlemesi gerekir.

Özellikle son günlerde çok gündemde olan deizm gibi değişik sapık inançların her tarafı kuşattığı günümüzde kalbimizi bu sapık inançlardan ve sanki dindarlıkmış gibi öğretilen saplantıların kirlerinden temizlemeden, gerçek anlamda bir yükseliş gerçekleştirmemiz mümkün değil. Bunu bilmemiz lazım.

O halde hayatımızda bir miraç yolculuğuna başlamak istiyorsak önce göğsümüzü yarıp kalbimizi çıkarmamız ve kalbimizi iman ve hikmet nurlarıyla yıkamamız lazım. Ama iş bununla bitmiyor. Çünkü yolculuk bundan sonra başlıyor. Mü'min İslâm'ın güzelliklerinden birini hayatına geçirdiği zaman bu kutlu mirac yolculuğunda bir adım atmış, bir derece yükselmiş olur.

Bu yolculukta "iki günü birbirine eşit olan zarardadır" ilkesine göre hareket ederek sürekli yücelmek, sürekli ilerlemek gerekiyor.

Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde: "Namaz mü'minin miracıdır" buyuruyor. Ancak namazın gerçekten bir mirac olabilmesi için mü'minin sanki Cenab-ı Allah'ı görüyormuş gibi O'na ibadet etmesi gerekir. İşte bu şekilde kılınan bir namaz gerçekten mü'min için bir mirac olur.

İşte o zaman mü'min günde beş kere miraca, yani Cenab-ı Allah'ın huzuruna çıkma mutluluğunu yaşar. Günde beş kere miraca çıkan bir mü'minden de iyilikten başka bir şey beklenmez.

Namazını bu şuurla kılan bir müslümanın camide namazını kılıp da daha caminin ayakkabılığında dedikodu yapması beklenemez.

Kendi hayatında miracı gerçekleştirebilenler, İsra ve Mirac ruhunu bir hayat şuuru edinebilenler "iman kardeşliği"nin getirdiği sorumluluğun da farkında olur.

İsra ve Mirac ruhuyla yücelebilenlerin İsra ve Mirac topraklarına karşı sorumluluklarını da unutmamaları gerekir. Bugün İsra ve Mirac toprakları, Peygamberimiz’in miracına şahitlik eden kutsal Mescid-i Aksa; siyonist zalimlerin işgali altındayken gönlüne mirac şuurunu yerleştirebilenlerin kendilerini rahat hissetmeleri mümkün değil.

Yani “bana ne kardeşim –sözüm ona- nankör Araplardan, ne halleri varsa görsünler” diyemez Müslüman, dememeli.

Miraç sadece Müslümanlara değil, tüm insanlığa bir hediyedir. Çünkü Peygamberimiz insanlık adına Âlemlerin Rabbi ile buluştu o gece. Peygamber Efendimiz Cenab-ı Allah'ın huzurunda iken orada bizim elçimizdi. Miraçtan döndüğükten sonra ise bizim aramızda Cenab-ı Allah'ın elçisiydi. Cenab-ı Allah'ın huzurunda bizi temsil etti, bizim yanımızda ise Allah'ın elçiliği görevini yaptı.

Miracın semereleri ve faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Öncelikle, Peygamberimiz Miraç’ta bütün iman hakikatlerini yani; melekleri, cenneti, cehennemi, ahireti, Cenab-ı Allah’ı dünya gözüyle görmüştür. İşte bununla insanlığa öyle bir hazine ve öyle değerli bir hediye getirmiştir ki, bu adeta kâinatı bir anda canlandırmış ve ayağa kaldırmıştır. İnsanların dikkatini kâinata çekerek, kendi gördüğü gibi, bütün isim ve sıfatlarıyla Cenab-ı Allah’ı tüm insanlara da göstermiştir. Bu da insanlara büyük bir değer kazandırmıştır. İnsanlara, ne kâinatın, ne de kendilerinin boşu boşuna olmadığını gösteren bir hadisedir bu. Kâinatın insanlar tarafından okunması için Cenab-ı Hak tarafından yazılmış bir mektup olduğunu gösteren bir hadisedir bu.

İşte bütün bunlar insanları Cenab-ı Allah’ın değerli dostları ve muhatapları haline getirmiştir. Bu ise insanları ahsen-i takvim suretine çıkaran çok önemli bir durumdur.

Cenab-ı Allah, kendi katına insanlardan bir elçi çıkarıp, ona ayetlerini göstererek insanın bütün varlıklar içerisinde en üstün ve en değerli varlık olduğunu ispat etmiştir. Her insanın kendisiyle konuşabileceğini ve katına yükselebileceğini bütün insanlara göstermiş ve bunun yollarını da öğretmiştir. Bunun yolu Kur’an’ı okumaktan geçer. Çünkü bizim Peygamberimiz; “Allah ile konuşmak isteyen Kuran okusun.” Buyuruyor.

İkinci olarak, Mirac bize şuursal yükselişimizi gerçekleştirdiğimiz namaz ibâdetini (Salâtı İkâmeyi) kazandırmıştır. Peygamberimiz Miraç’tan Cenab-ı Rabbil Alemin’in razı olacağı ve seveceği şeylerin neler olduğu müjdesini getirdi. Cenab-ı Allah'ın nelerden razı olacağının haberini getirdi bize. Bizim Cenab-ı Allah ile nasıl buluşacağımızın, nasıl görüşeceğimizin yollarını anlattı. İşte Cenab-ı Allah ile beraber olmanın en güzel yolu Peygamberimizin gözümün nuru ve mü’minlerin miracı dediği beş vakit namazda huzura çıkmaktır.

Üçüncü olarak; sonsuz kurtuluş ve mutluluk hazinesinin anahtarını alıp getirmiş, cinlere ve insanlara hediye etmiştir. Bu Ümmet-i Muhammedden olup ta, Allah’a şirk koşmayan herkesin günahlarının bağışlanıp cennetle müjdelenmesidir.

Dördüncüsü, Peygamberimiz bize Cenab-ı Allah'ın nur cemalini görme hediyesini getirdi. Kendisi o gece Rabbinin cemalini gördüğü gibi, Cennette de mü'minlerin göreceğinin müjdesini verdi.

Beşincisi, insanın eşref-i mahlûkat olduğu anlaşılmıştır bu gece. İnsan aciz, zayıf ve muhtaç bir varlık iken, Cenab-ı Allah ile yakınlık kurunca öyle bir makama ulaştı ki, bütün kâinatın da üstünde bir mertebe kazandı.

"Sen öldükten sonra yok olmayacaksın, ebedi bir Cennete gideceksin. Orada Rabbinin cemalini göreceksin" müjdesi ile insanoğlu mahlûkatın en şereflisi olan Eşref-i Mahlûkat oldu.

Ayrıca Mirac gecesi bu ümmete Bakara Sûresi’nin son iki ayeti yani Âmenerrasûlü hediye edilerek, imanın hükümleri belirlenmiş ve kimseye gücünün yetmeyeceği bir mükellefiyet verilmeyeceği müjdelenmiştir.

Evet Mirac ile Ümmet-i Muhammed’e bu ve bunlar gibi daha binlerce ve milyonlarca hediyeler verilmiştir. Her mü’min bunları bilip, bunlar için Allah’a şükretmesi lazım.

Dolayısıyla bu gece şükür gecesidir. Bu gece Cenab-ı Hakk’a namaz kılarak, bol bol Kur’an okuyarak, dua ederek, verdiği nimetleri tefekkür ederek şükredelim. Miracımız miladımız olsun. Namaza başlamamıza vesile olsun.

Bu Miraç Kandili, ülkemiz, milletimiz ve gönül coğrafyamız için hayırlara vesile olsun inşallah.

Şu mübarek gecede Allah’a açılan eller, yakaran diller, başta İsrâ ve Miracın cereyan ettiği kutsal topraklar olmak üzere, bütün İslâm âleminin birlik ve beraberliğine, dirlik ve düzenliğine vesile olsun inşallah.

MİRAÇ KANDİLİ DUASI-2018

Bu gece şu mübarek Miraç Kandili hurmetine senin rızanı umarak camimizde toplandık, huzuruna geldik, boynumuzu büktük, ellerimizi açtık, bizleri kapından, huzurundan boş çevirme Ya Rabbi!

Kur’an ile bizleri huzura ve mutluluğa ulaştır Ya Rabbi!

Bizler Kur’an’ı okumayı, anlamayı ve yaşamayı nasib eyle Ya Rabbi!

Yaptığımız hatalara, kusurlara, günahlara pişman olduk, tövbe ediyoruz; şu mübarek gecenin hurmetine bizleri bağışla Ya Rabbi!

Bizi Sırat-ı Müstakim üzere daim eyle Ya Rabbi!

Şeytanın kalbimize girip bizi saptırmasına fırsat verme Ya Rabbi!

Zikrinle kalplerimizi nurlandır, sevginle kalplerimizi doldur, rahmetini bizden esirgeme Ya Rabbi!

Bazı yüzlerin ağarıp, bazılarının kararacağı o günde, yüzleri ak, gönlü pak olan; Peygamberimizin hamd sancağı altında toplanan mesut ve bahtiyar kullardan olmayı, onlarla beraber cennete girmeyi ve cemalini seyretmeyi bizlere nasib eyle Ya Rabbi!

Mülkün sahibi sensin. Dilediğine verir, dilediğinden alırsın. Hayır senin elinde, sen her şeye kadirsin. Kalplerimizi doğru yola ilet ve bir daha eğriltme Ya Rabbi!

Bize hem bu dünyada, hem de öbür dünyada iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru Ya Rabbi!

Sen affedicisin, affetmeyi seversin; bizi affeyle Ya Rabbi!

Bizi korktuklarımızdan emin eyle, umduklarımıza nail eyle Ya Rabbi!

Yurdumuzu, milletimizi ve bütün İslam diyarını her türlü afetlerden, belalardan, musibetlerden ve düşman istilasından koru Ya Rabbi!

Ülkemize kasteden iç ve dış düşmanlara ve hainlere fırsat verme Ya Rabbi!

Birlik ve beraberliğimizi bozma Ya Rabbi!

Bu ordu İslam’ın son ordusu; ordumuzu hainlere, zalimlere karşı muzaffer eyle Ya Rabbi!

Vatanımızı ve milletimizi ilelebet payidar eyle Ya Rabbi!

Gölümüzdeki İslam nurunu söndürmek isteyenlere fırsat verme Ya Rabbi!

Hakkı, hak olarak görmeyi ve ona uymayı; batılı batıl olarak görmeyi ve ondan kaçınmayı bizlere nasib eyle Ya Rabbi!

Okuduğumuz Kur’an-ı Kerim’i, mevlid-i nebeviyi ve arasında getirilen tekbirleri ve salat-ü selamları dualarımızla birlikte kabul eyle Ya Rabbi!

Hasıl olan sevabı peygamberlerin ilki Hz. Adem ile sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (SAV) ve her ikisi arasında gelmiş-geçmiş bütün peygamberlerin mübarek ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi!

Peygamber Efendimizin âlinin, ezvacının, ashabının ve etbaının ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle Ya Rabbi!

Evliyanın, asfiyanın, âlimlerimizin ve ahrete imanla gitmiş bütün mü’minlerin ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle Ya Rabbi!

Şu mübarek gecende senin evinde sana misafir olup ellerini açıp amin diyen şu cemaatin bütün geçmişlerinin ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi!

Bu mabedin yapımından bu güne kadar burada emeği olan ve rahmeti rahmana kavuşmuş olan ecdadımızın ruhlarına hediye eyledik haberdar eyle Ya Rabbi!

Şu mübarek gecede sadece senin rızanı umarak bizlere ikramda bulunan kardeş(ler)imizin bütün geçmişlerine hediye ediyoruz, kabul eyle Ya Rabbi!

Gönderdiğin Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an hurmetine, bütün sevdiklerin ve Habibin Hz. Muhammed Mustafa (SAV) hurmetine dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!

Recep ve Şaban ayını bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a kavuştur Ya Rabbi!

Bu mübarek gün ve geceleri yeniden dirilişimize vesile kıl Ya Rabbi!

Son nefeste cümlemize iman ve Kur’an selameti ile

-buyrun- “Eşhedü enla….” Kelimei-i şehadeti getirmeyi nasib eyle Ya Rabbi!

Bize dünyada ve ahrette iyilik ve güzellik ver Ya Rabbi!

Bizi, annemizi-babamızı ve bütün mü’minleri bağışla Ya Rabbi!

Yapmış olduğumuz duaları Mescid-i Haram’da, Arafatta; Ravza-i Mutahhara’da ve dünyanın her yerinde Allah dostlarının gözyaşları içinde yaptıkları o kabul olunan dualara ilhak eyleyip kabul eyle Ya Rabbi!