Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan Bayramı: Oruçların Kabul Vakti

İsmail Sezkin

RAMAZAN BAYRAMI (4)


Cenab-ı Allah’a hamd-ü senalar olsun… Sağlık ve sıhhatle rahmet ve mağfiret mevsimi olan, günahlarımızdan arınma ve bağışlanma mevsimi olan mübarek Ramazan ayını tamamlamayı ve bunun akabinde bayram sabahına erişmeyi bizlere nasip eyledi…

Rabbim geride bırakmış olduğumuz Ramazan ayı içerisinde yapmış olduğumuz bütün ibadetleri… Tuttuğumuz oruçları… Kıldığımız teravihleri… Okuduğumuz hatm-i şerifleri dergah-ı izzetinde kabul eylesin…

Bu güne ibadet ederek, kulluğumuzu, teslimiyetimizi, Rabbimize olan bağlılığımızı ortaya koyarak geldik… Sadece Rabbimizin rızasını kazanabilmek ve arınabilmek için; bir ay boyunca oruç tuttuk… Sabırla ve teslimiyetle, teravih namazları kıldık… Zamanımızı Kur’an’la bereketlendirmeye çalıştık…

Yapmış olduğumuz bütün bu ibadetlerin, bu güzel amellerin karşılığına eriştik inşallah bu sabah… Affa, mağfirete, Cenab-ı Allah’ın rızasına erişmiş olarak da; bu gün bayram sabahına çıktık… Bundan dolayı Cenab-ı Hakk’a hamd ediyor… Şükrediyor… Ve elhamdü lillah diyoruz… Rabbim böyle daha nice Ramazanları geçirmeyi bizlere nasip eylesin inşallah…

Bayramınız mübarek olsun… Rabbim hakkıyla bayram edebilmeyi… Bayram ile Rabbimizin bize ikram buyurduğu, ihsan buyurduğu selameti hissedebilmeyi… Bu huzuru, bu neşeyi önce nefsimizde, sonra ailemizde, memleketimizde ve bütün İslam Âleminde hissedebilmeyi nasip eylesin…

Recep ayının ilk gününden itibaren Rabbimizin bize ifade buyurduğu davete icabet edip… Recep ayının içerisindeki Regaip ve Miraç Kandillerini, Şaban ayının içerisindeki Berat Kandilini, Ramazan ayını ve içerisindeki Kadir Gecesini ihya edebilmeyi Rabbim bizlere nasip eyledi… Bu ihya ve ifa ile şifayap olmayı, rahmete gark olmayı Cenab-ı Hakk bize ihsan buyursun inşallah…

Muhterem Müslümanlar!.. Ramazan ayı, insanı yeniden inşa eden, kalbi kemale erdiren bir mektep… Onun günleri; açlığın sabırla, susuzluğun şükürle yoğrulduğu, nefsin terbiye edildiği mukaddes bir eğitim süreci Bayram ise bu eğitimden geçenlerin mezuniyet sevinci, kalbin ve ruhun huzur ile dolduğu mübarek bir sabah, affın ve mağfiretin ilânı

Ancak şu soruyu da sormamız lazım: Bu bayram, gerçekten bayram olacak mı?.. Eğer kalbimiz hâlâ kin ve nefretle, gönlümüz hâlâ dargınlık ve kırgınlıkla doluysa, eğer hâlâ helalleşmemiş borçlarımız, giderilmemiş hatalarımız varsa, o zaman biz Ramazan’dan ne kazanmış olacağız?.. Zira Ramazan’ın asıl gayesi sadece aç kalmak değil, nefsin terbiye edilmesi, ruhun temizlenmesi ve insanın kendini yeniden bulmasıdır… Peki biz, bu büyük derslerden ne kadar nasiplendik?..

Ramazan Bayramı sadece bir kutlama günü değildir; aynı zamanda derin bir muhasebe günüdür Ömrümüzde daha kaç Ramazan var, bilmiyoruz… Belki bu Ramazan, bizim için son fırsattı… Öyleyse bu fırsatı gafletle mi tükettik, yoksa arınmış ve affedilmiş olarak mı tamamladık?.. Bugün, işte bu soruların cevabını verme günü Bugün, yeniden doğuşun, affetmenin ve helalleşmenin sabahı Peygamberimiz “Müslüman, diğer Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve onu küçük düşürmez… Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini hakir görmesi yeterlidir Her Müslümanın kanı, malı ve onuru diğerine haramdır…”

İslam, müminler arasında sarsılmaz bir kardeşlik bağı kurmayı hedefler… Bu kardeşlik, sözde olmayacak, hayatın tüm alanlarında kendini göstermeli Peygamberimiz Müslüman’ın diğer Müslüman’a karşı sorumluluklarının ne olduğunu öğretirken, bu kardeşliğin nasıl korunacağını da bizzat kendi hayatında gösteriyor Hadiste geçen zulmetmeme, yardımsız bırakmama ve küçük düşürmeme emirleri, Müslümanlar arasındaki hakiki dayanışmanın temel esaslarını oluşturur…

İslam toplumunun birliğini ve dirliğini sağlayan en önemli unsur, müminler arasındaki hürmet ve saygıdır… Müslüman, kardeşine hakaret ettiğinde ve ya onu aşağı gördüğünde, aslında kendi değerini de ayaklar altına almış oluır Çünkü iman edenler, bir bedenin uzuvları gibidir; biri zarar gördüğünde tüm vücut bundan etkilenir Peygamberimiz ﷺ, bunu “Müminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve birbirini korumakta bir beden gibidir. Ondan bir uzuv rahatsızlandığında, diğer organlar da uykusuzluk ve ateş ile ona ortak olur” şeklinde ifade ediyor

Bir başka hadis-i şerifte de “Kişiye şer olarak, Müslüman kardeşini hakir görmesi yeterlidir” buyuruyor… Bu söz, bir mümini küçük görmenin ne kadar ağır bir günah olduğunu bize öğretiyor Çünkü küçümsenen kişi belki de Allah katında çok yüksek bir makamdadır Nitekim “Nice saçı başı dağınık, kapı önlerinden kovulan kimseler vardır ki, Allah adına yemin etseler, Allah onların yeminini boşa çıkarmaz” diyor Peygamberimiz… Biz Allah katında kimin değerli, kimin değersiz olduğunu bilemeyiz… Öyleyse hiç kimseyi küçük göremeyiz… Peygamberimiz “Her Müslümanın kanı, malı ve onuru diğerine haramdır” diyor… Bu da İslam’ın koyduğu en temel hakları özetliyor Herkesin hayatı dokunulmazdır; malı haksız yere alınamaz, şerefi ve onuru zedelenemez… Eğer bir toplumda bu haklar çiğnenirse, orada zulüm ve fitne kaçınılmaz hale gelir Bu yüzden, bir Müslümanın diğerine ihanet etmesi, malına haksız yere el uzatması ve ya onu aşağılaması, toplumun birlik ve beraberliğine vurulan bir darbedir Çünkü İslam, kardeşlik üzerine bina edilmiştir ve bu bina, ancak karşılıklı güven, saygı ve merhametle ayakta kalabilir Her Müslümanın, diğer Müslümana gerçek bir kardeş gibi muamele etmesi gerekir…

Müslümanlar olarak birbirimizi desteklediğimiz, onurunu koruduğumuz ve iyiliğine vesile olduğumuz zaman gerçek anlamda ümmet bilincine ulaşmış oluruz Çünkü bir müminin izzeti, diğer müminin elinde emanettir… Bu emaneti hakkıyla muhafaza eden, sadece kardeşine değil, aynı zamanda Allah katındaki derecesine de sahip çıkmış olur…

Eğer gerçekten bayramı yaşamak istiyorsak, kalbimizdeki kini ve nefreti terk edip yekpare ümmet olmak zorundayız Çünkü bayram, kırgınlıkların sürdüğü, dargınlıkların devam ettiği ve Müslümanların kendi aralarındaki problemleri dahi henüz çözemediği bir zamanda, sadece bir günle kutlanabilecek bir şey değil Bugün, elimizdeki fırsatı iyi değerlendirme günü… Ya bayramı gerçek bir arınma ve helalleşme günü yapacağız ya da sıradan bir gün gibi sıradanlaştıracağız Karar bizim

Ramazan ayı boyunca açlığın sabrını tattık, secdelerde dualarda bulunduk, af ve mağfiret için yalvardık Peki, Hakkını yediğimiz, gıybetini ettiğimiz, haksızlık yaptığımız insanlar hakkında ne kadar muhasebe yaptık?.. Oruç, sadece aç kalmak değildir; oruç, dili yalandan, kalbi kinden, eli haksızlıktan uzak tutmaktır… Eğer Ramazan, bizi bu konuda değiştirmediyse, hangi bayram bizim bayramımız olabilir?.. Hangi Müslüman böyle bir bayramı kutlayabilir?.. Bayramın asıl manası helalleşmek ve kalpleri arındırmaktır Çünkü Cenab-ı Allah, kendisine karşı işlenen günahları tövbe ile affeder; ancak kullar arasındaki hakları, sadece helalleşme ile bağışlar…

Ramazan ayı boyunca af dilendin, şimdi affet ki, affedilesin!.. Sen de bağışla ki, bağışlanasın Çünkü affedenin affedileceği bir günde, gönüller kinle değil, merhametle dolmalı Helalleş, gönlünü ferahlat, samimiyetle el uzat Çünkü gerçek bayram, ancak kalplerin arınmasıyla, gönüllerin buluşmasıyla hakiki bir sevinç olur

Rabbimiz bizleri, kalplerini temizleyen, hakları gözeten, kırgınlıkları gideren ve helalleşme ile arınan kullarından eylesin!..