RAMAZAN AYINA GİRERKEN
Bizleri yoktan var eden… Her türlü nimetleriyle nimetlendiren… Bizi dünyaya mükerrem bir varlık olarak halife tayin eden… Akıl ve vahiy gibi iki asli nimetle nimetlendiren… Ve Kur’an ayı olan Ramazan’a sağlık ve selametle kavuşturan… Cenab-ı Hakk’a hamd-ü senalar olsun…
Bize Kur’an’ı getiren… Getirmekle kalmayıp… Bu bereketli kitabın… Hayatımızı nasıl bereketlendireceğini gösteren… Bize insanlığımızı, İslamlığımızı öğreten… Ve sadece bizim için değil… Bütün âlemlere rahmet olarak gönderilen…
Peygamber Efendimize… Âline… Ehl-i Beytine… Ashabına… Ve kıyamete kadar O’nun yolunda olan bütün ehl-i imana salât ve selam olsun…
Cenab-ı Hak bizlere her iki dünyada iyilikler ve güzellikler ihsan eylesin… Umduklarımıza nail… Korktuklarımızdan da emin eylesin…
Değerli Kardeşlerim!.. Binlerce şükürler olsun ki… İki ay önce yine bu kürsüden… Peygamberimizin bir duası ile başlamıştık… İki ay boyunca da her namazlarımızın peşinden bu duayı yaptık ve amin dedik..
“Allahümme barik lena…” “Ya Rab! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl… Ve bizleri hayırlısıyla Ramazan’a kavuştur…” diye…
Elhamdülillah… Pazar gün akşamdan itibaren… Peygamberimizden öğrendiğimiz şekilde Cenab-ı Mevla’ya arz etmiş olduğumuz dualarımıza nail olacağız inşallah… İnşallah Pazar gün akşam ilk teravihimizi hep beraber kılacağız… Sonra ilk sahurumuza kalkacağız… Ve hep beraber Ramazan orucuna başlayarak… Kulluğumuzu… Allah ile olan irtibatımızı… Bir daha en kuvvetli bir şekilde hissedeceğiz… Ve bir Kur’an ayına daha kavuşmuş olmak ne gerektiriyorsa… Onu yapma gayretinde olacağız… Cenab-ı Hak bu nimetleri bizlere lütfetti… Hamd-ü senalar olsun…
Değerli Kardeşlerim!.. Değer veren yüce olunca değer verilen de önemli olur Ramazan ayına değeri Cenab-ı Allah verdi… Ramazan ayını on bir ayın sultanı olarak isimlendirmiş büyüklerimiz… Geleneğimiz… Ve senede on iki ay olmasına rağmen… Onu ayrı bir yere koymuş… Aslında bu gelenekte var olan bu kabulümüz… Bizim sadece insani olarak yapmış olduğumuz bir şey değil… Kur’an-ı Kerim’in işareti ve Peygamberimizin uygulamalarının bizim dilimize aktarılmış halidir… Ramazan ayına on bir ayın sultanı denmesi…
Ramazan ayını diğer on bir aydan ayıran Ramazanın diğer gün ve gecelerini de, diğer gün ve gecelerden ayıran özellik… Yani Kadir Gecesinin içerisinde bulunmuş olması…
Kur’an-ı Kerim’in bu ayda nazil olmasına bağlı olarak… Bu değeri kazanmış olduğunu gösteriyor… Ramazan ayının on bir ayın sultanı olması Kur’an’dan dolayıdır…
Ramazan ayı sadece Kur’an’ın nazil olduğu… İnsanların mukabelelerle, hatimlerle, Kur’an’ı anlama gayretleriyle, hayatı Kur’an’la güzelleştirme gayretleriyle beraber Kur’an ayıdır… Doğru…
Ama aynı zamanda Ramazan bir oruç ayıdır… Ramazan bir de, bizim toplumsal geleneğimizde, zekât ayıdır… Paylaşma ayıdır… Ramazan ayı yaşanırken bir de Peygamberimize uyma, O’nun sünnetine tabi olma anlamında… Peygamberi anlama ve yaşama ayıdır…
Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 183. Ayetinden itibaren… 183-184-185 ve 186. Ayet-i kerimelerinde… Oruç, Ramazan, Kur’an… Bu unsurların işlendiğini görüyoruz…
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
“Ey İman edenler…”
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ
عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
“Takva sahibi olmanız… Allah’tan hakkıyla sakınmanız ve bunu gerçekleştirmeniz için…”
Bakınız Allah’ın bizlere oruçla ilgili kullanmış olduğu kavram TAKVA kavramı…
Allah’a karşı takvalı olmanız için… Sakınmanız için.. Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi… Size de farz kılındı…
Yani bizlere de farz kılındı…
مَّعْدُودَاتٍ أَيَّامًا
“Belirli günlerde… Sayılı günlerde…”
فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا
أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ
“Sizden her kiminiz… Yolcu veya hasta olup da… Tutamadığı olur ise… Diğer günlerde tutamadıklarını kaza etsin…”
وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ
“Oruca güç yetiremeyenler ise… Bunun karşılığında bir yoksulu doyuracak kadar fidye versinler…”
فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُ
“Ve bununla birlikte kim iyilik yapar… Mesela fidyeyi daha fazla verir ise… O kendisi için daha hayırlıdır… Ama daha da hayırlısı vardır…”
وَأَن تَصُومُواْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
“Ama imkânı olanların… Oruç tutmaya az-çok imkânı olanların… Orucu bizzat tutması en hayırlısıdır…”
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ
هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
O sayılı günler… İnsanlar için bir hidayet rehberi… Doğru yolun ve hak ile batılı bir birinden ayırmanın apaçık delilleri olarak… Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır…
فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ
“Öyleyse… Sizden her kim bu aya ulaşırsa… Oruç tutsun…”
وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ
“Sizden her kim hasta ve yolcu olursa… Başka bir günde bu orucunu kaza etsin…”
يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ
“Allah size kolaylık diler… Kesinlikle zorluk dilemez..”
وَلِتُكْمِلُواْ الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Allah bu sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık… Allah’ı yüceltmeniz… Ve şükretmeniz için… Bu Ramazanı sayılı günlerde size farz kıldı…
Değerli Mü’minler!.. Eğer dikkat ettiyseniz… Allah-u Teala önce takva kelimesine işaret etti… Ondan sonra Allah’ı yüceltmek…
وَلِتُكَبِّرُواْ اللّهَ
Allah’ı büyüklemek… Allah’ı kendi makamında takdir etmek… Allah’ın kadrini-kıymetini bilmek… Ve Allah’ın vermiş olduğu nimetlere şükretmek… Üç tane kavram oldu…
Önce Ramazan bir Kur’an ayıdır dedik… Allah-u Teâlâ insanı bu kâinata halife olarak yaratmıştır… İnsanı bu kâinatın tam merkezine yerleştirmiştir… Bu kâinatın bütün sistematiğinin işletilmesiyle alakalı emaneti… Yani vahyi de insanoğlu üstlenmiştir… Allah-u Teâlâ insanı vahiy ile mükerrem kılmıştır…
Bu kâinatın idaresi… Bu kâinatın yaratılması… Bu kâinatın bütün olarak Allah’ın yarattığı şekliyle… Mutlak surette bir akışı var… Ama insanoğlunu da vahiy ile bu dünyada bir imtihan için yaratmış… Ve Kur’an-ı Kerim’i… Biraz önce okumuş olduğum ayette ifade ettiği üzere… Bir hidayet rehberi ve hak ile batılı ayıran… Ve insanları istikamete yönelten… Allah’ın murat ettiği şekliyle… Nasıl yaşanması gerektiğini öğreten… Vahiy olarak Kur’an-ı Kerim’i göndermiştir…
Bu vahyin hayatı nasıl güzelleştireceğine dair de… Peygamberlerini göndermiş… Ve peygamberler bize bu vahyin hayatı nasıl güzelleştireceğini öğretmişler…
Âlimlerimiz Kur’an-ı Kerim’in hayata dönük yönüyle alakalı… Birkaç yönden tasniflerde bulunmuşlar…
1- İman ile ilgili unsurlar… 2- Kulluğumuz ve ibadetlerle… Yani Allah-u Teâlâ ile olan ilişkilerimizi tanzim eden alanlar… 3- Birbirimizle ve kâinattaki diğer varlıklarla… İslamca… Müslümanca… İnsanca… İlişkilerimizi tanzim eden ahlak esasları…(EN’AM;155)
وَهَذَا كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ
وَاتَّقُواْ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Ey insanlar! .. Biz bu kitabı bereketli bir kitap olarak indirdik… Ey İnsanlar!.. Ey Müslümanlar!.. Bu kitabın bereketinden yaralanmak istiyorsanız… Allah’ın rahmetine-bereketine… Kur’an ile size kazandırmak istediği güzelliklere erişmek istiyorsanız… Takvaya erişmek istiyorsanız… Bunun bir tek yolu vardır… Kur’an’a uymak…
Allah-u Teâlâ bizim vücudumuzun bütün azalarını… Beynimizi… Kalbimizi… Vicdanımızı… İnsan olarak bizim bütün yönlerimizi dikkate alarak… İnsanın her yönünü dikkate alarak… Ayetlerini göndermiştir…
Nasıl ki maddi varlığını dikkate almadan… İnsanı insan olarak değerlendiremeyeceksek… Nasıl ki insanın vicdani yönünü dikkate almadan… Bir bütün olarak değerlendiremeyeceksek… Nasıl ki insanın kalbini ve beynini… Yani zihnini ve aklını dikkate almadan… Bir bütün olarak değerlendiremeyeceksek…
Kur’an-ı Kerim’in de bütün ayetlerini bir birinden ayırmadan… Aynı hassasiyetle dikkate aldığımız zaman. Ancak o Allah’ın bizim için murat etmiş olduğu bereketten istifade edebileceğimizi unutmamalıyız…
İman konusunda nasıl bir hassasiyetimiz varsa… Namaz konusunda nasıl hepimiz çok gayretliysek… Ramazan ayında sahura kalkıp yarın tutacağımız oruçlar konusunda nasıl gayretliysek… İbadet hayatına gösterdiğimiz bu ilgiyi… Birbirimizle olan ilişkilerimize, yani ahlak alanına da taşımadığımız sürece… Kur’an’ın bereketinden tam Allah’ın murat ettiği şekliyle istifade edemeyeceğimizi bilmek durumundayız…
Onun için… Namaza gösterdiğimiz özeni… Yalan söylememeye de göstermedikçe… Oruca gösterdiğimiz özeni… Kimsenin hakkını ihlal etmeden… Özelini araştırmadan… Dedikodusunu yapmadan… Dilimizi de tutmak suretiyle göstermedikçe…
Hacca gösterdiğimiz iştiyakı… Yeryüzünde hava-çaka atarak yürümemeye de göstermedikçe… O Kur’an’ın bereketinden bütün olarak istifade edemeyeceğimizi göz ardı etmemeliyiz…
Değerli Kardeşlerim!.. Aslında aynı konu oruç için de geçerli… Nasıl ki iman, ibadetler ve ahlak bir bütün ise… Nasıl ki namaz ibadeti… Farzıyla… Sünnetiyle… Müstehabıyla… Bir bütün ise… Oruç ibadeti de farzıyla, sünnetiyle bir bütündür… Ramazan ayı da bir bütündür…
Evet; Ramazan bir Kur’an ayıdır… Doğru… Ama aynı zamanda Ramazan ayı… Hz. Peygamberin o üsve-i hasene olmasının… Yani bize en güzel örnek olması özelliğinin… Bizler için ne anlama geldiğinin gösteren de bir Peygamber ayıdır… Bir sünnet ayıdır Ramazan ayı…
Ramazan; İslam’ın bize getirdiği güzelliklere sahip olabilmek için… Allah-u Teâlâ’nın bize murat ettiği güzellikleri kazanabilmek için… Peygamber Efendimizin yaptığı gibi yapmamız gerektiğini gösteren.. Hatta ve hatta… Peygamber Efendimizin uygulamalarının… Bize ortak kimlik… Ortak aidiyet… Ortak uygulama… Ortak hissiyat… Ortak şuur kazandıran en önemli unsur olduğunu gösteren bir özellik ve güzelliktir…
Değerli Kardeşlerim!.. Orucun nasıl tutulacağını biz Peygamber Efendimizden öğreniyoruz… Velevki, bir tek hurma ile de olsa… Velevki, yarım bardak su ile de olsa… Sahurun bereketini kaçırmayın… Talimatına bağlı olarak… Türkiye’deki Müslümanların da sahura kalkmaya gayret etmesi… Japonya’daki Müslümanların da sahura gayret etmesi… Aynı vakitlerde aynı hareket tarzını benimsemesi… İşte bunlar hep Peygamberimiz sayesinde oluyor… Yine aynı şekilde… Okuduğumuz mukabeleler… Kıldığımız teravihler… İşte bunlar hep… Peygamberimizi taklit ederek yaptığımız… Ve hayatımızı güzelleştiren unsurlardır… Biz bunların hepsini Peygamberimizden öğreniyoruz…
İftar yemeklerinde israfa kaçmamak… Ramazan vesilesiyle paylaşmak… Sofralarımızı… Kalplerimizi… Zihinlerimizi… Dualarımızı… Birbirimize açmak… Bütün bu hususiyetleri hep Peygamberimizden öğreniyoruz biz…
Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Ramazan bir Kur’an ayı olduğu kadar… Peygamberimizin uygulamalarının hayatımızı güzelleştirmesi anlamında… Aynı zamanda Peygamber Efendimizi iyi anlama… Ve O’nu anlayarak hayatımızı Kur’an ve sünnetle beraber ihya ettiğimiz bir aydır…
Evet; Ramazan Kur’an ayıdır… Ramazan oruç ayıdır.. Ramazan zekât ve sadaka ayıdır… Ramazan dilimizin, kalbimizin, bedenimizin, vücudumuzun ve malımızın temizlendiği… Allah-u Teâlâ’nın tezkiyesine mazhar olduğu bir aydır…
İşte Kur’an ve Sünnet ile beraber Ramazanı ihya ettiğimiz zaman… Peygamber Efendimizin Ramazan ile ilgili… Bizlere müjde olarak verdiği… Şu iki hadis-i şerifi daha iyi anlıyoruz… Birinci hadis de şöyle buyuruyor Peygamberimiz…
“Mübarek Ramazan ayına kavuştunuz… Gözünüz aydın…” diyor… “Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı… Bu ayda cennet kapıları açılır… Cehennem kapıları kapanır… Ve şeytanların azgınları bağlanır…”
Zaten rutin bir süreç bu… Biz kendimizi Kur’an ile hemhal kılarsak… Bu Ramazan ayını Peygamberimiz nasıl yaşadıysa öyle yaşarsak… Teravihleriyle… Mukabeleleriyle… Orucuyla… Sadakasıyla… Camileri doldurmamızla… Çoluk-çocuk hep beraber Allah’ın evlerinde… Allah’ın nuruyla… Vahiy ile… Sünnet ile buluşmamız suretiyle Peygamberimiz gibi bir Ramazan yaşarsak… Zaten şeytana alan kalmıyor… Yanınıza bile yaklaşamaz şeytan… Diğer hadis-i şerifte de şöyle buyuruyor Peygamberimiz…
“Men sâme Ramazâne vahtiseben gufire lehû mâ tekaddeme min zenbih”
“Kim Allah’a inanarak ve karşılığını sadece Allah’tan umarak orucunu tutarsa… Geçmiş günahları bağışlanır…”
Değerli Kardeşlerim!.. Tekvir Suresi’nden şu ayetleri arz edeyim size… Hepimiz dünyaya kapıldık… Hepimiz koşuşturmalar içerisindeyiz… Ve bu koşuşturmalar içerisinde bazen kulluğumuzu… Bazen vazifelerimizi… Bazen görevlerimizi aksatabiliyoruz… O çerçevede inen ayet-i kerimeler bunlar…
فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ
Ey İnsanlar! .. Nereye gittiğinize bir bakın… Nereye gidiyorsunuz…
إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ
“Sizin gidişatınıza yol gösterecek… Gidişatınızın nereye olduğunu gösterecek… Hatırlatmada bulunacak bir vahiy var sizin önünüzde…”
لِمَن شَاء مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ
“Dosdoğru olmak için… Allah ve Rasulünün göstermiş olduğu istikameti kazanmak için… Allah’ın size göndermiş olduğu bir hatırlatma var… Kur’an var…”
İşte Ramazan bir Kur’an ayı… İstikamet ayı… Takva ayı… Ramazan bir oruç ayı…
Tutacağımız oruçlarla hem nefsimizi terbiye eden… Hem bedenimizi yenileyen… Hem sosyal olarak aç kalmanın ne anlama geldiğini anlatan… Bir ibadet ile Cenab-ı Allah bizleri nimetlendirmiş… Bütün nimetleri için şükredebilme ayıdır Ramazan ayı…
Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Geçtiğimiz Ramazan ayında beraber oruç tuttuğumuz… Beraber teravih namazlarını kıldığımız… Tanıdıklarımızdan bazıları ömürleri vefa etmediği için… Bu Ramazana yetişemediler… Bizim de bundan sonraki Ramazanlara erişip erişemeyeceğimizi bilemiyoruz Ömrümüzün ne kadarı gitti ve ne kadarı kaldığını bilmiyoruz… Onun için bu mübarek ayı iyi değerlendirmeliyiz… Allah'ın rızasını kazanmaya çalışmalıyız… Hep beraber… Peygamber Efendimizden gelen geleneğimiz bize neleri öğrettiyse o şekilde değerlendirme gayretinde olalım…
1- Hasta ve yolcu değil isek… Mutlaka ve mutlaka oruçlarımızı tutacağız…2- Mutlaka ve mutlaka Peygamber Efendimizin tuttuğu gibi tutmak açısından… Sahurlarımızı ihmal etmeyeceğiz… 3- Teravihleri Peygamber Efendimiz kılmıştır… Peygamberimizi anlamak adına teravihlerimizi cemaatle… Çoluk çocuğumuzla… Kılmaya gayret edeceğiz… Böylece Ramazanın hakkını vermiş olacağız… 4- Kur’an’ı okuyacağız… Mukabeleleri takip edeceğiz… Çünkü Cebrail (AS) ile Peygamberimizin yapmış olduğu bir uygulamadır mukabele… Karşılıklı birbirine Kur’an okumak demektir mukabele… Bu bilinçle okuyacağız… (Camimizde mukabele…) 5- Zekatlarımızı ve sadakalarımızı hakkıyla vermeye çalışacağız… Fitrelerimizi Ramazan’ın ilk gününden itibaren Bayram Namazına kadar mutlaka ve mutlaka hak sahiplerine ulaştırmalıyız… (Fitre miktarı…)
Değerli Kardeşlerim!.. Şunu da hatırlatarak bitireyim sözlerimi… Bu Ramazan’ın manevi atmosferini zaman zaman… Zor durumda bırakan tartışmalar oluyor… Ramazan ayı gelince bu tartışmalar her nedense hemen başlıyor TVlerde… O çerçevede bu tartışmalara çok kulak asmadan Ramazan ayını eda etmeye gayret edelim…
Cenab-ı Hak bu Ramazanı Peygamberimizin öğrettiği gibi yaşayıp istifade etmeyi nasip eylesin cümlemize…
