MUHARREM AYI, AŞURA GÜNÜNÜN ÖNEMİ VE KERBELÂ
MUHARREM AYI HARAM AYLARDANDIR
إِنَّ عِدَّةَ الشُّهُورِ عِنْدَ اللَّهِ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا فِي كِتَابِ اللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ذَلِكَ الدِّينُ الْقَيِّمُ فَلَا تَظْلِمُوا فِيهِنَّ أَنْفُسَكُمْ
“Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.”
Tevbe, 9/36
Bu aylardan Muharrem birinci, Recep yedinci, Zilkade on birinci ve Zilhicce de on ikinci aydır.
"Haram aylar" içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ayrıcalığı "Muharrem" adından da fark etmek mümkündür; zira "muharrem" kelimesi "haram kılınmış", "hürmete layık" anlamlarına gelir.
MUHARREM AYI NEDEN ÖNEMLİDİR?
Muharrem ayı, haram aylardan biridir.
Peygamberlerin duaları bu ayda kabul edilmiştir.
Hicrî/kamerî takvimin başlangıcıdır.
Aşura orucu bu aydadır.
AŞURA GÜNÜNDE ORUÇ TUTMANIN ÖNEMİ
قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ فَرَأَى الْيَهُودَ تَصُومُ يَوْمَ عَاشُورَاءَ فَقَالَ مَا هَذَا قَالُوا هَذَا يَوْمٌ صَالِحٌ نَجَّى اللَّهُ فِيهِ بَنِي إِسْرَائِيلَ مِنْ عَدُوِّهِمْ فَصَامَهُ مُوسَى فَقَالَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَا أَحَقُّ بِمُوسَى مِنْكُمْ فَصَامَهُ وَأَمَرَ بِصِيَامِهِ
“İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hz. Peygamber Medine'ye geldiğinde Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü. 'Bu nedir?' diye sordu. 'Bu hayırlı bir gündür; Allah'ın İsrailoğullarını düşmanlarından kurtardığı, bu sebeple de Musa'nın oruç tuttuğu gündür' dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) 'Ben Musa'ya sizden daha layığım' buyurdu; hem kendisi bu günde oruç tuttu hem de başkalarına oruç tutmalarını emretti.”
Buhârî, Savm, 69
أَفْضَلُ الصِّيَامِ بَعْدَ رَمَضَانَ شَهْرُ اللَّهِ الْمُحَرَّمُ وَأَفْضَلُ الصَّلَاةِ بَعْدَ الْفَرِيضَةِ صَلَاةُ اللَّيْلِ
“Ramazan orucu dışında en faziletli oruç, Allah'ın ayı Muharrem'de tutulan oruçtur. Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır.”
Müslim, Sıyâm, 202
AŞURA GÜNÜNDE GERÇEKLEŞEN HADİSELER
Hz. Âdem'in (a.s.) tövbesi Aşura günü kabul edilmiştir.
Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdî Dağı'nın üzerine Aşura gününde demirlemiştir.
Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuş, Hz. İbrahim ateşten o gün kurtulmuştur.
Hz. Yusuf, kardeşlerinin attığı kuyudan Aşura günü çıkarılmıştır.
Hz. Yakub'un (a.s.), oğlu Hz. Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Aşura günü kurtulmuştur.
Hz. Musa (a.s.) Aşura gününde bir mucize eseri olarak denizi yarıp geçmiş, Firavun ile ordusu sulara gömülmüştür.
Hz. İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir.
1. HZ. ÂDEM'İN TÖVBESİ AŞURA GÜNÜ KABUL EDİLMİŞTİR
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
“Dediler ki: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”
A'râf, 7/23
2. HZ. NUH'UN GEMİSİ AŞURA GÜNÜ CÛDÎ'YE OTURMUŞTUR
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا فَأَخَذَهُمُ الطُّوفَانُ وَهُمْ ظَالِمُونَ
“Andolsun, biz Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik. O da dokuz yüz elli yıl onların arasında kaldı. Neticede onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.”
Ankebût, 29/14
قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ
“Nuh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاءَ لَا يُؤَخَّرُ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
“Allah'a ibadet edin, O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz!”
قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا
“Nuh şöyle dedi: "Ey Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz imana davet ettim.”
فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا
“Fakat benim davetim, ancak onların kaçışını artırdı.”
وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا
“Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”
Nûh, 71/2-7
فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ
“Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz tebliğ görevinden alıkonuldu.”
Kamer, 54/9
فَدَعَا رَبَّهُ أَنِّي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ
“O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.”
Kamer, 54/10
فَفَتَحْنَا أَبْوَابَ السَّمَاءِ بِمَاءٍ مُنْهَمِرٍ
“Biz de göğün kapılarını, dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.”
وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَاءُ عَلَى أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
“Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular, takdir edilmiş bir iş için birleşti.”
Kamer, 54/11-12
EMİR GELİR: TÜM HAYVAN ÇEŞİTLERİNDEN BİRER ÇİFT GEMİYE BİNER
حَتَّى إِذَا جَاءَ أَمْرُنَا وَفَارَ التَّنُّورُ قُلْنَا احْمِلْ فِيهَا مِنْ كُلٍّ زَوْجَيْنِ اثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَنْ سَبَقَ عَلَيْهِ الْقَوْلُ وَمَنْ آمَنَ وَمَا آمَنَ مَعَهُ إِلَّا قَلِيلٌ
“Nihayet emrimiz gelip tandır kaynamaya başlayınca Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan erkekli dişili birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.”
Hûd, 11/40
Hz. Nuh'un oğulları Sâm, Hâm ve Yâsef kendisine iman etmelerine karşın, asi oğlu Kenan ve kavminden pek çok kimse ona inanmadı.
Bin seneye yakın Allah'ın emirlerini kavmine tebliğ etmesine rağmen Hz. Nuh (a.s.) çok zulme uğradı ve inanmayanların alaylarına maruz kaldı. Sonunda kavmini Allah'a şikâyet etti. Allah (c.c.) Hz. Nuh'a çok büyük bir gemi yapmasını emretti ve ona yardım etmesi için Cebrail'i (a.s.) gönderdi. Hz. Nuh (a.s.) emre itaat ederek büyük bir gemi yaptı; kendisine iman eden ne kadar mümin varsa onları gemiye bindirdi, her cinsten birer çift hayvanı da yanına aldı.
Ve Allah (c.c.) sonunda büyük tufanı kopardı. Gökten yağan yağmurlar ve yerden fışkıran sular bütün yeryüzünü kapladı. Bu sırada büyük gemi hareket etti; sadece gemiye binen müminler kurtuldu.
وَقَالَ ارْكَبُوا فِيهَا بِسْمِ اللَّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَحِيمٌ
“Nuh dedi ki: "Binin ona! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Hûd, 11/41
وَهِيَ تَجْرِي بِهِمْ فِي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادَى نُوحٌ ابْنَهُ وَكَانَ فِي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِرِينَ
“Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum! Bizimle beraber sen de bin, inkârcılarla birlikte olma" diye seslendi.”
Hûd, 11/42
قَالَ سَآوِي إِلَى جَبَلٍ يَعْصِمُنِي مِنَ الْمَاءِ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ اللَّهِ إِلَّا مَنْ رَحِمَ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَقِينَ
“O, "Ben kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.”
Hûd, 11/43
وَقِيلَ يَا أَرْضُ ابْلَعِي مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمَاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ
“Ey yeryüzü, yut suyunu! Ey gök, tut suyunu!" denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi de Cûdî'ye oturdu ve "Zalimler topluluğu, Allah'ın rahmetinden uzak olsun!" denildi.”
Hûd, 11/44
Gemi aylarca suda kaldı. Bu zaman zarfında yanlarına aldıkları yiyecekler tükenmeye başladı. Geriye kalan yiyecekleri bir kazanda toplayarak bir çorba pişirdiler. İşte o zaman yapılmış çorbaya bugün biz "aşure" diyoruz.
Aşure, yüzyıllardan günümüze kadar değişmeyen bir gelenek hâline gelmiştir. Osmanlı zamanında bu aya çok önem verilir; Muharrem ayının onuncu günü oruçla başlanır, kazanlarca aşure yapılıp eşe dosta, konu komşuya ikram edilirdi. Hatta gönüllü "aşure sebilcileri" fakir fukaraya aşure dağıtırdı.
3. HZ. İBRAHİM AŞURA GÜNÜ ATEŞTEN KURTULMUŞTUR
قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
“Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.”
Enbiyâ, 21/69
Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail (a.s.) da Aşura günü doğmuştur.
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ
“Ey Rabbim! Bana salihlerden olacak bir çocuk bağışla.”
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلِيمٍ
“Biz de ona uysal bir oğul müjdeledik.”
Sâffât, 37/100-101
4. HZ. YUSUF KUYUDAN AŞURA GÜNÜ ÇIKARILMIŞTIR
وَجَاءَتْ سَيَّارَةٌ فَأَرْسَلُوا وَارِدَهُمْ فَأَدْلَى دَلْوَهُ قَالَ يَا بُشْرَى هَذَا غُلَامٌ وَأَسَرُّوهُ بِضَاعَةً وَاللَّهُ عَلِيمٌ بِمَا يَعْمَلُونَ
“Bir kervan gelmiş, sucularını suya göndermişlerdi. Sucu kovasını kuyuya salınca "Müjde, müjde! İşte bir oğlan!" dedi. Onu alıp bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını biliyordu.”
Yûsuf, 12/19
5. HZ. YAKUB'UN GÖZLERİ AŞURA GÜNÜ AÇILMIŞTIR
اذْهَبُوا بِقَمِيصِي هَذَا فَأَلْقُوهُ عَلَى وَجْهِ أَبِي يَأْتِ بَصِيرًا وَأْتُونِي بِأَهْلِكُمْ أَجْمَعِينَ
“Bu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki gözleri açılsın; bütün ailenizi de bana getirin" dedi.”
Yûsuf, 12/93
فَلَمَّا أَنْ جَاءَ الْبَشِيرُ أَلْقَاهُ عَلَى وَجْهِهِ فَارْتَدَّ بَصِيرًا
“Müjdeci gelip gömleği Yakub'un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi.”
Yûsuf, 12/96
6. HZ. EYYÛB AŞURA GÜNÜ ŞİFAYA KAVUŞMUŞTUR
وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَأَنْتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
“Eyyûb'u da hatırla! Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım; sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.”
Enbiyâ, 21/83
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِنْ ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ
“Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik.”
Enbiyâ, 21/84
7. HZ. YUNUS AŞURA GÜNÜ BALIĞIN KARNINDAN ÇIKMIŞTIR
وَذَا النُّونِ إِذْ ذَهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
“Zünnûn'u da hatırla! Hani öfkelenerek gitmişti de kendisini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Derken karanlıklar içinde, "Senden başka hiçbir ilah yoktur; seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten zulmedenlerden oldum" diye dua etti.”
Enbiyâ, 21/87
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ وَكَذَلِكَ نُنْجِي الْمُؤْمِنِينَ
“Biz de duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız.”
Enbiyâ, 21/88
8. HZ. MUSA AŞURA GÜNÜ DENİZDEN GEÇMİŞTİR
وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ الْبَحْرَ فَأَنْجَيْنَاكُمْ وَأَغْرَقْنَا آلَ فِرْعَوْنَ وَأَنْتُمْ تَنْظُرُونَ
“Hani sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.”
Bakara, 2/50
9. HZ. İSA AŞURA GÜNÜ DÜNYAYA GELMİŞ VE O GÜN SEMAYA YÜKSELTİLMİŞTİR
فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا
“Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
Meryem, 19/27
فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا
“Bunun üzerine Meryem, çocuğa işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.”
Meryem, 19/29
قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا
“Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı verdi ve beni bir peygamber yaptı.”
Meryem, 19/30
ÜMMETİN ORTAK ACISI: KERBELÂ
Değerli Müminler!
Kerbelâ olayının sebeplerine kısaca bakalım. Hz. Muhammed'in 632 yılında vefat etmesinden sonra Müslüman toplumunun başına kimin geçeceği tartışıldı. Müslümanların bir kısmı önce Hz. Ebû Bekir'in halifeliğini kabul ettiler. Hz. Ebû Bekir'den sonra sırasıyla Hz. Ömer b. Hattâb, Hz. Osman b. Affân ve Hz. Ali b. Ebû Tâlib halifeliğe geldiler.
Hz. Osman'ın 656 yılında asiler tarafından şehit edilmesinden sonra Hz. Ali halife olarak başa geçti. Bunun üzerine Hz. Osman'ın amcasının oğlu Hz. Muâviye ile Hz. Talha, Hz. Zübeyr, Hz. Âişe ve Hz. Osman'ın bazı akrabaları, Hz. Ali'den katillerin bulunmasını ve onlardan kısas alınmasını istedi. Hz. Ali ise bir süre ortalığın yatışmasının beklenmesini istedi.
Bunun üzerine Hz. Muâviye, Hz. Talha, Hz. Zübeyr ve Hz. Âişe, Hz. Ali'ye darıldı. Daha sonra Hz. Talha ve Hz. Zübeyr bir ordu topladı. Bunu bir isyan kabul eden Hz. Ali ordusuyla olay yerine hareket etti. İlk başta savaş olmamasına rağmen iki tarafın askerlerinin sözlü atışması üzerine durum gerginleşti ve bir anda savaşa dönüştü. Savaşta Hz. Talha ve Hz. Zübeyr şehit oldu; Hz. Âişe ise Hz. Ali tarafından Medine'ye gönderildi. Muâviye hilafetini ilan etti ve İslam Devleti, Hz. Ali ile Hz. Muâviye arasında ikiye bölündü.
HZ. ALİ'NİN ŞEHADETİ VE KERBELÂ'DA YAŞANANLAR
Hz. Ali yaklaşık beş yıl halifelik yaptıktan sonra 661 yılında Hâricîler'den Abdurrahman b. Mülcem tarafından gerçekleştirilen bir suikast sonucu hayatını kaybetti ve iktidar yirmi yıllığına Muâviye'de kaldı.
Muâviye hayattayken oğlu Yezid'e biat etmeleri için taraftarlarından ve Hicaz ahalisinden biat istedi. Lakin taraftarları ve Hicaz ahalisi oğluna biat etmediler; sebep olarak Hz. Hasan ile yaptığı anlaşmayı gösterdiler. Bunun üzerine Muâviye bu arzusundan vazgeçti.
Muâviye 680 yılında ölünce Yezid başa geçti. Yezid ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazarak, Hüseyin b. Ali'ye değil kendisine itaat etmesini, aksi takdirde bunu canıyla ödeyeceğini bildirdi. Bu arada Hz. Hüseyin, Kûfelilerden kendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyordu; Kûfe'ye gelip halife olduğunu ilan ederse kendisini destekleyeceklerini söylüyorlardı.
KÛFELİLER İHANET ETTİ
Yezid'in halifeliğini kabul etmeyen Kûfeliler, Mekke'ye gelerek Emevîlere karşı birlik olma teklifiyle Hz. Hüseyin ve akrabalarını şehirlerine davet ettiler. Daha önce hem babası Hz. Ali'ye hem de ağabeyi Hz. Hasan'a ihanet eden Kûfelilerin bu teklifine şüpheyle yaklaşan Hz. Hüseyin, öncü olarak amcasının oğlu Müslim b. Akîl'i Kûfe'ye gönderdi. Kûfe'de on sekiz bin kişi Müslim'in önünde Hz. Hüseyin'e biat etti. Ancak daha sonra Kûfeliler ihanet ederek Emevîlerin Müslim'i öldürmesine göz yumdu.
Kûfelilerin biat etmesini memnuniyetle karşılayan ama Müslim'in öldürülmesinden haberdar olmayan Hz. Hüseyin, aile fertleriyle Kûfe'ye doğru yola çıktı. Yolda Müslim'in başına gelenleri haber alıp Kûfe'ye gitme kararını gözden geçirdiyse de, Müslim'in oğullarının babalarının intikamını almak istemeleri üzerine ilerleyişine devam etti.
KERBELÂ
Yaklaşık yetmiş bir taraftarı ve ailesiyle Kûfe'ye doğru yola çıktı. Sayıca fazla olmayan Kûfeli taraftarları Yezid'in yandaşları tarafından bastırıldı. Hz. Hüseyin ve beraberindekiler Kerbelâ'da Yezid'in dört bin beş yüze yakın adamıyla karşılaştılar. Burada meydana gelen savaşta Hz. Hüseyin ve taraftarlarının hepsi şehit edildi, ailesi esir alındı.
Muhterem Kardeşlerim!
Bu acı olayın tasvibi mümkün değildir. Müslümanlara düşen görev; bu tür olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak, kardeşliği, birlik ve beraberliği koruyabilmek ve Yüce Allah'ın şu emirlerini rehber edinerek hak yola erişmektir:
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا
“Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanıp bölünmeyin.”
Âl-i İmrân, 3/103
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ
“Müminler ancak kardeştirler.”
Hucurât, 49/10
DUAMIZ
Hz. Âdem (a.s.), cennette yaptığı hatadan dolayı tövbe etmiş ve tövbesi Allah tarafından Aşura günü kabul edilmiştir. "Rabbim! Sen affedicisin, affetmeyi seversin; bizi de affet, tövbelerimizi kabul et, cennet ve cemaline mazhar eyle."
Hz. Nuh (a.s.): İnanmayan insanlar tufanla helak olurken inananlar gemiye binip Aşura günü karaya inerek tufandan kurtulmuşlardı. "Rabbim! Bizi de şu asrın fırtınalı fitne ve isyanından kurtarıp ebediyetin sahil-i selameti olan cennetine nail eyle."
Hz. İbrahim (a.s.): Peygamberimizin mübarek neslini taşıyan Hz. İsmail Aşura günü dünyaya gelmiş ve Hz. İbrahim'in nesli için yaptığı dua kabul olmuştur. "Rabbim! Bizi de cehennem ateşinden kurtar, neslimizi mübarek eyle ve çocuklarımızı salih, hayırlı evlatlar eyle."
Hz. Yakub (a.s.): Hz. Yusuf'un hasretiyle gözleri kapanmış, gönderdiği gömleği Aşura günü gözlerine sürmesiyle gözleri açılıp şifa bulmuştur. "Rabbim! Bizim de basiret gözümüzü aç; hakkı hak bilip uymayı, batılı da batıl bilip ondan uzaklaşmayı bizlere nasip eyle."
Hz. Yusuf (a.s.): Kardeşlerinin ihanetine uğramış, onu kuyuya atarak öldürmek istemişlerdi. Allah onu korudu ve Aşura günü kuyudan kurtardı. "Rabbim! Bizleri de yaşadığımız asrın dalalet kuyularına, sefahat ve günah kuyularına düşmekten koru, muhafaza eyle ve aziz kullarından eyle."
Hz. Yunus (a.s.): İzinsiz görev yerini terk ettiği için bindiği gemiden denize atıldı; onu bir balık yuttu. Allah'ın izniyle Aşura günü balığın karnından kurtuldu. "Rabbim! Nefsimizi bize musahhar eyle ki ebedî hayatımızı yutup harap etmesin. Bizi de sahil-i selamet olan dâr-ı bekaya çıkar, saadet ve selamete erdir."
Hz. Eyyûb (a.s.): İmtihanın gereği olarak sınanmış ve çetin bir hastalık kendisine verilmişti. Bu hastalığa çok sabreden Hz. Eyyûb, Aşura günü şifa buldu. "Rabbim! Bizim de maddî ve manevî hastalıklarımıza, sıkıntılarımıza şifa ver; zorluklarımızı kolaylığa tebdil eyle. Darda, zorda kalanlara da yardım eyle."
Hz. Davud (a.s.): Allah, yapılan dua ve tövbeleri kabul edendir. Hz. Davud'un duası ve Allah'a yaptığı ilticası da Aşura günü kabul edilmiştir. "Rabbim! Matlubumuzu bize ihsan eyle; dualarımızı ve tövbelerimizi kabul eyle ve bizi razı olacağın iş ve amellerle meşgul eyle."
Hz. Musa (a.s.): Firavunun zulüm ve baskısından kurtulmak için yola çıktı. Peşine düşen Firavundan, Aşura günü Allah denizi yol yaparak onu kurtardı. "Rabbim! Bizi de asrımızın zalimlerinden, firavunlarından ve nefsimizin firavunluğundan koru; bizleri doğru yoldan ayırma, kurtuluşa erenlerden eyle."
Hz. İsa (a.s.): "Ben gideyim ki size Ahmed gelsin" diyerek Peygamberimizi bizlere müjdelemişti. Hz. İsa Aşura günü doğdu ve o gün semaya yükseltildi. "Rabbim! İncil'de Ahmed, Tevrat'ta Ahyed, Kur'an'da Muhammed diye bizlere müjdelediğin Peygamberimize bizleri hakiki ve samimi ümmet eyle."
Âmin. Velhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn. El-Fâtiha.
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI — Din Hizmetleri Uzmanı
Din Hizmetleri Uzmanı
