PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK AHLAKI
Değerli Müslümanlar!.. Cafer-i Tayyar (RA) Habeş Kralına, yaşadıkları ortamı anlatıyor… Diyor ki; “Biz putlara tapan, ölmüş hayvan eti yiyen, kız çocuklarını diri diri gömen bir kavimdik… Akrabalarımızla ilgilenmez, komşuluk hukukuna dikkat etmezdik… Kuvvetliler zayıfları ezer, zenginler daima fakirlerin üzerinden geçinirlerdi…” Ve daha sonra Peygamberimizin gelişini anlatıyor… Diyor ki; “Cenab-ı Hakk içimizden asil, doğru, güvenilir, iffetli birisini gönderdi… Ve o bize Allah'a ibadet etmeyi, putlara tapmamayı, doğru olmayı, emanete riayet etmeyi, emin olmayı öğretti ve akrabalara, komşulara mutlaka ilgi göstermek ve günahlardan uzak durmak noktasında bizi uyardı” diyor… “Kan dökmek, yalan söylemek, haram mal yemek noktasında bize uyaran bir Peygamber, Hz. Muhammed (AS)’ı gönderdi” diye yaşadıkları ortamı anlatıyor…
Değerli Mü’minler!.. İslam tarihinde İslam’ın ve Hz. Muhammed (SAV)’in niçin gönderildiğini en güzel özetleyen iki konuşma vardır…
Bunlardan birisi; Cafer-i Tayyar Hz.leri'nin Habeş Kralı Necaşi’ye yaptığı bu konuşma… Diğeri de, İran komutanlarından Rüstem'e, Rib’i bin Amir’in yaptığı konuşma…
İkinci konuşma da Kadisiye Savaşı’nda oluyor… O konuşmada da Rib’i bin Amir diyor ki; “İslam'ın gelişi ve bizim İslam Peygamberinin insanlığa öğretisi şunlar” diyor… “Bir; insanlar kula kul olmayacaklar, sadece Cenab-ı Kakk’a kul olacaklar” diyor… İki; insanların dünyada sıkıntı çekmesini ortadan kaldırmak ve dünya-ahiret saadetini temin etmek… Üçüncüsü de; batıl dinlerin insanlara yaptığı zulmü ve eziyeti önleyip, İslam'ın adaletini tesis etmek…”
Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Hakk'a inanmayan, Cenab-ı Hakk'ın yüceliğini, kudretini, her şeyi bildiğini, mutlaka iyiliğe mükâfat, kötülüğe de ceza vereceğine inanmayan bir insan merhametli olamaz…
İnsanların merhametli olması için, Cenab-ı Hakk'ın yüceliğini kabul etmesi ve onun mutlaka bir gün kendisini hesaba çekeceğini idrak etmesi lazım… Çevrenizde insanları şöyle bir gözlemlediğinizde, Mevla ile münasebeti iyi olmayan insanların merhametinin olmadığını göreceksiniz… Acımasız, öldürmekten zevk alan insan Cenab-ı Hakk’a inancı az olan ve ya hiç olmayan insandır… İnanan, Cenab-ı Hakk’ın yüceliğini kabul eden bir insan, herhangi bir canlıya eziyet edemez… İnancı kıt, inancı zayıf olan insanlar etrafındaki kişileri basit bir varlık, ezilesi bir varlık olarak görür… O yüzden tevhid inancı deyip geçmemek lazım…
İkincisi adalet dedik… Üçüncüsü de, dünyaya aldanıp, dünyada her şey benim olsun sevdasıyla insanlara eziyet etmeyi ve zulmü ortadan kaldırmaktır… Peygamberimizin getirdiği esaslar bunlar…
Fatiha'dan Nas Suresi’ne kadar Kur'an-ı Kerim'in bütün ahkâmını okuduğunuzda; Kur'an-ı Kerim adaleti tesis ve zulmü ortadan kaldırma esasını getirir… Yani bütün hükümler onun üzerine bina edilmiştir…
Garibanı ezmeniz, fakir-fukaraya eziyet etmeniz kesinlikle yasaklanır ve bütün emirlerde buna yer verilir.. Adalet tesis edilecek, mağdur ve mazlum insan kalmayacak… İslam'ın ve Peygamberimizin ideali bu…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimiz her yönüyle örnek olan bir peygamber, bir insan…
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا
““Allah’ın Rasulü’nde sizin için çok güzel örnekler vardır… Onu örnek ve önder edindiğiniz takdirde ideal insan olursunuz” (Ahzap;21) buyuruyor Cenab-ı Allah…”
O kendisine indirilen Kur'an'ı eksiksiz olarak insanlığa ileten bir peygamber… Görevi bu… Cenab-ı Hakk;
وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ
“buyurarak “Senin görevin sana indirilen Kur'an'ı insanlığa iletmek”(NAHL;44) diyor Peygamberimize…”
Biz buna sünnet diyoruz… Yani Peygamberimiz yaşayan Kur'an'dır… Yani Kur'an'da neler var dediğinizde, Peygamberimizin hayatını, davranışlarını, sözlerini dinlediğiniz takdirde Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hakk'ın emirlerinin ne olduğunu açıkça görürsünüz…
Sünnet ile Kur'an birbiriyle iç içedir… Sünnet olmadan Kur'an-ı Kerim'i anlamak mümkün değil… Yani Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de mesajlarını veriyor… Ama bir açıktan verdikleri var, bir de
خَفِىٍّ
dediğimiz, açık olmayan, açıklanmaya ihtiyaç olan ayetler var…
İşte sünnet Cenab-ı Hakk’ın açıkça beyan etmediği, Peygambere açıklama yetkisi verdiği alanla ilgili noktalarda, mutlaka müracaat edilmesi gereken önemli bir kaynak olarak önümüze çıkıyor…
O yüzden; Değerli Kardeşlerim!.. Günümüzde Kur'an Müslümanlığı falan diyor bazıları… Eğer Müslümanlığın başına Kur'an Müslümanlığı, hadis Müslümanlığı, demokratik Müslümanlık falan gibi ikinci bir kelime getiriliyorsa ondan şüphelenin… Eğer Müslümanlığın başına böyle her hangi bir sıfat getiriliyorsa, bilin ki; orada bir sıkıntı var demektir… Müslümanlık Müslümanlıktır… Müslümanlığın temelinde Kur'an vardır ve onu açıklayan sünnet vardır…
Kur'an ve sünneti birbirinden ayırdığınız takdirde Kur'an yaşanamaz hale gelir Çünkü Cenab-ı Hakk mesela
اَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ
buyurur… Yani “Namaz kılın” der… Ama namazın kılınış şeklini Kur'an'da bulamazsınız… Ancak Peygamberimizin şu sözünde bulursunuz…
صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي
en nasıl namaz kılıyorsam, siz de öyle kılacaksınız” diyor… Yani kıyamı, rükûsu, secdesi… Namazın kılınış şeklini biz Peygamberimizden öğreniyoruz…
وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ
ekâtı veriniz diyor Cenab-ı Hakk… Ama bunun kırkta bir olacağını, meyve ve sebzelerde, ekilen şeylerde öşür, yani onda bir zekatın verileceğini Kur'an-ı Kerim'de bulamazsınız… Bu hükümleri ancak Peygamberimizin beyanı ve uygulamasında görebilirsiniz…
O halde Kur'an'ı yaşayabilmeniz, Kur'an'ı hayatınıza tatbik etmeniz sünnet-i seniyyeyi bilmek ve onu uygulamakla mümkün olur… Sünnet; Müslümanların birlik ve beraberliğini temin eden önemli bir unsur… Yani sünnete muhalif olmanın, sünnete karşı çıkmanın en tehlikeli yönü Müslümanların birliğini ortadan kaldırmaktır… O yüzden dikkatli olmak lazım…
Değerli Kardeşlerim!.. Şimdi gelelim Peygamberimizin ahlakı meselesine… Sahabe-i kiramdan birisi Hz. Aişe validemizden O’nun ahlakı nasıldı diye bilgi almak ister… Hz. Aişe validemiz “Sen Kur'an okumasını biliyor musun?” der… Sahabe “Evet” der… “Kur'an okuyor musun?..” “Evet…” Hz. Aişe “Onun ahlakı Kur'an'dı” buyurur…
Yani Kur'an'ı okuduğunuz takdirde onun ahlakını görüyorsunuz… Yani Peygamberimiz yaşayan Kur'an… Yani Kur'an'ın yaşanmış, hayata tatbik edilmiş yönü olması bakımından en büyük örnek ve önderimiz…
Değerli Kardeşlerim!.. Mesela; Peygamberimizin “Dövme yapan ve yaptıran lanetlenmiştir” diye bir hadisi var… Abdullah bin Mesut bunu rivayet etmiş, söylemiş… Ben-i Esed kabilesinden bunu duyan bir kadın Abdullah Bin Mesut’un evine gelir…“Sen dövme yapan ve yaptıran lanetlenmiştir diyormuşsun… Hâlbuki ben Kur'an'ı baştan sona okudum, Kur'an'da bununla ilgili bir şey yok” demiş…
Günümüzde birilerinin dediği gibi… Kur'an'da bu yok… Kur'an'da şu yok gibi… Kur'an Müslümanlığı… Bu ifadeleri maalesef çok duyuyoruz… Bu hanımefendi de Kur'an'ı baştan sona okumuş… Ama dövme yaptırmanın yasaklığıyla ilgili bir hüküm görememiş… Doğru, açık bir hüküm yok… Hatta “Belki senin hanımında bile dövme vardır” demiş… Abdullah bin Mesut “İçeri gir bak” demiş… Kadın Abdullah bin Mesut’un hanımına bakıyor, dövmesi yok… “Yokmuş” diyor…
Daha sonra Abdullah bin Mesut ona Haşir Suresi’nin 7. ayetini okuyor…
وَمَا اٰتٰیكُمُ الرَّسُولُ
“Rasulüllah (AS) size ne verdiyse”
فَخُذُوهُ
“onu alınız”
وَمَا نَهٰیكُمْ
“neden yasakladıysa”
عَنْهُ فَانْتَهُوا
“ondan vazgeçiniz…” “Bu ayet-i kerimeyi biliyor musun?” diyor… “Evet biliyorum…” diyor kadın… “İşte o budur” diyor Abdullah bin Mesut…”
Yani; her konu, her yasaklama Kur'an'da geçmeyebilir… Peygamber bir şeye yasak diyorsa, o Cenab-ı Hakk adına hüküm veriyor… Onun için bu ayette “Onun verdiklerini alın, yasakladıklarından vazgeçin” diyor Cenab-ı Hakk… “Dolayısıyla dövmenin hükmünü Kur'an'da bulamazsın, ama yasaklama hususu Peygamber tarafından yapılmıştır” diyor Abdullah bin Mesut…
O halde; Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'de net ve açık olmayan bir takım hükümleri de beyan etme yetkisine sahip olan bir peygamberdir… Onun görevi budur… O bir şey veriyorsa alınacak… Bir şey yasaklıyorsa vazgeçilecek… İllâ Kur'an-ı Kerim'de geçmesi gerekmediğini biz buradan anlıyoruz…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimiz Cenab-ı Allah tarafından örnek gösterilip, övülerek
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
buyurulan ayette “Sen gerçekten yüce bir ahlak üzeresin… Ahlakın o kadar güzel ki, herkesten üstünsün”(KALEM;4) diyor… İşte Hz. Aişe de “İnsanların ahlak bakımından en üstünü Hz. Muhammed Mustafa’dır” diyerek bunu ifade ediyor…
Mesela; yine “Ev halkından birisi ve ya herhangi bir insan ‘ya Muhammed’ diye seslendiği zaman lebbeyk diye cevap verirdi” diyor Hz. Aişe… Yani kim olursa olsun kendine seslenen birine “Lebbeyk-Buyur” diye cevap veren bir peygamber…
O yüzden Cenab-ı Hakk,
وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ
buyurarak “Sen insanlar içerisinde fevkalade ahlak sahibi mükemmel bir insansın” diye Peygamberimizi ve onun ahlaki güzelliğini övmüş… Peygamberimiz de “Rabbim beni terbiye etti… Yani ahlakımın güzelliği Cenab-ı Hak'tan geliyor, beni bu güzel ahlak üzere yapan Cenab-ı Hakk’tır” demiş…
Bir kabile Peygamberimizi tanımak ve İslam’ı araştırmak için Medine'ye geliyorlar… İçlerinde Münzir el-Eş’et isminde birisi var… O zat davranışları ve ahlaki güzelliğiyle Peygamberimizin dikkatini çekiyor… Ve “Sende Cenab-ı Hakk'ın sevdiği iki tane güzel özellik var… Bir, yumuşak huylusun… İkincisi, teenni ile hareket ediyorsun… Yani aceleci değilsin… Bir şeye karar vereceğin, bir şey yapacağın zaman mutlaka işin önünü ve arkasını düşünerek yapıyorsun” diyor…
Peygamberimiz Münzir el-Eş’et’in üzerinden Allah’ın sevdiği bu iki özelliği öğretiyor bize… İster idari hayatta, ister insani hayatta, isterse sosyal ilişkiler noktasında başarılı olabilmek için -bir- yumuşak huylu olacaksın, -iki- aceleyle karar vermeyeceksin diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah Peygamberimizin yumuşak huyluluğunu da anlatıyor bize Kur’an’da…
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْ
““Allah'ın bir rahmeti olarak, Allah'ın bir yardımı olarak onlara yumuşak davrandın”
وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا
““Eğer kaba birisi olsaydın…”
غَلٖيظَ الْقَلْبِ
““Katı kalpli olsaydın…”
لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَ
““Etrafında hiç kimse kalmazdı” buyuruyor…”
Yani bu yumuşak huyluluğun, kati kalpli olmayışın, kaba olmayışın sebebiyle insanlar etrafındalar diyor… Ve ayet devam ediyor…
فَاعْفُ عَنْهُمْ
““Onları affet…”
وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ
““Onlar için Cenab-ı Hakk'tan af dile…”
وَشَاوِرْهُمْ فِى الْاَمْرِ
““Bir iş yapacağın zaman onlarla istişare et” diyor”
Burada asıl mesaj biz Müslümanlara, biz insanlara veriliyor… Yumuşak huylu olmak, katı kalpli olmamak, kaba olmamak insanların sizi sevmesi için önemli üç unsurdur diyor bize… İnsanlar o Peygamberi bunun için çok sevdiler… Eğer siz de Onun gibi olursanız siz de çok sevilirsiniz diyor…
فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ
““Bir şeye karar verdiğin zaman artık Allah’a güven… İstişare ettin, karar verdin, devam et…”
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلٖينَ
““Allah kendisine dayananları, güvenenleri sever…”(AL-İ İMRAN;159) Ayet-i kerime böyle bitiyor…”
Yani Peygamberimiz Cenab-ı Hakk tarafından böyle övülmüş ve vasıfları bize tek tek böyle sayılıyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Bir de iyi bir Müslüman olmak için gayret eden bir insanın Peygamberimizi nasıl gördüğüne bakalım…
Umman meliki Cifer diye bir zat var Peygamberimizle muhabbeti, sohbeti olan bir zat bu… Daha Müslüman olmadan önce devamlı Peygamberimizin hal ve hareketlerini gözlemleyen bir kişi… Bu zat; “O emrettiği şeyleri ilk defa kendisi yapıyor… Şunu yapın diyor, ama ilk uygulayan kendisi… Şunu yapmayın diyor, ondan en çok sakınan kendisi” diyor… Bunu görmüş Peygamberimizden… “Galip geldiği zaman kibirlenmiyor… Mağlup durumuna düştüğünde azminden vazgeçmiyor… Ahdini yerine getiriyor ve vaat ettiği zaman mutlaka onu uyguluyor” diyor… Ve neticede şunu söylüyor
رَسُولُهُ أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا
““Ben inanıyorum ki; Muhammed peygamberdir” diyor…”
Değerli Kardeşlerim!.. Bu vesileyle size şu bilgiyi de vereyim… Peygamberimizin haline bakarak, davranışlarına, ahlakına bakarak Müslüman olanların oranı %90'dır… Yani sözlü beyanı sebebiyle Müslüman olanlar elbette var… Ama onu görerek, onunla yaşayarak, onun davranışlarını gözeterek Müslüman olanların oranı %90… Bugün bizim buna gerçekten çok ihtiyacımız var… Konuşmak kolay… Bir şeyler söyleyerek insanların dikkatini çekmek mümkün… Ama onu hayatınıza nasıl yansıttığınız daha etkili… Öyle insanlar var ki, Peygamberimizin yüzüne bakarak Müslüman oluyor… Diyorlar ki; bu yüzün sahibi yalancı olamaz… İşte Müslümanın Peygamberden alacağı en güzel örnekler bunlar…
Davranışlarıyla İslam'ı hayatına yansıtan insan, ahdini yerine getiren, vaat ettiği zaman vaadini yerine getiren insan olabilmek… Peygamberimizin arzuladığı Müslüman bu… Maalesef bu noktalarda sıkıntılarımız var…
خُذِ الْعَفْوَ وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖينَ
Değerli Kardeşlerim!.. Bu Araf Suresi’nin 199. Ayeti… Bu ayet-i kerime indiğinde Peygamberimiz bu ayeti anlayamıyor… Vahiy getiren meleğe soruyor… Cebrail “Ben bilmem, benim görevim bu ayetleri sana getirmek… Senin görevin anlayıp uygulamak… Ama Cenab-ı Hakk'a arz edeyim, sana bunun ne anlama geldiğini daha sonra beyan ederim” diyor…
خُذِ الْعَفْوَ
““Affedici ol…”
وَاْمُرْ بِالْعُرْفِ
“İyiliği emret…”
وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلٖينَ
“ahillerden yüz çevir…””
Ayet-i kerime bu… Kelime olarak anlaşılmayacak bir ayet değil… Fakat nasıl uygulanacak, uygulaması önemli… Daha sonra Cebrail bu ayeti kerimeden muradın ne olduğunu şöyle anlatıyor… Diyor ki “Allah Teala bu ayet-i kerimede sana şöyle emrediyor… Gelmeyene gideceksin diyor…” Hani, akrabanız sana gelmiyor, sen de gitmiyorsun… Ondan sonra sıla-i rahim kesiliyor, işte o olmayacak diyor… Gelmeyene gideceksin… “Sıla-i rahmi ihmal etmeyeceksin” diyerek ayetten çıkan ilk hüküm… Devam ediyor Cebrail; “Sana vermeyene vereceksin…” Hocam bir menfaat yok, niye vereyim?.. Önemli olan sana vermeyene vermek… Ayetten çıkan ikinci hüküm bu… Sonra “Sana zulmedeni affedeceksin” diyor Cebrail…
Bakınız ayette kelimeler belli… Huz, af, emir, cahil… Çoğu bu gün Türkçede kullandığımız kelimeler… Fakat bu ayetin hayata yansıtılmasının nasıl olacağını soruyor Peygamberimiz… Cebrail de Cenab-ı Hak'tan aldığı emirle bu ayetten ne anlam çıkması gerektiğini, nasıl uygulanacağını beyan ediyor… “Sana gelmeyene gideceksin, vermeyene vereceksin ve zulmedeni affedeceksin” diyor… Zor mu zor valla… Ama iyi bir Müslümanın, ideal bir Müslümanın yapmak için gayret etmesi gereken güzel davranışlar bunlar…
Evet Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz bunları hayatına yansıtarak bize hep örnek olmuş… O da bir insandı… Ben yaptım siz de yapabilirsiniz demiş ve böyle örnek olmuş bize…
Hadis âlimlerimizden Ebu Davud Peygamberimizin binlerce hadisini toplamış… Kütüb-ü Sitte’den Sünen’in müellifi… Fakat Ebu Davud “Dininizi yaşamanız için size şu dört hadis kâfidir” der… Yani İslam'ı bize kısaca özetleyen dört hadisten bahseder… Ben de bu hadislerle sözlerimi bitireyim…
Birinci hadis; “
إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ،
““Ameller niyetlere göredir…” Samimiyetiniz ve ihlasınız yaptığınız ibadetin kıymetini ve değerini belirliyor… Riya ile yani gösteriş ve menfaat için yaptığınız her şey boşa gidiyor…”
İkinci hadis;
لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأَخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ
““Siz kendiniz için istediğiniz ve sevdiklerinizi din kardeşiniz için de isteyip sevmedikçe samimi mü’min olamazsınız…” Müslümanlar hakkında konuşurken dikkatli olmak lazım yani…”
Üçüncü hadis;
مِنْ حُسْنِ إِسْلاَمِ الْمَرْءِ تَرْكُهُ مَا لاَ يَعْنِيهِ
Peygamberimiz burada güzel, ideal Müslümanın tarifini yapıyor… “En güzel Müslüman boş şeyleri, faydasız şeyleri terkeden insandır…” Yani dünyasına fayda vermeyen, ahiretine faydası olmayan şeylerle meşgul olmak malayani ile meşgul olmak anlamına gelir… Müslümanın işinde-gücünde, konuşmasında, bakışında, her türlü hareketinde dünya ve ahiret kaygısı olacak…
Dördüncü hadis de şu; “Haram belli, helal de belli… Ama bunun arasında herkesin bilemediği şüpheli şeyler vardır” buyuruyor Peygamberimiz… “Bunlardan sakınınız… Zira şüpheli şeylerle meşgul olacak olursanız harama düşme ihtimaliniz büyüktür” diyor…
Bu dört hadis İslam’ı özetliyor… Bir; Niyetiniz iyi ve temiz olacak… İkincisi; Kendiniz için sevdiğiniz, istediğiniz şeyleri din kardeşiniz için de sevip, isteyeceksiniz… Üç; Boş işlerle uğraşmayacak, boş laf konuşmayacaksın… Dördüncü hadisi şerife göre de; şüpheli şeylerden sakınacaksın…
Vel hasıl-ı kelam; Peygamberimiz bizler için ideal örnek ve yaşayan Kur’an… Sözleriyle, davranışlarıyla Kur'an'ı bize intikal ettiren bir peygamber… Bize düşen Peygamberimizin hayatını öğrenmek, davranışlarını öğrenmek ve mümkün mertebe onun davranışlarını hayatımıza yansıtmak olacak…
Bugün insanlığın buna ihtiyacı var… Bu gün Müslümanların buna ihtiyacı var… İnsanlık Rasulüllah’ı tanıdıkça yücelecek… Peygamberimizin sözlerini anladıkça yücelecek… Davranışlarını gördükçe ve hayatına yansıttıkça yücelecek…
Mevlamız cümlemizi kendisine kul, Habibine Ümmet eylesin…
