Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ömür İsrafı ve Kültür Erozyonu

İsmail Sezkin

ÖMÜR İSRAFI VE KÜLTÜR EROZYONU


Muhterem Mü’minler!.. Allah-u Teâlâ yeryüzünün en değerli varlığı olarak insanoğlunu yaratmış…

وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ جَمٖيعًا مِنْهُ

ayet-i kerimesi(CASİYE;13) ile de havada ve bütün yeryüzünde yaratılan ne varsa; yeryüzünde hayırlı ve bereketli bir ömür sürmesi için; insanoğlunun emrine verilmiş…

Vakti belirlenmiş bir ömür ile geldiğimiz bu dünyadan, ömrümüzü nasıl değerlendireceğimizden hesaba çekilmek üzere tekrar Rabbimizin huzuruna döneceğimiz bir hayat yaşıyoruz

Değerli Mü’minler!.. Kur’an-ı Kerim sık sık bu nimetleri nasıl kullandığımızla ilgili olarak bizleri uyarıyor… İsraftan uzak, itidal üzere, hesabı verilebilecek bir ömür ile Rabbimizin huzuruna geri dönmemiz gerektiğini bize hem Kur’an, hem de Peygamberimiz haber veriyor…

Kur’an-ı Kerim’in önce kendisi hakkında israfa düşen insanları uyardığını görüyoruz…(TÂHÂ;124-127)

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْرٖى

“Benim zikrimden kim yüz çevirirse… Yani kim benim size gönderdiğim kitaba, ayete uymayan bir hayat yaşarsa…”

فَاِنَّ لَهُ مَعٖيشَةً ضَنْكًا

“Onu zor bir maişet bekler; diyor Cenab-ı Allah…”

وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى

“Aynı zamanda; Kur’an’ı dünyadayken hiç açıp da bakmayan, Kur’an’a arkasını dönen, Kur’an’a uymayan bir hayat yaşayan kişiyi ahirette kör olarak haşrederiz diyor Cenab-ı Allah…”

قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَنٖى اَعْمٰى وَقَدْ كُنْتُ بَصٖيرًا

“Orada a’mâ olarak haşredilen insan “Ya Rabbi ben dünyadayken kör değildim, görüyordum… Beni neden burada, kör olarak yarattın ve haşrediyorsun” deyince, kendisine şöyle cevap verilir…”

قَالَ كَذٰلِكَ

“Bu böyledir… Niye böyledir… Çünkü;”

اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا

“Ayetlerimiz sana gelmişti… Kur’an senin elinin altındaydı… O Kur’an’ın önerdiği, yapman gereken doğrular vardı… Bunları yapma diye uyardığı yanlışlar vardı… Ama sen;”

فَنَسٖيتَهَا

“Sen bunları unuttun… Bunları dikkate alıp da hiç uymadın…”

Hatta ‘bu çağda bunlar yapılır mı, hangi devirde yaşıyoruz’ dedin… Bunu sana söyleyenlere de “Âlemin doğrusu sen misin, sana ne, benim kalbim temiz” dedin… Yani Kur’an’a arkanı döndün…

وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى

“İşte; dün senin Kur’an’ı unuttuğun gibi, bu gün de sen unutuldun…”

وَكَذٰلِكَ نَجْزٖى مَنْ اَسْرَفَ

“İşte; Kur’an’a arkasını dönerek, Kur’an’ı unutarak, sanki Kur’an hiç gelmemiş gibi ve ya onu hiç ilgilendirmiyormuş gibi hayatını, ömrünü israf edenleri biz böyle cezalandırırız… Karşılığını böyle veririz…”

Değerli Mü’minler!.. Burada da ömür israfına dikkatimizi çekiyor Cenab-ı Allah… Kur’an’a kulak vermiyorsun, Allah’ın doğru dedikleri senin için hiç önemli değil, yanlış dediklerini ömr-ü hayatında hiç takmıyorsun… İşte böyle yaşanan bir hayatın israf olduğunu söylüyor Cenab-ı Allah… Çünkü tekrarı olamayan bir hayatı yaşıyoruz… Geri gelip de tekrar yaşama şansın yok… Yeniden geri döneyim de daha güzel yaşayayım diyemeyeceksin… Desen bile hayır denilip; şu yaşadığın hayat getirilecek önüne ve daha önce yaşamıştın ama yapmamıştın; daha önce uyarılmıştın ama kulak vermemiştin denilecek…

İşte bu şekilde yarın Huzur-u Mahşer’de pişman olup da geri gelmek istemeyelim diye Kur’an bizi uyarıyor… Ömrümüzü, hayatımızı boşu boşuna israf etmeden yaşamamızı istiyor…

وَلَمْ يُؤْمِنْ بِاٰيَاتِ رَبِّهٖ

“Rabbinin ayetlerine gerçek manada iman etmemiştin… Hayatını Kur’an’a göre yaşamamıştın…”

وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَدُّ وَاَبْقٰى

“Dikkat edin; Rabbinizin azabı, sizi uyardığı ahiretteki cezası çok şiddetli, çok ağır ve kalıcıdır…”

Değerli Mü’minler!.. Bakınız, ömrümüzden bir senenin daha sonuna geldik… Yani bir yıla doğru hazırlık yapılıyor… Topluma baktığınızda; insanlar sanki geçen yılı çok iyi kullandık, değerlendirdik, hakkını verdik, sevinçle yeni bir yıla giriyoruz edasıyla bir hazırlık içerisindeyiz… İçimizden kimler yeni yıla girebilecek onu da bilmiyoruz… Ama geçen yılını nasıl geçirdiğini herkes kendisi biliyor… Bir de Allah biliyor… Bir seneyi nasıl geçirdik… Bu anlamda ömürde ne kadar israfa düştük… Yerli yerinde kullandık mı, kullanamadık mı?.. Bunun muhasebesini yapmamız gerekiyor…

Değerli Mü’minler!.. Biz emanetçiyiz ve bütün nimetleri nasıl ve nerede kullandığımızdan

ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

ölçüsüne göre hesaba çekileceğiz… Herkes kendi yaşadığı zamanda verilen nimetlerin hesabını verecek…

Dolayısıyla; hesap verdiğinizde karşılaşacağınız durum var… Hesabı veremediğinizde karşılaşacağınız durum var… Yerli yerinde tükettiğinizde karşılaşacağınız durum var; kendi hakkınızdan fazlasını tüketip israf ettiğinizde karşılaşacağınız durum var…

Acaba; akıl nimetini Allah’ın bize kullanın dediği yerlerde ne kadar kullanıyoruz… Göz nimetini ne kadar israf ediyoruz… Tefekkür nimetini acaba neleri düşünerek israf ediyoruz Bunların her birisinin bir değeri var, bir hesabı var…

İşte Değerli Kardeşlerim!.. İnsanoğlu kıyamet günü şunlardan hesaba çekilmedikçe yerinden ayrılamaz…

عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ

“Ömrünü nerede tükettin…”

عَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلاَهُ

“Gençliğini nerede tükettin…”

وَمَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَ أَنْفَقَهُ

“Malını nerede kazandın, nereye harcadın…”

وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ

“Sahip olduğun bilgiyi nasıl kullandın…”

عَنْ عُمْرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ

“Ömrünü nerede tükettin… Yani vaktini, zamanını nasıl değerlendirdin… En önce bunun hesabını vereceğiz hepimiz…”

Değerli Mü’minler!.. Her toplumu başka toplumlardan ayıran, her toplumun kendi varlığını üzerine bina ettiği değerleri bulunur… Bu değerlere medeniyet ve kültür denir…

Bir milletin kendi dini ve milli değerlerini bırakıp, yabancıların örf ve adetlerini benimsemesi demek, milletin dini yönden kuruması, ruhi açıdan çürümesi, tarihi bakımdan küçülmesi ve benliğini kaybedip aşağılık duygusuna kapılması demektir…

Batının o küfür kokan, zulüm kokan, nifak kokan düşüncelerini, örf ve adetlerini benimsemeye başladığımız günden beri her şeyimiz altüst oldu

Bu yüzden Müslümanlar arasında aşağılık kompleksine kapılmış, şahsiyetsiz, şuursuz, taklitçi insanlar çoğaldı… Müslümanım diye namaz kılanlar bile bu tuzağa düştüler Yabancıların örf ve adetlerini taklit eder olduk İslam’ın kesinlikle haram kıldığı şeyler bile aleni bir şekilde işlenir hale geldi…

Kendimizi İslami ölçülere vurduğumuz zaman şunu görüyoruz; evlerimiz yanıyor… Çoluğumuz çocuğumuz, eşimiz dostumuz, akrabalarımız, cemiyetimiz bu yangının içinde yanıyor… İşte bu sebeple, olgun ve şuurlu hiçbir Müslüman yabancıların örf ve adetlerini kutlama zavallılığına düşemez… Düşmemeli…

Evet, bir Müslümanın bir takvim yılı başlangıcının arkasına sığınıp… İslam’ın emir ve yasaklarını… İslam’ın ahlaki değerlerini… Millî örf ve adetlerini… Bir haçlı emperyalizmi ile tepelemesi… Benliğinden kovması… Bunlar sözün en hafifiyle kofluğun en büyüğü… Rezaletlerin en korkuncudur…

Yabancıların, ilim ve tekniğini almak medeniyettir… Ama bunları bırakıp da; onların örf ve adetlerini, kültürünü, yaşayış şekillerini giyim ve kuşamlarını almak medeniyet olamaz Bu olsa olsa sadece kendi öz benliğini inkâr etmek ve basitleşmek olur… Böyle bir Müslüman anlayışı olamaz…

Değerli Kardeşlerim!.. Başka bir rezalet… Ya çıkarsa rezaleti… Milli piyango aslında milli bir günahtır… 40 milyondan fazla bilet satışa sunuldu ve bunların çoğu bir kaç gün içinde satıldı… Ülkemizin en kapsamlı günahı nedir diye sorsak, buna "milli piyango" diyecek hale geldik Neredeyse her eve, her aileye giren bir günah!.. Aleni bir günah!.. Kur'an'da açıkça yasaklanan bir günah!.. Acaba Allah'a olan güvenimiz, itimadımız, tevekkülümüz zayıf olduğu için mi bu tür şeylere rağbet ediyoruz?.. Yoksa biz Müslümanlar artık;

وَمَا بِكُمْ مِنْ نِعْمَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ

““Nimet Allah’tandır” (Nahl;53) ayetini “Nimet Abladandır” diye mi anlar olduk”

Ya çıkarsa?.. Çıkarsa, bu dünyada belki sefa çekilecek; ama ahirette kesinlikle cefa çekilecek Milli piyango kumardır Başında "milli" kelimesi olması, onu şirin göstermek için Ama günahın şirini olmaz Günah, günahtır…

Çıkarsa; yok cami yapacakmış, yok fakirlere verecekmiş, yok yardım edecekmiş falan Camiler, pis, lanetli paraları aklama yeri değil Allah için cami yaparak Allah'a rüşvet verecek, Allah da bu günahı görmezden gelecek zannediyor heralde…

يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

“Akılları sıra; Allah'ı ve müminleri kandırmaya çalışıyorlar… Hâlbuki sadece kendilerini kandırıyorlar (Bakara;9)”

Dualarımız neden kabul olmuyor, rahmet neden gelmiyor belli işte… Eğer günahlar toplumsal olarak işlenir hale gelirse, büyük belaların gelmesi müstahak olur

Bu gün artık; milli piyango milli harama dönüşmüş durumda maalesef Eğer; günahlar alenileşir, umumileşir, artık günah olmaktan çıkar, normal bir hale dönüşürse, her türlü azap da ardından gelir… Bu azap sadece o günahı işleyenleri değil, işlemeyenleri de yakalar Ondan sonra ekonomik kriz, toplumsal kaos, toplu intiharlar, toplumsal güvensizlik, toplumsal anarşi, isyan, nefret, sevgisizlik, saygısızlık Uğraşıp duruyoruz işte… Şunu unutmayın; kalplerimiz taş gibi olduktan sonra, gökten üzerimize taş yağmasını beklemeye gerek yok

Değerli Mü’minler!.. Bünyemize bulaşan bu hastalıklardan kurtulmamız lazım… Şifayı Batıda değil; İslam’da, Kur’an’da ve Peygamberimizde aramalıyız…

Taklitçilik ruhuyla değerlerimizin yok edilmesi kolaydır… Ama kaybettiğimiz değerlerin yeniden elde edilmesi ve kazanılması çok zor olur Müslüman; milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak zorunda Bunu yapmadığı zaman başının beladan kurtulmayacağını asla unutmamalı Müslüman…

Bu gün dünyanın dört bir yanında, özellikle de son üç aydan beri Gazze’de Bir-leşmiş Milletler denilen Hıristiyan topluluğunun gözetiminde Müslümanlar vahşice katlediliyor… Müslüman kanı akmaya devam ediyor…

Bütün bunlar olurken kimin yılbaşını kutlayacak ve ne için eğleneceksiniz?.. Bıçakla doğranan çocuklar için mi?.. Yoksa namusu kirlenen Müslüman bacılarımız için mi?.. Bakın son birkaç gündür çok vahşice bir şey konuşuluyor… Gazze’de insanların organlarının İsrail askerleri tarafından Avrupa’ya, Amerika’ya satıldığı konuşuluyor… Biz Müslümanlar için bundan daha aşağı bir zillet olabilir mi?.. Çoluk-çocuğunun canını, kadınının namusunu ve hatta şehidinin na’şını bile koruyamayan bir ümmet olduk…

Onlar bizim bayramlarımızı, diğer mübarek gün ve gecelerimizi hiç biliyorlar mı, hiç kutluyorlar mı?.. Müslümanlar yılbaşlarını ecnebilerle kutluyor Onlar ise yılbaşlarını Müslümanların kanıyla kutluyor Bu kadar basit…

Bakın 29 Ağustos1897 tarihinde İsviçre'nin Basel şehrinde I. Siyonist Kongresi yapılıyor ve bu kongrede birtakım kararlar alınıyor… Neydi bu kararlar?..

1-İsrail kurulacak… 2- Süleyman Mabedi yeniden inşa edilecek yani Mescid-i Aksa yıkılacak… 3- İslam ortadan kaldırılacak ve tüm dünyaya hâkim olunacak…

Burada Haim Nahum adında bir haham şöyle bir konuşma yapıyor… “Birkaç yıl içinde bunların yeniden dirileceğini, toparlanıp derleneceğini hesaba katmalıyız!.. Öyleyse yapılacak şey; bunlara bir fırsat tanıyıp, bu zaman içinde İslamiyet’ten uzaklaştıracak, din ve tarih şuurunu unutturacaksınız Müslümanlar, bir iman ve ahlak tahribatı süreci geçirmelidir Ekonomileri çökertilmeli, siyasi partilerinden gazetecilerine kadar, hepsi ele geçirilmeli Onlar, devletini, vatanını satacak hale getirilmeli Yumuşak ve kolay lokma yapıldıktan sonra da, Büyük İsrail Devleti kurulmalıdır'' diyor…

Bunları söyleyen Haim Nahum denen kişi 7 maddelik bir doktrin ortaya koyuyor ve o meşhur I. Siyonist Kongresi’nde bunlar kabul edilerek, bütün İslam coğrafyasında faaliyetlere başlanıyor… Haim Nahum doktrini; şu ana fikirlerden meydana geliyor Müslümanlığı savaşla yok edemezsiniz diyordu ya hani Öyleyse; 1-Aç bırakacaksın, 2-İşsiz bırakacaksın, 3-Borca esir edeceksin, 4-Dininden uzaklaştıracaksın, 5-Böleceksin, 6-Böldüklerini birbiri ile çarpıştıracaksın, 7-Yumuşak lokma haline getirip yutacaksın diyor Bunlar Müslümanlarda tekâmül olmadan; eğer onlarla savaşırsanız kazanamazsınız diyor

Değerli Mü’minler!.. Onun için ben hep söylüyorum bu kürsüden… Müslümanlık bir kimliktir… Bu kimliğe uygun olmalı Müslüman Dolayısıyla; noel, yılbaşı Müslümanlar arasında yer bulması bir problemdir, bir sıkıntıdır…

Noelin Müslümanlar arasında yer bulması inanç, ahlak, kültürel zafiyet ve yozlaşmanın ifadesidir… Müslümanlar için yılbaşı bir takvim değişikliğinden başka bir şey olmamalı Bu gün Müslümanlar arasında bakıyorsunuz; yılbaşının gelişi Kurban Bayramının gelişinden daha tantanalı

‘Bunun Noelle, Hıristiyanlıkla ne alakası var Bu yılbaşı kutlamaları’ diyor bazıları… Bu şekilde “Ben Noel değil, yılbaşı kutluyorum” safsatasıyla kendilerini nasıl kandırdıklarını gelin; 1935 senesinde Kudüs’te toplanan misyonerler konferansında Misyonerlerin reisi Samuel Zouimer’den dinleyelim…

“Sizden Müslümanları Hıristiyan yapmanızı istemiyoruz… Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam dininden uzaklaştırmak… Doğumlarından ölümlerine kadar haç takmasınlar, kiliseye de gitmesinler, vaftiz de olmasınlar… Ama Hıristiyan gibi yaşasınlar… Bunu çağdaşlık adı altında yapın… Allah’ı ve Peygamberi tanımayan nesil büyük işlerle uğraşmaz… İdealsiz, dinsiz, mefkuresiz yaşarlar… Rahatı, tembelliği, parayı ve nefislerini severler… Arzu ve şehvetlerini tatmin için uğraşırlar… Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım… Başka yollar, başka çareler deneyelim… İslam memleketlerinde girişeceğimiz faaliyetlerde onlara; Hıristiyan adetlerini, Hristiyan bayramlarını, Hristiyan kültürünü, Hristiyan ahlakını aşılayalım… Bir Müslümanın doğumundan ölümüne kadar kimliğinde Müslüman yazabilir… Fakat bir Hıristiyan gibi yaşayarak cami önündeki musallaya yatmalıdır… Kiliseye gelmesine gerek yok, varsın camiye gitsin… Ama bir Müslümanı hayatı boyunca bir Hıristiyan gibi yaşatmalıyız…”

Bu gün Müslümanlar olarak geldiğimiz noktada, Rahip Louis Massignon denen misyoner de kitabında şunları yazıyor: “Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik İslamiyet’ten uzaklaştırdık…” Ama bu kadarıyla yetinip duruyorlar mı?.. Hayır… Bakın devam ediyor kitabında: “Müslümanlar bu gün uykudadır Bize düşen, bu âlemin bir gün uykudan uyanabileceğini hesaba katarak gerekli tedbirleri almaktır Bizim müreffeh ve saadet içinde yaşamamız için Müslümanlar arasına sürekli nifak tohumları ekmemiz lazım Onların içinde devamlı ihtilaf kıvılcımlarını tutuşturmamız lazım…”

Bugün İslam ümmetine vurulan bu gizli esaret zinciri, Müslümanları ölmeden sırattan geçiriyor Kur’an’da övülerek en hayırlı ümmet diye isimlendirilen bu ümmet; maalesef bu gün Nemrutların ateş çukurunu, bebek katili Firavunların zulümlerini sadece izliyor Şunu da anlayalım artık… Bu zelil durumun müsebbibi ne konuştuğumuz bu misyonerler… Ne İslam ile yan yana söylemeye bile utandığım, terör… Ne de İslami fabia vs. gibi rezil yakıştırmalar değil Tek sebep, aslında hepimizin malumu olan; ama görmekten, duymaktan, konuşmaktan imtina ettiğimiz içler acısı zelil halimiz Daha da kötüsü bu zelil halimizi sıradanlaştırmamız, kabullenip normalleştirmemiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Her yozlaşma daha büyük değerlerimizin kaybının göstergesidir… Bu kültürel yozlaşma ahlak erozyonuna, oradan da inanç ve tüm değerlerimizin kaybına sebep oluyor… Müslümanlar bu konularda her zaman dikkatli olmak mecburiyetinde…

Gökleri ve yeri çatlatan bir inanca sahip olan, Hıristiyanların dinî gününü kutlamak akıl tutulmasıdır Yılbaşı kutlamaları; gökleri ve yeri çatlatacak kadar büyük bir günaha götüren sözü söyleyen, Hıristiyanların bayramı çünkü

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمٰنُ

“Onlar: "Rahman çocuk edindi” dediler…”

وَلَدًا لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا اِدًّا

Yemin olsun ki, siz öyle bir söz söylediniz ki,

تَكَادُ السَّمٰوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْاَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا

اَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمٰنِ وَلَدًا

“Rahman'a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yerler çatlayacak ve dağlar toz duman olacaktı…” [Meryem;88-91]”

Hıristiyanların söylediği söz olan, "İsa peygamberin, Allah'ın oğlu olduğu iddiası" o kadar büyük bir iftiradır ki, bu iftira göklere de ağır gelmiş, yerlere de ağır gelmiş, dağlara da ağır gelmiş bir söz

Peki, bu kadar büyük bir iftira içerisinde olan Hıristiyanların, "Allah'ın oğlu" diye niteledikleri bir haftanın ve günün, bir Müslüman tarafından kutlanması ne kadar büyük bir günahtır acaba?.. Düşünsenize, bir Müslüman; üzerine Noel baba dedikleri adamın kıyafetini geçirmiş ve Noel’i kutluyor… Gökteki melekler yeryüzüne bakıp, “acaba bunların hepsi mi İsa'ya Allah'ın oğlu diyorlar” diye merak eder mi etmez mi?.. Gökten bakılınca kimin Müslüman, kimin Hıristiyan olduğu belli olur mu, olmaz mı?..

Onun için Değerli Kardeşim!.. Tuzağa düşme ve Hıristiyan gibi görünme… Çünkü Peygamberimiz “Kişi sevdiği ile beraberdir Kişi arkadaşının dini üzerinedir… Bir kavme muhabbet besleyen onlardandır ” diye uyarıyor bizi…

اَغْتَنِمْ خَمْساً قَبْلَ خَمْسٍ

““Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bil:”

شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ

“İhtiyarlıktan önce gençliğin,”

وَصِحَّتَكَ قَبْلَ سَقَمِكَ

“Hastalıktan önce sağlığın,”

وَقِنَاكَ قَبْلَ فَقْرِكَ

“Yokluktan önce varlığın,”

وَفَرَاغَكَ قَبْلَ شُغْلِكَ

“Meşguliyetten önce boş zamanın,”

وَحَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ

“Ölümden önce hayatın…”

حَاسِبُوا أَنْفُسَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُحَاسَبُوا

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız…”

وَتَزَيَّنُوا لِلْعَرْضِ الْأَكْبَرِ

“Kendinizi en büyük buluşma için hazırlayınız”

وَإِنَّمَا يَخِفُّ الْحِسَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى مَنْ حَسَبَ نَفْسَهُ فِي الدُّنْيَا

“Kıyamet gününde hesap, ancak dünyada kendini sorgulayanlar için kolay olur…”

Cenab-ı Allah bizlere ömrümüzü israf etmeden yaşamayı nasip eylesin…

Bizleri her türlü aşırılıktan muhafaza eylesin…