NOEL
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوَاْ إِن تُطِيعُواْ الَّذِينَ كَفَرُواْ يَرُدُّوكُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ فَتَنقَلِبُواْ خَاسِرِينَ
“’’Ey iman edenler! Siz eğer kâfir olanlara uyarsanız sizi gerisin geriye (küfre) çevirirler de büsbütün hüsrana uğrarsınız.’’ (Âl-i İmrân 3/149)”
Her toplumu başka toplumlardan ayıran, her toplumun kendi varlığını üzerine bina ettiği değerleri bulunur. Bu değerlere medeniyet ve kültür denir.
Bir milletin kendi dini ve milli değerlerini bırakıp, yabancıların örf ve adetlerini benimsemesi demek, milletin dini yönden kuruması, ruhi açıdan çürümesi, tarihi bakımdan küçülmesi ve benliğini kaybedip aşağılık duygusuna kapılması demektir.
Batının o küfür kokan, zulüm kokan, nifak kokan düşünce ve sistemini örf ve adetlerini benimsemeye başladığımız günden beri her şeyimiz altüst oldu.
Bu yüzden Müslümanlar arasında aşağılık kompleksine kapılmış, şahsiyetsiz, şuursuz, taklitçi insanlar çoğaldı. Öyle bir hale geldik ki; Müslüman’ım diye namaz kılanlar bile bu tuzağa düştüler. Yabancıların örf ve adetlerini taklit eder olduk. İslam’ın kesinlikle haram kıldığı şeyler bile aleni bir şekilde işlenir hale geldi.
Kendimizi İslami ölçülere vurduğumuz zaman şunu görüyoruz; evlerimiz yanıyor… Çoluğumuz çocuğumuz, eşimiz dostumuz, akrabalarımız, cemiyetimiz bu yangının içinde yanıyor.
İşte bu sebeple, olgun ve şuurlu hiçbir Müslüman yabancıların örf ve adetlerini kutlama zavallılığına düşemez… Düşmemeli…
Evet, bir Müslümanın bir takvim yılı başlangıcının arkasına sığınıp… İslam’ın emir ve yasaklarını… İslam’ın ahlaki değerlerini… Millî örf ve adetlerini… Bir haçlı emperyalizmi ile tepelemesi. Benliğinden kovması… Kadeh şakırtıları… Bunlar sözün en hafifiyle kofluğun en büyüğüdür… Rezaletlerin en korkuncudur…
Yabancıların, ilim ve tekniğini almak medeniyettir… Ama bunları bırakıp da onların örf ve adetlerini, kültürünü, yaşayış şekillerini giyim ve kuşamlarını almak medeniyet olamaz. Bu olsa olsa sadece kendi öz benliğini inkâr etmek ve basitleşmek olur.
Son üç asırdır bakıyoruz; İslam âleminde yabancılara karşı, yani gayrimüslim Batılılara karşı aşırı bir sevgi ve taklit var. İslam düşmanlığı artık öyle boyutlara gelmiş ki; o bizim özendiğimiz ve medeni sandığımız Batı; acaba Müslümanlığı nasıl bozarız, acaba onları nasıl yok ederiz, onları birbirine nasıl düşürürüz, ellerindeki zenginliği nasıl ele geçiririz ve onları nasıl sömürürüz… Bütün bunların planlarını yürürlüğe koymuşlar ve uyguluyorlar…
Böyle bir anlayış olmaz, daha doğrusu böyle bir Müslüman anlayışı olamaz…
Küçük yaşta evliliğe hepimiz karşıyız. Karşı olmak zorundayız… Çünkü yarın evlat yetiştirecek olan anne adaylarının öncelikle okuması lazım, iyi bir eğitim görmesi lazım, olgunlaşması lazım… Evet; 16 yaşındaki kız evlendiği zaman küçük gelin oluyor, hepimiz itiraz ediyor ayağa kalkıyoruz… Amenna… Kesinlikle bunun karşısında durmalıyız… Çocukların küçük yaşlarda evlenmelerine müsaade etmemeliyiz, göz yummamalıyız… Ama 16 yaşındaki kız barlarda şarkı söyleyip 35-40 yaşındaki adamla aynı otelde tatil yapınca flört oluyor.! Hiç kimsenin gıkı çıkmıyor… Çünkü medeniyet anlayışı bu olmuş…
Kız çocuklarını çırılçıplak soyup O Ses Türkiye yarışmasında sahnelemek sanat oluyor; ama aynı yaştaki çocuklarımıza okullarda abdesti ve namazı öğretmeye kalkınca gericilik oluyor..!
Başka bir rezalet… Günlerdir TV. Kanalları İstanbul-Eminönü’nden haber yapıyor… Km.lerce bilet kuyruğu ve saatlerce o kuyrukta bekleyen ve kendine Müslüman’ım diyen insanlar… Bu gün Müslümanlar;
وَمَا بِكُمْ مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ
ثُمَّ اِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَاِلَيْهِ تَجَْٔرُونَۚ
““Nimet Allah’tandır” Nahl 16/53 ayetini “Nimet Abla’dandır” diye mi anlıyor acaba?”
Bünyemize bulaşan bu hastalıklardan kurtulmamız lazım. Şifayı Batıda değil; İslam’da, Kur’an’da, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) da aramalıyız. Peygamberimiz:
لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ قَبْلَكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ، وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ،
““Muhakkak siz, önceki ümmetlerin yolunu (adetlerini) karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz.”
حَتَّى لَوْ سَلَكُوا جُحْرَ ضَبٍّ لَسَلَكْتُمُوهُ،
“Hatta onlar bir kertenkele deliğine girmiş olsalar da siz onları takip edeceksiniz.”Buyurmuş.”
Sahabe-i Kiram:
يَا رَسُولَ اللَّهِ اليَهُودَ، وَالنَّصَارَى
“"Ey Allah'ın Rasûl'u, (o bahsettiğin uyacağımız kimseler) Yahudiler ve Hıristiyanlar mı ?" diye sorunca; Peygamberimiz:”
فَمَنْ
“"Ya kim olacaktı ?" demiş ve kafirlere benzemeyi kesin bir dille yasaklamıştır…… (Buhâri, ehâdîs'ul enbiya, 49)”
"Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan,
Hey sıkılmaz! Ağlamazsan bari gülmekten utan.” Diyor merhum Mehmet Akif Ersoy…
“Savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir.” demiş Aliya İzzet Begoviç…
“ Önce Dilini alırlar, sonra toprağını’’ demiş atalarımız…
Müslüman; milli ve manevi değerlerimizi ayaklar altına alarak, Hristiyanları taklit etmek suretiyle Allah’a isyan ederek başlanacak yeni bir yıldan hiçbir hayır gelmeyeceğini bilecek, bilmek zorunda.
Taklitçilik ruhuyla değerlerimizin yok edilmesi kolaydır ama kaybettiğimiz değerlerin yeniden elde edilmesi ve kazanılması çok zor olur. Müslüman; milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak zorunda. Bunu yapmadığı zaman başının beladan kurtulmayacağını asla unutmamalı Müslüman.
Müslüman; daha düne kadar, Kosova'da, Bosna Hersek’te, bu gün hâlâ Gazze’de, Suriye’de, Halep’te, Doğu Türkistan’da ve dünyanın dört bir yanında Müslüman kanı akıtanların, çocukları katledenlerin, kadınların ırz ve namuslarını ayaklar altına alanların bayramı olan bu Hristiyan âdetinden uzak durmak zorunda.
Müslüman, Peygamberimizin; “Allah’ın adı ile başlamayan hiçbir işte hayır yoktur” sözünü hiç bir zaman unutmamalı. Kim bir topluma benzerse o toplumdan olur. Valla ben demiyorum bunu, Kur’an diyor:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ
“" Ey iman edenler, Yahudiler ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar onlardandır " (Maide 5/51)”
Haksızlığın, adaletsizliğin ve zulmün kol gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Sırf Müslüman olduğu için feci şekilde insanlar öldürülüyor.
Yılbaşı adetinin sahibi Hıristiyanlar ve Yahudiler, dünyanın dört bir yanında Müslümanları diri diri keserek, derilerini yüzüyorlar.
Müslümanların kafalarını patlatarak beyinlerini köpeklerine yediriyorlar.
Çocukların ve kadınların namuslarını kirletiyorlar.
Bebeklerin parmaklarını keserek kendilerine kolye yapıyorlar.
Camiler yakılıp, yıkılıyor. Ve daha nice akla hayale gelmeyecek vahşetler
Diğer taraftan Filistin’de, Kuzey Afrika’da, Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Irak, Sudan, ve daha nice diğer ülkelerdeki müslümanlar, Bir-leşmiş Milletler denilen Hıristiyan topluluğunun gözetiminde vahşice katlediliyor.
Dünyanın birçok yerinde Müslüman kanı akmaya devam ediyor.
Bütün bunlar olurken kimin yılbaşını kutlayacak ve ne için eğleneceksiniz? Bıçakla doğranan çocuklar için mi? Yoksa namusu kirlenen Müslüman bacılarımız için mi? Soralım bir kez olsun kendimize. Ne için kutlayacağız yılbaşını?
Onlar bizim bayramlarımızı, diğer mübarek gün ve gecelerimizi hiç biliyorlar mı, hiç kutluyorlar mı?
Siz Kurban Bayramında 7 tane Hıristiyanın bir araya gelip dana kestiğini duydunuz mu?
Müslümanlar yılbaşlarını ecnebilerle kutluyor. Onlar ise yılbaşlarını Müslümanların kanıyla kutluyor. Bu kadar basit…
Çoğu zaman değişimin tehlikeli bir şekilde medeniyetimizin temel direklerini bir kurt gibi kemirdiğini fark edemeyiz.
“Kültürel dokularımızın tahribine dur dememiz lazım. Yılbaşı, Noel kutlamaları kesinlikle masum bir eğlenceden ibaret değildir. Özellikle Noel figürlerinin bulunması sessiz ve sinsice Hıristiyan kalıbına sokma eylemidir.”
Evet; bir kimliktir Müslümanlık. Bu kimliğe uygun olmalı Müslüman. Noel, yılbaşı Müslümanlar arasında yer bulması bir problemdir, bir sıkıntıdır.
Noel’in Müslümanlar arasında yer bulması inanç, ahlak, kültürel zafiyet ve yozlaşmanın ifadesidir. Müslümanlar için yılbaşı bir takvim değişikliğinden başka bir şey olmamalı.
Müslümanlar arasında bakıyorsunuz yılbaşı geldiğini Kurban Bayramının gelişinden daha tantanalı hissediyorsunuz.
‘Bunun Noel’le, Hıristiyanlıkla ne alakası var. Bu yılbaşı kutlamaları.’ diyor, bazıları…
Bu şekilde “Ben noel değil, yılbaşı kutluyorum” safsatasıyla kendisini kandıran Hristiyanlık özentisi Müslümanların içler acısı halini özetleyen sözler okuyacağım size Bu sözler bir papazın sözleri Şöyle diyor papaz…
“Müslüman Türkiye Kafalara kırmızı donlar geçirilmiş, köşe başlarında çam ağaçları, Noel Baba ortalıkta fink atıyor Piyango bileti alınmış, hindiler dünden hazır, bizimle birlikte yılbaşı kutlayacaksınız Tanrımızın doğum günü İsa’dan sonra 2019, İsa’dan sonra 2020; biliyorsunuz değil mi, yılbaşı diye kutladığınız şeyin aslında bizim Tanrımız veya Tanrının oğlu İsa’nın doğum günü yılbaşı diye kutladığınız şey Bunu Katoliklerle Protestanlar 24 Aralık’ta kutlarlar, Ortodokslar 6 Ocak’ta kutlarlar Roma İmparatorluğu Hristiyan olunca, ‘gelin bunların arasını bulalım, 31 Aralık’ta kutlayalım’ demiş, yıl dönümü ona denk gelmiş Siz de bunu bizimle birlikte kutluyorsunuz Tebrikler!..
Sorsam hiçbiriniz, sizin miladınız olan, sizin peygamberinizin hicretinin yıl dönümünü, ne zaman olduğunu bilmezsiniz Hicri kaçıncı yıldasınız desem hangi yılda olduğunuzu bilmiyorsunuz Hangi hicri ayda olduğunuzu bilmiyorsunuz Tebrik ederim ama biz beğeniyoruz bu durumu yani Zamanında ülkenizi işgal için gelen İngiliz ve Anzak askeri sizin bu halini görseydi, ‘ben boşuna geberip gitmedim’ derlerdi
Ama sakın günün birinde sizinle birlikte bir kurbana 7 ortak girmemizi, Ramazan bayramı kutlamamızı beklemeyin Aptal değiliz biz, elalemin dinini bayramını kutlayalım Mutlu Noeller ”
Onlara o zaman sormak lazım… Madem öyle; o zaman Noel baba figürünün ne işi var orada. Onlara sormak lazım; ‘Çam süslemelerin ne işi var orada!’
Zehiri teneke kutuda sunmaz hiç kimse. Allayıp pullayıp size öyle verir zehiri. “Zehir pazar ekmeğinin arasında verilir derdi” rahmetli Babaannem.
Her yozlaşma daha büyük değerlerimizin kaybının göstergesidir. Bu kültürel yozlaşma ahlak erozyonuna oradan da inanç ve tüm değerlerimizin kaybına sebep olabilir. Müslümanlar bu konularda her zaman dikkatli olmak mecburiyetinde.
Evet, bir yılı daha geride bırakıyoruz. Bu bir yılın muhasebesini iyi yapalım. Fert ve toplumsal yanlışlarımızın ve doğrularımızın farkına varalım. Hatalardan ders çıkarıp bu hatalardan uzak duralım. İyiliklerimizin farkına varıp iyiliklere devam edelim.
Hayatımızdan Kur’an ve Sünneti uzaklaştırmayalım. Her alanımızı Kur’an ve Sünnetin nuruyla dolduralım. Birbirimize düşmeyelim. Birlik ve beraberliğimizi bozmayalım. Müslüman olmayanları halimize güldürmeyelim.
Yeni bir yıla girerken şu iki ayet-i kerimeyi de yeniden hatırlayalım ve okuyalım.
وَأَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ وَلاَ تَنَازَعُواْ فَتَفْشَلُواْ وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُواْ إِنَّ اللّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ
““Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)”
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن جَاءكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَأٍ فَتَبَيَّنُواأَن تُصِيبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلَى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمِينَ
““Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Hucurat, 49/6)”
Yeni yıla girmek demek başka kültürlerin etkisinde kalmak demek değildir.
Yeni yıla girmek demek “vur patlasın çal oynasın” modelinde bir zaman dilimi geçirmek değildir.
Yeni yıla girmek demek haram olan içkiyi tüketmek, zinayı yapmak, kumarı oynamak değildir.
Yeni yıla girmek demek insanların içinde bulundukları sıkıntıları görmezden gelerek hayatı sadece bir oyun ve eğlence görmek değildir.
Yeni yıla girmek demek hayata dair düşüncelere dalmak demektir.
Yeni yıla girmek demek hayat muhasebesini yapabilmek demektir.
Yeni yıla girmek demek geçmiş yaşananlardan ders çıkararak gelecek yılı en güzele ulaştırma çabası içinde olmak demektir.
Yeni yıla girmek demek Allah rızasına nail olma yollarına girmek demektir.
Yeni yıla girmek demek iyi olanlara yönelme, kötü olanlardan uzaklaşmak demektir.
Sözlerimizi Peygamberimizin tavsiyeleri ile bitirelim:
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَاكَثِيرٌمِنَ النَّاسِ
““İki nimet vardır ki insanların çoğu bunları değerlendirme hususunda aldanmıştır:”
اَلصِّحَّةُ
“Sağlık - sıhhat”
وَالْفَرَاغُ
“Ve boşa geçirilen vakit.””
اَغْتَنِمْ خَمْساً قَبْلَ خَمْسٍ
““Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil:”
شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ
“İhtiyarlıktan önce gençliğin,”
وَصِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ
“Hastalıktan önce sağlığın,”
وَقِنَاكَ قَبْلَ فَقْرِكَ
“Yokluktan önce varlığın,”
وَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ
“meşguliyetten önce boş zamanın,”
وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ
“Ölümden önce hayatın.”
حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا
“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız.”
وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الْأَكْبَرِ
“Kendinizi en büyük buluşma için hazırlayınız.”
وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا
“Kıyamet gününde hesap, ancak dünyada kendini sorgulayanlar için kolay olur.””
Rabbim bizleri imanının gereği gibi yaşayan kullarından eylesin.
Rabbim bizleri her geçen yıl kendisine ve Habibine layık işler yapanlardan eylesin.
Rabbim gireceğimiz bu yeni yılı bizlerin ve tüm İslam aleminin hakkında hayırlara vesile eylesin.
Cumanız mübarek, yeni yılınız hayırlı olsun…
