Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Ramazan'ın Önemi ve Ramazan'da Yapılacaklar

İsmail Sezkin

RAMAZAN’IN ÖNEMİ VE RAMAZAN’DA YAPILACAKLAR


Değerli Mü’minler!.. İlk insan Hz.Adem’dir, aynı zamanda ilk peygamberdir… İnsanların atasıdır… İnsanlık Hz.Adem ile başlamış ve kıyamete kadar onun soyundan devam edecek… Hz.Adem aynı zamanda ilk peygamber, Allah'ın vahyine muhatap olan ilk insandır… Tevhid sisteminin ilk mübelliği yani tebliğcisidir…

Bizleri yok iken var eden, yaratan Allah-u Teala'dır… Cenab-ı Allah peyderpey peygamberler göndererek, kitaplar göndererek, aklımıza yol gösteren vahiyler göndererek; bu dünyada maddi ve manevi neye ihtiyacımızın olacağını bize bildirmiş… Yani Peygamberler ve kitaplar göndererek hem dünya hayatında nasıl yaşamamız gerektiğini, hem de dünyada nasıl yaşarsak ahirette Cennetle, Cemalullah ile müşerref olabileceğimizin kurallarını bildirmiştir…

Değerli Kardeşlerim!.. İlk peygamber Hz.Adem’den, son Peygamber Hz.Muhammed Mustafa(SAV)’e kadar nice peygamberler gelmiş… Nice kitaplar gelmiş, sahifeler gelmiş… İnsanlar dünyevi ve uhrevi saadeti yakalayabilmeleri için; bu peygamberlere gönderilen kitaplardaki hükümlere tabi olmak durumunda… Dünyevi ve uhrevi saadet için akıl tek başına yeterli değil… Aklı vahyin emrine, vahyin sevk ettiği ilahi istikamete doğru yönlendirmek gerekiyor… Yoksa akıl tek başına iyiye, güzele, doğruya ulaşamaz… Herkes sadece aklına göre hareket ederse; ne kadar insan varsa, o kadar doğru ortaya çıkar… Bir o kadar iyi, bir o kadar güzel ortaya çıkar… Çünkü bunlar izafi kavramlar… Bunlar herkesin görüşüne göre değişir…

Ama şunu iyi bilelim… Mutlak manada doğru, mutlak manada iyi, mutlak manada güzel Allah'ın ve Resulünün dediğidir… Allah ve Resulü bir şeye kötü diyorsa, o kötüdür… Haram diyorsa, o haramdır… Çirkin diyorsa, o çirkindir Bir şeye iyi diyorsa, o iyidir… Güzel diyorsa, o güzeldir Şu ahir zamanda yaşayan bizler için de ölçü; Allah'ın kitabı Kur’an, Resulü’nün sünneti olacak… Biz iyiliği ve güzelliği Allah'ın kitabında, Peygamberimizin sünnetinde aramak durumundayız… Eğer böyle yaparsak, dünyada daha huzurlu, ahirette de mutlu oluruz…

Allah'ın kitabını ötekileştirenler, Allah'ın Resulünü ötekileştirenler… Hatta hayatlarına hiç sokmayanlar dünyada da, ahirette de mutlu olamaz… Geçici olarak mutlu olduklarını sanabilirler, ama ebedi mutluluk Allah'a ve Resulüne tabi olmaktadır…

Değerli Kardeşlerim!.. Biz insanız, beşeriz… Doğmak ölmenin en büyük alameti… Cenab-ı Allah yaşamak için bize bir süre verdi… Bir ecelimiz var ve o süreyi yaşayacağız… Cenab-ı Allah'ın bizim için takdir etmiş olduğu o süre sona erdiğinde; bu dünya hayatından, öteki taraf dediğimiz ahiret âlemine geçiş yapacağız… Bize düşen bu fani dünya hayatını en iyi şekilde yaşamak… Ama Allah'ın kitabı ve Resulünün sünneti olan tavsiyeleri doğrultusunda yaşamak… Bize düşen en büyük görev bu…

Önümüzde bir Ramazan ayı var… Pazartesi gününden itibaren; Ramazan ayı geliyor…

هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ

““Kur'an; bizi dünyada iyiye, güzele, doğruya… Ahirette Cennete, Cemalullaha götürecek olan kutsal kitaptır…” Ve o kutsal kitap;”

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ

““Ramazan ayında indirilmeye başlandı…”(BAKARA;185)”

Değerli Mü’minler!.. Zamanlara değer veren, o zamanlarda meydana gelen olaylardır… Ramazan'ın en büyük özelliği de; Kur'an'ın indirilmeye başlandığı ay olmasıdır…

İslam beş temel esas üzerine bina edilmiştir… Bu beş temel esastan bir tanesi de oruçtur… Farz olan oruç Ramazan ayında tutulur… Aslında İslam'ın temel ibadetlerinin hepsinin bir arada cem edildiği, toplandığı bir aydır Ramazan ayı…

Beş vakit namaz… Elbette ki senenin her günü istisnasız kılınacak ve Ramazanda da kılıyoruz… Oruç ibadeti… Ramazan ayı, özellikle oruç ayı zaten… Zekât… Senenin her zamanında zekâtımızı verebiliriz… Ama genelde Ramazan ayını esas alarak vermeye çalışıyoruz… Sadakalarımız… Özellikle fıtır sadakamız, Ramazan ayında verilmesi gerekiyor… Yani birçok ibadetin cem olunduğu bir ay Ramazan ayı…

Hepimizin kendine göre bir planı var, bir hesabı var… Belki on yıllık, yirmi yıllık vadeli planlarımız var… Hesaplarımız var… Ama hiç birimizin şu tarihte öleceğim diye bir planı, bir hesabı yok… Ama başta dediğim gibi, doğmak ölmenin en büyük alameti… Hepimiz öleceğimizi biliyoruz, ama ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz… Fakat her daim, her an ölüme hazırlıklı olmalıyız…

Geçen sene Ramazan ayında aramızda olup da, bu sene aramızda olmayan çok sayıda yakınımız, tanıdığımız var… Onlar da hiç hesap etmedikleri halde, hiç planlamadıkları halde aramızdan ayrıldılar… Hiç birisi akşam yatarken uyanamayacaklarını bilmiyorlardı… Ölümün ne zaman geleceğini biz de bilmiyoruz…

Onun için; kıldığımız namazın son namaz olduğu… Tutacağımız oruçların son oruç olacağı… Vereceğimiz sadakaların, hayırların, infakların son olabileceği düşüncesiyle yapmamız lazım… Cenab-ı Allah Azrail’e bir liste vermiş… Azrail o listeye göre zamanı, vakti gelenin canını alıyor… Dediğim gibi; öleceğimizi biliyoruz, ama ne zaman öleceğimizi bilmiyoruz…

Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışacağız… Hiç kimseye muhtaç olmadan eşimizin, çoluk-çocuğumuzun, mahiyetimiz altında olanların ihtiyaçlarını gidermeye çalışacağız… Hatta daha çok çalışarak zengin olup, zekât vererek, hayır yaparak, infakta bulunarak etrafımızdaki insanlara faydalı olmaya çalışacağız…

Fakat şunu iyi bilmemiz lazım… Dünyevi olarak zengin olmaya çalışırken; kazançlarımız helalinden olacak… İster helal olsun, ister haram olsun anlayışıyla olmayacak… Sadece helal olsun anlayışıyla hareket edeceğiz… Helal yoldan zengin olmaya, helalinden infak etmeye, zekât vermeye, sadaka vermeye, insanlara yardımcı olmaya çalışacağız…

İkincisi; hırs yapmayacağız… Şunu bilmemiz lazım;

مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ

““Malın, mülkün, servetin, her şeyin esas sahibi Cenab-ı Allah… Allah-u Teâlâ mülkü dilediğine verir Dilediğinden de mülkü çeker alır Dilediğini aziz eder, dilediğini zelil eder ”(AL-İ İMRAN;26)”

Bizler emanetçiyiz… Bize verilen de geçici süreliğine veriliyor… İnsana ancak çalıştığı kadarı var… Hem dünyada, hem ahirette Allah-u Teâlâ kimsenin emeğini zayi etmez… Cenab-ı Allah dilediğini lütfuyla zenginleştirir, rızkını genişletir… Dilediğinin rızkını da kısar…

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ

““Allah-u Teâlâ bizi imtihan ediyor… Biraz korku ile imtihan ediyor Biraz açlıkla imtihan ediyor… Malımızdan-mülkümüzden biraz eksilterek imtihan ediyor… Canlarımızı eksilterek, yani sevdiklerimizi bizden önce alarak imtihan ediyor… Biraz da ürünlerden eksilterek imtihan ediyor ”(BAKARA;155)”

Çünkü malın-mülkün, her şeyin esas sahibi, her servetin asıl sahibi Allah-u Teâlâ… Dilediğini zengin yapar, dilediğini fakir yapar… Onun için Peygamberimiz;

عَجَبًا لأَمْرِ الْمُؤْمِنِ

““Müminin durumu gıbta ve hayranlığa değer” diyor…”

إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْسَ ذَالِكَ أَحَدٍ إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ

“Çünkü “Müminin her hali kendisi için bir hayır sebebidir… Bu özellik sadece müminde vardır” diyor…”

إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ

“Cenab-ı Allah’ın lütfuyla mümin zengin olduğu zaman, Allah-u Teâlâ malını-mülkünü servetini artırdığı zaman; şükreder… Kerameti kendinden menkul saymaz… Rabbim lütfetti beni zenginleştirdi der…”

فَكَانَ خَيْرًا لَهُ

““Bu da onun için hayır olur…””

Allah verdikçe o da habire infak eder… Sadakalarla Allah'ın kendisine vermiş olduğu maldan fakiri-fukarayı, miskini, yetimi, yolda kalmışı faydalandırır… Allah verdikçe o da verir…

Ama Allah-u Teâlâ sadece zenginlikle imtihan etmez… Zenginlikle imtihan ederken zenginlik içerisinde cimrilikle de imtihan eder… İnsan öldüğü zaman ahirete malını-mülkünü, servetini götüremiyor… Evlerini, dairelerini, arabalarını, bağını-bahçelerini, bankalardaki paralarını götüremiyor… Bunların hepsi mirasçılara kalıyor…

Mirasçılar eğer hayırlı ise; fazla mal bırakmanın ve ya bırakmamanın onlar üzerinde çok fazla etkisi olmaz… Bıraksan da, bırakmasan da; hayırlı evlat ‘Allah razı olsun annemden-babamdan’ der… Her halükarda ardından hayır-dua eder, seni hayırla yâd eder… Ama eğer hayırsız olursa; o mirasçılar babanın arkasından birbirine girer, rahmet yerine beddua ederler… Belki kabirde bile rahatsız ederler…

Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Önce hayırlı evlatlar yetiştirmek lazım… Mal-mülk, servet edinmeye çalışırken; önce kendimizi düşünmemiz lazım… Kabirde, öteki tarafta nasıl rahat ederim anlayışıyla hareket etmemiz lazım…

Evet; ne dedik…

عَجَبًا لأَمْرِ الْمُؤْمِنِ

““Mümin her haline gıpta edilen insandır…” Allah-u Teâlâ mal verir, mülk verir, servet verir, imkân verir, nimet verir… Mümin şükreder… Kerameti kendinden menkul saymaz… ‘Ya Rabbi!.. Ben senin lütfunla zengin oldum… Senin lütfunla bu makamlara eriştim… Senin lütfunla bu nimetler bana ulaştı’ der… Şükreder ve Cenneti kazanır, Cemalullahı kazanır…”

وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ

“ma Allah bazen de malları alarak; açlıkla, fakirlikle, yoksullukla mü’mini imtihan eder… Mümin böyle zamanda sabredecek… ‘Ya Rabbi!.. Malın-mülkün, servetin, her şeyin esas sahibi sensin… Veren de sensin, alan da sensin… Ben biliyorum ki;”

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا

“Sen kimseye gücünün üstünde yük yüklemezsin’ diyerek; o darlığa da sabrederse…”

فَكَانَ خَيْرًا لَهُ

““Bu da onun için hayır olur…” Mümin yine kazanır… Yani zenginlikte de kazanır, fakirlikte de kazanır…”

Onun için

عَجَبًا لأَمْرِ الْمُؤْمِنِ

““Mümin her haline gıpta edilen insandır…” Allah mal-mülk, sağlık-sıhhat, evlat vs. verirse şükreder; kazanır… Darlık, sıkıntı, musibet vs. verirse sabreder; yine kazanır…”

اَلَّذٖينَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ

““Onlara bir musibet isabet ettiği zaman…”(BAKARA;156)”

وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ

“abredenleri müjdele ki…”(BAKARA;155) Bunların hepsi bir imtihan… Hatta hayatın kendisi bile…”

اَلَّذٖى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا

““Hayatın ve ölümün kendisi bile bizim için bir imtihan…”(MÜLK;2) Hangimiz daha iyi amelde bulunuyoruz Hangimiz Allah'a daha iyi bir kul, habibine daha iyi bir ümmet olabiliyoruz… Hayatın ve ölümün yaratılması bile imtihan vesilesi…”

وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ

““Sabredenleri müjdele ki…””

اَلَّذٖينَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ

““Onlara bir musibet isabet ettiği zaman…” Onlar”

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

“erler… Taziyelerde de bu ayet-i kerimeyi söyleriz…”

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

““Biz Allah'tan geldik, yine Allah'a döneceğiz” derler…”

Mümin varlıkta da-darlıkta da, hastalıkta da-sağlıkta da, bir makama geldiği zaman da-bir makamdan ayrıldığı zaman da; her halükarda Allah'a kulluktan ayrılmaz… Nimetleri verenin de-alanın da Allah olduğu bilinciyle hareket eder… Ve dünyası mamur olur, refah olur… O kulluğunun, o teslimiyetinin, o tevekkülünün karşılığı olarak; ahireti de Cennet olur…

Değerli Kardeşlerim!.. Ramazan ayına giriyoruz… Ramazan sözcük olarak ‘

رَمْضَا

kökünden geliyor… Yaz sonunda yağıp, yeryüzünü tozlardan temizleyen yağmur manasında… ‘

رَمْضَا

kökünden bir başka anlamı da; güneş ışınlarından taşların yanıp, kızması anlamına geliyor…

Burada bizim anlamamız gereken; Ramazan ayının bizim günahlarımızı temizleyebileceği… Bu ayda günahlarımızı ibadetlerle, tövbe istiğfarla temizleyeceğiz…

Şimdi tefekkür edelim biraz… Geçmişimizi gözümüzün önüne getirelim… Biz nefis sahibiyiz… Akılla donatılmışız ama beşeriz… İyilikler yapabildiğimiz gibi, günaha da meyledebiliyoruz… Şöyle bir düşünelim şimdi Geçmişte bizim belki öyle kötü, öyle gizli hallerimiz var ki… Şimdi Cenab-ı Allah onları deşifre etse… Şu anda şuraya bir ekran gelse… İşte hayatın bu denilse… Belki de öyle gizli hallerimiz ortaya çıkar ki; yüzümüzü yerden kaldıramayacak hale geliriz…

Şimdi burada böyle bir şey olmayacak… Ama ahirette, mahşerde aynen böyle olacak… İşte orada bu kötü hallerimizin ortaya çıkmasını istemiyorsak; kulluğumuzun gereğini yapmamız gerekiyor…

İşte Ramazan bunun için mübarek bir zaman dilimi… Bu zaman dilimini iyi değerlendirmek lazım… Bakın dediğim gibi; geçen sene Ramazan ayında olup da, şu anda aramızda olmayan çok tanıdığımız var… Şu anda aramızda olup da, içimizden birileri belki seneye Ramazan ayına tekrar kavuşamayacak… O zaman fırsatı ganimet bilmek lazım… Belki bir daha Ramazana kavuşamayabiliriz… Bizim bu Ramazanı hakkıyla ihya etmemiz lazım… İdrak etmemiz lazım…

مَنْ صَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ

““Kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa; onun geçmişte işlemiş olduğu günahları affolur…””

Değerli Mü’minler!.. Oruç; imsaktan iftar vaktine kadar, kulun kendisini yemekten, içmekten ve cinsi münasebetten uzak tutmasıdır… Ama Cenab-ı Allah'ın imsak vaktinden iftar vaktine kadar, bizim aç-susuz kalmamıza ihtiyacı yok… Haşa Allah aciz bir varlık değil… Aciz olan bizleriz… Allah Kâdirdir; her şeye gücü yeter… Allah Sameddir; her şey O'na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değil… İhtiyacı olan bizleriz… Yani Peygamberimizin de buyurduğu gibi; imsak vaktinden iftar vaktine kadar aç kalarak oruç tutmamıza Rabbimizin ihtiyacı yok…

Eğer tutacağımız oruç ahlakımıza yansıyacaksa, bize faydası var… Oruç tutup halen daha yalan söylüyorsa… Oruç tutup halen daha kul hakkı yiyorsa… Oruç tutup halen daha kamu malını gözetmiyorsa… Hiçbir faydası olmaz, sadece midesini dinlendirmiş olmuş…

Cenab-ı Allah'ın bizim ne namazımıza, ne orucumuza, ne zekâtımıza ihtiyacı yok… Bunların sosyal faydaları var, toplumsal faydaları var… Çok sayıda hikmeti var… ‘Ya Rabbi!.. Sen emrettin, eyvallah, başım gözüm üstüne’ deyip biz o orucu tutarız… Biz o namazı kılarız… Biz o zekâtı veririz… Sen emrettin, illetini biz bilmeyiz…

Biz yaparken Allah emrettiği için yapıyoruz; ama hikmetleri yok mu?.. Var tabii ki… Ahlakımız güzelleşmeli, huyumuz güzelleşmeli, geçimimiz güzelleşmeli… Bu orucun etkileri, tesirleri hayatımıza yansımalı…

Peygamber Efendimizin ifadesiyle; oruçlarımızı riyasız, gösterişsiz, dünyevi bir beklentimiz olmadan… Sadece Rabbimizi razı edecek şekilde tutarsak… İnanıyoruz ki; geçmişte işlemiş olduğumuz, kul hakları hariç, bütün günahlarımızın affına vesile olacaktır inşallah…

Değerli Mü’minler!.. Affa muhtaç olan bizleriz… Onun için her daim tövbe hali üzerinde olacağız… Pişmanlık üzerinde olacağız… Geçmişte işlemiş olduğumuz hatalarımızdan, kusurlarımızdan, ayıplarımızdan dolayı tövbe ederek söz vereceğiz Cenab-ı Mevla’ya…

Ölümün bize ne zaman geleceğini bilemiyoruz… Azrail geldiğinde; ne yapacağız diye herkes kendi kendine bir düşünsün… Namaz eksik, oruçla ilgili eksikliklerimiz var, zekâtı tam verememiştik, hayır-hasenata-infaka sıra gelmemişti, nafilelerle hiç ilgilenememiş, hiç uğraşamamıştım… Ve’l-hasılı; iyi bir kulluk vazifesi yerine getiremedim, günahlarım var, hatalarım, kusurlarım, ayıplarım var… Bunlar için bir tövbe edememiştim daha… Azrail’e az müsaade et de bunları yapayım deme şansımız, lüksümüz olmayacak…

İşte bu Ramazan da bizim için bunun için bir fırsat… Bu fırsatı ganimet bilip değerlendirelim… Günahlarımızın affına vesile olacak ibadetlerle bu Ramazan'ı süsleyelim… Kur'an'ın indirildiği ay olan bu Ramazanda oruçlarımızı zaten tutacağız; evlatlarımıza da oruçlarını tutturalım… Yaşı daha küçük olan çocuklarımızı da alıştırmaya çalışalım… Oruç aynı zamanda bir irade eğitimidir… İftara birkaç dakika-saniye var, yemek hazır ama yiyemiyorsun… İşte o an, insanın iradesini terbiye ediyor…

Ramazan ayı Kur'an ayı… Kur'an'ın indirildiği ay… O halde Kur'an'ın indirildiği bu ayda Kur'an okuyacağız… Hem camilerde okuyacağız, hem evlerimizde okuyacağız… Bulunduğumuz her mekânı Kur'an'ın okunduğu mekân yapacağız… Kur'an okuduğunuz zaman uhrevi olarak her harfine sevap var… Ama dünyevi olarak da okuduğumuzu anlamaya çalışacağız… Meal ve tefsirini okuyacağız, okuduğumuzu anlayarak hayatımıza yansıtacağız… Bunun için de; Peygamberimizin sünnetini yani yaptıklarını öğrenme gayretinde olacağız… Çünkü Kur’an bize ne yapacağımızı haber verir… Peygamberimiz ise Kur’an’ın emir ve yasaklarını nasıl yapacağımızı öğretir…

Peygamberimiz

كُلُّكُمْ رَاعٍ وَ كُلُّكُمْ مَسْءُولٌ عَنْ رَعِيَّتهِ

Hepiniz birer sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz” diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Çoluk-çocuğumuz bizim mahiyetimiz, bizim sorumluluğumuz altında… Bu sebeple onların dünyevi ihtiyaçlarını nasıl gideriyorsak… Çocuklarımızın uhrevi ihtiyaçları ve ahlakları da bizim sorumluluğumuzda ve karşılamakla mükellefiz… Çocuklarımıza Allah inancı ve ahiret inancı vermemiz lazım… Biz çobanız ve bunlardan dolayı ahirette hesap vereceğiz… Yarın ‘Ya Rabbi!.. Ben babamdan davacıyım’ derse ne yaparız orada, bir düşünün… Hepimiz orada Allah'a vereceğimiz bir cevap hazırlamamız lazım kendimize…

Dertli olmamız lazım… Bakın doğduk öleceğiz… Hangi makamda olursak olalım; en yüce makamda da olsak öleceğiz, hiçbir makamımız-mevkiimiz olmasa da öleceğiz… Musallaya konduğumuz zaman ‘er kişi niyetine’ ve ya ‘hatun kişi niyetine’ deniliyor… Makam-mevkii, zenginlik, servet sayılmıyor… Bunların hiçbirinin faydası yok orada…

Ama eğer zenginliğimizden fakir-fukarayı, miskini, yetimi, yoksulu faydalandırdıysak… Ancak o zaman bunlar sadaka-i cariye olarak bize kabirde ve sonrasında yoldaş olacak…

Makam-mevkii elimize geçtiğinde; o makamın emanet olduğunu bilerek adaletli bir şekilde kullandıysak bize faydası olacak… Tam tersini davrandıysak Allah muhafaza…

Evet Değerli Kardeşlerim!.. Ramazan ayına geliyoruz… Ramazan ayını ibadetlerimizle, hayır-hasenatlarımızla, tövbelerimizle en güzel şekilde geçirme, ihya etme bilincinde ve şuurunda olalım… Tabii ki, bu sadece Ramazanda böyle olacağız demek değil… Ramazan dışında her şey serbest, Ramazandan Ramazana affettireceğiz demek değil bu…

Hayatımızın her zamanı doğru olacak, dürüst olacak, ibadetlerle hemhal olacak… Ama Ramazan'da kulluk ve ibadetler zirve yapacak…

Rabbim imanımızı kamil eylesin…

Rabbim amellerimizi salih eylesin…

Rabbim günahlarımızı affı mağfiret eylesin…

Rabbim evlatlarımızı hayırlı eylesin

Rabbim Ramazanımızı mübarek, bereketli ve affolunmuş bir şekilde geçirebilmeyi hepimize nasip eylesin…

Allah hepinizden razı olsun…