Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Peygamberi Anmak ve Anlamak

İsmail Sezkin

PEYGAMBERİ ANMAK VE ANLAMAK


Değerli Mü’minler!.. Allah-u Teâlâ, peygamberler ve beraberinde kitaplar göndererek insanlara, dünya ve ahiret mutluluğunun yollarını göstermiştir… Peygamberler, Cenab-ı Allah’tan aldıkları vahiyle insanlara yol gösterip, rehberlik etmişlerdir… İnsanlara, yalnızca Allah’a ibadet etmeyi, O’na ortak koşmamayı yani tevhidi öğreterek yaratılış gayesi doğrultusunda dünya hayatında nasıl yaşayacaklarını, kendi hayatlarında uygulamalı olarak göstermişlerdir Peygamberler, Allah’a kulluğun nasıl yapılacağını, Allah’ın emir ve yasaklarını, helal ve haramlarını, öğüt ve tavsiyelerini olduğu gibi eksiksiz ve kolay, anlaşılabilecek bir şekilde insanlara iletmişlerdir Hz. Âdem’le başlayan peygamberlik zincirinin son halkası, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’le son bulmuştur… Nitekim Allah-u Teâlâ Kur’an’da:

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّٖنَ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمًا

““Muhammed içinizden hiç kimsenin babası değildir; fakat o, Allah’ın elçisi ve bütün peygamberlerin sonuncusudur”(Ahzab,40) buyurarak, peygamberlerin sonuncusunun Hz. Muhammed (sav) olduğunu ve bir daha peygamber gelmeyeceğini bildirmiştir… Hz Muhammed (sav)’in ise bütün âlemlere, insanlığı inkâr ve cehâlet karanlığından kurtararak dünya ve âhirette mutluluğa ulaştırmak için gönderildiğini bildirerek de şöyle buyurmuştur:”

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا كَافَّةً لِلنَّاسِ بَشٖيرًا وَنَذٖيرًا وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

““Ey Muhammed! Biz seni, sâdece belli bir çağa ve belli bir topluma, belli bir bölgeye Peygamber olarak göndermedik… Kıyamete kadar gelecek bütün insanlığı rahmetimizle müjdelemen ve azabımızla uyarman için gönderdik… Ama insanların çoğu bunu bilmezler…” (Sebe,28)”

وَمَا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖينَ

““(Ey Muhammed) Biz seni ancak âlemlere rahmet için gönderdik…”(Enbiyâ;107) Rahmet elçisi olarak gönderilen Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav)’in hicri doğum yıldönümünü yâd ediyoruz Önümüzdeki Çarşamba akşamı Mevlid Kandilini idrak edeceğiz inşallah… Ama öncelikle Peygamberimizi sadece doğum yıldönümlerinde anmakla ona olan görevlerimizi yerine getirmiş olmayacağımızı bilmemiz lazım… Hiç şüphesiz Hz. Peygambere iman etmek, onu sevmek, ona itaat etmek, ona tabi olmak imanımızın ve dinimizin bir gereğidir…”

Değerli Mü’minler!.. Hz. Muhammed Rebîulevvel ayının 12. gecesinde, Miladi 20 Nisan 571 yılında Mekke'de doğmuştur Babası Abdu'l-Muttalib'in oğlu Abdullah, annesi de Vehb'in kızı Âmine'dir Doğumundan birkaç ay önce babasını, altı yaşında iken de annesini kaybeden Peygamberimiz, sekiz yaşına kadar dedesi Abdu'l-Muttalib'in, daha sonra da amcası Ebu Tâlib'in yanında kalmış, 25 yaşında Hz.Hatice ile evlenmiş, ondan Kasım, Abdullah adlarında iki oğlu; Fâtıma, Zeyneb, Rukiyye, Ümmu Gülsûm adlarında dört kızı; Medine'de Mısırlı Mâriye adlı cariyeden de İbrâhîm adlı bir oğlu olmuştur… Fakat Hz.Fâtıma dışındaki çocuklarının hepsi kendi sağlığında ölmüşlerdir… Hz.Fâtıma da kendisinden altı ay sonra vefat etmiştir

Kırk yaşında peygamber olan Hz. Muhammed (sav), on üç yıl Mekke'de çetin bir mücâdele vererek insanları İslam’a davet etmiştir Bu görevini sürdürdükten sonra Mekke’de artık yaşama imkânı kalmayınca Cenab-ı Allah’ın izniyle 622 tarihinde Medine'ye hicret etmiş, bu hicreti daha sonra Müslümanlarca tarih başlangıcı kabul edilmiştir… On yıl da yine çetin mücadelelerle, kendisine vahyedilen Kur’an’ın anlattığı İslâm'ı, Medine'den yaymaya çalışmış ve Hicretinin altıncı yılında Hudeybiye'de müşriklerle yapılan Barış Antlaşması'ndan sonra İslâm'ın önündeki engeller bir bir kalkmaya başlamış, kendisi henüz hayatta iken İslâm, bütün Arap Yarımadası'nı kucaklamıştır

Hz. Muhammed (sav) peygamber olduktan sonra 23 yıl yaşamış, bu süre içinde Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerîm, parça parça inerek tamamlanmıştır… Kendisi de şirk düzenini yıkıp, gönülleri yalnız Allah sevgisine, O'na kulluğa yönelterek İslâm tebliğini tamamlamış ve Hicretin 11. yılı Rebî'ul-evvel ayının 13. günü (8 Haziran 632 tarihinde), görevini yapmış olmanın huzuru içinde dünyâdan ayrılıp, Refîk-ı a'lâ'ya gitmiştir

Değerli Mü’minler!.. Peygamberimizin mesajlarını, sünnetini, ahlakını, bir ömür uğruna hayatını adadığı mücadelesini çok iyi anlamalıyız ve günümüze taşımalıyız… Yani O’nu sadece doğum günlerinde anmakla yetinmemeliyiz Peygamberimizi bütün dünya insanlarına, özellikle bunalım ve sapıklık içinde bocalayanlara tanıtmalıyız… Ancak Onun getirdiği evrensel mesajla kurtulabileceklerini anlatmalıyız… Çünkü Cenab-ı Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor:

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

““Ey Muhammed! Allah’ı sevdiğini iddia eden ve O’nun sevgisini kazanmak isteyen kimselere de ki: ‘Eğer siz gerçekten de Allah’ı seviyorsanız, Allah’ın emirlerini size ileten bir elçi olarak bana ve bana indirilen Kur’ân’a uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın… Çünkü Allah, pişmanlıkla tövbe edildiği takdirde, en büyük günahları bile bağışlayandır, merhamet edendir…””

قُلْ اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ

“‘Allah’ın Elçisini devre dışı bırakarak Allah’a itaat edebileceklerini sanan o şaşkınlara da şunu de, şunu söyle ki: “Allah’a ve O’nun mesajını size ileten şu son Elçiye itaat edin!” Eğer yüz çevirirlerse, onlar şunu iyi bilsinler… Allah’ın elçisine karşı gelmek Allah’a karşı gelmek demektir… Bu da onu inkâr etmek anlamına gelir… Allah da inkâr edenleri hiç sevmez!.. Sevmediği için de onları doğru yola iletmez…”(Âl-i İmran,31-32)”

Değerli Kardeşlerim!.. Bu ayetlerde, Allah’ın sevgisini kazanmak, Allah’ın dinini öğrenmek ve yaşamak isteyen kimselerden, Hz. Peygambere uyulması isteniyor… Hz. Peygamberi kendisine örnek almadan, yani kısaca ona itaat etmeden dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmanın başka bir yolu yoktur O halde şu Cuma vaktinde dönüp kendi nefislerimize şunları soralım bakalım… Acaba biz Onun emanetlerine ne kadar sahip çıkabiliyoruz?.. Sosyal ilişkilerimizde, ticaretimizde, aile yapımızda, ibadet hayatımızda, ahlakımızda kısacası hayatımızın bütün alanlarında Peygamberimize ve onun öğretilerine ne kadar yer veriyoruz?.. Eğer bu sorulara nefislerimiz hiç şeksiz, şüphesiz, amasız, fakatsız cevap verebiliyorsa sorun yok… Elhamdülillah… Yok eğer cevap veremiyorsak, o zaman kendimize şunları soralım… Hani ona iman etmiştik?.. Hani onu seviyorduk?.. Acaba artık sevgimiz sadece dilde mi kaldı?.. Acaba Hz. Peygamberin yaşayıp uyguladığı İslam ile bizim yaşadığımız İslam arasındaki bu farkı nasıl açıklayacağız?.. Acaba Peygamberimiz bizden kendine hatimler okunmasını mı istiyor?.. Yoksa binlerce salavat getirilmesini mi?.. Acaba bunlara onun mu ihtiyacı var, yoksa bizim mi ihtiyacımız var?..

Bize düşen görev Peygamberimizin güzel davranış ve ahlaki özelliğini tanımak ve öğrenmektir Onun ahlakı Kur’an’dı Onun için bizim görevimiz Kur’an’ı öğrenip, uygulayıp insanlara duyurmaktır

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا

““Ey iman edenler!.. Allah’ı ve âhiret gününü arzulayan ve O’nu sürekli anıp yücelten kimseler için Allah’ın Elçisi, o sarsılmayan imanı, tertemiz ahlâkı, fedâkârlığı, cömertliği, cesareti, kararlılığı ve çalışkanlığı kısaca bir hayat boyu yaşadığı kulluğu ile gerçekten size mükemmel bir örnektir… Şahıs olarak Peygamberi, toplum olarak da onun arkadaşlarını kendinize örnek almalısınız ”(Ahzab,21)”

Değerli Mü’minler!.. Hıristiyanlar ve Yahudiler peygamberi hayatlarından çıkarmışlar Yahudi ve Hristiyanların düştüğü bu hatalara bizler de düşmeyelim Ayrıca Allah-u Teâlâ bizim Peygamberimizi son peygamber olarak görevlendirip, Ona itaat etmeyi farz kılarak gereken önem ve değeri vermiştir

Bize düşen görev, Peygamberimizin emanetine sahip çıkmaktır… Bize düşen görev onun çağrısına, sünnetine her zaman ve her yerde kıyamete kadar icabet etmektir… Onun ömrü boyunca davet ettiği, açıkladığı Kur’an’ı okuyup anlamadan, onun sünnet ve hadislerini yaşamadan onun ahlakıyla ahlaklanmadan sadece onu överek, methiyeler ve şiirler okuyup yücelterek, belirli günlerde anarak onu sevmek ona itaat etmek olmaz…

Değerli Mü’minler!.. Peygamberimizin 23 yıl boyunca davet ettiği Kur’an’ı ve açıklayıp uygulayarak örnek olduğu sünnetini düşüncelerimize, hayatımıza, kişiliğimize, ahlakımıza, davranışlarımıza, alışverişimize, evimize taşımazsak ona hakiki manada itaat etmiş olmayız… Onun sünnetine tabi olmuş olmayız… Onun hadislerini okuyup anlamadan, hayatımıza uygulamadan onu kendimize örnek alamayız…

اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِىِّ يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيمًا

““Hiç kuşkusuz Allah ve melekleri, Peygambere salât ederler Allah-u Teâla Peygamber’ine karşı çok merhametlidir… Ona dâimâ sevgiyle yönelir… Onu över… İşlerini bereketli kılar… İsmini yüceltir… Onun üzerine rahmetini indirir… Melekler de Peygamber’i çok severler… Onun en yüce makâmlara ulaşması için, İslâm’ın ve Müslümanların üstün gelmesi için Allah’a duâ ederler… Onun şerefini gözetmeğe, şanını yüceltmeğe özen gösterirler… O halde; ey inananlar, ey iman edenler… Sizin kurtuluşunuz için her şeyini fedâ eden bu Peygamberin izinden yürüyün… Bütün gücünüzle onun davasını destekleyin… Ona saygı duyun… Onu yüceltin… Allah-u Teâla ve melekler gibi siz de ona salât edin… Hatta ona tüm kalbinizle esenlikler dileyerek içtenlikle selâm edin!..” (Ahzab,56)”

Dolayısıyla biz Peygamberimiz Kur’an’a göre nasıl bir hayat yaşamışsa kendimize onu örnek alıp hayatımıza taşıyacağız… Onun Allah’a olan itaatini, sarsılmaz imanını ve salih amellerini öğrenip kendimize örnek alarak hayatımıza taşıyacağız… Allah yolunda mücadelesini kendimize örnek alacağız… Doğruluğunu, adaletini, insanlara sevgisini ve saygısını, güvenilirliğini, müsamahasını, barışa verdiği önemi, yumuşak huyluluğunu, çalışkanlığını, kanaatini, şefkat ve merhametini, cömertliğini kendi hayatımıza taşıyacağız… Vefakârlığını; Allah’a karşı, insanlara karşı, Müslümanlara karşı vefakârlığını, ailesine ve yakınlarına nasıl vefa gösterdiğini çok iyi öğrenip kendi hayatımıza taşıyacağız…

Başta Peygamber Efendimiz olmak üzere sahabe-i kiram ve bunların yolundan gidenler o güzel yaşayış tarzları ile bizim için çok güzel örnek olmuşlardır…