Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan Bayramı 2023: Bayramı Hakkıyla Yaşamak

İsmail Sezkin

RAMAZAN BAYRAMI2023


يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً

فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖی وَادْخُلٖى جَنَّتٖی

Değerli Kardeşim!.. Bayramınız mübarek olsun… Rabbim hakkıyla bayram edebilmeyi… Bayram ile Rabbimizin bize ikram buyurduğu, ihsan buyurduğu selameti hissedebilmeyi… Bu huzuru, bu neşeyi önce nefsimizde, sonra ailemizde, memleketimizde ve bütün İslam Aleminde hissedebilmeyi nasip eylesin…

Değerli Kardeşlerim!.. Recep ayının ilk gününden itibaren Rabbimizin bize ifade buyurduğu davete icabet edip… Recep ayının içerisindeki Regaip ve Miraç Kandillerini, Şaban ayının içerisindeki Berat Kandilini, Ramazan ayını ve içerisindeki Kadir Gecesini ihya edebilmeyi Rabbim bizlere nasip eyledi… Bu ihya ve ifa ile şifayap olmayı, rahmete gark olmayı Cenab-ı Hakk bize ihsan buyursun inşallah…

Bu davete icabet etmiş mü’minler olarak, bu gün mübarek Ramazan Bayramının bizlere getirdiği davetten bahsetmek istiyorum…

Değerli Mü’minler!.. Üç ay önce Rabbimizin davetini almış… Onun emr-i mucibince bir yola koyulmuş… Ve o davetin gereklerini yerine getirmiştik… İmanımızın ispatı olarak Mevlam kabul buyursun…

Bu gün de yine Peygamber Efendimizin mü’minlere bayram günüdür, neşe günüdür dediği mübarek Ramazan Bayramının beraberinde getirdiği yeni bir davetten bahsedeceğiz…

Bu davete icabet etmek imanımız gereğidir… Şayet Recep ayının başında almış olduğumuz bu davete icabet etmemiş olsaydık… Regaip, Berat ve Miraç gecelerini… Son olarak Kadir Gecesini anlamını düşüne düşüne idrak etmemiş olsaydık… Bu bayramda alacağımız daveti yerine getirme gücünü toparlayamamış olacaktık…

Bir başka ifade ile; Cenab-ı Hakk’ın şu Ramazan Bayramında bize gönderdiği davete muhatap olabilmek için üç aylık bir hazırlık yaptık.. Bu üç aylık hazırlığın sonucunda Rabbimizin biraz sonra ifade edeceğim ayet-i kerimeler ile bizlere emir buyurduğu davetini yerine getirmeye hazır hale geldik…

Şimdi Ramazan ayında, Şaban ayında ve Recep ayında… Bunların içerisindeki mübarek gecelerde almış olduğumuz o kuvvetle… Rabbimizin vermiş olduğu o manevi haz ve lezzetle hazır halde, Rabbimizin davetini alma zamanı… Rabbimizin bizlere vereceği bu davete bu bayramda icabet etmek… Bizim bir sonraki Ramazan ayına… Bir sonraki bayrama… Ve ya ömrümüz ne kadar yetiyorsa… Bir sonraki davete kadar Rabbimizin çizdiği ve kendisine atfettiği…

صِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

dediği o doğru yol üzerinde olabilmemiz için tek yol budur…

Üç ayların içerisinde nasıl onun çizdiği yol üzerine olduysak… Bayramdan sonra da ömrümüz nereye kifayet ediyorsa… O zamana kadar yine

صِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَ

diye Rabbimizin ifade buyurduğu… O dosdoğru yol üzere olabilmenin tek çaresi… Rabbimizin bize burada ifade buyuracağı davete icabet etmektir…

Önce Rabbimizin bize bayram günü vereceği davete icabet ettiğimizde nasıl bir neticeye ulaşacağımızı ayet-i kerime ile ifade edeceğiz… Ardından da o neticeye ulaşabilmek için bize sunulan daveti anlatacağız…

Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Allah ayet-i kerimede, bize vereceği davetin neticesinde varacağımız noktayı şöyle ifade ediyor…

يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

“Ey Allah’ın çizdiği yol üzere devam eden… Nefs-i Mütmainne derecesine ulaşanlar… Kalbini, niyetini, zihnini, amellerini, bütün azalarını… Rabbinin razı olduğu hale getirenler…”

اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً

“Şimdi dönün Rabbinize… Ama öyle bir dönüşle dönün ki… Hem siz Allah’tan razı olarak dönün… Hem de Allah sizden razı olarak dönün…Öyle bir birikimle geldiniz ki… Öyle bir hayat yaşadınız ki… Hem Allah’ı razı ettiniz… Hem de kendinizi razı ettiniz”

فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖی

“Şimdi benim memnun olduğum salih kullarım arasına girin…”

وَادْخُلٖى جَنَّتٖی

“Ve cennetime dahil olun…(FECR;27-30)”

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah’ın bu ayetinde ifade buyurduğu mütmain nefse… Tatmin olmuş nefse… Memnun olmuş… Razı olmuş ve Rabbini razı etmiş bir nefse sahip olmanın yolu… Biraz sonra zikredeceğimiz davete icabet ederek yaşamaktır…

Biz biriktirmiş olduğumuz o manevi haz ile… O kuvvetle… O birikimle… Şeytanların zincire vurulduğu Ramazan ayında, günahlarımızdan temizlenmenin rahatlığıyla… Şimdi bu daveti almaya hazırız… Bakınız; Cenab-ı Hakk bize davette bulunuyor…

وَلْتَكُنْ مِنْكُمْ اُمَّةٌ يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

““Sizin içinizden bir topluluk olsun…” Ayete farklı bir mana ile “Hepiniz toptan şöyle bir ümmet olarak yaşayın” da diyebiliriz… “Sizin içinizden bir grup ve ya sizin hepiniz… Bütün mü’minler… Bütün Ümmet-i Muhammed… Şöyle bir ümmet olun…””

Şimdi bize Cenab-ı Hakk’tan davet geliyor… Ne olmamız gerektiğini… Nereye davet edildiğimizi… Bizden ne beklendiğini… Cenab-ı Allah bu ayet-i kerimede anlatıyor…

يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ

“Sizin yaşama sebebiniz… Hayatta olma sebebiniz… Sadece hayra davet için olsun… Attığınız her adım hayır olsun… Söylediğiniz her söz hayır olsun… Yüklendiğiniz ve omuz verdiğiniz, destek verdiğiniz her şey hayra çıksın… Hayrın kapısını açın… Hayra destek verin… Kur’an’ın ifadesiyle; hayır için yarışın… Birbirinizi hayırda geçmeye çalışın…”

يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ

“ifadesi bize gelen davetin birinci görevi… Bu günden sonra Ramazan bayramına imanla ulaşmış… Üç ayların mukaddes anlarını yakalamış… İfa ve ihya etmeye gayret etmiş mü’minler olarak… Bu günden sonra birinci görevimiz; attığımız her adım… Aldığımız her nefes… Sadece ve sadece hayır için olacak…”

İkincisi;

وَيَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ

Siz sürekli kendi nefsinize söylediğiniz gibi… Etrafınızdaki insanlara… Aile efradınıza… Akrabalarınıza… Komşunuza… Yaşadığınız memlekete… Güzellikleri… İyilikleri… Allah’ın emirlerini yayın… Allah neyi istiyorsa onu anlatın… Öğretin Hem kendiniz yaşayın, hem başkalarına öğretin… Bir başka ifadeyle; hem yaşayarak öğretin… Hem anlatarak öğretin… Hem halinizle öğretin… Hem kalinizle öğretin…

Yaşamadan anlatmanın bir anlamı, bir tesiri olmaz çünkü… Beyhude bir mücadele olur, boşa gider yaşamadan anlatmak… Onun için Cenab-ı Allah; hayra çağırın, hayırla meşgul olun dedikten sonra… Hayrı emredin… İyiliği emredin… Güzellikleri anlatın diyor…

Üçüncüsü;

وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

Nerede bir kötülük ihtimali varsa derhal tedbirinizi alın… Kötülüğün oluşmasını engelleyin… Eğer sizin kontrolünüzden çıkmış ve kötülük oluşmuşsa… Derhal o kötülüğü imha edin… Ortadan kaldırın… Ve o kötülüğün bir daha ortaya çıkmaması için sürekli kötü olan fiillerden insanları uzak tutmaya çalışın…

وَيَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

“ifadesinde üç basamaklı bir görev var… Birinci basamak; kötülüğün oluşmaması için önleyici tedbir almak… İkinci basamak; oluşmuş kötülükleri yok etmeye, izale etmeye çalışmak… Üçüncü basamak; olası kötülüklere karşı insanları sürekli uyarmak…”

يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ يَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ يَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

“Eğer bu üç görevi yaparsanız…”

اُولٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“İşte o zaman kurtuluşa eren siz olursunuz… Bu dünyadaki imtihanı başarıyla bitirirsiniz… Bu görevi hakkıyla yaparsanız…”

İşte o zaman

يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ

grubuna girersiniz…

اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً

hitabına muhatap olursunuz…

فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖی

diye Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu salih kulların arasına girersiniz…

وَادْخُلٖى جَنَّتٖی

emriyle ebedi saadete ulaşırsınız…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah bize üç tane görev verdi… Bayram davetimiz bu… Hayırlı olsun…

Bizim Cenab-ı Hakk’ın bu davetine icabet edebilmemiz için… Hayra davet edebilmemiz… İyiliği yaygınlaştırmamız… Kötülüğü engellememiz için… Önce bizim buna hazır ve bunu uygulayan… Bunun nasıl yapıldığını iliklerimize kadar hisseden bir insan olmamız gerekiyor… Biz rızkımızın haram olup olmadığını düşünmeden bir hayat yaşıyorsak… Boğazımızdan haram lokma geçiyorsa… Vücudumuz haramlarla meşgul olmaya alışmışsa… Kalbimiz günahlardan korkmayacak kadar cehalet cesaretine kapılmışsa… Niyetlerimizde bozulmalar varsa… Uzuvlarımız yavaş yavaş Allah’ın emrinin dışına çıkıyor, şeytanın verdiği vesveselere kapılıyorsa… En basitinden; ibadet etmek bile bize ağır gelmeye başlamışsa… Kısacası; bizim hayatımız hayır olmaktan çıkmışsa… Biz hayra davet edemeyiz… Biz iyiliği emredemeyiz…

Bizim varlığımız günahlarla anılır olmuşsa… Bizim yaşantımız günahlarla dolu hale gelmişse… Biz iyiliğin önünü açamayız… Kötülüğe engel olamayız… Biz böyle bir hayat yaşarsak zaten Cenab-ı Allah benim elimle iyiliği ayağa kaldırmaz… İyiliği ayağa kaldırma vazifesini bana vermez… Yani önce benim buna hazır ve layık olmam lazım…

Ağzımız temiz olacak ki; bu ağızdan Allah’a dua ve zikir sadır olsun… Kalbimiz günah yükünden ve kirlerinden arınmış olmalı ki; bu kalpte Allah’a muhabbet peyda olsun… Zihinlerimiz temiz olmalı ki; bu zihinden hayırlar çıksın… İyi niyetler sadır olsun…

Bu ameller ellerimle, ayaklarımla, gözlerimle, kulaklarımla, bedenimle madem… Salih ameller işleyebilmek için, önce bu ameli işleyecek uzuvlarımın salih olması lazım… Günahtan arınmış… Hatta günahtan korkan bir hayat yaşamam lazım…

Zaten üç aydır bunun mücadelesini verdik… Üç aydır ‘affet ya Rabbi, affet ya Rabbi…’ ‘Rahmet mevsimindeyiz merhamet et Allah’ım…’ ‘Mağfiret mevsimindeyiz, bize gufranını nasip et ya Rabbi…’ dedik… ‘Cehennem azabından bizi kurtar ya Rabbi’ dedik… Ragaip gecesinde ‘rağbetimiz sanadır ya Rabbi… Yüzümüzü sana döndük… Yönümüzü sana çevirdik’ dedik… Miraç gecesinde ‘ya Rabbi Peygamberimizi huzuruna aldığın gibi bizi de huzuruna al’ dedik… Berat gecesinde ‘berat istiyoruz, kurtuluş istiyoruz ya Rabbi’ dedik… Kadir gecesinde ‘ya Rabbi bize bir ömre bedel bir gece nasip et… Bütün günahlarımızı sabaha çıkmadan affet’ dedik… Yalvardık, yakardık… Daha doğrusu; bedenimizi ve ruhumuzu bayramda alacağımız davete hazır hale getirdik… Bedenimiz ve ruhumuz için özel bir bayram temizliği yaptık… Şimdi hazır hale geldik…

Değerli Mü’minler!.. Böyle devam edebilmek için… Sürekli hayra çağıran… Sürekli iyiliği emreden… Sürekli kötülüğü engelleyen olabilmek için… Sürekli bu temizlikte kalabilmek lazım…

Onun için; oruç iftar ettikten sonra başlar… Hac Arafat’tan indikten sonra başlar… Namaz ise selam verdikten sonra başlar… Yani üç aydır biriktirdiğimiz o manevi hazzın asıl ikramı… Asıl faydası şimdi başlayacak… Eğer koruyabilirsek…

Değerli Kardeşlerim!.. Almış olduğumuz bu manevi özellikleri… Bu kudreti Bu lezzeti Bu hazzı kaybetmemek bizim irademizde değil… Bizim görevimiz… Yani korusam da olur, korumasam da olur… Günahlarla meşgul olsam da olur, olmasam da olur deme özgürlüğümüz yok… Bu bizim vazifemiz…

Cenab-ı Allah

فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ

““Bir işi bitirdiğiniz zaman yeni bir işe koyulun”(İNŞİRAH;7) diyor… Üç aydır yoğun bir mesai ile Allah’a itaatte, taatte, tevbe-i istiğfarda bulundunuz diye bitmeyecek… Devam edeceksiniz, alın size yeni görev diyor Cenab-ı Allah…”

يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ يَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ يَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

“Bu öyle bir görev ki; ömrümüzün tamamını kaplayan bir görev… Öyle bir sürelik görev değil… Gözümüz nefsimize bakarken; acaba benim hayatımı hayır mı kaplıyor, yoksa şer mi kaplıyor diye bakacak…”

Aile efradıma bakarken, acaba benim ailemde Allah’ın emrine itaat mi var, yoksa isyan mı var… Acaba mahallemde, yaşadığım şu memlekette emr-i ilahi mi yaygınlaşıyor, yoksa Allah’ın yasakladığı şeyler mi yaygınlaşmaya başladı… Bulunduğum yerde iyilik mi var, yoksa kötülük mü var… Yani dinimin, imanımın, amellerimin sürekli murakabesini yapma görevini veriyor Cenab-ı Allah bize…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah Al-i İmran Suresi’nde bunun yaşanmış bir örneğini anlatıyor bize… Yani nasıl yapılacağını bu ayetten anlayacağız… Ramazan bayramında aldığımız davet ile edindiğimiz görevin nasıl ifa edileceğini bu ayetten anlayacağız… Cenab-ı Allah sahabe-i kiramdan bahsediyor bu ayette…

Sahabe-i kirama

كُنْتُمْ خَيْرَ اُمَّةٍ اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ

Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz…” diyen Cenab-ı Allah bize de;

اُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ

Siz bu insanların içinden çıktınız diyor Yani siz de o sahabe-i kiram gibi olabilirsiniz diyor bize Onlar da sizin gibi insanlardı diyor… Aynı Allah’a, aynı Peygambere iman ediyorsunuz… Aynı Kur’an’ı okuyorsunuz… Hiçbir farkınız yok… Öyleyse onlar yapabiliyorsa, siz de yapın diyor… Siz de onlar gibi yapın diyor Cenab-ı Hakk… Biraz önce okuduğum ayette şöyle ümmet olun diyordu Cenab-ı Hakk… Onlar yaptı, siz de yapabilirsiniz diyor… Onlar da bizim gibi insanmış… Onlar yapmış, demek ki biz de yapabilirmişiz…

تَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ

“Onlar iyilik yapmışlar… İyiliği yaymışlar… İyiliğin önünü, yolunu açmışlar… İyiliği teşvik etmişler… Hayrı yaymışlar…”

وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

“Onlar kötülüğün önüne engeldirler… Kötülüğe engel olurlar, izin vermezler kötülüğe…(ALİ İMRAN;110)”

Peygamberimiz “Sizden biriniz bir kötülük gördüğü zaman, derhal onu eliyle düzeltsin… Eğer buna gücü yetmezse, o kötülüğe dilinizle engel olun… Yani o kötülüğü yapılmaması için onu ikna edin… Buna da gücünüz yetmezse, kalbinizden o işin kötü olduğuna buğz edin… O ortamda bulunmayın… Bilin ki; eliyle kötülüğü düzeltememek, diliyle kötüleri ikna edememek… Sadece kalbiyle buğz etmek imanın en alt derecesidir” diyor…

Yani bulunduğumuz her yerde; ya elimizle, ya dilimizle, ya kalbimizle… Hangisini yapabiliyorsak onunla… İyiliğin, hayrın önünü açacağız… Kötülüğe engel olacağız… Her şeyimizle herkese örnek olacağız… Bizim yapmamız gereken bu… Bizim bundan sonraki görevimiz bu… Cenab-ı Allah işte bizi buna davet ediyor bu bayramda… Üç ay boyunca bunun provasını yaptınız… Şimdi bunları hayata geçirme zamanı diyor… Yoksa bizim bir ay boyunca sahurdan iftara kadar aç-susuz kalmamıza ihtiyacı yoktu Cenab-ı Allah’ın…

Biz bunları hiç mi yapmıyoruz hocam derseniz… Yapıyorsunuz Elhamdülillah… Allah her birinizden razı olsun… Bakın ihtiyaç sahibine onca yardımlar sizin sayenizde yapılıyor… Onca hayır hasenat sizlerle yapılıyor… Senelerdir, zalimler tarafından memleketlerinden edilerek zulmedilen milyonlarca mülteci kardeşimize kucak açarak ensar olma imtihanını başarıyla kazandı bu millet… Salgın hastalık döneminde bu millet bu imtihanı başarıyla verdi hamdolsun… Deprem oldu, yine bu imtihanı başardık ve başarıyoruz hamdolsun… Bu gün dünyanın her yerinde her mazlumun umudu sizsiniz… Dünyanın neresinde mazlum ve mağdur varsa, onun elinden tutan hep bu aziz millet oldu…

Bundan sonra da bu millet; her zaman, her yerde beklenen olacak inşallah… Çünkü bu millet, bu ümmetin her zaman adeta imamesi gibi oldu, bundan sonra da kıyamete kadar böyle olur inşallah…

Ama durmayacağız… Zaman Allah’ın azametine bürünme zamanı… Her birimiz bundan sorumluyuz… Biz Allah’ın yardımının bizim elimizle gelmesini isteyen bir milletiz… Tarih boyunca bu böyle olmuş… İslam’ın bayraktarlığını ve sancaktarlığını yapan bu millet oldu her zaman…

Ama bu konuştuğumuz konularla alakalı, artık ciddiye almamız gereken bir tehlikeyle karşı karşıyayız… Bakın günden güne bazı değerlerimizi kaybediyoruz maalesef… Özellikle gençlerimizin savrulduğunu görüyoruz… Nesillerimiz için bu

يَدْعُونَ اِلَى الْخَيْرِ يَاْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ يَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ

“görevimizi ihmal etmeyeceğiz… Etmememiz lazım… Biz örnek olarak, bu görevleri onlara öğreteceğiz… Onlar da kendilerinden sonrakilere… Ve bu kıyamete kadar devam edecek… Ondan sonra yarın ebedi alemde, bizden önceki ecdadımız ve bizden sonraki nesillerimizle hep beraber… Cenabı Hakk’ın;”

يَا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ اِرْجِعٖى اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةً

فَادْخُلٖى فٖى عِبَادٖی وَادْخُلٖى جَنَّتٖی

“hitabına muhatap olacağız inşallah… İşte bunun yolu; Azamat-i İlahi’yi üzerimize bürünmekle olacak…”