Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Müslümanlığımızın Kıvamı: İman ve İstikamet

İsmail Sezkin

MÜSLÜMANLIĞIMIZIN KIVAMI


وَاعْلَمُوا اَنَّ فٖيكُمْ رَسُولَ اللّٰهِ لَوْ يُطٖيعُكُمْ فٖى كَثٖيرٍ مِنَ الْاَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ حَبَّبَ اِلَيْكُمُ الْاٖيمَانَ وَزَيَّنَهُ فٖى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ اِلَيْكُمُ الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ

“Hucurat, 7.”

اُولٰئِكَ هُمُ الرَّاشِدُونَ

Bir toplumda toplumsal bütünlüğü, birlik ve beraberliği sağlayan bazı ortak değerler vardır Bunların en başta gelenlerinden birincisi imandır, diğeri ise istikamet yani doğruluktur

İman kalbin kıvamıdır… İman ettim demek dünyanın en değerli iddiasıdır Fakat iddia edilen her şeyi ispat etmek gerekir İman da bir iddiadır İman da ispat gerektirir

İmanın ispatı salih amel ve güzel ahlaktır… Dürüstlüktür İman ederek bir kere yola koyulduğun zaman, insan bir daha o yoldan geri dönmemeli, Sırat-ı Müstekim üzere dosdoğru olmalı ve o istikamette yol almalı Ve kendisine ölüm gelinceye kadar da bu kıvamı bozmamalı Çünkü Cenab-ı Hak bunu böyle emrediyor bize Kur’an’da;

وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَضٖيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

“"Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz." Hicr, 97.”

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ

“"O halde Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt) ve secde edenlerden ol." Hicr, 98.”

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقٖينُ

“"Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et." Hicr, 99.”

İman kalbin kıvamıdır dedik biraz önce; istikamet ise hayattır… İstikamet, bir toplumun yapısının sağlıklı olması için çok önemli konuma sahip bir kavramdır hayatımızda Nasıl ki şu vücudumuz damarlarımızdaki kan dolaşımı sayesinde hayatiyetini sürdürürse Eğer vücudumuzda bir organımıza kan ulaşmazsa nasıl kangren olursak Nasıl ki kanın dolaşmadığı bedende dolaşım sistemi çöker ve o vücut hayatını kaybederse

İşte toplumun işleyişiyle bedenin işleyişi arasında da fark yoktur, bu ikisi bir birine benzer İnsan bedeni de istikamet ve dürüstlük sayesinde varlığını ve birliğini sürdürebilir… Dürüstlüğünü kaybeden toplum bütünlüğünü, dirliğini kaybeder Birliğini kaybeden toplum fesat olur… O toplumda kaos olur O toplumda önü alınamaz bozulmalar yaşanır

İstikamet yani sıdk demek olan doğruluk öncelikli olarak peygamberlerin vasfıdır Peygamberlerin en öncelikli ilkeleri dürüstlüktür Peygamberler ne peygamber olmadan önce, ne de peygamber olduktan sonra dürüstlüklerini hiç bir durumda bozmamışlardır

Onlar tüm vazifelerini bu istikamet üzere yapmışlardır Bütün peygamberler ümmetlerini de dosdoğru olmaya teşvik etmişlerdir Cenab-ı Allah Yasin Suresi’nde Peygamber Efendimize;

اِنَّكَ لَمِنَ الْمُرْسَلٖينَ

“"Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin" Yasin, 3. diyor… Sonra da;”

عَلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ

“"Sen elbette dosdoğru bir yol üzeresin."Yasin,4. diyor…”

Kuran'da değişik şekillerde otuz üç yerde geçen Sırat-ı Müstekim, Müslüman için hayati öneme sahip bir kavramdır… İnsanın davranışlarını düzene koyan istikamet; bir ayette şöyle beyan ediliyor…

اِنَّ الَّذٖينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ

“"Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de,”

ثُمَّ اسْتَقَامُوا

“Sonra dosdoğru olanlar var ya,”

تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰئِكَةُ

“Onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki:”

اَلَّا تَخَافُوا

“Korkmayın,”

وَلَا تَحْزَنُوا

“Üzülmeyin,”

وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتٖى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

“Size (dünyada iken) vadedilmekte olan cennetle sevinin!"Fussilet, 30”

Bu ayette, Müslümanın üç önemli özelliğine işaret ediliyor:

1-Sağlam bir iman, 2-Allah'a davet ve 3-İstikamet sahibi olmak… Şimdi bunlar ne demek bunu konuşalım önce…

Birincisi sağlam bir iman dedik: Peygamber Efendimiz (sav) Müslüman bir şahsiyetin olmazsa olmaz iki ilkesini iman ve dürüstlük olarak belirliyor Yani Müslüman -mutlaka ama mutlaka- ilk başta iman etmiş olacak… Sonra dürüst olacak Yani bunlar olmadan Müslümanlık olmaz diyor peygamberimiz… Şöyle ki; Süfyan İbnu Abdullah es-Sakafî (r.a.) anlatıyor: Bu sahabe bir gün Peygamberimize geliyor ve şunu diyor: -Ya Rasulüllah, bana İslâm hakkında öyle bir bilgi ver ki, bana yetsin ve sizden başka hiç kimseye İslâm'la ilgili bir şey sormaya ihtiyaç bırakmasın

Peygamber Efendimiz (s.a.) şu cevabı veriyor:

-'Allah'a iman ettim' de ve sonra dosdoğru ol"(Müslim, İman 62, (38)

Bu hadis-i şerifte kalbî kıvamın iki yapı taşı ifade ediliyor… Birincisi; iman etmek… İkincisi; dosdoğru olmak…

Biraz önce okuduğum ayet-i kerimede işaret edilen müslümanın ikinci özelliği ise; Allah'a davet: Kendine değil… Kendi grubuna değil… Kendi partisine değil… Kendi mezhebine değil… Cenab-ı Allah'a, Kur'an'a ve sünnete… Kısacası hakikate davet etmeli Müslüman Davetin sadece Allah’a olacak yani

Bu gün Müslümanların en büyük sorunlarından birisi bu aslında Allah, Kur’an ve din kisvesi altında birileri sözde davet peşinde hep… Ama işin aslı öyle değil… Onun için neye davet edildiğini bileceksin Hem kendin davetini bu istikamette yapacaksın… Hem de sadece bu istikametteki davete icabet edeceksin Yoksa hem daveti, hem de davete icabeti doğru yapmazsan mutlaka cezasını çekersin Bu dünyada çekmezsen öbür dünyada çekersin… Ama mutlaka çekersin

Ayet-i kerimede işaret edilen müslümanın üçüncü özelliği ise; Dosdoğru çizgide istikamet üzere olabilmek:

Malumunuz; ibadetlerin içinde namaz, tesbihin imamesi gibidir Namaz dinin direğidir yani Eğer namazı çekerseniz, yani namazı yok sayarsanız; ibadet hayatı çöker

Dürüstlük ise ahlaki ilişkilerin imamesi gibidir Sosyal ilişkilerde dürüstlüğü çeker alırsanız geriye hiçbir şey kalmaz Toplum içinde güvenilir biri olmanın ilk şartı dürüstlüktür Sözünde dürüst olan… İşinde doğru olan… Hal ve hareketlerinde ölçülü olan adama toplumda herkes değer verir Bir adamın eğer sözü yalansa… İşi hileli ise… Hal ve hareketlerinde riyakârsa… O adama toplumda hiç kimse güvenmez… Güvenemediği kimseye de hiç kimse değer vermez

Dürüst olan adamı, kendisi dürüst olmayanlar bile sever… Dürüst olmayan adam ise hiç kimse tarafından sevilmez ve itibar edilmez… İnsan her zaman bir güven ortamında yaşamak ister Dostluk kurulacaksa ilk şart güvendir Her hangi bir ortaklık için güven şarttır Evlilik güven olmadan yürümez Bu tür ilişkiler, güven varsa vardır Dürüstlük giderse güven gider, güven giderse ilişkiler biter Güven varsa dostluk vardır Güven varsa ortaklık vardır

Hayatın düzeni Sırat-ı Müstekimdir Müslümanca yürüyüşün, mü’mince duruşun insicamıdır istikamet Dosdoğru yol, Kur'an'da sırat-ı müstekim olarak ifade edilir…

Müslümanın günlük hayatını çepe çevre kuşatan beş vakit namazın her rekâtında… Günde kırk kere Sırat-ı Müstekim'de bulunma duası dikkatimizi çekiyor burada Bu ayet bir dua ayetidir Günde kırk kere bu duanın “

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

diye tekrar ettirilmesi insanın sapma riskinin olduğunu gösteriyor bize Bundan dolayı Cenab-ı Allah namazla elimizden tutar… Sapmamızı, dağılıp dökülmemizi önler Namazın her rekâtında,

اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُ

“"(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz." Diyoruz. Fatiha, 5.”

Bunu okuduğumuz zaman sadece Cenab-ı Allah’a kulluk yapacağımızı ilan ediyoruz Hemen peşinden, insanı istikamet üzere olma, istikamette kalma telaşı sardığı için;

اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالّٖينَ

“"Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil." Diye yalvarıyoruz Cenab-ı Allah’a…Fatiha, 6-7.”

Buradaki kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ifadesi; bu yolun yeni bir yol olmadığını bildiriyor bize Böyle bir yol bizden önce de varmış yani Daha önce nice yolcuların bu yolu kullanarak selamete çıktıkları anlatılıyor yani… Peki; bu yol nasıl tesbit edilecek?.. Gittiğimiz yolun Sırat-ı Müstekim olup olmadığını nereden bileceğiz, nasıl anlayacağız?..

Bu sorunun cevabını da Cenab-ı Hak Nisa Suresi’nin 69. ayetinde veriyor bize:

وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ

“"Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse,”

فَاُولٰئِكَ مَعَ الَّذٖينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ

“İşte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği (kimselerdir)”

مِنَ النَّبِيّٖنَ وَالصِّدّٖيقٖينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحٖينَ

(Onlar) peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle birliktedirler.

وَحَسُنَ اُولٰئِكَ رَفٖيقًا

“Bunlar ne güzel arkadaştır."Nisa, 69.”

Bu yol, çok açık ve çok net Bu yolda ihtimal yok Bu yolda acaba şöyle mi, acaba böyle mi diye bir şey yok Bu yolun sonu her zaman selamete çıkar En’am Suresi'nde işte benim dosdoğru yolum budur diye ifade edilen ayetler doğru yolun ne olduğunu madde madde ortaya koymuş zaten Başka söze gerek yok aslında Şimdi dönelim sözün aslına, bakalım ne diyor bize kelamullah…

قُلْ تَعَالَوْا اَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ

(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım:

اَلَّا تُشْرِكُوا بِهٖ شَيْئًا

“Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın”

وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا

“Anaya babaya iyi davranın…”

وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ مِنْ اِمْلَاقٍ

“Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin.”

نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَاِيَّاهُمْ

“Sizin de onların da rızıklarını biz veririz.”

وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ

(Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ

“Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.”

ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

“İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız." Enam, 151.”

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتٖيمِ اِلَّا بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ

“Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın.”

وَاَوْفُوا الْكَيْلَ وَالْمٖيزَانَ بِالْقِسْطِ

“Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın.”

لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا

“Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız.”

وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰى

(Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun.

وَبِعَهْدِ اللّٰهِ اَوْفُوا

“llah'a verdiğiniz sözü tutun.”

ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.Enam, 152.”

وَاَنَّ هٰذَا صِرَاطٖى مُسْتَقٖيمًا

فَاتَّبِعُوهُ

“bu, benim dosdoğru yolum budur.”

Artık ona uyun.

وَلَا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ

“Başka yollara uymayın.”

فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبٖيلِهٖ

“Yoksa o yollar sizi parça parça edip O'nun yolundan ayırır…”

ذٰلِكُمْ وَصّٰیكُمْ بِهٖ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

“İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.Enam, 153.”

Müstekîm olan yolların hangi yollar olduğunu böyle bildiriyor Allah-u Teâlâ Dolayısıyla; başka yollara tevessül edilmemeli insan…

Bu ayetlerde bildirilen yoldan başka yollara heves etmemiz lazım… Ama Sırat-ı Müstekim'de insana pusu kuran kadim düşman şeytan da, boş durmuyor, durmayacak tabi Bunu da Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle haber veriyor bize;

قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنٖى لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَ اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖينَ

İblis, "Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, onların hepsini azdıracağım" dedi. Hicr, 39-40.

اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖينَ

“İçlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç…”

Malumunuz her yolculuk kendi çapında bir parça risk taşır, her yolculuğun zor yanları vardır yani Kulluk yürüyüşü ise daha fazla risklidir İnsan baş düşmanı olan şeytan tarafından sürekli engellenmek ister bu yolda Onun için; sadece yola girmek yetmez… Aynı zamanda ve en önemlisi bu yolda kalmaktır mesele… Bu yolda düşmeden, sürçmeden yol almak gerekir

“Beni Hud Suresi ihtiyarlattı” buyuran Peygamber Efendimizin hassasiyetine bakacak olursak bu yolculuğun hiçte öyle kolay olmadığını görürüz zaten…

Eğer bu konuda rahmet peygamberi bile uyarılmışsa… Acaba bizim halimiz ne olur, nasıl olur… Bunun üzerinde çok iyi düşünmemiz lazım Peygamberimizin beni ihtiyarlattı dediği Hud Suresi’nin o ayetinde bakın ne buyuruyor Cenab-ı Hak…

فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ

“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol”

وَمَنْ تَابَ مَعَكَ

“Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar.”

وَلَا تَطْغَوْا

“Hak ve adalet ölçülerini aşmayın.”

اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ

“Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür." Hud, 112.”

Peki bu Sırat-ı Müstekim hangi alanları kapsıyor:

Birincisi; sözünde Müstekîm olacaksın… Bunun adı fiili ve kalbi istikamettir

İkincisi; işinde Müstekîm olacaksın…

Üçüncüsü; kalben istikamet üzere olacaksın…

Dördüncüsü; istikamet ehli ile birlikte olacaksın

İşte bu alanlarda istikametini bozmadan yol alabilenler İslam ahlakından nasibini almış olur Kişiliğini oluşturmuş birisi hayatın bütün evrelerini istikametini hiç bozmadan geçer… İman ve istikamet kıvamını hiç bozmadan her zorluğun üstesinden gelir İnsicamını dağıtmadan kulluk yürüyüşünü tamamlar

Sünnetiyle hayatımızı sarıp sarmalayan Peygamber Efendimiz (sav) dürüstlük konusunda da bize "Üsve-i Hasene" olma, yani en güzel örnek olma vasfını sürdürüyor… O’nun hayatından bir kesit anlatarak bitireyim sözlerimi Dürüstlüğünü ve çevresine nasıl emniyet saçtığını, herkesin O’na nasıl güvendiğini bu örnekle daha iyi anlamış oluruz böylece

Hira’da Cebrail (AS) ile ilk karşılaşması… Onu endişeye sevk etmişti ve hemen Hz. Hatice'nin yanına gelmişti… Durumu Hz. Hatice’ye anlattığı zaman… Hz. Hatice O’na “Korkma Allah seni mahcup etmeyecektir” demişti “O seni fenalığa terk etmeyecektir” demişti “O sana ancak iyilik edecektir” demişti…

Hz. Hatice’nin o zaman Peygamberimize çünkü diyerek sıraladığı bu hasletlerin hepsine bakıyoruz… Bunların hepsinin bugün bütün insanlığın hasretini çektiği hasletler olduğunu görüyoruz… Nedir o hasletler?.. İşte o hasletler…

Hısım akrabanı gözetirsin…

Aileni korursun…

Herkese doğru yolu gösterirsin…

Yetimi gözetir doyurursun…

Sözün en doğrusunu söylersin…

Emanete ihanet etmezsin…

Felakete maruz kalmışlara yardıma koşarsın…

Fakir fukaraya yardım edersin…

Herkese karşı zarif ve ince ruhlu davranırsın(Buhârî, Bedyü'l-Vahy 1.)

Bakıyoruz; inandığımız, iman ettiğimiz dinin; insanların hayatında ve toplum bünyesinde tesis etmek istediği ahlaki ilkelerin de aynen bunlar olduğunu görüyoruz…

Peygamber Efendimiz’in hayatından ikinci örnek hadise ise şöyle oluyor: Zeyd bin Harise, Arabistan'da artık sıradanlaşan, sanki normal bir şeymiş gibi yapılan savaşların birinde esir düşer Köle pazarında satılan Zeyd, bir şekilde Peygamber Efendimiz'in kölesi olur… Ailesi Zeyd'i uzun süre aramış nihayet onu Peygamber Efendimiz'in yanında bulmuşlar… Zeyd'in ailesi âdet olan köle fidyesini ödeyerek oğullarını alıp götürmek isterler. Bu düşüncelerini açık edip, tekliflerini Peygamber Efendimiz'e yaparlar Peygamber Efendimiz Zeyd’in ailesine şu cevabı verir:

“Sizi anlayışla karşılarım Teklifinizi de makul buluyorum… Ancak oğlunuz benim yanımda bir köle gibi değil evlat gibidir Zeyd sizinle gelmek isterse bunun karşılığında sizden her hangi bir fidye de istemem, alın götürün Şu andan itibaren serbesttir sizinle gidebilir” der…

Zeyd'in babası, artık serbest olduğunu söyler ve kendileriyle eve dönmesini ister oğlundan… Zeyd şu cevabı verir babasına: “Elbette sen benim babamsın Ama ben burada Muhammed'in (sav) yanında öyle şeyler gördüm ki; onu ebediyen; siz de dâhil, herkese tercih ederim ”

Zeyd’in bu sözlerinden çok memnun olan Peygamber Efendimiz (SAV), hemen Kâbe’nin önüne gider ve herkesin içinde Zeyd'i azad ettiğini, bundan böyle evlat edindiğini açıklar… Zeyd'in ailesi ise onu götürememenin burukluğu ile, ama aynı zamanda onun güven altında olduğu gururuyla oradan ayrılırlar… (Tabakât, 3/42; Üsdü'l-Gâbe, 2/225.)