Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan Ayı: Affedilme Fırsatı

İsmail Sezkin

RAMAZAN AYI


Peygamberimiz bir gün hutbeye çıkarken Cebrail gelir ve “Ya Muhammed!.. Ramazan'a erişip de kendini affettiremeyene yazıklar olsun burnu sürtülsün” der… Peygamberimiz de bu duaya “Amin” der… Cebrail (A.S.) dua ediyor, Peygamberimiz amin diyor; demek ki Ramazana erişip de bu ayın kıymetini bilmemek çok büyük bir gaflettir…

Peygamber yine bir başka hadisinde de “Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ise ümmetimin ayıdır” buyuruyor…

Ramazan ayının ilk gecesi, Cennetin bekçisi Rıdvan'a “Kapıları sonuna kadar aç, Muhammed ümmetinden oruçlu kullarım geliyor” diye bir emir gelir ve Cennetin sekiz kapısı birden açılır… Özellikle Cennetin Reyyan isimli kapısı sadece oruç tutanlara mahsustur… Aynı anda Cehennem bekçisi Malik’e de “Kapıları kapat” emri verilir ve Cehennemin yedi kapısı birer birer kapanır… Bir de bu geceden itibaren şeytanların ve cinlerin azgınları zincire vurulur… Çünkü Cenab-ı Allah bu ayda müminler ibadetlerini oruçlarını iftarlarını huzur içinde yapsın diye kullarına özel bir koruma kalkanı çeker… Şeytan vesvese vermesin, yoldan çıkarmasın diye…

İşte bu yüzden Ramazan ayında günahtan uzak durmak insana daha kolay gelir… işte bu yüzden teravih namazlarına gitmek, Kur'an okumak, gönülden dua etmek daha hafif gelir… Çünkü düşmanlarımız bağlı ve artık içimizdeki nefisle baş başayız…

Ramazan ayının bu kadar kıymetli olmasının nedeni, Kur'an bu ayda indirilmeye başlandığı için… Cebrail her Ramazan ayında gelir ve Peygamberimizle karşılıklı Kur'an okurdu… Bir hatim o okur, bir hatim Peygamberimiz okurdu… Bugün bizlerin camilerimizde sürdürdüğümüz mukabele geleneği işte o günlerden geliyor…

Ramazan ayı nefislerimizle hesaplaşma ayıdır… İçimizdeki o benlik putunu kırma ayıdır… Ben istediğimi yaparım diyen içimizdeki o firavunluğu terbiye etme ayıdır…

Bizim önce ruhlarımız yaratıldı, sonra bedenlerimiz… Daha bedenlerimizin yaratılmadan önce Cenab-ı Allah ruhlarımıza “Ben kimim, sen kimsin?” diye sordu… O gururlu ve mağrur nefis “Ben benim, sen sensin” dedi… Yani “Sen bir ilahsın, kabul… Ama ben de ne istersem onu yaparım… Ben özgürüm” dedi… Allah-u Teala nefislerimizi sıcağa maruz bıraktı, soğuğa maruz bıraktı, her türlü imtihanla karşı karşıya getirdi Ama nefis hala teslim olmuyordu, hala o benlik duvarının arkasında saklanıyordu… Ta ki Allah-u Teala onu aç bırakana kadar… Ancak açlıkla nefis teslim oldu ve “Sen benim Rabbimsin, ben senin aciz, zavallı, muhtaç kulunum” dedi… İşte Ramazanın asıl sırrı burada gizli…

Ramazan içimizdeki o küçük firavunu öldürdüğümüz aydır, ben demekten vazgeçtiğimiz aydır… Sabahtan akşama kadar aç-susuz kalıyoruz ve bu bize bir şeyi hatırlatıyor… Bu bize sen güçlü değilsin, sen bağımsız değilsin, sen bir parça ekmeğe, bir yudum suya muhtaçsın… Sen aciz bir kulsun, o halde nasıl büyüklük taslar, nasıl kibir satarsın diyor…

İşte bu yüzden oruç sadece mideyi aç bırakmak değildir… Oruç nefsi terbiye etmek ve o benliği kırmaktır… Oruç ben aciz bir kulum, sen de benim Rabbimsin diyebilmektir…

Aslında günümüzde, insanlık olarak, bu terbiyeye daha çok ihtiyacımız var İnsanlar artık hiçbir şeyden doymaz oldu… Ne yemekten doyuyor, ne oyundan doyuyor, ne eğlenceden doyuyor, her şey tatsız geliyor… İşte Ramazan ayı bu bitmez tükenmez haz bağımlılığından kurtulma ayıdır… İnsanın kendi kendine dur artık yeter demeyi öğrendiği aydır… Ben sadece bunlara muhtaç değilim, ben aslında Rabbime muhtacım diyebildiği aydır… Yani Ramazan midenin sustuğu, kalbin konuştuğu aydır…

Yıl boyunca midemizin gürültüsünden içimizdeki diğer sesleri duyamıyoruz; kalbimizin sesini duyamıyoruz, ruhumuzun sesini duyamıyoruz, vicdanımızın sesini duyamıyoruz… Ama Ramazanda mide susturuluyor ve işte o zaman kalp konuşmaya başlıyor, ruh uyanıyor, vicdan kendini hatırlatıyor, insan ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum sorularını sorabiliyor kendine… İşte Ramazan böyle bir aydır… İnsanın kendini bulduğu aydır… Benliğinden kurtulduğu, Rabbine döndüğü aydır…

Peygamberimiz “Oruç bir kalkandır” buyuruyor… Yani nefse karşı, günaha karşı, şeytana karşı kalkandır… Çünkü oruçlu insan artık her istediğini yapamıyor… Aç ama yiyemiyor, susamış ama içemiyor, öfkeleniyor ama bağıramıyor, kavga edemiyor… Çünkü ben oruçluyum diyor… İşte bu ben oruçluyum demek, aslında ben Rabbimin emrindeyim, O’nun kuluyum demektir ve böylece insan yavaş yavaş o benlik zırhını çıkarıyor, o kibir duvarını yıkıyor ve ben benim demeyi bırakıp, bir Rabbi olduğunu ve kendisinin aciz bir kul olduğunu anlıyor…

Ramazan ayında ibadet hesabı da tamamen değişir… Diğer aylarda bir iyilik yaparsınız, Allah size on sevap verir… Bu Allah'ın Rahmeti ve Keremidir… Ama Ramazan ayında Allah daha da cömert olur… Ramazanda bir iyiliğe yetmiş sevap verir… Yani Ramazanda kıldığınız bir namaz, diğer aylardaki yetmiş namaza bedeldir… İşte bu yüzden Ramazan ayına hasat mevsimi denir… Bu ayda Kur'an okumanın sevabıysa daha da fazla… Peygamberimiz “Kur'an'dan bir harf okuyana on sevap vardır” buyuruyor… Mesela “Elif, Lâm, Mîm” dediğinizde otuz sevap… Bir sayfa Kur'an okusanız binlerce sevap, bir cüz okusanız on binlerce sevap… Şimdi bunu Ramazan ayına taşıyın; Ramazanda Kur’an’dan bir harf okumak, binlerce sevap demektir… Bu yüzden Ramazan ayında camilerimizde mukabeleler yapılır, akşamdan sabaha hatimler indirilir… İşte bu yüzden Ramazan ayı Kur'an ayıdır… Yani sadece Kur'an'ın indiği ay olduğu için değil, Kur'an okumanın en çok sevap getirdiği ay olduğu için de Kur’an ayı…

Bu ayın içinde bir de Kadir Gecesi var… Bu gece Kur'an-ı Kerim'de

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ

Kadir Gecesi bin aydan hayırlıdır” diye bildirilmiş… Bin ay, yaklaşık seksen üç yıl demektir ve bu süre ortalama bir insan ömrüdür… İşte Kadir Gecesi’ni ihya etmek bir ömür boyu yapılacak ibadetten daha hayırlı ve o gece Ramazanın içinde gizli… Ramazan ayının tamamını değerlendirelim diye Cenab-ı Allah o gecenin hangi gece olduğunu gizlemiş… Eğer Kadir Gecesi açıkça belli olsaydı, insanlar sadece o geceyi ihya eder, diğer geceleri boş geçirirdi… Ama şimdi o geceyi aramak için bütün Ramazanı ihya etmek gerekiyor…

O gece öyle bir gecedir ki; o gece bütün melekler Cebrail (A.S.)'ın başkanlığında yeryüzüne iner… Sabaha kadar her mümin için dua ederler, her ibadet eden için rahmet dilerler, her tövbe eden için mağfiret isterler… O gece gökyüzünün kapıları ardına kadar açılır, dualar ve tövbeler hemen kabul olur… Niyetler bile sevap sayılır…

Peygamberimiz “Kim Ramazan orucunu, inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek tutarsa, geçmiş günahları affedilir” buyuruyor… Geçmiş günahların, hataların ve yanlışların hepsi siliniyor…

Peygamberimiz yine “Kim Ramazanın gecelerini inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek ihya ederse, geçmiş günahları affedilir” buyuruyor… Yani hem oruç, hem de teravih namazları, ayrı ayrı geçmiş günahları siliyor…

Sahura kalkmak; gecenin bir vaktinde uyanıp kalkarak bir parça ekmek yemek, bir yudum su içmek de ibadettir… Peygamberimiz “Sahur yemeği yiyin, çünkü sahurda bereket vardır” buyuruyor… Başka bir hadisi şerifte ise “Allah ve melekleri, sahura kalkanlara rahmet okur” buyuruyor… Gece herkes uyurken siz kalkıyorsunuz ve Allah-u Teala meleklerine ‘şu kuluma rahmet okuyun, o benim için uykusunu bölüp kalktı’ diyor…

Ve iftar vakti… Peygamberimiz “Oruçlunun iki sevinci vardır… Biri iftar ettiği zaman, diğeri Rabbine kavuştuğu zaman” buyuruyor… İnsanlar Allah’a kavuştuğu zaman Cennetin Reyyan kapısı sadece oruç tutanlar için açılacak ve oruç tutanlardan başka hiçbir amel sahibi o kapıdan giremez O kapıdan girenler sonsuz nimetlerle karşılanacak ve oruç kıyamet gününde şefaatçi olacak… İşte Ramazan böyle bir ay…

Sadece aç kaldığınız bir ay değil; sevapların katlandığı, günahların silindiği, Cennete yolların açıldığı bir ay… Bu ay Allah'ın bize sunduğu altın bir fırsat… Bu ay ahiret yolculuğunuz için azık topladığınız bir mevsim… Bu ay ömrünüzün en kıymetli, en bereketli günleri…

Ramazan merhamet ayıdır… Ramazan paylaşma ayıdır… Ramazan gönüllerin birbirine açıldığı aydır… Bir kudsî Hadis-i Şerifte Rabbimiz “Oruç başkadır… Yani onun sevabı sonsuz ve sınırsızdır… Çünkü oruç ancak benim için tutulabilir ve onun sevabı da bana aittir” buyuruyor…

Ve’l hasıl-ı kelam; bu ay sadece aç kaldığımız bir ay değildir… Bu ay Cennet kapılarının açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların zincire vurulduğu özel bir aydır… Bu ay nefsin teslim olduğu, kalplerin uyandığı, gönüllerin yumuşadığı bir aydır… Bu ay sevapların kat kat arttığı ve Kadir Gecesinde zirveye ulaşarak bin aydan daha hayırlı olduğu mukaddes bir aydır… Ramazan ayı ümmetin ayıdır, yani bizim ayımız… En önemlisi de; bu ay geçmiş günahlarımızın affedildiği aydır… İnanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek yapacağımız ibadetlerle geçmiş bütün hatalarımız silinip gideceği aydır…

İşte Cebrail (A.S.) bu yüzden “Ramazana erişip de kendini affettiremeyene yazıklar olsun” dedi… Çünkü bu aydaki rahmet yağmurundan nasiplenmemek için gafil olmak gerekir…

Cenab-ı Allah bu ayın hakkını verebilmeyi nasip etsin…

Kalbimizi nuruyla doldurmayı nasip etsin…

Nefislerimizi terbiye etmeyi nasip etsin…

Geçmiş günahlarımızdan arınmayı nasip eylesin…

Bizi Kadir Gecesi'ni ihya edenlerden eylesin…

Cennetteki Reyyan kapısından girenlerden eylesin…