Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Mü'minin Kalitesi

İsmail Sezkin

MÜ'MİNİN KALİTESİ


Mü’min olan insan… Müslüman olan insan kaliteli insandır… Mü’min namazında kaliteli olacak, doğru… Ama yemek yiyişinde de kaliteli olacak Müslüman… Mesela; yürüyüşünde de kaliteli olacak… Ashab-ı kiram, Peygamberimizin yürüyüşünü tarif ederken… “Bir yerden iniyor gibi yürürdü Sallanmazdı… Koşmazdı Vakur yürüyüşü vardı..” diyorlar…

Bizim her zaman tek rehberimiz… Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV) Efendimiz olacak… Ashab-ı Kiram her zaman onu taklit etmiştir… İşte onun için de… Her zaman Cenab-ı Allah’ın razı olduğu kullar olmuşlardır… Mü’min olarak biz de hep Peygamberimizi taklit edeceğiz…

Yürürken onun gibi yürüyeceğiz… Otururken onun gibi oturacağız… Konuşurken onun gibi konuşacağız… İbadetimiz onun ibadeti gibi olacak… Kısaca her şeyimiz onun gibi olacak Mü’min namazda nasıl tadili erkâna uyuyorsa… Namazın farzına… Vacibine… Sünnetine… Her şeyine dikkat ediyorsa… Konuşurken de dikkat edecek Argo konuşmayacak… Küfür etmeyecek… Müslüman her şeyinde kaliteli olacak Şimdi vereceğimiz örneklerle ele aldığımızda mü’minin kalitesinden ne kastettiğimiz daha iyi anlaşılacak inşallah…

Değerli Mü’minler!.. Mü’min sadece namazda Cenab-ı Allah’ın huzurunda değildir Her zaman Allah’ın huzurundayız Var mı Cenab-ı Allah’ın gözünden uzak durabildiğimiz bir yer?.. Yok…

Var mı sağımızda-solumuzda bulunan meleklerin bizi takip etmediği her hangi bir zaman?.. Melekelerin bizimle olmadığı bir zaman var mı?.. Yok…

Mü’min kaliteli insan olacak… Mü’min kalitesini Cenab-ı Allah’tan alır çünkü Parktaki oturuşundan mü’min tanınacak… Konuşmasından mü’min tanınacak… Yaptığı şakadan, espriden mü’min tanınacak… Müslüman olduğu belli olacak… Müslümanın terbiyesi her yerde her zaman belli olmalıdır Bu bir kalite meselesidir… Ashab-ı kiramın üzerinde o kadar yaşandı ki bu kalite meselesi… Onların yaptıkları her şeyde… Konuştukları her sözde… Gittikleri her yerde görüyoruz onlardaki bu kaliteyi

Mesela; Ashab-ı Kiram Hatay’a geldiler Tam bir haftada kocaman Hatay şehrini Müslüman yaptılar Peki orada, Rumca bilen insanlara hangi dille konuştular da… Bir haftada koca şehir nasıl Müslüman oldu?.. Ne yaptılar da; bu insanlar “Tamam, bu İslam güzeldir” deyip Müslüman oldular?.. Sahabe Rumca bilmiyor Arapça biliyorlardı… Hataylılar da Arapça bilmiyor Rumca biliyorlardı… Nasıl konuştular… Ne dediler… Dertlerini, davalarını nasıl anlattılar bu insanlar?.. Ben eminim ki hiçbir şey konuşamadılar Ama oradaki insanlar onların yirmi sene önce nasıl insanlar olduklarını biliyorlardı Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’in okuluna girmeden önceki hâllerini biliyorlardı…

Ne tür canavarlıklar işleyeceklerini ve ya işleyebileceklerini biliyorlardı… Ama bu sefer bir hafta boyunca karşılarında melekler gibi merhametli… Melekler kadar nazik mi nazik adamlar görünce anladılar ki… Demek ki İslam Dini insanı bu hâle getiriyormuş Konuşmaya gerek kalmadı Reklama gerek kalmadı Sadece görüntüleri… Yaptıkları ve ya yapmadıkları… Oturup-kalkmaları en iyi konuşma olarak o insanlara tesir etti…

Mü’min, yürüyüşünde kaliteli olacak Konuşmasında kaliteli olacak… Sofrasında helalliğiyle, nezaketiyle kaliteli olacak… Lokma çiğneyişinde bile müslümanın kaliteli insan olduğu belli olacak Tıpkı namazında, haccında Cenab-ı Allah’a kulluk yaptığı alanlarda kalitesi, vasfı, farkı ortaya çıktığı gibi

Bizim mü’min olma kalitemiz, her şeyden önce Cenab-ı Allah’a ibadet ederken ortaya çıkmalı Bir numaralı kalite aradığımız yer ibadet Peygamber Efendimiz, mü’minin kalitesinden bahsederken, bakınız, şöyle buyuruyor “Sen görmüyorsan da o seni görüyor ya, o şuurla ibadet et” diyor Kalite bu işte Bir namaza durmak var… Bir de Rabb’inin huzurunda namaza durmak var Bir camide namaz kılmak var… Bir de Cenab-ı Allah’ın evinde namaz kılmak var Bir abdest alıp kıbleye dönmek var… Bir de abdestle temizlenip Cenab-ı Allah’ın önünde… Cenab-ı Allah’la konuşmak için ayakta durmak var Kalite farkı işte bunlar Mü’minin ibadeti, müslümanın en üst kalitesini göstereceği bir alan Mü’min ibadet yapar, bu ibadetini sadece Cenab-ı Allah ile baş başa yapar

Hacca giden bir Müslüman Mekke’den, hacdan döndükten sonra… Keloğlan masalları anlatır gibi anlatamaz haccını “Gittik, yürüdük, yorulmadan tavaflar ettik Bilsen Arafat’ta nasıl dualar ettik” diyemez mü’min Rabb’iyle yaşadığı o aşkı, o heyecanı başka bir insana aktaramaz Eğer aktarabiliyorsa, o aşkı dile dökebiliyorsa eğer… Zaten sorun başlamış demektir orada

Mü’min ibadete geçip başladığı zaman… Ayağındaki çiviyi alsanız hissetmez onu zaten Mü’min namaz kılarken kaşınmaz… Eğilip bükülmez… Esneyemez… Neden?.. Çünkü o namaz kılmaya gelmedi… Cenab-ı Allah’ın huzuruna geldi de ondan

Mü’min, Kur’an’ı anlamasa bile… Değil mi ki Cenab-ı Allah konuşuyor… O halde Kur’an okurken ve ya okunan Kur’an’ı dinlerken tir tir titrer Mü’minin kalitesi bu işte…

Kalitemizin belli olacağı ve kalitemizin belli olması gereken bir başka alan da… Cenab-ı Allah’ın hakkındaki kanaatimiz Cenab-ı Allah’ın hakkında ne düşünüyoruz?.. Allah deyince aklımıza ne geliyor?.. Bu da mü’minin kalitesi Bu kaliteyi Buharî ve Müslim‟in rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz (SAV) bizim kulağımıza küpe gibi döküyor Hep beraber dinleyelim şimdi Peygamberimizi… Bakalım ne buyurmuş…

“Allah dedi ki: Kulum beni nasıl biliyorsa ben öyleyim” buyuruyor… Evet; sahih bir hadisi şerif bu… Mecaz yok, hiç bir şey yok Gayet net ve gayet açık…

Mesela sen… Cenab-ı Allah’ı; ölen kullarını cehenneme atan bir görevli gibi görüyorsan… Cenab-ı Allah işte öyle Mesela sen… Cenab-ı Allah’ı Rahim ve Rahman olan bir Allah olarak biliyorsan… Cenab-ı Allah işte öyle Sen nasıl biliyorsan Cenab-ı Allah’ı… Nasıl umut ediyorsan… İşte Cenab-ı Allah öyle Bunun için Cenab-ı Allah buyuruyor ki… “Kulum beni şöyle bir arkadaşlarının yanında ansa… Rabb’imiz var… Allah’ımız var‟ dese… Ben onu onun arkadaşlarından çok daha iyi bir yerde… Mele-i âlâda… Yani arşın etrafındaki meleklerin yanında… “Falan kişi benim kulum!” diye anarım” buyuruyor Sen Cenab-ı Allah’ı nasıl biliyorsun?.. Sen Cenab-ı Allah’ı nasıl tanıyorsun?..

Eğer sen Cenab-ı Allah'ı sadece camilerde namaz kılmayı emreden bir Allah olarak biliyorsan… O da dünyada sana sadece namaz kılma fırsatı verir Eğer sen Cenab-ı Allah’ı Şeriat‟ı olan… Dinini dünyaya hükümran etmek için peygamber göndermiş bir Allah olarak biliyorsan… O da seni bütün dünyaları kurtaracak kadar geniş yürekli bir mü’min yapar Herkes Cenab-ı Allah’ı nasıl biliyorsa… O şekilde bir Allah bulacak… O şekilde bir Rabb bulacak

Mü’minin kalitesi devreye girdiği zaman… Müslüman sahabe kafasıyla düşünmeye başladığı zaman… Âlemlerin Rabb’i olan Cenab-ı Allah’a iman eder Üç yüz küsur sene öldürmeden… Ashabı Kehfi mağaralarında bekletme kudretine sahip olan Cenab-ı Allah’a iman etmiş olur

Peygamberlerini ve dostlarını yalnız bırakmayan Cenab-ı Allah’a iman eden… Peygamberlerini ve dostlarını asla ihmal etmeyen Cenab-ı Allah’ı öyle bilen biri… En sıkıştığı gününde Cenab-ı Allah’ı yanında bulur Ama evine-dükkânına… Arabasına yaptırdığı ve ya fındık bahçesine yaptırdığı sigortasına güvendiği kadar Cenab-ı Allah’a itimat etmeyen… Güvenmeyen de… Hiçbir zaman Cenab-ı Allah’ı yanında bulamaz… Kalite meselesi budur işte Tamam, herkes mü’min… Tamam, herkes sonunda cennete girecek Ama bir de kalite var… Bir de iyinin daha iyisi var Bir de heyecanla Cenab-ı Allah'a sarılmak var

Biri ölünce muhakkak akrabaları bir Yasin okurlar diye… İşte bir Yasin'in Allah’ına iman etmek var Bir de, yüz on dört suresi ile… Kur’an’ının tamamını indiren Cenab-ı Allah’a iman etmek var Bir de Yasin, Tebareke filan birkaç surelik Kur’an’a iman edip Cenab-ı Allah’a bağlanmak var Mü’min demek kaliteli insan demektir Mü’min demek yüz dört kitap onun beyninde yer bulmuş bir insan demektir Öbür türlü kalite zaafiyeti söz konusu olur yoksa

Mü’minin kalitesinin belli olduğu en önemli alanlardan birisi de… Cenab-ı Allah’ın nimetlerini itiraf eden insandır Müslüman olan bir kişi bütün nimetleri Cenab-ı Allah’tan bilir… Bilmesi gerekir İmanının gereğidir bu…

Mü’min aradaki postacıya şükretmez Nimetin sahibine şükreder Postacıyı da takdir eder Aracıyı, kargoyu da memnun eder… Ama asıl göndereni unutmaz Nimetlerini bilir Cenab-ı Allah’ın Başta sağlıklı olmak, sıhhatli olmak üzere iman nimeti… Mü’min kardeşlere sahip olma nimeti… Gören göz-duyan kulak nimetine sahip olmayı idrak eder Müslüman Hiçbir zaman nankör olmaz Müslüman Altmış sene, yetmiş sene sapasağlam yaşatan Cenab-ı Allah’ı… Yetmiş sene sonra filan hastalıkla imtihan etti kulunu diye… Nankörlükle karşılamaz Müslüman… “Bu kadar yaşadığıma şükrederim” der “Bu kadar sıhhatin şükrünü zaten yapamamıştım” der

Hep hasta da olsa sakat da olsa… “Değil mi cennette bana ebedî bir hayat verecek… Yirmi-otuz sene beni imtihan etse ne olur?” diye düşünür Cennet nimetini takdir eder

Mü’minin insanlarla ilişkisinde de kalite olmalı Mü’minin anası-babası ile ilişkisi kaliteli olmalı mesela Mü’minin anne-babası ile olan ilişkisi herhangi bir evlat gibi olmamalı Cenab-ı Allah’tan ve Peygamber’inden sonra… Üzerinde en büyük hak sahibi olarak… Anasını, babasını görür mü’min Mü’min; annesini, babasını Cenab-ı Allah’ın önündeki en büyük imtihanı olarak görür Bu, müslümanın kalitesidir işte

İnsanlarla ilişkilerimizden biri de çocuklardır… Mü’min, çocuklarıyla ilişkisinde de Müslüman olma farkını göstermeli Evlat nimettir Ama evlat bütün nimetler gibi derttir aynı zamanda Cenab-ı Allah dikensiz gül yaratmadığı gibi… Dertsiz de evlat yaratmadı

Nimet ne kadar büyükse o kadar da külfet… O kadar da sıkıntı demektir… O kadar da imtihan demektir Dünyadaki evladın ya sağlığında kusur olacak… Ya ahlakında kusur olacak… Ya dininde kusur olacak… Ya geçiminde sıkıntı olacak… Ya hırçın olacak… Ama muhakkak bir şey olacak işte… Velhasılı, öyle dertsiz-sıkıntısız nimet sadece cennette var… Böyle bir nimet yok dünyada…

Müslüman evladına Cenab-ı Allah’ın nimeti olarak bakacak… Her nimetin bir külfet getireceğini de bilecek Müslüman ne olursa olsun evladına beddua etmeyecek Dua edecek… Sabırlı olacak… Onların iyiliği için çalışacak…

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُ وا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا

““Kendinizi, eşinizi ve evladınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennemden koruyunuz” ayetinin gereği olarak… Onların cehennem ateşine düşmemesi için uykusuz kalacak Eziyet çekecek Sinirlenince çocuklarına beddua eden… Ne konuştuğu belli olmayan insan… Hatta utanarak söylüyorum… Evladına küfür eden insan… Kalitesi düşük insandır Vasfı, kalitesi düşük müslümandır”

Evet bunları yapan da mü’mindir… Müslümandır O da cennete gidecek belki… Çünkü “La ilahe illellah Muhammedur Resûlullah” diyen… Muhakkak cennete girecek… Ama bunları yapan nasıl bir cennete gidecek… Cennetin neresine gidecek İşte sorun burada

Bir cennet var sadece gireceksin… Bir de cennet var ki… Gireceksin ve orada ilk komşun Muhammed Mustafa (SAV) olacak Cennetin de dereceleri var yani “Her iki derece arasındaki fark şu oturduğumuz topraktan gökyüzünde görebildiğimiz yere kadardır” diyor Peygamber Efendimiz

Mü’min, sılayı rahiminde de kaliteli olacak Onu küstüren akrabasına bile… Cenab-ı Allah’ın hatırı için gider… Ziyaret eder… Onunla ilgilenip sılayı rahim bağını koparmaz… Neden?.. Kalitesinden dolayı Ona gelip gidenle… Ona alaka gösterenle zaten alakası vardır Ama bir de sadece Cenab-ı Allah sılayı rahim emrettiği için… O bağı koparmamaya çalışmak… Müslümanın kalite farkıdır işte

Bu kaliteyi aynı zamanda komşuların üzerinde de görürüz Mü’minin komşuluğu da kaliteli olmalı Eğer kendi evinde-ocağında… Bağında-bahçende kendine ait bir şey komşusunu üzecekse… Komşusunu rahatsız edecekse… Müslüman o işi kendi menfaatine de olsa yapmayacak

Mü’minin kalitesi hayvanlarla ilişkilerinde de belli olacak Hayvanlarla ilişkilerinde nasıl belli olacak?.. Öncelikle eziyet etmeyeceksin hayvana Hayvana her türlü eza ve cefayı yasaklıyor bizim dinimiz Hayvana yaratıldığı şeyin dışında iş yaptırmayacaksın Çünkü Peygamberimiz bunu tembih ediyor bize Sadece zevk için… Spor olsun diye etini yemeyeceği bir hayvanı… Ve ya kendine, bağına bahçesine zarar vermeyen bir hayvanı avlamaz mü’min Çünkü o hayvan da olsa… Cenab-ı Allah’ın mahlûkudur Ona eziyet olur… Hayvanla dalga geçip oyun oynamaz müslüman Hedef tahtası yapılmaz hayvan

Sinek bile olsa… Sivrisinek bile olsa… Ateşle yakarak cezalandırılıp öldürülmez hayvan… Haşere bile olsa… Çünkü “Ateş Allah‟ın azabıdır Hayvanlara onunla ceza vermeyin” diyor Peygamber Efendimiz

Bir sahabe bir harkın kenarında abdest alırken… Peygamber Efendimiz sahabenin ibrikteki suyu bol bol döktüğünü görür ve“Ne yapıyorsun sen, ne kadar israf yapıyorsun böyle?” buyurur “Ya Resûlallah! Yani bir abdest alırken de mi israf oluyor?” gibi bir soru sorunca da… Buyurmuş ki “Sizden biriniz bir derenin kenarında abdest alırken bile israf etmesin…” Yani abdest alırken bile müsrif olmayacak Müslüman

Mü’min işinde de kaliteli olacak İşinden belli olacak mü’min Vasıfsız iş yapmayacak Kelepir iş yapmayacak Kalitesiz iş yapmayacak Mesela terzi ise eğer… Diktiği düğmeden belli olacak Müslüman olduğu Yine Peygamber Efendimizi hatırlayınız Hani bir mezar kazılırken eğri büğrü kürek sallayınca ashabı kiramın mezarcıları… “Ne yapıyorsunuz siz… Şu mezarı düzgün kazın” deyip köşeli… Cetvelle çizilmiş gibi… Açıları belli olan bir mezar tarif etmiş Sonra da“Bu mezar eğri de olsa… Düzgün de kazılsa… Ölüye bir faydası olmaz… Ama siz yaptığınız işi iyi yapın… Düzgün yapın” demişti Muhammed Mustafa (SAV) eğitimi bu işte Mezar kazarken de… İş yaparken de… Terziyken de… Kasapken de yaptığı işten belli olacak müslüman

Mü’minin hayatının en büyük bölümü evinde geçer Dolayısıyla mü’minin kalitesi her şeyden önce evinde belli olacak Bir mü’min evinden tanınır Evinden ve evinin etrafından tanınır Onun için Peygamberimiz, “Bir mü’min ölüp musallaya getirildiğinde… Onun evinin etrafından dört kişi “Allah için şahitiz… Bu salih insandı‟ deseler… Allah onu onların şahitliği ile öyle kabul eder” buyuruyor Camide yüzlerce insan namaza gelmiş… Herkes toplanmış… Çıkmış birisi “Şu musallada yatan merhumu nasıl bilirdiniz?” diyor Kim var tabutta haberi yok… Ama “İyi bilirdik” diyor Hakkınızı helal ettiniz mi?.. Diye soruyor… “Ettik.” diyor Mü’minler hakkında şahitlik bu değildir işte Kapı komşuları gelsin görelim bakalım… Ne diyecekler

Ticaret yaptığı ortakları gelsin bakalım ne diyecekler Ondan mal alıp veren esnaf vesaire gelsin bakalım… Onlar ne diyecek Herkes “İyi bilirdik” diyor… Ama bir bakıyorsun en ön safta oğlunun ağzı kıpırdamıyor… Öbür tarafa bakıyorsun dayısının ağzı kıpırdamıyor… Âdet yerini bulsun diye… İnsanlar ayıplamasın diye orada duruyor Kendi kendimizi kandırmanın hiç gereği yok

Müslümanın kalitesi evinden belli olacak Camide-cumada… Çarşıda-pazarda bakıyorsun adam melek gibi Ama eve gidince oluyor tam bir ceberut Camide nasılsa evde de öyle olacak mü’min Evde ne ise ticarette de o olacak müslüman Yürürken de öyle olacak mü’min Konuşurken de öyle olacak Ama bu kalitesi her şeyden önce… Hatta camiden bile önce evinde belli olacak Arkadaşlarından önce eşine belli olacak Kocasına karşı tavrından… Kadının imanı anlaşılacak Kadına karşı tavrından… Erkeğin imanı anlaşılacak Bunun için mü’minin kalitesi evinde belli olacak önce

Neyi anlatıyoruz dikkat edin Müslümanın kalitesini anlatıyoruz Peygamber Efendimizden örnekler vererek anlatıyoruz Peygamber Efendimizin yetiştirdiği sahabeyi örnek göstererek anlatıyoruz

Mü’min yaşadığı yerde de kaliteli olacak Müslüman vatanım dediği yerde de kaliteli olacak Yani köyünde-kasabasında da kaliteli olacak Müslümanın köyündeki kalitesi mesela köyünün yollarından belli olur Bahçesinin kazıklarını yola çaktıysa o köyün Müslümanlarında kalite sorunu var demektir

Ne kaparsam kârdır diye yolun tam kıyısına fidan dikip… O fidan büyüyüp kalınlaştıkça yola gelmiş vaziyette ağaç yetiştiriyorsa… O köyün Müslümanında kalite sorunu var demektir

Mesela; Müslümanın mezarlığından belli olacak kalitesi Mezarlığı tertemiz… Pırıl pırıl olacak Müslümanın Dikenden, ottan, ormandan içine girilemeyecek vaziyette olmayacak Senin cenazene gelen… Şöyle karşıdan bakıp da… Seni mezarına kadar uğurlamadan gitmeyecek geri Senin mezarlığının temizliğini… Düzenini görüp gıpta ederek… Merakla gelecek seninle mezarının başına kadar… Üzerine bir kürek toprak atarak… Bir Fatiha okuyup uğurlayacak seni ebedi âleme

Yine mesela; okul gibi… Çeşme gibi… Meydan gibi… Park gibi ortak kullanım alanlarından belli olacak Müslümanın kalitesi Harabe olmayacak… Atıl olmayacak bunlar Her zaman pırıl pırıl… Her an kullanıma hazır olacak… Bir yerleşim yerinin Müslüman olup-olmadığının en önemli göstergesi olan… İslam’ın şiarı olan… Camisi ve minaresi içiyle-dışıyla… Çevresiyle kaliteli olacak Müslümanın

Velhasılı kelam; Müslümanın kalitesinden bahsettik bu gün Müslüman, eli-kolu salınmış insan değildir Dili-gözü salınmış insan değildir Müslüman Cenab-ı Allah’ın murakabesi ile yaşayan insandır Müslüman Cenab-ı Allah’ı hep yanında bilen insandır Melekleri sağında, solunda bilen insandır Müslüman konuşurken-yaşarken vasıflı insan, kaliteli insan olmak zorundadır

Müslümanın nezaketi namaz gibi bir farzdır Hac gibi bir iştir bu Müslüman kaliteli insandır Yaşarken de, ölürken de kaliteli insandır Müslüman