RAMAZAN BAYRAMI
(A’LA;14-17)
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَى
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah’a hamd-ü senalar olsun… Bizlere sağlık ve sıhhatle… Rahmet ve mağfiret mevsimi olan… Günahlarımızdan arınma ve bağışlanma mevsimi olan… Mübarek Ramazan ayını tamamlamayı ve bunun akabinde… Bayram sabahına erişmeyi bizlere nasip eyledi… Rabbim geride bırakmış olduğumuz Ramazan ayı içersinde yapmış olduğumuz bütün ibadetleri… Tuttuğumuz oruçları… Kıldığımız teravihleri… Okuduğumuz hatm-i şerifleri… Dergah-ı izzetinde kabul eylesin…
Bu güne ibadet ederek… Kulluğumuzu… Teslimiyetimizi… Rabbimize olan bağlılığımızı ortaya koyarak geldik… Sadece Rabbimizin rızasını kazanabilmek ve arınabilmek için… Bir ay boyunca oruç tuttuk… Sabırla… Teslimiyetle… Taatle…Bir ay boyunca teravih namazları kıldık… Zamanı Yüce Rabbimizin kelamını okuyarak… Kur’an başında bereketlendirmeye çalıştık… Yapmış olduğumuz hayır ve hasenatlarla… Kimsesizlerin kimsesi olma noktasında gayret ve çaba gösterdik…
Yapmış olduğumuz bütün bu ibadetlerin… Bu güzel amellerin karşılığına eriştik inşallah bu sabah… Affa, mağfirete… Cenab-ı Allah’ın rızasına erişmiş olarak da… Bu gün bayram sabahına çıktık… Bundan dolayı Yüce Rabbimize hamd ediyor… Şükrediyor… Ve elhamdü lillah diyoruz… Rabbim böyle daha nice Ramazanları geçirmeyi bizlere nasip eylesin…
Ramazan ayının başında bu kürsüden sizlere bir hadis-i şerifi hatırlatmıştım… Peygamberimizin şöyle buyurduğu zikredildi bize…
“Oruç tutan insanın iki sevinç anı vardır… Bu iki sevinç anının biri; iftar ettiği andır…”
Bu iftarı büyüklerimiz iki şekilde açıklamışlar bize… Birincisi; her günün bitiminde yapmış olduğumuz iftarlar.. O günü tamamladığımız günlük iftarlarımız… İkinci anlamı ise; bu bayram sabahı yapacağımız büyük iftar…
Bizim büyüklerimiz Ramazan bayramı sabahında yapılan kahvaltıya da iftar derler… Bayram sabahı iftar edeceğiz derler… İşte bu gün oruç tutan insanların… Bir ay boyunca teslimiyetini ortaya koymuş olan insanların yapmış oldukları büyük iftar anıdır… Oruçlunun mutluluğunu yüreğinde hissettiği özel bir andır bu gün…
Oruç tutanın ikinci sevinç anı da; Cenab-ı Allah’la buluşacağı andır… Tuttuğu oruçların ecir ve mükâfatını göreceği andır… Rabbim bu sevinçlerin ilkini yaşattı bize… İkincisini de yaşatır inşallah…
Değerli Kardeşlerim!.. Sözlerime başlarken okumuş olduğum ayet-i kerimede… Cenab-ı Allah kurtuluşa eren insandan bahsediyor…
Burada bahsedilen insanlar sizlersiniz… Yani bayram sabahına erişen… Geride kalan ayı ibadetle, kullukla geçiren insanlar… Cenab-ı Allah buyuruyor ki…
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى
“Arınan, temizlenen insan kurtuluşa ermiştir…”
Şöyle açıklamışlar müfessirlerimiz bu ayeti… Arınan, temizlenen insanların kimler olabileceğini bize şöyle bildirmişler… Demişler ki… Bir; kalbini, nefsini arındıran ve temizleyen insan kurtuluşa ermiştir… Bir ay boyunca tuttuğu oruçla nafis terbiyesi ve arınması yapan insan… Kendini her şeyiyle Rabbine adayan, teslim eden insan kurutuluşa eren insandır…
Nefsani arzularından hayatını temizleyen insan… Nefsinin esiri olmaktan kurtulan insan… Şeytanın götürdüğü yollara gitmekten kendini alıkoyan insan… Bu gün kurtuluşa eren insandır… Bizler hamdolsun; geride bıraktığımız ay içerisinde nefsimize dur dedik… Hep bizi peşinden sürükleyen, kandıran, aldatan şeytana yeter artık dedik… Onunla kendi aramıza sınırlar koyduk… Gönlümüzü, kalbimizi yaptığımız ibadetlerle temizlemeye, arındırmaya çalıştık… Umut ediyoruz ki… Yapmış olduğumuz hepsi birbirinden özel ve anlamlı ibadetlerle… Bu sabaha arınmış olarak çıkan insanlardan olduk inşallah… Bu ayette zikredilen insanlar sınıfına girdik inşallah…
Bu ayette haber verilen; o kurtuluşa eren insanların bir diğerinin de şu olduğu ifade ediliyor… Kalbini temizlediği gibi… Bedenini abdestle, gusülle temizleyen ve arındıran insan… Bedenini bunlarla temizlediği gibi… Malının kirini zekatla, fitreyle, infakla, hayır ve hasenatla arındıran, temizleyen insan… Geride kalan bir ay içerisinde fakiri, yoksulu, kimsesizi sevindiren insan… Bu bayram sabahına kurtuluşa ererek çıkmıştır… Rabbim bizi bu insanlardan eylesin inşallah…
Ve bir sonraki ayet-i kerimede Cenab-ı Allah kurtuluşa eren insanların… Bu sabaha günahlarından arınmış olarak çıkmış olan insanların… İkinci bir vasfına dikkat çekiyor..
وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى
“Onlar Rabbinin adını anan insanlardır… Allah diyen insanlardır… Cenab-ı Allah’ı unutmayan insanlar…Cenab-ı Hakk’ın emrini, buyruğunu, yasaklarını önemseyen insanlardır…”
Değerli Kardeşlerim!.. Zikrin birçok anlamı vardır… Bunun iki tanesine kısaca değinirsek… Birincisi; kulun diliyle Cenab-ı Allah’ın adını, isimlerini anmasıdır… Hatırlaması, o isimleri tekrar ederek… O isimlerle dua ederek Cenab-ı Allah’a yakınlaşmaya çalışmasıdır… Allah demesi, la ilahe illallah demesidir zikir…
Ama zikrin ikinci bir anlamı… Daha derin ve özel bir anlamı daha var… O da kulun hayatının her anında Cenab-ı Allah’ı hatırlamasıdır…
Allah’ı hiç unutmamasıdır… Onun emir ve buyruklarını unutmamasıdır… Attığı her adımda, söylediği her sözde, yaptığı her işte Cenab-ı Allah’ı… Cenab-ı Allah’ın huzuruna varacağını… Hesabı-kitabı unutmadan yaşamasıdır…
İşte hamdolsun bizler hayatımızı… Hâsseten de Ramazan ayını… Cenab-ı Hakk’ın emir ve buyruklarını hatırlayarak… Cenab-ı Allah’ın istediği bir kul olarak… Günün büyük bir bölümünü ibadetle, Allah’a teslimiyetle geçiren insanlar olarak… Geride bıraktık… İnşallah bu sabaha günahlarımızdan arınarak… Cenab-ı Hakk’ın rızasını elde ederek vardık… Bağışlanmış olarak da evlerimize döneceğiz inşallah…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimiz (SAV) bize bayram sabahını şöyle anlatıyor… Buyuruyor ki…
“Bayram sabahı melekler yollara dökülür… İnsanların gidip geldiği yollara dökülür… O yollardaki insanlara nida ederler… Derler ki… Ey Müslümanlar topluluğu keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz… O bol iyilik ve ihsanda bulunandır… Ve siz o ihsan sahibi, kerem sahibi olan Rabbiniz tarafından ibadetle emrolundunuz… Onu yerine getirdiniz… Gündüz oruçla emrolundunuz… Oruç tuttunuz… Şimdi mağfiret zamanı… Müjde zamanıdır… Ve size müjdeler olsun… Rabbiniz sizi bağışladı…”
Evlerinize bağışlanmış olarak dönünüz diye… Bayram sabahı bayram sevinciyle yollara dökülen insanlara meleklerin bu şekilde nida ettiğini müjdeliyor Peygamberimiz… Cenab-ı Allah bu müjdeye nail olarak evimize dönmeyi cümlemize nasip eylesin inşallah…
Peygamberimiz bir başka hadis-i şeriflerinde de… Bu bayram sabahıyla alakalı bize şu müjdeyi veriyor…
“Cenab-ı Allah meleklere nida eder ve seslenir” diyor… Kendisine verilen bir işi, bir vazifeyi yerine getiren insan… Nasıl ücretini alırsa… Nasıl emeğinin karşılığını alırsa… İşte aynen öyle…
Meleklerine “Şahit olun ki der Cenab-ı Allah… Vazifelerini yapan kullarım… İbadetle, oruçla, teslimiyetle bir ayı geride bırakmış olan kullarım… Kendilerine verilen görevi hakkıyla ifa etmiş olan kullarım… Bu gün ücretlerini almayı hak ettiler… Onların ücreti bağışlanmaktır… Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmaktır… Ne mutlu sizlere… Ne mutlu bu Ümmet-i Muhammede… Ne mutlu Allah’a kul olanlara… Ne mutlu geride kalan ayı oruçla, sahurla, ta’zimle geçiren insanlara… Yapmış oldukları kulluklarının karşılığı olarak… Bu gün benim affımı ve mağfiretimi kazandılar…” Cenabı Hak bayram sabahı meleklerine işte böyle seslenir diyor Peygamberimiz…
Cenab-ı Allah cümlemizi bu müjdeye nail eylesin inşallah…
Değerli Mü’minler!.. Geride kalan Ramazan ayını yoğun bir ibadetle geçirdik… Her zamankinden daha fazla ibadet etmeye… Daha fazla kulluk yapmaya çalıştık… Nafilelerimizi artırdık… Teravihlerde camileri güzelleştirmeye çalıştık… Hayat mücadelesi içinde ihmal ettiğimiz Kur’an’ı okuduk… Görmediğimiz, duymadığımız seslere kulak vererek fakirlerin, yoksulların, kimsesizlerin kimsesi olmaya çalıştık… Zekatlarımızla, fitrelerimizle insanlara el uzattık… Ve kulluğun zirvesine çıktık… Hayatın akışı içinde günahlarla kirlenen kalbimizi… Yaptığımız o güzel ibadetlerle arındırmaya, temizlemeye çalıştık…
İbadette yakaladığımız bu zirveyi… Kalbimiz için gerçekleştirdiğimiz bu arınmayı… Ömrümüzün sonuna kadar sürdürmeye mecburuz… Ramazanın bitmesi bizi gevşekliğe düşürmemelidir… İbadette yakaladığımız disiplini kaybettirmemelidir… Temizlenmiş olan kalbimizi… Yapacağımız günahlar yeniden kirletmemeli Yeniden karartmamalıdır… Biz ölüm gelinceye kadar kullukla, ibadetle emrolunmuş olan insanlarız… Çünkü Cenab-ı Allah Kur’an’da bize öyle emrediyor…(HİCR;99)
بُدْوَاعْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
““Ölüm sana gelene kadar Rabbine ibadet et…””
Kulluğa devam et… Kullukta sebat göster…
Geride bıraktığımız Kadir Gecesi ile alakalı… Cenab-ı Mevla meleklerin; hâsseten Cebrail (AS)’ın yeryüzüne indiğini bize bildiriyor… Ve biz meleklerle beraber Kadir Gecesini ihya ettik hamdolsun… Peygamberimiz yine bu gün de meleklerin yollara döküldüğünü ve bize bağışlanma müjdesi verdiğini ifade ediyor… Gelen melekler arasında Azrail de olsa… Azrail bize gelse ve bize çıkacağımız o mutlak yolculukla alakalı “hadi” dese… Yolculuğun başladığını haber verse İşte hepimiz bu bayram sabahında… Böyle bir yolculuğa hazır olup-olmadığımızı düşünmek zorundayız… Bu yolculuğa her an çıkabileceğimizi hiçbir zaman unutmamalıyız…
Dünyanın hiçbir oyunu, neşesi, süsü ölümü ve hesabı bize unutturmamalıdır… Şu yaşadığımız zamanın en büyük hastalığı ölümü unutmaktır… Hesabı unutmaktır… Ahireti unutmaktır… Ölüme ve ahirete inanan ve iman eden bizlerin… Her gün tanıdığımız birilerini ölümle uğurlayan bizlerin… Sanki ölüm yokmuş gibi yaşamasıdır… Sanki hesap yokmuş gibi yaşamasıdır… Sanki ahiret yokmuş gibi yaşamasıdır…
İşte Ramazanda yaptığımız ibadetlerle… Kendimizi ölüme, hesaba, ahirete biraz daha yakın hale getiren bizlerin… Bu bilinci ve güzelliği kaybetmeden ömrümüzün sonuna kadar sürdürme mecburiyetimiz vardır… Biz bize verdiği sonsuz nimetlerden dolayı… Cenab-ı Mevla’ya ibadet etmek… Kulluk etmek zorundayız…
İbadet ve kulluk etmek için o kadar çok nedenimiz var ki… Onların bir kısmını Cenab-ı Allah Hz.İbrahim Peygamber’in ağzından bize bildiriyor Kur’an’da…
Hz.İbrahim Peygamber çevresindeki insanlara… Cenab-ı Allah’a neden ibadet edip kul olduğunu açıklıyor..
الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ
“Ben Cenab-ı Allah’a ibadet edip, kulluk ediyorum… Çünkü o beni yaratan, var edendir… Ve beni var edip yaratmakla kendi haline başıboş da bırakmayan… Akılla nimetlendiren… İyiye, güzele, doğruya beni yönlendiren… Bana hidayet veren… Yolumu aydınlatandır…(ŞUARA;78)”
وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ
“eni doyuran da O’dur… Yediğim nimetleri bana veren O’dur… Benim susuzluğumu gideren suyu da bana veren O’dur…(ŞUARA;79)”
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
“Hastalandığımda bana şifa verecek olan… Her türlü maddi ve manevi sıkıntıdan beni kurtaracak olan yine O’dur…(ŞUARA;80)”
وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ
“Benim bir gün canımı alacak olan… Bana verdiği emaneti ve emanetleri sonlandıracak olan… Beni huzuruna davet edecek olan… Yine O’dur… Yani beni öldürecek olan O’dur… Beni tekrar diriltecek olan da O’dur… Tekrar dirilttikten sonra yanlışlar, hatalar ve kusurlarla huzuruna gitmiş olan beni…(ŞUARA;81)”
وَالَّذِي أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ
“Din gününde beni hatalarımdan, günahlarımdan, kusurlarımdan arındıracak olan… Beni affedecek olan… Beni bağışlayacak olan… Günahlarımı silecek olan yine O’dur… İşte ben böyle bir Rabbe kulluk ediyorum… Kulluk etmek zorundayım diyor Hz.İbrahim Peygamber…”
Değerli Kardeşlerim!.. Hz.İbrahim’in bu bilincini her gün, her an hiç unutmadan… Yapacağımız ibadetlerle kulluğumuza devam etmeliyiz… Kul Rabbi ile olan bağını ve irtibatını asla koparmamalıdır… Bu bağın adı ibadettir.. Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre “En faziletli ibadet ve amel… Az da olsa, devamlı olandır… Sürekli olandır…”
Müslümanın ibadet hayatında kesinti olmaz… Olmamalıdır… İşte bu bayram sabahı bizler bu bilinci yeniden canlı tutmalı… Ramazanda yakaladığımız zirveyi kaybetmeden… Ömrümüzün sonuna kadar devam ettirme düşüncesini… Tüm benliğimizde hissetmeliyiz…
Değerli Mü’minler!.. Hayatımızda hepimizin eksik ve noksanları olabilir… Hatalarımız olabilir… Hatta geride bıraktığımız Ramazan ayının içersinde bile hatalarımız ve ihmallerimiz olmuş olabilir… Biz bu Ramazanı hakkıyla değerlendirememiş olabiliriz… Ama bu bayram sabahına bütün hatalarımız ve günahlarımızla… Bütün ihmallerimizle…
Ama Cenab-ı Allah’ın mağfiretine sığınarak kalbimizdeki imanımızla gelmiş olabiliriz… Aslolan Cenab-ı Allah’ın affına ve mağfiretine sığınan insanın… Ona sığındıktan sonra tekrar geriye bakmamasıdır… Günahlarına geri dönmemesidir… Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de cennete gidecek olan… Cenneti hak eden insanları bize anlatırken… O insanların bir özelliği olarak şunu ifade ediyor… Müslümanın durumu o bu olmalıdır… (AL-İ İMRAN; 135)
وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُواْ فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُواْ أَنْفُسَهُمْ
“Cennete gidecek olan Mü’min o kimsedir ki… O bir hata, bir yanlış, bir kusur yaptığında… Yanıldığında… Günah işlediğinde…”
ذَكَرُواْ اللّهَ
“Allah’ı hatırlar… Allah’ın kulu olduğunu hatırlar… Yaptığı yanlışla Cenab-ı Allah’ı üzdüğünü hatırlar… O yanlışın Cenab-ı Allah’ın rızasını kaybettireceğini hatırlar… Hesabı-kitabı hatırlar… Ve bunun neticesinde…”
فَاسْتَغْفَرُواْ لِذُنُوبِهِمْ
“Bu günahlarından dolayı Cenab-ı Allah’tan af ve mağfiret diler… Çünkü…”
وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ
“Allah’tan başka günahları affedecek hiç kimsenin olmadığını bilir… Onca hataya ve yanlışa rağmen… Yine de gel diyecek Allah’tan başka kim vardır… Yine de bağışlayacak kim vardır…”
Yine başka bir ayet-i kerimede de Peygamberimiz vasıtasıyla… Cenab- Mevla bizi uyarıyor…(ZÜMER;53)
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ
لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ
“Onlara deki… Ey günah işlemek suretiyle kendi nefsine zulmeden kullarım… Cenab-ı Allah’ın rahmetinden ümidinizi asla kesmeyiniz…”
إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا
“Çünkü Cenab-ı Allah dilerse kulunun bütün günahlarını affeder…”
إِ نَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ
“Allah bütün günahları affeder… Çünkü O gafurdur… Rahimdir… Rahmet ve merhamet sahibidir… Bağışlayıcıdır…”
Ama Rahman ve Rahim olan Allah bizden bir şey istiyor… İşte cennete gideceklerin haber verildiği ayetin sonunda o ifade geçiyor…(AL-İ İMRAN;135)
وَلَمْ يُصِرُّواْ عَلَى مَا فَعَلُواْ وَ هُمْ يَعْلَمُونَ
“Cennete gidecek olanlardan olan ve günah işledikten sonra Rabbini hatırlayıp bağışlanma dileyen insanlar var ya… İşte onlar şu özelliği taşırlar… Onlar bile bile, ısrarla aynı hatayı, aynı yanlışı, aynı kusuru işlemezler…(AL-İ İMRAN; 135)”
Bu bayram sabahı her birimiz için hayatımızda var olan yanlışlara dur diyebileceğimiz zaman dilimi olmalıdır… Ramazanda bırakmış olduğumuz günahlara tekrar dönmemeye karar verme zamanıdır… Hayatımızda bu Ramazanda açmış olduğumuz bembeyaz sayfayı, kalbimizin temizliğini günahlarla bir daha kirletmemeye karar vereceğimiz bir zaman dilimi olmalıdır… Eğer bunu gerçekleştirebilirsek Bayram bayram olur… Cümle günahlarımız affolunur… Cümle hatalarımızdan arınır ve bağışlanır ve gerçek bayrama erişmiş insanlar oluruz inşallah… Rabbim cümlemize bunu nasip eylesin…
Değerli Mü’minler!.. Bayramlar birlik ve beraberlik günleridir… Bizler millet olarak… Ümmet olarak… Birlik ve beraberliğimizi yeniden gözden geçirip… Sorgulayıp… Birbirimizle daha fazla kenetlenip sarıldığımız, kucaklaştığımız günler olmalıdır bayramlar… Birbirine dargın… Birbirine küs… Birbirine elini uzatmayan… Birbirine bağrını açmayan… Birbirini kucaklamayan hiç kimse kalmamalıdır bayramlarda… Müslümanın kalbi gönlü hapishane olamaz… Müslüman hiçbir kardeşini gönlünde ebedi mahkûm edemez… Müslüman affın, bağışlamanın kıymetini bilen ve her bir an Rabbinden bağışlanma dileyen insandır… Kendisi başkasını affetmezse kendisinin de bağışlanmayacağını unutmayan insandır Müslüman…
Bayramın her yerde hissedilmesi için; fakiri, yoksulu, kimsesizi hatırlayıp onlara el uzattığımız… Onların bayram neşesini hissedebilmeleri için fedakârlık yaptığımız günler olmalıdır bayram günleri… Hâsseten yetim başı okşadığımız… Yetimleri sevindirdiğimiz günler olmalıdır Bayram… Yanına gelip “Kalbim katılaştı Ya Rasulellah!.. Bana öyle bir tavsiyede bulun ki… Benim kalbim yumuşasın” diyen insana… “Yetimin başını okşa” diyen bir Peygamberin ümmetiyiz biz… “Yetime sahip çıkan, onu himaye edenle şu iki parmağın yakın olduğu gibi cennete yakîn olacağım” diye müjde veren bir Peygamberin ümmetiyiz biz… Sadece kendi çekirdek ailemizle oturup tatil olarak geçirdiğimiz günler değil… Bütün Ümmet-i Muhammedin dertleriyle dertleneceğimiz ve onlar için dua edeceğimiz günler olmalıdır Bayram…
Cenab-ı Allah bu bayramı bütün Müslümanların dertlerine derman eylesin…
Değerli Kardeşlerim!.. Sözlerimi tamamlarken bir hususa değinmek istiyorum… Peşinden müezzin hocamızın namaz tarifiyle namaza geçelim inşallah…
Bu Yenipazar Camiimiz… Bölgemizin ender ata yadigarı mabetlerinden birisi malumunuz… Asırlardır Müslümanlara hizmet veren anlamlı ve özel bir yer… Cenab-ı Allah bizlere de bu mabede hizmet etmeyi nasip eyledi… Hamdolsun… Cenab-ı Hakk bizden önce hizmet eden herkesten de razı olsun…
Son yıllarda malumunuz bir takım restore hizmetleri de yapılıyor camimize… Çevre düzenlemesi ve tuvalet-şadırvan meselesi ciddi bir sorun olarak duruyordu önümüzde… Bu konuda epey bir yol aldık hamdolsun… Çevre düzenlemesi ve tuvalet-şadırvan için çok güzel bir proje hazırlandı ve onaylandı… Bayramdan sonra en kısa zamanda inşaat aşamasına geçilmesi için gerekenleri yapacağız inşallah…
Tabi buradaki hizmetleri devam ettirme noktasında… Bunlar siz değerli cemaatimizin maddi destekleri ve bizim yanımızda duruşunuzla oluyor… Bu ata mirasının gündelik rutin giderleri ve ihtiyaçları için…
Bu gün şu bayram sabahında yine desteklerinizi arzu ediyor, talep ediyoruz… Bu sabah bayram vesilesiyle bu anlamda da özel bir ana dönüşsün istiyoruz…
Rabbim yapacağınız yardımları şimdiden kabul eylesin… Onun evi olan şu mabet için yaptığınız yardımlar hurmetine… Cenab-ı Allah hiç birinize maddi sıkıntı göstermesin… Manevi bereket ve bolluk ihsan eylesin inşallah…
Bayramınız kutlu ve mübarek olsun…
