Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Rabbenağfirlî Duasının Anlamı ve Tefsiri

İsmail Sezkin

RABBENAGFİRLİĞ DUASI, ANLAMI VE TEFSİRİ


رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

“uası, Kur'an-ı Kerim'de İbrahim Suresi’nin 41. Ayeti olarak yer alır… Bu dua hesabın görüleceği kıyamet gününde kendisi, annesi, babası ve bütün müminler için af ve mağfiret istemektir…”

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“ani; “Ey Rabbimiz!.. Herkesin hesaba çekileceği günde beni, anamı-babamı ve bütün müminleri bağışla…” Bu kısa ama çok derin duayı her namazımızda okuyoruz…”

رَبَّنَا

“Yani “Rabbimiz” diye başlıyor dua… Rab kelimesi bizi yoktan var eden, büyüten, terbiye eden, rızıklandıran, her an her şeyimizi bilen ve gözeten anlamına gelir…”

Hz. İbrahim Peygamber bu duayı yaparken “

اللَّهُمَّ

yani ‘Allah'ım’ dememiş, “

رَبَّنَا

demiş… Çünkü o burada tıpkı bir çocuğun babasına sığınması gibi, Rabbinin merhametine, şefkatine sığınıyor… ‘Sen bizim Rabbimizsin, bizi büyüten koruyan sensin’ diyor… “

اغْفِرْ لٖى

Iğfirlî” ‘Beni bağışla…’ “Gafir” kelimesi örtmek, gizlemek, bağışlamak anlamına gelir… Allah-u Teala’nın Esma’ül-Hüsnasından olan ‘Gafûr’ ismi de buradan gelir… Yani günahları örten, bağışlayan demektir ‘Gafûr’…

Diyelim ki; bir insanın bir hatası, bir günahı var… Rabbimiz o hatayı affettiğinde sadece cezasını kaldırmaz, o hatayı öylesine örter ki, sanki hiç olmamış gibi olur… Ne melekler bilir, ne insanlar bilir, ne de kıyamet gününde herkesin önünde açılır… İşte mağfiret budur… Sadece af değil, tam bir örtme, gizleme, yok etmedir…

وَلِوَالِدَیَّ

“e annem-babam için…” Hz. İbrahim önce kendisi için mağfiret diledikten sonra, anne babasını da unutmuyor… Çünkü anne-baba hakkının çok büyük olduğunu biliyor…”

Namazlarımızda bu duayı okuyunca, kendimiz için dua ettikten sonra; anne-babamızın bize verdiği emekleri, bizi büyütmelerini, bizim için çektikleri sıkıntıları düşünerek onlar için de dua ediyoruz…

وَلِلْمُؤْمِنٖينَ

“e müminler için…” İşte duanın en muhteşem yanı burası… Hz. İbrahim sadece kendisi ve ailesi için dua etmekle kalmıyor, bütün müminleri de kucaklıyor…”

Düşünün Adem (A.S.)'dan günümüze ve bugünden kıyamete kadar gelecek bütün müminler… Hepsi bu duanın içinde… Sen de, ben de, bizden öncekiler de, sonrakiler de…

يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“esap gününde…” Hz. İbrahim bu duayı, herkesin amellerinin tartıldığı, hesabın görüldüğü, kurtuluş veya helak günü olacak olan, o büyük gün için, Mahşer Günü için yapıyor…”

O gün; insanoğlunun en çok mağfirete ve yardıma muhtaç olacağı gün olacak… İşte Hz. İbrahim şimdiden o gün için hazırlık yapıyor…

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

“duası Hz. İbrahim'in, İbrahim Suresi’nde yaptığı büyük dualar serisinin son halkasıdır… Bu dualar serisine bir bakalım şimdi…”

35. ayet Mekke'nin güvenli kılınması…

Hz. İbrahim duasına şöyle başlar

رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا الْبَلَدَ اٰمِنًا وَاجْنُبْنٖى وَبَنِىَّ اَنْ نَعْبُدَ الْاَصْنَامَ

abb'im!.. Bu beldeyi, yani Mekke'yi güvenli kıl, beni ve evlatlarımı putlara tapmaktan uzak tut…”

Bakın; Hz. İbrahim önce güvenlik istiyor… Çünkü güvenlik olmadan ne ibadet olur, ne huzur… Sonra da en büyük korkusunu dile getiriyor; putlara tapmak yani şirk…

36. ayet merhamet ve bağışlama… Hz. İbrahim devam ediyor…

رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَثٖيرًا مِنَ النَّاسِ فَمَنْ تَبِعَنٖى فَاِنَّهُ مِنّٖى وَمَنْ عَصَانٖى فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

““Rabbim!.. Putlar birçok insanı saptırdı… Ama kim bana uyarsa o bendendir, kim de bana karşı gelirse şüphesiz sen Gafur ve Rahimsin…””

İşte burada Hz. İbrahim'in merhametli yüzünü görüyoruz… O isyan edenlere bile beddua etmiyor, onları Allah'ın merhametine havale ediyor… ‘Sen bağışlayansın, sen merhamet edensin’ diyor… Çok güzel bir duruş bu…

Buradan şunu öğreniyoruz… Belki sana da haksızlık yapan vardır… Acaba sen de Hz. İbrahim gibi davranabilir misin?.. Ona beddua etmek yerine, ‘Ya Rabbi!.. Sen onu bağışla, hidayet nasip et’ diyebilir misin?.. Burada mesele bunu düşünmek işte…

37. ayet; Kâbe’de namazın tesisi… Hz. İbrahim duasına şöyle devam ediyor…

رَبَّنَا اِنّٖى اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتٖى بِوَادٍ غَيْرِ ذٖى زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ

Rabb'im!.. Ben zürriyetimden bir kısmını, yani İsmail ve Hacer'i, senin beytinin yani Kabe'nin yanında çorak bir vadiye yerleştirdim…”

رَبَّنَا لِيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ فَاجْعَلْ اَفْئِدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوٖى اِلَيْهِمْ وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ

“Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım)… Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden rızıklandır, umulur ki şükrederler…””

Cenab-ı Allah bu duayı kabul etti… Bugün dünyanın dört bir yanından insanlar Mekke'ye gidiyor, kalpleri oraya çekiliyor ve o çorak vadi dünyanın en bereketli yerlerinden biri oldu…

38-39. ayet;

رَبَّنَا اِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفٖى وَمَا نُعْلِنُ وَمَا يَخْفٰى عَلَى اللّٰهِ مِنْ شَیْءٍ فِى الْاَرْضِ وَلَا فِى السَّمَاءِ

Hz. İbrahim duasının devamında şöyle der; “Rabbim!.. Sen gizli ve açık olan her şeyi bilirsin…”

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذٖى وَهَبَ لٖى عَلَى الْكِبَرِ اِسْمٰعٖيلَ وَاِسْحٰقَ اِنَّ رَبّٖى لَسَمٖيعُ الدُّعَاءِ

““İhtiyarlık halinde bana İsmail ve İshak'ı lütfettin… Hamd sana mahsustur… Sen duayı işitensin yani biliyorum ki sen beni duyuyorsun… Duamı kabul ediyorsun…””

40. ayet; namaz kılanlardan olma duası…

رَبِّ اجْعَلْنٖى مُقٖيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتٖى رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ

Hz. İbrahim devam ediyor “Rabbim!.. Beni namazımı dost doğru kılanlardan eyle… Zürriyetimden bir kısmını da namaz kılanlardan kıl…

رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ

Rabb'im duamı kabul et…”

Dikkat edin; zürriyetimin tamamı demiyor, bir kısmı diyor… Çünkü neslinden kafirlerin de geleceğini biliyor… Demek ki Allah-u Teala ona bunları bildirmiş…

Ve işte 41. ayet " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

üm bu uzun dualar serisinden sonra Hz. İbrahim duasını şöyle tamamlıyor…

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى وَلِوَالِدَیَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“ani “Rabbim!.. Hesap gününde beni, annemi-babamı ve bütün müminleri bağışla…””

Yani bu " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duası bir zirve… Önce Mekke'yi güvenli kılmak, sonra namazı tesis etmek, sonra hamd ve rızık istemek ve sonunda tüm bunların hesabının görüleceği o büyük günde mağfiret dilemek…

Şu hayatta her şey önemli Güvenlik önemli, namaz önemli, rızık önemli, evlat önemli… Ama en önemlisi hesap gününde Allah'ın affına mazhar olmak…

Hayatta ne kadar başarılı olursan ol, ne kadar zengin olursan ol, sonunda önemli olan o hesap gününde Allah'ın seni affedip affetmeyeceği…

İşte " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duası bunun için çok değerli… Çünkü bu Hz. İbrahim'in bize bıraktığı en büyük hazinelerden biri…

Hz. İbrahim bu duayı yaparken belirli bir sıra takip ediyor… Bu sıra tesadüf değil, bu bir hikmettir, bir öğretidir…

Önce kendisi beni bağışla diyor, sonra annemi-babamı bağışla diyor, en son bütün müminleri bağışla diyor…

Bu sıralamayı İslam alimleri şöyle açıklar… Önce nefis yani kendimiz, sonra usul yani köken yani anne-baba, sonra füru’ yani bütün ümmet… Başka bir ifadeyle, önce can sonra canan, sonra o cananın dışındaki bütün müminler…

Hz. İbrahim bize şunu öğretiyor… İnsan önce kendi nefsini ıslah etmeli, sonra en yakınındakilere, sonra tüm topluma faydalı olmalı…

Hz. İbrahim önce kendisi için, sonra anne-babası için, sonra herkes için dua ediyor… Ama asıl muhteşem olan, Hz. İbrahim akrabalık sınırlarını da aşıyor… Sadece benim ailem demiyor, bütün müminler diyor… İşte bu din kardeşliğidir… İşte bu külliyet zamanlar ötesi merhamettir…

Biz de bunu isteriz aslında… Sadece kendimizi değil, sevdiklerimizi de kurtarmak isteriz… Cennette onlarla birlikte olmak isteriz… İşte bu dua sayesinde, Rabbimizden her gün tekrar tekrar bunu diliyoruz…

Bu duayı okumak sadaka yerine geçer… Çünkü Peygamber Efendimiz “Sadaka verecek parası olmayan bir kişi, müminler için af ve mağfiret duası yaparsa, bu sadaka sayılır” buyuruyor…

Her okuduğun " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duası bir sadaka yerine geçiyor… Belki cebinde para yok, sadaka veremiyorsun; ama dilinde bu mübarek dua var, her okuyuşunda bir sadaka sevabı…

Geçenlerde de bahsettim; insanlar sadakayı sadece maddi olarak düşünür… Oysa manevi sadaka da var… İşte müminler için dua etmek en büyük manevi sadakadır…

Hepimizin ‘keşke yardım edebilseydim, ama elimde yok’ dediğimiz anlar başına gelmiştir… İşte Allah-u Teala o anlarda bile bize bir kapı açmış… Dua et, o da sadaka gibidir demiş…

Rasulullah (S.A.V.) ümmetinin ölmüşlerine dua edenlere özel bir mağfiret duasıyla karşılık veriyor… “Allah’ım!.. Benim ümmetimin ölmüşlerine dua edenleri bağışla” diye dua ediyor… Şimdi " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duasını okuyarak sen vefat etmiş bir mümin için dua ediyorsun… Peygamber Efendimiz de senin bağışlanman için dua ediyor… Peygamberimizin duasına mazhar oluyorsun… Peygamberin dilinden senin için mağfiret dileniyor… Peygamberimizin her duası da kabul olduğuna göre, annen-baban için, geçmişlerin için ve tüm müminler için sen dua ettiğin anda Peygamber Efendimiz de senin için dua ediyor…

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

“duasını okuyan bir kişi Adem (AS)'dan bu güne kadar gelip geçmiş bütün müminlerin sayısı kadar sevap kazanıyor… Bu ne demek?.. Adem (A.S.) insanlığın ilk insan ve o günden bugüne kadar milyarlarca mümin geldi geçti ve sen küçücük bir duayla hepsinin adedince sevap kazanıyorsun…”

Sen üç kişi için dua ediyorsun gibi görünüyor; kendin, annen-baban ve müminler… Ama Rabbimiz senin bu niyetini öyle büyütüyor ki, hesabı yok… b

Bunu şöyle düşünün; sen bir kibrit yakıyorsun, o kibrit Adem (A.S.)'dan bu güne dizilmiş milyarlarca mumu art arda yakıyor… Siz üç kişiye ışık tutmaya çalışıyorsunuz, ama Allah'ın rahmetiyle milyarlarca ışık yanıyor… Allah'ın rahmetinin sınırı yok… Sen küçük bir hayır yaparsın, o onu kat kat artırır…

Müminlere dua edenler, duaları kabul edilen ve yüzü suyu hürmetine yeryüzünün rızıklandırıldığı Allah’ın dostlarından olur… Bazı kullar vardır; Allah onları öyle sever ki, onların yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırır, rızık gönderir… Peygamber Efendimiz “Siz ancak zayıflarınızın duası ve ibadeti sayesinde rızıklanırsınız” buyuruyor… İşte " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duasını samimiyetle okuyan müminler için hep dua eden o salih zatlardan biri olabilir… Belki şu yağan yağmur senin duandan dolayıdır… Belki topraktan çıkan bereket senin müminlere yaptığın duadan dolayıdır… Allah duanı kabul eder ve senin yüzün suyu hürmetine bütün bir bölgeyi rızıklandırır…

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

“duasının odağı "”

يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“hesap günü kurtuluşudur… O gün öyle bir gündür ki insan en yakınından bile kaçacak…”

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخٖيهِ

““O gün herkes kardeşinden kaçacak…””

وَاُمِّهٖ وَاَبٖيهِ

“nnesinden-babasından kaçacak…””

وَصَاحِبَتِهٖ وَبَنٖيهِ

““Eşinden ve çocuklarından kaçacak…” Herkes nefsi nefsi diyecek, beni kurtarın diyecek…”

İşte Hz. İbrahim şimdiden o gün için hazırlık yapıyor… ‘Ya Rabbi!.. O günde beni bağışla’ diyor… İbrahim Peygamber bile o gün için böyle dua ediyorsa, demek ki bizim de o gün için hazırlık yapmamız gerekiyor… Bu hesap günü, amellerin tartılacağı sevapların ve günahların sayılacağı gün… O gün Allah'ın affına çok ihtiyacımız olacak… İşte " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

duası o gün için bir hazırlık, bir tedarik, bir azıktır…

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

“duası”

رَبَّنَا اٰتِنَا

“" duasından hemen sonra okunur… Bu da öyle rastgele değil… Önceki hafta konuşmuştuk; biz”

رَبَّنَا اٰتِنَا

“Rabbimiz!.. Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver” diyoruz…”

Yani dünya için hayırlı eş, salih evlat, helal rızık, sağlık, huzur, afiyet istiyoruz… Konuşmuştuk bunları… Ama hemen ardından " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

ile de “Ya Rabbi!.. Bu dünyevi güzellikleri verirken bizi bağışla… Dünyada bize verdiklerinin şükrünü tam olarak yapamadık, sana layık bir kul olamadık… Yani dünyada verdiklerin bizi sana karşı nankörlüğe sürüklemesin…” İşte bu " "

رَبَّنَا اغْفِرْ لٖى

nin

رَبَّنَا اٰتِنَا

ile dengesidir…

Hz. İbrahim Peygamber bu duasıyla bütün insanlığa bir model sunuyor… Bize nasıl dua edileceğini öğretiyor… Önce kendimiz, sonra en yakınlarımız, sonra bütün müminler… Mümin kardeşliğinin, sadece kendi ailemize değil, bütün müminlere kucak açarak olacağını öğretiyor… Teslimiyetin hesap gününü düşünerek ve o gün için şimdiden hazırlanarak olacağını öğretiyor…

İşte Hz. İbrahim'in bu duası bir nevi dua dersidir, teslimiyet dersidir, kardeşlik dersidir… Öyleyse biz de böyle dua edeceğiz… Sadece bana şunu ver, bunu verme diyerek değil, Hz. İbrahim gibi önce kendini, sonra aileni, sonra bütün ümmeti düşüneceksin…

Bakın; çok kısa olduğu halde, bu dua içinde ne hikmetler barındırıyor, bize ne dersler veriyor…

Budua vakit namazlarının son oturuşunda salli-barik ve "Rabbena Atina" duasından sonra okunur… Okunması sünnettir yani Peygamber Efendimiz bu duayı her namazda mutlaka okumuş… Biz de onun izinden giderek bu duayı okumaya devam ediyoruz… Yani her gün onlarca kez bu duayı okuyoruz… Her okuyuşta kendimize, anne-babamıza ve bütün müminlere dua ediyoruz ve her okuyuşta bütün bu anlatmaya çalıştığım hikmetler, faziletler bizim oluyor… Her okuyuşta ilk insan Adem (AS)'dan bugüne bütün müminlerin sayısı kadar sevap… Cenab-ı Allah bize bu kadar kolay bir yoldan, bu kadar büyük sevaplar kazandırıyor…

Bu duayı sadece namazlarda değil, başka ne zamanlarda da okumalıyız… "Rabbenağfirli" duası her ne kadar namazlarda okunsa da, sadece namazla sınırlı değildir… Bu mübarek kelimeler her fırsatta dilimizden düşmemeli… Namazların son oturuşunda Allahümme Salli ve Allahümme Barik duasını okuduktan sonra önce "Rabbena Atina" sonra bu "Rabbenağfirli" duası okunur… Bu sünnettir ve ihmal edilmemeli… Ölmüş yakınlarınızı hatırladığınızda, özellikle vefat etmiş anne babanızı, akrabalarınızı, dostlarınızı hatırladığınızda bu duayı okuyun… Mezarlık ziyaretinde, kabir başında ya da evde otururken anne babanızı andığınızda hemen "Rabbenağfirli" okuyun… Hem onlar için hayır, hem sizin için hayır…

Çünkü hatırlayın, biraz önce söyledim, bu duayı okuyanlar Peygamber Efendimizin özel mağfiret duasına mazhar olur… Günün her anında, bu duayı kaç defa okursanız o kadar sadaka sevabı kazanırsınız… Belki işe giderken yolda, belki arabada, belki iş yerinde mola verdiğinizde; her fırsatta bu mübarek kelimeleri dilden düşürmeyin…

Genellikle "Rabbena Atina" duası ile birlikte okunur… Önce "Rabbena Atina" sonra “Rabbenagfirliğ”… Böyle okuyunca önce dünya ve ahiret iyiliği istiyorsunuz, sonra mağfiret diliyorsunuz… Önce talep, sonra af yani…

"Rabbenağfirli" duasını okurken huşu ile okuyun; sadece dil ile söylemeyin, kalp ile de okuyun… "Rabbenağfirli" derken gerçekten Rab'inize hitap ettiğinizi hissedin, gerçekten af dilendiğinizi bilin… Bazen namaz kılarsın ama aklın başka yerdedir, duayı okursun ama ne okuduğunu bilmezsin… İşte o sadece dille okumaktır… Ama kalp ile okuduğunda her kelime bir başka olur… ‘Ya Rabbi beni bağışla’ derken; hataların aklına gelir, acizliğin aklına gelir ve rahmete muhtaç olduğunu hissedersin… Annemi-babamı bağışla derken; onların yüzleri gözünün önüne gelir… Bu dua hesap günü için yapılan bir dua aynı zamanda; o halde okurken o günü düşünün, mahşer günü aklınıza gelsin, o günün dehşetini düşünün… Öyle bir gün ki, herkes şaşkın, güneş başların üzerinde, herkes nefsi nefsi diyor, en yakın akraban bile senden kaçıyor… Bunları düşündüğünüzde !Rabb'enagfirliği’nin ne kadar değerli olduğunu anlarsınız…

“Velil müminine” derken bütün müminleri düşünün… Gelmiş ve gelecek tüm müminleri… Zengini fakiri, yakındaki uzaktaki… Hatta sana kötülük yapmış, sana haksızlık etmiş kişiler bile bu duanın içinde… Çünkü müminler diyorsunuz, kimseyi ayırmıyorsunuz… Sen belki o kişiye kırgınsın ama ona da dua ediyorsun… İşte bu Hz. İbrahim'in bize öğrettiği geniş gönüllülük…

"Rabbenağfirli" duasında "Valideyye" diyoruz… Yani anne baba için özel bir yer var; her namazımızda onlar için dua ediyoruz… Siz de çocuklarınıza bu duayı güzel öğretin… Bir gün siz de vefat edeceksiniz ve o zaman arkanızdan sizin için dua edecek salih evlat bırakmak, kıyamete kadar amel defterinizin açık kalması demektir… Peygamber Efendimiz “İnsan öldüğünde şu üç şey dışında ameli kesilir; 1- Sadaka icariye, 2- Faydalı ilim ve 3- Ardından dua eden salih evlat” buyuruyor… İşte o salih evlat sizin için "Rabbenağfirli"ği duasını okuyacak olan evlattır… Çok büyük bir nimet bu; hem dünyada çocuk sevinci, hem ahirette onların duası…

Bu duayı okurken; özellikle ölen yakınlarınızı, dostlarınızı hatırlayın… Belki anneniz vefat etti, belki babanız, belki bir kardeşiniz, bir dostunuz, bir akrabanız… Onları her hatırladığınızda "Rabbenağfirli"ği okuyun, onlar için mağfiret dileyin… Onların tek umudu geride kalanların duasıdır, onlar sizin sadece duanızı bekliyor… Her okuduğunuz "Rabbenağfirli" onlara bir rahmet, bir nur, bir huzur demek…

Ve unutmayın; siz onlar için dua ettiğinizde, Peygamber Efendimiz de sizin için “Allah'ım ümmetimin ölülerine dua edenleri bağışla” diye dua ediyor…

Dua sadece ahiret için değil, dünya için de bereket sebebidir… Müminler için dua edenler, duaları kabul edilen Allah dostlarından olur… Belki şu anda hayatınızda sıkıntılar var… Belki rızık darlığı, belki hastalık, belki huzursuzluk… Bu duayı ihlas ile okumaya başlayın bereketin arttığını göreceksiniz… Çünkü sen müminler için dua eden bir kul oldun ve Allah senin yüzü suyu hürmetine seni ve çevreni rızıklandırır… Allah'ın rahmeti ihlaslı kullarına mutlaka ulaşır…

Vel hasıl-ı kelam; "Rabbenağfirli" duası Hz. İbrahim'in büyük dualar serisinin son halkası… Önce kendimiz, sonra anne babamız, sonra bütün müminler için mağfiret diliyoruz… Bu duayı her okuduğumuzda Adem (AS)'dan bugüne bütün müminler adedince sadaka sevabı kazanıyoruz… Peygamber Efendimizin özel duasına mazhar oluyoruz… En önemlisi de, hesap günü için hazırlık yapıyoruz… Çünkü o gün en çok Allah'ın affına ihtiyacımız olacak…

Rabbim bizlere bu duayı hakkıyla okumayı nasip eylesin inşallah…