ORUÇ İBADETİYLE İLGİLİ FIKHİ HÜKÜMLER
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Değerli Mü’minler!.. İslam Dininde her ibadetin bir hikmeti vardır… Peygamberimiz; “Oruç bir kalkandır… Oruçlu kimse saygısızlık yapmasın… Oruçlu kimse ahlaksızca konuşmasın… Eğer biri kendisiyle dövüşmeye ve ya tartışmaya kalkışırsa iki defa ben oruçluyum desin… Bu canı bu tende tutan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur” diyor…
Cenab-ı Hakk da, oruçlu kimse için “O yemesini-içmesini ve nefsani arzularını benim için terk ediyor… Oruç benim içindir… Onun mükâfatını ben vereceğim… Bir iyiliğe ise on misli ecir vardır” buyuruyor…
Değerli Mü’minler!.. Peygamberimiz orucu bir kalkana benzetiyor… Oruç ibadeti sahibini korur… Bu hassasiyetle oruç tutan kişi dünyada günah ve kötülüklere, ahirette ise cehennem azabına karşı korunmuş olur…
Bu nedenle oruçlu biri, hiç kimseye karşı kaba davranışlarda bulunmayacak… Cahil ve zorba tutumlar içerisine girmeyecek… Şayet bir başkası ona sataşırsa, o zaman oruç kalkanını ona karşı kullanacak…
Peygamberimiz; “Yalanı ve yalana göre hareket etmeyi terk etmeyenin yemeyi-içmeyi bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur” diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Oruçluyken dikkat etmemiz gereken kuralların bilinmesi, oruçlarımızı Peygamberimizin sünnetine uygun tutmamızı sağlar… Bu sebeple orucumuzun sağlam ve sahih olabilmesi için, düzgün olabilmesi için, bu ibadetin kurallarına ve hükümlerine dikkat etmeliyiz…
Değerli Mü’minler!.. Oruç; imsak vaktinden iftar vaktine kadar bir amaç uğruna ve bilinçli olarak yeme-içme ve nefsani arzulardan uzak durmak demektir… İslam'a göre kişinin mükellef olmasının temel şartları; Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış olmaktır…
Bu şartlar oruç ibadeti için de geçerli… Buna göre bir kimsenin Ramazan ayında oruç tutmasının farz olması için; öncelikle Müslüman ve akil-baliğ olması gerekir…
Ama burada şu istisnayı da belirteyim; ibadetlerle yükümlü olmamakla birlikte ergenlik yaşına gelmeyen çocuklar alıştırmak ve ısındırılmaları için namaz kılmaları ve oruç tutmaları teşvik edilmeli… Nitekim Peygamber Efendimiz yedi yaşından sonra on yaşına kadar çocuğun namaza alıştırılmasını tavsiye ediyor hadislerinde…
Oruç tutmamayı mubah kılan bazı mazeretler var… İslam Dini insanı gücünün yettiğinden sorumlu tutar… Güçlerini aşan ve ya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler koyar… Bu genel ilke uyarınca farz olan Ramazan orucu ibadetini belli şartlara bağlı olarak erteleme konusunda bazı ruhsatlar getirilmiştir…
İslam âlimleri; ayet-i kerimeleri ve Peygamberimizin hadis-i şeriflerini dikkate alarak Ramazan orucunu tutmamayı mubah kılan mazeretleri ortaya koymuşlardır…
Birincisi; seferilik yani yolculuktur… Ramazan'da seferilik mesafesi olan en az 90 kilometre bir yere gitmek için yola çıkacak olan kimse geceden oruç tutmayabilir… Ama geceden niyet ettikten sonra gündüz yolculuğa çıksa… Yani orucuna başlasa… Bu yolculuk esnasında meşru başka bir mazereti bulunmazsa bu kimsenin orucunu bozmaması daha uygun olur… Fakat seferilik bir mazeret olduğu için; eğer orucunu seferiliği başladıktan sonra bozarsa, kendisine kefaret gerekmez… Sadece o bozduğu orucun gününe gün kaza etmesi gerekir…
Değerli Kardeşlerim!.. Oruç mazeretinin ikincisi ise; hastalıktır… Oruç tuttuğu zaman hastalığının artmasından ve ya uzamasından endişe edilen kimse ile hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişiler için, iyileştikten sonra kaza etmek üzere Ramazan ayında oruç tutmamalarına ruhsat verilmiştir… Aynı şekilde oruç tutması halinde hasta olacağı doktor tarafından bildirilen kimse de bu hükme tâbidir…
Oruç tutmamayı mübah kılan hallerin üçüncüsü ise; yaşlılıktır… Yani oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler oruç tutmayıp yerine fidye verebilirler… Nitekim bu husus Kur’an’da;
وَعَلَى الَّذٖينَ يُطٖيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكٖينٍ
““Oruca gücü yetmeyenler ise, bir yoksul doyumu fidye verir” buyurularak bizlere bildiriliyor…”
İyileşme umudu olmayan hastalar da tutamadıkları gün sayısınca fidye verirler…
Oruç tutmamayı mübah kılan hallerin dördüncüsü ise; ileri derecede açlık ve susuzluk… Açlık ve ya susuzluk sebebiyle beden ve ruh sağlığının ciddi derecede zarar görmesi söz konusu olan kimse orucunu bozabilir… Sağlık şartlarının düzelmesi halinde, bozulan oruç Ramazan'dan sonra gününe gün kaza edilir… Burada şu ayrıntıyı da söylemeden geçmeyelim; böyle bir kimsenin oruca devam etmesi ölümüne sebebiyet verecekse bu kişinin oruç tutması haramdır… Hemen orucunu bozması gerekir…
Beşincisi ise; bayanlar için gebe ve emzikli olmak… Oruç tuttuğu takdirde kendisinin ve ya çocuğunun zarar görmesi muhtemel olan gebe veya emzikli kadınlar da sağlık durumu oruç tutmak için elverişli olmayanlar arasında değerlendirilir… Bu durumda olanlar da oruç tutmayabilirler… Durumları normale döndüğünde tutamadıkları oruçlarını kaza ederler…
Değerli Mü’minler!.. Bu saydığımız zorunluluklar ortadan kalkınca tutulamayan oruçlar kaza edilir… Biraz önce de söylediğimiz gibi; iyileşmesi mümkün olmayan hastalar ya da aşırı yaşlı olduğu için oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler… Bu kimseler Ramazan'da tutamadıkları oruçları için fidye verirler…
Değerli Kardeşlerim!.. Niyet etmek orucun şartlarındandır… Niyetsiz bir oruç sahih olmaz… Kalben niyet etmek yeterlidir… Ama kişinin oruca dil ile niyet etmesi daha güzeldir Sahura kalkmak niyet sayılır… Ramazan orucu için niyet etme vakti ise; güneşin batması ile ertesi gün öğle namazına yaklaşık bir saat kalana kadardır… Ramazan ayındaki her bir oruç için de, ayrı ayrı niyet edilmesi gerekir…
Oruç imsak vaktinde başlar ve iftar vaktine kadar; yani güneş batımına kadar, akşam ezanın okunmasına kadar devam eder…
Değerli Kardeşlerim!.. Oruca başlama vakti takvimlerde gösterilen imsak vaktidir… Ve Ramazan ayında sabah ezanı bu vakitte okunmaya başlıyor… Yani ezanın başlamasıyla oruç başlar… Yani ezan bitene kadar yenilip içilmez Ezan başladığı andan itibaren hemen yemeyi-içmeyi kesip orucumuza başlayacağız…
Malumunuz; orucun temel unsuru yeme-içme ve nefsani arzulardan uzak durmak, nefsi bunlardan mahrum bırakmak olduğu için; oruçlu iken bunlar ve bu anlama gelebilecek her türlü davranış orucu bozar… Aynı zamanda sigara, nargile gibi keyif veren tütün kökenli dumanlı maddeler ve tiryakilik gereği alınan tüm maddeler oruç yasakları kapsamına girer… Her ne sebeple olursa olsun; ağızdan alınan ilaçlar da aynı hükme tabidir…
Yolculuk, hastalık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun sadece kazası gerekir…
Değerli Mü’minler!.. Ramazan'da tutulmayan oruçlar borçtur, gününe gün tutulması gerekir… Ama mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günahtır ve tövbe edilmesi gerekir…
İmsak vaktinin girip girmediği hususunda tereddüde düşen ve yiyip içmeye devam eden… Sonra imsak vaktinin girdiğini, orucun başladığını anlayan kimsenin de orucu bozulur ve güne gün bu orucu kaza etmesi gerekir…
Yine güneşin battığını zannederek iftar ederken güneşin henüz batmadığını anlayan kimse de o orucunu gününe gün kaza ederler…
Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulmuş olduğunu düşünerek yemeye içmeye devam eden kimsenin de orucu bozulur ve bu orucu gününe gün kaza etmesi gerekir…
Değerli Mü’minler!.. Orucu mazeretsiz bozmak büyük günahtır… Peygamberimiz; bu şekilde oruç bozanların kefaret ile yükümlü olacaklarını bize haber veriyor… Oruç kefareti ise; hiç ara vermeden altmış gün oruç tutmaktır… Buna güç yetiremeyen kimse ise, altmış fakiri bir gün ya da bir fakiri altmış gün doyurur…
Bu kefaretin yanı sıra ayrıca tövbe edilmesi ve bozulan orucun da kazası gerekir… Halk arasında 61 diye tabir ettiğimiz şeyin özeti budur…
Değerli Kardeşlerim!.. Unutarak yiyip içmek orucu bozmaz… Çünkü Peygamberimiz; “Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yiyip içerse orucunu tamamlasın, bozmasın… Çünkü onu Allah yedirmiş içirmiştir” buyuruyor…
Unutarak yiyip içen kimse, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakini çıkarıp, ağzını yıkayarak orucuna devam etmelidir…
Değerli Mü’minler!.. Miktarı ne olursa olsun, kendiliğinden gelen gayr-i ihtiyari kusuntu orucu bozmaz… Aynı şekilde, mideden ağza yükselip tekrar mideye dönen şeyler de orucu bozmaz… Ancak kişinin kendi isteği ile ağız dolusu kusması halinde ise oruç bozulur ve bu şekilde bozulan orucun da gününe gün kaza gerekir…
Değerli Kardeşlerim!.. Göz damlası, burun damlası, kulak damlası orucu bozmaz… Besin değeri taşımayan aşılar, iğneler de orucu bozmaz… Ama bu tip kimseler şayet tedavi maksatlı illa iğne vurulması gerekiyorsa, bunu mümkün mertebe, iftarla imsak arasında yapması daha uygun ve doğrudur… Ancak bu mümkün değilse, acil tedavi olmak kaydıyla, vurulmasında bir şey yoktur… Ancak bu kimseler gıda takviyesi ve ya vitamin olarak ve ya serum olarak ve ya kendisine bizzat kan verilirse bu kimselerin orucu bozulur…
