Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan Ayı: On Bir Ayın Sultanı

İsmail Sezkin

RAMAZAN AYI


شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

Birkaç gün sonra bir mübarek Ramazan ayına daha erişmiş olacağız inşallah. Manevî hayatımızda seçkin yeri olan bu aya bizleri eriştiren Cenab-ı Hakk’a hamd olsun, bu ayı nasıl değerlendireceğimizi bize öğreten Peygamber Efendimize salât-ü selâm olsun.

Değer veren yüce olunca değer verilen de önemli olur. Ramazan ayına değeri Cenab-ı Allah verdi. Ve Ramazan ayına verdiği değeri Kur’an-ı Kerim’de bizlere şöyle bildiriyor.

Şehru ramadânellezî unzile fîhilkur’ân hudenlinnâsi ve beyyinâtim minel hudâ vel furkân,

Ramazan ayı İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran, apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir.

fe men şehide minkumuşşehra felyesumhu,

Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onun orucunu tutsun

ve men kâne marîdan ev alâ seferin fe iddetum min eyyâmin uhar

Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun).

Yurîdullâhu bikumul yusra ve lâ yurîdu bikumul usra,

Allah size kolaylık diler zorluk dilemez.

Ve litukmilûl iddete ve litukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum

(Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir.

Ve leallekum teşkurûn

Umulurki şükredersiniz. (Bakara, 2/185)

Ramazan ayı faziletlerle dolu bir aydır. Peygamberimiz bu aydan söz ederken, "Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem'den kurtuluştur."1 buyurmuştur.

Kur'an-ı Kerîm’de Ramazan ayından söz ederken şöyle buyuruyor:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ

“"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an indirildiği aydır.''2”

Bu ayetin beyanına göre; Kur'an-ı Kerîm bu ayda inmeye başladığı için Ramazan ayı diğer aylardan daha faziletlidir. Onun için bu aya "Kur'an ayı" denir.

Her konuda olduğu gibi Ramazan ayı konusunda da kendimize Peygamberimizi örnek alacağız. Peygamberimiz Ramazan ayında diğer aylardan daha fazla Kur'an-ı Kerîm'le ilgilenirdi.

Kendisine vahiy getiren Cebrâil (AS) Ramazan ayının her gecesi Peygamberimizle buluşur ve Kur'an okurlardı. İşte, Ramazan ayını diğer aylardan üstün olmasının sebebi Kur'an-ı Kerîm'in bu ayda inmeye başlamış olmasıdır.

Diğer bir olay da, İslâm'ın şartlarından biri olan oruç ibadetinin bu aya tahsis edilmiş bulunmasıdır.

Bu ayı oruç tutarak, Kur'an okuyarak, ibadet yaparak geçirmeliyiz. Kimseyi incitmemeye özen göstermeliyiz. Böyle yaptığımız takdirde Allah'ın rızasını kazanmış oluruz.

Geçtiğimiz Ramazan ayında beraber oruç tuttuğumuz ve namaz kıldığımız pek çok kardeşimiz, ömürleri vefa etmediği için bu Ramazana yetişemediler. Bizim de bundan sonraki Ramazanlara erişip erişemeyeceğimizi bilemiyoruz. Ömrümüzün ne kadarı gitti ve ne kadarı kaldığını bilmiyoruz.Onun için bu mübarek ayı iyi değerlendirmeliyiz, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmalıyız.

Ramazan ayı, rahmeti ve bereketi bol bir aydır. Bu ay rahmet ayıdır. İnsanlığın kararan ufkunu aydınlatan Kur'an-ı Kerîm bu ayda inmeye başlamış. İslâm'ın beş temel ibadetinden biri olan oruç, bu aya tahsis edilmiş.

İnsanı Allah'a yaklaştıran nafile ibadetlerimizden biri olan Teravih namazı bu ayın gecelerini nurlandırıyor. Malî ibadetlerimizden biri olan fıtır sadakası da bu ayın sonunda verilir.

Peygamberimiz:

"Ramazan girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da zincire vurulur."2

Ramazan ayı, ibadet ayıdır. Peygamberimiz bu ayda kendisini tamamen ibadete verir, hele Ramazanın son on gününü mescide kapanarak itikâfla geçirirdi.

İbn Abbas (RA), Peygamberimizin Ramazan hayatını şöyle anlatıyor:

"Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Kendisine vahiy getiren Cebrâil ile Ramazan ayında karşılaştığı zaman cömertliği doruk noktasına erişirdi. Ramazan ayında her gece Cebrâil, Peygamberimizle buluşup Kur'an okurlardı. Peygamberimiz, Ramazan ayında Cebrâil ile buluştuğu zaman insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha yararlı olurdu".3

Peygamberimizin Ramazan ayını nasıl geçirdiğini Hz. Aişe de şöyle anlatıyor:

"Ramazan-ı Şerifin son on günü girince peygamberimiz ibadet konusunda ciddi bir gayret gösterirdi. Geceyi ibadetle geçirir, ailesini de ibadet için uyandırırdı."4

İşte her şeyde olduğu gibi Ramazan ayını nasıl değerlendireceğimizi de Peygamberimizden öğreneceğiz. Kendimize O’nu örnek alacağız. Çünkü O’nu örnek alan yanılmaz ve zararlı çıkmaz.

Ramazan ayına mahsus ibadetlerimizin başında oruç gelir. İslâm'ın şartlarından biri olan oruç, Ramazan ayına mahsus bir ibadettir.

Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyruluyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ نَتَتَّقُو لَعَلَّكُمْ

“"Ey müminler, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki korunursunuz."5”

Oruç bedenle yapılan bir ibadettir. Oruç ibadeti, namaz ve hac gibi ibadetlerden farklı bir ibadettir. Oruç ibadeti nefse ağır gelen bir ibadettir. Oruç ibadeti aynı zamanda neşeli ve sevinçli bir ibadettir.

Peygamberimiz, oruçlunun iftar sofrasındaki neşesini ve sevincini şöyle ifade ediyor:

"Oruçlunun iki sevinci vardır. Birisi iftar zamanındaki sevinci. Diğeri de tuttuğu oruçla Allah'a kavuştuğu ve orucunun mükâfatına erdiği zaman ki sevincidir."8

Peygamberimiz oruç tutanlara Allah-u Teâlâ'nın kıyamet günü özel muamele yapacağını müjdeliyor:

"Âdemoğlunun her amelinin karşılığı kendisine kat kat verilir. Bir iyililiği on katından yedi yüze kadar mükâfatlandırılır. Yalnız oruç hariç, o, benim içindir ve onun mükâfatını ben veririm. Çünkü oruçlu yemesini ve nefsanî arzuların sırf benim rızamı kazanmak için terk ediyor."9

Bir başka hadis-i şeriflerinde de şöyle buyuruyor Peygamberimiz:

"Cennette "Reyyân" denilen bir kapı vardır.Kıyamet gününde bu kapıdan sadece oruç tutanlar girecekler. Bunlardan başkaları giremez. "Oruçlular nerede?" diye çağırılır. Onlar da kalkıp o kapıdan girerler. Oruçlular girdikten sonra kapı kapanır ve artık oradan hiçbir kimse giremez."11

Kur'an-ı Kerim'de oruçtan ve orucun hikmetinden söz edilirken: "Umulur ki oruçla günahlardan korunursunuz." Buyruluyor. Yani bu ayette oruç sayesinde insanın günah işlemekten, başkalarına hile ve haksızlık yapmaktan sakınacağı duyuruluyor.

Çünkü sakıncalı olmayan yemeyi ve içmeyi Allah rızası için belli bir süre terk eden oruçlu, O'nun yasakladığı söz ve işlerden de sakınmak zorunda. Yoksa o tuttuğu orucun hiç bir anlamı kalmaz. Nitekim Peygamberimiz:

"Oruç; oruçluyu kötülüklerden koruyan bir kalkandır. Oruçlu kötü söz söylemesin, oruçlu, kendisi ile itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa "ben oruçluyum" desin. Ruhumu kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının açlık kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir."12

Bir başka hadisi şerif de şöyledir:

"Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah Teâlâ, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına (yani oruç tutmasına) değer vermez."13

Yine Peygamberimiz:

"Oruç tutan öyle insanlar var ki, ellerine açlık ve susuzluktan başka bir şey geçmez."14 buyuruyor.

Oruç tutan insan; nefsinin o aşırı derecedeki isteklerini durdurmak ve iradesine hâkim olmak için büyük bir güç kazanır. Oruç tutan insan; Cenab-ı Hakk’ın emirlerine itaat eder, yasaklarından kaçınır.

Oruç tutanlar bir birine iyi davranır. Oruç tutan insan; görevini en iyi şekilde yerine getirmeye, iyi bir insan olmaya çalışır. Oruç günahlara da kefaret olur. Nitekim Peygamberimiz:

"Bir kimse Ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını umarak oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır."18

Oruç imsak demektir. İmsak kişinin kendisini yemeden, içmeden ve diğer şeylerden uzak tutması demektir.

Bir Müslüman yarın kıyamette Reyyan kapısından geçerek cennete girebilmek için oruç tutar. Ama o Reyyan kapısından geçebilmek için dilimizi afetlerden korumamız gerekiyor. Yani yalan konuşmaktan korumamız gerekiyor, iftira atmaktan korumamız gerekiyor, yalan yere yemin etmekten korumamız gerekiyor, dedikodu yapmaktan korumamız gerekiyor, gıybet etmekten korumamız gerekiyor, küfürlü söz söylemekten korumamız gerekiyor.

Ramazan ayına mahsus ibadetlerden biri de teravih namazıdır.

Teravih namazı sünnet-i müekkede'dir. Sünnet, ya Peygamberimizin devam ettikleri, ya da devam ederken bir özrün araya girmesi ile terk ettikleri işlerdir. Peygamberimiz bu namazı hem kılmış ve hem de kıldırmıştır. Ancak farz olur endişesi ile sonra cemaatle kılmaktan vaz geçmiştir.

Lakin Peygamberimiz bu namazı tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuş:

"Faziletine inanarak ve mükâfatını umarak Allah rızası için Ramazan gecelerini teravih namazını kılarak ibadetle geçiren kimsenin geçmiş günahları bağışlanır."35

Ramazana mahsus ibadetlerden birisi de; artık maalesef unutulmaya yüz tutan itikâftır. İtikâf, niyet ederek bir camide durmak demektir. Ramazanın son on gününde itikâf, kifaye olarak sünnet-i müekkede'dir. Yani toplumdan birileri itikâfa girerse bu görev diğerlerinden düşmüş olur.

Ramazanın sonunda bir malî ibadetimiz daha var, o da fıtır sadakası yani fitrelerimiz. Fitrenin bu sene için belirlenen en alt sınırı; 19 tl.dir. Zekât ibadeti de genelde bu ayda yerine getirilir.

Ramazan ayı rahmet ve bereketi bol olan bir ay. Bu ayın feyzinden ve bereketinden yararlanmak için elimizden gelen gayreti gösterelim. İbadetlerimizi eksiksiz yapmaya çalışalım. Orucun, kötülüklere karşı koruyucu bir kalkan olduğunu unutmayalım. Kötü söz ve davranışlardan sakınalım. Kimseyi incitmemeye özen gösterelim. Bol bol Kur'an okuyup anlamı üzerinde düşünerek bu ayı değerlendirelim. Bu mübarek zamanın boşa geçmemesi için gayret edelim. Anne-baba ve büyüklerimizin hayır dualarını almaya, akraba ve komşularımızla olan ilişkilerimizi güçlendirmeye çalışalım.

Dinin esaslarına ters düşen bid'at ve hurafeleri öğrenelim ve eğer bunlardan bilmeyerek yaptıklarımız varsa bunlardan sakınalım. Bütün bunlar, bir taraftan günahlardan arınarak Cenab-ı Allah'ın rızasını kazanmamıza vesile olacak, diğer taraftan, ahlâkımızın güzelleşmesini sağlayacak inşallah.

Cenab-ı Hakk’ın fermanına kulak vererek, hoş yaşayalım, hoş ölelim. Ramazan ayını karşılayalım ki; Cenab-ı Allah’da bizi karşılasın. Ramazan orucunu tutalım ki; Cenab-ı Allah’da bizi tutsun ve bırakmasın.

Bu ramazanda ne yediğimize, ne yaptığımıza, ne söylediğimize, neye baktığımıza, neyi okuduğumuza, neyi hayata aktardığımıza dikkat edelim.

Yediğimiz helal olsun, yaptığımız Allah rızası olsun, söylediğimiz doğru olsun, baktığımız meşru olsun, okuduğumuz Kur’an’i olsun, hayata aktardığımız İslami olsun.

Sözlerimizi Hz. Enes'in rivayet ettiği bir hadisle bitirelim. Enes (RA), şöyle anlatıyor: Şa'ban ayının son günü Peygamberimiz bize şöyle bir konuşma yaptı:

Ey insanlar! Büyük ve bereketli bir ay gölgesini üzerinize saldı. Bu ayda bin aydan daha hayırlı bir gece olan; Kadir gecesi var.

Cenab-ı Allah bu ayın orucunu farz kıldı. Gecelerini ibâdetle değerlendirmeyi de öğütledi. Cenab-ı Allah'ın sevgisine ermek için kim bu ayda bir hayır yaparsa Ramazan ayının dışında yetmiş farz yapan kişi gibi sevap kazanır. Kim de bu ayda bir farz yaparsa bu ayın dışında yetmiş farz yapan kişi gibi sevap alır.

Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı ise Cennet'dir. Bu ay yardımlaşma ayıdır. Mü'minlerin rızıklarının artırılacağı aydır.

Kim bu ayda bir oruçluya iftar verirse bu onun günahlarının bağışlanmasına ve nefsinin Cehennem'den kurtulmasına sebep olur. Ayrıca oruçlunun sevabından bir kısmı eksiltilmeksizin ona oruçlunun mükâfatı gibi mükâfat verilir.

Bu ay, evveli rahmet, ortası bağışlanma ve sonu da Cehennem'den kurtuluş olan bir aydır.

Her kim emrinde çalışan insanların işini, bu ayın ve orucun hurmetine azaltırsa, Cenab-ı Allah onu bağışlar ve onu Cehennem'den kurtarır. Bu ayda şu dört ameli çok yapınız. Bunlardan ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz. İkisini yapmaya ise daima muhtaçsınız.

Rabbinizi hoşnut edeceğiniz iki amel; Cenab-ı Allah'tan başka hiç bir ilâh olmadığına şahâdet etmeniz ve Ondan affını dilemenizdir. Yapmaya muhtaç olduğunuz iki amel ise Cenab-ı Allah'dan Cenneti istemeniz ve Cehennem ateşinden O'na sığınmanızdır.

Her kim oruçluya su içirirse Allah ona benim havzandan su içirir ve o Cennet'e girinceye kadar bir daha susamaz.»

Bu duygularla hepimizin Ramazan-ı Şerifini kutluyor, bu ayın hepimize, millet ve memleketimize ve İslâm âlemine hayırlar getirmesini ve daha nice Ramazanlara sağlıkla bizi eriştirmesini yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Âmin.