RAHMAN’IN HAS KULLARI
Değerli Mü’minler!.. Başı rahmet… Ortası mağfiret… Sonu da cehennemden kurtuluş olan mübarek Ramazan ayındayız… Bu ikram-ı ilahinin rahmet olan ilk bölümünü geride bıraktık… Mağfiret bölümündeyiz
Değerli Mü’minler!.. Malumunuz Cenab-ı Hak bu ayı Kur’an ayı olarak nitelendiriyor kitabında… Her Ramazan ayı girince… Hepimizin bu kürsülerden çok duyduğumuz bir ayettir… Bakara Suresi’nin 183 ile 186. ayetleri arasındaki şu ayet…
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ
““O ayki… O Ramazan ayı ki… Onda Kur’an indirilmiştir… İnsanlar için bir hidayet rehberi… Hak ile batılın arasını tefrik eden… Ayırt eden… Apaçık ayetlerin… Mucizelerin… Beyyinelerin içinde bulunduğu Kur’an’ın indirildiği aydır” buyuruyor…”
O sebeple; Kur’an bu mübarek Ramazan ayının içerisinde nazil olduğu için ve Kadir Gecesi bulunduğu için; biz bu aya on bir ayın sultanı diyoruz…
Değerli Kardeşlerim!.. Bizler bu dünyaya Cenab-ı Hakk’ı tanıma, Onu bilme ve Ona hakkıyla kul olma gayesiyle gönderilmişiz… Yine Kur’an-ı Kerim’de…(Zariyat;56)
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
““Ben insanları ve cinleri… Ancak ve sadece bana kullukta bulunsunlar… Beni Rab olarak tanısınlar Bana ibadet etsinler… Beni bilsinler diye yarattım” buyuruyor…”
Demek ki bizim bir varlık gayemiz var… Bu dünyaya rast gele bir savruluşla gelmiş, tesadüflerin sonucu olarak; insan şeklinde bir canlıya dönüşmüş bir varlık değiliz… Her şey planlı… Her şey programlı… Ve bu planın ve programın bir gereği olarak bizim bir yaratılış gayemiz var… Bir iradenin, bir kudretin, bir isteyici olan Cenab-ı Hakk’ın bilgisi dâhilinde bu dünyada bulunuyoruz… Buraya gönderilmişiz… Ve Cenab-ı Hakk’ın bizden bir beklentisi var… İşte o da; Onu tanımak-bilmek… Ona hakkıyla kul olabilmektir… İşte Kur’an’ın rehberliği burada devreye giriyor…
Peki; biz madem rast gele, tesadüfen bu dünyada bulunmuyoruz… Madem ki bu kadar güzellikler, bu kadar eşsiz nimetler; bir insan olarak bizim hizmetimize sunulmuş… Acaba bizden Cenab-ı Hakk neyi bekliyor… Bizlerden nasıl bir hayat yaşamamızı istiyor Cenab-ı Hakk’ın bana ibadet etsin… Bana kulluk etsinler dediği insanlar neler yaparlarsa Allah’a hakkıyla kulluk etmiş olurlar… Cenab-ı Hakk’a kul olmak neyi gerektirir… Bunları işte bize öğreten… Bunlar hususunda bize rehberlik eden… Tek kılavuzumuz Kur’an olduğu için… Bizlerin hem dünyasını mutlu ve mamur etmesi için… Hem de ahirette kurtuluşumuza vesile olacak reçeteyi sunduğu için… Bu kılavuzluğu… Bu rehberliği yaptığı içindir ki Değerli Kardeşlerim!..
İşte Kur’an-ı Kerim içinde inmiş olduğu bu ayı sultan yapıyor… Kendisinden istifade eden, Onun rehberliğine başvuran, Onun istediği şekilde hayatını yaşayan insanları da… Yine hem halk içerisinde, hem de Cenab-ı Hakk’ın nazarında sultan yapıyor…
Evet… Demek ki Kur’an bizlere rehber olduğu için, hayat kılavuzu olduğu için… Cenab-ı Hakk’ın bizden istediği o üstün standardı yakalama noktasında bize yol gösterdiği için… Cenab-ı Hakk’ın razı olacağı… Cennet vaad edeceği insan nasıl olurmuş…
Allah hangi özellikleri bizde görmek istiyor… Bu konuda bizim yolumuzu açıp aydınlattığı için… Kur’an bizim hayatımızda çok önemli… Ve bu önemine izafeten Allah-u Teâlâ hem Kadir Gecesini bin aydan daha değerli kılmış, hem de bu mübarek ayı Kur’an hürmetine diğer aylardan üstün kılmıştır…
O zaman Değerli Mü’minler!.. Mademki Cenab-ı Hakk bu kitabıAkif’in dediği gibi; sadece ölülerimizin ruhuna hediye etmek ve ya bir efsun kitabı olsun diye okumak için indirmediyse… Madem ki; Kur’an’ın asıl iniş amacı; sadece mübarek gün ve gecelerde bir Yasin-i Şerif okuyup, onu ölülerimizin, geçmişlerimizin ruhuna hediye etmek değil… Tamam… Bunlar da güzel… Bunlardan da sevap alırız… Bunlar da boşuna değil… Ama Kur’an’ın nüzulünün asıl gayesi… Yolumuzu aydınlatmak… Yolumuzu açmak… Bize rehberlik etmektir…
Değerli Kardeşlerim!.. Bu Ramazan ayında… İbadetlerle yoğun bir şekilde bir eğitimden geçtiğimiz bu güzel ayda… Kur’an’la buluşuyoruz… Bol bol Kur’an okuyoruz… Metninden-yüzünden okuduğumuz kadar… Onun mealinden okumaya… Kur’an’ın rehberlik edici özelliğinden de istifade etmeye çalışalım…
Kur’an her ne kadar 1400 küsur sene inmiş olsa da… Gayet anlaşılabilir… Sanki bu gün inmiş gibi bizlerin hayatına dokunan… Yolumuzu aydınlatan… Bize rehberlik eden Güzel prensiplerle… Güzel öğütlerle… Güzel emir ve yasaklarla doludur… Okuduğunuz her bir ayet… Sanki bu gün inmiş gibi hayatımıza hitap ediyor… Yolumuzu aydınlatıyor…
İşte bu vesileyle… Bu gün hem bu Ramazan ayı içerisinde… Cenab-ı Hakk’ın Bakara Suresi’nde ifade ettiği üzere…
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Yani sizden öncekilere farz kılındığı gibi bu oruç size de farz kılındı… Ta ki bu sayede… Yani oruç ibadetiyle… Cenab-ı Hakk’ın Ramazanda sizi oruçla birlikte eğitmesiyle… Sizleri tabi tuttuğu bu eğitimden başarılı çıkmak suretiyle takvaya eresiniz… Muttakilerden olasınız diye oruç size farz kılındı buyuruyor…
İşte Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk’ın sevdiği, biz de görmek istediği… Sitayişle bahsettiği… Rızasını, mağfiretini ve cennetini vaad ettiği insanın… Kur’an’a baktığımızda muttakiler olduğunu görüyoruz…
Takva sahibi insan demek… Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olan… Kulluk görevini bilen… Ne yapması gerektiğinin farkında olan… Neleri yapmaması gerektiğinin de farkında olan… Ve buna göre hayatını yaşayan… Şuurlu yaşayan insan demektir… Bilinçli Müslüman demektir muttaki…
İşte Kur’an-ı Kerim’de değişik bölümlerde… Cenab-ı Hak takva sahibi kullarını anlatıyor…
Bazı ayetlerde; bu Kur’an takva sahibi olan muttakiler için bir hidayet rehberidir dedikten sonra… Onların özellikleri sıralanıyor… Bazı ayetlerde; ahirette kurtuluş vaad ettiği mü’minler şunlardır deyip onların özelliklerini sayıyor…
Bazı ayetlerde; Cenab-ı Hakk önümüze bir hedef koyuyor… Rabbinizin mağfiret etmesinde ve cenneti elde etme hususunda birbirinizle yarışın buyuruyor… Ki bu mağfiret ve cennet takva sahibi olan kullar için hazırlanmıştır dedikten sonra… Yine onların özelliklerine vurgu yapan ayetleri sıralıyor Cenab-ı Hak..
İşte böyle Furkan Suresi’nin 63 ile 77. ayetleri arasında da Cenab-ı Hakk bu kulluk gayesiyle dünyaya gönderdiği… Kur’an’ı da kendilerine rehber olarak hediye ettiği… Ve bu hayatı yaşarken… Nasıl bir kul olunması gerektiği hususunda yolunu açtığı o kullarına… Rehber olarak göndermiş olduğu o kitapta… Bir takım özelliklerden bahsediyor…
Bu Ramazan ayında da bizler… Bu oruç eğitimiyle… Oruç ibadetinin o disipliniyle… İşte bu ayetlerdeki vasıfları edinmeye çalışıyoruz… Onları gerçekleştirmeye çalışıyoruz… Cenab-ı Hakk’ın yine bu ayetlerde vaad ettiği cennetleri elde edebilelim, O’nun rızasına nail olabilelim diye…(FURKAN;63)
وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذٖينَ يَمْشُونَ عَلَى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
“Burada öncelikle; Cenab-ı Hakk sevdiği… Razı olduğu… Beğendiği kullarını… Kendi ismiyle birlikte anarak… Onların özelliklerinden bahsediyor…”
Buyuruyor ki… O Rahman’ın has kulları… O Allah’ın güzel kulları var ya… Onlar yeryüzünde onurlu, vakarlı hareket ederler… Kendilerine seviyesiz, cahil, düşük karakterli insanlar musallat oldukları zaman… Onlara iliştikleri zaman… Sataştıkları zaman… Selam deyip geçiverirler… Onların seviyesine inmezler…
İşte Ramazan ayında… Oruç sayesinde biz sabretmeyi öğreniyoruz… Bu sabır sayesinde Cenab-ı Hakk’ın istediği takva sahibi olmak için… Sabırlı olmayı öğreniyoruz…
İşte Cenab-ı Hakk’ın kendi ismiyle andığı, benim has kullarım dediği o insanların birinci özelliği… Ağır başlı, vakarlı olmak…
Yaşadığımız şu toplumda her türlü insan olabilir… Ama bizim onlara karşı bir duruşumuz, bir çizgimiz olmak zorunda… İşte bu Kur’an’ın tabiriyle vakar… Onurlu olmak… Ağır olmak… Size sataşan birine onun yaptığı gibi sizin karşılık vermenizi öngörmüyor Cenab-ı Hakk… Onların yaptıkları gibi onlara cevap verin demiyor… Siz ağır olun diyor… Farkınız olsun… Bir duruşunuz olsun buyuruyor…
Bu arada bu ayetleri Ramazandaki ibadetlerimizle birlikte düşünelim…(FURKAN;64)
وَالَّذٖينَ يَبٖيتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا
Cenab-ı Hakk’ın o sevgili kulları… Sevdiği insanlar gecelerler… Yani Cenab-ı Hakk’ın huzurunda; kıyamda ve secde de gecelerler… Yani namaz kılarlar… Gecelerini bu şekilde ihya ederler…
Bizim kültürümüzde geceyi ihya etmek diye bir tabir vardır… İşte geceyi ihya etmek budur… Cenab-ı Hakk’ın övdüğü… Kendi ismiyle andığı… Has kullarının özelliklerinden birisi de işte budur… Gece namazı kılarlar, geceyi ihya ederler…
Yine onlar geceleri ve sair zamanlar da dua ederler ve derler ki…(FURKAN;65)
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا
Ya Rabbi!.. Ey bağışlayan Rabbim!.. Bizleri cehennem azabından uzak tut… Çünkü O’nun azabı sürekli bir helaktir… O insanın yakasına bir kez yapıştı mı artık bir daha bırakmaz diyerek cehennem azabından kurtulmak için Cenab-ı Hakk’a yalvarır-yakarır, dua ederler buyuruyor…(FURKAN;66)
اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
“O cehennem çok kötü bir barınaktır… Çok kötü bir konak yeridir… Durak yeridir diye de dualarına eklerler…”
Cenab-ı Hakk’ın istediği… Razı oldum kulum dediği… Rahman’ın has kulları diye kendi ismiyle andığı kulların bir diğer özelliği de…(FURKAN;67)
وَالَّذٖينَ اِذَا اَنْفَقُوا
Onlar maddi olarak fedakârlıkta bulunurlar… Yani sadece benim kalbim temiz demekle… Sen benim kalbime bak… Ve yahut da; efendim işte biz de Müslümanız… Ben de Allah’ı seviyorum gibi sözlerle değil… Bu iman iddiasını hem bireysel, hem de toplumsal ibadetlerle gerçekleştirme faaliyetlerini gösteren insandır Müslüman…
Sadece mü’minim deyip… Sadece kelime-i şehadet getirmekle yetinmeyen… Bu iman iddiasını Cenab-ı Hakk’a kul olma, Mü’min olma iddiasını… Aynı zamanda ibadetleriyle ispat eden… Onlarla imanını destekleyen insandır… İşte bu ibadetlerde hem bedeni olanlar var… Namaz gibi… Oruç gibi… Hem de mali olan ibadetler var… Zekât gibi… Bir de hac gibi hem bedeni hem de mali olmak üzere… Burada da bunun altı çiziliyor… Onlar infak ederler… Ve infak ettikleri zaman da…(FURKAN;67)
لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا
“Ne aşırı giderek israf ederler… Ne de aşırı cimri davranırlar…(FURKAN;67)”
وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا
“Bu ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar… Yani durumlarına göre maddi fedakârlıkta bulunurlar…”
Kur’an’da yine Değerli Kardeşlerim!.. (AL-İ İMRAN;92)
لَن تَنَالُواْ الْبِرَّ حَتَّى تُنفِقُواْ مِمَّا تُحِبُّونَ
“Allah yolunda sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe… Fedakârlıkta bulunmadıkça… Harcamadıkça sizler cennete ulaşamazsınız buyuruyor…”
Kur’an’da nereye bakarsanız bakın; aynen burada olduğu gibi… Cenab-ı Hakk’ın sevdiği, mağfiret vaad ettiği, Cennet vaad ettiği, razı olduğu insanlardan bahsettiği ayetlerde… İmandan sonra üzerinde durduğu, en çok vurgu yaptığı; en önemli iki şeyden birisi namazdır… Diğeri de infaktır… Yani maddi olarak fedakârlıkta bulunmaktır…
Rahman’ın has kullarının bir diğer özelliği de şudur…(FURKAN;68)
وَالَّذٖينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ
Onlar Allah’tan başkasına kullukta bulunmazlar… Yani kendileri kul olarak yönelecekleri Rab olarak… Sadece Allah’ı tanırlar… Şirke bulaşmazlar…(FURKAN;68)
وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ
Haksız yere… Sebepsiz yere… Bir nefsi müdafaa, bir savaş durumu gibi bir mecburiyet, bir zaruret olmadığı halde… Haksız yere cana kıymazlar…(FURKAN;68)
وَلَا يَزْنُونَ
Ve ahlaksızlık yapmazlar… İffetsiz yaşam olan zina gibi, şirk gibi, cana kıymak gibi… Ahlaksız davranışlara girmezler… Bunlar aynı zamanda büyük günahlardır… Kim de bunları yaparsa…(FURKAN;68)
يَلْقَ اَثَامًا
“Bu günahının karşılığını… Cezasını bulur…(FURKAN;69)”
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ فٖيهٖ مُهَانًا
Eğer tövbe etmeden… Günahlarından pişmanlık duymadan ahirete giderse… O zaman onun azabı kat kat artırılır… Ve alçaltılmış, horlanmış bir şekilde o azaba sokulur… Ve ebediyen orada kalır…
İşte bu günahlara diyelim ki bir şekilde bulaştı… İnsan nisyan ile ma’lül… Beşer şaşar… Ayağı tökezleyebilir… Diyelim ki bir şekilde şirke bulaştı… Ve ya Allah muhafaza bir cana kıydı… Ve ya bir iffetsizlik yaşadı… Tabi bunların dünyevi, hukuki cezaları başka… Ama bunların yüzünden ahirette ebedi azaba düşmemenin yolunu da veriyor Cenab-ı Allah…(FURKAN;70)
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا
“Günah işleyip… Ama günahından sonra tövbe edip halini düzelten, Allah’a yönelen, günahından pişman olan…”
Ettâibü minezzembi kemella zembeleh buyuruyor Peygamber Efendimiz… Yani günah işledikten sonra pişman olup, tövbe eden o günahı hiç işlememiş gibidir buyuruyor… İşte burada da günah işledikten sonra tövbe edip… İmanını tazeleyip güzel işler, Salih ameller yapanlar… Allah nezdinde geçerli, işe yarar, ahirette kendisini kurtaracak ameller yapanlar müstesnadır buyuruluyor…(FURKAN;70)
فَاُولٰئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ
“Allah onların yapmış oldukları seyyiatı… Yani günahı hasenata tebdil edecektir…”
Yani onlara yeni bir sayfa açacaktır… Onlara güzel bir hayat yaşama fırsatı verecektir… Kim Allah’ın emirleri nelerdir, yasakları nelerdir, Cenab-ı Hak benden ne istiyor, nasıl bir kul olmamı istiyor… Bu arayışın, bu gayretin içinde olanların Allah önünü açar… Onlara mutlaka bir çıkış yolu hazırlar… Onların hem dünyada hem de ahirette mutlu olmaları için Cenab-ı Allah böyle insanlara fırsatlar sunar…
İşte takva da kulun Cenab-ı Hakk’a karşı sorumluluklarının farkında olmasıdır… Ve bu şuurla hareket emesi, bunların gereklerini yerine getirmeye gayret etmesi demektir…
Bunun birinci aşaması imandır Yani mü’min olmadan müttaki olunmaz… İkinci aşaması; bu imanı destekleyici salih amellerdir… Bu da ibadet etmek ve güzel işler yapmaktır… Ve haramlardan uzak durmaktır… Üçüncü aşaması ise; ihsan şuuruna sahip olmaktır… O da kısaca Allah’ı görüyormuş gibi bir hayat yaşamak… Takvanın zirvesi budur işte… Yani her an Allah ile beraber olmak… İşte takva bu üç mertebeden oluşuyor… Cenab-ı Hakk böyle kullarını Rahman’ın has kulları diye ismiyle anıyor… Cennetle müjdeliyor… Burada da bunların özellikleri anlatılıyor…
(FURKAN;72)
وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ
O Rahman’ın has kulları… Cenab-ı Allah’ın o kendi ismiyle birlikte zikrettiği… O sevdiği insanlar… Yalana şahitlik etmezler… Ve ya yalan şahitlikte bulunmazlar…
(FURKAN;72)
وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا
Boş şeylere… Hem dünyevi hem de uhrevi anlamda hiçbir faydası olmayan şeylere rastladıkları zaman… Onurlu, vakarlı bir şekilde geçip giderler… Boş şeylerle ilgilenmezler…
İşte bu Ramazan ayı bu boş işlerden kurtulmamıza vesile oluyor… Rabbimizle buluştuktan sonra böyle boş işlerin farkına varıyoruz… İşte bunlardan bir kurtuluş yoludur oruç ibadeti ve Ramazan ayı…
İbadetlerle yoğun bir şekilde geçirmemiz gereken bu ay buna da bir fırsat tanıyor… Burada da Cenab-ı Allah has kullarının bu özelliğinin altını çiziyor…(FURKAN;73)
وَالَّذٖينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِاٰيَاتِ رَبِّهِمْ لَمْ يَخِرُّوا عَلَيْهَا صُمًّا وَعُمْيَانًا
“Faydasız şeylere ilgi duymadıkları gibi… Faydalı olan şeylere de ilgisiz kalmazlar…”
Yani kendilerine Cenab-ı Hakk’ın ayetleri… Emirleri… Yasakları hatırlatıldığı zaman kör ve sağır davranmazlar… Yani vurdumduymaz bir tavır ile ayetlere karşı ilgisiz-alakasız kalmazlar…
Rabbimiz ne diyor… Bizden ne istiyor… Kur’an da bize ne diyor… Neyi emrediyor… Neyi yasaklıyor… Bunlara karşı duyarlı olurlar diyor…(FURKAN;74)
وَالَّذٖينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ
“Ve yine onların bir duası vardır… Şöyle dua ederler…”
Derler ki; Ya Rabbi! Bizlere göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar nasip eyle… Yani; eşlerimiz ve çocuklarımızla bizleri altından kalkamayacağımız imtihanlarla yüzleştirme diye dua ederler…(FURKAN;74)
وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا
“Bakınız muttaki kavramı burada yine geçiyor… İşte Cenab-ı Hakk’ın sevdiği kullarında görmek istediği en önemli özellik bu… Muttaki olmak…”
Cenab-ı Allah duamıza şunu da eklemimizi istiyor…
وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا
Ya Rabbi!.. Bizleri muttakilere öncü kıl… Muttaki olanlardan ziyade… Muttaki olanların içerisinde de en önde giden, onlara öncülük eden… Hayırda yol açan, çığır açan, önderlik eden kullarından eyle diye de dua etmemizi istiyor bizden…
Yani sıradan bir insan değil… Güzellikleri yaşayan ve o konuda da topluma örnek olanlardan olmamızı istiyor Allah… İnsan yaratılış itibariyle; taklit eden ve taklit edilen bir varlıktır… Dolayısıyla taklit eden değil, taklit edilen insan olmanın altını çiziyor Cenab-ı Mevla…
İşte Rahman’ın has kullarının özellikleri bunlar… Şu fani âlemdeki hedefimiz… Gayemiz bu Rahman’ın has kullarından olmak olmalı… Bu hedefe mebni bir hayat yaşama gayretinde olmamız lazım…
İşte bu Ramazan ayı bizim o kullardan olabilmemiz yolunda… Cenab-ı Mevla’nın bizlere sunduğu bir fırsattır… Akıllı insan fırsatları kaçırmaz… Fırsatları değerlendirelim Değerli Kardeşlerim!..
Ramazan ayınız tekrar hayırlı olsun…
Oruçlarınız… İbadat-u Taatleriniz… Hayır ve hasenatlarınız Kabul ve makbul olanlardan olsun…
