Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan Ayı ve Ahiret Bilinci

İsmail Sezkin

RAMAZAN AYI VE AHİRET BİLİNCİ


Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah zaman içinde zaman, mekân içinde mekân halk eylemiş… Bazı zamanlar ve bazı mekânlar var ki; Allah-u Teâlâ onlara apayrı bir özellik, apayrı bir güzellik ve karşılığında mükâfatını kat kat vereceğini bizlere bildirmiş…

Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan bir ay olan Ramazan-ı Şerif ayını idrak ediyoruz…

On bir ayın sultanı diye ifade ettiğimiz… Kur'an'ın ifadesiyle, bir insan ömründen daha fazla bir sermayeyi ve güzelliği elde edebileceğimiz mübarek bir ay içerisindeyiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Dualarımızla, niyazlarımızla, ibadetlerimizle, sabırlarımızla iradelerimizi eğitmeye gayret ettiğimiz… Oruç ve benzeri ibadetlerimizle manevi hayatımızı güzelleştirmeye ve düzene koymaya çalışıp, gayret ettiğimiz… Ellerimize, dillerimize, gözlerimize, ayaklarımıza midelerimiz gibi oruç tutturmak suretiyle; haramlardan, günahlardan uzaklaştırmak suretiyle maddi ve manevi sıhhate erişme gayretine girdiğimiz… Yine teravih namazlarıyla, beş vakit namazımıza namazlar eklemek suretiyle, Rabbimize yönelmenin, secde etmenin güzelliğini yaşadığımız… Aynı safta omuz omuza durmakla birbirimiz arasındaki kardeşlik ve muhabbet bağlarını güçlendirmeye gayret ettiğimiz… Kur'an-ı Kerim'in nidalarıyla; okunan mukabelelerle, dinlenen hatimlerle kalbimizi ferahlatmaya gayret ettiğimiz… Cenab-ı Allah'la konuşmaya gayret ettiğimiz bir ay içerisindeyiz… Örnekliğini Hz.Muhammed Mustafa(SAV)’den alan vahyi kalbimize indirmeye gayret ettiğimiz bir ay içerisindeyiz… Vaazlarla bilinçlenmeye, bilgilenmeye gayret ediyoruz… Verdiğimiz zekâtlarımızla, fitrelerimizle ihtiyaç sahibi kardeşlerimizin gönüllerini hoş etmeye… Bu vesileyle Rabbimizin rızasını kazanmaya ve dünyadan ahirete, cennete bir köprü kurmaya gayret ediyoruz… Yine hayır hasenatlarımızla malımızı-mülkümüzü bilinçli bir şekilde bereketlendirmeye gayret ettiğimiz… Helalinden temin ettiğimiz rızıklarla, nimetlerle iftarı beklediğimiz o anda; yaptığımız dualarla birlikte o anın kıymetini yaşadığımız… Seher vakitlerinde sahurda tövbelerimizle sırtımızdaki bütün yüklerden arınmanın güzelliğini yaşadığımız bir ay içerisindeyiz… Yine yalandan, haksızlıklardan, günahlardan, haramlardan, bizi kötü yola sevk edecek duygu-düşünce ve arkadaşlardan uzak durarak ahlakımızı süslemeye gayret ediyoruz…

Buraya kadar saydığımız ibadetlerimizle, güzelleştirmeye gayret ettiğimiz ahlakımızla amel defterlerimizdeki sevaplarımızı kat kat artırmaya gayret ettiğimiz bir ay içerisindeyiz…

Peygamber Efendimizin ifadesiyle; “Gelişiyle sevinen mü’minlerin cesedini, Allah'ın cehennem ateşine haram kılmış olduğu bir ay” içerisindeyiz… Yine Peygamber Efendimizin buyurduğu “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluş” olan bu mübarek ay “Cennet kapılarının ardına kadar açıldığı, Cehennem kapılarının kapandığı, şeytanların zincire vurulduğu” bir ay olması hasebiyle; bizi Rabbimizin himayesine aldığı, bizi koruduğu-kolladığı, muhafaza etmiş olduğu bir ay içerisindeyiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah'ın rızasını umarak başlamış olduğumuz bu Ramazan; bizi temizlemesi, bizi arındırması, bizi alışık olduğumuz bazı olumsuz davranışlardan uzaklaştırması veçhesiyle hayatımıza yepyeni bir sayfa açsın istiyoruz…

Bu ayı değerlendiremeden bayrama eriştiğimizde, bir daha geriye dönmek istersek, artık dönüş imkânı olmayacak… Önümüzdeki Ramazan'a kavuşma ihtimalimiz var mı, onu da bilmiyoruz… Dolayısıyla içinde bulunduğumuz anın kıymetini bilmeliyiz, ona göre davranmalıyız, ona göre şükrünü eda edebilmeliyiz… Cenab-ı Hakk;

اَفَحَسِبْتُمْ اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا وَاَنَّكُمْ اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

““Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?”(MÜMİNUN;115) buyuruyor…”

Değerli Kardeşlerim!.. Bu dünyada aldığımız nefes sayısı belli… Aldığımız nefes sayısı sona erdiğinde; hepimiz tekrar Allah’ın huzuruna varacağız ve Rabbimize bu emanetleri teslim edeceğiz… Dolayısıyla insan başıboş yaratılmış bir varlık değil… Rabbimiz ona kıymet vermiş, ona değer vermiş, onu en mükemmel surette

اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍ

üzere yarattığını ifade etmiş… Bütün azaları tastamam bir halde dünyaya göndermiş… Ona ruhundan üfleyerek şereflendirmiş… Onu diğer varlıklardan farklı kılmış… Ona birtakım meziyetler ikram eylemiş… Ona şah damarından daha yakın olduğunu bildiriyor…

مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ وَنَفَخْتُ فٖيهِ مِنْ رُوحٖى

“ayetleri bizlere bunları ifade ediyor…(KAF;16-HİCR;29) Yani bize bizden daha yakın olan, bize canımızdan daha ileri olan bir Rabbimiz olduğunu bu ayet-i kerimeler bizlere ifade ediyor…”

Yine Cenab-ı Allah'ın yeryüzünde halife olarak yarattığı ve muhatap aldığı… Emir ve yasaklar bildirmek suretiyle sorumlu tuttuğu bir varlık olarak hayat sahnesine çıktığımızı… Yaratılmış her şeyden istifade etme imkânını bize sunduğunu Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayet-i kerimede Rabbim bizlere ifade ediyor…

Rabbimizin şan ve şeref sahibi yaptığı… Yaratılan her şeyden istifade etme imkânını sunduğu… Tertemiz rızıklar vererek hayat idamemizi sağladığı… Akıl, irade ve özgürlük vermek suretiyle müstakil bir varlık olarak dünya sahnesine çıkarmış olduğu insanın, iradeli ve bilinçli olarak yapmış olduğu bütün davranışlardan sorumlu olacağını… İradesine göre hareket etmesi dolayısıyla yapıp ettiklerinin tamamından hesaba çekileceğini… Yaptığı iyilik ve güzelliklerin karşılığını Cennet olarak, yaptığı kötülüklerin-günahların karşılığını da kıyamet gününde azap olarak göreceğini bildiriyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah-u Teâlâ insanı başıboş bırakmadığını Kur'an-ı Kerim'de açık ve net bir şekilde ifade ediyor… Bu insana akıl verdiğini, sorumluluk verdiğini, irade verdiğini, kitap gönderdiğini, o kitapta yazanların nasıl uygulanacağını insanlara göstermek ve anlatmak üzere peygamberler gönderdiğini bildiriyor…

Allah-u Teâlâ peygamberler ve kitaplar göndermek suretiyle insana bir alan açıyor… Bu dünya hayatına gönderildik ve bembeyaz bir sayfaya sahipsin… Bu amel defterini kendimiz dolduracağız…

Kıyamet gününde bu amel defterine yazmış olduğumuz şeylerin her birisi karşımıza çıkacak… Aldığımız nefesten, konuştuğumuz sözden, baktığımız her şeye… İşittiğimiz sözlerden, rızıklandığımız her şeye… Elimizin uzandığı, ayaklarımızın yürüdüğü her mekâna varıncaya kadar Rabbim bizi gözetim ve denetim altına aldığını ifade ediyor…

Hak yolun ne olduğunu, bu yolda nasıl yürüneceğini, Yaratan’la irtibatın nasıl kurulacağını insanın kendi başına bilmesi zor olabilir diye Cenab-ı Allah bize kılavuz ve rehber göndermiş… Cenab-ı Allah insanlara kılavuzlar ve rehberler göndermek suretiyle onları, hem bu dünya hayatı için, hem de ahiret hayatı için hazırlıklı olmaya davet ediyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Bize düşen yönümüzü haktan yana, hakikatten yana çevirmek… Bize düşen yılmadan, yorulmadan, hataya, günaha, kusura fazla bulaşmadan Cenab-ı Allah'ın takdir etmiş olduğu bu hayatı en güzel şekilde yaşamaya gayret etmek…

Cenab-ı Allah insanı mükemmel yarattı İnsana akıl ve irade verdi… İnsana kitap ve peygamber gönderdi… Doğruyla-yanlışın ne olduğunu, hayatın nasıl yaşanacağını bildirdi ve gösterdi… Dolayısıyla bir imtihan alanı açtı… İnsan bu imtihanda kendi cevabını kendisi bulacak… Neticede kazananlardan mı olacak, yoksa kaybedenlerden mi olacak; kendi tercihiyle belirleyecek

Bu sınavda eğer biz gerçekten ebedi hayata uygun bir yaşam sürersek… Eğer Rabbimizin bizlerden beklentisini yerine getirirsek… Eğer Kur'an ayetlerinde bizlere bildirdiği güzellikleri hayat haline getirir, kötülüklerden, haramlardan, günahlardan sakınırsak… O zaman ebedi hayat için birtakım adımlar atmış oluruz…

Ama eğer bunlardan uzak durursak, eğer bunlara sırtımızı dönersek… Eğer Rabbimizle aramıza engeller koyarsak… Eğer Peygamberle irtibatımızı sınırlandırırsak… Eğer Kur'an-ı Kerim’le olan ilişkilerimiz sıkıntıya düşerse… Eğer insanlarla, komşularla, akrabalarla, toplumla olan ilişkilerimiz zedelenmeye başlarsa… O zaman ebedi hayatımızdan da yavaş yavaş uzaklaşmaya başlıyoruz demektir…

Değerli Kardeşlerim!.. Dünya hayatı fani, ahiret hayatı ebedi… Dünyayı da ahiretle birlikte düşünmemiz gerekiyor… Dünya ile ahiret birbirinin zıttı değil, birbirinin tamamlayıcısıdır… Bu dünya hayatı bizim tarlamız… Kıyamet gününde mahşere vardığımızda bu dünyada ektiklerimizi biçeceğiz…

Cenab-ı Allah bize belli sınırlar koymuş… Ama maalesef artık gündelik yaşamımız ahiret algımızı değiştirmeye başladı… Yaşam biçimimiz ahiretimizi etkilemeye başladı… Bize sunulan modern hayat tarzları bizi ahiret bilincinden uzaklaştırmaya başladı… Sosyal ve dijital mecralar maalesef ahiret bilincinden uzaklaştırmak için önümüzde duruyor…

Mü’min olanlar, iman edenler ahiret inancını güçlü kılmaya mecbur… Çünkü dünyanın bir imtihan yeri olduğunu, asıl varılacak yerin Cennet olduğunu, ahiret olduğunu bilirsek, o zaman hayatımıza çeki düzen vermeye gayret ederiz… Ancak bugün yaşadığımız en büyük sıkıntılardan birisi ahiret yokmuş gibi yaşamamızdır… Ya da ahirete iman ediyoruz, ama kendimize yakın görmediğimiz için, oraya kendimizi hazır hissetmediğimiz için ya da orada neyle karşılaşacağımızı bilmediğimiz için, oraya karşı bir çekincemiz var… Bu da bizim hayatımızı maalesef olumsuz etkiliyor… O yüzden ahirete imanımızı güçlendirmek için; oraya dair birtakım emarelere, bir takım bilgilere ihtiyacımız var…

Değerli Kardeşlerim!.. Hayatın bir düzeni var, bir akışı var… Dolayısıyla akıllı kimse bu hayattan ibret almak zorunda… Bu dünya hayatı sona erecek ve bu dünya hayatından sonra önümüzde çok uzun bir süreç var…

Peygamber Efendimiz “

يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ

evtayı mezarına kadar üç şey takip eder…

أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ

Bir; ailesi, iki; malı ve üç; amelleri” diyor…

فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى وَاحِدٌ

“ki tanesi geriye döner, sadece bir tanesi kabirde onunla birlikte kalır…”

أَهْلُهُ وَمَالُهُ

“nun ailesi, sevdikleri, evlatları, eşi, annesi, babası geriye dönerler… Onun sahip olduğu bütün mal varlığı da geride kalır…”

وَيَبْقَى عَمَلُهُ

“Onunla beraber sadece bu dünya hayatında yapıp ettikleri, biriktirdikleri, salih amelleri kalır…””

Mevta kabre konduğu andan itibaren, insanlar ayrılınca iki tane melek gelecek… Münker ve Nekir melekleri… Dünya hayatında nasıl yaşarsan, son anın nasıl olursa; kabrin ona göre şekillenecek… Eğer amel defterin güzelse, kabrin ona göre şekillenecek… Sorulara cevap vermene göre kabrin güzelleşecek… Bu sorulara vereceğin cevaba ve amel defterine göre; sana iki seçenekten birisi açılacak… Kabrin ya Cennet bahçelerinden bir bahçe olacak… Ya da Cehennem çukurlarından bir çukur olacak…

Amel defteri güzel olanlar, dünyayı imar ve inşa ederken Rabbini razı edenler, Hz.Muhammed Mustafa'yı kendisine örnek alanlar, Kur'an-ı Kerim’i hayat rehberi haline getirenler için; kabir Cennet bahçelerinden bir bahçe olacak ve cennette gideceği mekânlar o insana gösterilecek… O kabir hayatında mutlu ve huzurlu bir şekilde sura ikinci defa üflenmesini bekleyecek…

Sonra ikinci sura üfürülecek… Sura ikinci defa üfürüldüğü zaman herkes kabirlerinden kalkmaya başlayacak… Amel defterlerimizi taşıyan melekler olacak yanımızda… Sağ tarafımızdaki melek sevap defterimizi, sol tarafımızdaki melek günah defterimizi taşıyacak mahşer meydanına… Sol taraftaki melek mahşer meydanına doğru adım attığı zaman kişi geri gitmek isteyecek… Ama bu mümkün olmayacak… Çünkü Kur'an-ı Kerim pişmanlık duyanların örnekleriyle dolu… İnsanların hepsi orada pişmanlık duyacak…

Değerli Kardeşlerim!.. Zülkarneyin(AS)'la ilgili bir kıssa anlatılır… Bir gün Zülkarneyn(AS) ordusuyla birlikte bir vadiden geçmektedir… Vadiye girecekleri sırada Zülkarneyn(AS) ordusuna dönüyor ve “Ayağınıza dolaşan şeylerden toplayabildiğiniz kadar toplayın… Alabildiğiniz kadar alın… Alan da pişman olacak, almayan da pişman olacak” diyor…

Ordu vadiye giriyor, üçe ayrılıyor… Bazıları “Nasıl olsa alanda pişman, almayan da pişman olacak” diyerek hiçbir şey almıyorlar… İkinci grup; “Bu neymiş bir bakalım” diyerek birkaç parça alıyor, heybesine koyuyor… Üçüncü grup “Komutanımız bir şey emretti, bize düşen o emri yerine getirmektir” diyor, vadiden toplayabildiği kadar taş-toprak ne varsa topluyor, heybelerine koyuyorlar…

Sonra vadiden çıktıkları zaman heybelerin açıp baktıklarında, geçerken ayaklarına takılan o şeylerin çok kıymetli mücevherler olduğunu görüyorlar… Almayanlar pişman oluyor, azla yetinenler pişman oluyor, çok alanlar da keşke daha çok alsaydık diye pişmanlıklarını dile getiriyorlar…

Değerli Kardeşlerim!.. İşte bu dünya da kör bir vadi… Bu dünya hayatında alacağımızı almamız lazım… Salih amellerimizi biriktirmemiz lazım… Bizi yoktan var eden Allah bize öyle emrediyor…

Rabbimiz bize şu dünya hayatını güzel imar edin diyor… Bu dünya hayatında güzelliklerden yana tavır alın diyor… Helal-haram hususunda hiç tereddüdünüz olmasın diyor… İnsanlara karşı güler yüzle muamele edin, insanlar arasında selamı yaygınlaştırın diyor… Hakka hukuka riayet edin diyor… Kısaca Allah'ın razı olması için sizden istediği bütün amelleri dünya hayatındayken yapın diyor…

Eğer nefes alıyorken bunları yapmazsanız, dünya hayatı sona erdiği zaman bir daha yapma imkânın olmayacak… Aynen biraz önce anlattığım vadidekiler gibi; kabirde ve kıyamet gününde pişmanlık duymaya başlayacaksın… O yüzden dünya hayatında heybemizi doldurmaya gayret etmek zorundayız… Eğer dünya hayatında heybemizi güzel şeylerle doldurmazsak, onu zayi edersek; Rabbimize vereceğimiz hesabımız çok zor olur…

Değerli Kardeşlerim!.. Bizim örneğimiz ve rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa(SAV)…

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ

Cenab-ı Allah bu ayette “Resulünü, yani Hz.Muhammed Mustafa'yı bize en güzel örnek olarak gönderdiğini” bildiriyor… Ama devamında bir şey daha söylüyor…

لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ

“im Allah'a kavuşmayı arzuluyorsa…”

وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ

“im ahiret gününe kavuşmayı arzuluyorsa… İşte onlar için Allah Resulü örnektir” diyor…(AHZAP;21)”

Dolayısıyla; Peygamberimizin hayatına baktığımızda, onun dünyayı imarı, ihyası, onun ahlakı, onun insanlarla ilişkisi nasılsa; bizim de hayatımızı ona göre şekillendirmemiz lazım… Onun ibadetlerle olan ilişkisi nasılsa, bizim de hayatımızı ona göre şekillendirmemiz lazım…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı arzulayan insanlar mutlaka ahiret bilinciyle yaşamak mecburiyetinde… Çünkü biz boşu boşuna, başıboş yaratılmadık…

Bakın her an kayıt altına alınıyoruz… Bizi yoktan var eden Rabbimiz bizi her an görüp gözetiyor… Sağımızda ve solumuzda bulunan melekler yaptığımız her şeyi her an kayıt altına alıyor… Bulunduğumuz mekânlar bize şahitlik yapıyor… Dolayısıyla biz başıboş değiliz… Mutlak bir denetim ve gözetim altındayız… Bu bilinçle yaşamalıyız hayatı…

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ

““Akıllı insan ölmeden önce kendini hesaba çeken ve ahiret için hazırlanan kimsedir…” Demek ki; bu dünya hayatında hepimiz hazırlanmak mecburiyetindeyiz… Eğer bu iman hücrelerimize kadar nüfuz ederse ve bilinç halini alırsa; o zaman bizim hayatımız güzelleşecek… O yüzden Rabbimiz Kur'an'da;”

اَلَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ

“üminler namazlarını hakkıyla ikame ederler, hakkıyla kılarlar” diyor…”

وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ

“ekatlarını da gereği gibi verirler” diyor…”

وَهُمْ بِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

“İşte o müminler ahirete de hiçbir tereddüt göstermeden iman ederler, inanırlar” diyor…(NEML;3)”

فَلِلّٰهِ الْاٰخِرَةُ وَالْاُولٰى

“hiret de Allah'ındır”(NECM;15) Her ikisi de Allah'a ait olduğuna göre;”

وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰى

“hiret, şu yaşadığınız dünyadan daha hayırlıdır ve süreklidir”(A’LA;17) diyor… Başka bir ayette de;”

اِنَّمَا هٰذِهِ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا مَتَاعٌ وَاِنَّ الْاٰخِرَةَ هِىَ دَارُ الْقَرَارِ

“u dünya hayatı kısa bir faydalanmadan ibarettir… Ama ahiret; asıl yurt orasıdır, asıl karar mercii, asıl yerleşilmesi gereken yer orasıdır”(MÜ’MİN;39) diyor…”

وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا اِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌ

“ünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir…” Yani burada öyle çok takılıp kalmaya gerek yok diyor…”

وَلَلدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذٖينَ يَتَّقُونَ

“hiret hayatı sakınanlar için daha önemlidir”(EN’AM;32) diyor…”

Değerli Kardeşlerim!.. Bize düşen dünya ile ahiretin dengesini sağlamak… Bazı insanlar sadece dünya diyor, bazı insanlar da sadece ahiret diyorlar… Ama Rabbimiz böyle demiyor… Rabbimiz her iki dünyayı da imar etmemizi, güzelleştirmemizi bizden istiyor… Bu dünyada en iyi imkânlara sahip olmamızı bize emreden de… Bu dünya hayatında her türlü iyilik ve güzelliği üretmeyi bizlere emreden de Cenab-ı Allah… Bunları yaparken, sadece koyduğu ölçülere riayet etmeyi bizleri emrediyor… Yani ne yaparsanız yapın, nasıl yaparsanız yapın Allah'ın koyduğu kurallara ve ölçülere riayet ederek yapın diyor… Yoksa dünyadan el etek çekin, dünya fanidir bir şey yapmaya gerek yok demiyor… Böyle bir anlayış bizim dinimizde yok…

O yüzden dünya ile ahireti birlikte yürütme imkânına sahip olmamız lazım… Dünyayı imar ederken, burada atmış olduğumuz her bir adımın cennette ya da cehennemde karşılığı olacağını… Söylediğimiz sözlerin, tutum ve davranışlarımızın; iyi ve ya kötü karşılığının olacağını bilerek hareket etmemiz lazım…

Öyleyse Değerli Kardeşlerim!.. Biz müminlere düşen dünya hayatını iyi bir şekilde imar etmek ve bu hayat için çalışmak… Cenab-ı Allah;

اَلَّذٖى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا

““Bu dünya hayatının bir imtihan olduğunu… Ölümü de, hayatı da bizim için yarattığını… Hangimiz daha iyi iş yapacağız… Hangimiz daha güzel çalışacağız… Hangimiz daha iyi işlerle meşgul olacağız… Bunu ortaya koymak için ölümü de hayatı da yarattığını”(MÜLK;2) ifade ediyor…”

Öyleyse bize düşen; Allah'a iman etmek, Allah'ın bizlere bahşetmiş olduğu emir ve yasaklara göre hayat sürmek ve ahiret bilinciyle yaşamak… Biz bu dünya hayatından sorumluyuz… Biz bu imtihandayız… İstesek de, istemesek de; şu an bu imtihanın bir parçasıyız…

Dolayısıyla bu imtihanda başarılı olabilmek için, bu imtihanın evrelerinde bize verilen mesajları da güzel bir şekilde anlamamız gerekir… Öyleyse ölüm başımıza gelmeden önce bu hayatta yapmamız gerekenleri teker teker yapmamız gerekiyor…

Rabbim dünyayı imar ederken bu dünya hayatında almış olduğumuz nefeslerin kadrini-kıymetini bilmeyi nasip eylesin…

Rabbim Ramazanın feyzinden-bereketinden, Cumanın bereketinden istifade edebilmeyi nasip eylesin..

Rabbim şu mübarek mabette yapmış olduğumuz bütün dualarımızı ibadetlerimizi dergah-ı izzetinde kabul eylesin, ahir ve akıbetimizi hayr eylesin…