Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Muska ve Batıl İnançlar: Tevhid Siperi

MEHMET ERÇELİK

MUSKA VE BATIL İNANÇLAR


GİRİŞ: TEVHİD SİPERİ VE KALBİN İSTİKAMETİ.

AKLINI PUTLAŞTIRDIĞIN NESNEYE Mİ TESLİM ETTİN?

CAHİLİYE MÜŞRİĞİNDEN NE FARKIN KALDI?

ALLAH SANA YETMEZ Mİ Kİ EŞYADAN MEDET UMUYORSUN?

YAÖLÜM ŞAH DAMARINDAYKEN, SENİ BİR DERİ PARÇASI MI KORUYACAK?

YA ALLAH’A KUL OLUR HÜRLEŞİRSİN, YA EŞYAYA KUL OLUR ZELİL OLURSUN!

MAHŞERDE HESAP VERİRKEN O KAĞIT PARÇALARI SENİ KURTARMAYACAK!

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الْوَاحِدِ الْقَهَّارِ، اَلْعَز۪يزِ الْجَبَّارِ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي بَعَثَهُ اللّٰهُ بِتَوْح۪يدٍ خَالِصٍ لِيُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى النُّورِ اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِه۪ اَجْمَع۪ينَ

“"Hamd; tek olan, kahreden (her şeye galip gelen), izzet sahibi ve dilediğini zorla yaptıran Allah’a mahsustur. Salât ve selâm; Allah’ın, insanları karanlıklardan nura çıkarmak için tertemiz bir tevhid akidesiyle gönderdiği Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.a.v), O’nun âlinin ve bütün ashabının üzerine olsun."”

Bugünkü konumuz; imanımızın kalesi olan tevhidin içine sızmış gizli bir virüs, kalplerimizi kemiren büyük bir yanılgı: Muska ve Batıl İnançlar!

insanoğlu korku ve acziyet anlarında bir sığınak arar. Ancak gerçek mümin bilir ki; kağıda yazılı satırlar değil, kalbe nakşedilmiş iman korur. Muska, bazen farkında olmadan Allah ile kul arasına giren bir perdeye dönüşebilir. Sebeplere sarılmak meşrudur ama sebepleri "müsebbib" (sebepleri yaratan Allah) yerine koymak kalbi yaralar. Gerçek zırh, boyunda taşınan bir deri parçası değil, ruha giydirilen takva elbisesidir. Kalp Allah’a dayanmışsa, kainat toplansa ona zarar veremez; kalp Allah’tan uzaksa, dünya üzerindeki tüm tılsımlar toplansa onu huzura erdiremez.

Kardeşlerim! Sizleri Kur’an’ın o sarsıcı sualiyle baş başa bırakıyorum: “Hâlâ akıl etmez misiniz?”

Şu kainata bir bakın! Yıldızları direksiz tutan, güneşi her sabah bir kandil gibi yakan, canı veren ve eceli takdir eden Allah azze ve celle dururken; siz, korunmayı bir deri parçasından mı bekliyorsunuz?

Siz hiç düşünmez misiniz? Kendi bekasını korumaktan aciz, bir kıvılcımla yanıp kül olacak, bir damla suyla mürekkebi akıp gidecek olan o kağıt parçası; sizi, alemlerin Rabbi olan Allah’ın takdirinden mi koruyacak?

Aklınızı kullanmaz mısınız? Şah damarınızdan yakın olan Mevla'yı bırakıp, araya muskacıları, düğümcüleri, bez parçalarını koymak; Güneş varken elinde mumla yolunu bulmaya çalışmak değil midir? Bu ne dehşetli bir gaflet, ne feci bir idrak tutulmasıdır!

Ey Mümin! Allah’tan başkasına sığınacak kadar aklını mı yitirdin? Okyanusun sahibi dururken, elindeki bir kova suya mı ibadet ediyorsun? Yaradan seni 'eşref-i mahlukat' (yaratılmışların en şereflisi) kılmışken; sen nasıl olur da izzetini bir ipe, bir boncuğa, bir kağıda teslim edersin?

“Düşünmez misiniz?” buyuruyor Rabbimiz!

Muska seni korusaydı, onu yazanlar ölüme çare bulurdu. Nazar boncuğu şifa olsaydı, onu yapanlar dert görmezdi. Kalbindeki imanı nesneye tahvil eden, aslında kendi hürriyetini eşyaya köle etmiştir.

Gelin bugün, aklımızı ve kalbimizi sadece O’na ram edelim. Allah’tan başka sığınak aramanın, ateşe körükle gitmek olduğunu idrak edelim. Zira Allah’a dayanan aziz, eşyaya dayanan ise her iki cihanda zelil olur!

16. Ayet

وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۙ

“"Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur!" (Şuarâ, 80)”

16. Hadis

لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ، فَإِذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءٍ بَرَأَ بِإِذْنِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ

“"Her hastalığın bir devası vardır. Hastalığın ilacı bulunduğu zaman, Allah Azze ve Celle’nin izniyle iyileşir!" (Müslim, Selâm, 69)”

Nüzul Sebebi: Şifayı putlarda, yıldızlarda veya tabiat kuvvetlerinde arayanlara karşı; Hz. İbrahim'in (Hz.) diliyle şifanın yegâne kaynağının Allah olduğunu bildirmek için inmiştir.

AzveÖzTefsir: "

لَا يُوجَدُ شَاف۪ي اِلَّا اللّٰهُ

Allah’tan başka şifa veren yoktur!) Doktora gidersin, ilacı içersin ama "bu ilaç beni iyileştirdi" dersen şirke düşersin! İlaç sadece bir sebeptir, şifayı halk eden Allah’tır. "Şifa sadece Allah’tandır!" O dilemezse bütün dünya bir araya gelse seni ayağa kaldıramaz! "İdraat etmez misin?"

Sahabe Kıssası: Hz. Eyyub (Hz.) yıllarca hastalık çekmiş, kimseden medet ummamış, "Zarar bana dokundu, Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diyerek şifayı sadece Allah'tan istemiştir.

Kıssadan Hisse: Şifayı mezar taşında arayan, ruhunu ebedi ölüme terk etmiştir

1. BÖLÜM: TEVHİDİN HAKİKATİ VE ALLAH’A TAM TESLİMİYET

1. AYET

وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۚ وَاِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِه۪ۜ يُص۪يبُ بِه۪ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪ۜ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

(Yûnus, 107)

Meal: "Eğer Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır murad ederse, O’nun lütfunu geri çevirecek de yoktur "

1. HADİS

عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاعْلَمْ أَنَّ الأُمَّةَ لَوْ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوكَ إِلاَّ بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَكَ

Meal: Hz. Abdullah b. Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) şöyle buyurdu: " Bilesin ki, bütün ümmet sana bir fayda sağlamak için bir araya gelse, Allah'ın senin için yazdığından başka bir fayda sağlayamazlar " (Tirmizi, Kıyame, 59)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin, Müslümanları kendi ilahlarının ve uğursuzluklarının hışmıyla korkutmaya çalışmaları üzerine, mutlak gücün sadece Allah’ta olduğunu beyan etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Müslüman, adresini şaşırmayan adamdır." Zararı gönderen de şifayı halk eden de Allah'tır. Aracı arayan, adresi karıştırmıştır.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz. Radıyallahu Anh), bir adamın elinde hastalıktan korunmak için takılmış bir iplik gördü ve "Onların çoğu Allah'a ancak ortak koşarak inanırlar" ayetini okuyarak o ipi kopardı.

Kıssadan Hisse: İman, görünmeyene, görünen her şeyden daha fazla güvenmektir.

2. AYET

قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪ٓ

(Zümer, 38)

Meal: "De ki: Allah’ı bırakıp da taptığınız o şeyleri gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar dokundurmak istese, onlar O’nun zararını kaldırabilirler mi?.."

2. HADİS

عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ مَنْ عَلَّقَ تَمِيمَةً فَقَدْ أَشْرَكَ

Meal: Ukbe b. Amir (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim nazarlık (muska) takarsa kuşkusuz şirk koşmuştur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Nüzul Sebebi: Cahiliye ehlinin belalardan korunmak için boyunlarına kemik ve boncuk takma adetlerini iptal etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Ayeti boynuna asıp içindeki hükmü çiğneyen, Kur'an'ı aksesuar yapmıştır. Reçeteyi asmak değil, ilacı içmek (yaşamak) şifadır.

Sahabe Kıssası: Hz. İmran b. Husayn (Hz. Radıyallahu Anh) kolunda sarı bir halka ile gezerken Efendimiz (S.a.v) onu uyararak "Onu at, o senin sadece zayıflığını artırır" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Allah'tan başkasından imdat beklemek, derman ararken dert sahibi olmaktır.

3. AYET

قُلْ مَنْ ذَا الَّذ۪ي يَعْصِمُكُمْ مِنَ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَ بِكُمْ سُٓوءاً

(Ahzâb, 17)

Meal: "De ki: Eğer Allah size bir kötülük dilerse, sizi Allah’tan kim koruyabilir?.."

3. HADİS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ تَعَلَّقَ شَيْئًا وُكِلَ إِلَيْهِ

Meal: Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim (kalbiyle bağlanarak) bir şey asarsa, o astığı şeye terk edilir." (Tirmizî, Tıbb, 24)

Nüzul Sebebi: Hendek Savaşı'nda münafıkların fiziksel sığınaklara güvenip Allah'tan yüz çevirmeleri üzerine nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: "Allah seni kime havale ettiyse, helakın ordadır." Muska korur diyen, Allah tarafından o kağıda havale edilir. O kağıt ise ne canı korur ne de imanı.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz. Radıyallahu Anh), savaş meydanında zırhının sırtı olmadığını söyleyenlere: "Düşman arkama geçemez ki zırha ihtiyaç duyayım, beni koruyan ecelimdir" demiştir.

Kıssadan Hisse: En sağlam kale, Allah'ın takdirine rıza göstermektir.

4. AYET

فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظاًۘ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ

(Yûsuf, 64)

Meal: "Allah en hayırlı koruyucudur ve O, merhametlilerin en merhametlisidir."

4. HADİS

اللَّهُمَّ احْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي

“"Allah’ım! Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden (gelecek her türlü beladan) koru!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 101”

Nüzul Sebebi: Hz. Yakub (Hz. Aleyhisselam), oğullarını Bünyamin ile gönderirken onlara değil, mutlak koruyucu olan Allah'a güvendiğini beyan etmek için söylemiştir.

Az ve Öz Tefsir: Korunmak pasif bir eylem değildir. Sen Allah'ın hukukunu, namazını, haram sınırlarını korursan, Allah da seni her türlü şerden korur.

Sahabe Kıssası: Hz. Halid b. Velid (Hz. Radıyallahu Anh), düşmanın "içersen ölürsün" dediği zehri "Bismillah" diyerek içmiş ve Allah'ın korumasıyla zarar görmemiştir.

Kıssadan Hisse: Korunmak isteyen, koruyacak olana (Allah'a) itaat etmelidir.

5. AYET

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنِينَ ۙ

(İsrâ, 82)

Meal: "Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz."

5. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْكُمْ بِالشِّفَاءَيْنِ الْعَسَلِ وَالْقُرْآنِ

“Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Size iki şifayı tavsiye ederim: Bal ve Kur'an." (İbn Mâce, Tıbb, 7)”

Nüzul Sebebi: Müşriklerin Kur'an'ı bir hastalık veya sihir olarak nitelemesine reddiye olarak, onun ruhsal ve bedeni en büyük şifa kaynağı olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur'an'ın şifası; okunmasında, anlaşılmasında ve yaşanmasındadır. Onu bir deri kılıfa hapsedip boyna takmak, eczanenin kapısında bekleyip ilaç içmemeye benzer.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Said el-Hudrî (Hz. Radıyallahu Anh), akrep sokan bir kabile reisine Fatiha okuyarak şifa bulmasına vesile olmuş, şifayı kağıtta değil seste ve imanda aramıştır.

Kıssadan Hisse: Kur'an taşınmak için değil, tabi olunmak için indirilmiştir.

6. AYET

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ

(Talâk, 3)

Meal: "Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter."

6. HADİS

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ قَالَهَا إِبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السَّلامُ حِينَ أُلْقِيَ فِي النَّارِ

“Meal: Hz. İbn Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) dedi ki: "Allah bize yeter" sözünü İbrahim (Hz. Aleyhisselam) ateşe atılırken söylemişti. (Buhârî)”

Nüzul Sebebi: Müslümanların darlık anlarında düşmandan korkmamaları ve sadece Allah'ın vekilliğine sığınmaları gerektiğini öğretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Hasbiyallah" demek, "Ben bütün kapıları kapattım, sadece O'nun kapısındayım" demektir. Muska takan, "Acaba Allah yetmez mi?" endişesi taşır ki bu tevhidin yaralanmasıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Radıyallahu Anh), mağarada endişelenince Efendimiz (S.a.v) ona "Üzülme, Allah bizimle beraberdir" buyurmuş, hiçbir maddi tılsıma ihtiyaç duymamışlardır.

Kıssadan Hisse: Vekili Allah olanın, başka sığınağa ihtiyacı yoktur.

7. AYET

اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ

(Nisâ, 78)

Meal: "Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bile olsanız ölüm sizi bulur."

7. HADİS

عَنْ زَيْنَبَ امْرَأَةِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَتْ كَانَ عَبْدُ اللَّهِ يَقُولُ إِنَّ الرُّقَى وَالتَّمَائِمَ وَالتِّوَلَةَ شِرْكٌ

“Meal: Hz. İbn Mes'ud (Hz. Radıyallahu Anh) şöyle derdi: "Efsunlar, nazarlıklar ve muhabbet muskaları şirktir." (Ebû Dâvûd, Tıbb, 17)”

Nüzul Sebebi: Savaştan kaçan ve ölümü nesnelerle engelleyebileceğini sanan münafıklara bir ihtar olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Ölümden kaçıp muskayla korunmaya çalışan, yağmurdan kaçıp örümcek ağına sığınan gibidir. Gerçek korunma, ölümü ve hayatı yaratanın rahmetine girmektir.

Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes’ud (Hz. Radıyallahu Anh), eşinin boynunda bir iplik görmüş ve "Abdullah ailesi şirkten uzaktır" diyerek o ipliği koparıp atmıştır.

Kıssadan Hisse: Fani nesne, fani insanı kaderin elinden kurtaramaz.

8. AYET

وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ

(Bakara, 186)

Meal: "Kullarım sana Beni sorduklarında, (de ki) Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit, dua edenin çağrısına karşılık veririm."

8. HADİS

عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ الدُّعَاءُ هُوَ الْعِبَادَةُ

“Meal: Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v) buyurdu ki: "Dua, ibadetin ta kendisidir." (Tirmizî, Dua, 1)”

Nüzul Sebebi: Sahabenin "Rabbimiz yakın mıdır fısıldayalım mı, uzak mıdır nida edelim mi?" sorusu üzerine Allah'ın yakınlığını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah şah damarından yakınken, araya deri parçası veya aracı koymak kalbin zayıflığıdır. İsteyeceksen doğrudan Allah'tan iste, O'nunla arana hiçbir şey koyma.

Sahabe Kıssası: Hz. Rabia b. Ka’b (Hz. Radıyallahu Anh), Efendimiz (S.a.v)’den cenneti istemiş, Efendimiz "Çok secde ederek bana bu konuda yardımcı ol" buyurmuştur. Kurtuluş amelde, muska da değil.

Kıssadan Hisse: Allah ile kul arasına giren her nesne, kalbi asıl sahibinden uzaklaştırır.

II. ANA BÖLÜM: BATIL İNANÇLAR VE ŞİRKİN GİZLİ YOLLARI

9. AYET

وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللّٰهُۜ قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪

(Zümer, 38)

Meal: "Andolsun onlara: 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sorsan, elbette 'Allah' derler. De ki: 'Öyleyse Allah'ı bırakıp da taptığınız şu şeyleri gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar dokundurmak istese, onlar O'nun zararını giderebilirler mi?'"

9. HADİS

عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَأَى رَجُلاً فِي يَدِهِ حَلْقَةٌ مِنْ صُفْرٍ، فَقَالَ مَا هَذِهِ؟ قَالَ مِنَ الْوَاهِنَةِ فَقَالَ انْزِعْهَا، فَإِنَّهَا لاَ تَزِيدُكَ إِلاَّ وَهْنًا، فَإِنَّكَ لَوْ مِتَّ وَهِيَ عَلَيْكَ مَا أَفْلَحْتَ أَبَدًا

Meal: Hz. İmran b. Husayn (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) bir adamın kolunda sarı metalden bir halka gördü. "Bu nedir?" dedi. Adam: "Ağrıdan (korunmak) içindir" deyince; Efendimiz: "Onu çıkar! Çünkü o senin ancak zayıflığını artırır. Eğer o üzerindeyken ölürsen ebediyen kurtulamazsın!" buyurdu. (İbn Mâce, Tıbb, 3531)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin hem Allah’a inanıp hem de fayda ve zararı putlardan, nesnelerden bekleyerek düştükleri çelişkiyi yüzlerine vurmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Müslüman, Allah’a sığınıp nesnelere meydan okuyan adamdır." Boynundaki halka veya muska senin acziyetinin ilanıdır. Allah’a güvenen izzet bulur, eşyaya güvenen zelil olur. Üzerinde batıl bir sığınakla ölmek, tevhid sınavını kaybetmektir.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz. Radıyallahu Anh) hasta bir adamı ziyarete gittiğinde, adamın kolundaki humma ipliğini (muska niyetine takılan ip) görüp koparmış, "Eğer bu üzerindeyken ölseydin namazını kılmazdım" demiştir.

Kıssadan Hisse: Allah’tan başka koruyucu arayan, aslında kendi helakini kendi eliyle boynuna asmıştır.

10. AYET

اِنَّ الَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ عِبَادٌ اَمْثَالُكُمْ فَادْعُوهُمْ فَلْيَسْتَج۪يبُوا لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ

(A’râf, 194)

Meal: "Allah'ı bırakıp da taptığınız (yardım umduğunuz) o nesneler/kimseler de tıpkı sizin gibi kullardır. Eğer iddianızda doğruysanız haydi onlara dua edin de size cevap versinler!"

10. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ تَعَلَّقَ تَمِيمَةً فَقَدْ أَشْرَكَ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim (korunma gayesiyle) bir nazarlık/muska takarsa, muhakkak Allah'a ortak koşmuştur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17458 numarası ve "Sahih

Nüzul Sebebi: İnsanların cansız varlıklara, kağıtlara ve taşlara kutsiyet atfederek onlardan medet umma cahilliğini sarsmak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Kağıt yanar, deri çürür, mürekkep solar. Kendi bekasını korumaktan aciz olan bir nesne, senin kaderini nasıl korusun? Ali Küçük hocamızın ifadesiyle; "Yaratılmışa sığınan, Yaratan’a hakaret etmiş olur."

Sahabe Kıssası: Ukbe b. Âmir (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: On kişilik bir heyet Efendimiz (S.a.v)’e biat etmeye geldi. Efendimiz dokuzunun biatını kabul etti, birininkini geri çevirdi. "Neden?" diye sorduklarında; "Onun boynunda muska var" buyurdu. Adam muskayı koparıp atınca biatını kabul etti.

Kıssadan Hisse: Kalbinde ve boynunda batılı taşıyanın, Hakka biatı kabul olmaz.

11. AYET

مَثَلُ الَّذ۪ينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَاءَ كَمَثَلِ الْعَنْكَبُوتِۚ اِتَّخَذَتْ بَيْتاًۜ وَاِنَّ اَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنْكَبُوتِۢ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

(Ankebût, 41)

Meal: "Allah'tan başka dostlar/koruyucular edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek de bir yuva yapar; fakat yuvaların en zayıfı örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!"

11. HADİS

عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ إِنَّ الرُّقَى وَالتَّمَائِمَ وَالتِّوَلَةَ شِرْكٌ

Meal: Hz. İbn Mes’ud (Hz. Radıyallahu Anh) dedi ki: "Resulullah (S.a.v)’in şöyle buyurduğunu işittim: '(Cahiliye usulü) efsunlar, nazarlıklar ve muhabbet muskaları şirktir.'" (Ebû Dâvûd, Tıbb, 3883)

Nüzul Sebebi: İnsanların Allah’ın kudreti dururken fani ve dayanıksız sebeplere güvenerek hayatlarını o sahte temeller üzerine kurmalarını eleştirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Muska, örümcek ağı gibidir. Dışarıdan bir sığınak gibi görünür ama ne rüzgarı keser ne yağmuru. Kalbindeki korkuyu Allah ile dindiremeyen, boynuna ip asarak huzur bulacağını sanır. Oysa o ip, ruhun darağacıdır.

Sahabe Kıssası: İbn Mes’ud (Hz. Radıyallahu Anh)’ın hanımı Zeynep boynuna bir iplik takmıştı. İbn Mes’ud sordu: "Bu ne?" Hanımı: "Göz ağrım için efsunlanmış bir ip" dedi. İbn Mes’ud o ipi şiddetle çekip kopardı ve "Abdullah ailesinin şirke ihtiyacı yoktur!" dedi.

Kıssadan Hisse: Güvenin adresi değişirse, iman yara alır. En büyük zırh ihlastır.

12. AYET

قُلْ اَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا نَفْعًاۜ وَاللّٰهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

(Mâide, 76)

Meal: "De ki: Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar ne de bir fayda vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, her şeyi işitendir, hakkıyla bilendir."

12. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ تَعَلَّقَ شَيْئاً وُكِلَ إِلَيْهِ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim (kalbiyle meylederek üzerine) bir şey asarsa, Allah onu o asığı şeyin insafına terk eder." (Tirmizî, Tıbb, 2072)

Nüzul Sebebi: İnsanın kendi elleriyle yaptığı veya yazdığı nesnelere, sanki ilahi bir güç varmış gibi anlam yüklemesini menetmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Allah seni kendine havale ederse kurtulursun, ama Allah seni bir bez parçasına veya bir muskacıya havale ederse mahvolursun. Ali Küçük hoca derdi ki: "Eşyayı ilahlaştırma, eşya senin efendin olmasın."

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh), insanların kutsallık atfetmeye başladığı Rıdvan Beyatı'nın yapıldığı ağacı, "insanlar Allah'ı bırakıp ağaçtan medet ummasın" diye kökünden kestirmiştir.

Kıssadan Hisse: Tevhid, aradaki bütün sahte "güç" odaklarını temizlemektir.

13. AYET

وَمَا بِكُمْ مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ ثُمَّ اِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَاِلَيْهِ تَجْـَٔرُونَ

“"Nimet namına neyiniz varsa Allah’tandır. Sonra size bir zarar dokunduğunda da ancak O’na feryat edersiniz." (Nahl, 53).”

13. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ اسْتَقْسَمَ بِالْأَزْلَامِ أَوْ عَقَدَ عُقْدَةً أَوْ عَلَّقَ تَمِيمَةً فَقَدْ بَرِئَ مِمَّا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim oklarla kısmet ararsa veya (sihir için) düğüm atarsa yahut nazarlık (muska) takarsa, Muhammed’e indirilenden (İslam’dan) berî olmuştur (uzaklaşmıştır)." (Nesaî, Tahrimu’d-Dem, 19)

Nüzul Sebebi: İnsanların başlarına gelen musibetleri gidermek için Allah’tan başka mercilere, tılsımlara ve fal oklarına başvurarak kaderi zorlama çabalarını reddetmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Zarar Allah’tan bir imtihandır; anahtarı da sadece O’ndadır. Allah’ın kapısını bırakıp muska kapısına giden, şifayı yanlış adreste arayan bir mültecidir. Bu ayet, sahte sığınakları yıkan bir balyozdur. Eğer Allah bir derdi murad etmişse, hangi deri kılıf onu engelleyebilir?

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz. Radıyallahu Anh), bir hastayı ziyaret ettiğinde adamın kolundaki ipliği görüp koparmış ve: "Eğer bu üzerindeyken ölseydin, üzerine cenaze namazı kılmazdım!" demiştir.

Kıssadan Hisse: İman, Allah’tan gelen her şeye yine Allah ile karşı koymaktır; nesnelerle değil.

14. AYET

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِه۪ٓ اٰلِهَةً لَا يَخْلُقُونَ شَيْـٔاً وَهُمْ يُخْلَقُونَ وَلَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ ضَرّاً وَلَا نَفْعاً وَلَا يَمْلِكُونَ مَوْتاً وَلَا حَيٰوةً وَلَا نُشُوراً

(Furkân, 3)

Meal: "O'nu bırakıp, hiçbir şey yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendilerine bile ne bir zarar ne de bir fayda verebilen; öldürmeye, hayat vermeye ve ölüleri yeniden diriltmeye güçleri yetmeyen ilahlar edindiler."

14. HADİS

إِنَّ أَخْوَفَ مَا أَخَافُ عَلَيْكُمُ الشِّرْكُ الْأَصْغَرُ

“"Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 428).”

Nüzul Sebebi: Yaratılmış ve aciz olan varlıklara (putlara, nesnelere) yaratıcıymış gibi güç atfedilmesini ve onlardan hayati meselelerde yardım istenmesini kınamak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Muska dediğin nedir? Bir parça kağıt ve mürekkep. Sen onu ateşe atsan yanar, suya atsan erir. Kendini yanmaktan ve erimekten koruyamayan bir nesne, seni cehennemden veya dünya belasından nasıl korusun? Bu, akla vurulan bir zincirdir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh), insanların kutsallık atfetmeye başladığı bir ağacı, tevhid inancına zarar verir endişesiyle kökünden kestirerek, nesneye tapınmanın önünü kesmiştir.

Kıssadan Hisse: Kendi kendine yetmeyene ilahlık vasfı yüklemek, imanın en büyük yarasıdır.

15. AYET

وَمَا يُؤْمِنُ اَكْثَرُهُمْ بِاللّٰهِ اِلَّا وَهُمْ مُشْرِكُونَ

(Yûsuf, 106)

Meal: "Onların çoğu Allah'a iman ederler ama mutlaka (O'na) ortak koşmaktadırlar."

15. HADİS

مَنْ أَتَى كَاهِنًا أَوْ عَرَّافًا فَصَدَّقَهُ بِمَا يَقُولُ فَقَدْ كَفَرَ بِمَا أُنْزِلَ عَلَى مُحَمَّدٍ

“Kim bir kahine veya müneccime (falcılara/muskacılara) gider de söylediklerini doğrularsa, Muhammed'e (S.a.v.) indirileni inkâr etmiş olur." (Ebû Dâvûd, Tıbb, 21).”

Nüzul Sebebi: İnanan insanların dahi farkında olmadan adetler, gelenekler ve sahte sığınaklar yoluyla Allah’ın yetkisini eşyaya bölüştürmelerini ihtar etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "İnanıyorum" demek yetmez; imanını tertemiz tutmak gerekir. Boynundaki muskayı "Allah'ın izniyle koruyor" diyerek takan, aslında Allah'a yardım senedi imzalatmaya çalışıyordur. Allah'ın koruması için kağıda ihtiyacı yoktur. Bu gizli şirktir, kalbin zehridir.

Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes’ud (Hz. Radıyallahu Anh), hanımının boynundaki ipliği koparırken bu ayeti (Yusuf, 106) okumuş, imanın nesnelerle kirletilemeyeceğini haykırmıştır.

Kıssadan Hisse: Kalbi Allah ile doldurmayan, boynunu iplerle doldurur.

16. AYET

قُلْ اَفَاتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِه۪ٓ اَوْلِيَاءَ لَا يَمْلِكُونَ لِاَنْفُسِهِمْ نَفْعاً وَلَا ضَرّاًۜ

(Ra’d, 16)

Meal: "De ki: O'nu bırakıp da kendilerine bile ne bir fayda ne de bir zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?"

16. HADİS

عَنْ رُوَيْفِعِ بْنِ ثَابِتٍ قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَا رُوَيْفِعُ، لَعَلَّ الْحَيَاةَ سَتَطُولُ بِكَ بَعْدِي، فَأَخْبِرِ النَّاسَ أَنَّ مَنْ عَقَدَ لِحْيَتَهُ، أَوْ تَقَلَّدَ وَتَرًا، أَوْ اسْتَنْجَى بِرَجِيعِ دَابَّةٍ أَوْ عَظْمٍ، فَإِنَّ مُحَمَّدًا بَرِيءٌ مِنْهُ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Ey Ruveyfi! Umulur ki ömrün uzun olur. İnsanlara haber ver ki: Kim (gururdan) sakalını bağlarsa veya (korunmak için) boynuna kiriş/ip takarsa, bilsin ki Muhammed ondan berîdir." (Ebû Dâvûd, Libas, 12)

Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılış gayesini unutup, sahte otoritelerden ve nesnelerden medet umarak hürriyetini ve onurunu eşyaya teslim etmesini kınamak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Bir peygamber "Ben ondan uzağım" diyorsa, o işin şakası yoktur. Muska takan, Efendimiz (S.a.v)'in koruma metodunu beğenmemiş, kendine yeni bir sığınak icat etmiş demektir. Sünnetin olmadığı yerde bidat, tevhidin olmadığı yerde şirk vardır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ukbe b. Âmir (Hz. Radıyallahu Anh), boynunda muska olan bir adamın biatını, Efendimiz (S.a.v)'in emriyle reddetmiş, adam o pisliği atınca biatını kabul etmiştir.

Kıssadan Hisse: Resulullah’tan uzaklaşan, kime sığınırsa sığınsın yapayalnızdır.

III. ANA BÖLÜM: KUR'AN'IN ŞİFASI VE GERÇEK KORUNMA DUALARI

17. AYET

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً

(İsrâ, 82)

Meal: "Biz Kur’an’dan, müminler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur’an ancak ziyanını artırır."

17. HADİS

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَا أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ إِذَا أَوَى إِلَى فِرَاشِهِ كُلَّ لَيْلَةٍ جَمَعَ كَفَّيْهِ ثُمَّ نَفَثَ فِيهِمَا فَقَرَأَ فِيهِمَا قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ وَ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ وَ قُل أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

Meal: Hz. Aişe (Hz. Radıyallahu Anhâ) anlatıyor: "Efendimiz (S.a.v) her gece yatağına girdiğinde iki avucunu birleştirir, onlara üfler; İhlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra elleriyle vücudunun yetişebildiği yerlerini meshederdi." (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 14)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin Kur’an’ı bir sihir veya şiir sanmalarına karşılık; onun hem kalbi hastalıklara hem de manevi dertlere asıl şifa kaynağı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Şifa ayetin kendisinde değil, o ayeti gönderen Allah’ın kudretindedir. Kur’an’ın şifası; onu deri kılıflara dikip boyna asmakla değil, dile döküp kalbe indirmekle tecelli eder. Efendimiz (S.a.v) muskaya değil, avucuna okuyup bedenine sürmüştür. Sen de ayeti boynunda değil, ruhunda taşıyacaksın.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Said el-Hudrî (Hz. Radıyallahu Anh), zehirli bir hayvanın soktuğu kabile reisine sadece Fatiha suresini okumuş ve adam Allah’ın izniyle ayağa kalkmıştır. Sahabe, kağıda yazıp asmayı değil, imanla okumayı tercih etmiştir.

Kıssadan Hisse: Kur’an bir "yaşam ilacıdır"; reçeteyi boynuna asan değil, ilacı içen (okuyan) şifa bulur.

18. AYET

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ م۪نْ شَرِّ مَا خَلَقَ وَم۪نْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ

(Felak, 1-3)

Meal: "De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden şafağın Rabbine sığınırım."

18. HADİS

عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلَمْ تَرَ آيَاتٍ أُنْزِلَتْ اللَّيْلَةَ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ قَطُّ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ وَ قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

Meal: Hz. Ukbe b. Âmir (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Bu gece indirilen, benzerleri hiç görülmemiş olan şu ayetleri gördün mü? Onlar Felak ve Nas sureleridir." (Müslim, Müsâfirîn, 264)

Nüzul Sebebi: Yahudi Lebid b. Asam’ın Efendimiz (S.a.v)’e büyü yapmaya çalışması ve bu vesileyle her türlü şer odaklarından sığınılacak tek kapının "Rabbü’l-Felak" olduğunun öğretilmesi için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah sana sığınacağın kaleyi (sureleri) vermişken, sen neden örümcek ağından (muskadan) kale yapmaya çalışıyorsun? Felak suresi, gece çöken karanlıklar gibi ruhunu sıkan dertlerden Allah’a firar etmektir. Muska taşıyan korku içindedir, Felak okuyan ise emniyettedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz. Radıyallahu Anhâ), Efendimiz (S.a.v) vefatına yakın hastalandığında bu sureleri okuyup Efendimiz’in mübarek ellerini kendi bedenine sürmesine yardım etmiştir.

Kıssadan Hisse: En büyük koruyucu zırh, dille ikrar edilen ve kalple tasdik edilen vahiydir.

19. AYET

م۪نْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ

(Felak, 4)

Meal: "Düğümlere üfleyenlerin (büyücülerin) şerrinden de (Allah’a sığınırım)."

19. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ عَقَدَ عُقْدَةً ثُمَّ نَفَثَ فِيهَا فَقَدْ سَحَرَ، وَمَنْ سَحَرَ فَقَدْ أَشْرَكَ، وَمَنْ تَعَلَّقَ شَيْئًا وُكِلَ إِلَيْهِ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Kim bir düğüm atar ve ona üflerse büyü yapmış olur. Kim büyü yaparsa şirk koşmuş olur. Kim de (kendini koruması için) bir nesneye bağlanırsa, o nesneye havale edilir." (Nesaî, Tahrim, 19)

Nüzul Sebebi: İnsanları düğümlerle, iplerle ve gizli tılsımlarla etki altına almaya çalışan şer odaklarının hilesini boşa çıkarmak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Bazıları muskayı koruyucu sanır, oysa muska da bir "düğüm" ve "yazıdır". Şerli olan düğümü, Rahmani olan iman çözer. İpe, beze, yazıya güvenmek; iradeyi eşyaya teslim etmektir. Mümin, düğümlere değil, düğümleri çözen "Göklerin ve Yerin Rabbine" sığınır.

Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh), çocuklarına korunma dualarını öğretir, henüz ezberleyemeyen küçükler için de bu duaları bir kağıda yazıp (öğrenmeleri için) üzerlerine asardı; ancak bu bir "muska" değil, bir "ders notu" mahiyetindeydi. Gerçek korunmanın ezberlenen ve okunan dua olduğunu öğretirdi.

Kıssadan Hisse: Düğüm atan bağlar, dua eden çözer.

20. AYET

قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ اِلٰهِ النَّاسِ

(Nas, 1-3)

Meal: "De ki: İnsanların Rabbine, insanların Melik’ine (mutlak sahip ve hakimine), insanların İlah’ına sığınırım."

20. HADİS

عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَتَعَوَّذُ مِنَ الْجَانِّ وَعَيْنِ الإِنْسَانِ حَتَّى نَزَلَتِ الْمُعَوِّذَتَانِ، فَلَمَّا نَزَلَتَا أَخَذَ بِهِمَا وَتَرَكَ مَا سِوَاهُمَا

Meal: Hz. Ebû Said el-Hudrî (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Resulullah (S.a.v), Muavvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) ininceye kadar cinlerin ve insanların gözünden (nazar) Allah’a sığınırdı. Bu iki sure inince onları okumaya başladı ve diğerlerini (kendi dualarını) bıraktı." (Tirmizî, Tıbb, 16)

Nüzul Sebebi: İnsanın hem dışarıdan gelen (nazar, haset) hem de içeriden gelen (vesvese) saldırılara karşı tek sığınağının Allah olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah sana "Melik benim, İlah benim, sığınacak kapı benim" diyor. Sen ise boynuna bir kağıt asıp "Melik bu, koruyan bu" der gibi hareket ediyorsun. Nas suresi, kalbin sarayını sahte koruyuculardan temizleme suresidir.

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Radıyallahu Anh), bir çocuğun üzerinde nazar boncuğu gördüğünde; "Onun çenesine kara sürün de boncuk takmayın" buyurmuş, nazarı önleyecek şeyin bir boncuk parçası olamayacağını sertçe hatırlatmıştır.

Kıssadan Hisse: İnsanların Rabbine sığınan, insanların şerrinden emin olur.

21. AYET

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ

(Bakara, 255 - Ayetü'l-Kürsi)

Meal: "Allah, O’ndan başka ilah yoktur. Diridir, her şeyi yönetip ayakta tutandır. Kendisini ne bir uyuklama ne de bir uyku tutar "

21. HADİS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ إِذَا أَوَيْتَ إِلَى فِرَاشِكَ فَاقْرَأْ آيَةَ الْكُرْسِيِّ، لَنْ يَزَالَ عَلَيْكَ مِنَ اللَّهِ حَافِظٌ، وَلَا يَقْرَبَكَ شَيْطَانٌ حَتَّى تُصْبِحَ

Meal: Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Yatağına girdiğinde Ayetü'l-Kürsi'yi oku; Allah tarafından senin üzerinde sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz." (Buhârî, Vekâlet, 10)

Nüzul Sebebi: Tevhidin en büyük beyanı olan bu ayet, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini ve kudretini, hiçbir aracının O'nun izni olmadan şefaat edemeyeceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Allah uyumaz ve uyuklamaz; yani O'nun koruması kesintisizdir. Sen ise uyuyan, aciz bir kulun yazdığı muskayla korunacağını sanıyorsun. Ayetü'l-Kürsi'yi boynuna asıp "Allah koruyor" demek yerine, onu ruhuna oku ki Allah seni korusun. Asıl tılsım yazıda değil, ayetin işaret ettiği o mutlak Kudret'tedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh), zekat mallarını çalmaya çalışan bir hırsızı (şeytanı) yakaladığında; o hırsız, serbest bırakılması karşılığında bu ayeti okuyanın korunacağını öğretmiş, Efendimiz de (S.a.v) "O çok yalancıdır ama bu sözünde doğru söylemiş" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Kalbi Ayetü'l-Kürsi ile dolan müminin, boynundaki ipe ihtiyacı yoktur.

22. AYET

وَقُلْ رَبِّ اَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاط۪ينِ وَاَعُوذُ بِكَ رَبِّ اَنْ يَحْضُرُونِ

(Mü’minûn, 97-98)

Meal: "De ki: Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden (kışkırtmalarından) Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım ey Rabbim!"

22. HADİS

عَنْ خَوْلَةَ بِنْتِ حَكِيمٍ قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ مَنْ نَزَلَ مَنْزِلاً ثُمَّ قَالَ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ، لَمْ يَضُرَّهُ شَيْءٌ حَتَّى يَرْتَحِلَ مِنْ مَنْزِلِهِ ذَلِكَ

Meal: Havle binti Hakim (Hz. Radıyallahu Anhâ) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) buyurdu ki: "Kim bir konaklama yerinde durur da 'Yarattıklarının şerrinden Allah’ın tam kelimelerine sığınırım' derse, oradan ayrılana kadar hiçbir şey ona zarar veremez." (Müslim, Zikir, 54)

Nüzul Sebebi: İnsanın her an ve her yerde şeytanın ve diğer mahlukatın manevi saldırılarına açık olduğu gerçeğine binaen, en emin limanın "Dua" olduğunu öğretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Korunma bir "eylemdir", nesne taşıma değil. "Euzü" demek, Allah'a firar etmektir. Muska taşıyan kişi, farkında olmadan "Benim yerime bu kağıt sığınsın" demiş olur. Oysa Allah kağıdın değil, kulun kalbindeki sığınma talebinin sesini duyar.

Sahabe Kıssası: Hz. Halid b. Velid (Hz. Radıyallahu Anh) gece korkuları yaşadığında Efendimiz (S.a.v) ona "Allah'ın tam kelimelerine sığınırım " duasını öğretmiş, Hz. Halid bu duayı okuyunca korkuları son bulmuştur.

Kıssadan Hisse: Allah’ın kelimelerine (Kur’an’a) sığınanı, hiçbir yaratılmış yerinden edemez.

23. AYET

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه۪ وَالْمُؤْمِنُونَۜ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ

(Bakara, 285-286 - Amenerrasulü)

Meal: "Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, müminler de Allah hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez "

23. HADİS

عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ، مَنْ قَرَأَهُمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ

Meal: Ebû Mes’ud el-Bedrî (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) buyurdu ki: "Bakara suresinin sonundaki iki ayeti (Amenerrasulü) geceleyin okuyan kimse için onlar (her türlü şerre karşı) yeterlidir." (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 10)

Nüzul Sebebi: Müslümanların iman esaslarını pekiştirmek ve ağır yükler altında Allah'ın rahmetine sığınmalarını sağlamak için Mirac gecesi vahyedilmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Kefetâhü" (Ona yeter) ifadesi sarsıcıdır. Allah'ın ayeti sana yeterken, neden muska, kurşun dökme veya nazar boncuğu gibi "yetmeyen" ve "yettiremeyen" şeylere sapıyorsun? Bu ayetler, müminin gece sığınağı, gündüz azığıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh) şöyle buyurmuştur: "Aklı başında olan birinin, Bakara suresinin sonundaki bu iki ayeti okumadan uyuduğunu görmedim."

Kıssadan Hisse: Yeterli olanı (Kur’an’ı) bırakan, yetersiz olanın (muskanın) esiri olur.

24. AYET

فَسَيَكْف۪يكَهُمُ اللّٰهُۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ

(Bakara, 137)

Meal: "Onlara karşı Allah sana yeter. O hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir."

24. HADİS

عَنْ أَنَسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ بِاسْمِ اللَّهِ الَّذِي لا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلا فِي السَّمَاءِ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Meal: Hz. Enes (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) buyurdu ki: "İsmiyle beraber yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla (sabah ve akşam üçer defa okuyana) hiçbir şey zarar vermez." (Ebû Dâvûd, Edeb, 101)

Nüzul Sebebi: Müslümanların düşman sayıca ve güççe fazla olduğunda yaşadıkları endişeyi gidermek ve sarsılmaz bir güven kalesi inşa etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: "Feseyekfîke" (Allah sana yetecektir). Bu bir vaaddir. Muska taşıyan ise adeta "Ya Rabbi, Sen yetmezsin, bu yazı da olsun" demiş olur. Allah'ın ismiyle zarar vermeyecek olan kainat, muskanın kağıdıyla mı durdurulacak? İsme sığınan emindir, nesneye sığınan tedirgindir.

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Radıyallahu Anh), bu duayı Efendimiz'den (S.a.v) naklederken; "Bunu okuyana ani bir bela isabet etmez" diyerek tam tevekkülünü göstermiştir.

Kıssadan Hisse: İsmi kainatı tutan Allah varken, ipi boynuna takmak kalbin iflasıdır.

IV. ANA BÖLÜM: GERÇEK SIĞINAK TEVEKKÜLDÜR.

25. AYET

قُلْ اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اِنْ اَرَادَنِيَ اللّٰهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّه۪

“"De ki: Allah’ı bırakıp da taptığınız/sığındığınız şeyleri gördünüz mü? Eğer Allah bana bir zarar murad etse, onlar bu zararı giderebilirler mi?" (Zümer, 38).”

25. HADİS

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ كُنْتُ خَلْفَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَوْمًا فَقَالَ يَا غُلامُ إِذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلِ اللَّهَ، وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ

Meal: İbn Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Evlat! Bir şey isteyeceğinde Allah'tan iste, yardım dileyeceğinde Allah'tan dile." (Tirmizî, Kıyâme, 59)

Nüzul Sebebi: İnsanın daraldığında "acaba kimden yardım alsam" diye sağa sola bakmasını engellemek, bakışlarını doğrudan Arş'ın sahibine çevirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Muska takmak, fiili bir "başkasına yönelme" halidir. "Derdime bu çare olsun" demektir. Oysa yardımı sadece Allah'tan istemek tevhidin aslıdır. Kağıda sığınan, kağıdın acizliğine mahkum olur.

Sahabe Kıssası: Hz. İbrahim (Hz. Aleyhisselam) ateşe atılırken melekler yardım teklif ettiğinde, "Size ihtiyacım yok, Allah bana yeter" diyerek muskacıların ve aracıların mantığını kökten reddetmiştir.

Kıssadan Hisse: Yardımı Allah'tan başkasında arayan, asıl yardımı kaybeder.

26. AYET

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ

(Talâk, 3)

Meal: "Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir."

26. HADİS

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ قَالَ يَعْنِي إِذَا خَرَجَ مِنْ بَيْتِهِ بِسْمِ اللَّهِ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللَّهِ، وَلا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ، يُقَالُ لَهُ هُدِيتَ وَكُفِيتَ وَوُقِيتَ

Meal: Hz. Enes (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) buyurdu ki: "Kim evinden çıkarken: 'Allah’ın adıyla, Allah’a tevekkül ettim; güç ve kuvvet ancak Allah’ındır' derse, ona: 'Hidayete erdirildin, ihtiyaçların karşılandı ve korundun' denilir." (Ebû Dâvûd, Edeb, 102)

Nüzul Sebebi: Müslümanların rızık ve can güvenliği endişesi taşıdıkları darlık zamanlarında, mutlak vekilin kim olduğunu hatırlatmak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: "Kufîte ve Vukîte" (Sana kafi gelindi ve korundun). Allah'ın koruma garantisi verdiği bir kulu, boynuna taktığı deri parçası mı daha iyi koruyacak? Evden çıkarken muskasına dokunup "tamam" diyen, aslında Allah'a değil nesneye güvenmiştir. Korunma kağıtta değil, "La havle" diyen dildedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh), hiçbir iş yapmadan "biz tevekkül ediyoruz" diyenleri görünce; "Siz Allah'a değil başkasına güvenenlersiniz; gerçek mütevekkil toprağa tohumu atan ve sonra Allah'a güvenendir" diyerek sahte sığınakları reddetmiştir.

Kıssadan Hisse: Allah’a dayananın başka desteğe, O’na güvenenin başka tılsıma ihtiyacı yoktur.

27. AYET

اَلَيْسَ اللّٰهُ بِكَافٍ عَبْدَهُۜ

(Zümer, 36)

Meal: "Allah kuluna kafi (yeterli) değil midir?"

27. HADİS

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ قَالَهَا إِبْرَاهِيمُ عَلَيْهِ السَّلَامُ حِينَ أُلْقِيَ فِي النَّارِ، وَقَالَهَا مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حِينَ قَالُوا إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ

Meal: Hz. İbn Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) dedi ki: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" sözünü; İbrahim (Hz. Aleyhisselam) ateşe atılırken, Muhammed (S.a.v) ise "İnsanlar size karşı ordu topladılar" denildiğinde söylemiştir. (Buhârî, Tefsir, 3/4)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin Efendimiz (S.a.v)’i putlarının çarpmasıyla korkutmak istemeleri üzerine, Allah'ın mutlak yeterliliğini ilan etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Allah kafi değil midir?" sorusu aslında bir tokattır. Muska takan adamın ameliyle verdiği cevap; "Hayır ya Rabbi, tek başına yetmezsin, bu yazı da lazım" demektir. Bu ne dehşetli bir hatadır! Kalp "Hasbünallah" diyorsa, kainat ateş olsa gül bahçesine döner.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Radıyallahu Anh), hicret yolunda mağarada düşman kapıdayken korkunca, Efendimiz (S.a.v) "Üçüncüsü Allah olan iki kişiyi sen ne sanıyorsun?" buyurmuş ve hiçbir muskaya gerek duymadan en büyük korumaya ermişlerdir.

Kıssadan Hisse: Kifayeti (yeterliliği) Allah'ta bulmayan, her şeyin önünde eğilmek zorunda kalır.

28. AYET

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ

(Mü’min (Ğâfir), 60)

Meal: "Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim."

28. HADİS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْسَ شَيْءٌ أَكْرَمَ عَلَى اللَّهِ تَعَالَى مِنَ الدُّعَاءِ

“Meal: Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Allah katında duadan daha değerli/şerefli hiçbir şey yoktur." (Tirmizî, Daavât, 1)”

Nüzul Sebebi: İnsanların acizliklerini fark edip Allah'a yönelmeleri ve aracıları terk ederek doğrudan Yüce Yaratıcıya hitap etmelerini sağlamak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Allah "Bana gel" diyor, muskacı ise "Kağıda gel" diyor. Dua ibadetin iliğidir. Muska ise kulun Rabbiyle olan canlı bağını koparıp ölü bir nesneye bağlamaktır. Allah duayı işitir ama kağıda yazılan yazı, kalpten kopan bir nida olmadıkça sadece mürekkeptir.

Sahabe Kıssası: Bir bedevi Efendimiz (S.a.v)’e gelip "Rabbimiz yakın mı uzak mı?" diye sormuş, Efendimiz cevap vermeden bu ayet (Bakara 186) inmiş ve sığınmanın doğrudan olması gerektiği tescillenmiştir.

Kıssadan Hisse: Mevla ile arana perde koyan, Mevla’nın himayesinden mahrum kalır.

29. AYET

قُلْ لَنْ يُص۪يبَنَٓا اِلَّا مَا كَتَبَ اللّٰهُ لَنَاۚ هُوَ مَوْلٰينَاۚ وَعَلَى اللّٰهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

(Tevbe, 51)

Meal: "De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim Mevla’mızdır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler."

29. HADİS

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ عِنْدَ الْكَرْبِ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

Meal: Hz. İbn Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) sıkıntılı anlarında şöyle derdi: "Azîm ve Halîm olan Allah'tan başka ilah yoktur. Arş-ı Azîm'in Rabbi Allah'tan başka ilah yoktur " (Buhârî, Daavât, 27)

Nüzul Sebebi: Tebük seferi öncesi münafıkların korku yayması üzerine, başa gelecek her şeyin Allah'ın takdiri olduğunu ve müminin Mevla'sına güvenmesi gerektiğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "O bizim Mevla'mızdır" demek, "Sahibimiz O, koruyucumuz O" demektir. Muska taşıyan, adeta Allah'ın yazmadığı bir zarardan korunmaya çalışıyor gibidir. Allah yazdıysa hiçbir muska engelleyemez; Allah yazmadıysa hiçbir cin veya insan zarar veremez. O halde muska ne içindir? Sadece evhamı beslemek içindir.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz. Radıyallahu Anh) bir adamın kolunda iplik görünce "Bu nedir?" dedi. Adam "Kaderden korunmak için" deyince, Hz. Huzeyfe o ipi kopardı ve "İşte bu ip asıl senin kaderindir (helakındır)" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Kaderi yazana sığınan, kaderin getirdiğinden korkmaz.

30. AYET

فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ

(Âl-i İmrân, 159)

Meal: "Kararını verdiğin zaman artık Allah’a dayanıp güven. Şüphesiz Allah, Kendisine dayanıp güvenenleri sever."

30. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَوْ أَنَّكُمْ تَوَكَّلْتُمْ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرَزَقَكُمْ كَمَا يَرْزُقُ الطَّيْرَ، تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Eğer siz Allah’a hakkıyla tevekkül etseydiniz, sabahleyin aç çıkıp akşamleyin tok dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı." (Tirmizî, Zühd, 33)

Nüzul Sebebi: Uhud Savaşı’ndan sonra müminlerin yaşadığı sarsıntıyı gidermek ve istişareden sonra asıl kuvvetin Allah'a güvenmek olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Kuşların boynunda muska yok hocam; ama her akşam karınları tok dönüyorlar. Çünkü fıtri bir tevekkül içindeler. İnsan ise boynuna ipler takarak, kalbindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor. Allah tevekkül edeni sever; nesneye güvenen ise sevgiden ve himayeden uzaklaşır.

Sahabe Kıssası: Hz. Halid b. Velid (Hz. Radıyallahu Anh) bir gün miğferini kaybettiğinde çok üzüldü. Sebebi miğferin değeri değil, içinde Efendimiz’in (S.a.v) mübarek saç telinin olmasıydı. Ancak o bunu "beni bu koruyor" diyerek değil, teberrük (bereket umma) ve muhabbet için taşıyordu. Muskayla karıştırılmamalıdır; zira o saç teline değil, telin sahibine olan sevgisiyle Allah'tan bereket umuyordu.

Kıssadan Hisse: Allah'a dayanan dik durur, eşyaya dayanan devrilir.

31. AYET

وَاِلَيْهِ يُرْجَعُ الْاَمْرُ كُلُّهُ فَاعْبُدْهُ وَتَوَكَّلْ عَلَيْهِۜ

(Hûd, 123)

Meal: "Bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na tevekkül et!"

31. HADİS

عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كَانَ يَقُولُ اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ

Meal: Hz. İbn Abbas (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) şöyle dua ederdi: "Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim " (Müslim, Zikir, 67)

Nüzul Sebebi: Peygamberlerin karşılaştığı zorluklara karşı teselli mahiyetinde; hükmün eninde sonunda Allah'a ait olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: İşler eninde sonunda Allah'a dönecekse, neden yolda başka duraklara uğruyorsun? Muska bir "yol kesicidir". Kalbin Allah'a gidişini engeller, umudu nesneye bağlar. İbadet ve tevekkül ikiz kardeştir; birini bırakan diğerini de kaybeder.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz. Radıyallahu Anh) bir savaşa giderken müneccimin (yıldız falcısının) "şu saatte gidersen yenilirsin" demesine aldırmayıp "Biz Allah'a tevekkül ederiz" diyerek yola çıkmış ve büyük bir zafer kazanmıştır.

Kıssadan Hisse: Sonu Allah'a çıkan yolda, eşyadan medet ummak vakit kaybıdır.

32. AYET

حَسْبِيَ اللّٰهُۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ

(Tevbe, 129)

Meal: "Allah bana yeter. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. Ben ancak O’na tevekkül ettim. O, yüce Arş’ın Rabbidir."

32. HADİS

عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ مَنْ قَالَ إِذَا أَصْبَحَ وَإِذَا أَمْسَى حَسْبِيَ اللَّهُ لا إِلَهَ إِلا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، سَبْعَ مَرَّاتٍ، كَفَاهُ اللَّهُ مَا أَهَمَّهُ

Meal: Hz. Ebû'd-Derda (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Kim sabah ve akşam yedişer defa 'Hasbiyallahu ' duasını okursa, Allah onun dünyevi ve uhrevi bütün dertlerine kafi gelir." (Ebû Dâvûd, Edeb, 101)

Nüzul Sebebi: İnsanların yüz çevirdiği, Peygamber’in (S.a.v) yalnız bırakıldığı anlarda bile Allah'ın yeteceğini bildirmek için nazil olan Tevbe suresinin son ayetidir.

Az ve Öz Tefsir: Arşın Rabbi sana "kafi gelirim" diyor, sen boynuna bir "ip" takıp "bu kafi gelir" diyorsun. Bu ayet muskaları yırtıp atan bir tevhid manifestosudur. Kalp bu ayeti okuyunca arşın kuvvetini hisseder; muska ise sadece teni rahatsız eder.

Sahabe Kıssası: Hz. İbrahim (Hz. Aleyhisselam) ateşe düşerken bu hakikati kuşanmıştı; ateş onu yakmadı. Muska taşıyanlar ise korkularının ateşinde yanmaya devam ederler.

Kıssadan Hisse: Yeterli olanı (Hasbünallah) bilmeyen, her yetersizliğe (muska) mahkum olur.

V. ANA BÖLÜM: KALBİN SIHHATI VE TEVHİDİN ZAFERİ

33. AYET

يَآ اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَآءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ وَشِفَآءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِۙ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ

(Yûnus, 57)

Meal: "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, müminler için bir rehber ve bir rahmet gelmiştir."

33. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَلَا وَإِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً، إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ، أَلَا وَهِيَ الْقَلْبُ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o ıslah olursa bütün vücut ıslah olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin, o kalptir!" (Buhârî, Îmân, 39)

Nüzul Sebebi: İnsanların maddi hastalıklar için çare ararken, asıl helak edici olan manevi ve kalbi hastalıkları (şirk, şüphe, korku) unutmamaları gerektiğini ihtar etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Şifa kalptedir hocam, boyunda değil! Kalp Allah ile mutmain olursa vücuda korku giremez. Muska takan adam, kalbindeki iman zafiyetini bir deri parçasıyla kapatmaya çalışıyordur. Kur’an "kalplerdekine şifa" olarak inmiştir; kağıda yazılıp duvara asılmak için değil.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Radıyallahu Anh) bir gün ağlayan birini görünce, "Seni ağlatan nedir?" diye sordu. Adam "Günahlarım ve kalbimin katılığı" dedi. Hz. Ömer ona hiçbir nesne önermedi, sadece Kur’an ile kalbini tedavi etmesini söyledi.

Kıssadan Hisse: Kalbi boş olanın sığınağı çok olur; kalbi Allah ile dolu olanın ise tek bir sığınağı (Allah) yeter.

34. AYET

اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ

(Ra’d, 28)

Meal: "Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur."

34. HADİS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ اللّٰهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ، وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ

Meal: Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize bakar." (Müslim, Birr, 33)

Nüzul Sebebi: Mutluluğu ve huzuru yanlış yerlerde arayan, dış görünüşle ve maddi korumalarla iç dünyasını yatıştırmaya çalışan insanlara gerçeği bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Muska takan adam aslında huzur arıyordur. Ama huzur kağıtta olsaydı, kağıdı yapanlar dünyanın en mutlu insanları olurdu. Allah "huzur Benim zikrimdedir" diyor. Zikir ise dildeki tesbih değil, kalbin Allah’ı her an hazır bilmesidir. Boynuna taktığın muska senin zikrini engeller, çünkü güvenini ona kaydırır.

Sahabe Kıssası: Hz. Bilal-i Habeşi (Hz. Radıyallahu Anh) kızgın kumlarda üzerine kayalar konulurken "Ahad! Ahad!" diyordu. O sığınacak bir muska aramadı, çünkü kalbi Allah’ın birliğiyle çoktan huzura ermişti.

Kıssadan Hisse: Allah'ı unutan, boynuna kainatı assa huzur bulamaz.

35. AYET

اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ

(Alak, 14)

Meal: "O, Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmez mi?"

35. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اتَّقِ اللّٰهَ حَيْثُمَا كُنْتَ

“Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Nerede olursan ol, Allah’tan kork (O'nun seni gördüğünü bil)." (Tirmizî, Birr, 55)”

Nüzul Sebebi: İnsanın yalnız kaldığında veya başı sıkıştığında, Allah’tan gafil bir şekilde hareket etmesini ve sahte güçlerden korkmasını engellemek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah seni her an görüyor hocam. O seni görürken senin bir nesneye el açman, O’na karşı en büyük edepsizliktir. Muska taşıyan, "Allah beni görmüyor da bu muska mı beni gözetliyor?" dercesine bir hal içindedir. Mümin, Allah'ın her an kendisiyle beraber olduğunun şuurundadır.

Sahabe Kıssası: Hz. İhsan mertebesini soran Cebrail (Hz. Aleyhisselam)'a Efendimiz (S.a.v); "Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir; sen O’nu görmesen de O seni görüyor" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Görüldüğünü bilen, başka bir koruyucuya ihtiyaç duymaz.

36. AYET

فَفِرُّوٓا اِلَى اللّٰهِۜ

(Zâriyât, 50)

Meal: "Öyleyse Allah’a firar edin (koşun)!"

36. HADİS

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْكَ

Meal: Ebû Hüreyre (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v) şöyle dua ederdi: "Allah’ım! Senin gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım " (Müslim, Salât, 222)

Nüzul Sebebi: İnsanın başına gelen belalardan kurtulmak için kaçtığı tüm kapıların kapalı olduğunu, tek kurtuluş yolunun yine Allah’a dönmek olduğunu anlatmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Senden yine Sana sığınırım." Bu tevhiddir hocam! Zararı veren de O, şifayı veren de O. Öyleyse başka yere kaçış yok. Muska takan, Allah’ın takdirinden kaçıp kağıda sığınmaya çalışandır. Oysa kaçılacak yer muskacı değil, Allah’ın rahmetidir.

Sahabe Kıssası: Hz. İbrahim (Hz. Aleyhisselam) ateşe atılırken başka hiçbir yere iltica etmedi; sadece Allah'a firar etti ve ateş gül bahçesi oldu.

Kıssadan Hisse: Allah’a koşan yolda kalmaz; eşyaya koşan menzile varamaz.

37. AYET

وَاللّٰهُ غَالِبٌ عَلٰٓى اَمْرِه۪ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

(Yûsuf, 21)

Meal: "Allah, emrini yerine getirmeye galiptir; fakat insanların çoğu bunu bilmezler."

37. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَا شَاءَ اللّٰهُ كَانَ، وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ

“Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Allah’ın dilediği olur, dilemediği ise asla olmaz." (Ebû Dâvûd, Edeb, 101)”

Nüzul Sebebi: Hz. Yusuf (Hz. Aleyhisselam) kuyudan saraya giderken, tüm planların üstünde Allah’ın planı olduğunu göstermek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Eğer Allah senin hakkında bir hüküm verdiyse, kainatın bütün muskaları birleşse onu geri çeviremez. İnsanların çoğu bunu bilmez de gider boynuna ip asar. Allah’ın galibiyetine iman eden, nesnelerin mağlubiyetinden korkmaz.

Sahabe Kıssası: Bedir’de sayıca az olan müminlere Allah’ın zafer vermesi, "galip olanın sadece Allah olduğu" hakikatinin mühürlenmesidir.

Kıssadan Hisse: Galip olanın kapısında duran, hiçbir zaman yenilmez.

38. AYET

وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۙ

(Şuarâ, 80)

Meal: "Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur."

38. HADİS

عَنْ جَابِرٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنْ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَنَّهُ قَالَ لِكُلِّ دَاءٍ دَوَاءٌ، فَإِذَا أُصِيبَ دَوَاءُ الدَّاءِ بَرَأَ بِإِذْنِ اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ

Meal: Hz. Cabir (Hz. Radıyallahu Anh) anlatıyor: "Her derdin bir devası vardır. Derdin devasıyla buluşulduğunda, Allah’ın izniyle şifa bulunur." (Müslim, Selâm, 69)

Nüzul Sebebi: Hz. İbrahim (Hz. Aleyhisselam)'ın diliyle, şifanın tabiat olaylarına veya aracı nesnelere değil, doğrudan Allah’a ait olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Hastalık gelince doktora gitmek "sebebe yapışmaktır"; ama muska takmak "sebebi ilahlaştırmaktır". İlaç maddedir, muska ise manevi bir sahtekarlıktır. Şifayı kağıttan beklemek, doktorun reçetesini yemek gibidir. Şifayı veren O'dur; vesileyi meşru dairesinde ara, batıl dairesinde değil.

Sahabe Kıssası: Hz. Peygamber (S.a.v) hastalandığında tedavi olmuş, bal şerbeti içmiş, hacamat yaptırmış; ama asla boynuna bir şey asmamıştır.

Kıssadan Hisse: Şifa Allah’tan istenir; sebep ise sünnetullah dairesinde aranır.

39. AYET

فَاسْتَقِمْ كَمَآ اُمِرْتَ

(Hûd, 112)

Meal: "Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol!"

39. HADİS

عَنْ أَبِي عَمْرٍو سُفْيَانَ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللّٰهِ، قُلْ لِي فِي الْإِسْلَامِ قَوْلًا لَا أَسْأَلُ عَنْهُ أَحَدًا غَيْرَكَ قَالَ قُلْ آمَنْتُ بِاللّٰهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ

Meal: Süfyan b. Abdullah (Hz. Radıyallahu Anh) dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki, başka kimseye sormaya ihtiyacım kalmasın." Efendimiz: "Allah’a iman ettim de, sonra dosdoğru ol!" buyurdu. (Müslim, Îmân, 62)

Nüzul Sebebi: Müminlerin hayatlarını belli prensipler ve istikamet üzerine kurmalarını, geçici heveslere ve batıl adetlere sapmamalarını emretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: İstikamet tevhiddir hocam! "İman ettim" deyip sonra muska peşinde koşmak, istikameti bozmaktır. Dosdoğru olan adamın sırtı yere gelmez. Eğri yollardan (batıl inançlardan) medet uman, kendi doğrusunu kaybetmiştir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Radıyallahu Anh) bu ayet hakkında; "Bu ayet benim saçlarımı ağarttı" buyurmuştur; çünkü tevhid üzere dimdik durmak en büyük cihattır.

Kıssadan Hisse: İstikamet en büyük keramettir; muskada keramet arayan yolda kalır.

40. AYET

وَاَنَّ هٰذَا صِرَاط۪ي مُسْتَق۪يماً فَاتَّبِعُوهُۚ وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَب۪يلِه۪ۜ

(En’âm, 153)

Meal: "Şüphesiz bu, Benim dosdoğru yolumdur. Öyleyse ona uyun; başka yollara sapmayın ki sizi O’nun yolundan ayırıp parçalamasınlar!"

40. HADİS

قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللّٰهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ

Meal: Resulullah (S.a.v) buyurdu ki: "Size iki şey bırakıyorum; onlara sımsıkı sarıldığınız sürece asla sapıtmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Nebisi'nin Sünneti." (Muvatta, Kader, 3)

Nüzul Sebebi: İslam’ın tek ve birleştirici yol olduğunu, bunun dışındaki her türlü bidat, batıl ve şirke dayalı yolun insanı helaka sürükleyeceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: İşte son nokta hocam! Yol ikidir: Ya Kitap ve Sünnet yolu, ya da uydurulan batıl yollar. Muska, tılsım, nazar boncuğu Bunlar o "başka yollardır". Seni Allah’ın yolundan ayırır, eşyaya kul eder. 40 madde boyunca gördük ki; kurtuluş sımsıkı Allah’a sarılmaktadır.

Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) yere bir düz çizgi çizdi ve "Bu Allah’ın yoludur" dedi. Yanlarına da başka çizgiler çizdi ve "Bunlar da şeytanın yollarıdır" buyurdu. Muska o yan yollardan biridir.

Kıssadan Hisse: Kitaba sarılan aziz, batıla sarılan rezil olur.

AZİZ MÜSLÜMANLAR! DEĞERLİ MÜMİNLER!

Soruyorum size: Aklı başında olan, zerre miktar idrak sahibi bir insanın; yerin ve göğün mutlak hakimi olan Allah’ı bırakıp da, dilsiz kağıtlara, cansız nesnelere, sahte tılsımlara el açması akıl kârı mıdır?

Siz böyle yaparak ne kazandığınızı sanıyorsunuz? Vallahi açıkça söylüyorum: Sizin bu halinizin, cahiliye müşriklerinin "Bizi Allah'a yaklaştırsın" diye putlara tapmasından ne farkı var? Onlar taşa tapıyordu, siz kağıda! Onlar helvadan put yapıyordu, siz mürekkepten! İsimler değişti ama zihniyet aynı cahiliye, aynı şirk, aynı hüsran!

Aklınızı başınıza devşirmeyecek misiniz? Allah size "Şah damarınızdan yakınım" derken, siz neden araya dericileri, muskacıları, düğümcüleri sokuyorsunuz? Rabbimiz soruyor: “Hâlâ düşünmez misiniz?”

FİNAL: TEVHİDİN ZAFERİ VE SON SÖZ

Kardeşlerim! Yol ayrımındayız. Ya her şeyi yaratan Allah’a tam teslim olup hürleşeceksiniz ya da eşyanın ve sahte korkuların kulu olup zelil olacaksınız.

Şunu asla unutmayın: Mahşer meydanında, o dehşetli günde; ne boynunuzdaki muskalar, ne evinizin duvarındaki nazarlıklar, ne de araya koyduğunuz o sahte aracılar size fayda verecek! O gün ne kağıt kalacak, ne mürekkep! Sadece ve sadece tertemiz bir kalp ile Allah'a gelenler kurtulacak!

Ey Mümin! Gel, bugün bir karar ver! Boynundaki o prangaları parçala, cebindeki o sahte güvenleri ateşe at! Allah sana yetmez mi sanıyorsun? Arşın Sahibi seni korumaktan aciz mi sanıyorsun?

Son sözümüz şudur: Allah’tan başka sığınak arayanın sığınağı, kendi mezarıdır. Allah’a dayananın ise koruyucusu bizzat Zülcelal’dir.

"Hâsılı kelâm; Allah var, keder yok! Allah var, başka yardımcıya ihtiyaç yok!"

Rabbim bizleri, nefesimizin sonuna kadar "Lâ ilâhe illallah" sancağı altında, hiçbir gölgeye sığınmadan, sadece Kendisine ram olan muvahhidlerden eylesin.


MEHMET ERÇELİK