Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Mü'minin Kalitesi: Peygamberi Örnek Almak

İsmail Sezkin

MÜ’MİNİN KALİTESİ


Değerli Mü’minler!.. Müslüman olan insan kaliteli insandır Bizim rehberimiz Peygamber Efendimiz Ashab-ı kiram her zaman Peygamberimizi kendine örnek aldığı için Cenab-ı Allah’ın razı olduğu kullar olmuşlardır Mü’min olarak biz de Peygamberimizi kendimize örnek alacağız Yürüyüşünde O’nun gibi yürüyeceğiz, oturuşunda O’nun gibi oturacağız, konuşmasında O’nun gibi konuşacağız, ibadetinde, her şeyinde O’nun gibi olacağız Mü’min namazda nasıl tadili erkâna, her şeye dikkat ediyorsa konuşurken de kaliteli cümle kullanacak… İmlâ hatası bile yapmayacak konuşurken Argo konuşmayacak Küfür etmeyecek

Mü’min sadece namazdayken Cenab-ı Allah’ın huzurunda değildir Mü’min trafikte araç kullanırken de Cenab-ı Allah’ın huzurundadır Var mı Cenab-ı Allah’ın gözünden uzak durabildiğimiz bir yer?.. Yok… Var mı sağımızda-solumuzda bulunan meleklerin bizi takip etmediği her hangi bir zaman?.. Yok… O zaman mü’min aracını park ederken bile mü’min olarak park edecek Mü’minin arabasını park etmesinden bile kalitesi belli olacak Evet; Peygamberimiz yaşadığı devirde araba kullanmadı belki… Ama araba kullansaydı sokakta milletin yürüyeceği kaldırımlara arabasını bırakıp gider miydi, gitmez miydi tahmin edebiliyoruz mesela Kul hakkı deyince, gecenin geç bir vaktinde, arabasında müziği son ses açıp sokaklarda kornaya basar mıydı basmaz mıydı tahmin edebiliyoruz

Değerli Kardeşlerim!.. Mü’min kalitesini Cenab-ı Allah’tan alır Parktaki oturuşundan mü’min tanınacak… Konuşmasından mü’min tanınacak… Yaptığı şakadan, espriden mü’min tanınacak… Müslüman olduğu belli olacak… Müslümanın terbiyesi her yerde her zaman belli olmalı… Bu kalite meselesi, ashab-ı kiramın üzerinde o kadar yaşandı ki, onların yaptıkları her şeyde, konuştukları her sözde, gittikleri her yerde görüyoruz onlardaki bu kaliteyi

Mesela; ashab-ı kiram Hatay’a geldiler Tam bir haftada kocaman Hatay şehrini Müslüman yaptılar… Peki; orada, Rumca bilen insanlara hangi dille konuştular da; bir haftada koca şehir Müslüman oldu?.. Ne yaptılar da insanlar “Tamam, bu İslam güzeldir” deyip Müslüman oldular?.. Sahabe İslam Dinini anlatacak kadar Rumca bilmiyordu, Hataylılar da bir dini anlayacak kadar Arapça bilmiyordu Nasıl konuştular, ne dediler?.. Dertlerini, davalarını nasıl anlattılar bu insanlar?.. Aslında hiçbir şey konuşmadılar biliyor musunuz Ama oradaki insanlar onların Müslüman olmadan önceki hâllerini biliyorlardı Şimdi bir hafta boyunca karşılarında melekler gibi merhametli, melekler kadar nazik adamlar görünce anladılar ki, demek ki, İslam Dini insanı bu hâle getiriyormuş Konuşup-anlatmaya gerek kalmadı… Sadece görüntüleri, yaptıkları ve ya yapmadıkları, oturup-kalkmaları en iyi konuşma olarak o insanlara tesir etti…

Değerli Mü’minler!.. Bizim mü’min olma kalitemiz, her şeyden önce Cenab-ı Allah’a ibadet ederken ortaya çıkmalı… Peygamber Efendimiz, mü’minin kalitesinden bahsederken “Sen görmüyorsun ama Allah seni görüyor… O şuurla ibadet et” diyor Kalite bu işte Bir namaza durmak var, bir de Rabbinin huzurunda namaza durmak var Bir camide namaz kılmak var, bir de Cenab-ı Allah’ın evinde namaz kılmak var Bir abdest alıp kıbleye dönmek var, bir de abdestle paklanıp Cenab-ı Allah’ın önünde Cenab-ı Allah’la konuşmak için ayakta durmak var Yani ibadet ânı, Müslümanın en üst kalitesini göstereceği ândır Mü’min ibadetini sadece Cenab-ı Allah ile baş başa yapar Hacca giden bir Müslüman hacdan döndükten sonra Keloğlan masalları anlatır gibi haccını anlatmaz… “Gittik, yürüdük, yorulmadan tavaflar ettik Bilsen Arafat’ta nasıl dualar ettik” diyemez mü’min Rabbiyle yaşadığı o aşkı, o heyecanı başka bir insana aktaramaz Aktardığı zaman zaten sorun başlamış demektir orada…

Müslüman ibadete başladığı zaman ayağındaki çiviyi alsanız hissetmez onu Mü’min namaz kılarken kaşınmaz, eğilip bükülmez, esneyemez… Çünkü o namaz kılmaya gelmedi… Cenab-ı Allah’ın huzuruna geldi…

Değerli Kardeşlerim!.. Kalitemizin belli olması gereken bir başka alan da Cenab-ı Allah’ın hakkındaki kanaatimiz… Acaba Cenab-ı Allah’ın hakkında ne düşünüyoruz?.. Acaba Allah deyince aklımıza ne geliyor?.. Bu kaliteyi Peygamberimiz bizim kulağımıza küpe gibi döküyor “Allah dedi ki:” diyor Peygamberimiz… “Kulum beni nasıl biliyorsa ben öyleyim dedi…” diyor…

Mesela sen; Cenab-ı Allah’ı Rahim ve Rahman olan bir Allah olarak biliyorsan eğer, Cenab-ı Allah işte öyle Onun için Cenab-ı Allah; “Kulum beni şöyle arkadaşlarının yanında bir ansa; Rabbimiz var, Allah’ımız var” dese ben onu, onun arkadaşlarından çok daha iyi bir yerde, Mele-i Âlâ’da; yani meleklerin yanında “Falan kişi benim kulum diye anarım” buyuruyor

Eğer sen Cenab-ı Allah'ı sadece camilerde namaz kılmayı emreden bir Allah olarak biliyorsan, o da dünyada sana sadece namaz kılma fırsatı verir Eğer sen Cenab-ı Allah’ı dinini bütün dünyaya hükümran etmek için peygamber göndermiş bir Allah olarak biliyorsan, o da seni bütün dünyaları kurtaracak kadar geniş yürekli bir mü’min yapar Kısaca; herkes Cenab-ı Allah’ı nasıl biliyorsa, o şekilde bir Allah bulacak…

Mü’min kalitesini ortaya koyup sahabe kafasıyla düşünmeye başladığı zaman; üç yüz küsur sene öldürmeden Ashabı Kehf’i mağaralarında bekletme kudretine sahip olan Cenab-ı Allah’a iman etmiş olur… Peygamberlerini ve dostlarını yalnız bırakmayan Cenab-ı Allah’a iman eden, Peygamberlerini ve dostlarını asla ihmal etmeyen Cenab-ı Allah’ı öyle bilen biri en sıkıştığı gününde Cenab-ı Allah’ı yanında bulur… Ama evine-dükkânına, arabasına yaptırdığı ve ya fındık bahçesine yaptırdığı sigortasına güvendiği kadar Cenab-ı Allah’a itimat etmeyen, güvenmeyen de hiçbir zaman Cenab-ı Allah’ı yanında bulamaz… Kalite meselesi bu işte Tamam, herkes mü’min; tamam, herkes sonunda cennete girecek Ama bir de kalite var, bir de iyinin daha iyisi var Bir de heyecanla Cenab-ı Allah'a sarılmak var…

Bir ölünce muhakkak akrabalar bir Yasin okurlar, diye işte Yasin'in Allah’ına iman etmek var Bir de, yüz on dört sûresi ile Kur’an’ının tamamını indiren Cenab-ı Allah’a iman etmek var…

Değerli Kardeşlerim!.. Mü’minin kalitesinin belli olduğu en önemli alanlardan birisi de Cenab-ı Allah’ın nimetlerini bilmektir Müslüman olan bir kişi bütün nimetleri Cenab-ı Allah’tan bilir, bilmesi gerekir İmanının gereğidir bu… Müslüman Cenab-ı Allah’ın nimetlerini bilir ve nimetin sahibine şükreder Başta sağlıklı olmak, sıhhatli olmak üzere iman nimeti, mü’min kardeşlerin sahibi olma nimeti, gören göz-duyan kulak nimeti… Bunlara nankör olamaz Müslüman Altmış sene, yetmiş sene sapasağlam yaşatan Cenab-ı Allah’ı yetmiş sene sonra filan hastalıkla kulunu imtihan etti diye nankörlükle karşılamaz Müslüman “Bu kadar yaşadığıma şükrederim” der Hep hasta da olsa, sakat da olsa “Değil mi cennette bana ebedî bir hayat verecek, yirmi sene-otuz sene beni imtihan etse ne olur?” diye düşünür ve Cennet nimetini takdir eder

Mü’min, kaliteli insan olacak Vasıfsız iş yapmayacak… Defolu iş yapmayacak Çakma ibadet yapmayacak Her şeyi kaliteli yapacak Yaptığı her şeyi “Allah görüyor” diyecek İşte bu kalite ashabı kiramda hissedildiği için Cenab-ı Allah onlardan razı oldu… Peygamber Efendimiz de onları bize örnek olarak bıraktı “Onlar benim ümmetimin yıldızları” buyurarak kendimize örnek almamızı istedi bizden

Mü’minin insanlarla ilişkileri de kaliteli olmalı Mü’minin anası-babası ile ilişkisi kaliteli olmalı mesela Mü’minin anne-babası ile olan ilişkisi herhangi bir evlat gibi olmamalı… Allah’tan ve Peygamber’den sonra üzerinde en büyük hak sahibi olarak anasını-babasını görecek mü’min… Her zaman; annesini-babasını en büyük imtihanı olarak görecek Müslüman olmanın farkı budur işte

Müslüman, çocuklarıyla ilişkisinde de Müslüman olma farkını göstermeli Evvela çocuklarını Cenab-ı Allah’ın insanoğluna ihsan edeceği en büyük nimetlerden bilecek Evlat nimettir… Ama evlat bütün nimetler gibi derttir aynı zamanda Cenab-ı Allah dikensiz gül yaratmadığı gibi, dertsiz evlat da yaratmadı Nimet ne kadar kıymetliyse o kadar da külfet, o kadar da sıkıntı, o kadar da imtihan demektir Senin istediğin gibi okuyacak, senin istediğin gibi ibadet edecek, “Otur!” deyince oturacak, “Kalk!” deyince kalkacak… Ancak Cennette bulursun böyle evladı Dünyadaki evladın ya sağlığında kusur olacak… Ya ahlakında kusur olacak… Ya dininde kusur olacak… Ya geçiminde sıkıntı olacak… Ya hırçın olacak… Ama muhakkak bir şey olacak işte Yani, öyle dertsiz-sıkıntısız nimet yok dünyada Dünya, varlığıyla dert zaten

Yani her Müslüman evladına Allah’ın bir nimeti olarak bakacak ve her nimetin külfet getireceğini de bilecek… Müslüman ne olursa olsun evladına beddua etmeyecek Dua edecek Sabırlı olacak, onların iyiliği için çalışacak…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ

““Kendinizi, eşinizi ve evladınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyunuz” ayetinin gereği olarak onların cehennem ateşine düşmemesi için gerekirse uykusuz kalacak… Eziyet çekecek Sinirlenince çocuklarına beddua eden, ne konuştuğu belli olmayan insan, hatta utanarak söylüyorum evladına küfür eden insan, kalitesi düşük insandır Kalitesi düşük Müslümandır…”

Değerli Mü’minler!.. Müslüman, sılayı rahiminde de kaliteli olacak Onu küstüren akrabasıyla bile Cenab-ı Allah’ın hatırı için ilgilenip sılayı rahimle bağını koparmayacak Ona gelip giden, ona alaka gösterenle zaten alakası vardır… Ama bir de Cenab-ı Allah sılayı rahim emrettiği için, o bağı koparmamaya çalışmak da Müslümanın kalite farkıdır işte

Bu kaliteyi aynı zamanda komşuların üzerinde de görürüz… Mü’minin komşuluğu da kaliteli olmalı… Eğer kendi evinde-ocağında, bağında-bahçende kendine ait bir şey komşusunu üzecekse, komşusunu rahatsız edecekse, Müslüman o işi kendi menfaatine de olsa yapmayacak Böyle bir nesil yetiştirip ashab-ı kiramı böyle terbiye edip gitti Peygamber Efendimiz… Peygamberin yolundan giden bir Müslümanın örneği bu olmalı…

Mü’minin kalitesi hayvanlarla ilişkilerinde de belli olacak… Müslüman bu konuda da Peygamberini dinleyecek “Hayvanların yüzüne vurmayın” diyor Peygamber… Hayvana yaratıldığı şeyin dışında iş yaptırılmaz Çünkü Peygamberimiz öyle tembih etmişti bize Zevk için hayvan avlanılmaz… Kendine ve ya bağına bahçesine zarar vermeyen bir hayvanı sadece spor olsun diye avlamaz mü’min Çünkü o hayvan da olsa, Cenab-ı Allah’ın mahlûkudur… Ona eziyet olur… Hayvanla dalga geçip oyun oynamaz Müslüman Hedef tahtası yapmaz hayvanı Mü’min; hayvanlara -sinek bile olsa, sivrisinek bile olsa- ateşle ceza vermez Velev ki haşere de olsa Çünkü “Ateş Allah’ın azabıdır Hayvanlara onunla ceza vermeyin…” demiş Peygamber Efendimiz Hayvanlarla olan ilişkisinde bile kendisine kural getirilmiş bir insan olduğunu bilen mü’min, Cenab-ı Allah’ın rızasına daha yakın mü’mindir Bereketle yaşayan mü’mindir…

Doğaya karşı bile mü’minin kalitesi farklı olmalı… Sahabenin biri abdest alırken Peygamber Efendimiz suyu bol bol döktüğünü görür ve “Ne yapıyorsun sen, böyle ne kadar israf yapıyorsun?” buyurur “Ya Resûlallah!. abdest alırken de mi israf oluyor yani?” deyince “Sizden biriniz şarıl şarıl akan bir derenin kenarında abdest alırken bile israf etmesin” buyuruyor…

Muhterem Cemaat!.. Müslüman işinde, mesleğinde de kaliteli olacak Yaptığı işten belli olacak Müslüman Vasıfsız iş yapmayacak Kelepir iş yapmayacak Kalitesiz iş yapmayacak… Yine Peygamber Efendimizi hatırlayınız Bir cenazede mezarın eğri büğrü kazıldığını gören Peygamberimiz, “Mezarı düzgün kazın” deyip köşeli, cetvelle çizilmiş gibi açıları belli olan bir mezar tarif etmiş, sonra da “Bu mezar eğri de olsa, düzgün de kazılsa ölüye bir faydası olmaz… Ama siz yaptığınız işi iyi yapın, düzgün yapın” demişti…

Şunu unutmayın; biz dünya hayatına tapınan insanlar değiliz… Bizler Müslümanlar olarak dünyayı kullanan insanlarız… Dolayısıyla dünyada Cenab-ı Allah’ın verdiği nimetleri kaliteli kullanmalıyız İyi kullanmalıyız… Cenab-ı Allah “Yaptığınız işi ucuza satın” demiyor… “Kaliteli yapın, hakkını da alın” diyor… Onun için Müslüman vasıflı ve kaliteli insan olmalı Çünkü Hz.Muhammed Mustafa (SAV) medresesine girmiş insan demektir Müslüman Eğer bu kalite yoksa Müslümanda, o zaman elif cüzünden önce Peygamber terbiyesini bir kere daha konuşmamız lazım bizim demek ki Hafız olabilir, âlim olabilir, dünyanın en iyi üniversitesinden diplomalı olabilir… Ama eğer Peygamber ahlakı bilmiyorsa, eğer Peygamber nezaketi bilmiyorsa neye yarar Âlim, okumuş, diplomalı, ilahiyatçı, hoca ama kaliteli değil, neye yarar

Değerli Kardeşlerim!.. Malumunuz; insanın hayatı en fazla kendi evinde geçer… Dolayısıyla mü’minin kalitesi de her şeyden önce kendi evinde belli olacak Her insan gibi mü’min de kendi evinden tanınır Evinden ve evinin etrafından tanınır Onun için Peygamberimiz, “Bir mü’min ölüp musallaya getirildiği zaman onun evinin etrafından dört kişi ‘Allah için şahidiz, bu salih insandı’ deseler Allah onların şahitliği ile onu öyle kabul eder” buyuruyor… Cenazene zaten yüzlerce insan gelmiş herkes toplanmış, çıkmış birisi “Şu musallada yatan merhumu nasıl bilirdiniz?” diyor… Herkes âdet olmuş “İyi bilirdik” diyor “Hakkınızı helal ettiniz mi?” diye soruyor, “Ettik” diyor Asıl şahitlik bu değil işte… Kapı komşuları gelsin bakalım, ne diyecekler Ticaret yaptığı ortakları gelsin bakalım, ne diyecekler Ondan mal alıp veren esnaf vesaire gelsin bakalım, onlar ne diyecek… Cenazeye gelmek âdet olmuş zaten artık… Senin cenazene seninle derdi olan gelmiyor ki… Seninle derdi olmayan, seninle muhabbeti olanlar geliyor… Ama bakıyorsun en ön safta oğlunun ağzı kıpırdamıyor Öbür tarafa bakıyorsun dayısının ağzı kıpırdamıyor Sadece âdet olsun diye orada duruyor Hiç kimse kendi kendini kandırmasın boşuna

Dedim ya; mü’min evinden belli olacak, Müslümanın kalitesi evinden belli olacak Bakıyorsun adama; camide, çarşıda-pazarda şeker gibi adam… Ama eve gidince oldu tam bir ceberrut Çocuklarının sevmediği, ailesinin sevmediği bir adam Yeni moda bu Dışarda evliya, evde eşkıya Bu, Peygamberimizin yetiştirdiği talebe modeli değil işte Peygamberimizin yetiştirdiği sahabe evlerine gidince hanımları “Bugün hangi ayet indi de sen bu hâle geldin?” diye soru sormak zorunda kalıyorlarmış Hanımları kocalarının üzerinde, inen ayetleri hissederlermiş “Mutlaka bugün bir ayet indi de, sen bu hâle geldin” diye düşünürlermiş Eğer filan konuda bir ayet indiyse o ayeti boya gibi üstüne sürdüler ve evlerine gidince hissedildi onların bu ayeti dinlediği, bu ayete iman ettikleri…

Camide, çarşıda pazarda nasıl bir mü’minsen evinde de o şekilde mü’min olacaksın… Öyle çakma çin malı gibi vitrinde güzel görünüyordu, aldın, eve geldin, çalışmıyor olmayacaksın Garantisi de yok, gitti Dışarda ne ise evde de o olacak mü’min Evde ne ise alış-verişte de o olacak Müslüman Yürürken de öyle olacak Konuşurken de öyle olacak… Dört mevsimlik insan olacaksın Sadece yaz aylarında güzel çalışan, ama kış mevsimi gelince hiçbir işe yaramıyor olmayacaksın… Müslüman vasıflı olacak, kaliteli olacak Bu kalitesi her şeyden önce; eşine, çoluk-çocuğuna belli olacak Kocasına karşı tavrından kadının imanı anlaşılacak Kadına karşı tavrından erkeğin imanı anlaşılacak

Değerli Kardeşlerim!.. Neyi anlatıyoruz dikkat edin Müslümanın kalitesini anlatıyoruz Peygamber Efendimizden örnekler vererek anlatıyoruz… Peygamber Efendimizin yetiştirdiği sahabeyi örnek göstererek anlatıyoruz

Dolayısıyla; Müslüman, eli-kolu salınmış insan değildir… Dili-gözü salınmış insan değildir Müslüman Cenab-ı Allah’ın murakabesi ile yaşayan insandır Müslüman Cenab-ı Allah’ı hep yanında bilen insandır Melekleri sağında, solunda bilen insandır Müslüman konuşurken-yaşarken vasıflı insan, kaliteli insan olmak zorunda Müslümanın nezaketi namaz gibi bir farzdır Hac gibi bir iştir bu Müslüman kaliteli insandır Yaşarken de, ölürken de kaliteli insandır Müslüman

Cenab-ı Allah Meryem Suresi’nin 58. ayetinde bazı Peygamberlerin isimlerini vererek onların ve onlara uyanların âdeta kalitesini anlatır bize… Ama daha sonraki 59. ayette onlardan sonra gelen kalitesiz insanları anlatıyor ve şöyle buyuruyor… Bu gün konuştuklarımızın özü, özeti olsun bu ayetler… Ve böyle bitireyim sözlerimi…

فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ

““Sonra bunların arkasından bir nesil geldi…”

اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ

“Namazı zayi eden… Namazı kaybeden bir nesil geldi…”

وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ

“Şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi…”

فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

“Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.”(MERYEM;59)”

Kalitesiz insanların başka bir özelliği de şöyle haber veriliyor Kur’an’da…

فَتَقَطَّعُوا اَمْرَهُمْ بَيْنَهُمْ زُبُرًا

““Onlar, dinlerinde fırkalara ayrılırlar ve grup grup olurlar…”

كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

“Bütün gruplar, kendilerinin yanında olanla sevinip, şımarır ”(MU’MİNUN;53)”