MÜLKÜN SAHİBİNİ UNUTANIN, ELİNDEKİ MÜLK DE KALMAZ
AYET
إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ وَلَا يَسْتَثْنُونَ فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ
"Allah onlara bahçe sahiplerini örnek verdi. Onlar sabah erkenden ürünleri toplayacaklarına yemin etmişlerdi. Fakat Allah'ı hesaba katmadılar. Onlar uyurken Rablerinden gelen bir afet bahçeyi kuşattı. Sabah olunca bahçe kapkaranlık kesilmiş bir hâle geldi."
(Kalem Sûresi, 68/17-20)
HADİS
مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلَّا مَلَكَانِ يَنْزِلَانِ فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا وَيَقُولُ الْآخَرُ اللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا
"Her sabah iki melek iner. Biri: 'Allah'ım! İnfak edenin malına karşılık ver' der. Diğeri ise: 'Allah'ım! Cimrilik edenin malına telef ver' der."
(Buhârî, Zekât, 27; Müslim, Zekât, 57)
Onlar plan kurdular
Allah da hükmünü verdi.
Onlar fakiri kapıdan çevirmek istediler
Allah bereketi kapılarından çevirdi.
Onlar yoksulu mahrum bırakmak istediler
Kendileri mahrum kaldılar.
Onlar mallarını koruduklarını sandılar
Fakat bir gecede mallarının tamamını kaybettiler.
Ey kardeşim!
Allah'ın verdiğini Allah'ın kullarından saklayarak koruyacağını mı sanıyorsun?
Allah'ın payını vermeyerek zenginleşeceğini mi zannediyorsun?
Bahçe sahipleri de senin gibi düşündüler.
Sabah zengin kalkacaklarını sandılar.
Sabah fakir olarak uyandılar.
Çünkü Allah'ın bereket vermediği mal, çok olsa da yok hükmündedir.
AYET
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ هُوَ خَيْرًا لَهُمْ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَهُمْ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
"Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilakis bu onlar için şerdir. Cimrilik ettikleri şeyler kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır."
(Âl-i İmrân Sûresi, 3/180)
HADİS
مَنْ آتَاهُ اللَّهُ مَالًا فَلَمْ يُؤَدِّ زَكَاتَهُ مُثِّلَ لَهُ مَالُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ شُجَاعًا أَقْرَعَ
"Allah'ın kendisine mal verdiği halde zekâtını vermeyen kişinin malı kıyamet günü zehirli, kel başlı bir yılan suretinde karşısına çıkarılır."
(Buhârî, Zekât, 3)
Ey nefis!
Bugün kasanda duran para
Yarın ateşten bir yüke dönüşebilir.
Bugün sevdiğin altınlar
Yarın boynuna dolanabilir.
Bugün uğruna kavga ettiğin servet
Yarın seni cehenneme sürükleyen bir delil olabilir.
Gerçekte bahçe sahiplerini yakan ateş değildi.
Onları yakan cimrilikti.
Onları yakan kuraklık değildi.
Onları yakan Allah'ın hakkını vermemeleriydi.
Çünkü cimrilik, malı korumaz.
Bereketi öldürür.
Kalbi katılaştırır.
Vicdanı susturur.
İnsanı Allah'tan uzaklaştırır.
AYET
أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ
"Çokluk yarışı sizi oyaladı. Nihayet kabirleri ziyaret edinceye kadar! Hayır! Yakında bileceksiniz. Sonra yine hayır! Yakında bileceksiniz."
(Tekâsür Sûresi, 102/1-4)
HADİS
اتَّقُوا الشُّحَّ فَإِنَّ الشُّحَّ أَهْلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ
"Cimrilikten sakının. Çünkü cimrilik sizden öncekileri helak etmiştir."
(Müslim, Birr, 56)
Ey mal biriktiren insan!
Kaç ev daha alırsan doyacaksın?
Kaç arsa daha alırsan rahat edeceksin?
Kaç hesap daha açarsan ölüme engel olacaksın?
Kaç kasa altın seni kabirden kurtaracak?
Düşün!
Bahçe sahipleri sabahı bekliyorlardı.
Ama Allah'ın hükmü gece geldi.
Sen de yarını bekliyorsun.
Belki zekâtı yarın vereceksin.
Belki sadakayı yarın vereceksin.
Belki tövbeyi yarın edeceksin.
Belki infakı yarın yapacaksın.
Peki sana yarının garantisini kim verdi?
Ölüm beklemez.
Ecel gecikmez.
Kabir zengini de alır, fakiri de alır.
Toprak altına girince herkes eşitlenir.
Orada ne kasalar açılır
Ne tapular konuşur
Ne banka hesapları cevap verir
Ne de mirasçılar seni kurtarabilir.
O gün seninle gelecek olan sadece Allah için gönderdiklerindir.
Bir yetimin duası
Bir fakirin tebessümü
Bir öğrencinin okuduğu Kur'an
Bir açın doyurduğun lokma
Bir garibin gözyaşını silen sadakan
İşte onlar kabirde ışığın olacaktır.
Ey kardeşim!
Allah'a rağmen hesap yapanlar sonunda Allah'ın hesabına yakalanırlar.
Verirsem azalır diyenler, bazen verecek bir şey bulamaz hâle gelirler.
Bir liralık infaktan kaçanlar, bin liralık musibetlerle karşılaşabilirler.
Allah alacağını isterse;
Sel ile alır
Yel ile alır
Yangın ile alır
Hastalık ile alır
Deprem ile alır
Ölüm ile alır
Kimse Allah'tan mal kaçırmayı başaramamıştır.
Öyleyse malına değil, malın sahibine güven!
Kasana değil, Rabbine güven!
Servetine değil, bereket verene güven!
Çünkü Allah için verilen kaybolmaz.
Allah için saklanan değil, Allah için verilen kalır.
Allah'ım! Bizleri malına güvenenlerden değil, malın gerçek sahibini bilenlerden eyle. Kalplerimizi cimrilikten, dünya hırsından ve infaktan uzaklaştıran her türlü hastalıktan muhafaza eyle. Bizleri veren el yapan, paylaşmayı seven, zekâtını ve sadakasını eksiksiz veren kullarından eyle. Âmin.
MEHMET ERÇELİK
