EY İNSAN! KALBİNİ BİLE YÖNETEMEZKEN NEYİN SAHİBİSİN?
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ
1.AYET
تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“Mülk elinde bulunan Allah ne yücedir! O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
(Mülk, 67/1)
1. HADİS
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى الْكِبْرِيَاءُ رِدَائِي وَالْعَظَمَةُ إِزَارِي
“Allah Teâlâ buyurur ki: Kibriya benim ridam, azamet benim izarımdır.”
(Müslim, Birr, 136)
Aziz Müminler!
İnsan bazen kendisini bir şeylerin sahibi zanneder.
“Benim malım ”
“Benim evim ”
“Benim dükkânım ”
“Benim makamım ”
“Benim bedenim ”
Peki gerçekten senin mi?
Eğer bu kalp senin olsaydı, yıllardır durmadan çalışan kalbine:
“Bir saat dur, biraz dinlen!” derdin, dururdu.
Eğer bu kalp senin olsaydı, gece uyurken de çalışmaya devam etmezdi.
Ama sen uyurken o çalışıyor.
Sen farkında değilken o atıyor.
Sen emretmediğin halde o görevini yapıyor.
Demek ki kalp senin değil
Onu çalıştıran başka bir Kudret var.
2. AYET
وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَإِلَى اللَّهِ الْمَصِيرُ
“Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dönüş de Allah’adır.”
(Nûr, 24/42)
2. HADİS
لَوْ أَنَّ الدُّنْيَا تَعْدِلُ عِنْدَ اللَّهِ جَنَاحَ بَعُوضَةٍ مَا سَقَى كَافِرًا مِنْهَا شَرْبَةَ مَاءٍ
“Dünya Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değerli olsaydı, kâfire ondan bir yudum su bile vermezdi.”
(Tirmizî, Zühd, 13)
Ey Kardeşim!
Beyazlaşan saçlarına:
“Artık beyazlama!” diyebiliyor musun?
Sakalına:
“Yaşlı göstermeyi bırak!” diyebiliyor musun?
Her hafta kestiğin tırnaklarına:
“Artık uzama!” diyebiliyor musun?
Saçına:
“Dökülme!” diyebiliyor musun?
Gözlerine:
“Yaşlanma!” diyebiliyor musun?
Hayır
Çünkü beden senin mülkün değildir.
Sen sadece emanetçisin.
Emanetin sahibi ise Allah'tır.
3. AYET
إِنَّ اللَّهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِي الْأَرْحَامِ وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِي نَفْسٌ بِأَيِّ أَرْضٍ تَمُوتُ
“Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hiç kimse nerede öleceğini de bilemez.”
(Lokmân, 31/34)
3. HADİS
أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ
“Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”
(Tirmizî, Zühd, 4; Nesâî, Cenâiz, 3)
Ey Nefsim!
Dünyaya gelirken ne getirdin?
Hiçbir şey
Üzerinde bir elbise bile yoktu.
Bir evin yoktu.
Bir makamın yoktu.
Bir servetin yoktu.
Bir avuç toprak kadar bile mülkün yoktu.
Allah verdi.
Allah büyüttü.
Allah rızıklandırdı.
Allah sahip olduklarını sana emanet etti.
Şimdi soruyorum:
Madem getirirken getirmedin
Giderken neyi götüreceksin?
Karun'un hazineleri nerede?
Firavun'un sarayları nerede?
Nemrud'un saltanatı nerede?
Dünyaya meydan okuyan hükümdarlar nerede?
Toprağın altında
Sessiz
Hesap bekliyorlar…
4. AYET
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
“Yeryüzündeki her şey fanidir. Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı bâkidir.”
(Rahmân, 55/26–27)
4. HADİS
كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ
“Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol.”
(Buhârî, Rikâk, 3)
Ey İnsan!
Bugün “benim” dediğin her şey yarın başkasının olacak.
Ev başkasının
Araba başkasının
Dükkan başkasının
Servet başkasının
Sen ise toprağın altında olacaksın.
İnsanlar mirası paylaşırken sen hesap vereceksin.
Onlar malları sayarken sen amelleri sayacaksın.
Onlar tapuları konuşurken sen günahları konuşacaksın.
5. AYET
لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
“O gün mülk kimindir? Tek ve Kahhar olan Allah’ındır.”
(Mü’min, 40/16)
5. HADİS
يَقْبِضُ اللَّهُ الْأَرْضَ وَيَطْوِي السَّمَاءَ بِيَمِينِهِ ثُمَّ يَقُولُ أَنَا الْمَلِكُ
“Allah yeryüzünü avucuna alır, gökleri dürer ve sonra: ‘Mülkün gerçek sahibi benim!’ buyurur.”
(Buhârî, Tefsîr, 39; Müslim, Sıfâtü’l-Münâfikîn, 24)
Kıyamet koptuğunda
Ne krallar kalacak
Ne zenginler kalacak
Ne patronlar kalacak
Ne müdürler kalacak
Ne makamlar kalacak
Ne tapular kalacak
Ne kasalar kalacak
Allah Teâlâ nida edecek:
لِمَنِ الْمُلْكُ الْيَوْمَ
“Bugün mülk kimindir?”
Cevap verecek hiç kimse kalmayacak
Sonra Allah Teâlâ buyuracak:
لِلَّهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ
“Tek ve Kahhar olan Allah’ındır.”
Öyleyse ey nefsim!
Sahibi olmadığın şeylerle neden övünüyorsun?
Bir gün elinden alınacak şeyler için neden birbirini kırıyorsun?
Kendine bile sahip değilken neyin sahibi olduğunu zannediyorsun?
Bugün nefesini veren Allah
Yarın onu geri aldığında
Ne kalacak?
Bir kefen
Bir kabir
Bir hesap
Ve Allah'ın huzurunda verilecek cevaplar…
EY NEFSİM! EY İNSANOĞLU!
Bugün aynaya bakıyorsun
Yüzünü görüyorsun
Fakat yıllar önceki yüzün nerede?
Gençliğin nerede?
Kuvvetin nerede?
Gücün nerede?
Her gün değişiyorsun
Her gün yaşlanıyorsun
Her gün kabre biraz daha yaklaşıyorsun
Fakat hâlâ dünyada kalacakmış gibi yaşıyorsun.
Bir düşün!
Bu kalp senin olsaydı durdurabilirdin
Bu nefes senin olsaydı uzatabilirdin
Bu ömür senin olsaydı ölümünü engelleyebilirdin
Ama yapamıyorsun
Çünkü hiçbirisi senin değil
Sen sadece emanetçisin.
Bugün üzerine titrediğin mallar
Yarın mirasçıların arasında paylaşılacak.
Bugün uğruna kavga ettiğin dünyalıklar
Yarın başkalarının elinde dolaşacak.
Bugün “benim” dediğin her şey
Yarın senden habersiz yaşayacak.
Fakat sen
Yapayalnız bir kabirde olacaksın.
Ne banka hesabın gelecek
Ne tapuların gelecek
Ne makamın gelecek
Ne seni alkışlayan insanlar gelecek
Sadece amellerin gelecek.
Sadece secdelerin gelecek.
Sadece gözyaşların gelecek.
Sadece günahların gelecek.
Ve Allah'ın huzurunda şu soru sorulacak:
Bu emanetleri nasıl kullandın?
Verilen ömrü nerede tükettin?
Verilen serveti nerede harcadın?
Verilen bedeni hangi yollarda yordun?
Verilen dili ne için kullandın?
Verilen kalbi kime bağladın?
Ey kardeşim!
Karun'un hazineleri onu kurtaramadı.
Firavun'un orduları onu kurtaramadı.
Nemrud'un saltanatı onu kurtaramadı.
Dünyaya meydan okuyan nice hükümdarlar
Nice zenginler
Nice patronlar
Nice krallar
Bugün toprağın altında hesap bekliyorlar.
Onların sarayları kaldı
Kendileri gitti.
Onların malları kaldı
Kendileri gitti.
Onların isimleri kaldı
Kendileri gitti.
Şimdi sıra bize doğru geliyor
Belki yarın
Belki bu gece
Belki biraz sonra
Çünkü ölüm yaşlıyı beklemediği gibi genci de beklemiyor.
Hastayı beklemediği gibi sağlıklıyı da beklemiyor.
Fakiri beklemediği gibi zengini de beklemiyor.
Ölüm kapıyı çaldığında ne bir dakika ileri alınabiliyor
Ne de bir dakika geri bırakılabiliyor.
Öyleyse ey nefsim!
Madem mülk Allah'ın
Madem beden Allah'ın
Madem nefes Allah'ın
Madem dönüş Allah'a
Öyleyse Allah'ın razı olmadığı şeyler için neden yoruluyorsun?
Neden geçici olan için ebedî olanı satıyorsun?
Neden birkaç günlük dünya için sonsuz ahireti tehlikeye atıyorsun?
Unutma!
Bugün elinde bulunan her şey senden alınacak.
Ama Allah için yaptığın hiçbir şey senden alınmayacak.
Bugün sahip oldukların bitecek.
Fakat Allah'ın rızası sonsuza kadar kalacak.
Bugün dünya senden ayrılacak.
Fakat ahiret seninle beraber başlayacak.
Onun için
Mülke değil Malik'e bağlan.
Nimete değil Mün'im'e bağlan.
Dünyaya değil Allah'a bağlan.
Çünkü sonunda kalacak olan yalnızca O'dur.
“ALLAH'IM! Bizleri salih kullarından eyle. Dünyayı en büyük gayemiz kılma. Kalplerimizi Sana bağla. Kazâna razı olan, Sana teslim olan kullarından eyle. Âmin yâ Rabbel âlemîn.”
MEHMET ERÇELİK
