Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ömrümüzü Ramazan Kılabilmek

İsmail Sezkin

ÖMRÜMÜZÜ RAMAZAN KILABİLMEK


Değerli Mü’minler!.. Artık Ramazan ayının son günlerine geldik… Bundan sonra bize düşen; bir ay boyunca aldığımız bu eğitimle ömür boyu bu sorumluluk bilinciyle yaşamak ve ömrümüzü Ramazan kılabilmek…

Cenab-ı Hakk insanı yeryüzüne halifesi olarak göndermiş ve ona bir yük yüklemiş… Ayet-i Celilede buyurulduğu üzere; emanetin göklere, yere ve dağlara teklif edildiği, ama onların bunu yüklenmek istemedikleri, bundan korktukları ve insanın onu yüklendiği duyuruluyor…

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا

“Allah-u Teâlâ hiç kimseye de gücünün yettiğinden daha fazlasını yüklemez…”

Bu dünyada yaşanan gelişmelerde, eğer bize düşen bir sorumluluk varsa, tabi ki ahirette bunun hesabı sorulacak Mesela ‘ey kulum İslam'ı tüm dünyaya niye hâkim kılmadın’ sorusunu belki bize sormayacak… Ama elinden geleni niye yapmadın, ulaşabildiklerine niye ulaşmadın, mükellefiyetlerini niçin yerine getirmedin, Müslüman olarak neden güzel örnek olmadın sorularını hepimize soracak…

Sözümüzü dinletebileceğimiz halde, eşimizi, çoluk-çocuğumuzu kendi hallerine bırakıp, çağa esir ediyorsak… Komşularımıza, akrabalarımıza selam vermeye bile imtina ediyorsak… İş yerimizde ve ya toplumda ‘bu böyle olmaz’ diyerek sorumluluğu üzerimizden atabilecekken; demiyorsak… Koşmamız gereken yerde duruyorsak, durmamız gereken yerde yürüyorsak, ayakta olmamız gerekirken uyuyorsak, hatırlamamız gerekirken unutuyorsak, konuşmamız şartken susuyorsak, haykırmamız lazımken çekimser davranıyorsak… Emanete ne kadar sahip çıktın sorusuyla bütün bunların hesabı bizden sorulacak… Bu sebeple kulluk için yaratıldığımızı unutmamalıyız…

Değerli Mü’minler!..

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

ayetinde “Cinlerin ve insanların Allah’a ibadet etmeleri için yaratıldığı” bildiriliyor… (Zariyat;56) Ve hiç kimse;

اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًى

““Bu dünyada asla başıboş bırakılmamıştır…”(Kıyamet;36) Onun için”

اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

““Hiç imtihan edilmeden, sadece ‘inandık’ demekle, kendi halimize bırakılacağını”(Ankebut;2) zannetmesin kimse…”

Hatta peygamberler bile sorguya çekilecek… Nitekim

فَلَنَسْئَلَنَّ الَّذٖينَ اُرْسِلَ اِلَيْهِمْ وَلَنَسْٸَلَنَّ الْمُرْسَلٖينَ

endilerine peygamber gönderilenler de, gönderilen peygamberler de sorguya çekilecek…” (A’raf;6)

İşte bunun için; cennetlik olduklarında hiç şüphe olmayan peygamberler bile, tebliğ vazifelerini en güzel şekilde yerine getirebilme gayretiyle yaşamışlar bu dünyada… Mesela Hz.İbrahim Peygamber'in;

وَلَا تُخْزِنٖى يَوْمَ يُبْعَثُونَ

““Ya Rabbi!.. İnsanların diriltilecekleri gün beni rezil rüsva etme, beni utandırma” diye dua ettiği nakledilir Kur’an-ı Kerim'de…(ŞUARA;87)”

Peygamberimizin hayatına baktığımızda; 23 yıllık peygamberlik hayatında bu uğurda her türlü eza ve cefaya katlanmıştı… Hatta

لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ اَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنٖينَ

““Onlar iman etmiyorlar diye, neredeyse kendini helak edeceksin” diye uyarılmıştı Allah-u Teala tarafından…(ŞUARA;87)”

Nitekim Peygamberimiz veda haccında hutbesini irad ettikten sonra, orada bulunan 100-120 bin sahabe-i kirama “Ey İnsanlar!.. Yarın beni sizden soracaklar… Ne diyeceksiniz, peygamberliğimi tebliğ ettim mi, ilahi vazifemi yaptım mı” diye sormuştu… Bütün ashab-ı kiram hep bir ağızdan “Evet; yemin ederiz ki, Allah'ın risaletini tebliğ ettin, vazifeni yaptın, bize vasiyette ve nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz” dediler… Bunun üzerine Peygamberimiz işaret parmağını önce gökyüzüne, sonra ashab-ı kirama çevirdi ve üç defa “Şahit ol Ya Rab!” buyurdu… Peygamberimizin bu halinden bizim ders almamız lazım

Değerli Müminler!.. Bu dünya ahiretin tarlası… İnsan bu dünyada ektiğini, ahirette biçecek… Unutmayın, Cennet tohumunu bu dünyada ektiğimiz bir bahçe, Cehennemse ateşini bu dünyadan götürdüğümüz bir ocak… Peygamberimiz; “Kıyamet günü hiç kimse şu beş şeyden hesaba çekilmeden yerinden hareket edemeyecek” buyuruyor… “Bir; ömrünü nerede tükettiğinden… İki; gençliğini nerede harcadığından… Üç; malını nerede kazandığından… Dört; malını nereye harcadığından… Beş; ilmiyle yani bildikleriyle ne şekilde amel ettiğinden…”

Değerli Kardeşlerim!.. İnsanın bu dünyada diğer insanlara karşı da sorumlulukları var… Nitekim Peygamberimiz;

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَ كُلُّكُمْ مَسْءُولٌ عَنْ رَعِيَّتهِ

““Her biriniz yöneticisiniz ve her biriniz yönettiklerinizden mesulsünüz” diyor…”

Mesela; devlet adamı yöneticidir, halkından sorumludur… Ailenin reisi yöneticidir ve yönettiği ailesinden mesuldür… Amir memurundan sorumlu, memur yürüttüğü hizmetinden sorumludur… Kısaca hadiste buyurulduğu üzere; çoban sürüsünden, komutan askerinden sorumludur…

Değerli Müminler!.. İnsan kendi yolunu kendi seçer… Herkes yaptığı iyi ve kötü şeylerden dolayı hesaba çekilecek… Çünkü insanoğlu akıl ve irade sahibi bir varlık…

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

““Kim zerre miktarı hayır işlerse, onu görür… Kim de zerre miktarı şer işlerse, onu görür…”(ZİLZAL;7-8) Bu ayet-i kerimeler nazil olunca bir bedevi Peygamberimize “Ya Rasulallah! Gerçekten zerre miktarı mı?” diye soruyor… Peygamberimiz “Evet” cevabını verince; yüzünün şekli değişiyor, hal ve hareketleri değişiyor ve “Vay benim kusurlarım, vay benim kusurlarım” diye söylenerek ve bu ayet-i kerimeleri okuyarak oradan ayrılıyor… Peygamberimiz ashab-ı kirama dönerek “İman, bu bedevinin kalbine yerleşti” buyuruyor…”

“Dünyada yararlandığınız nimetlerden o gün hesaba çekileceksiniz” mealindeki

ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

ayet-i kerimesi nazil olunca; bu dünyada dikili bir çadırı bile bulunmayan bir sahabe ayağa kalkıyor ve “Benim üzerimde hesabı verilecek nimetlerden bir şey var mı Ya Resulallah?” diyor… Bakınız; bu dünyada dikili bir çadırı bile yok… Ama bu ayetin ağırlığından Peygamberimize ‘benim üzerimde hesabı verilecek nimetlerden bir şey var mı’ diye soruyor… Peygamberimiz “İstifade ettiğin ağacın gölgesi, ayağına giydiğin nalın ve içtiğin soğuk su” buyuruyor…

Değerli Müminler!.. Bu hadis-i şerifte hiçbir şeyi olmadığını düşünen insanın bile; ahirette nice nimetlerden hesaba çekileceğini duyduğumuz zaman, gerçekten ahiret hazırlığını bu dünyada yapmanın ne derece gerekli olduğunu öğrenmiş oluyoruz…

Cenab-ı Hakk kıyamet gününde bizi sadece maldan-mülkten hesaba çekmeyecek… Bize vermiş olduğu elden-ayaktan, gözden-kulaktan, güçten-kuvvetten, boş vakitten, sağlıktan-sıhhatten ve bütün ömürden bizi hesaba çekecek…

وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَتَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا

““Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız” ayetinde buyurulduğu gibi, kim bilir ne kadar çok nimete mazhar haldeyiz… Bunu hesap etmekten bile aciziz…”

Değerli Müminler!.. Dünyanın geçici zevklerine dalıp yaradılış gayemizi unutmayalım… Ölüm sonrası için hazırlıklı olalım…

Peygamberimiz “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır… Aciz kişi ise, nefsinin arzu ve isteklerine uyan ve buna rağmen hala Allah'tan iyilik temenni eden ve bunu yeterli sayandır” buyuruyor…

Bu yüzden, kısacık bir yolculuğa çıkarken bile, valizini tıka-basa doldurmayı akıl eden insan… Sadece birkaç gün evde kalmak zorunda olduğu için, kendine lazım olan yiyeceği-içeceği alıp, onları stoklamayı akleden insan… Ebedi ahiret alemi için de hazırlıklarını en güzel şekilde yapmalı ve bu dünyadan ahirete ne gönderdiğinin sorusunu evvela kendisine sormalı…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ

““Ey iman edenler!.. Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne göndermiş olduğuna bir baksın” diyor Cenab-ı Allah…”

Eğer bizim hazırlığımız varsa, ölümün bize ne zaman geleceği, kıyametin ne zaman kopacağı çok önemli değil… Çünkü biz zaten ölümün ve kıyametin bir son olmadığına inanan kişileriz… İşte o hesap gününden önce, herkesin kendi nefsini hesaba çekmesi lazım…

“Bütün insanlar hata yapabilir… Hata yapanların en hayırlısı tövbe edenlerdir” diyor Peygamberimiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Bu hadis-i şerifi hiç unutmayalım… Yaptığımız her hatanın, her kötülüğün hemen ardından tövbe edelim… Allah-u Teâlâ insanın hata ve kusur işleyebileceğini kabul ediyor, ama günahta ısrar etmesini hoş karşılamıyor… Biz yapmış olduğumuz hatadan dolayı tövbe istiğfar edersek eğer; hiç şüpheniz olmasın, Cenab-ı Allah bizi affeder…

التَّائِبُمِنَالذَّنْبِكَمَنْلاَذَنْبَلَهُ

““Günahından tövbe eden kimse, günahsız kimse gibidir” diyor Peygamberimiz…”

لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ

““Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin” diyor Allah-u Teâlâ…”

Eğer bu dünyadan zarar-ziyan içinde ayrılmak istemiyorsak, Kur’an-ı Kerim'in en kısa surelerinden olan Asr Suresi’ni hiç unutmayalım…

وَالْعَصْرِ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

وَالْعَصْرِ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ

“Andolsun zamana ki, insan gerçekten zarar-ziyan içindedir…”

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

““Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka; onlar zararda-ziyanda değillerdir…””

Değerli Müminler!.. Cenab-ı Allah;

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقٖينُ

““Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et” buyuruyor…(HİCR;99) Bu emir gereği ibadeti ve kulluğu sadece Ramazan'da değil, bütün hayatımızda yapmalıyız… Ölümün bize ne zaman geleceği belli değil… O yüzden ölüme her an hazırlıklı olmalıyız…”

Bugünlerde güzel davranışlarla arındırdığımız gönüllerimizi, tekrar günahlarla kirletmeyelim… Hatalarımızdan dönüp Rabbimize sığınalım… Onun kapısından başka varacak bir kapımız olmadığını, ondan başka tutunacak dalımız olmadığını, ondan başka yardımcımız olmadığını hiç hatırımızdan çıkarmayalım… Kıldığımız namazı son namazmış gibi kılalım… Tuttuğumuz orucu son oruçmuş gibi tutalım… Her geceyi kadir bilerek ibadetlerimize devam edelim…