MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR
KARDEŞİNİ SIRTINDAN VURANIN SECCADESİ ATEŞTEN BİR TUZAKTIR!
AYNI KIBLEYE DÖNÜP BİRBİRİNİ ALDATANLAR: MAHŞERİN RÜSVAYLARI!
KAN BAĞI DEĞİL İMAN BAĞI: BU BAĞI KOPARAN ALLAH İLE DAVALIDIR!
KARDEŞİNE ZULMEDEN, BİZZAT RESULULLAH’IN (S.A.V) ŞEFAATİNDEN MAHRUMDUR!
KARDEŞLİK KÖPRÜSÜNÜ YIKAN, SIRAT KÖPRÜSÜNDE YALNIZ KALACAKTIR!
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي جَعَلَ الْمُؤْمِن۪ينَ اِخْوَةً وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي اٰخٰى بَيْنَ الْمُهَاجِر۪ينَ وَالْاَنْصَارِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ٓ اَجْمَع۪ينَ
Meal: Müminleri birbirine kardeş kılan Allah’a hamd olsun. Muhacir ve Ensar’ı birbirine kardeş yaparak yeryüzünün en büyük sadakat köprüsünü kuran Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e salât ve selâm olsun. Kardeşi için canını feda eden, bir lokma ekmeğini paylaşan ve "Kardeşim benden daha layıktır" diyen Sahabe-i Kiram Hazretleri’ne selâm olsun.
AZİZ MÜMİNLER,DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!
EY AYNI KELİME-İ TEVHİDİ SÖYLEYİP DE DİLLERİ BİRBİRİNE ZEHİR OLAN GAFİL!
Duy ve kendine gel! İslam dinine göre rengi, ırkı, cinsi, mezhebi, meşrebi, soyu ve sopu ne olursa olsun; "
لا اله الا الله محمد رسول الله"
“diyen herkes senin din kardeşindir! Aynı anadan, babadan doğmamış olabilirsin; aynı kanı taşımıyor olabilirsin. Ama şunu asla unutma: Rabbimiz birdir! Malikimiz, Halıkımız birdir! Peygamberimiz birdir! Dinimiz, kıblemiz, istikbalimiz birdir! Hepimiz Hz. Adem ve Hz. Havva’nın çocuklarıyız!”
BU KADAR "BİR"İMİZ VARKEN, SEN NASIL OLUR DA KARDEŞİNİ KANDIRABİLİRSİN?
Nasıl olur da aynı secdeye baş koyduğun kardeşine tuzak kurabilirsin? Ona ihanet edip, onu yalnız ve yardımsız bırakırken hiç mi Allah’tan korkmazsın? Senin kardeşinle arandaki bağ kan değil, imandır! Kan bağı kopar toprak olur; ama iman bağı koparsa, senin ebedi hayatın yanar kül olur! Müslümanı kandıran, aslında kendi ahiretini ateşe verir. Kardeşini sırtından vuran, mahşer günü o ihanetin yükünü kendi sırtında dağ gibi taşır!
EY KARDEŞİNİ RAKİP GÖREN BEDBAHT!
Allah "Kardeşsiniz" diyor, sen ise "Düşmanlık" yapıyorsun! Aynı kıbleye dönenler birbirine sırt dönüyorsa, yönünü kaybeden beden değil kalptir! Müslüman Müslümanın kurdu değildir; ama bugün senin kalbin kurtlardan daha vahşi hale gelmişse, imanının tadını çoktan unutmuşsun demektir. Şimdi gel; bu ilahi bağı nasıl kopardığını, kardeşine ettiğin zulmün hesabını nasıl vereceğini Allah’ın ayetleri ve Resulullah’ın (S.a.v) hadisleri ışığında hep beraber okuyalım ve titreye titreye tefekkür edelim!
I. ANA BÖLÜM: KARDEŞLİĞİN İLAHİ TEMELİ VE MAHİYETİ
ALLAH’IN "KARDEŞ" İLAN ETTİĞİNİ KİMSE AYIRAMAZ!
1. AYET
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
(Hucurât, 10)
Meal: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin."
1. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ"
Meal: "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmana veya yalnızlığa) teslim etmez." (Buhârî, Mezâlim, 3)
Nüzul Sebebi: Evs ve Hazreç kabileleri gibi aralarında kan davası olan toplulukları tek bir çatı altında toplamak ve üstünlüğün soyla değil imanla olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah "Ancak kardeştirler" buyurarak aradaki tüm yapay sınırları kaldırmıştır. Eğer bir Müslüman zulme uğruyorsa ve sen sessizsen, kardeşlik akdine ihanet etmişsin demektir.
Sahabe Kıssası: Medine’de Ensar, Muhacir kardeşlerine evlerini, bahçelerini, mallarının yarısını teklif etmişlerdir. Bu, tarihin gördüğü en büyük "İman Kardeşliği" destanıdır.
Kıssadan Hisse: Kardeşini yalnız bırakan, Allah’ın himayesinden çıkar.
2. AYET
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ
(Âl-i İmrân, 103)
Meal: "Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a/İslam’a) sımsıkı sarılın; parçalanıp bölünmeyin."
2. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ، يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا"
Meal: "Mümin mümin için, parçaları birbirini destekleyen bir bina gibidir." (Buhârî, Salât, 88)
Nüzul Sebebi: İslam’dan önce birbirinin canına susamış kabilelerin, İslam’la nasıl bir vücut haline geldiğini ve bu birliği korumaları gerektiğini hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bir binadan bir tuğla çekersen bina sarsılır. Müslüman kardeşini kandırmak, o binanın temelinden taş çalmaktır. Sonunda o bina (ümmet) senin üzerine yıkılır.
Sahabe Kıssası: Yermük Savaşı’nda susuzluktan can çekişen üç sahabi, su ayağına geldiğinde "Kardeşim içsin" diyerek birbirine ikram etmiş ve hepsi şehit olmuştur.
Kıssadan Hisse: Kardeşini kendine tercih etmedikçe kâmil mümin olamazsın.
3. AYET
يَآ اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ
(Hucurât, 13)
Meal: "Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en şerefliniz, O’ndan en çok sakınanınızdır."
3. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا فَضْلَ لِعَرَبِيٍّ عَلَى أَعْجَمِيٍّ، وَلَا لِعَجَمِيٍّ عَلَى عَرَبِيٍّ... إِلَّا بِالتَّقْوَى"
Meal: "Arabın Acem'e, Acem'in de Arap'a bir üstünlüğü yoktur Üstünlük ancak takva iledir." (Müsned-i Ahmed)
Nüzul Sebebi: Irkçılık ve soyculuk davasıyla kardeşlerini hor görenlerin kibrini kırmak, tek bir asıldan gelindiğini ilan etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Rengi, dili ne olursa olsun; Kelime-i Tevhid ile sana bağlanan herkes senin canındır. Irkçılık yaparak kardeşlik bağını kesen, cahiliye çukuruna geri düşmüştür.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v), Habeşli bir köle olan Hz. Bilal (Hz.) ile Kureyşli Hz. Ebubekir (Hz.) arasını kardeş kılmış ve "Bilal bizim efendimizdir" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Soyunla değil, imanınla ve kardeşine sevginle şereflisin.
4. AYET
:وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ أَنْفَقْتَ مَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مَا أَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللَّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ
Meali: "Ve (Allah) onların kalplerini birleştirdi. Sen yeryüzündeki her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini birleştiremezdin; fakat Allah onların arasını uzlaştırdı." (Enfâl, 63)
4. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا تَبَاغَضُوا، وَلَا تَحَاسَدُوا، وَلَا تَدَابَرُوا، وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا"
Meal: "Birbirinize kin tutmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt dönmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!" (Buhârî, Edeb, 57)
Nüzul Sebebi: Kalplerin telif edilmesinin ancak Allah’ın bir lütfu olduğunu bildirmek ve eski cahiliye düşmanlıklarına dönmemeyi ihtar etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşlik, Allah’ın bize verdiği en büyük nimettir. Birbirini kandıranlar, bu nimete nankörlük edenlerdir. Sırtını dönen, sadece kardeşine değil, rahmete de sırtını dönmüştür.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) ve Hz. Ebubekir (Hz.) bazen tartışsalar bile, hemen ardından birbirlerine sarılır ve "Biz kardeşiz" diyerek nefislerini ayaklar altına alırlardı.
Kıssadan Hisse: Allah’ın birleştirdiğini, nefsin için ayırma!
5. AYET
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ
(Tevbe, 71)
Meal: "Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar."
5. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لِأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ"
Meal: "Sizden biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olmaz." (Buhârî, Îmân, 7)
Nüzul Sebebi: Müminlerin toplumsal yapıda birbirlerine nasıl kenetlenmesi gerektiğini ve birbirlerinin hukukunu nasıl koruyacaklarını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kendini kandırılmaktan koruyorsan, kardeşini de kandırmayacaksın. Kendine rızık arıyorsan, kardeşini aç bırakmayacaksın. Bu iman meselesidir, şaka değildir!
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) kıtlık zamanı kervanını tüccarlara değil, "Allah bana on katını veriyor" diyerek bedava olarak din kardeşlerine dağıtmıştır.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin çıkarını gözetmeyen, kendi imanını tehlikeye atar.
6. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ
(Âl-i İmrân, 105)
Meal: "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın."
6. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ..."
Meal: "Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve şefkat göstermede bir vücut gibidirler " (Müslim, Birr, 66)
Nüzul Sebebi: Önceki ümmetlerin düştüğü "birbirini çekememe ve bölünme" hatasına Müslümanların düşmemesi için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Vücudun bir azası (mesela parmağı) ağrısa tüm vücut uykusuz kalır. Eğer Gazze’deki, Türkistan’daki kardeşin acı çekerken sen burada rahat uyuyorsan, vücudun bağı kopmuş demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Cafer (Hz.) ve arkadaşları Habeşistan’a hicret ettiklerinde, oradaki en zor şartlarda bile birbirlerine kenetlenmiş ve tek bir kalp gibi hareket etmişlerdir.
Kıssadan Hisse: Parçalanan ümmet, zalime yem olur.
7. AYET
وَالَّذ۪ينَ جَآءُوا مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ
(Haşr, 10)
Meal: "Onlardan sonra gelenler şöyle derler: 'Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!'"
7. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "دَعْوَةُ الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ لِأَخِيهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ مُسْتَجَابَةٌ"
Meal: "Bir Müslümanın, kardeşinin gıyabında (arkasından) yaptığı dua kabul olunur." (Müslim, Zikir, 87)
Nüzul Sebebi: Kardeşliğin sadece yaşayanlar arasında değil, nesiller boyu devam eden bir vefa bağı olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşinin arkasından kuyu kazan değil, dua eden olacaksın. Onu gıyabında çekiştiren değil, Allah’tan onun için bağışlanma dileyen olacaksın. Gıyabi dua, kardeşliğin mührüdür.
Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, her namazdan sonra birbirlerinin isimlerini zikrederek dua ederlerdi. Onların arasındaki bu samimiyet, dünyayı fethetti.
Kıssadan Hisse: Kardeşine dua eden, meleğin "Aynısı sana da olsun" duasını alır.
8. AYET
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ
(Fussilet, 34)
Meal: "İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olanla sav; o zaman bakarsın ki aranızda düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiş!"
8. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ"
Meal: "Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu (zarar görmediği) kimsedir." (Buhârî, Îmân, 4)
Nüzul Sebebi: Düşmanlıkları dostluğa çevirmenin yolunun ihsan ve merhamet olduğunu öğretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Eğer kardeşin sana bir yanlış yaptıysa, sen ona daha güzeliyle git. Müslüman demek, güvenilen insan demektir. Eğer kardeşin senden korkuyorsa, "acaba beni kandırır mı?" diyorsa, Müslümanlık ismin kağıtta kalmış demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Hasan (Hz.), kendisine küfreden bir adama ikramda bulunmuş ve nezaketiyle o adamı hüngür hüngür ağlatarak kendine dost edinmiştir.
Kıssadan Hisse: Dilinle yaralama, elinle kandırma; kardeş ol!
II. ANA BÖLÜM: KARDEŞLİK HUKUKUNA İHANETİN VEBALİ
KARDEŞİNİ ALDATAN, RAHMAN’I ALDATTIĞINI SANAN BİR GAFİLDİR!
9. AYET
وَلَا تَلْمِزُوٓا اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِۜ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْا۪يمَانِۚ
(Hucurât, 11)
Meal: "Birbirinizi karalamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir namdır!"
9. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا"
Meal: "Bizi (Müslümanları) aldatan bizden değildir!" (Müslim, Îmân, 164)
Nüzul Sebebi: Müslümanların birbirlerinin kusurlarını araştırmasını, alay etmesini ve birbirini küçük düşürmesini yasaklamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bizden değildir" ihtarı, bir Müslüman için ölümden daha ağır bir hükümdür! Kardeşini kandırarak üç kuruş kar ettiğini sanan gafil, aslında o an Efendimiz (S.a.v)’in sancaktarlığından istifa etmiş demektir. Kardeşine kurduğun her tuzak, aslında senin iman kalene atılmış bir bombadır.
Sahabe Kıssası: Pazarda buğday satan bir adamın, malının ıslak kısmını alta gizlediğini gören Efendimiz (S.a.v), elini daldırıp ıslaklığı fark edince bu sarsıcı hadisi söylemiş ve Müslümanın Müslümana asla hile yapamayacağını mühürlemiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşini kandıranın kazancı bal değil, zehirdir.
10. AYET
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّۖ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ
(Hucurât, 12)
Meal: "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın."
10. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "كُلُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ حَرَامٌ؛ دَمُهُ، وَمَالُهُ، وَعِرْضُهُ"
Meal: "Müslümanın Müslümana kanı, malı ve ırzı (şerefi) haramdır." (Müslim, Birr, 32)
Nüzul Sebebi: Müminler arasında şüphe, casusluk ve arkadan konuşma yoluyla kardeşlik bağlarının zehirlenmesini engellemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşinin şerefi senin şerefindir! Onu gıybetle arkasından vurmak, malına göz dikmek veya ona haksızlık etmek; Kâbe’yi yıkmaktan daha büyük bir cinayettir. Zira kalp Allah’ın evidir ve Müslüman kalbi incitmek Allah’ı incitmektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.) ve Hz. Ömer (Hz.) bir sahabi hakkında zanda bulunduklarında, Efendimiz (S.a.v) onlara; "Kardeşinizin etini yediğinizi görüyorum, gidin dişlerinizin arasını temizleyin!" buyurarak gıybetin dehşetini göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşini arkadan vuran, mahşerde kendi leşini yer.
11. AYET,
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
“Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler müstesnadır.”
(Asr Suresi, 103/3)
11. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا"
Meal: "İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de (gerçekten) iman etmiş olmazsınız." (Müslim, Îmân, 93)
Nüzul Sebebi: Gıybetin ve kardeşlik düşmanlığının iğrençliğini en çarpıcı örnekle insan ruhuna kazımak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Cennetin anahtarı secdede değil, "sevgi ve kardeşliktedir." Birbirini sevmeyen, birbirinin kuyusunu kazan bir toplumun alnı secdeden kalkmasa da iman nurundan mahrumdur. Kardeşlik bağı koparsa, cennet kapısı kapanır.
Sahabe Kıssası: Ensar ve Muhacir arasında bir tartışma çıktığında ve "Ey Ensar! Ey Muhacir!" diye kabilecilik yapıldığında Efendimiz (S.a.v); "Bırakın bu kokuşmuş cahiliye davasını!" diyerek kardeşliği her şeyin üstünde tutmuştur.
Kıssadan Hisse: Kardeşini sevmeyeni, toprak da sevmez.
12. AYET
وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا
(Ahzâb, 58)
Meal: "Mümin erkekleri ve mümin kadınları, işlemedikleri bir günah sebebiyle incitenler, şüphesiz büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir."
12. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "سِبَابُ الْمُسْلِمِ فُسُوقٌ، وَقِتَالُهُ كُفْرٌ"
Meal: "Müslümana sövmek fasıklık, onunla savaşmak (onu öldürmek) küfürdür." (Buhârî, Îmân, 36)
Nüzul Sebebi: Müminlere haksız yere eziyet edenlerin ve onlara iftira atanların uğrayacağı manevi felaketi bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşini diliyle yaralayan, kalbiyle iftira atan kişi; sırtına mahşerin en ağır yükünü almıştır. Müslüman Müslümanın kalkanı olmalı iken, celladı olursa; o kişi İslam dairesinden ayaklarını dışarı çıkarmış demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebu Zer (Hz.), Hz. Bilal (Hz.)’e "Kara kadının oğlu" dediğinde, Efendimiz (S.a.v) ona; "Sende hâlâ cahiliye esintisi görüyorum!" diyerek bu ayrımcılığı şiddetle reddetmiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşini aşağılayan, kendisi alçalır.
13. AYET
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ
(Nûr, 19)
Meal: "İman edenler içinde çirkinliklerin yayılmasını arzu edenler için dünyada da ahirette de elem dolu bir azap vardır."
13. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ"
Meal: "Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter." (Müslim, Birr, 58)
Nüzul Sebebi: Müslümanların hatalarını ortaya çıkarıp onları rezil etmek isteyenlerin toplumsal huzuru bozmasına mani olmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşinin hatasını pazar yerinde bağırmak değil, gece gibi örtmek imandandır. Kardeşini rezil etmeye çalışan, Allah tarafından rezil edilir. Biz "setr" (örtme) dininin mensuplarıyız, "teşhir" (rezil etme) değil.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) gece vakti birinin evinde uygunsuz bir durum gördüğünde, onu gizlice uyarmış ve "Eğer ben senin ayıbını açarsam, Allah da benimkini açar" diyerek kardeşlik hukukunu korumuştur.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin ayıbını açan, kendi cehennemini hazırlar.
14. AYET
وَلَا تَرْكَنُوٓا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ
(Hûd, 113)
Meal: "Zulmedenlere asla meyletmeyin; sonra size ateş dokunur!"
14. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا"
Meal: "Kardeşine, zalim de olsa mazlum da olsa yardım et!" (Sahabe sordu: Zalime nasıl yardım edilir?) "Onu zulmünden el çektirerek!" (Buhârî, İkrâh, 7)
Nüzul Sebebi: Müslümanların zalimlerin yanında saf tutmasını yasaklamak ve hakiki kardeşliğin "hata yapana engel olmak" olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşini kandırırken ona göz yuman, aslında ona kötülük etmektedir. Hakiki kardeş, kardeşinin günah işlemesine set olandır. Kardeşine "yanlış yapıyorsun" demeyen, onun ateşine odun taşıyor demektir.
Sahabe Kıssası: Bir sahabi yanlış bir yola saptığında, diğer sahabiler ona küsmek yerine etrafında pervane olur, onu tövbeye çekmek için merhametle mücadele ederlerdi.
Kıssadan Hisse: Kardeşini günahtan çekmeyen, vebaline ortak olur.
15. AYET
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ
(Enfâl, 1)
Meal: "Allah’tan korkun ve aranızdaki bağları düzeltin (ıslah edin)."
15. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَهْجُرَ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثِ لَيَالٍ"
Meal: "Bir Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla küs durması helal değildir." (Buhârî, Edeb, 57)
Nüzul Sebebi: Bedir Savaşı sonrası ganimet paylaşımı yüzünden çıkan ufak tartışmaları bitirmek ve kardeşlik bağını her türlü maddi çıkardan üstün tutmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kin tutmak Müslüman kalbine haramdır. "Üç gün" nefsin soğuması içindir; dördüncü gün kibirdir. Kardeşine küs ölenin, ameli askıda kalır. Barışmak için ilk adımı atan, cennete ilk giren olur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebu’d-Derda (Hz.) vefat eden kardeşlerinin isimlerini her gece sayar ve onlar için tek tek istiğfar ederdi; küslük onun semtine dahi uğramazdı.
Kıssadan Hisse: Kardeşine sırt dönen, rahmetten uzak düşer.
16. AYET
اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىۜ
(Alak, 14)
Meal: "O (zalim/gafil), Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmez mi?"
16. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ؟"
Meal: "Müflis (iflas eden) kimdir bilir misiniz? Namaz, oruç ve zekatla gelip de; şuna sövmüş, şuna iftira atmış, şunun malını yemiş Sevapları onlara dağıtılan ve günahlarını yüklenip cehenneme atılan kimsedir." (Müslim, Birr, 59)
Nüzul Sebebi: Amellere güvenip insan haklarını (özellikle kardeşlik hukukunu) hiçe sayanların mahşerdeki acı sonunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sen kardeşini kandırıp cebini doldurduğunda "kazandım" mı sanıyorsun? Hayır! Mahşerde namazlarını, oruçlarını ona vereceksin. Kardeşini aldatan, aslında kendi cennetini ona devretmektedir. İflasın en büyüğü, mahşerde kardeşinin karşısında rezil olmaktır.
Sahabe Kıssası: Sahabeler birbirlerinin hakları konusunda o kadar titizdi ki; haksız yere bir dirhem geçse, helallik almadan gözlerine uyku girmezdi.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin hakkını yiyen, kendi ahiretini satmıştır.
III. ANA BÖLÜM: ÜMMETİ BÖLEN NİFAK VE FİTNE FELAKETİ
AYNI KIBLEYE DÖNENLERİN BİRBİRİNE TUZAK KURMASI, ARŞ'I TİTRETEN BİR CİNAYETTİR!
17. AYET
وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِۚ
(Bakara, 191)
Meal: "Fitne (Müslümanlar arasında kargaşa çıkarmak), adam öldürmekten daha beterdir (daha büyük bir günahtır)."
17. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْفِتْنَةُ نَائِمَةٌ، لَعَنَ اللَّهُ مَنْ أَيْقَظَهَا"
Meal: "Fitne uykudadır; onu uyandırana (Müslümanlar arasına nifak sokana) Allah lanet etsin!" (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr)
Nüzul Sebebi: Müslümanların birlik ve beraberliğini bozmak için dedikodu çıkaran ve onları birbirine düşman eden münafıkların tahribatına engel olmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İki kardeşin arasını açmak için bir söz taşımak, bir insanı fiziken öldürmekten daha ağır bir vebaldir. Çünkü katil bir bedeni öldürür, fitneci ise bir toplumun ruhunu ve ahiretini öldürür. Allah’ın lanetine uğramak istemeyen, kardeşlik bağlarını pamuk ipliğiyle değil, iman halatıyla bağlamalıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz.), münafıkları tanıyan tek sahabiydi. Fitne zamanlarında kardeşlerini hep uyarır, "Siz birbirinize sırt dönerseniz düşman sizi yutar" diyerek onları birliğe çağırırdı.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin arasını açan, kendi cehennemini yakar.
18. AYET
وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ
(Enfâl, 46)
Meal: "Birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz ve kuvvetiniz (rüzgârınız) elinizden gider."
18. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا تَرْجِعُوا بَعْدِي كُفَّارًا، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ"
Meal: "Benden sonra (birbirinizi aldatarak ve nefret ederek) sakın birbirinin boynunu vuran kafirlere (cahiliye insanlarına) dönmeyin!" (Buhârî, İlim, 43)
Nüzul Sebebi: Müslümanların iç çekişmelerinin onları dışarıya karşı nasıl savunmasız bırakacağını ihtar etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Müslüman Müslümanı kandırınca, ona tuzak kurunca veya onu haksız yere suçlayınca "kazandım" mı sanıyor? Hayır! Ümmetin heybetini, Müslümanlığın izzetini yıkıyor. Kardeşine vurduğun her darbe, İslam sancağına vurulmuş bir darbedir.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) Veda Haccı'nda yüz binlerce Müslümanın karşısında bu hadisi söyleyerek, kardeş kanının ve hukukunun dokunulmazlığını kıyamete kadar tescil etmiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşine rakip olan, zalime köle olur.
19. AYET
وَاتَّقُوا فِتْنَةً لَا تُص۪يبَنَّ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَآصَّةًۚ وَاعْلَمُوٓا اَنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
(Enfâl, 25)
Meal: "Öyle bir fitneden sakının ki, o içimizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmaz (hepinizi yakar). Bilin ki Allah’ın azabı çok şiddetlidir."
19. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ"
Meal: "Söz taşıyan (Müslümanların arasını açmak için laf götürüp getiren) cennete giremez." (Müslim, Îmân, 168)
Nüzul Sebebi: Toplumsal sessizliğin ve adaletsizliğe göz yummanın, fitne çıktığında masumları da yakacağı uyarısında bulunmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Ben sadece laf taşıdım" diyerek kenara çekilemezsin. Kardeşini başka bir kardeşe kötüleyen o dil, cehennemin odunudur. Kardeşlik sırlarını ifşa eden, emanete hıyanet etmiştir. Emanete hıyanet edenin ise namazı da orucu da ona fayda vermez.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), birinin bir başkası hakkında laf getirdiğini duyunca; "Eğer yalan söylüyorsan fasıksın, eğer doğru söylüyorsan koğucusun; her iki durumda da benden uzak dur!" diyerek onu huzurundan kovmuştur.
Kıssadan Hisse: Dilini kardeşinin şerefine bıçak yapan, cennetin kokusunu alamaz.
20. AYET
فَمَنِ اعْتَدٰى بَعْدَ ذٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
(Maide, 94)
Meal: "Kim bundan sonra sınırı aşarsa (kardeşinin hukukuna tecavüz ederse), onun için elem dolu bir azap vardır."
20. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِذَا الْتَقَى الْمُسْلِمَانِ بِسَيْفَيْهِمَا فَالْقَاتِلُ وَالْمَقْتُولُ فِي النَّارِ"
Meal: "İki Müslüman birbirine (öldürmek veya zarar vermek kastıyla) silah çektiğinde, öldüren de ölen de cehennemdedir." (Buhârî, Îmân, 22)
Nüzul Sebebi: Müslümanlar arasındaki nefretin fiziki şiddete ve geri dönülmez yıkımlara dönüşmesini kesin bir dille yasaklamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "O bana şunu yaptı" mazereti seni kurtarmaz. Eğer niyetin kardeşini yok etmek, onu ezmek veya ona kalıcı bir zarar vermekse, her iki taraf da ilahi rahmetten mahrum kalır. Kardeşinle mücadelen ancak onun iyiliği için olabilir; onu imha etmek için değil.
Sahabe Kıssası: Hz. Ammar b. Yasir (Hz.), bir çatışma anında kılıcını çekmiş bir Müslümanı görünce; "Kardeşini mi öldüreceksin? Bu kılıç ancak küfre karşı çekilir!" diyerek araya girmiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşine kılıç (veya dil) çeken, kendi cehennemine kapı açar.
21. AYET
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُوٓا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
(Enfâl, 27)
Meal: "Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamber’e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize (kardeşlik hukukuna) hıyanet etmiş olursunuz."
21. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ: إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ، وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ، وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ"
Meal: "Münafığın alameti üçtür: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde tutmaz, emanet edildiğinde hıyanet eder." (Buhârî, Îmân, 24)
Nüzul Sebebi: Müminlerin toplumsal güveni sarsan davranışlardan kaçınmalarını ve "emin" sıfatını korumalarını emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşin sana güvendi de malını, sırrını veya canını emanet etti; sen ise onu kandırdın Bak, Efendimiz (S.a.v) sana ne diyor: Münafık! Kardeşini aldatan, aslında Allah’a ve Resulü'ne hıyanet etmiş sayılır. Çünkü Müslüman Müslümana Allah adına emanettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Ubeyde b. Cerrah (Hz.) o kadar güvenilirdi ki, düşmanları bile "Bu ümmetin emini (güveniliri) budur" diyerek hakkını teslim ederlerdi.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin güvenini yıkan, iman köprüsünü yıkar.
22. AYET
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ
(Maide, 2)
Meal: "İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın."
22. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا تَقَاطَعُوا، وَلَا تَدَابَرُوا... وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إِخْوَانًا"
Meal: "Birbirinizle alakanızı kesmeyin, birbirinize sırt dönmeyin Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!" (Müslim, Birr, 23)
Nüzul Sebebi: Müslümanların şahsi menfaatleri için şer odaklarıyla birleşip kardeşlerine karşı cephe almalarını menetmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşin varken, dünyalık bir çıkar için zalimle iş birliği yapıp kardeşine sırt dönmek İşte bu, ayetin yasakladığı "düşmanlık üzere yardımlaşmadır." Kardeşinden alakanı kestiğin an, Allah da seninle alakasını keser.
Sahabe Kıssası: Hz. Selman-ı Farisi (Hz.) ile Hz. Ebu’d-Derda (Hz.) arasındaki kardeşlik o kadar güçlüydü ki, birbirlerinin hatalarını en nazik şekilde düzeltir ve dünyalık hiçbir şeyin aralarına girmesine izin vermezlerdi.
Kıssadan Hisse: Kardeşine sırt dönen, rahmete arkasını dönmüştür.
23. AYET
وَلَا يَحْزُنْكَ الَّذ۪ينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِۚ اِنَّهُمْ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ
(Âl-i İmrân, 176)
Meal: "Küfürde (ve günahta) yarışanlar seni üzmesin; onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler."
23. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم: "أَبْغَضُ الرِّجَالِ إِلَى اللَّهِ الْأَلَدُّ الْخَصِمُ"
Meal: "Allah katında insanların en sevimsizi (en nefret edileni), husumette (kardeşiyle olan davasında) aşırı giden ve inatçı kimsedir." (Buhârî, Ahkâm, 34)
Nüzul Sebebi: Müminleri yıldırmak isteyenlerin çabalarının sonuçsuz kalacağını bildirmek ve hak yolunda sebat etmeyi emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşinle bir anlaşmazlığa düştüğünde onu rezil etmek için her yolu mubah gören, merhameti bir kenara bırakıp intikam ateşiyle yanan kimse; Allah’ın en sevmediği kimsedir. Müslüman affedicidir, Müslüman kardeşinin açığını yakalamak için pusuda beklemez.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.), savaş meydanında kendisini öldürmek üzere olan ama yere düşen düşmanına, kendisine hakaret edince; "Nefsim için öldürmüş olmayayım" diyerek kılıcını bırakmıştır. Kardeşine karşı ise bin kat daha nazikti.
Kıssadan Hisse: İnadı imanından büyük olanın, kalbi mühürlenir.
24. AYET
وَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ
(İsrâ, 53)
Meal: "Kullarıma söyle: (Birbirlerine karşı) en güzel olan sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarına nifak sokar."
24. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يَحِلُّ لِمُؤْمِنٍ أَنْ يُرَوِّعَ مُسْلِمًا"
Meal: "Bir Müslümanın, (şaka yoluyla dahi olsa) diğer bir Müslümanı korkutması helal değildir." (Ebû Dâvûd, Edeb, 85)
Nüzul Sebebi: Müslümanların dillerini terbiye etmelerini ve şeytanın fitne çıkarmasına zemin hazırlayacak kaba sözlerden kaçınmalarını emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bırak kandırmayı, bırak hıyanet etmeyi; kardeşini sadece korkutmak bile haramdır! Sen ise onu aldatıyor, istikbalini yakıyor, kalbini kanatıyorsun. Şeytan senin bu yaptığını gördükçe bayram ediyor. Kardeşine "zehir" olan dil, yarın mahşerde ateşten bir lale olacaktır.
Sahabe Kıssası: Sahabeler birbirleriyle konuşurken "Anam babam sana feda olsun" gibi nezaket ifadeleri kullanırlardı. Onların lisanı cennet rüzgarı gibiydi.
Kıssadan Hisse: Kardeşine "üf" diyen, şeytana kapı açar.
IV. ANA BÖLÜM: KARDEŞİNİ SATANIN DÜNYASI DA AHİRETİ DE ZİNDANDIR!
KARDEŞLİK FEDAKÂRLIKTIR → İHANET İSE İRTİDATTAN BİR ŞUBEDİR!
25. AYET
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّآ اُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ
(Haşr, 9)
Meal: "Onlardan önce bu yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı kalplerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onları (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler."
25. HADİS
مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا
نَفَّسَ اللَّهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
Meali: "Kim bir müminin dünyalık sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir." (Müslim, Zikir 38)
Nüzul Sebebi: Paylaşmanın ve kardeşliğin zirvesini yaşayan Ensar’ın bu samimi hallerini kıyamete kadar gelecek olan tüm Müslümanlara bir model, bir "iman ölçüsü" olarak sunmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir:"ihtiyaç sahibi olsalar bile" diyor. Yani kardeşlik, cebin doluyken sadaka vermek değil; kendin açken kardeşini doyurabilmektir. Müslüman Müslümanın aynasıdır; eğer kardeşinde bir kir görüyorsan, o kir aslında senin kalbinin yansımasıdır. Aynayı kırmak (kardeşini kandırmak) ise kendi ruhunu parçalamaktır.
Sahabe Kıssası: Bir gün Efendimiz S.a.v'e bir misafir gelir. Kimse ağırlayamaz, bir Ensarî alır götürür. Evde sadece çocukların yemeği vardır. Lambayı "arıza var" bahanesiyle söndürürler, kendileri yiyormuş gibi yapıp misafiri doyururlar. Sabah olduğunda Allah bu ayeti indirerek onların bu hareketini mühürler.
Kıssadan Hisse: Kardeşini kendine tercih etmeyenin imanı laftadır.
26. AYET.
وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّاۜ اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْن۪ي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔاۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, hakikat adına hiçbir fayda sağlamaz. Muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.”
(Yûnus Suresi, 10/36)
26. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ"
Meal: "Zandan sakınınız. Çünkü zan (hiçbir temeli olmayan şüphe), sözlerin en yalan olanıdır." (Buhârî, Edeb, 57)
Nüzul Sebebi: Müslümanlar arasında samimiyetin yerini kuşku ve arkadan konuşmanın almasının, toplumsal bünyeyi nasıl çürüteceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Gıybet, kardeşinin hukukuna arkadan tekmeyi basmaktır." Sen kardeşinin arkasından konuşurken aslında onun cesedini çiğniyorsun. Hakkında kesin bilgin olmayan bir konuda kardeşine iftira atan veya zanla hareket eden, şeytanın en sadık askeri olmuştur.
Sahabe Kıssası: İki sahabi, Hz. Selman-ı Farisi Hz. hakkında "O çok yiyor ve çok uyuyor" dediler. Efendimiz S.a.v onlara; "Dişlerinizin arasını temizleyin, kardeşinizin etini yediniz" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin etini yiyen, mahşerde kendi iriniyle boğulur.
27. AYET
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا
(İsrâ, 36)
Meal: "Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur."
27. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ، وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ"
Meal: "Bir kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz; dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz." (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Nüzul Sebebi: İnsanın her uzvunun bir şahitlik makamı olduğunu ve kardeşine karşı işlediği her gizli/açık cürmün kaydedildiğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Dilinle kardeşini kandırıp "işimi yürüttüm" diyorsun ya; aslında kalbini yamultuyorsun! Kalbi yamulanın imanı da yamulur. Bilmediğin, görmediğin şeylerle kardeşine tuzak kurmak, mahşer günü kulaklarının ve gözlerinin sana düşman olması demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir Hz., dilini tutup; "Beni bütün felaketlere sürükleyen budur" dermiş. O bile bu kadar korkarken, kardeşine dilini zehir eden gafil neyi bekler?
Kıssadan Hisse: Dilini doğrultmayan, yolunu cennete doğrultamaz.
28. AYET
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ
(Burûc, 10)
Meal: "Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence (ve fitne) edip de sonra tövbe etmeyenler var ya; işte onlar için cehennem azabı vardır ve onlar için yakıcı bir azap vardır."
28. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ كَانَ لَهُ وَجْهَانِ فِي الدُّنْيَا، كَانَ لَهُ لِسَانَانِ مِنْ نَارٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ"
Meal: "Dünyada iki yüzlü olanın (kardeşinin yanında farklı, arkasında farklı davrananın), kıyamet günü ateşten iki dili olacaktır." (Ebû Dâvûd, Edeb, 34)
Nüzul Sebebi: Müslümanları inançlarından veya mallarından etmek için onlara gizli-açık tuzak kuranların akıbetini haber vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İki yüzlülük, kardeşlik binasını kökten yıkan bir dinamittir. Kardeşinin yüzüne gülüp arkasından iş çeviren, aslında ateşten bir dille kendi ebedi hayatını yakmaktadır. Fitne, Müslümanı Müslümana düşman etmektir.
Sahabe Kıssası: Münafıkların başı Abdullah b. Ubey, Müslümanların arasına nifak soktuğunda sahabe ona karşı tek yürek olmuş ve "İki yüzlüye bu ümmette yer yoktur" demişlerdir.
Kıssadan Hisse: İki yüzlü olanın, tek bir cenneti olmaz.
29. AYET
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ
(Mâide, 2)
Meal: "İyilik ve takva üzere yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın."
29. HADİS
عَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ وَإِيَّاكُمْ وَالْفُرْقَةَ
Meali: "Cemaat olmaya bakın, parçalanıp bölünmekten ise şiddetle sakının!" (Tirmizî, Fiten 7)
Nüzul Sebebi: Müslüman toplumun bir bütün olarak iyilikte kenetlenmesini ve kötülüğe karşı bir baraj olmasını emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Ben kendi başıma yaşarım, kimseyle işim olmaz" diyemezsin! Müslüman, kardeşiyle birleşendir. Kardeşiyle yardımlaşmayan, onun derdiyle dertlenmeyen kişi, ayetin tabiriyle "günah ve düşmanlığa" kapı açmış olur. Hayırsız adam, kardeşini yalnız bırakandır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz., Şam'a giderken devesine sırayla bindiği kölesiyle olan o muazzam adaleti, "iyilikte yardımlaşmanın" ve kardeşliği eşitlikte aramanın en büyük ispatıdır.
Kıssadan Hisse: Kardeşiyle kaynaşmayanın, rahmetle işi olmaz.
30. AYET
فَاِنْ لَمْ يَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ۚ
(Bakara, 279)
Meal: "Eğer (haksızlıkları, faizi, sömürüyü) bırakmazsanız, Allah ve Resulü tarafından (size karşı açılmış) bir savaştan haberiniz olsun!"
30.HADİS
:لَا يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أَنْ يَأْخُذَ عَصَا أَخِيهِ
بِغَيْرِ طِيبِ نَفْسٍ
Meali: "Bir Müslümanın, kardeşinin bir bastonunu bile onun rızası olmadan (haksızca/gönülsüzce) alması helal değildir!" (Müsned-i Ahmed; Beyhakî)
Nüzul Sebebi: Maddi çıkarlar için kardeşinin malını sömüren ve toplumsal adaleti yıkanlara karşı en sert ilahi uyarıyı yapmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kardeşini sömürmek, onu aldatıp malını çarpmak; bizzat Allah’a savaş açmaktır! Kim Allah ile girdiği savaşı kazanabilmiş ki sen kazanasın? Haset, kardeşinle olan iman bağını yiyip bitiren bir ateştir.
Sahabe Kıssası: Hz. Zübeyr b. Avvam Hz. ile bir başka sahabi su sırası yüzünden tartışınca Efendimiz S.a.v adaletle hükmetmiş, ancak her ikisine de "Kardeşliğinize leke sürmeyin" ihtarını yapmıştır.
Kıssadan Hisse: Kardeşine haset eden, kendi sevaplarını ateşe atar.
31. AYET
وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ ر۪يحُكُمْ وَاصْبِرُواۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَۚ
(Enfâl, 46)
Meal: "Allah’a ve Resulü’ne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılıp zaafa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabırlı olun."
31. HADİS
أَنَا زَعِيمٌ بِبَيْتٍ فِي رَبَضِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْمِرَاءَ وَإِنْ كَانَ مُحِقًّا
Meali: "Haklı bile olsa çekişmeyi (tartışmayı) terk eden kimse için cennetin kenarında bir köşke kefilim." (Ebû Dâvûd, Cihâd 99)
Nüzul Sebebi: İç çekişmelerin Müslümanları dış güçlere karşı nasıl zayıf ve perişan hale getireceğini hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Çekişme varsa izzet gider, bereket gider, rahmet gider. Üç günden fazla küslük ise kibrin alametidir. Sen kardeşine küsken kıldığın namaz camiden dışarı çıkmaz. Sabret, affet ki Allah da seni affetsin.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer Hz., Hz. Bilal Hz.'e karşı hata ettiğinde, Bilal Hz.'in ayağının altına başını koymuş ve "Sen basmadıkça kaldırmam!" diyerek kardeşlik için nefsini nasıl kurban ettiğini göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşiyle barışmayan, Allah ile barışamaz.
32. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰيهُمْ اَنْفُسَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ
(Haşr, 19)
Meal: "Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar yoldan çıkanların ta kendileridir."
32. HADİS:
الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ وَلَا يَحْقِرُهُ
Meali: "Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız (yardımcısız) bırakmaz ve onu küçük görmez." (Müslim, Birr 32)
Nüzul Sebebi: Müslüman kimliğini kaybedip sadece kendi menfaatini düşünenlerin, sonunda nasıl bir kimliksizliğe ve yıkıma sürükleneceğini ihtar etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Allah'ı unutmak, kardeşlik hukukunu unutmaktır. Kardeşin zulmederken susuyorsan veya ona "dur" demiyorsan; sen de o zulme ortaksın. Kardeşine yardım etmek; gerekirse onu kendi nefsinden, kendi hatasından kurtarmaktır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hz., kardeşlerini yanlışa düşerken gördüğünde kimseden çekinmeden onları uyarır, ama asla onları yalnız bırakmazdı. "Gerçek kardeş, seninle beraber ateşe girecek kadar fedakâr olandır" anlayışıyla yaşardı.
Kıssadan Hisse: Kardeşini zalimken durdurmayan, onunla beraber yanar
V. ANA BÖLÜM: MAHŞERİN DAVACISI KELİME-İ TEVHİD’DİR!
İHANETİN HESABI ARŞ’TA SORULUR → KARDEŞİNİ SATANIN EBEDİ HÜSRANI!
33. AYET
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ وَصَاحِبَتِه۪ وَبَن۪يهِۜ
(Abese, 34-36)
Meal: "O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar."
33. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَا تَرْجِعُوا بَعْد۪ي كُفَّاراً يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ"
Meal: "Benden sonra (birbirinizi aldatarak, kandırarak ve hakkını yiyerek) sakın birbirinin boynunu vuran kâfirlere dönmeyin!" (Buhârî, İlim, 43)
Az ve Öz Tefsir: "Mahşer günü kaçışın başladığı yerdir." Dünyada kardeşini üç kuruşluk menfaat için satan gafil, o gün kardeşinin yüzüne bakamayacak! İhanet eden, aslında o gün kendi kaçışını hazırlar. Eğer kardeşinle arandaki bağı dünyada imanla bağlamadıysan, o gün o bağ boynuna dolanan bir ateş zinciri olur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.) vefat ederken; "Eğer üzerinde hakkı olan bir kardeşim varsa, gelsin benden alsın" diyerek, o dehşetli kaçış gününden önce helalleşmenin derdine düşmüştür.
Kıssadan Hisse: Dünyada kardeşinden kaçan, mahşerde Allah’tan kaçamaz.
34. AYET
وَقِفُوهُمْ اِنَّهُمْ مَسْؤُولُونَ
(Saffât, 24)
Meal: "Onları durdurun; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."
34. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَخْذُلُ امْرَأً مُسْلِمًا... إِلَّا خَذَلَهُ اللَّهُ"
Meal: "Kim bir Müslümanı (onun şerefinin ihlal edildiği bir yerde) yalnız ve yardımsız bırakırsa, Allah da onu (yardıma en muhtaç olduğu yerde) yardımsız bırakır." (Ebû Dâvûd, Edeb, 36)
Az ve Öz Tefsir: Sen kardeşini darda gördüğünde sırtını mı döndün? "Bana ne" mi dedin? O halde durdurulacaksın! "Neden sustun? Neden kardeşinin elinden tutmadın?" diye sorulacak. Kardeşini yalnız bırakanın, mahşerde sahibi olmaz. Yardım etmediğin her an, Allah’ın yardımından mahrum kalacağın andır.
Sahabe Kıssası: Hz. Talha (Hz.), Uhud’da Efendimiz (S.a.v)’e gelen oklara karşı gövdesini siper etmişti. Kardeşlik, işte o oklara karşı etten duvar olabilmektir; kardeşini o okların önüne atmak değil!
Kıssadan Hisse: Kardeşini yalnız bırakanı, Allah mahşerde tanımaz.
35. AYET
وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَۜ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُۙ
(İbrahim, 42)
Meal: "Sakın Allah’ı, zalimlerin yaptıklarından gafil (habersiz) sanma! O, onları ancak gözlerin dehşetle dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor."
35. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اتَّقُوا دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ، وَإِنْ كَانَ كَافِرًا"
Meal: "Mazlumun bedduasından sakının! (Kaldı ki o mazlum senin kardeşin ise) onunla Allah arasında perde yoktur!" (Müsned-i Ahmed)
Az ve Öz Tefsir: Sen kardeşini kandırıp evine rahatça gittiğinde, "Allah görmedi" mi sandın? O kardeşinin çektiği ah, senin uykularını değil, yarın ebedi hayatını yakacak. Allah ihmal etmez, sadece imhal eder (mühlet verir). O dilsizleşen mazlumun sessiz çığlığı, senin sonunu en büyük davadır.
Sahabe Kıssası: Hz. Saad b. Ebi Vakkas (Hz.)’a iftira atan bir adama Hz. Saad dua edince; adamın başına öyle felaketler geldi ki, halk "Mazlumun ahı yerde kalmaz" diyerek dehşete düştü.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin ahını alan, felah bulamaz.
36. AYET
اَلْاَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَۜ
(Zuhruf, 67)
Meal: "O gün, takva sahipleri dışındaki bütün dostlar birbirlerine düşman olurlar."
36. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "يُحْشَرُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حُفَاةً عُرَاةً..."
Meal: "İnsanlar mahşer günü (hiçbir dünyalıkları olmadan) çıplak ve yalınayak haşrolunur." (Aişe annemiz "Birbirlerine bakmazlar mı?" deyince:) "Ey Aişe! O günkü dehşet, birbirine bakamayacak kadar büyüktür!" (Müslim, Cennet, 56)
Az ve Öz Tefsir: Dünyalık bir menfaat için kardeşini satanların o günkü hali budur! Menfaat için kurulan dostluklar o gün düşmanlığa döner. "Beni sen kandırdın, beni sen saptırdın" diyerek birbirlerinin yakasına yapışacaklar. Sadece Allah için birbirini sevenlerin kardeşliği o gün devam eder.
Sahabe Kıssası: Hz. Selman (Hz.) ve Hz. Ebu’d Derda (Hz.) arasındaki dostluk mahşere taşınan bir dostluktu; çünkü aralarında mal değil, Allah’ın rızası vardı.
Kıssadan Hisse: Çıkar için kardeş olan, mahşerde düşman haşrolur.
37. AYET
لَا تَعْتَذِرُوا قَدْ كَفَرْتُمْ بَعْدَ ا۪يمَانِكُمْۜ
(Tevbe, 66)
Meal: "Boşuna özür dilemeyin; imanınızdan sonra (kardeşliğe ve dine ihanetle) küfre düştünüz."
37. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَنْ أَذَلَّ عِنْدَهُ مُؤْمِنٌ وَهُوَ يَقْدِرُ عَلَى أَنْ يَنْصُرَهُ... أَذَلَّهُ اللَّهُ"
Meal: "Yanında bir mümin aşağılandığı halde gücü yettiği halde ona yardım etmeyeni, Allah mahşerde herkesin önünde aşağılar." (Müsned-i Ahmed)
Az ve Öz Tefsir: Kardeşinin onuruyla oynandığında sustuysan, hatta o onuru sen çiğnediysen; o gün özürlerin fayda etmediği gündür. Müslümanlık bir iddiadır; ispatı ise kardeşinin onurunu kendi onurun gibi korumaktır. Kardeşini rezil eden, mahşerin ortasında rüsvay olur.
Sahabe Kıssası: Ka'b b. Malik (Hz.) savaşa gitmeyip yalnız kaldığında, bir kardeşinin onun hakkında ileri geri konuşmasına diğer bir sahabi; "Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz!" diyerek müdahale etmiş ve kardeşini savunmuştur.
Kıssadan Hisse: Kardeşini savunmayan, mahşerde savunmasız kalır.
38. AYET
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَآئِرُۙ
(Târık, 9)
Meal: "O gün bütün sırlar (gizlenen niyetler, kurulan tuzaklar) ortaya dökülür."
38. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لِكُلِّ غَادِرٍ لِوَاءٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، يُقَالُ: هَذِهِ غَدْرَةُ فُلَانٍ"
Meal: "Her hain (ve kardeşine tuzak kuran) için kıyamet günü bir sancak dikilir ve 'Bu, falanın ihanetidir' diye ilan edilir." (Buhârî, Cizye, 22)
Az ve Öz Tefsir: Kimsenin görmediği yerlerde kardeşine kurduğun o gizli tuzaklar var ya; o gün birer sancak olup tepene dikilecek! Bütün mahşer halkı senin nasıl bir hain olduğunu görecek. "Müslümanım" deyip kardeşini arkadan vuranın maskesi o gün paramparça edilecek.
Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz.), münafıkların isimlerini bildiği halde kardeşlik hukuku gereği kimseyi deşifre etmemiş, ama onların akıbetinden hep titremiştir.
Kıssadan Hisse: Sırrını günahla saklayan, mahşerde hıyanetle ifşa olur.
39. AYET
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۙ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۚ
(Zilzâl, 7-8)
Meal: "Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür."
39. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِنَّ اللَّهَ سَائِلٌ كُلَّ رَاعٍ عَمَّا اسْتَرْعَاهُ..."
Meal: "Allah, her yöneticiyi (ve her sorumluyu) emri altındakiler ve kardeşlik hukuku hakkında sorgulayacaktır: Onu korudu mu yoksa zayi mi etti?" (Nesâî)
Az ve Öz Tefsir: Kardeşine karşı yaptığın en küçük bir "yan bakış" bile zayi olmayacak. "Zerre" diyor Allah! Bir toz zerresi kadar haksızlığın bile tartılacağı o günde; kardeşini kandırmanın, ona ihanet etmenin "dağlar kadar" vebalini nasıl taşıyacaksın?
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.), bir tüccardan bir şey alırken, tüccarın hata yaptığını fark edip; "Kardeşim, sen eksik hesapladın, bu malın değeri daha fazladır" diyerek zerre miktarı haksızlıktan kaçınmıştır.
Kıssadan Hisse: Zerreyi küçümseyen, kürreyi (dünyayı) kaybeder.
40. AYET
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ
(Şuarâ, 88-89)
Meal: "O gün ne mal fayda verir ne de evlatlar. Ancak Allah’a selim (temiz, kardeşine kin beslemeyen) bir kalp ile gelenler müstesna."
40. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُسْلِمُونَ كَرَجُلٍ وَاحِدٍ..."
Meal: "Müslümanlar (birbirine bağlılıkta) tek bir adam gibidirler; eğer gözü ağrısa bütün vücudu ağrır, eğer başı ağrısa bütün vücudu ağrır." (Müslim, Birr, 67)
Az ve Öz Tefsir: 40 delilin özü şudur: Eğer kardeşin acı çekiyorsa ve sen hissetmiyorsan, sen o "tek adamdan" kopmuş bir ölü azasın! Selim kalp; kardeşini kandırmayan, ona haset etmeyen, onun iyiliğini kendi iyiliği gibi görendir. Mahşere bu kalple gidemeyen, cennetin kapısından bile geçemez.
Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, "Biz birbirimizin parçalarıyız" derlerdi. Birinin ayağına diken batsa, diğerinin ciğeri sızlardı. İşte bu iman, dünyayı saadet asrına çevirdi.
Kıssadan Hisse: Kardeşlik bağını koparan, vücuttan kopan bir uzuv gibi çürümeye mahkumdur.
41. AYET
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ
(Haşr, 9)
Meal: "Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı kalplerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler."
41. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمَرْءُ مَعَ مَنْ أَحَبَّ"
Meal: "Kişi (dünyada ve mahşerde) sevdiği ile beraberdir." (Buhârî, Edeb, 96)
Az ve Öz Tefsir: Ali Küçük hocamız derdi ki: "Kimi seviyorsan onunlasın. Kardeşini Allah için mi seviyorsun yoksa cebindeki para için mi?" Eğer sevgin menfaatse, mahşerde menfaatperestlerle haşrolursun. Eğer kardeşini Allah için seversen, Arş’ın gölgesinde beraber serinlersiniz.
Sahabe Kıssası: Hz. Enes (Hz.) bu hadisi duyduğunda; "İslam’dan sonra bizi hiçbir şey bu kadar sevindirmemişti. Ben de Ebubekir ve Ömer’i seviyorum, onlarla olmayı umuyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşini Allah için sevmeyen, mahşerde yalnız kalır.
42. AYET
فَاِنْ تَابُوا وَاَقَامُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتَوُا الزَّكٰوةَ فَاِخْوَانُكُمْ فِي الدّ۪ينِۜ
(Tevbe, 11)
Meal: "Eğer tövbe edip namazı kılarlar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir."
42. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَيُّمَا رَجُلٍ قَالَ لِأَخِيهِ: يَا كَافِرُ، فَقَدْ بَاءَ بِهَا أَحَدُهُمَا"
Meal: "Bir kimse kardeşine 'Ey kafir!' derse, bu söz ikisinden birine döner (eğer kardeşi kafir değilse, söyleyen kafir olur)." (Buhârî, Edeb, 73)
Az ve Öz Tefsir: Kardeşlik bağı namazla, zekatla sabitlenir. Sen kimsin ki kardeşini dinden çıkarıyorsun? Kardeşine "kafir" veya "hain" damgası vurmak, aslında kendi imanını ateşe atmaktır. Müslüman diliyle yıkmaz, inşa eder.
Sahabe Kıssası: Hz. Usame b. Zeyd (Hz.), savaşta Kelime-i Tevhid getiren birini "korkudan söyledi" diye öldürünce, Efendimiz S.a.v "Kalbini mi yarıp baktın?" diyerek onu şiddetle sarsmıştır.
Kıssadan Hisse: Kardeşinin imanını tartmak senin işin değil, Allah’ın işidir.
43. AYET
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا
(Âl-i İmrân, 105)
Meal: "Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın."
43. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "يَدُ اللَّهِ مَعَ الْجَمَاعَةِ"
Meal: "Allah’ın yardımı (ve kudret eli) cemaatle (birlik olan müminlerle) beraberdir." (Tirmizî, Fiten, 7)
Az ve Öz Tefsir: Tek başına kalan kuzu, kurda yem olur. Kardeşinden kopan Müslüman da şeytana yem olur. Cemaat sadece camide toplanmak değildir; kalplerin aynı dertle dertlenmesidir. Kardeşine sırt dönen, Allah’ın yardım elini üzerinden çeker.
Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram Hazretleri sefere çıktıklarında, bir mola yerinde dağılsalar Efendimiz S.a.v; "Sizin böyle dağınık durmanız şeytandandır" buyurur, onları hemen bir araya toplardı.
Kıssadan Hisse: Dağılanı dert yutar, birleşeni rahmet kuşatır.
44. AYET
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا
(Meryem, 96)
Meal: "İman edip salih amel işleyenler için Rahman (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır."
44. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُؤْمِنُ مَأْلَفٌ..."
Meal: "Mümin, başkalarıyla kaynaşan ve kendisiyle kaynaşılabilen kimsedir." (Müsned-i Ahmed)
Az ve Öz Tefsir: Eğer Müslümanlar seni sevmiyorsa, seninle kaynaşamıyorsa imandaki "salih amel" damarını kontrol et! Mümin dediğin, kardeşinin yanında huzur bulduğu insandır. Etrafına korku ve nifak saçan, mümin sıfatını kaybetmiştir.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus'ab b. Umeyr (Hz.), Medine’ye gittiğinde güler yüzü ve nezaketiyle düşman kalpleri bile eritmiş, herkesin sevgisini kazanarak şehri İslam’a açmıştır.
Kıssadan Hisse: Sevilmeyen mümin, meyvesiz ağaç gibidir.
45. AYET
وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ اِنَّ ذٰلِكَ لَمِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
(Şûrâ, 43)
Meal: "Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu azmedilmeye değer (büyük) işlerdendir."
45. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا"
Meal: "Allah, affeden bir kulun ancak izzetini (şerefini) artırır." (Müslim, Birr, 69)
Az ve Öz Tefsir: Ali Küçük hocamız derdi ki: "Affetmek zayıflık değildir, en büyük kahramanlıktır." Kardeşinin hatasını başına kakmak yerine üzerini örten ve affeden, Allah katında devleşir. İntikam peşinde koşan, nefsine köle olur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), iftira hadisesinde kızına iftira atan akrabasına yardımı kesmişti. Ayet inince (Nur, 22); "Allah’ın beni affetmesini isterim" diyerek yardıma devam etmiş ve onu affetmiştir.
Kıssadan Hisse: Affetmeyene, mahşerde af yoktur.
46. AYET
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
(Hicr, 88)
Meal: "Müminlere karşı mütevazı ol, onlara şefkat kanatlarını indir."
46. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "بَحْسْبِ امْرِئٍ مِنَ الشَّرِّ أَنْ يَحْقِرَ أَخَاهُ الْمُسْلِمَ"
Meal: "Bir kimseye kötülük olarak, Müslüman kardeşini hor görmesi (küçük görmesi) yeter!" (Müslim, Birr, 32)
Az ve Öz Tefsir: Kardeşine yukarıdan bakan, aslında Allah’ın sanatına yukarıdan bakıyordur. "Ben daha alimim, ben daha zenginim" diyerek kardeşini küçümseyen gafil, İblis’in yolundadır. Kardeşlik makamı, tevazu makamıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), halife iken sırtında un çuvalı taşıyıp fakir bir kadının çocuklarına yemek yapmış, "Onlar benim kardeşlerim, ben onlara hizmetle mükellefim" demiştir.
Kıssadan Hisse: Kardeşini hor göreni, Allah yerin dibine geçirir.
47. AYET
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الَّذ۪ينَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِه۪ صَفًّا كَاَنَّهُمْ بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ
(Saf, 4)
Meal: "Hiç şüphesiz Allah, kendi yolunda birbirine kenetlenmiş kurşunla örülmüş bir duvar gibi saf tutarak savaşanları sever."
47. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَخُونُهُ وَلَا يَكْذِبُهُ"
Meal: "Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona hıyanet etmez, ona yalan söylemez." (Tirmizî, Birr, 18)
Az ve Öz Tefsir: Kurşun dökülmüş kale duvarı gibi olacaksın! Aradan rüzgar bile geçmeyecek. Kardeşine yalan söyleyen, o duvarda bir delik açmıştır. O delikten sızan düşman, bütün kaleyi (ümmeti) yerle bir eder. Yalan, kardeşliğin katilidir.
Sahabe Kıssası: Uhud’da sahabe, Efendimiz S.a.v etrafında öyle bir kenetlendi ki, mızraklar vücutlarını deldi ama o duvarı kimse geçemedi. Onlar birbirlerine asla yalan söylemediler.
Kıssadan Hisse: Kardeşine yalan söyleyen, kalesini yıkmıştır.
48. AYET
رُحَمَآءُ بَيْنَهُمْ
(Fetih, 29)
Meal: "Onlar (müminler) kendi aralarında çok merhametlidirler."
48. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "الْمُؤْمِنُ مِرْآةُ الْمُؤْمِنِ، وَالْمُؤْمِنُ أَخُو الْمُسْلِمِ، يَكُفُّ عَلَيْهِ ضَيْعَتَهُ"
Meal: "Mümin müminin aynasıdır Mümin, kardeşinin zarar görmesini ve helak olmasını engeller, onu arkasından da (malını ve şerefini) korur." (Ebû Dâvûd, Edeb, 49)
Az ve Öz Tefsir: Ali Küçük hocamız bu hadisi açıklarken; "Eğer kardeşinin arkasından kuyu kazılıyorsa ve sen orayı kapatmıyorsan, sen mümin değilsin!" derdi. Kardeşlik sadece yüz yüze değil, o yokken de onu savunmaktır. Merhamet, kardeşinin hatasını değil, derdini paylaşmaktır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebu’d Derda (Hz.) ve Hz. Selman-ı Farisi (Hz.) birbirlerini o kadar korurlardı ki, biri bir hata yapacak olsa diğeri gece gündüz kapısında bekler, onu o günahtan çekip alırdı.
Kıssadan Hisse: Kardeşini korumayan, Allah’ın korumasından mahrum kalır.
KARDEŞİNE İHANET EDENİN MAHŞERDEKİ ZİNCİRİ!
EY NEFSİNE MAĞLUP OLMUŞ, MERHAMETİNİ DÜNYALIK ÜÇ KURUŞA SATMIŞ GAFİL! DUR VE TİTRE!
Sen nasıl bir gafletin, nasıl bir körlüğün içindesin ki; kendin için istemediğin, kendi başına geldiğinde dünyayı ayağa kaldıracağın bir musibeti, nasıl olur da din kardeşine reva görürsün? Sana yapıldığında "Adalet nerede?" diye feryat edeceğin bir haksızlığı, nasıl olur da komşuna, iş arkadaşına, aynı secdeye baş koyduğun kardeşine yaparsın? O ki; senin inandığın Allah’a iman etmiş, senin yoluna baş koyduğun Peygamber’e (S.a.v) ümmet olmuş, senin döndüğün kıbleye yönünü dönmüş bir candır! Sen aslında kardeşini değil, bizzat Kelime-i Tevhid’i yaralıyorsun!
EY MÜSLÜMAN! "MÜSLÜMANIM" DEDİĞİN KİŞİYE ZULMETMEKTEN, ONA MANEVİ İŞKENCE ETMEKTEN VAZGEÇ!
Bilmez misin ki; kardeşini kandırdığında aldığın o para, boğazından geçen bir ateş parçasıdır! Ona kurduğun o sinsi tuzak, yarın mahşer meydanında senin ayağına dolanacak bir prangadır! Sen kardeşini aldatırken, aslında kendi ahiretini ateşe veriyorsun. "Kardeşim" dediğin insanın gözyaşı Arş’ı titretirken, senin kıldığın namaz hangi semaya yükselecek sanıyorsun? Müslüman Müslümanın sığınağıdır, celladı değil! Müslüman Müslümanın onurudur, yarası değil! Allah sizi kardeş kıldıysa, bu ilahi akdi bozmaya senin ne gücün ne de hakkın yeter!
YARIN MAHŞERDE KARDEŞİN SENİN YAKANA YAPIŞTIĞINDA, HANGİ YÜZLE RAHMAN’A BAKACAKSIN?
O dehşetli gün gelip çattığında; kardeşin "Ya Rabbi! Bu adam bana güvendi, ben de ona inandım ama o beni sırtımdan vurdu!" dediğinde, hangi sahte mazeretin seni o dilsiz azaptan kurtaracak? O gün ne kasan ne masan ne de sahte vakarın seni koruyamayacak! Eğer bugün kardeşinin kalbini kırıyor, malına çöküyor, onurunu çiğniyorsan; bil ki kendi cennetini ellerinle ateşe veriyorsun.
VAKİT VARKEN TÖVBE ET VE KARDEŞİNLE HELALLEŞ!
Ey zulmü huy edinmiş nefis! Kardeşine eziyet etmekten vazgeç! Merhamet et ki, mahşerin o kavurucu sıcağında Allah da sana merhamet etsin. Kardeşinin elini bırakma ki, Allah da senin elini bırakmasın. Unutma; mümin mümine sadece dünyada değil, ebediyette de muhtaçtır. Kardeşlik köprüsünü yıkan, sırat köprüsünden geçemez! Ya bugün kardeşinle bir olur cennete yürürsün ya da bugün kardeşini satar ebedi hüsranda boğulursun!
KARAR SENİN, HESAP İSE MUTLAK ADALET SAHİBİ OLAN ALLAH’INDIR
MEHMET ERÇELİK
