ÖLÜM GERÇEĞİ VE ÖLÜME HAZIRLIK
ÖLÜM SENİ ARIYOR, SEN HÂLÂ NEYİN PEŞİNDESİN?
HESAP GÜNÜ YAKLAŞTI, SEN HÂLÂ GAFLETTE MİSİN?
BUGÜN GÜLÜYORSUN, YARIN AĞLAMAYA HAZIR MISIN?
SON NEFES GELSE “HAZIRIM” DİYEBİLİR MİSİN?
BUGÜN ERTELEDİĞİN TÖVBEYİ YARIN BULABİLECEK MİSİN?
HESAP VAR, AZAP VAR… SEN NEDEN UMURSAMIYORSUN?
DÜNYA SENİ OYALIYOR, AHİRET SENİ BEKLİYOR!
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
HAMD
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي جَعَلَ الْمَوْتَ حَقًّا وَالْقَبْرَ أَوَّلَ مَنَازِلِ الْآخِرَةِ وَالْحِسَابَ مَوْقِفًا لَا مَفَرَّ مِنْهُ نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ وَنَتُوبُ إِلَيْهِ
Hamd; ölümü hak kılan, kabri ahiretin ilk durağı yapan ve hesabı kaçışı olmayan bir durak kılan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım diler, O’ndan bağışlanma ister ve O’na tövbe ederiz.
SALAVAT
اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي ذَكَّرَنَا بِالْمَوْتِ قَبْلَ وُقُوعِهِ وَحَذَّرَنَا مِنَ الْغَفْلَةِ وَدَعَانَا لِلِاسْتِعْدَادِ لِيَوْمِ الْحِسَابِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ
Allah’ım! Ölüm gelmeden önce onu hatırlatan, bizi gafletten sakındıran ve hesap gününe hazırlanmaya çağıran Efendimiz Muhammed’e, onun âline ve ashabının hepsine salât ve selâm eyle.
Gaflet Uykusundan Uyandıran O Büyük Nida
"Ey ölümü hakkıyla idrak edemeyen, kesin bir şekilde öleceğini bildiği halde hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına dalan nefis! Her gün minarelerden yükselen o acı sela aslında senin adının provasıdır; her gün birisi omuzlarda son yolculuğuna çıkarken, sıranın sana geleceğini anlamak için daha neyi bekliyorsun?
Bak etrafına! Kimler geldi, kimler geçti Saraylar kuranlar, hükmüyle dünyayı titretenler şimdi bir avuç toprağın altında sükût etmiş, hesap sırasını bekliyorlar. Toprak iştahla her gün birimizi yutarken, sen hangi ölümsüzlük iksirini içtin de bu kadar pervasız sın? Ey dünya gemisinde uykuya dalıp, altındaki suyun mezar derinliği olduğunu unutan yolcu! Musallaya yattığında 'keşke lerin seni kurtarmayacak; o gün gelmeden 'tövbe lerin seni kurtarsın.
Sen bugün ölsen, mahşer gününe, o dehşetli hesaba hazır mısın? Kendini o dar çukura, o büyük sorguya hazırlayabildin mi? Unutma; ölüm öldürülmüyor, ecel ertelenmiyor, kabir kapısı asla kapanmıyor! O karanlık çukur ağzını açmış, senin ne getireceğini bekliyor. Oraya sadece bir bez parçasıyla gireceksin; ne altınların ne de makamın o kapıdan sığacak! Azrail kapını çaldığında, ajandandaki yarım kalmış işlerine bakmayacak.
Ey aklını hâlen kullanıp ölümü idrak edemeyen, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya hayatına dalan nefis; gel! Artık uyan! Bu Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın kelamına, ayetlere ve Efendimiz’in (S.a.v) o sarsıcı sözlerine kulak verelim. Hep beraber okuyalım, idrak edelim ve en derin uykumuzdan uyanırcasına tefekkür edelim
Çünkü bugün nefes alıyorken kıyametini cennete çevirme fırsatın var; yoksa o boğaza dayanan son nefes, sonsuz bir pişmanlığın ilk çığlığı olacaktır!"
1. AYET
وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ
Meali: "Ölüm sarhoşluğu (sekerâtü'l-mevt) gerçekten gelir. İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir." (Kāf Suresi, 19)
1. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَا رَأَيْتُ مَنْظَرًا قَطُّ إِلَّا وَالْقَبْرُ أَفْظَعُ مِنْهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ben, kabirden daha korkutucu bir manzara görmedim." (Tirmizî, Zühd, 5; İbn Mâce, Zühd, 32)
Nüzul Sebebi: Ahireti inkar eden ve ölümü sadece bir yok oluş sanan müşriklere, kaçmaya çalıştıkları gerçeğin bir gün ansızın karşılarına dikileceğini ve o sarhoşluk anında kaçacak hiçbir yer bulamayacaklarını ihtar etmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Değerli hocam, dünya seni oyalarken ölüm senin ensendedir. "Ben daha gencim" diyenlerin mezar taşlarıyla doludur kabristanlar. Ölüm sarhoşluğu geldiğinde; ne makamın, ne paranın, ne de güvendiğin o dünyalık çevrelerin bir hükmü kalır. Efendimiz (S.a.v) kabrin dehşetini hatırlatarak bizi bu yalancı dünyadan uyandırmak istiyor. Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Bugün neyin peşindeysen, kabirde onunla baş başa kalacaksın.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, kabir hayatının ciddiyetini bildiren sahih rivayetlerdendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri), bir mezar başında durduğunda sakalları ıslanıncaya kadar ağlardı. Ona nedenini sorduklarında, "Kabir ahiretin ilk konağıdır; eğer insan buradan selametle geçerse sonrası kolaydır, geçemezse sonrası çok daha çetindir" buyurarak ölüm hazırlığının önemini vurgulardı.
Kıssadan Hisse: Mezarlıktan geçerken ibret almayan, yarın kendisi ibret olur.
2. AYET
أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ فِي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ
Meali: "Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm sizi bulur." (Nisâ Suresi, 78)
2. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمَوْتُ تُحْفَةُ الْمُؤْمِنِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ölüm, müminin (Rabbine kavuşacağı için) hediyesidir." (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, 3/151)
Nüzul Sebebi: Savaş ve mücadele anında ölümden korkup geride kalanlara veya dünya hayatına aşırı bağlanıp "burada kalıcıyım" zannedenlere; ecelin mekândan münezzeh olduğunu ve kaçmanın imkansızlığını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: İnsan dünyayı kovalarken ölüm onu adım adım takip ediyor. Sen hangi kalede saklanırsan saklan, Azrail (Hz.) o kapıdan içeri destursuz girecektir. Eğer hazırlığın varsa, ölüm senin için bu sıkıntılı dünyadan kurtulup asıl yurduna, Rabbine kavuştuğun bir hediyedir. Ancak hazırlığın yoksa, o hediye senin için en büyük azaba dönüşür. Gaflet uykusu tatlı gelir ama uyanışı çok acı olur. Ecel gizlidir ki, her an hazır olalım diye.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, müminin ölüm tasavvurunu güzelleştiren ve senedi makbul bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilal-i Habeşi (Hz. Hazretleri) vefat döşeğindeyken hanımı üzülerek "Ah ne acı!" diyordu. Bilal (Hz. Hazretleri) ise gülümseyerek "Ah ne tatlı! Yarın dostlara, Hz. Muhammed (S.a.v) ve arkadaşlarına kavuşacağım" diyordu. İşte ölümü hazırlıkla karşılamanın izzeti budur.
Kıssadan Hisse: Ölümden kaçamazsın, ama ona hazırlıksız yakalanmaktan kaçabilirsin.
3. AYET
اقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ مُعْرِضُونَ
Meali: "İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı; hal böyleyken onlar hâlâ gaflet içinde yüz çevirip duruyorlar." (Enbiyâ Suresi, 1)
3. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel işleyendir." (Tirmizî, Kıyâme, 25)
Nüzul Sebebi: İnsanların dünya hayatının geçici süsüne aldanıp, asıl varış yeri olan ahireti ve büyük hesabı unutmalarına karşı ilahî bir uyarı olarak nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Hesap günü bir takvim yaprağı kadar yakınken, kalplerin dünyalık oyunlar peşinde koşması ne büyük bir aldanıştır. Akıl, geçici olanı baki olana feda etmek değil; fani olanı baki olan için sermaye yapmaktır. Kendini hesaba çekmeyen, Azrail ile karşılaştığında hesabı en ağır olan kimsedir.
Sıhhat Derecesi: Ayet muhkemdir. Hadis-i Şerif sahih olup nefs terbiyesinin temelidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Hazretleri), "Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz" buyurarak, her gece kendi nefsine o gün Allah için ne yaptığının raporunu sorardı.
Kıssadan Hisse: Kendi hesabını dünyada görmeyenin, mahşerde işi çok zordur.
4. AYET
وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللَّهُ نَفْسًا إِذَا جَاءَ أَجَلُهَا وَاللَّهُ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
Meali: "Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Münâfikûn Suresi, 11)
4. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil Ölümünden önce hayatının." (Hâkim, Müstedrek, 4/341)
Nüzul Sebebi: Münafıkların ve dünyaya dalanların ölüm anındaki "ne olur biraz daha süre ver" yalvarışlarının reddedileceğini bildirmek üzere nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ecel gizlidir ama gelişi kesindir; ne planlarını bekler ne de tövbene mühlet verir. Bugün "yarın" diyenlerin hepsi, bugün toprağın altındadır. Ölümden kaçamazsın ama ona hazırlıksız yakalanabilirsin. Hayat, eldeki tek ve son fırsattır.
Sıhhat Derecesi: Ayet nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, ömür muhasebesi üzerine en meşhur sahih rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri), kabrin ahiretin ilk konağı olduğunu hatırlatıp gözyaşı dökerken, hayatın her anını bu "ilk durak" için hazırlıkla geçirmiştir.
Kıssadan Hisse: Ecel saati geldiğinde, ne bir saniye ileri gider ne de bir saniye geri kalır.
5. AYET
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
Meali: "Her can ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz." (Ankebût Suresi, 57)
5. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ الْمَوْتِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Lezzetleri bıçak gibi keseni, yani ölümü çokça anın!" (Tirmizî, Zühd, 4)
Nüzul Sebebi: Müminlere, dünyanın geçici zorlukları veya aldatıcı zevkleri karşısında asıl gerçeğin ölüm ve Allah'a dönüş olduğunu hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ölüm bir gün değil, her gün sana yaklaşan bir hakikattir. Sen dünyayı kovalarken ölüm seni adım adım takip ediyor. Hanginiz daha hızlı sanıyorsun? Lezzetlerin kölesi olan, ölümün tadıyla uyandığında acı bir azaba uyanır.
Sıhhat Derecesi: Ayet muhkemdir. Hadis-i Şerif senedi kuvvetli sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), dünyada bir yolcu gibi yaşamış, "Lezzetleri kesen gelmeden ben dünyadan elimi çektim" diyerek ihlasla yürümüştür.
Kıssadan Hisse: Tadacağın şeyden kaçamazsın; tadı güzel kılacak ameller işle.
6. AYET
حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا
Meali: "Nihayet onlardan birine ölüm gelince der ki: 'Rabbim! Beni geri gönder; belki terk ettiğim dünyada salih bir amel işlerim.' Hayır, asla!" (Mü’minûn Suresi, 99-100)
6. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Dünyada sanki bir garip veya bir yolcuymuşsun gibi ol." (Buhârî, Rikâk, 3)
Nüzul Sebebi: Pişmanlığın fayda vermeyeceği o son andaki çığlıkları duyurarak, bugün henüz nefes alırken tövbeye çağırmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Her gün birileri toprağa veriliyor, peki sen ne zaman ibret alacaksın? Kabir seni beklerken sen hâlâ dünya meşgalesine dalmışsın. Yolcu, handa kalıcıymış gibi davranırsa, asıl yurduna azıksız kalır.
Sıhhat Derecesi: Ayet nassdır. Hadis-i Şerif Sahih-i Buhârî'nin en sarsıcı hikmetlerinden biridir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (Hz. Hazretleri), bu hadisi duyduktan sonra "Akşama ulaştığında sabahı bekleme" diyerek vaktini sadece ahiret azığına hasretmiştir.
Kıssadan Hisse: Yarın tövbe ederim diyenlerin çoğu, o yarına ulaşamadan toprağa girdi.
7. AYET
قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Meali: "De ki: Sizin kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm, mutlaka size ulaşacaktır. Sonra gaybı da, görünen alemi de bilen Allah’a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)
7. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَيْسَ لَكَ مِنْ مَالِكَ إِلَّا مَا أَكَلْتَ فَأَفْنَيْتَ أَوْ لَبِسْتَ فَأَبْلَيْتَ أَوْ تَصَدَّقْتَ فَأَمْضَيْتَ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Malından senin olan sadece şunlardır: Yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin veya sadaka verip (ahiret azığı olarak) önden gönderdiğin!" (Müslim, Zühd, 3)
Nüzul Sebebi: Yahudilerin "Biz Allah'ın dostlarıyız" deyip de ölümden şiddetle korkmaları üzerine; ölümün bir kaçış değil, bir karşılaşma olduğunu ve her halükarda hesabın görüleceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölümden kaçtığını sanan, aslında ona doğru koşmaktadır. Sen dünyayı kovalarken ölüm seni adım adım takip ediyor; hanginiz daha hızlı sanıyorsun? Mezara yalnız gireceksin; yanında ne biriktirdiğin malın ne de hırsla tutunduğun makamın olacak. Seninle gelecek tek şey, Allah için verdiğindir. Geriye bıraktığın her şey başkasının, önden gönderdiğin her şey senindir. Azrail seni ararken sen dünyayı arıyorsun; bu nasıl bir tercihtir?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, mülkiyet gerçeğini özetleyen sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Talla (Hz. Hazretleri), en sevdiği bahçesi olan Beyruhâ'yı bu şuurla infak etmiş ve "Geriye kalanı değil, önden gideni seviyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse: Mezara girmeden önce elindekinden vazgeçmeyenin, mezarda elinde hiçbir şeyi kalmaz.
8. AYET
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَصَعِقَ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَمَنْ فِي الْأَرْضِ إِلَّا مَنْ شَاءَ اللَّهُ ثُمَّ نُفِخَ فِيهِ أُخْرَى فَإِذَا هُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ
Meali: "Sûr’a üflenince Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür. Sonra Sûr’a bir daha üflenince, bir de bakarsın ki onlar ayağa kalkmış bakınıp duruyorlar." (Zümer Suresi, 68)
8. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلَى مَا مَاتَ عَلَيْهِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Her kul, hangi hal üzere (nasıl) öldüyse, o hal üzere diriltilir." (Müslim, Cennet, 83)
Nüzul Sebebi: Kıyametin ve yeniden dirilişin imkansız olduğunu savunanlara, Allah’ın bir "ol" emriyle her şeyi nasıl altüst edeceğini ve büyük hesabı başlatacağını tasvir etmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Bugün güldüğün dünya, yarın seni ağlatacak; peki neden hâlâ aldanıyorsun? Ölüm ansızın gelir; ne planlarını bekler ne de tövbene mühlet verir. Nasıl yaşarsan öyle ölürsün, nasıl ölürsen öyle dirilirsin. Gaflet uykusu tatlıdır ama Sûr'un sesiyle uyanış çok acı olur. Amellerin konuşacak, dilin susacak; o güne ne hazırladın? Kabre hangi yüzle gireceksen, dünyada o yüzle dolaş.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, akıbetin ehemmiyetini bildiren sarsıcı ve sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus’ab b. Umeyr (Hz. Hazretleri) Uhud'da şehit olduğunda, bir eliyle sancağı tutuyor, diğer eliyle parçalanmış vücudunu örtmeye çalışıyordu. O, davası üzerine öldü ve mahşerde de davasının sancağıyla diriltilecek olanların öncüsü oldu.
Kıssadan Hisse: Son nefesini nerede vermek istiyorsan, her nefesini orada tüket.
9. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ
Meali: "O günahkarların, Rablerinin huzurunda başlarını öne eğmiş olarak: 'Rabbimiz! Gördük ve işittik; şimdi bizi geri gönder de salih ameller işleyelim, artık kesin olarak inandık' dediklerini bir görsen!" (Secde Suresi, 12)
9. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, Kıyâme, 26)
Nüzul Sebebi: Ahireti inkar edenlerin ve dünyada gururla başını dik tutanların, hakikatle karşılaştıklarında içine düşecekleri zilleti ve imkansız geri dönüş isteklerini haber vererek müminleri uyarmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Değerli hocam, bugün dünyada hakikate gözünü kapatanlar, yarın kabirde gerçekle yüzleşince başlarını öne eğecekler. Kabir seni beklerken sen hâlâ dünya meşgalesine dalmışsın; bu nasıl bir gaflettir? O dar çukur ya amellerinle aydınlanıp bir bahçeye dönecek ya da isyanınla kararıp bir azap kuyusu olacak. Sen bugün o bahçenin tohumlarını mı ekiyor yoksa o çukurun odunlarını mı taşıyorsun?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, kabir hayatının mahiyetini bildiren meşhur ve sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), kabrin başına geçer ve şöyle seslenirdi: "Ey insanlar! Gireceğiniz o dar yer için ne hazırladınız? Yolculuk uzun, azık ise azdır."
Kıssadan Hisse: Kabre girdikten sonra "inandık" demenin, batan gemide "kaptan" olmaya çalışan adama bir faydası yoktur.
10. AYET
فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
Meali: "O kulakları sağır eden büyük ses geldiği vakit; işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar." (Abese Suresi, 33-36)
10. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلَاثَةٌ فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى عَمَلُهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder; ikisi döner, biri onunla kalır: Ailesi, malı ve ameli takip eder; ailesi ve malı döner, ameli ise onunla kalır." (Buhârî, Rikâk, 42)
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyada en çok güvendiği ve sığındığı bağların, o dehşetli hesap gününde nasıl kopacağını ve herkesin sadece kendi derdine düşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Bugün peşinden koştuğun malın, uğruna ömrünü feda ettiğin evladın mezar başına kadar gelecek; sonra seni o karanlıkta bırakıp eve dönecekler. Mezara yalnız gireceksin; yanında ne malın olacak ne de makamın. Seni o çukurda koruyacak tek şey amelindir. Ölüm seni bulmadan sen onu hatırla; yoksa pişmanlık seni bulur. En sevdiklerinin senden kaçacağı o güne hazırlığın nerede?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) olup sarsılmaz bir sıhhattedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (Hz. Hazretleri), her gece yatmadan önce ölümle burun buruna olduğunu düşünür, biriktirdiği malın kendisine fayda vermeyeceğini bildiği için elindeki her şeyi ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı.
Kıssadan Hisse: Gidenlerin bıraktığı dünyada, seninle kalacak olan ameline yatırım yap.
11. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ
Meali: "O dehşet anında korkuya kapıldıklarını, artık kaçacak hiçbir yer bulamadıklarını ve yakın bir yerden yakalanıverdiklerini bir görsen!" (Sebe' Suresi, 51)
11. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, başına gelen bir sıkıntı sebebiyle asla ölümü temenni etmesin." (Buhârî, Merdâ, 19)
Nüzul Sebebi: Dünyanın aldatıcı gücüne güvenenlerin, ölüm ve kıyamet gerçeğiyle karşılaştıklarında içine düşecekleri çaresizliği ve kaçışın imkansızlığını tasvir ederek müminleri her an tetikte tutmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölümden kaçamazsın; çünkü o sana şah damarından daha yakındır. Sen dünyayı kovalarken, ölüm seni en güvendiğin anda yakın bir yerden yakalayıverir. Mümin için hayat bir emanettir; ne kadar zor olursa olsun, imtihan sahasını terk etmek (ölümü istemek) değil, o sahada alnının akıyla yürümek esastır. Ecelin gizli olması, her nefesi son nefesmiş gibi kıymetli kılmak içindir. Hazırlığın nerede?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh olup, sabır ve teslimiyetin en büyük delillerindendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Habbâb b. Eret (Hz. Hazretleri), vücudu ateşlerle dağlanacak kadar ağır işkenceler gördüğünde bile bu hadisin ağırlığını hissederek; "Eğer Peygamber Efendimiz (S.a.v) yasaklamasaydı, ölümü temenni ederdim" diyerek imanın izzetini ve hayata olan sabrını korumuştur.
Kıssadan Hisse: Ölümden kurtulmak imkansızdır; mühim olan ona öfkeyle değil, hazırlıkla gitmektir.
12. AYET
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
Meali: "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar." (Zümer Suresi, 53)
12. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمَوْتُ فُجْأَةً رَاحَةٌ لِلْمُؤْمِنِ وَأَخْذَةُ أَسَفٍ لِلْكَافِرِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ansızın gelen ölüm, mümin için bir rahatlama; kafir için ise acı bir yakalanıştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/143)
Nüzul Sebebi: Günahlarının çokluğu sebebiyle "artık benden adam olmaz, tövbe etsem de kabul olmaz" diyerek gaflette ısrar edenlerin ümidini yeşertmek ve ölmeden önce tövbe kapısını aralamak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ölüm ansızın gelir; ne planlarını bekler ne de tövbene mühlet verir. Ancak bu kapı, son nefese kadar açıktır. Her gün “yarın tövbe ederim” diyorsun; ya o yarın hiç gelmezse? Mümin, hayatını öyle tertemiz yaşamalıdır ki, ölüm ona ansızın geldiğinde bir azap değil, yorgun bir yolcunun dinlenmesi gibi bir "rahatlama" olsun. Gaflet uykusu tatlıdır ama tövbesiz uyanış çok acı olur.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir ve Kur'an'ın en ümit verici ayeti kabul edilir. Hadis-i Şerif, ecelin aniliğine karşı mümini uyanık tutan kuvvetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Vahşi (Hz. Hazretleri), Hz. Hamza’yı (Hz. Hazretleri) şehit ettikten sonra bu ayetin nazil olmasıyla İslam’la şereflenmiş ve ömrünün geri kalanını o büyük günahın affı için salih amellerle, ölümü bekleyerek geçirmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah'ın rahmeti geniştir ama ölümün vakti dardır.
13. AYET
وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ
Meali: "Sûr'a üfürülür; işte bu, (geleceği) vaad edilen gündür." (Kāf Suresi, 20)
13. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ إِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat." (Müslim, Vasiyyet, 14)
Nüzul Sebebi: Ölümü bir son sananlara ve dünya hayatının hengamesinde vaad edilen o büyük hesabı unutanlara, mühletin bir nefeslik sesle son bulacağını ihtar etmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Dünya seni oyalarken ecel mühürlenmiş bir zarf gibi seni bekliyor. Öldüğünde dilin susacak, mülkün elinden çıkacak ve elin işten çekilecek. Geriye sadece bıraktığın izler kalacak. Eğer arkanda bir hayır eseri, bir hakikat bilgisi veya senin için 'Allah razı olsun' diyecek bir evlat bırakmadıysan, o dar kabirde amelsiz kalmanın dehşeti tarif edilemez. Bugün elin tutarken ahiretine yatırım yap; zira toprak altına girdiğinde pişmanlık defteri bir daha açılmamak üzere kapanır.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, müminin dünya sonrası stratejisini belirleyen en sahih rivayetlerdendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Talha (Hz. Hazretleri), bu hadisin ruhuyla en kıymetli bahçesini bizzat Efendimiz'e (S.a.v) getirerek; "Ya Resûlallah, ölmeyecek olan malımı senin emrine veriyorum" diyerek sadaka-i cariyesini kendi elleriyle kabrine önceden göndermiştir.
Kıssadan Hisse: Arkanda bıraktığın dünya değil, önden gönderdiğin amel seni kurtarır.
14. AYET
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ
Meali: "Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (tek başınıza) bize geldiniz ve size verdiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız." (En'âm Suresi, 94)
14. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Eğer benim bildiklerimi (ölüm ve ötesindeki hakikatleri) bilseydiniz, az güler çok ağlardınız." (Buhârî, Küsûf, 2)
Nüzul Sebebi: Sahip olduğu imkanlarla şımaran, evladı ve malıyla övünen müşriklere; huzur-u ilahiye hiçbir dünyalık süs olmadan, çıplak ve yalnız bir şekilde çıkacaklarını haber vermek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Her gün birileri toprağa veriliyor, peki sen ne zaman ibret alacaksın? Mezara yalnız gireceksin; yanında ne malın olacak ne de makamın. Bugün seni oyalayan ne varsa hepsi sırtının arkasında kalacak. Efendimiz (S.a.v) o perdenin arkasındaki dehşeti gördüğü için bizi uyarıyor: Gaflet uykusu tatlıdır ama hakikatle uyanış sarsıcıdır. Hesabını veremeyeceğin gülüşlerin, yarın bitmek bilmeyen feryatlara dönüşmesin.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif Sahih-i Buhârî'de geçen, takva ehlinin kalbini titreten sarsılmaz bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Hazretleri), bu hadisi duyduğunda hıçkırıklara boğulmuş ve "Keşke bir ağacın yaprağı olsaydım da hesaba çekilmeseydim" diyerek o muazzam imanına rağmen ölüm hazırlığının ağırlığını omuzlarında taşımıştır.
Kıssadan Hisse: Dünyada kalıcıymış gibi gülen, kabirde yalnız kalacağını unutmuştur.
15. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُوا الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
Meali: "Melekler o kâfirlerin canlarını alırken; yüzlerine ve arkalarına vurarak: 'Haydi, yakın azabı tadın!' dediklerini bir görsen!" (Enfâl Suresi, 50)
15. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim Allah’a kavuşmayı özlerse, Allah da ona kavuşmayı özler. Kim Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." (Buhârî, Rikâk, 41)
Nüzul Sebebi: Bedir Savaşı'nda can veren müşriklerin ruhlarının alınışındaki o dehşetli anı tasvir ederek, müminleri ebedi bir azaptan korumak ve ölüm anındaki o son pişmanlığın ağırlığını haber vermek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölüm bir son değil, asıl hayatın başlangıcıdır. Sen dünyayı kovalarken, ölüm seni meleklerin eliyle yakalayacak. Eğer hayatın Allah’ın razı olduğu bir istikamette geçmişse, ölüm senin için Sevgili’ye kavuşma kapısıdır. Ancak ömrünü gaflet ve isyanla tüketmişsen, meleklerin o sert karşılaması kaçınılmazdır. Bugün Allah’tan kaçan, yarın huzuruna hangi yüzle çıkacak? Ölüm seni bulmadan sen Rabbini sev ki, ölüm sana "gel" diyen bir dost sesi olsun.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) olup müminin ölüm ufkunu belirleyen en sahih rivayetlerdendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe b. el-Yemân (Hz. Hazretleri) vefat edeceği zaman; "Dost (ölüm) ihtiyaç anında geldi. Pişman olan felah bulamaz. Allah’ım! Sana kavuşmayı benim için sevimli eyle!" diye dua ederek bu hadisin sırrına ermiştir.
Kıssadan Hisse: Dünyada Allah’tan kaçan, ölümde O’na kavuşmaktan korkar.
16. AYET
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
Meali: "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın (ahiret) için önden ne gönderdiğine baksın." (Haşr Suresi, 18)
16. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمَوْتُ جِسْرٌ يُوصِلُ الْحَبِيبَ إِلَى الْحَبِيبِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ölüm, sevdiğini Sevdiğine (Allah’a) ulaştıran bir köprüdür." (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 7/242)
Nüzul Sebebi: Müslümanları gündelik maişet derdinden çıkarıp, her nefesin bir hesap günü hazırlığı olduğu şuuruna erdirmek ve hayatın merkezine "yarın" olan ahireti yerleştirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ecelin gizlidir ama gelişi kesindir; hazırlığın nerede? Her nefes seni o köprüye yaklaştırır. Sen hâlâ dünyaya bağlanıyorsun ama dünya seni üzerinden atmaya hazırlanıyor. Eğer heyben salih amellerle doluysa, o köprü seni Rahmet-i Rahman’a götürür. Gaflet uykusu tatlıdır ama köprünün başında uyanış çok acı olur. Yarın için ne hazırladın? Sadece banka hesaplarını mı, yoksa amel defterini mi doldurdun?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, mutasavvıf ve zühd ehli tarafından çokça zikredilen, ölümü sevdiren hikmetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), evinde hiç eşya bulundurmazdı. Sebebi sorulduğunda: "Bizim başka bir evimiz (ahiret) var, en güzel eşyalarımızı oraya önden gönderiyoruz" buyurarak "yarın" için ne gönderdiğini fiilen göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Mezara yalnız gireceksin; önden göndermediğin hiçbir şey orada seninle olmayacak
17. AYET
فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ وَأَنْتُمْ حِينَئِذٍ تَنْظُرُونَ
Meali: "Hele can boğaza dayandığı zaman, o vakit siz (çaresizce) bakakalmaz mısınız?" (Vâkıa Suresi, 83-84)
17. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ كَانَ آخِرُ كَلَامِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ دَخَلَ الْجَنَّةَ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kimin son sözü 'Lâ ilâhe illallah' olursa, o kişi cennete girer." (Ebû Dâvûd, Cenâiz, 20)
Nüzul Sebebi: Ölümü sadece biyolojik bir duruş sananlara ve can çekişen birine bakıp da hiçbir şey yapamayan insanoğlunun acziyetini göstererek, tek hakimin Allah olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Can boğaza gelip de perdeler açıldığında, artık irade elden gitmiştir. O an gelmeden önce dilini ve kalbini Allah’ın zikrine alıştır ki, son nefesinde o kelime-i tevhid senin pasaportun olsun. Bugün dünyalık zevklerin gürültüsüyle kalbini sağır edenler, son nefeste o en yüce sözü söylemekte zorlanırlar. Ölüm seni bulmadan sen kelime-i tevhidi kalbine mühürle; çünkü o gün amellerin konuşacak, dilin ise sadece kalbindekini sızdıracaktır.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif sahih olup müminin en büyük hüsn-ü hatime (güzel son) müjdesidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Muâz b. Cebel (Hz. Hazretleri) vefat döşeğindeyken bu hadisi hatırlayarak etrafındakilere müjdelemiş ve son nefesine kadar tevhid üzere kalarak Rabbine kavuşmuştur.
Kıssadan Hisse: Nasıl yaşarsan öyle ölürsün; dilinin son sözü, ömrünün özeti olacaktır.
18. AYET
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Meali: "Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kāf Suresi, 16)
18. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَمُوتَنَّ أَحَدُكُمْ إِلَّا وَهُوَ يُحْسِنُ الظَّنَّ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, ancak Allah'a hüsn-ü zan ederek (O'nun rahmetine güvenerek) ölsün." (Müslim, Cennet, 82)
Nüzul Sebebi: İnsanın kendi iç dünyasında verdiği savaşı, korkularını ve Allah’tan uzaklaşma çabalarını boşa çıkararak; O’nun her an her şeye hakim olduğunu ve kulunun son nefesine kadar yanında olduğunu hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir:Sen Azrail’den kaçtığını sanıyorsun ama seni yaratan sana şah damarından daha yakın. Nefsin seni dünya meşgalesiyle oyalayıp "zamanın var" diye kandırmasın. Ölüm kapıya geldiğinde sığınacağın tek yer O'nun rahmetidir. Ömrünü O'ndan kaçarak geçiren, son nefeste O'na nasıl güvenecek? Her nefes seni ahirete yaklaştırırken, Allah’ın her an seni gördüğü şuuruyla yaşa ki, ölüm anında korku değil ümit seni sarsın.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, müminin son nefes ahlakını belirleyen sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Yezid b. Esved (Hz. Hazretleri) vefatı yaklaşınca ellerini kaldırıp "Ya Rabbi, Sana hüsn-ü zan ediyorum" demiş ve bu hal üzere can vermiştir.
Kıssadan Hisse: Hayatını Allah'ın murakabesinde geçiren, ölümünde O'nun merhametini bulur.
19. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلَائِكَةُ بَاسِطُو أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُوا أَنْفُسَكُمُ
Meali: "O zalimler ölümün şiddetli sarsıntıları (sekerât) içinde boğuşurken, meleklerin de ellerini uzatmış: 'Haydi, canlarınızı çıkarın!' dedikleri sıradaki hallerini bir görsen!" (En’âm Suresi, 93)
19. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ أَحَبَّ دُنْيَاهُ أَضَرَّ بِآخِرَتِهِ وَمَنْ أَحَبَّ آخِرَتَهُ أَضَرَّ بِدُنْيَاهُ فَآثِرُوا مَا يَبْقَى عَلَى مَا يَفْنَى
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim dünyasını severse ahiretine zarar verir, kim de ahiretini severse dünyasına zarar verir. Öyleyse siz, baki olanı fani olana tercih edin!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/412)
Nüzul Sebebi: Kendilerini güçlü sanan ve ölümsüzmüş gibi yaşayan zalimlerin, can verirken meleklerin şiddetli muamelesi karşısında içine düşecekleri çaresizliği ve o anki dehşeti haber vererek müminleri uyarmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölümün pençesi şakaya gelmez. Sen dünyayı kovalarken, dünya seni sırtından atmaya çalışıyor. İnsan iki aşkı bir kalbe sığdıramaz: Ya fani olanın peşinde helak olacak ya da baki olanın aşkıyla ihya olacak. Ölüm anında canını teslim etmek istemeyen nefis, aslında dünyadaki bağımlılıklarının acısını çeker. Kalbini dünyaya bağlayan, ölüm anında kalbinin söküldüğünü hisseder. Kalbini Allah’a bağlayan için ise ölüm, sadece bir gömlek değiştirmektir.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, dünya ve ahiret dengesini kuran, senedi kuvvetli ve sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Selmân-ı Fârisî (Hz. Hazretleri) vefat edeceği zaman ağlamaya başlamış. Sebebi sorulduğunda: "Resûlullah (S.a.v) bize dünyadan azığınız bir yolcunun azığı kadar olsun buyurmuştu; halbuki şu etrafımdaki eşyalara bakın" demiştir. Oysa vefat ettiğinde odasında sadece bir leğen ve bir su kabı vardı.
Kıssadan Hisse: Fani olanın peşinde koşan, baki olanın huzurunda mahcup olur.
20. AYET
ثُمَّ إِنَّكُمْ بَعْدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ
Meali: "Sonra siz, bunun ardından mutlaka öleceksiniz. Sonra da şüphesiz kıyamet gününde diriltileceksiniz." (Mü’minûn Suresi, 15-16)
20. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kıyamet gününde hiçbir kul, ömrünü nerede tükettiğinden sorulmadıkça bir adım bile atamaz." (Tirmizî, Kıyâme, 1)
Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılış evrelerini anlattıktan sonra, hayatın mutlak bir ölümle noktalanacağını ve her şeyin bir "ba’sü ba’del mevt" (ölümden sonra diriliş) ile yeniden başlayacağını vurgulayarak, hayatın tesadüf olmadığını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ölüm ebedi bir uyku değil, büyük bir uyanıştır. Her nefes seni o büyük sorguya yaklaştırıyor. Bugün zamanını nerede öldürüyorsan, yarın o zaman seni mahşerde ya şahitlik ederek kurtaracak ya da şikayet ederek yakacak. "Yarın tövbe ederim" diyenlerin çoğu, ömür sermayesini yolda düşürmüş yolcular gibidir. Hesabını veremeyeceğin her saniye, yarın ayaklarının altına ateşten bir pranga olacaktır.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, mahşer meydanındaki sorgunun temelini bildiren sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes’ud (Hz. Hazretleri) şöyle derdi: "Güneşin battığı, ömrümün eksildiği fakat amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar hiçbir şeye pişman olmadım."
Kıssadan Hisse: Ömür, buzun güneşte erimesi gibidir; erimeden önce kıymetini bil.
21. AYET
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ
Meali: "Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (tek başınıza) bize geldiniz ve size verdiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız." (En'âm Suresi, 94)
21. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَوْ أَنَّكُمْ تَتَوَكَّلُونَ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرَزَقَكُمْ كَمَا يَرْزُقُ الطَّيْرَ تَغْدُو خِمَاصًا وَتَرُوحُ بِطَانًا
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Eğer siz Allah’a gereği gibi tevekkül etseydiniz, sabahleyin aç gidip akşamleyin tok olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizi de rızıklandırırdı." (Tirmizî, Zühd, 33)
Nüzul Sebebi: Sahip olduğu imkanlarla şımaran, evladı ve malıyla övünenlere; huzur-u ilahiye hiçbir dünyalık süs olmadan, çıplak ve yalnız bir şekilde çıkacaklarını, rızık endişesiyle ahireti terk etmenin beyhudeliğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Değerli hocam, mezara yalnız gireceksin; yanında ne biriktirdiğin malın ne de hırsla tutunduğun makamın olacak. İnsan rızık endişesiyle dünyayı kovalarken, aslında kendisine takdir edilenden fazlasını kazanamaz. Kuşlar gibi tevekkül etmeyi unutup rızkı veren Allah’ı (C.C) değil de sebepleri tanrılaştıranlar, ölüm anında "keşke daha fazla ibadet etseydim" diyeceklerdir. Sen dünyayı kovalarken ölüm seni adım adım takip ediyor; rızık için harcadığın mesaiyi ruhunun azığı için de harca.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, tevekkül ve teslimiyetin özünü anlatan sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), mülk edinmeyi ve rızık yığmayı reddetmiş, "Rızkımı veren Allah beni aç bırakmaz" diyerek hayatını bir derviş gibi ölüm hazırlığına hasretmiştir.
Kıssadan Hisse: Arkanda bıraktığın dünya için değil, seni bekleyen kabir için yorul.
22. AYET
يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَاةُ الدُّنْيَا وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللَّهِ الْغَرُورُ
Meali: "Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan) da sizi Allah ile aldatmasın." (Fâtır Suresi, 5)
22. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ مَاتَ عَلَى شَيْءٍ بَعَثَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim ne üzere ölürse, Allah onu o hal üzere diriltir." (Hâkim, Müstedrek, 3/218)
Nüzul Sebebi: Dünyanın geçici zevklerine dalıp ahireti unutanlara, şeytanın "Allah affeder" diyerek günaha sevk etmesine karşı sarsıcı bir ikaz olarak nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Gaflet uykusu tatlıdır ama uyanışı çok acı olur. Bugün güldüğün dünya, yarın seni ağlatacak; peki neden hâlâ aldanıyorsun? Ölüm seni nerede bulacaksa, mahşerde oradan kalkacaksın. Eğer seccade başında ölürsen cennete doğru, isyan içinde ölürsen ateşe doğru diriltilirsin. Allah’ın vaadi hak iken, şeytanın yalanlarına kanıp tövbeyi ertelemek büyük bir aldanıştır. Ecel gizlidir ama gelişi kesindir; hazırlığın nerede?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, akıbetin önemini vurgulayan ve senedi makbul bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz. Hazretleri), nifak korkusuyla ömrünü geçirmiş, "Nasıl ölürsem öyle dirileceğim" diyerek her anını murakabe altında tutmuştur.
Kıssadan Hisse: Dirilmek istediğin hal üzere yaşa.
23. AYET
وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَلَلدَّارُ الْآخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Meali: "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?" (En'âm Suresi, 32)
23. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ إِذَا مَاتَ الْمُؤْمِنُ اسْتَرَاحَ مِنْ نَصَبِ الدُّنْيَا وَأَذَاهَا إِلَى رَحْمَةِ اللَّهِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Mümin kul vefat ettiğinde, dünyanın yorgunluk ve sıkıntılarından kurtulup Allah’ın rahmetine kavuşarak rahatlar." (Nesâî, Cenâiz, 48)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin ve dünya ehlinin, hayatı sadece yeme, içme ve zevkten ibaret görüp ahireti bir kenara itmeleri üzerine; asıl kalıcı ve hayırlı olanın öteki dünya olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Dünya seni oyalarken ömrün bir oyun sahnesi gibi akıp gidiyor. Sen bu sahnenin dekoruna aldanmışsın ama perde her an kapanabilir. Allah’ın sana verdiği aklı kullan; hiç bitmeyecekmiş gibi sarıldığın bu dünya, aslında bir nefeslik rüyadır. Eğer ömrünü takva ile geçirirsen, ölüm senin için bir azap değil, bu dünya zindanından kurtulup Allah’ın sonsuz rahmetine açılan bir kapıdır. Yoruldun mu? O halde dinleneceğin o durağa (ahirete) temiz azıklar hazırla.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, müminin ölüm tasavvurunu teselli eden sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Selmân-ı Fârisî (Hz. Hazretleri), ömrünün son anlarında ağlamıştır. Nedenini soranlara: "Bu dünya bir yolcunun azığı kadar olmalıydı, korkarım ki ben bu sınırı aştım" demiştir. Oysa vefat ettiğinde malı sadece birkaç dirhem değerindeki eşyalardan ibaretti.
Kıssadan Hisse: Oyunun bitiş düdüğü (ecel) çaldığında, sahada sadece amellerin kalacak.
24. AYET
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Meali: "Yer yüzünde bulunan her şey fanidir (yok olacaktır). Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır." (Rahmân Suresi, 26-27)
24. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمُكْثِرُونَ هُمُ الْمُقِلُّونَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِلَّا مَنْ قَالَ بِالْمَالِ هَكَذَا وَهَكَذَا
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Dünyada malı çok olanlar (hakkını vermezlerse), kıyamet gününde sevabı en az olanlardır. Ancak malını Allah yolunda sağa sola bolca dağıtanlar müstesna!" (Buhârî, Rikâk, 13)
Nüzul Sebebi: Kainattaki her şeyin geçiciliğini, hiçbir gücün ve saltanatın baki kalmayacağını vurgulayarak; kalpleri fani olanlardan koparıp Baki olan Allah’a bağlamak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Bugün güvendiğin her şey; paran, makamın, gençliğin ve güzelliğin Hepsi bir gün toprak olacak. Ölüm senin peşinde, sen ise hâlâ dünya meşgalesine dalmışsın. Mahşer günü yalnız başına kalacaksın; yanında ne biriktirdiğin servetin ne de arkandaki kalabalıklar olacak. Eğer elindekini dünyada iken ahirete göndermediysen, mahşerin o büyük pazarında müflis bir tüccar gibi kalakalırsın. Ecelin gizlidir ama gelişi kesindir; baki kalacak amelin nerede?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Buhârî'de geçen, mal fitnesine karşı sarsıcı bir ikazdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus'ab b. Umeyr (Hz. Hazretleri), Mekke’nin en zengin genci iken her şeyini bırakıp Allah yolunda hicret etti. Şehit olduğunda vücudunu örtecek bir kefeni dahi yoktu. Ama o, fani olanı bırakıp baki olanın rızasını kazananların sultanı oldu.
Kıssadan Hisse: Elinde kalan değil, Allah yolunda verdiğin seninle kalır
25. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِآيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Meali: "Ateşin başında durdurulup da: 'Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak!' dedikleri zaman hallerini bir görsen!" (En'âm Suresi, 27)
25. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ مَاتَ وَلَمْ يُشْرِكْ بِاللَّهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan (tevhid üzere) ölen kimse cennete girer." (Müslim, Îmân, 151)
Nüzul Sebebi: Ahireti inkar edenlerin ve dünyadaki mühleti boşa harcayanların, azabı gördükleri andaki çaresiz pişmanlıklarını ve imkansız geri dönüş arzularını haber vererek, vakit varken tevbe edilmesini sağlamak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ölüm bir gün değil, her gün sana yaklaşan bir hakikattir. Bugün "keşke" dememek için, o gün "keşke" diyenlerin halinden ibret almak gerekir. Dünyanın zevk ve sefası seni oyalarken, meşveretin en büyüğü olan "son nefes" hazırlığını ihmal etme. Şirkten ve riyadan arınmış bir kalp ile ölebilmek, en büyük başarıdır. Gaflet uykusu tatlıdır ama ateşin başında uyanış çok acı olur. Henüz can boğaza gelmemişken, istikametini Allah’a döndür.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, imanın özünü bildiren sarsılmaz bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Muâz b. Cebel (Hz. Hazretleri), vefat edeceği zaman bu hadisi hatırlayarak, insanların ümide kapılıp ameli bırakmasından korktuğu için son ana kadar gizlemiş, ancak vefatı anında ilmi gizleme günahına girmemek için bu müjdeyi paylaşmıştır.
Kıssadan Hisse: Son nefeste "keşke" dememek için, her nefeste "Allah" de.
26. AYET
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Meali: "Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et." (Hicr Suresi, 99)
26. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ يُبْعَثُ النَّاسُ عَلَى نِيَّاتِهِمْ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "İnsanlar (mahşer günü) niyetleri üzerine diriltilirler." (İbn Mâce, Zühd, 31)
Nüzul Sebebi: Peygamber Efendimiz’e (S.a.v) ve müminlere; ibadetin bir mevsimi veya sonu olmadığını, kulluğun ancak ölümle nihayete ereceğini bildirmek ve müşriklerin alaylarına karşı sabır telkin etmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ölümün adı "Yakîn"dir; çünkü gelişi kesin olan tek gerçektir. Her nefes seni ahirete yaklaştırırken, sen hâlâ dünyaya bağlanıyorsun. İbadeti emeklilik planına dahil eden gafil, Azrail’in emeklilik tanımadığını unutmuştur. Niyetin neyse akıbetin odur; kalbinde neyi taşıyorsan, topraktan onunla kalkacaksın. Eğer niyetin dünya ise elin boş, niyetin Allah ise heyben dolu olacaktır. Gaflet seni bulmadan, sen secdede Rabbini bul.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, amellerin ruhu olan niyeti esas alan sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ammâr b. Yâsir (Hz. Hazretleri), ömrünün sonuna kadar, seksen yaşını aşmış olmasına rağmen "Sana yakîn gelene kadar kulluk et" emrine imtisal ederek cepheden cepheye koşmuş ve şehadeti de secdedeymiş gibi bir vakarla karşılamıştır.
Kıssadan Hisse: Mezara kadar sürmeyen kulluk, taklit; niyetle süslenmeyen amel ise yüktür.
27. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذْ فَزِعُوا فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُوا مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ
Meali: "O dehşet anında korkuya kapıldıklarını, artık kaçacak hiçbir yer bulamadıklarını ve yakın bir yerden yakalanıverdiklerini bir görsen!" (Sebe’ Suresi, 51)
27. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَتَمَنَّيَنَّ أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ لِضُرٍّ نَزَلَ بِهِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, başına gelen bir sıkıntı sebebiyle asla ölümü temenni etmesin." (Buhârî, Merdâ, 19)
Nüzul Sebebi: Dünyada güçlerine güvenip ahireti inkar edenlerin, ölüm ve kıyamet saati geldiğinde içine düşecekleri çaresizliği ve ilahi adaletten kaçışın imkansızlığını tasvir ederek müminleri uyarmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölümden kaçamazsın; çünkü o sana şah damarından daha yakındır. Sen dünyayı kovalarken, ölüm seni en gafil olduğun anda "yakın bir yerden" yakalayıverir. Müslüman için hayat, ne kadar zor olursa olsun bir imtihan sahasıdır; bu sahayı erken terk etmek (ölümü istemek) değil, son nefese kadar sabır ve rıza ile yürümek esastır. Ölüm seni bulmadan sen hazırlığını tamamla ki, o "yakalanış" senin için bir hüsran değil, vuslat olsun.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) olup, sabır ve teslimiyetin en büyük delillerindendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Habbâb b. Eret (Hz. Hazretleri), vücuduna kor ateşler bastırılacak kadar ağır işkenceler gördüğünde bile bu hadisin ağırlığını hissederek; "Eğer Efendimiz (S.a.v) yasaklamasaydı, bu acılar karşısında ölümü isterdim" diyerek imanın izzetini ve hayata olan sabrını korumuştur.
Kıssadan Hisse: Ölümden kaçış yoktur; mühim olan ona öfkeyle değil, hazırlıkla gitmektir.
28. AYET
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَنْ تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ اللَّهِ كِتَابًا مُؤَجَّلًا
Meali: "Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir süreye göre yazılmıştır." (Âl-i İmrân Suresi, 145)
28. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ إِنَّ الرُّوحَ الْقُدُسَ نَفَثَ فِي رَوْعِي أَنَّ نَفْسًا لَنْ تَمُوتَ حَتَّى تَسْتَكْمِلَ أَجَلَهَا وَتَسْتَوْعِبَ رِزْقَهَا
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Cebrail kalbime şunu vahyetti: Hiçbir can, ecelini tamamlamadan ve rızkını tüketmeden asla ölmeyecektir." (Hâkim, Müstedrek, 2/5)
Nüzul Sebebi: Uhud Savaşı'nda "Muhammed (S.a.v) öldürüldü!" şayiası üzerine sarsılan ve ölüm korkusuyla geri çekilmek isteyen müminlerin kalplerine sebat vermek, ecelin sadece Allah'ın elinde olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ecelin gizlidir ama vakti şaşmaz; o gelmeden ne bir nefes eksilir ne de bir lokma rızık artar. İnsan dünyayı kovalarken, aslında kendisine yazılmış olan ecele doğru koşmaktadır. Öyleyse rızık endişesiyle veya ölüm korkusuyla İslam'ın izzetinden taviz vermek beyhudedir. Ölüm seni kilitli kapılar ardında da bulur, en çetin savaş meydanında da ıskalar; yeter ki vaktin dolmasın. Gafletten uyan; madem ölüm kesin ve vakti yazılı, o halde neden hâlâ hazırlıksızsın?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, tevekkül ve kader inancının en temel sahih dayanaklarındandır.
Sahabe Kıssası: Hz. Hâlid b. Velid (Hz. Hazretleri), ömrü boyunca onlarca savaşta en ön safta çarpışmış, vücudunda kılıç ve mızrak yarası almadık yer kalmamıştır. Vefat döşeğinde ağlayarak; "Şu kadar savaşa katıldım ama yatağımda ölüyorum!" demiştir. Bu, ecelin yazılı olduğunun en büyük canlı misalidir.
Kıssadan Hisse: Allah "ol" demeden ölüm gelmez; O "öl" dediğinde ise hiçbir güç engel olamaz.
29. AYET
وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ
Meali: "Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kāf Suresi, 16)
29. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَمُوتَنَّ أَحَدُكُمْ إِلَّا وَهُوَ يُحْسِنُ الظَّنَّ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, ancak Allah'a hüsn-ü zan ederek (O'nun rahmetine güvenerek) ölsün." (Müslim, Cennet, 82)
Nüzul Sebebi: İnsanın kendi iç dünyasında verdiği savaşı, korkularını ve Allah’tan uzaklaşma çabalarını boşa çıkararak; O’nun her an her şeye hakim olduğunu ve kulunun son nefesine kadar yanında olduğunu hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Sen Azrail’den (Hz.) kaçtığını sanıyorsun ama seni yaratan sana şah damarından daha yakın. Nefsin seni dünya meşgalesiyle oyalayıp "zamanın var" diye kandırmasın. Ölüm kapıya geldiğinde sığınacağın tek yer O'nun rahmetidir. Ömrünü O'ndan kaçarak geçiren, son nefeste O'na nasıl güvenecek? Her nefes seni ahirete yaklaştırırken, Allah’ın her an seni gördüğü şuuruyla yaşa ki, ölüm anında korku değil ümit seni sarsın.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, müminin son nefes ahlakını belirleyen sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Yezid b. Esved (Hz. Hazretleri) vefatı yaklaşınca ellerini kaldırıp "Ya Rabbi, Sana hüsn-ü zan ediyorum" demiş ve bu hal üzere can vermiştir.
Kıssadan Hisse: Hayatını Allah'ın murakabesinde geçiren, ölümünde O'nun merhametini bulur.
30. AYET
فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
Meali: "O kulakları sağır eden büyük ses geldiği vakit; işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar." (Abese Suresi, 33-36)
30. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلَاثَةٌ فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَيَبْقَى عَمَلُهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder; ikisi döner, biri onunla kalır: Ailesi, malı ve ameli takip eder; ailesi ve malı döner, ameli ise onunla kalır." (Buhârî, Rikâk, 42)
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyada en çok güvendiği ve sığındığı bağların, o dehşetli hesap gününde nasıl kopacağını ve herkesin sadece kendi derdine düşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Bugün peşinden koştuğun malın, uğruna ömrünü feda ettiğin evladın mezar başına kadar gelecek; sonra seni o karanlıkta bırakıp eve dönecekler. Mezara yalnız gireceksin; yanında ne malın olacak ne de makamın. Seni o çukurda koruyacak tek şey amelindir. Ölüm seni bulmadan sen onu hatırla; yoksa pişmanlık seni bulur. En sevdiklerinin senden kaçacağı o güne hazırlığın nerede?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) olup sarsılmaz bir sıhhattedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (Hz. Hazretleri), her gece yatmadan önce ölümle burun buruna olduğunu düşünür, biriktirdiği malın kendisine fayda vermeyeceğini bildiği için elindeki her şeyi ihtiyaç sahiplerine dağıtırdı.
Kıssadan Hisse: Gidenlerin bıraktığı dünyada, seninle kalacak olan ameline yatırım yap.
31. AYET
فَإِذَا جَاءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ
Meali: "Ecelleri geldiği zaman, onu ne bir an erteleyebilirler ne de bir an öne alabilirler." (A’râf Suresi, 34)
31. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْبِرُّ لَا يَبْلَى وَالذَّنْبُ لَا يُنْسَى وَالدَّيَّانُ لَا يَمُوتُ فَكُنْ كَمَا شِئْتَ كَمَا تَدِينُ تُدَانُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "İyilik eskimez, günah unutulmaz, hesap soran Allah ölmez. Dilediğin gibi ol; nasıl yaşarsan öyle karşılık görürsün." (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 4/78)
Nüzul Sebebi: Kendilerine mühlet verildiği için helak olmayacaklarını sanan toplumlara, ilahi takvimin şaşmazlığını ve her canlının randevusunun saatinin mühürlü olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir., Dünya seni oyalarken ecel mühürlenmiş bir zarf gibi vaktini bekliyor. İnsan dünyayı kovalarken ölüm onu adım adım takip ediyor; hanginiz daha hızlı sanıyorsun? Unutma ki yaptığın hiçbir iyilik zayi olmayacak, gizli işlediğin hiçbir günah da silinmeyecek. "Yarın tövbe ederim" diyenlerin çoğu, o yarına ulaşamadan toprağa girdi. Bugün elin tutarken, dilin dönerken ahiretine yatırım yap; zira Azrail (S.a) geldiğinde mazeret kapısı kapanır.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, ahlak ve sorumluluk bilincini pekiştiren, senedi kuvvetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Hazretleri), halife olduğunda bile her sabah yaşlı ve kör bir kadının evine gidip hizmet ederdi. Ona "Neden bu kadar yoruluyorsun?" dediklerinde, "Eskimeyecek olan iyiliği kabrime önceden gönderiyorum" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Ölüm saati gelince pazarlık bitmiştir; azığın neyse katığın o olur.
32. AYET
وَأَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَ أَحَدَكُمُ الْمَوْتُ فَيَقُولَ رَبِّ لَوْلَا أَخَّرْتَنِي إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ فَأَصَّدَّقَ وَأَكُنْ مِنَ الصَّالِحِينَ
Meali: "Sizden birine ölüm gelip de: 'Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de sadaka verip salihlerden olsam!' demeden önce, size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayın." (Münâfikûn Suresi, 10)
32. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ إِمَّا مُحْسِنًا فَلَعَلَّهُ يَزْدَادُ وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ يَسْتَعْتِبُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Hiçbiriniz ölümü temenni etmesin. Çünkü o kişi hayır sahibi ise (yaşadıkça) hayrını artırması umulur; eğer günahkar biri ise (yaşadıkça) tövbe edip Allah’ın rızasını araması umulur." (Buhârî, Temennî, 1)
Nüzul Sebebi: Dünyaya dalıp ahireti unutanların, son nefeste içine düşecekleri pişmanlığı ve imkansız geri dönüş taleplerini haber vererek, müminleri "vakit varken" harekete geçirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Kabir seni beklerken, sen hâlâ dünya meşgalesine dalmışsın; bu nasıl bir gaflettir? Elindeki imkanlar aslında senin değil, Allah'ın sana verdiği birer emanettir. Ölüm ansızın gelir; ne planlarını bekler ne de tövbene mühlet verir. Her nefes alışın bir fırsat, her verişin ölüme bir adımdır. Mezara yalnız gireceksin; yanında sadece Allah için verdiklerin kalacak. Azrail (S.a) seni aramadan, sen Rabbine giden yolu bul.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Buhârî'de geçen, hayatın kıymetini ve tövbe kapısının önemini anlatan sarsılmaz bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri), Tebük seferi öncesi malının büyük bir kısmını infak ederken bu ayetin şuuruyla hareket etmiş ve "Ölüm gelip de 'keşke' demeden önce, bu malı asıl sahibine teslim ediyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse: Mezarda edilen tövbe makbul değildir; tövbeni toprağın üstünde, nefesin göğsündeyken yap.
33. AYET
فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
Meali: "O kulakları sağır eden büyük ses (kıyamet) geldiği vakit; işte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar." (Abese Suresi, 33-36)
33. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْقَبْرُ أَوَّلُ مَنْزِلٍ مِنْ مَنَازِلِ الْآخِرَةِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kabir, ahiret duraklarının ilkidir." (Tirmizî, Zühd, 5)
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyada en çok güvendiği, sığındığı ve uğruna günahlara girdiği bağların (aile, evlat, eş), o dehşetli hesap gününde nasıl kopacağını ve herkesin sadece kendi nefsinin derdine düşeceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Bugün peşinden koştuğun, rızası için Rabbini ihmal ettiğin kim varsa, o gün senden kaçacak. Mezara yalnız gireceksin; yanında ne malın olacak ne de makamın. Kabir, ebedi yolculuğun ilk gümrük kapısıdır. Eğer oradan selametle geçersen sonrası kolaydır; ama orayı ihmal edersen, en sevdiklerinin bile seni terk ettiği o karanlıkta amelinle baş başa kalırsın. Bu ne büyük bir gaflettir ki, son durağı biliyor da ilk durak için hazırlanmıyoruz?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif, kabir hayatının ciddiyetini bildiren meşhur ve sahih bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri), bir mezarın başında durduğunda sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Ona "Cennet ve cehennem anıldığında ağlamıyorsun da neden burada ağlıyorsun?" dediklerinde, bu hadisi rivayet eder ve "Burayı geçemeyenin hali haraptır" buyururdu.
Kıssadan Hisse: Herkesin senden kaçacağı güne, sadece sana sadık kalacak olan amelinle hazırlan.
34. AYET
وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ
Meali: "Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi (tek başınıza) bize geldiniz ve size verdiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız." (En'âm Suresi, 94)
34. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَوْ تَعْلَمُونَ مَا أَعْلَمُ لَضَحِكْتُمْ قَلِيلًا وَلَبَكَيْتُمْ كَثِيرًا
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Eğer benim bildiklerimi (ölüm ve ötesindeki hakikatleri) bilseydiniz, az güler çok ağlardınız." (Buhârî, Küsûf, 2)
Nüzul Sebebi: Sahip olduğu imkanlarla şımaran, evladı ve malıyla övünen müşriklere; huzur-u ilahiye hiçbir dünyalık süs olmadan, çıplak ve yalnız bir şekilde çıkacaklarını haber vererek onları uyarmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Her gün birileri toprağa veriliyor, peki sen ne zaman ibret alacaksın? Mezara girdiğinde, uğruna ömrünü tükettiğin o mülkler sırtının arkasında, başkalarının elinde kalacak. Efendimiz (S.a.v) o perdenin arkasındaki dehşeti ve hesap gününün ağırlığını gördüğü için bizi uyarıyor: Gaflet uykusu tatlıdır ama hakikatle uyanış sarsıcıdır. Bugün güldüğün dünya, yarın seni ağlatacak; öyleyse neden hâlâ bu aldanışa devam ediyorsun?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif Sahih-i Buhârî'de geçen, takva ehlinin kalbini titreten sarsılmaz bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Hazretleri), bu hadisi duyduğunda hıçkırıklara boğulmuş ve "Keşke bir ağacın yaprağı olsaydım da hesaba çekilmeseydim" diyerek o muazzam imanına rağmen ölüm hazırlığının ciddiyetini omuzlarında taşımıştır.
Kıssadan Hisse: Dünyada kalıcıymış gibi gülen, kabirde yalnız kalacağını unutmuştur.
35. AYET
وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ
Meali: "Ölüm sarhoşluğu (sekerâtü'l-mevt) gerçekten gelir. İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir." (Kāf Suresi, 19)
35. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمَوْتُ فُجْأَةً رَاحَةٌ لِلْمُؤْمِنِ وَأَخْذَةُ أَسَفٍ لِلْكَافِرِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ansızın gelen ölüm, mümin için bir rahatlama; kafir için ise acı bir yakalanıştır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/143)
Nüzul Sebebi: Ölümü sadece biyolojik bir yok oluş sananlara ve ondan kaçarak kurtulabileceğini zanneden gafillere; o kaçınılmaz sarhoşluk anının mutlaka geleceğini haber vermek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölüm bir gün değil, her gün sana yaklaşan bir hakikattir; sen ise hâlâ ondan kaçtığını sanıyorsun. "Daha vaktim var" dediğin her saniye, aslında sekerâtın o soğuk rüzgarına daha çok yaklaşıyorsun. Mümin için ansızın gelen ölüm, dünya zindanından kurtuluş ve Rahmet-i Rahman'a vuslattır. Ancak hazırlığı olmayan için bu, "keşke"lerin fayda vermediği bir esaretin başlangıcıdır. Ölümden kaçamazsın ama ona hazırlıksız yakalanabilirsin.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, ecelin aniliğine karşı mümini teyakkuza geçiren kuvvetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), ölümün her an gelebileceği şuuruyla yaşamış; "Lezzetleri bıçak gibi kesen sekerât gelmeden, ben dünyadan elimi çektim" diyerek ihlasla yürümüştür.
Kıssadan Hisse: Bugün güldüğün dünya, ölüm sarhoşluğu geldiğinde seni tanımaz; sen bugün seni tanıyacak olana (Allah'a) yönel.
36. AYET
حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا
Meali: "Nihayet onlardan birine ölüm gelince der ki: 'Rabbim! Beni geri gönder; belki terk ettiğim dünyada salih bir amel işlerim.' Hayır, asla!" (Mü’minûn Suresi, 99-100)
36. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ لَا يَمُوتَنَّ أَحَدُكُمْ إِلَّا وَهُوَ يُحْسِنُ الظَّنَّ بِاللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, ancak Allah'a hüsn-ü zan ederek (O'nun rahmetine güvenerek) ölsün." (Müslim, Cennet, 82)
Nüzul Sebebi: Dünyada ameli erteleyenlerin, hakikatle karşılaştıkları o ilk andaki dehşetli çırpınışlarını ve imkansız geri dönüş isteklerini haber vererek müminleri vaktinde tövbeye çağırmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ecelin gizlidir ama gelişi kesindir; hazırlığın nerede? Her gün "yarın tövbe ederim" diyorsun; ya o yarın, Azrail (S.a.v) ile randevun ise? Kabir seni beklerken sen hâlâ dünya meşgalesine dalmışsın. Mezarda edilen tövbenin değil, dünyada edilen tövbenin değeri vardır. Son nefeste Allah'ın rahmetine sığınabilmek için, ömrünü O'nun murakabesinde geçirmek gerekir. Gaflet uykusu tatlıdır ama uyanışı çok acı olur.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif Sahih-i Müslim'de geçen, müminin son nefes ahlakını belirleyen sarsılmaz bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes’ud (Hz. Hazretleri), her gece ölümü tefekkür eder ve "Güneşin battığı, ömrümün eksildiği fakat amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar hiçbir şeye pişman olmadım" buyururdu.
Kıssadan Hisse: "Keşke" diyenlerin safında değil, "Elhamdülillah" diyenlerin safında ölmek için çalış.
37. AYET
وَلَوْ تَرَى إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُوا الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
Meali: "Melekler o kâfirlerin canlarını alırken; yüzlerine ve arkalarına vurarak: 'Haydi, yakın azabı tadın!' dedikleri sıradaki hallerini bir görsen!" (Enfâl Suresi, 50)
37. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ وَمَنْ كَرِهَ لِقَاءَ اللَّهِ كَرِهَ اللَّهُ لِقَاءَهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim Allah’a kavuşmayı özlerse, Allah da ona kavuşmayı özler. Kim Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz." (Buhârî, Rikâk, 41)
Nüzul Sebebi: Bedir Savaşı'nda can veren müşriklerin ruhlarının alınışındaki o dehşetli anı tasvir ederek, müminleri ebedi bir azaptan korumak ve ölüm anındaki o son pişmanlığın ağırlığını haber vermek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: ölüm bir son değil, asıl hayatın başlangıcıdır. Sen dünyayı kovalarken, ölüm seni meleklerin eliyle yakalayacak. Eğer hayatın Allah’ın razı olduğu bir istikamette geçmişse, ölüm senin için Sevgili’ye kavuşma kapısıdır. Ancak ömrünü gaflet ve isyanla tüketmişsen, meleklerin o sert karşılaması kaçınılmazdır. Bugün Allah’tan kaçan, yarın huzuruna hangi yüzle çıkacak? Ölüm seni bulmadan sen Rabbini sev ki, ölüm sana "gel" diyen bir dost sesi olsun.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i Şerif müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim) olup müminin ölüm ufkunu belirleyen en sahih rivayetlerdendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe b. el-Yemân (Hz. Hazretleri) vefat edeceği zaman; "Dost (ölüm) ihtiyaç anında geldi. Pişman olan felah bulamaz. Allah’ım! Sana kavuşmayı benim için sevimli eyle!" diye dua ederek bu hadisin sırrına ermiştir.
Kıssadan Hisse: Dünyada Allah’tan kaçan, ölümde O’na kavuşmaktan korkar.
38. AYET
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
Meali: "Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın (ahiret) için önden ne gönderdiğine baksın." (Haşr Suresi, 18)
38. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ الْمَوْتُ جِسْرٌ يُوصِلُ الْحَبِيبَ إِلَى الْحَبِيبِ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Ölüm, sevdiğini Sevdiğine (Allah’a) ulaştıran bir köprüdür." (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 7/242)
Nüzul Sebebi: Müslümanları gündelik maişet derdinden çıkarıp, her nefesin bir hesap günü hazırlığı olduğu şuuruna erdirmek ve hayatın merkezine "yarın" olan ahireti yerleştirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Ecelin gizlidir ama gelişi kesindir; hazırlığın nerede? Her nefes seni o köprüye yaklaştırır. Sen hâlâ dünyaya bağlanıyorsun ama dünya seni üzerinden atmaya hazırlanıyor. Eğer heyben salih amellerle doluysa, o köprü seni Rahmet-i Rahman’a götürür. Gaflet uykusu tatlıdır ama köprünün başında uyanış çok acı olur. Yarın için ne hazırladın? Sadece banka hesaplarını mı, yoksa amel defterini mi doldurdun?
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i Şerif, mutasavvıf ve zühd ehli tarafından çokça zikredilen, ölümü sevdiren hikmetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz. Hazretleri), evinde hiç eşya bulundurmazdı. Sebebi sorulduğunda: "Bizim başka bir evimiz (ahiret) var, en güzel eşyalarımızı oraya önden gönderiyoruz" buyurarak "yarın" için ne gönderdiğini fiilen göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Mezara yalnız gireceksin; önden göndermediğin hiçbir şey orada seninle olmayacak.
39. AYET
فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ وَأَنْتُمْ حِينَئِذٍ تَنْظُرُونَ
Meali: "Hele can boğaza dayandığı zaman, o vakit siz (çaresizce) bakakalmaz mısınız?" (Vâkıa Suresi, 83-84)
39. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ مَنْ مَاتَ فَقَدْ قَامَتْ قِيَامَتُهُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Kim ölürse, onun kıyameti kopmuştur." (Deylemî, el-Firdevs, 3/524)
Nüzul Sebebi: Ölümü sadece başkalarının başına gelen bir olay sananlara ve can çekişen bir yakınına bakıp da hiçbir müdahalede bulunmayan insanın mutlak acziyetini yüzüne çarpmak için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: Dünya çapında bir kıyameti beklemene gerek yok; senin için en büyük kıyamet, ruhunun bedeninden ayrıldığı o andır. Can boğaza gelip de gözündeki perde kalktığında, artık her şey için çok geçtir. O an yanındakiler sana bakar, sen onlara bakarsın; ama kimse seni Azrail’in (Hz.) elinden alamaz. Bugün nefes alıyorken kıyametini cennete çevir; yoksa o boğaza dayanan son nefes, sonsuz bir pişmanlığın ilk çığlığı olur.
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime nass ile sabittir. Hadis-i şerif, kabir ve berzah hayatının ciddiyetini bildiren meşhur ve hakikatli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Hazretleri), her gün kendine ölümü hatırlatması için bir adam tutmuştu. Adam her gün gelip "Ey Ömer, ölüm var!" derdi. Saçları ağarınca adama "Artık gelmene gerek yok, saçlarım bana ölümü hatırlatıyor" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Başkasının ölümüyle uyanmayanı, kendi ölümü bile uyandıramaz.
40. AYET
وَجَاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ
Meali: "O gün her can, yanında bir sürücü ve bir şahitle (huzura) gelir." (Kāf Suresi, 21)
40. HADİS
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ كَفَى بِالْمَوْتِ وَاعِظًا يَا عُمَرُ
Meali: Resûlullah (S.a.v) şöyle buyurdu: "Nasihatçi olarak ölüm yeter ey Ömer!" (Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, 7/348)
Nüzul Sebebi: Mahşer meydanındaki büyük toplanışı ve hiç kimsenin kaçamayacağı o mutlak sorgu gününü tasvir ederek, insanın dünyada attığı her adımın bir şahidi olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve öz tefsir: kardeşlerim 40 maddelik bu dersin nihayeti burasıdır. Ölüm en büyük hatiptir, en samimi vaizdir. Eğer bir cenaze senin kalbini sızlatmıyorsa, binlerce vaaz kulağına girmez. Mahşer günü seni Rabbine götürecek bir melek ve yaptıklarına şahitlik edecek bir yazıcıyla huzura çıkacaksın. O gün şahitlerin seni mahcup etmesin istiyorsan, bugün şahitlerin olan azalarını haramdan koru. Kabir kapısı kapanmıyor, ölüm öldürülmüyor; öyleyse bu gaflet perdesini şimdi yırt at!
Sıhhat Derecesi: Ayet-i Kerime muhkemdir. Hadis-i şerif, İslam dünyasında zühd ve takva yolunun en temel düsturu kabul edilen sahih ve hikmetli bir rivayettir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri), her gece seccadesinde gözyaşı döker ve "Allah'ım, ölüm geldiğinde şahidim Kur'an olsun" diye dua ederdi. Şehit edildiğinde de kanı Kur'an sayfalarının üzerine damlamıştır.
Kıssadan Hisse: Başka nasihatçi arama; musalla taşına yatan herkes sana en büyük vaazı veriyor.
Aziz kardeşim, Ey gaflet uykusunda uyuyan, dünya rüyasına dalmış olan kardeşim! Ey dünyayı ahiretten daha çok sevip de öleceğini, o büyük mahkemeyi, o çetin hesabı hiç düşünmeyen gafil nefsim! Gel, bugün bir gün olsun vaktin varken kendini toparla, silkelen ve o kaçınılmaz, o tek kişilik yolculuk için hazırlığını yap.
Öleceğini kesin biliyorsun; attığın her adımın, aldığın her nefesin hesabını Allah’a vereceğini de biliyorsun Öyleyse neden hâlâ bu mola yerini, bu fani durak yerini asıl vatanın sanıyorsun? Neden hâlâ toprağın altını değil de üstünü imar etmekle ömür tüketiyorsun?
Bugün, hemen şimdi gel; Allah’ın emirlerini baş tacı yap, yasaklarından hicret et. Yarın musalla taşına konulduğunda, o sessiz kürsüye yatırıldığında, imam efendi cemaate dönüp: 'Bu kardeşimizi nasıl bilirsiniz?' diye sorduğunda; şahitlerin kalpten bir sesle, samimiyetle: 'Allah’a iman eden, O’nun hükümlerini yerine getiren, alnı secdeli, kalbi kıbleli, istikamet sahibi bir mümin olduğuna şahitlik ederiz!' diyebilmeli. İşte o gün bu şahitlik senin en büyük pasaportun, en büyük beratın olacak.
Gelin değerli müminler, Efendimiz’in (S.a.v) 'Ölmeden önce ölünüz' sırrına talip olalım. Henüz dizlerimizde derman, gözlerimizde fer, kalbimizde bu can emaneti duruyorken; günahlarımızı toprağa girmeden tövbe ile burada gömelim. Akıllı kişi odur ki; yarın Azrail kapıyı çaldığında valizi hazır, borcu ödenmiş, tövbesi kabul edilmiş olandır.
Ya Rabbi! Bizleri dünyada misafir olduğunu bilen, gönlüne Senin sevginden başka yük almayanlardan eylesin. Bizlere, Sana yaraşır şekilde korkmayı ve ancak Müslümanlar olarak can vermeyi nasip eyle. Son nefesimizde dilimizi Kur’an’dan, kalbimizi imandan ayırma. Ölüm anındaki o zorlu sekerâtta bizlere merhamet eyle; bizi Sana kavuşacağım anı özleyen, ölümü vuslat bilen, 'Ey huzura ermiş nefis! Rabbinden razı olmuş ve rızasına ermiş olarak Rabbine dön!' hitabına mazhar olan bahtiyar kullarının zümresine ilhak eyle.
MEHMET ERÇELİK
