CUMA VAAZI
TOPRAĞIN ALTINDAKİ DEHŞET VE GAFLETİN SONU
EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? ÖLECEKSİN! KAÇIŞI OLMAYAN O DAR ÇUKURA GİRECEKSİN VE ZERRE ZERRE HESAP VERECEKSİN!
DÜNYA SENİ ALDATTIYSA, KABİR SENİ UYANDIRIR… AMA O AN "RABBİM BENİ GERİ GÖNDER" FERYADIN ASLA DUYULMAYACAK!
"DAHA VAKTİM VAR" DİYENLERİN ÇOĞU ŞİMDİ TOPRAĞIN ALTINDA "KEŞKE BİR KERE SECDE ETSEYDİM" DİYE İNLİYOR!
TOPRAĞIN ALTINA GİRİNCE ÜSTÜNDEKİ HERKES SENİ UNUTACAK; AMA GÜNAHLARIN SENİ ASLA BIRAKMAYACAK! İDRAK ETMEZ MİSİN?
BİR GÜN GELECEK, ADIN BİLE ANILMAYACAK; AMA AMELİN EBEDİ KONUŞACAK! SEN SUSTUĞUNDA GÜNAHLARININ HAYKIRIŞINA HAZIR MISIN?
EY RABBİNDEN KAÇAN ACİZ YOLCU! ALLAH’A DÖNEN KENDİNİ BULUR; ALLAH’TAN KAÇAN İSE EBEDİ CEHENNEM ÇUKURUNDA KAYBOLUR!
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاۜ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي قَالَ: "اَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ: اَلْمَوْتِ."
DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!
Bugün, kaçtığınız ama mutlaka yakalanacağınız, unuttuğunuz ama sizi asla unutmayan o hakikati; ÖLÜMÜ konuşacağız! "Bugün toprağın üstündesin... yarın altında olacaksın!" Sanıyor musun ki dünya seni sonsuza dek bağrında tutacak? Hayır! "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır… ama artık çok geç olabilir!"
EY GAFLET SARHOŞU! "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." Bugün güldüğün o günahlar, yarın o karanlık çukurda yılan olup, akrep olup seni ağlatacak! "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama amelin ebedî konuşacak." Unutma ki; "Toprağın altına girince, üstündeki herkes seni unutur; ama günahların seni asla unutmaz!"
EY RABBİNDEN KAÇAN ACİZ! "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!" Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur. Şimdi, o dar çukurun perdelerini ayet ve hadislerle aralıyoruz.
1. ANA BÖLÜM: SEKARET-ÜL MEVT (ÖLÜM BAYGINLIĞI) VE RUHUN ÇIKIŞI
1. Ayet
وَجَآءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّۜ ذٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَح۪يدُ
"Ölüm baygınlığı (sekareti) bir gün gerçekten gelir de: 'İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir' denir!" (Kâf, 19)
1. Hadis
إِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَرَاتٍ
"Şüphesiz ölümün kendine has (dehşetli) sancıları ve baygınlıkları vardır!" (Buhârî, Rikâk, 42)
Nüzul Sebebi: Ölümü sadece bir uyku sanan, can çıkarken çekilecek o büyük hesabı ve sancıyı küçümseyenleri uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir. Ölümden kaçış yoktur! "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır." Sekaret anı, perdenin kalktığı andır. O an ne mal fayda verir ne evlat! "Bugün toprağın üstündesin, yarın altında..."
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) vefat ederken başını yere koydu ve; "Vay Ömer'in haline! Eğer Rabbim bağışlamazsa vay halime!" diye inledi.
Kıssadan Hisse: Dağları deviren Hz. Ömer (Hz.) bile ölüm sancısından korkuyorsa, sen neyine güveniyorsun?
2. Ayet
وَلَوْ تَرٰٓى اِذِ الظَّالِمُونَ ف۪ي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلٰٓئِكَةُ بَاسِطُوٓا اَيْد۪يهِمْۚ اَخْرِجُوٓا اَنْفُسَكُمْۜ
"O zalimler ölümün şiddetli sancıları içinde bulunurken, melekler de ellerini uzatmış: 'Haydi, ruhlarınızı çıkarın!' derken bir görsen!" (En’âm, 93)
2. Hadis
إِنَّ الْعَبْدَ الْكَافِرَ... تَنْزِلُ إِلَيْهِ مَلَائِكَةٌ مِنَ السَّمَاءِ سُودُ الْوُجُوهِ
"Kafir (veya günahkar) kulun canı çıkacağı zaman, gökten yüzleri kapkara melekler iner (ve ruhunu sökerek alırlar)!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/287)
Nüzul Sebebi: Allah’ın ayetlerini hiçe sayan, hayatı sadece zevkten ibaret gören zalimlerin ruhlarının nasıl bir rezillik ve acı içinde teslim alınacağını beyan için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ruhun bedenden sökülüşü, dikenin yünden çekilmesi gibidir. "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir." Eğer dünyan karanlıksa, meleklerin yüzü de sana karanlık görünecektir.
Sahabe Kıssası: Amr b. el-As (Hz.) vefat ederken; "Sanki boğazıma bir dikenli tel takılmış da çekiliyor gibi acı çekiyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse: Ölüm sancısını dindirecek tek ilaç, dünyada biriktirdiğin salih ameldir.
3. Ayet
كَلَّآ اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ وَق۪يلَ مَنْۜ رَاقٍۙ
"Hayır! Can boğaza (köprücük kemiklerine) gelip dayandığı zaman: 'Yok mu bir kurtarıcı (şifacı)?' denir." (Kıyâmet, 26-27)
3. Hadis
يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلَاثَةٌ: فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ
"Cenazeyi üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli. İkisi döner, ameli onunla baş başa kalır!" (Buhârî, Rikâk, 42)
Nüzul Sebebi: Can boğaza geldiğinde tıbbın, paranın ve gücün bittiği noktayı hatırlatmak; insanın ne kadar aciz olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezara tek başına girersin; ama amellerin seninle konuşur." O an yanında ne fabrikan olacak ne de rütben! Sadece o karanlık yolda sana eşlik edecek amelin kalacak.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.) vefat ederken eski bir elbisesini kefen yapmalarını istedi ve; "Diri olanın yeniye daha çok ihtiyacı var" dedi.
Kıssadan Hisse: Dünyada biriktirdiğin her şey dünyada kalır, sadece yüreğinde taşıdığın iman seninle gelir.
4. Ayet
فَلَوْلَآ اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ
"Hele can boğaza dayandığı zaman, o an siz (sadece) bakıp durursunuz!" (Vâkıa, 83-84)
4. Hadis
أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ: اَلْمَوْتِ
"Lezzetleri bıçak gibi kesen ölümü çokça zikredin (hatırlayın)!" (Tirmizî, Zühd, 4)
Nüzul Sebebi: Ölüm döşeğindeki bir yakınına hiçbir şey yapamayan insanın acziyetini yüzüne vurmak ve o büyük sona hazırlanmayı emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bugün toprağın üstündesin... yarın altında olacaksın!" Lezzetleri kesen ölüm, senin bütün planlarını boşa çıkaracaktır. "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer (Hz.) mezarlığa gittiğinde; "Ey mezar halkı! Sizin evlerinizde başkaları oturuyor, mallarınız paylaşıldı" diyerek ağlardı.
Kıssadan Hisse: Ölüm gelmeden ölmek, mahşerde diri kalmanın sırrıdır.
5. Ayet
يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ اَرْجِع۪يٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ
"Ey huzura kavuşmuş nefis! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!" (Fecr, 27-28)
5. Hadis
مَنْ أَحَبَّ لِقَاءَ اللَّهِ أَحَبَّ اللَّهُ لِقَاءَهُ
"Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever!" (Buhârî, Tevhîd, 35)
Nüzul Sebebi: Dünyada Allah’a itaat eden, günahlardan kaçan müminlerin ruhlarının melekler tarafından nasıl bir müjdeyle alınacağını ilan etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir, Allah’a yakın olana geniştir." Eğer dünyada Allah'ı razı ettiysen, ölüm senin için bir ayrılık değil, bir vuslattır (kavuşmaktır). "Kabir, ya rahmetin kapısıdır ya da azabın başlangıcıdır."
Sahabe Kıssası: Bilal-i Habeşi (Hz.) vefat ederken seviniyordu; "Yarın sevdiklerime, Muhammed S.a.v. (S.a.v.) ve arkadaşlarına kavuşacağım!" diyordu.
Kıssadan Hisse: Hazırlığı olan için ölüm, düğün gecesidir (Şeb-i Arus).
6. Ayet
فَاَمَّآ اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ
"Eğer o (ölen kişi) Allah'a yakın olanlardan ise, ona huzur, güzel rızık ve nimet cenneti vardır." (Vâkıa, 88-89)
6. Hadis
.Kabrin mümin ve kafir için farklı mahiyetleri.
الْقَبْرُ أَوَّلُ مَنْزِلٍ مِنْ مَنَازِلِ الْآخِرَةِ:
إِنَّمَا نَسَمَةُ الْمُؤْمِنِ طَيْرٌ تَعْلَقُ فِي شَجَرِ الْجَنَّةِ حَتَّى يَرْجِعَهُ اللَّهُ إِلَى جَسَدِهِ يَوْمَ يَبْعَثُهُ
"Müminin ruhu, (kabir hayatında) Allah onu kıyamet günü bedenine döndürünceye kadar cennet ağaçlarından beslenen bir kuş gibidir!" (Nesâî, Cenâiz, 117; İbn Mâce, Zühd, 32)
Nüzul Sebebi: Kabir hayatının mümin için bir hapis değil, cennet nimetlerinin ön izlemesi olduğunu bildirmek için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." İlk durak kabirdir; orada ışığın yoksa mahşerin karanlığında kaybolursun.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) ne zaman bir kabrin yanında dursa, sakalı ıslanana kadar ağlardı. Soranlara bu hadisi söylerdi.
Kıssadan Hisse: İlk düğmeyi yanlış ilikleyen (kabre amelsiz giren), ahiret gömleğini asla düzeltemez.
7. Ayet
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ طَيِّب۪ينَۙ يَقُولُونَ سَلَامٌ عَلَيْكُمُۙ ادْخُلُوا الْجَنَّةَ
"Melekler, iyilikle (temiz olarak) canlarını aldıkları kimselere: 'Selam size! Yapmış olduğunuz amellere karşılık cennete girin' derler." (Nahl, 32)
7. Hadis
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَمُوتُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ... إِلَّا وَقَاهُ اللَّهُ فِتْنَةَ الْقَبْرِ
"Cuma günü veya gecesi vefat eden mümini Allah kabir azabından korur!" (Tirmizî, Cenâiz, 72)
Nüzul Sebebi: Salih amellerle temizlenmiş bir ruhun ölüm anındaki izzetini göstermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama amelin ebedî konuşacak." Meleklerin selamına layık olmak için dünyada selamı (İslam'ı) yaşamak gerekir.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus’ab b. Umeyr (Hz.) şehit olduğunda, vücudunu örtecek bir kefeni bile yoktu ama meleklerin selamına nail oldu.
Kıssadan Hisse: Dünyada çıplak kalıp ahirette nura bürünmek, gerçek kazançtır.
8. Ayet
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى
"Kim benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, onun için dar bir geçim (kabir azabı) vardır!" (Tâhâ, 124)
8. Hadis
يُسَلَّطُ عَلَى الْكَافِرِ فِي قَبْرِهِ تِسْعَةٌ وَتِسْعُونَ تِنِّينًا
"Kafire (veya isyankar kuluna) kabrinde kıyamete kadar onu sokacak doksan dokuz ejderha musallat edilir!" (Dârimî, Rikâk, 94)
Nüzul Sebebi: Allah'ı unutan, Kur'an'a sırtını dönenlerin kabirdeki o dehşetli daralmasını ve yalnızlığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprak, günahkâr için sıkılır; kemikleri birbirine geçirir." Kabir daralması, dünyadaki isyanın bir yansımasıdır. "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: Sahabeden biri bir yere çadır kurmuştu, altından Kur'an sesi gelince Efendimiz S.a.v. (S.a.v.); "O bir kabirdir ve içindeki Mülk suresi onu koruyor" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Kur'an'ı dünyada oku ki, o da seni kabirde okusun (korusun).
2. ANA BÖLÜM: KABRİN İLK GECESİ VE MÜNKER-NEKİR’İN DEHŞETLİ SUALİ!
9. Ayet
يُثَبِّتُ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۚ
"Allah, iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette (kabirde) o sabit söz (Kelime-i Tevhid) üzere sapa sağlam tutar!" (İbrâhîm, 27)
9. Hadis
إِذَا قُبِرَ الْمَيِّتُ أَتَاهُ مَلَكَانِ أَسْوَدَانِ أَزْرَقَانِ، يُقَالُ لِأَحَدِهِمَا الْمُنْكَرُ وَالْآخَرِ النَّكِيرُ
"Ölü kabre konulunca ona simsiyah ve masmavi iki melek gelir; birine Münker, diğerine Nekir denir!" (Tirmizî, Cenâiz, 70)
Nüzul Sebebi: Kabirde dillerin değil, kalplerin konuşacağını; dünyada Allah’ı tasdik etmeyenin orada dilinin tutulacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir Mezara tek başına girersin; ama amellerin seninle konuşur." Münker ve Nekir, dünyadaki rütbene bakmaz! "Men Rabbüke?" (Rabbin kim?) sorusuna cevap verecek olan senin dilin değil, dünyadaki yaşantındır. "Bugün toprağın üstündesin... yarın altında!" O gün dilin mühürlenir, amelin feryat eder!
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) kabristana uğrar ve şöyle seslenirdi: "Ey toprak altındakiler! Haberler bizde; mallarınız taksim edildi, eşleriniz evlendi. Sizde ne haber var?" Sonra yanındakilere dönerdi: "Konuşabilselerdi 'En hayırlı azık takvadır' derlerdi."
Kıssadan Hisse: Dünyada "Allah" demeyen kalp, kabirde "Rabbim Allah" diyemez!
10. Ayet
حَتّٰٓى اِذَا جَآءَ اَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِۙ لَعَلّ۪يٓ اَعْمَلُ صَالِحًا ف۪يمَا تَرَكْتُ
"Nihayet onlardan birine ölüm gelince: 'Rabbim! Beni dünyaya geri gönder, ta ki boşa geçirdiğim dünyada salih amel işleyeyim' der!" (Mü’minûn, 99-100)
10. Hadis
إِنَّ الْعَبْدَ إِذَا وُضِعَ فِي قَبْرِهِ... لَيَسْمَعُ قَرْعَ نِعَالِهِمْ
"Kul kabre konulup arkadaşları geri döndüğünde, o gidenlerin ayakkabı seslerini bile duyar (işte o an yalnızlık başlar)!" (Buhârî, Cenâiz, 67)
Nüzul Sebebi: Pişmanlığın fayda vermediği o "geri dönüşü olmayan" sınırı hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprağın altına girince, üstündeki herkes seni unutur; ama günahların seni unutmaz!" Ayakkabı sesleri uzaklaşırken, en sevdiğin evladın bile seni o dar çukurda bırakıp gider. "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır… ama artık çok geç olabilir."
Sahabe Kıssası: Sahabeden biri ölmek üzere olan kardeşine; "Dünyaya dönsen ne yapardın?" dedi. O da: "Sadece bir 'Sübhanallah' demek için her şeyimi feda ederdim" dedi.
Kıssadan Hisse: Gidenlerin ayak sesini duyduğun an, amelinle baş başa kaldığın andır!
11. Ayet
وَمِنْ وَرَآئِهِمْ بَرْزَخٌ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
"Onların arkasında, tekrar diriltilecekleri güne kadar bir berzah (perde, engel) vardır." (Mü’minûn, 100)
11. Hadis
إِنَّ لِلْقَبْرِ ضَغْطَةً لَوْ نَجَا مِنْهَا أَحَدٌ لَنَجَا سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ
"Şüphesiz kabrin bir sıkması (tazyiki) vardır; eğer ondan biri kurtulacak olsaydı Sa’d b. Muaz kurtulurdu!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/55)
Nüzul Sebebi: Kabrin bir istirahat yeri değil, bir hesaplaşma ve daralma yeri olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprak, günahkâr için sıkılır; kemikleri birbirine geçirir." Arşı titreten vefatıyla Sa’d b. Muaz (Hz.) bile kabir daralmasını tattıysa, senin halin ne olur ey gafil? "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: Efendimiz S.a.v. (S.a.v.), Sa’d b. Muaz (Hz.) defnedilirken "Sübhanallah!" dedi ve kabrin onu bir miktar sıktığını, sonra Allah’ın onu genişlettiğini haber verdi.
Kıssadan Hisse: Kabrin sıkmasından ancak Allah’ın rahmeti kurtarır!
12. Ayet
اَلنَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّاۚ
"Onlar (kabirlerinde) sabah akşam ateşe arz olunurlar!" (Mü’min, 46)
12. Hadis
إِذَا مَاتَ أَحَدُكُمْ عُرِضَ عَلَيْهِ مَقْعَدُهُ بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ
"Sizden biri ölünce, (kabirde) sabah akşam ona kalacağı yer gösterilir; cennetlikse cennet, cehennemlikse cehennem!" (Buhârî, Cenâiz, 89)
Nüzul Sebebi: Kabir azabının sadece fiziksel değil, psikolojik bir işkence (korku) ile başlayacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir, ya rahmetin kapısıdır ya da azabın başlangıcıdır." Her sabah ve akşam cehennemdeki yerini gören bir ruhun feryadını düşünün! "Güldüğün günahlar, kabirde seni ağlatacak."
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) bu hadisi her hatırladığında; "Kabirde ne bir dost ne bir yardımcı vardır, sadece amelin dehşeti vardır" diyerek bayılırdı.
Kıssadan Hisse: Oradaki manzarayı dünyada hayal eden, dünyada harama bakmaz!
13. Ayet
وَلَنُذ۪يقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْاَدْنٰى دُونَ الْعَذَابِ الْاَكْبَرِ
"Biz onlara o büyük azaptan (ahiretten) önce, mutlaka yakın azabı (kabir azabını) tattıracağız!" (Secde, 21)
13. Hadis.
إِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ
الصَّلَاةُ عِنْدَ رَأْسِهِ وَالصِّيَامُ عَنْ يَمِينِهِ وَالزَّكَاةُ عَنْ شِمَالِهِ وَفِعْلُ الْخَيْرَاتِ عَنْ رِجْلَيْهِ
"Azap gelince; namaz baş ucunda, oruç sağında, zekat solunda, sadaka ve iyilikler ise ayak ucunda durup ona siper olur!" (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 9/143; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 3/51)
Nüzul Sebebi: İbadetlerin sadece ahirette değil, kabirdeki o ilk dehşet anında birer muhafız gibi kulu savunacağını müjdelemek için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelidir." Eğer dünyada kalbini Allah’ın zikriyle genişletmediysen, o çukur sana dar gelecektir. "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Bir gün Efendimiz S.a.v. (S.a.v.) bindiği katırın ürktüğünü görünce; "Şu kabirdekilerin feryadından ürktü" buyurdu.
Kıssadan Hisse: İnsanın duymadığı feryadı, hayvanlar duyar!
14. Ayet
فَكَيْفَ اِذَا تَوَفَّتْهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْ
"Ya melekler onların yüzlerine ve arkalarına vurarak canlarını alırken halleri nasıl olacak?" (Muhammed, 27)
14. Hadis
لَوْلَا أَنْ لَا تَدَافَنُوا لَدَعَوْتُ اللّٰهَ أَنْ يُسْمِيعَكُمْ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
"Eğer birbirinizi defnetmekten vazgeçmeyeceğinizi bilseydim, işittiğim kabir azabını size de işittirmesi için Allah’a dua ederdim!" (Müslim, Cennet, 67)
Nüzul Sebebi: Günahkarların ölüm anında ve kabir girişinde görecekleri ilk şiddeti tasvir etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir." Meleklerin darbesi, dünyadaki isyanın bedelidir. "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelidir."
14. Sahabe Kıssası: > Hazreti Ebubekir (Hz.) ve diğer büyük sahabeler, Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem’in (S.a.v) her namazın sonunda; "
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ"
(Allah'ım! Kabir azabından Sana sığınırım) diye iltica ettiğini bizzat işitmişlerdir. Sahabe-i Kiram efendilerimiz, Efendimiz S.a.v.’in bu sığınmayı hiçbir namazda terk etmediğini görünce, kabir azabının hakikatini daha derinden kavramış ve bu duayı bir vird haline getirmişlerdir. Hazreti Ebubekir (Hz.) bu duayı yaparken ahiret korkusuyla titrer, ümmete kabir azabından sığınmanın en büyük kale olduğunu hal diliyle öğretirdi.
Kıssadan Hisse: Efendimiz S.a.v. (S.a.v.) korktuğu azaptan, sen nasıl emin olabiliyorsun?
15. Ayet
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَآئِرُۙ
"Bütün sırların (gizli günahların) ortaya döküleceği o gün!" (Târık, 9)
15. Hadis
يُقَالُ لَهُ: نَمْ كَنَوْمَةِ الْعَرُوسِ الَّذِي لَا يُوقِظُهُ إِلَّا أَحَبُّ أَهْلِهِ إِلَيْهِ
"(Mümin kul sualleri cevaplayınca) ona şöyle denir: 'En sevdiği kişi tarafından uyandırılan bir gelin uykusu gibi uyu!'" (Tirmizî, Cenâiz, 70)
Nüzul Sebebi: Kabrin sadece azap değil, salih kullar için bir huzur ve istirahat yeri olduğunu müjdelemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir, gaflette olana dar; Allah’a yakın olana geniştir." Dünyada uykusunu Allah için bölenin, kabir uykusu cennet huzuru olur. "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Revaha (Hz.) "Yarın sevdiklerime kavuşacağım" diyerek kabre gülerek yürümüştü.
Kıssadan Hisse: Dünyada uyanık olan, kabirde huzurla uyur!
16. Ayet
تَبَارَكَ الَّذِي بِيَدِهِ الْمُلْكُ... اَلَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ
"Mülk elinde olan Allah ne yücedir... O ki, hanginizin daha güzel amel işleyeceğini denemek için ölümü ve hayatı yarattı." (Mülk, 1-2)
16. Hadis
هِيَ الْمَانِعَةُ، هِيَ الْمُنْجِيَةُ، تُنْجِيهِ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ
"Mülk suresi engelleyicidir, kurtarıcıdır; kişiyi kabir azabından kurtarır!" (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 9)
Nüzul Sebebi: Kabre girmeden önce insanın eline bir ışık, bir kalkan (Kur'an) alması gerektiğini öğretmek için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama amelin ebedî konuşacak." Mülk suresi seninle beraber mezara girer ve Münker-Nekir’e karşı seni savunur. "Dünyadayken hazırlanırsın... ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: İbn Mes'ud (Hz.) derdi ki: "Bir adam mezarına girince azap ayaklarından gelir, Mülk suresi 'Buradan yol yok' der. Başından gelir, yine aynı cevabı alır."
Kıssadan Hisse: Kabrine ışık istiyorsan, dünyanı Kur'an'la aydınlat
3. ANA BÖLÜM (17-24) ile; "Güldüğün günahlar, kabirde seni ağlatacak" hakikatini, Ali Küçük hocamızın o tavizsiz ve uyandırıcı üslubuyla, kalpleri titreten 8 başlıkla mühürlüyoruz:
3. ANA BÖLÜM: KABRİ CEHENNEM ÇUKURUNA ÇEVİREN GÜNAHLAR VE KEMİKLERİN ÇI TIRDISI!
17. Ayet
هَمَّازٍ مَشَّآءٍ بِنَم۪يمٍۙ
"Daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf götürüp getiren (koğuculuk yapan) kimseye boyun eğme!" (Kalem, 11)
17. Hadis
إِنَّهُمَا لَيُعَذَّبَانِ، وَمَا يُعَذَّبَانِ فِي كَبِيرٍ... أَمَّا أَحَدُهُمَا فَكَانَ يَمْشِي بِالنَّمِيمَةِ
Efendimiz S.a.v. iki kabrin yanından geçerken buyurdu: "Bu ikisi azap görüyorlar. Azap görmeleri de (kendilerince) büyük bir şey değildi... Biri, insanlar arasında laf taşırdı!" (Buhârî, Vudû, 55)
Nüzul Sebebi: Diliyle insanların arasını açan, laf taşıyarak fitne çıkaranların kabirde ne büyük bir dehşetle karşılanacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir "Dünyada dilinle yaktığın ateş, kabirde bedenini yakacak!" Nemime (laf taşımak) küçük görülür ama kabrin o dar çukurunda yılan olup boğazına sarılır. "Güldüğün günahlar, kabirde seni ağlatacak!"
Sahabe Kıssası: İbn Abbas (Hz.) bu hadisi naklederken hıçkırıklara boğulur, "Dilinizi kabir azabından koruyun!" diye feryat ederdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada diliyle fitne çıkaranın, kabirde kemikleri birbirine geçer!
18. Ayet
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ
"Arkadan çekiştiren, yüze karşı eğlenip kusur arayan her kişinin vay haline!" (Hümeze, 1)
18. Hadis
اَلْقَبْرُ ضَيِّقٌ عَلَى الْمُغْتَابِ كَمَا يَض۪يقُ الْخَاتَمُ عَلَى الْاِصْبَعِ
"Gıybet edene kabir, yüzüğün parmağı sıktığı gibi dar gelir!" (İbn Ebî'd-Dünyâ, el-Kubûr, 102)
Nüzul Sebebi: İnsanların namusuna ve şerefine diliyle dil uzatanların, kabirdeki o dehşetli daralmasını haber vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprak, günahkâr için sıkılır; kemikleri birbirine geçirir." Kardeşinin etini yiyen (gıybet eden), o karanlık çukurda kendi etini kemirmek zorunda kalır. "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.) gıybet korkusundan ağzına taş koyar, "Beni helake bu dilim götürür" diyerek titrerdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada dilini tutmayan, kabirde nefesini tutamaz!
19. Ayet
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰىٓ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَآءَ سَب۪يلًا
"Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur!" (İsrâ, 32)
19. Hadis
فَأَتَيْنَا عَلَى مِثْلِ التَّنُّورِ... فِيهِ رِجَالٌ وَنِسَاءٌ عُرَاةٌ، يَأْتِيهِمْ لَهَبٌ مِنْ أَسْفَلَ مِنْهُمْ
Efendimiz S.a.v. (S.a.v.) kabir azabını anlatırken: "Fırın gibi bir yere geldik, içinde çıplak erkek ve kadınlar vardı. Alttan ateş geldikçe feryat ediyorlardı. Bunlar zânilerdir (zina edenler)!" (Buhârî, Tâbir, 48)
Nüzul Sebebi: Namusunu korumayan, şehvetine esir olup harama sapanların Berzah alemindeki o fırın gibi yanan azabını tasvir için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır... ama artık çok geç olabilir!" Harama bakan gözler, kabirde kızgın mille dağlanır. "Mezara tek başına girersin; ama amellerin (ve haramların) seninle konuşur."
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) sokakta harama bakan birini gördüğünde, "Kabirdeki o dar fırını hatırla!" diyerek onu uyarırdı.
Kıssadan Hisse: Dünyanın geçici zevki, kabrin ebedi ateşine değmez!
20. Ayet
اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ
"Faiz yiyenler, (kabirlerinden) ancak şeytan çarpmış kimselerin kalktığı gibi kalkarlar!" (Bakara, 275)
20. Hadis
رَأَيْتُ رَجُلًا يَسْبَحُ فِي نَهْرٍ مِنْ دَمٍ... كُلَّمَا أَرَادَ أَنْ يَخْرُجَ رُمِيَ بِحَجَرٍ فِي فِيهِ
Efendimiz S.a.v. (S.a.v.): "Kan denizinde yüzen bir adam gördüm; tam çıkacakken ağzına taşla vurulup geri itiliyordu. Bu, faiz yiyendir!" (Buhârî, Tâbir, 48)
Nüzul Sebebi: Helal-haram demeden mal biriktiren, Allah ve Resulü ile savaşan faizcilerin kabirdeki o bitmeyen "kan denizi" azabını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprağın altına girince, üstündeki herkes (ve malın) seni unutur; ama faiz günahın seni unutmaz!" Kul hakkı ve faiz, kabirde sırtına binmiş birer dağ gibidir. "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama haram amelin ebedî konuşacak."
Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram (Hz.) şüpheli bir kuruş boğazlarından geçse, kabir azabı korkusundan onu kusarak çıkarırlardı.
Kıssadan Hisse: Mideni haramla doldurursan, kabrini ateşle doldurmuş olursun!
21. Ayet
وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا
"Birbirinizin gıybetini yapmayın! Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?" (Hucurât, 12)
21. Hadis
مَرَرْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي بِقَوْمٍ لَهُمْ أَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمُشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ
"Mirac gecesi, tırnakları bakırdan olan ve kendi yüzlerini, göğüslerini tırmalayan bir kavme uğradım. Bunlar, gıybet edip insanların namusuna dil uzatanlardı!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 35)
Nüzul Sebebi: İnsanların gıyabında konuşmayı basit bir eğlence sananları, kendi etlerini parça parça edecekleri o kabir manzarasıyla sarsmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Gözyaşıyla yıkanmayan günah, kabirde tırnakla kazınır!" Kendi yüzünü yırtan bir ruhun feryadını düşünün! "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi (Hz.) derdi ki: "İnsanların kusurlarını araştırıp kabirde kendi yüzünü tırmalamaktan korkmayan kalp, zaten ölmüştür."
Kıssadan Hisse: Başkasının ayıbını örtenin, kabrini Allah nurla örter!
22. Ayet
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَت| لِغَدٍۚ
"Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve her nefis yarın (kabir) için ne hazırladığına baksın!" (Haşr, 18)
22. Hadis
كَانَ لَا يَسْتَتِرُ مِنَ الْبَوْلِ
Efendimiz S.a.v. (S.a.v.) o iki kabirden birini göstererek buyurdu: "Diğeri ise idrarından sakınmazdı (temizliğine dikkat etmezdi)!" (Buhârî, Vudû, 55)
Nüzul Sebebi: Temizliği imandan saymayan, ibadetin anahtarı olan tahareti hafife alanların kabirdeki o pislik ve azap içinde kalışlarını ihtar için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezara tek başına girersin; ama ihmal ettiğin temizliğin seni darlıkta bırakır!" İbadetin aslına hürmet etmeyenin, kabirde saygınlığı olmaz. "Bugün toprağın üstündesin... yarın altında pisliğinle baş başasın!"
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) namaza dururken kabir azabı ve taharet korkusundan rengi sararır, tir tir titrerdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada necasetten temizlenmeyen, kabirde azaptan temizlenemez!
23. Ayet
اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ
"Çoklukla övünmek sizi oyaladı; ta ki kabirleri ziyaret edene (ölene) kadar!" (Tekâsür, 1-2)
23. Hadis
إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَلَيْهِ
"Ölü, ehlinin (cahiliyye tarzında feryat ve isyanla) arkasından ağlaması sebebiyle kabirde azap duyar!" (Buhârî, Cenâiz, 33)
Nüzul Sebebi: Ölümü sadece bir yas töreni sanan, ölenin ameline değil de sadece dünyalık mirasına ve feryadına odaklananları uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." Arkandan ağlayanlar seni kurtarmaz, ancak senin dünyadaki sabrın ve teslimiyetin seni kurtarır. "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır."
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) vefat ederken evlatlarına; "Sakın arkamdan bağırıp çağırmayın, bana sadece hayır dua edin" diye vasiyet etmiştir.
Kıssadan Hisse: Arkada kalanların isyanı, gidenin kabirdeki yükünü ağırlaştırır!
24. Ayet
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا
"Kim benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar (sıkıntılı) bir hayat (kabir azabı) vardır!" (Tâhâ, 124)
24. Hadis
يُسَلَّطُ عَلَيْهِ شُجَاعٌ أَقْرَعُ... يَقُولُ: أَنَا مَالُكَ، أَنَا كَنْزُكَ
"Zekatı verilmeyen mallar kabirde sahibi için 'kel bir yılan' olur ve ona: 'Ben senin malınım, ben senin hazinenim' diyerek saldırır!" (Buhârî, Zekât, 3)
Nüzul Sebebi: Mal biriktirip zekatını vermeyen, fakiri gözetmeyen zenginlerin, o biriktirdikleri altınların kabirde nasıl birer azap kamçısına dönüşeceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprağın altına girince, mülkün seni unutur; ama zekatını vermediğin o mülk seni asla bırakmaz!" Biriktirdiğin ne varsa, kabirde seni boğacak birer yılan olur. "Bugün mülkün üstündesin... yarın mülkün seni yutacak!"
Sahabe Kıssası: Ebû Zerr el-Gıfârî (Hz.) biriktirilen her kuruşun kabirde birer dağlama olacağını söyleyerek insanları uyarır, kendisi ise hiçbir dünyalık biriktirmezdi.
Kıssadan Hisse: Dağıttığın senindir, biriktirdiğin ise kabirde düşmanındır
4. ANA BÖLÜM: BERZAH ALEMİNDE KOMŞULUK VE AMELİN ARKADAŞLIĞI!
25. Ayet
وَمَنْ كَانَ ف۪ي هٰذِه۪ٓ اَعْمٰى فَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ اَعْمٰى وَاَضَلُّ سَب۪يلًا
"Bu dünyada (hakikati görmeyip) kör olan, ahirette (kabirde) de kördür; yolunu daha çok şaşırmıştır!" (İsrâ, 72)
25. Hadis
يَأْتِيهِ رَجُلٌ حَسَنُ الْوَجْهِ... فَيَقُولُ: أَنَا عَمَلُكَ الصَّالِحُ
"Mümin kul kabre girince yanına güzel yüzlü, güzel kokulu bir adam gelir ve: 'Ben senin salih amelinim!' der." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/287)
Nüzul Sebebi: Dünyada ameliyle Allah'ı razı edenin, kabrin o karanlık dehlizlerinde yalnız kalmayacağını müjdelemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir:Mezara tek başına girersin; ama amellerin seninle konuşur." Eğer dünyada Kur'an'la dostsan, kabirde amelin sana yaren olur. "Bugün toprağın üstündesin... yarın amelinle baş başasın!" O nurlu arkadaşın yoksa, karanlıkta kiminle konuşacaksın?
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.) vefat ederken; "Beni amelimle baş başa bırakın, o bana yeter" diyerek teslimiyetini göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Dünyada amelinle dost ol ki, kabirde düşmanla baş başa kalmayasın!
26. Ayet
اَلْاَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَ۟
"O gün (kabirde ve mahşerde), takva sahipleri dışındaki bütün dostlar birbirine düşmandır!" (Zuhruf, 67)
26. Hadis
إِنَّ مَوْتَاكُمْ لَتُعْرَضُ أَعْمَالُكُمْ عَلَيْهِمْ
"Sizin amelleriniz (kabirdeki) yakınlarınıza ve ölülerinize arz olunur; hayırlıysa sevinirler, kötüyse üzülürler!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/164)
Nüzul Sebebi: Günahkar dostların ve kötü çevrenin kabirde birbirine lanet okuyacağını, sadece Allah için sevenlerin komşuluğunun süreceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprağın altına girince, üstündeki dostların seni unutur; ama kötü arkadaşının günahı seni bırakmaz!" Kabirde komşun amelin, akraban ise takvandır. "Güldüğün günahlar, kabirde seni (ve yakınlarını) ağlatacak."
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir kabristanın yanından geçerken; "Ey ölüler! Sizin mirasınız paylaşıldı, eşleriniz evlendi!" deyince bir hıçkırık duydu; "Sizin haberleriniz bizi burada yaktı!" diyordu bir ses.
Kıssadan Hisse: Dünyada kiminle yürüdüğüne bak, kabirde kiminle yatacağına o karar verecek!
27. Ayet
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخ۪يهِۙ وَاُمِّه۪ وَاَب۪يهِۙ
"O gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından kaçar!" (Abese, 34-35)
27. Hadis
إِذَا وَلِيَ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ فَلْيُحْسِنْ كَفَنَهُ
"Sizden biri (vefat eden) kardeşinin kefenini güzel yapsın; çünkü onlar (kabirlerinde) birbirlerini ziyaret ederler!" (Müslim, Cenâiz, 49)
Nüzul Sebebi: Kabrin bir yok oluş değil, müminler için bir "Berzah buluşması" olduğunu; kafirler için ise ebedi bir tecrit (yalnızlık) olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir." Eğer ruhun nurluysa, Berzah’ın kapıları sana açılır. "Kabir, ya rahmetin kapısıdır ya da azabın başlangıcıdır." Müminler orada sohbet ederken, günahkarın kemikleri sıkışmaktan feryat eder.
Sahabe Kıssası: Cafer-i Tayyar (Hz.) şehit olduğunda Efendimiz S.a.v. (S.a.v.) onun meleklerle beraber semada uçtuğunu ve mümin ruhlarla buluştuğunu haber vermiştir.
Kıssadan Hisse: Güzel bir "son" istiyorsan, güzel bir "iz" bırak!
28. Ayet
فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَآ اُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ اَعْيُنٍۚ
"Yaptıklarına karşılık onlar için (kabirde ve cennette) ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez!" (Secde, 17)
28. Hadis
يُفْسَحُ لَهُ فِي قَبْرِهِ مَدَّ بَصَرِهِ
"Mümin kulun kabri, gözünün alabildiği kadar genişletilir!" (Buhârî, Cenâiz, 67)
Nüzul Sebebi: Kabrin darlığından korkan salih kullara, Allah'ın orayı bir saray gibi genişleteceğini müjdelemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kabir, gaflette olana dar; Allah’a yakın olana geniştir." Eğer dünyada gönlünü İslam’la genişlettiysen, toprak seni sıkmaz, aksine kucaklar. "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) annemiz, kabrin darlığından bahseden hadisleri duyunca öyle ağlardı ki seccadesi ıslanırdı.
Kıssadan Hisse: Kalbi dar olanın kabri, kabri dar olanın sonu karanlıktır!
29. Ayet
فَكَيْفَ اِذَا جَمَعْنَاهُمْ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ ف۪يهِ
"Hakkında şüphe olmayan o gün (kabir ve mahşer için) onları topladığımızda halleri nice olur?" (Âl-i İmrân, 25)
29. Hadis
مَا رَأَيْتُ مَنْظَرًا قَطُّ إِلَّا وَالْقَبْرُ أَفْظَعُ مِنْهُ
"Ben (hayatımda) kabirden daha korkunç bir manzara görmedim!" (Tirmizî, Zühd, 5)
Nüzul Sebebi: Dünyadaki hiçbir korkunun, kabirdeki o ilk yalnızlık ve manzara kadar dehşetli olamayacağını ihtar için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır… ama artık çok geç olabilir." Peygamber S.a.v. (S.a.v.) bile bu manzaradan korkuyorsa, ey gafil sen neye güveniyorsun? "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir."
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) bir kabrin başında durunca sakalı ıslanana kadar ağlardı. "Ahiretin ilk durağı burasıdır, burayı geçemeyen helak olur" derdi.
Kıssadan Hisse: En büyük korkuyu dünyada çek ki, kabirde emniyette olasın!
30. Ayet
وَمَنْ اَرَادَ الْاٰخِرَةَ وَسَعٰى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَاُو۬لٰٓئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا
"Kim ahireti ister ve mümin olarak ona layık bir çaba gösterirse, işte onların çabası makbuldür." (İsrâ, 19)
30. Hadis
إِنَّ الْعَبْدَ الْفَاجِرَ... يَأْتِيهِ رَجُلٌ قَبِيحُ الْوَجْهِ... فَيَقُولُ: أَنَا عَمَلُكَ الْخَبِيثُ
"Günahkar kul kabre girince yanına çirkin yüzlü, pis kokulu bir adam gelir ve: 'Ben senin habis (kötü) amelinim!' der." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/287)
Nüzul Sebebi: Dünyada işlenen her haramın kabirde ete kemiğe bürünüp bir "kabus" olarak sahibine döneceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama amelin ebedî konuşacak." O çirkin suratlı arkadaş senin yalanındır, gıybetindir, faizindir! "Güldüğün günahlar, kabirde (bu adamın yüzünde) seni ağlatacak."
Sahabe Kıssası: Bir bedevi Efendimiz S.a.v.’e (S.a.v.) "Kıyamet ne zaman?" diye sordu. Efendimiz; "Onun için ne hazırladın?" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Arkadaşını iyi seç; dünyada günah, kabirde zebani olur!
31. Ayet
يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَرًاۚ
"O gün her nefis, yaptığı her hayrı (kabirde) hazır bulacaktır!" (Âl-i İmrân, 30)
31. Hadis
اَلصَّدَقَةُ تُطْفِئُ عَنْ اَهْلِهَا حَرَّ الْقُبُورِ
"Sadaka, ehlini (sahibini) kabir sıcaklığından ve hararetinden korur!" (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 17/286)
Nüzul Sebebi: Kabrin o boğucu sıcağını ve darlığını dünyadaki cömertliğin serinleteceğini müjdelemek için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprak, günahkâr için sıkılır; ama sadaka verene kucak açar." Verdiğin bir lokma ekmek, kabirde senin için bir vantilatör, bir serinlik olur. "Bugün toprağın üstündesin... yarın verdiğinle serinleyeceksin!"
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) ordunun teçhizatı için malını bağışlayınca Efendimiz S.a.v. (S.a.v.); "Bugünden sonra Osman'a işlediği hiçbir şey zarar vermez (kabirde azap görmez)" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Malını dünyada bırakma, sadaka ile kabrine gönder!
32. Ayet
وَمَا جَعَلْنَا لِبَشَرٍ مِنْ قَبْلِكَ الْخُلْدَۜ
"Senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik (herkes ölecek)!" (Enbiyâ, 34)
32. Hadis
لَا تَسُبُّوا الْأَمْوَاتَ فَإِنَّهُمْ قَدْ أَفْضَوْا إِلَى مَا قَدَّمُوا
"Ölülere sövmeyin; çünkü onlar (iyilik veya kötülükten) ne hazırladılarsa ona kavuştular!" (Buhârî, Cenâiz, 97)
Nüzul Sebebi: Ölümün bir son değil, hak edilen karşılığa bir kavuşma olduğunu; herkesin kendi kaderini dünyada yazdığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." Ölenin arkasından konuşmak onu kurtarmaz; asıl sen kendi önüne bak! "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) derdi ki: "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar!"
Kıssadan Hisse: Kabirden önce uyanan, kabirde huzuru bulur!
5. ANA BÖLÜM: SON DURAK, SON ÇIĞLIK VE EBEDİ MÜHÜR!
33. Ayet
ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ
"Sonra şüphesiz siz, bunun ardından (mutlaka) öleceksiniz!" (Mü’minûn, 15)
33. Hadis
إِذَا مَاتَ الْإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ
"İnsan ölünce (kabre girince) ameli kesilir; ancak üç şey hariç: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve dua eden salih evlat!" (Müslim, Vasiyye, 14)
Nüzul Sebebi: Ölümün mutlak bir son olduğunu, ancak dünyada bırakılan "izlerin" kabirdeki o bitmeyen karanlığı aydınlatabileceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprağın altına girince, üstündeki herkes seni unutur; ama günahların (ve bıraktığın hayırlar) seni unutmaz!" Kabir kapısı kapandığında defterin de kapanır. "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." Eğer arkanda bir secde, bir yetim sevindirme, bir salih evlat bırakmadıysan; o dar çukurda neyle teselli bulacaksın?
Sahabe Kıssası: Hz. Talha (Hz.) bütün malını Allah yolunda infak ederken; "Kabrimde bana ışık olsun, yalnızlığımda bana yoldaş olsun" derdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada dikmediğin ağacın, kabirde gölgesini arama!
34. Ayet:
وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ
"Kendiniz için (kabirden önce) ne hayır hazırlarsanız, onu Allah katında bulursunuz!" (Bakara, 110)
وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذ۪ينَ قُتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتًاۜ بَلْ اَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَۙ
"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar." (Âl-i İmrân, 169)
34. Hadis.
Kabrin seslenişi ve hakikati.
اَلْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ :
مَا مِنْ يَوْمٍ يَمُرُّ عَلَى الْقَبْرِ إِلَّا وَهُوَ يَنْطِقُ فِيهِ فَيَقُولُ: أَنَا بَيْتُ الْغُرْبَةِ، وَأَنَا بَيْتُ الْوَحْدَةِ، وَأَنَا بَيْتُ التُّرَابِ، وَأَنَا بَيْتُ الدُّودِ
"Kabir her gün şöyle seslenir: Ben gariplik eviyim, ben yalnızlık eviyim, ben toprak eviyim, ben kurtçukların eviyim!" (Tirmizî, Kıyâmet, 26)
Nüzul Sebebi: İnsanın dünyada hazırladığı en büyük hayrın (iman ve şehadet), kabrin o garipliğini ve yalnızlığını nasıl bir rızık ve hayat şölenine çevireceğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Ölüm bir bitiş değil, Allah için yaşayanlar adına bir rızık kapısıdır." Dünyadayken hazırladığın her salih amel, kabirde sana bir hayat olur. Eğer amelin Allah yolundaysa, kabirde rızıklanan bir "diri" olursun.
Sahabe Kıssası: Berâ b. Âzib (Hz.) anlatıyor: Efendimiz (S.a.v.) ile bir cenazedeydik, kabrin başında oturdu ve ağlamaktan toprağı ıslattı. Sonra; "Ey kardeşlerim! İşte burası için hazırlanın!" buyurdu.
Kıssadan Hisse: Peygamberin (S.a.v.) ağladığı o çukurda, sen nasıl gülebilirsin?
35. Ayet
اَلَّذ۪ينَ تَتَوَفّٰيهُمُ الْمَلٰٓئِكَةُ ظَالِم۪يٓ اَنْفُسِهِمْ
"Melekler, nefislerine zulmedenlerin (kafir ve günahkarların) canlarını alırken halleri nice olur?" (Nahl, 28)
35. Hadis
إِنَّ لِلْقَبْرِ لَضَغْطَةً لَوْ نَجَا مِنْهَا أَحَدٌ لَنَجَا سَعْدُ بْنُ مُعَاذٍ
"Şüphesiz kabrin bir sıkması (tazyiki) vardır; eğer ondan biri kurtulacak olsaydı Sa’d b. Muaz kurtulurdu!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 6/55)
Nüzul Sebebi: Kabrin o müthiş daralmasının kaçınılmaz olduğunu, ancak Allah’a yakın olanlar için bu sıkmanın "bir annenin evladını kucaklaması gibi" olacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Toprak, günahkâr için sıkılır; kemikleri birbirine geçirir." Arşı titreten bir sahabe bile bu sıkmayı tattıysa, ey gafil! Senin kemiklerin o dar çukurda ne hale gelecek? "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) bu hadisi duyunca; "Allah’ım, kabrin daralmasından ve kemiklerimin birbirine geçmesinden Sana sığınırım" diye feryat ederdi.
Kıssadan Hisse: Dünyada geniş yaşayanın kabri dar, dünyada darlık çekerek takvayı kuşananın kabri geniş olur!
36. Ayet
كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ اِلَيْنَا تُرْجَعُونَ
"Her nefis ölümü tadacaktır; sonra ancak Bize döndürüleceksiniz!" (Ankebût, 57)
36. Hadis
أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ: اَلْمَوْتِ
"Lezzetleri bıçak gibi kesen ölümü çokça hatırlayın!" (Tirmizî, Zühd, 4)
Nüzul Sebebi: Dünyanın geçici zevklerine dalıp, toprağın altındaki ebedi gerçeği unutanları sarsmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Dünya seni aldattıysa, kabir seni uyandırır… ama artık çok geç olabilir!" Ölüm, zenginden malını, makam sahibinden rütbesini, zalimden gücünü bıçak gibi kesip alır. "Bugün toprağın üstündesin... yarın altında bir bez parçasıylasın!"
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer (Hz.) mezarlığa gittiğinde; "Ey mezar halkı! Sizin evlerinizde başkaları oturuyor, mallarınız paylaşıldı" diyerek kendi nefsini hesaba çekerdi.
Kıssadan Hisse: Ölüm gelmeden ölmek (nefsi öldürmek), kabirde diri kalmanın sırrıdır.
37. Ayet
حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ
"Ta ki kabirleri ziyaret edene (ölüp oraya girene) kadar (gaflettesiniz)!" (Tekâsür, 2)
37. Hadis
Kabirde Peygamber Efendimiz S.a.v. ile ilgili sorulan o büyük soru.
إِنَّ الْقَبْرَ أَوَّلُ مَنْزِلٍ مِنْ مَنَازِلِ الْآخِرَةِ :
مَا كُنْتَ تَقُولُ فِي هَذَا الرَّجُلِ لِمُحَمَّدٍ صلى الله عليه وسلم ؟
"(Münker-Nekir tarafından mümin kula sorulur:) Şu adam (Muhammed S.a.v.) hakkında ne diyordun? Mümin der ki: O Allah'ın kulu ve Resulüdür!" (Buhârî, Cenâiz, 67)
Nüzul Sebebi: Kurtuluşun anahtarının Peygamber Efendimiz S.a.v.'e olan bağlılık ve onu dünyada nasıl tanıdığımız olduğunu bildirmek için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." İlk durak kabirdir; orada ışığın yoksa mahşerin zifiri karanlığında kaybolursun. "Ya dünyadayken hazırlanırsın… ya kabirde pişman olursun!"
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) bir kabrin başında durunca; "Ahiretin ilk durağı burasıdır, burayı geçemeyen helak olur" diyerek hıçkırıklara boğulurdu.
Kıssadan Hisse: Kabre hazırlıksız giren, denize pusulasız açılan gemi gibidir; mutlaka batar!
38. Ayet
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ
"İnsan için ancak çalıştığının (amelinin) karşılığı vardır!" (Necm, 39)
38. Hadis
لَا تَسُبُّوا الْأَمْوَاتَ فَإِنَّهُمْ قَدْ أَفْضَوْا إِلَى مَا قَدَّمُوا
"Ölülere sövmeyin (kötü konuşmayın); çünkü onlar yaptıklarının karşılığına ulaştılar!" (Buhârî, Cenâiz, 97)
Nüzul Sebebi: Kabrin bir adalet terazisi olduğunu, dünyadaki hiçbir haksızlığın orada cevapsız kalmayacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Bir gün gelecek, adın bile anılmayacak; ama amelin ebedî konuşacak." Sen sustuğunda amelin konuşmaya başlayacak; ya lehine şahitlik edecek ya da aleyhine feryat edecek! "Mezara tek başına girersin; ama amellerin seninle konuşur."
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) derdi ki: "Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret (kabir) ise yüzünü dönmüş bize geliyor. Siz kabrin çocukları olun, dünyanın değil!"
Kıssadan Hisse: Amelin senin pasaportundur; vizen yoksa o kapıdan geçemezsin!
39. Ayet
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَآئِرُۙ
"Bütün sırların (gizli günahların) ortaya döküleceği o gün!" (Târık, 9)
39. Hadis
يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلٰى مَا مَاتَ عَلَيْهِ
"Her kul, ne üzere (nasıl bir amel üzerindeyken) öldüyse öylece diriltilir!" (Müslim, Cennet, 83)
Nüzul Sebebi: İnsanın yaşadığı gibi öleceğini ve öldüğü gibi (o hal üzere) kabirden kalkacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Güldüğün günahlar, kabirde seni ağlatacak." Eğer secdedeyken ölmek istiyorsan, secdede yaşayacaksın! "Kabir karanlığı, dünyadaki gafletin gölgesidir."
Sahabe Kıssası: İbn Mes'ud (Hz.) derdi ki: "Bahtiyar o kimsedir ki, başkasının halinden (ölümünden) ibret alır da kendine çeki düzen verir."
Kıssadan Hisse: Son nefesin, ömrünün özetidir; kabrin ise o özetin şerhidir!
40. Ayet ()
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۚ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
"Kim zerre kadar hayır işlemişse onu görür; kim de zerre kadar şer işlemişse onu görür!" (Zilzâl, 7-8)
40. Hadis.
إِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِيَاضِ الْجَنَّةِ أَوْ حُفْرَةٌ مِنْ حُفَرِ النَّارِ
"Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçedir ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur!" (Tirmizî, Kıyâmet, 26)
Nüzul Sebebi: Kabrin bir yok oluş değil, dünyada biriktirilen her şeyin (zerre dahil) karşılığının alınacağı "ilk durak" olduğunu tescil için söylenmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Mezar taşın yazılır ama kaderin amelindir." O çukurun rengini sen dünyadayken belirlersin. "Bugün toprağın üstündesin... yarın ya gül bahçesindesin ya da ateş çukurunda!" Secdeyle suladığın gönül bahçen, kabirde cennet bahçen olur!
Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi (Hz.) vefat ederken ağlıyordu; "Rabbime kavuşacağım için değil, amelim az, yolum uzun olduğu için ağlıyorum" diyordu.
Kıssadan Hisse: Kabir, dürüstlerin hazinesi; münafıkların ise zindanıdır
DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!
Söz bitti, perde iniyor... "Toprağın altına girince, üstündeki herkes seni unutur; ama günahların seni asla unutmaz!" dedik. Şimdi soruyorum sana ey nefsim! Soruyorum sana ey insanoğlu! "EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? HİÇ İDRAK ETMEZ MİSİN?" Bak etrafına; dün seninle gülenler, bugün toprağın altında sessizce çürüyor. "Bugün toprağın üstündesin... Yarın mutlaka altında olacaksın!" Sanıyor musun ki Azrail (as) senin keyfini bekleyecek? Sanıyor musun ki o mermer taşının arkasında bir dünya daha kuracaksın? "ÖLECEKSİN! KAÇIŞI OLMAYAN O DAR ÇUKURA GİRECEKSİN VE ZERRE ZERRE HESAP VERECEKSİN!"
EY DÜNYA SARHOŞU! "Mezara tek başına girersin; ama işlediğin o kapkara amellerin seninle bir dev gibi konuşur!" O gün ne rütben seni kurtaracak, ne de biriktirdiğin haram paralar seni o daralmadan çekip alacak. "Toprak, günahkâr için öyle bir sıkılır ki; sağ kaburgan sol kaburgana geçer!" Sen hala neyin davasındasın? Neyin peşinde koşuyorsun? "İDRAK ETMEZ MİSİN? KABİR KARANLIĞI, DÜNYADAKİ GAFLETİNİN GÖLGESİDİR!" Eğer bugün gözyaşıyla o karanlığı aydınlatmazsan, yarın cehennemin kıvılcımlarıyla aydınlanmaya mahkûm olursun. "Güldüğün günahlar, kabirde yılan olup, akrep olup seni ağlatacak!"
EY RABBİNDEN KAÇAN ACİZ YOLCU! "Mezar taşın yazılır ama kaderin senin amelindir." O kapı kapandığında, "Rabbim beni geri gönder!" diye feryat edeceksin ama o gün sesini topraktan başka kimse duymayacak. "AKLINI KULLAN! YA DÜNYADAYKEN HAZIRLANIRSIN… YA KABİRDE EBEDİ PİŞMANLIKLA KAVRULURSUN!"
Rabbim bizleri; ölmeden uyanan, hesaba çekilmeden kendini hesaba çeken ve kabrini ameliyle nurlandıran muvahhid kullarından eylesin.
Hazırlayan MEHMET ERÇELİK
