CUMA VAAZI
RÜŞVET, ADALETİN TABUTUNA ÇAKILAN SON ÇİVİDİR!
RÜŞVET ALAN EL, MAHŞERDE ATEŞ TUTACAKTIR!
RÜŞVET VEREN DE ALAN DA, ADALETİ DEĞİL KENDİNİ SATMIŞTIR!
RÜŞVET, HAKKIN SESİNİ SUSTURAN EN BÜYÜK İHANETTİR!
BİR ZARF, BİR İMZA… VE BİR ÖMÜRLÜK VEBAL!
RÜŞVETLE KAZANILAN HER ŞEY, AHİRETTE ATEŞE DÖNÜŞECEKTİR!
KÜÇÜK BİR MENFAAT İÇİN EBEDİ BİR AZAP SATIN ALMA!
BİR İNSAN RÜŞVET ALDIĞI GÜN, ALLAH’IN LANETİNE ADAY OLUR!
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي أَمَرَ بِالْعَدْلِ وَنَهَى عَنِ الظُّلْمِ وَالْفَسَادِ، وَحَرَّمَ الرِّشْوَةَ وَجَعَلَهَا مِنْ أَكْبَرِ الْمُوبِقَاتِ،
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، الَّذِي لَعَنَ الرَّاشِيَ وَالْمُرْتَشِيَ، وَأَقَامَ الْعَدْلَ بَيْنَ النَّاسِ.
“Hamd; adaleti emreden, zulmü ve fesadı yasaklayan, rüşveti haram kılıp onu büyük helak edici günahlardan sayan Allah’a mahsustur.”
Salât ve selâm; rüşvet verene de alana da lânet eden ve insanlar arasında adaleti ayakta tutan Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v)’e olsun.
“Ey bir kuruşluk menfaat için ebediyetini ateşe atan zavallı! Sanma ki o aldığın para cebini doldurur; o para aslında mezarına taşıdığın ilk kor ateşidir!”
“Masanın altından uzanan o el, aslında bir mazlumun boğazını sıkmaktadır. O zarfın içinden çıkan kağıt değil, yetimin feryadı, dulun gözyaşı ve masumun kanıdır!”
“Karnını rüşvetle doyuranın kalbi açlıktan ölür. Sen o parayla saraylar kursan ne yazar? Temeli ah ile atılan evin tavanı, mahşerde başına çökecektir!”
“Gözünü dünya hırsı bürümüş bedbaht! Aldığın her kuruş rüşvet, mahşer meydanında boynuna dolanacak birer yılan, mideni kavuracak birer irindir. O gün 'keşke toprak olsaydım' diyeceksin ama o rüşvet seni bırakmayacak!”
“Adaleti paraya satan, imanı pazara çıkarmıştır. Bir imza için vatandaşı bekleten, haksızdan yana saf tutan o rüşvetçi; bil ki Allah’ın lâneti senin üzerine gölge gibi çökmüştür. Kaçacak yerin, sığınacak kuytun yoktur!”
“Sen o parayı 'iş bitiricilik' sanıyorsun, oysa o senin cennetini bitiren bir hançerdir. Mazlumun bedduası bulutları delip arşa yükselirken, senin aldığın rüşvetler seni cehennemin dibine, esfelye safilîne çivileyecektir!”
“Ey parasının kölesi, haramın amelesi! Mideni ateşle dolduruyorsun da farkında değilsin. O haram lokma damarlarında dolaştıkça, ruhun bir leş gibi kokacak ve mahşer günü o koku seni rezil rüsvay edecektir!”
“Rüşvet alanın namazı bir gösteriş, duası ise beyhude bir çabadır. Allah temizdir, kirli ellerle açılan avuçları reddeder. Sen insanları kandırdın ama mizanı kuran Allah’ı asla kandıramayacaksın!”
“Bir kuruş rüşvetle zenginleştiğini sanan ahmak! Sen aslında en büyük fakirliği satın aldın. Çünkü bereketi giden malın sonu hüsran, adaleti giden ruhun sonu ise ateştir!”
“Mahşer günü rüşvet aldığın o mallar dile gelecek; 'Biz bu hainin cehennem odunlarıyız' diye haykıracaklar. O gün ne yandaşın olacak ne de kurtarıcı bir rütben. Sadece yediğin haramlarla baş başa kalacaksın!”
— AYET —
وَلَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَٓا اِلَى الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا فَر۪يقًا مِنْ اَمْوَالِ النَّاسِ بِالْاِثْمِ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Aranızda birbirinizin mallarını haksız sebeplerle (batıl yollarla) yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını, bile bile günah işleyerek yemek için o malları hakimlere (yetkililere rüşvet olarak) aktarmayın! (Bakara, 188)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
لَعْنَةُ اللّٰهِ عَلَى الرَّاش۪ي وَالْمُرْتَش۪ي
“Allah’ın lâneti, rüşvet verenin ve rüşvet alanın üzerinedir! (İbn Mâce, Ahkâm, 2)”
NÜZUL SEBEBİ: Bir Müslüman ile bir münafığın bir arazi meselesi yüzünden mahkemelik olmaları, münafığın hakkı olmadığı halde hakimi (hakemleri) mal vererek etkilemeye çalışması ve davasını haksız yere kazanmak için rüşvete tevessül etmesi üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvet, adaleti parayla boğmaktır!" Ayet, rüşvetin sadece bir alışveriş değil, "batıl" bir yol ve büyük bir "günah" olduğunu haykırıyor. Sen hakimlere veya yetkililere mal vererek başkasının hakkını gasp ettiğinde, aslında bir mülkü değil, cehennemden bir koru satın alıyorsun. Hadis-i şerifteki "Lânet" ifadesi, Allah’ın rahmetinden tamamen kovulmak demektir. Rüşvet alan da veren de o ilahi rahmetin dışına itilmiştir. Bir imza attın ama kaderine ebedi bir karanlık yazdın!
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), zekat toplamakla görevlendirdiği İbnü’l-Lütbiyye'nin geri döndüğünde; "Şu zekat malıdır, şu da bana verilen hediyedir" demesi üzerine minbere çıkmış ve; "Anasının babasının evinde otursaydı da baksaydı kendisine hediye veriliyor mu?" diyerek makamın sağladığı her türlü haksız menfaati rüşvet ilan etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın gölgesinde aldığın 'hediye', aslında bir rüşvet yılanıdır."
— AYET —
سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًۭٔا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ
“Onlar yalanı çok dinlerler, haramı (rüşveti) ise çok yerler! (Mâide, 42)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
كُلُّ لَحْمٍ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ فَالنَّارُ اَوْلٰى بِه۪
“Haram (rüşvet) ile beslenip büyüyen her beden için en layık olan yer ateştir! (Tirmizî, Cum'a, 79)”
NÜZUL SEBEBİ: Yahudi din adamlarının ve hakimlerinin, aralarında hüküm verirken rüşvet almaları, zenginlerin suçlarını örtbas edip fakirlere ceza yağdırmaları ve rüşvete "Suht" (kökü kazıyan haram) adını vermeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle büyüyen lokma, bedende ateş tohumu olur!" Kur'an rüşveti "Suht" olarak adlandırır; bu kelime, bereketin kökünü kazıyan, insanı helake götüren pislik demektir. Sen kazandığını sanıyorsun ama aslında her rüşvet lokmasıyla cehennemdeki odununu artırıyorsun. Hak sahibinin ahı, gece seni yatağında bulacak ve o haram para, kefenine sarılan bir akrep olacaktır. İnsanlardan sakladın ama mahşerin o büyük ifşasından asla saklanamayacaksın.
SAHABE KISSASI: Abdullah b. Revâha (Hz.), Hayber Yahudilerinin mahsulünü taksim ederken Yahudiler kendisine "işimizi kolaylaştır" diye rüşvet teklif ettiler. O ise; "Bana dünyanın en iğrenç şeyini teklif ediyorsunuz! Vallahi bu haramı yemem!" diyerek onları rüsvay etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Boğazından geçen haram, mahşerde feryadın olacaktır."
— AYET —
وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ
“Zulmedenlere (ve haksızlık yapanlara) en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa size ateş dokunur! (Hûd, 113)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
الرَّاش۪ي وَالْمُرْتَش۪ي فِى النَّارِ
“Rüşvet veren de alan da ateştedir! (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 17/57)”
NÜZUL SEBEBİ: Toplumda haksız kazanç kapılarının açılması, güç sahiplerinin zayıfları ezmesi ve adaletin terazisinin parayla bozulmaya başlanması üzerine; zulme aracı olanların ve rüşvetle o çarka su taşıyanların akıbetini haber vermek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvete uzanan her el, ateşe uzanmıştır!" Ayet sadece zulmü değil, zulme meyil etmeyi bile yasaklar. Rüşvet almak, zulmün en sinsi halidir. Bir işi yaptırmak için "zarf" uzattığında veya "bu işin bir kolaylığı var mı?" dediğinde, aslında ebedi hayatını bir menfaat uğruna satıyorsun demektir. Bugün susturduğun o adalet, yarın mahşer meydanında en gür sesiyle seni suçlayacaktır. Rüşvetle kazanılan makam, sadece dünya rüyasıdır; uyanışın ise ateşle olacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), bir gün çarşıda birinin bir görevliye hediye verdiğini duyunca o hediyeyi derhal beytülmale (devlet hazinesine) aktarmış ve; "Halka hizmet makamı, zenginleşme makamı değildir!" diyerek rüşvetin her türüne savaş açmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Haksız kazancın tadı ağızda kalır ama acısı ebedi sürer."
— AYET —
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey iman edenler! Allah’a ve Resulü’ne ihanet etmeyin! Bile bile size güvenilen emanetlere de ihanet etmeyin! (Enfâl, 27)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلٰى عَمَلٍ فَرَزَقْنَاهُ رِزْقًا، فَمَا اَخَذَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَهُوَ غُلُولٌ
“Kimi bir göreve tayin eder de ona bir ücret verirsek, onun bu ücretten fazla aldığı her şey (rüşvet ve) hıyanettir! (Ebû Dâvud, Harâc, 10)”
NÜZUL SEBEBİ: Müslümanların içindeki bazı zayıf karakterli kişilerin, düşmana bilgi sızdırması veya görevlerini şahsi çıkarları için kullanmaya meyletmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvet alan, oturduğu koltuğa ihanet etmiştir!" Memuriyet, amirlik veya herhangi bir yetki Allah'ın bir emanetidir. Sen o emaneti bir "çıkara" feda ettiğinde, sadece insanlara değil, Allah’a ve Resulü’ne de ihanet etmiş olursun. Aldığın o para değil, yediğin kul hakkıdır. Kimsenin görmediğini sandığın o gizli pazarlıkların üzerine Allah'ın şahitliği yeter. Rüşvetle alınan her lokma haram ateşidir ve o ateş sahibini hem dünyada hem ahirette yakıp kül edecektir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), halife olduktan sonra bir gün kendisine getirilen sütü içmiş, ancak sütün helal olmayan bir yolla (kahinlik ücreti/haksız kazanç) elde edildiğini öğrenince parmağını boğazına sokarak yediği her şeyi geri çıkarmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Mideni haramdan koruyamayan, ruhunu cehennemden koruyamaz."
— AYET —
لَوْلَا يَنْهٰيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْاَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَصْنَعُونَ
Din adamlarının ve bilginlerin, onları günah olan sözleri söylemekten ve haram (rüşvet) yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! (Mâide, 63)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
هَدَايَا الْعُمَّالِ غُلُولٌ
“Yetkililere (memurlara/iş sahiplerine) verilen hediyeler, (devlet malından çalınmış) bir hıyanettir! (Müsned, 5/424)”
NÜZUL SEBEBİ: Yahudi ve Hristiyan alimlerinin, rüşvet alan yöneticilerine karşı sessiz kalmaları, menfaatleri uğruna adaletsizliğe göz yummaları ve rüşvete "hediye" adı vererek meşrulaştırmaya çalışmaları üzerine ihtar olarak nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Adaletsizliğe susan dilsiz şeytan, rüşvetin gizli ortağıdır!" Ayet, sadece rüşvet alanı değil, bu zulmü görüp de susan alimleri ve aydınları da ağır bir dille kınar. Rüşvetin adı "hediye" olduğunda haramlığı değişmez. Masanın altından uzatılan o zarf, aslında toplumun adalet direğine vurulmuş bir baltadır. Sen "ikram" diyorsun ama Allah "hıyanet" diyor. Kimsenin görmediğini sandığın o anlarda, Allah’ın melekleri senin ebedi karanlığını yazıyor.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), valilerinden birinin kendisine çok pahalı bir hediye gönderdiğini görünce, hediyeyi getiren elçiye; "Bunu derhal geri götür! Valine söyle, halka hizmetinin karşılığını halkın malından hediye alarak ödetmesin!" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın hatırına verilen hediye, ahiretin karşılığında alınan bir ateştir."
— AYET —
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ
Allah’ın indirdiği kitaptan bir kısmını (menfaat için) gizleyip onu az bir bedelle (rüşvetle) satanlar var ya; onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar! (Bakara, 174)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اشْتَرَى لَحْمًا بِدِرْهَمٍ مِنْ رِبًا أَوْ سُحْتٍ، فَإِنَّمَا يَشْتَرِي جَمْرًا
“Kim faiz veya rüşvetten kazandığı bir dirhemle et (yiyecek) satın alırsa, aslında o sadece bir ateş koru satın almıştır! (Taberânî, el-Evsat)”
NÜZUL SEBEBİ: Bazı din görevlilerinin ve hakimlerin, zenginlerin lehine fetva vermek veya haksız bir hükmü onaylamak için rüşvet almaları, Allah’ın hükmünü dünya menfaatine feda etmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Dinin ve adaletin pazarlığı olmaz; olanın sonu nardır!" Bir imza için, bir öncelik için veya bir hakkı gizlemek için alınan o "az bedel", mahşerde senin karnını yakacak olan ateştir. Sen kazandığını, çocuklarına rızık götürdüğünü sanıyorsun; oysa sen evine bereket değil, felaket taşıyorsun. Bugün susturduğun o mazlumun ahı, yarın mizan kurulduğunda senin en büyük düşmanına dönüşecektir. Rüşvetle alınan her lokma, haram birer kor parçasıdır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v) bir gün; "Öyle bir zaman gelecek ki, rüşvete 'hediye', faize 'alışveriş' denecek" buyurarak bu günlerin dehşetini asırlar öncesinden haber vermiştir.
KISSADAN HİSSE: "Cebine giren haram para, kalbindeki imanı kemirir."
— AYET —
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَرْفَعُوٓا۟ أَصْوَٰتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ ٱلنَّبِىِّ وَلَا تَجْهَرُوا۟ لَهُۥ بِٱلْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ أَن تَحْبَطَ أَعْمَٰلُكُمْ وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ
“AYET KAYNAĞI: (İtaat ve edep dışı hallerle) amellerinizin siz farkında bile olmadan boşa gitmesinden sakının! (Hucurât, 2)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ ظَلَمَ قِيدَ شِبْرٍ مِنَ الْأَرْضِ طُوِّقَهُ مِنْ سَبْعِ أَرَضِينَ
“Kim rüşvet veya haksızlık yoluyla bir karış toprağı gasp ederse, o toprak mahşer günü yedi kat yerin dibinden boynuna dolanır! (Buhârî, Mezâlim, 13)”
NÜZUL SEBEBİ: Güçlü olanın zayıfın toprağına göz dikmesi ve bu haksızlığı rüşvetle kılıfına uydurması, adaletin parayla manipüle edilmesi tehlikesine karşı bir uyarı olarak nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haksız kazançla alınan toprak, mahşerde senin prangan olur!" Sen bir imza atıp, birine haksız menfaat sağladığında veya o menfaati bizzat aldığında, aslında sırtına taşınamaz bir yük alıyorsun. Kimsenin görmediği o kuytu köşelerde yaptığın pazarlıklar, mahşer günü bütün kainatın önünde boynuna dolanacaktır. Bir karışlık dünya menfaati için ebedi hayatını ateşe atmak akıl kârı mıdır? Rüşvetle kazanılan her makam, mahşerde birer azap kürsüsüdür.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), haksız kazanç şüphesi olan bir lokmayı yuttuğunda onu geri çıkarmak için çırpınmış ve; "Eğer canımla beraber çıkacak olsaydı yine de o haramı içimde tutmazdım" diyerek harama karşı takınılacak tavrı göstermiştir.
KISSADAN HİSSE: "Bugün yediğin haram, yarın seni yiyen bir ateş olacaktır."
— AYET —
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا
Yetimlerin mallarını haksız yere (ve rüşvet yollarıyla) yiyenler, şüphesiz karınlarına ancak ateş doldurmuş olurlar ve onlar alevli bir ateşe gireceklerdir! (Nisâ, 10)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا
Ey insanlar! Allah tertemizdir, temiz (helal) olmayanı asla kabul etmez! (Müslim, Zekât, 65)
NÜZUL SEBEBİ: Yetimlerin haklarını korumakla görevli olanların, rüşvet karşılığında bu malları haksız kişilere devretmeleri veya kendi menfaatlerine kullanmaları üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Yetim hakkı karışan rüşvet, cehennemin en derin kuyusudur!" Rüşvet sadece bir para alışverişi değil, bir başkasının, belki de bir yetimin geleceğini çalmaktır. Sen o zarfı aldığında sadece bir kağıt parçası değil, bir mazlumun gözyaşını ve ahını alıyorsun. Allah temiz olmayanı kabul etmez; rüşvetle hacca gitsen, rüşvetle kurban kessen ne çıkar? Temeli haram olan binanın tavanı huzur vermez. Rüşvet alan da veren de, Allah’ın gazabını üzerine çeken birer haindir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), devletin mumunu şahsi işlerinde kullanmaktan bile haya ederken; "Milletin malını rüşvetle yiyenlerin vay haline!" diyerek bu büyük günahın dehşetine dikkat çekmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Harama açılan kapı, huzura kapanan kapıdır."
— AYET —
فَتَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Onlardan birçoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram (rüşvet) yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! (Mâide, 62)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
الرَّاشِي وَالْمُرْتَشِي فِي النَّارِ
“Rüşvet veren de alan da ateştedir! (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)”
NÜZUL SEBEBİ: Medine çevresindeki bazı grupların, haklıyı haksız çıkarmak için hakimlere sürekli mal teklif etmeleri ve bu çirkin işi toplumsal bir yarış haline getirmeleri üzerine, rüşvetin bir "toplumsal intihar" olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haramda yarışanlar, cehenneme ilk girenler olacaktır!" Ayet rüşveti "Suht" (kökü kazıyan haram) olarak tanımlar. Rüşvet yayıldığında liyakat ölür, haklının değil güçlünün sözü geçer. Sen bir işi "çabuklaştırmak" için uzattığın o parayla aslında adaletin damarlarını kesiyorsun. Kimsenin görmediğini sandığın o gizli pazarlıkların üzerine Allah'ın şahitliği yeter. Bir imza attın ama ebedi hayatını bir zarfa sığdırdın!
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), kendisine çok kıymetli bir hediye getiren bir görevliye; "Sen bu göreve gelmeden önce de sana bu hediye geliyor muydu?" diye sormuş, hayır cevabını alınca hediyeyi derhal reddederek bunun bir rüşvet olduğunu ilan etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın hatırına gelen her menfaat, ahiretin bedelidir."
— AYET —
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً عَن تَرَاضٍۢ مِّنكُمْ ۚ وَلَا تَقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًۭا
Ey iman edenler! Aranızda birbirinizin mallarını (rüşvet, hırsızlık gibi) batıl yollarla yemeyin! Ancak karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret olması müstesnadır. (Nisâ, 29)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولًا يَأْتِي بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Kimi bir göreve tayin edersek, o da bizden bir iğneyi veya daha fazlasını gizlerse (çalarsa/rüşvet alırsa), kıyamet günü o aldığı şeyi (yüklenmiş olarak) getirir! (Müslim, İmâre, 30)
NÜZUL SEBEBİ: Bazı insanların ticaret süsü vererek rüşvet almaları, "danışmanlık ücreti" veya "komisyon" adı altında haramı helal göstermeye çalışmaları üzerine, rızanın bile haramı helal kılmayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haramın adını değiştirmek, onun ateşini söndürmez!" Rüşvetle alınan her kuruş, mahşerde sahibinin boynuna dolanacak bir prangadır. Sen "bu bir iş takibi ücretidir" diyerek kendini kandırabilirsin ama Allah "batıl yolla yemek" buyuruyor. Bir iğne kadar küçük bir haksız kazanç bile o gün sırtında koca bir dağ gibi yük olacaktır. Bugün susturduğun adalet, yarın seni mahşerde susturacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), hizmetçisinin getirdiği yemeğin rüşvete benzeyen bir yolla elde edildiğini anlayınca, parmağını boğazına sokarak bütün yediklerini geri çıkarmış ve "Canım çıksaydı da o haramı midemde tutmasaydım" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Midene giren haram, duana çekilen settir."
— AYET —
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
“Hakkı batıl ile karıştırıp da, bile bile hakkı gizlemeyin! (Bakara, 42)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا رَجُلٍ اسْتَعْمَلَهُ رَجُلٌ عَلَى عِصَابَةٍ، وَفِيهِمْ مَنْ هُوَ أَرْضَى لِلَّهِ مِنْهُ، فَقَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ
Bir kimse, bir topluluğa (rüşvet veya kayırma ile) bir yönetici atarsa ve o toplulukta Allah'ın daha razı olduğu biri varken bunu yaparsa, Allah'a ve Resulü'ne ihanet etmiş olur! (Hâkim, el-Müstedrek)
NÜZUL SEBEBİ: Liyakat sahiplerinin dışlanıp, parası olanın veya hatırlı kişilerin rüşvetle önemli makamlara getirilmesi, toplumun adalet dokusunun bozulması üzerine bir ihtar olarak nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle gelen makam, mahşerde azap kürsüsüdür!" Rüşvet sadece para değil, liyakatin katlidir. Bir makama rüşvetle oturan kişi, o koltukta geçirdiği her saniye Allah'a ihanet etmektedir. Hak sahibinin ahı gece seni bulacak. Sen bir zarf aldın ama aslında ateşi tuttun. İnsanlardan sakladın ama Allah her bir kuruşun hesabını mahşerde tek tek soracaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), oğlunun devlet imkanlarıyla kazandığı fazladan parayı "Sen bunu halife oğlu olduğun için kazandın" diyerek elinden almış ve devlet hazinesine koymuştur.
KISSADAN HİSSE: "Kuldan sakladığın rüşvet, Allah katında en büyük rezalettir."
— AYET —
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
“Kim zerre miktarı bir hayır işlerse onun karşılığını görür. Kim de zerre miktarı bir şer (haram/rüşvet) işlerse onun karşılığını görür! (Zilzâl, 7-8)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلَى عَمَلٍ فَرَزَقْنَاهُ رِزْقًا، فَمَا أَخَذَ بَعْدَ ذَلِكَ فَهُوَ غُلُولٌ
“Kimi bir göreve tayin edip ona bir maaş bağlarsak, onun bu maaştan fazla aldığı her kuruş (rüşvet ve) hıyanettir! (Ebû Dâvud, Harâc, 10)”
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların "bu kadarcıktan bir şey olmaz" diyerek küçük hediyeleri ve rüşvetleri normalleştirmeleri üzerine, her zerrenin hesabının sorulacağını mühürlemek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Zerre kadar rüşvet, koca bir ebediyeti yakar!" Sen kazandığını sandın ama aslında kaybettin. Rüşvetle büyüyen lokma, vücutta ancak ateş olarak geri dönecek. Bir menfaat uğruna ebedi hayatını sattın. Bugün yüzüne gülen o haram paralar, yarın mahşerde seni ele verecek birer şahit olacaktır.
SAHABE KISSASI: Sahabeden biri savaşta şehit düşmüştü. İnsanlar "cennetliktir" deyince Efendimiz S.a.v; "Hayır, ganimetten gizlediği bir hırka yüzünden şu an ateşte yanıyor" buyurmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Harama el uzatan, huzura veda eder."
— AYET —
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰٓا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten inanıyorsanız, (rüşvet ve faiz gibi) haksız kazancın peşini bırakın! (Bakara, 278)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ شَفَعَ لِأَخِيهِ شَفَاعَةً، فَهَدَى لَهُ هَدِيَّةً عَلَيْهَا فَقَبِلَهَا، فَقَدْ أَتَى بَابًا عَظِيمًا مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا
Kim bir kardeşinin (haksız bir işi veya önceliği için) aracılık yapar da, buna karşılık kendisine verilen bir hediyeyi kabul ederse, faiz kapılarından (ve rüşvetten) büyük bir kapıya girmiş olur! (Ebû Dâvud, Büyû, 82)
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların "ikram, komisyon, hediye" gibi kılıflarla birbirlerine haksız avantaj sağlamaları ve bu yolla toplumsal adaleti zedelemeleri üzerine, imanın gereğinin bu kirli kazançları terk etmek olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haksız kazançla alınan her nefis, Allah'a açılan bir savaştır!" Ayet, haramı terk etmeyi imanın şartı olarak sunuyor. Eğer bir işi "halletmek" için hediye alıyor veya veriyorsan, sen adaleti paraya satan bir bezirgânsın. Bir imza attın, bir zarf aldın; ama aslında kendi ebedi hayatını ateşe verdin. Bugün kazandığını sandığın o meblağlar, yarın mahşerde üzerine dökülen kaynar su olacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber S.a.v, bir savaştan sonra ölen birisi için; "Onun için cenaze namazı kılın, çünkü o Allah yolunda iken ganimetten (haksız kazançtan) bir miktar çalmıştı" buyurarak haksız kazancın namazı bile engelleyen ağırlığını göstermiştir.
KISSADAN HİSSE: "Aracılıkla gelen menfaat, ahiretteki şefaati yok eder."
— AYET —
وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ
“Zulmedenlere (rüşvetle iş görenlere) en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa size ateş dokunur! (Hûd, 113)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا وَالٍ غَلَّقَ بَابَهُ دُونَ ذَوِي الْحَاجَةِ وَالْخَلَّةِ وَالْمَسْكَنَةِ، غَلَّقَ اللَّهُ أَبْوَابَ السَّمَاءِ دُونَ خَلَّتِهِ وَحَاجَتِهِ وَمَسْكَنَتِهِ
Hangi yönetici (veya yetkili), kapısını rüşvet almadan iş yapmamak için ihtiyaç sahiplerine kapatırsa, Allah da sema kapılarını onun ihtiyaçlarına ve dualarına kapatır! (Tirmizî, Ahkâm, 6)
NÜZUL SEBEBİ: Devlet görevlilerinin, halkın işini görmek için rüşvet beklemeleri, rüşvet vermeyenin işini yokuşa sürmeleri ve böylece halka zulmetmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Kulun kapısını rüşvetle kapatana, Allah cennet kapısını kapatır!" Sen bir masanın arkasına geçip "işin yürümesi için bir şeyler lazım" dediğinde, aslında kendi ebedi mahkumiyetini imzalıyorsun. Bir menfaat uğruna susturduğun o adalet, yarın mahşerde en büyük düşmanın olacak. Aldığın para değil, yediğin haram ateştir. Kimsenin görmediğini sandığın o gizli pazarlıkları Allah, Arş-ı Alâ'dan izlemektedir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), bir gün valisine yazdığı mektupta şöyle demiştir: "Halkın işini rüşvetsiz gör! Eğer halktan bir şey alırsan, o aldığın şey senin cehennem prangan olur!"
KISSADAN HİSSE: "Makamın gücüyle aldığın haksız kuruş, mezarda akrep olur."
— AYET —
اِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰٓى اَهْلِهَاۙ وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِۜ
Şüphesiz Allah, size emanetleri (makamları ve görevleri) ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder! (Nisâ, 58)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ طَلَبَ قَضَاءَ الْمُسْلِمِينَ حَتّٰى يَنَالَهُ، ثُمَّ غَلَبَ عَدْلُهُ جَوْرَهُ فَلَهُ الْجَنَّةُ، وَمَنْ غَلَبَ جَوْرُهُ عَدْلَهُ فَلَهُ النَّارُ
“Kim rüşvet ve kayırma ile bir makama talip olur da, haksızlığı adaletine baskın gelirse, onun varacağı yer ateştir! (Ebû Dâvud, Akdiye, 1)”
NÜZUL SEBEBİ: Kabe'nin anahtarlarının rüşvet veya soy sop kayırmasıyla değil, işin ehli olan Osman b. Talha'ya verilmesi üzerine, makamların birer kutsal emanet olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle gelen, ihanetle gider!" Liyakati parayla satmak, topluma yapılabilecek en büyük hıyanettir. Sen bir işi yapabilecek olan varken, rüşvet verenine öncelik tanıdığında Allah’ın emanetine hıyanet etmiş olursun. Hak sahibinin ahı gece seni bulacak. Kazandığını sandığın o dünya malı, mahşerde senin yüzüne sürülecek bir kara lekedir. Bugün sakladığın o gizli zarflar, yarın senin en ağır yükün olacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), kendisinden rüşvetle işini halletmesini isteyen birine; "Benim kılıcım adalettir, senin paran ise ateştir. Defol git!" diyerek rüşvetçiyi huzurundan kovmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Adaleti paraya satan, imanını şeytana satmıştır."
— AYET —
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ
“O gün (mahşerde) bütün sırlar (gizli pazarlıklar, rüşvetler) açığa çıkarılacaktır! (Târık, 9)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَا مِنْ عَبْدٍ يَسْتَرْعِيهِ اللَّهُ رَعِيَّةً، يَمُوتُ يَوْمَ يَمُوتُ وَهُوَ غَاشٌّ لِرَعِيَّتِهِ، إِلَّا حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ
“Allah’ın yönetici kıldığı bir kul, halkını (rüşvet ve haksızlıklarla) aldatarak ölürse, Allah ona cenneti kesinlikle haram kılar! (Müslim, İmân, 227)”
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların gizli kapılar ardında yaptıkları işlerin ebediyen gizli kalacağını sanmaları ve bu güvenle harama el uzatmaları üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Mahşer, rüşvetçinin maskesinin düştüğü gündür!" Bugün "kimse görmüyor" diyerek cebine indirdiğin o haram paralar, yarın senin aleyhinde şahitlik edecek. Sen bir imza ile birinin hakkını yedin; ama aslında kendi ebediyetini yıktın. Rüşvetle büyüyen her lokma, mahşerde vücudundan fışkıran bir irin olacaktır. İnsanlardan sakladın ama Allah'tan saklayamadın.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber S.a.v, devlet malından bir hırka çalanın cenazesini; "O hırka şimdi onun üzerinde ateşten bir gömlek oldu" diyerek kıldırmamış ve haksız kazancın dehşetini ümmetine mühürlemiştir.
— AYET —
وَلَا تُط۪يعُوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ اَلَّذ۪ينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
“Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve ıslaha çalışmayan o haddi aşanların (rüşvetle düzeni bozanların) emrine itaat etmeyin! (Şuarâ, 151-152)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلَ رَجُلًا مِنْ عِصَابَةٍ، وَفِي تِلْكَ الْعِصَابَةِ مَنْ هُوَ أَرْضَى لِلّٰهِ مِنْهُ، فَقَدْ خَانَ اللّٰهَ وَخَانَ رَسُولَهُ وَخَانَ الْمُؤْمِن۪ينَ
Kim (rüşvet, iltimas veya hatır için) bir topluluğa birini görevli atarsa, o toplulukta Allah’ın daha razı olduğu (ehil) biri varken bunu yaparsa; Allah’a, Resulü’ne ve bütün müminlere ihanet etmiş olur! (Hâkim, Müstedrek, 4/104)
NÜZUL SEBEBİ: Toplumda ehliyet ve liyakatin parayla, torpille ve rüşvetle satılmaya başlanması; makamların hizmet aracı değil, birer rant kapısı olarak görülmesi üzerine bu fesat çarkına dur demek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Liyakati rüşvete kurban eden, ümmetin geleceğine suikast düzenlemiştir!" Bir makamı rüşvetle birine verdiğinde, sadece bir kişiye haksızlık yapmıyorsun; o makamdan hizmet bekleyen binlerce insanın hakkına giriyorsun. Bu, Allah’a ve Resulü’ne karşı işlenmiş bir "Hıyanet" suçudur. Sen bir imza attın ama o imza ile adaletin boynuna ilmiği geçirdin. Bugün kazandığını sandığın o dünya malı, yarın mahşerde "Hain" damgası olarak alnına vurulacaktır.
SAHABE KISSASI: Ebû Zer (Hz.), Efendimiz S.a.v'den memuriyet istemişti. Efendimiz S.a.v onun omuzuna elini koyarak; "Ey Ebû Zer! Sen zayıfsın, memuriyet ise bir emanettir. Bu emanet, (hakkını vermeyenler için) kıyamet günü rüsvaylık ve pişmanlıktır!" buyurarak makamın ağırlığını ve rüşvet/kayırma tehlikesini ihtar etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Rüşvetle koltuğa oturan, ateşin üzerine oturmuş demektir."
— AYET —
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَاَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَل۪يلًا اُو۬لٰٓئِكَ لَا خَلَاقَ لَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ
“Allah’a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedele (rüşvete) satanlar var ya; işte onların ahirette hiçbir nasibi yoktur! (Âl-i İmrân, 77)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا جَسَدٍ غُذِيَ بِالْحَرَامِ فَالنَّارُ أَوْلَى بِهِ
“Haramla (rüşvetle) beslenen her beden için, en uygun yer ateştir! (Mişkâtü’l-Mesâbih, 2787)”
NÜZUL SEBEBİ: Ticari davalarda veya resmi işlerde yalan yere yemin ederek ve yetkililere rüşvet vererek başkasının malına çökenlerin, bu dünyalık kazancı ebedi hayata tercih etmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Ahiretini bir zarfa sığdıran bedbaht, sonsuzluğu kaybetmiştir!" Sen "bir kerelikten bir şey olmaz" diyerek aldığın o rüşvetle, aslında Allah ile olan ahdini bozdun. O para senin mülkün değil, cehennemdeki yakıtındır. Rüşvetle büyüyen her hücre, mahşer meydanında senden şikayetçi olacak. İnsanlardan gizlediğin o karanlık pazarlıklar, ahirette nasipsiz kalmana sebep olacak. Aldığın o para değil, yediğin haram ateşidir!
SAHABE KISSASI: Muâz b. Cebel (Hz.), Yemen’e vali olarak giderken Efendimiz S.a.v ona; "Sakın halkın en seçkin mallarını (rüşvet veya haksız vergi olarak) alma! Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah arasında perde yoktur!" buyurmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Mazlumun ahı, rüşvetçinin sarayını başına yıkar."
— AYET —
وَءَاتُوا۟ ٱلْيَتَٰمَىٰٓ أَمْوَٰلَهُمْ ۖ وَلَا تَتَبَدَّلُوا۟ ٱلْخَبِيثَ بِٱلطَّيِّبِ ۖ وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَهُمْ إِلَىٰٓ أَمْوَٰلِكُمْ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ حُوبًۭا كَبِيرًۭا
“Onların mallarını (rüşvet ve hile ile) kendi mallarınıza katarak yemeyin! Çünkü bu, çok büyük bir günahtır! (Nisâ, 2)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا
“Bizi aldatan (işine hile katan, rüşvetle iş yürüten) bizden değildir! (Müslim, Îmân, 164)”
NÜZUL SEBEBİ: Yetimlerin ve zayıfların mallarını, rüşvet vererek hakim kararıyla kendi mülkiyetine geçirenlerin yaptığı bu "yasal görünümlü hırsızlığı" kınamak için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haramı helale katmak, helali de ateşe çevirmektir!" Rüşvetle kazandığın parayı helal kazancına karıştırdığında, bütün malını zehirlemiş olursun. "Bizi aldatan bizden değildir" uyarısı, rüşvetçinin İslam toplumundaki manevi bağının koptuğunu ilan eder. Kimsenin görmediğini sandığın o anlarda, kaderine siyah bir leke sürdün. Bir menfaat uğruna ebedi hayatını sattın. Bugün kazandığını sanıyorsun ama aslında her rüşvetle biraz daha kaybediyorsun.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), bir gün çarşıda rüşvet ve hile ile mal satan birini görünce kamçısını çekmiş ve; "Müslümanların pazarına haram bulaştıran, bizim aramızda barınamaz!" diyerek onu pazardan kovmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Haramla bereket gelmez, rüşvetle saadet olmaz."
— AYET —
وَلَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِ بَعْدَ اِصْلَاحِهَا
“Yeryüzü (adaletle) ıslah edildikten sonra, orada (rüşvet ve zulümle) bozgunculuk yapmayın! (A'râf, 56)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
إِيَّاكُمْ وَالظُّلْمَ، فَإِنَّ الظُّلْمَ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Zulümden (ve rüşvetle hak yemekten) sakının! Çünkü zulüm, kıyamet günü (sahibini karanlığa gömecek olan) zifiri karanlıklardır! (Müslim, Birr, 56)”
NÜZUL SEBEBİ: Adaletin ve güvenin tesis edildiği bir toplumda, bazı kişilerin sinsi rüşvet çarklarıyla sistemi bozmaya çalışmaları, hakkı paraya tahvil etmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvet, toplumun adalet güneşini karartan bir zulüm perdesidir!" Sen bir işi yaptırmak için "el altından" para verdiğinde, sadece o işi halletmiyorsun; bütün bir adalet sistemine zehir enjekte ediyorsun. Bu karanlık işler, mahşerde senin önünü kapatacak olan zifiri zulmetlere dönüşecek. Bugün aydınlık sandığın o haram paralar, yarın mezarda ve mahşerde en karanlık kabusun olacak. Hak sahibinin ahı, gece seni bulacak ve o haksız kazanç seni ebedi bir karanlığa mahkum edecektir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), Şam valisinin kendisine gönderdiği hediyeleri halka dağıtmış ve valiye; "Halkın hakkını hediye diye bana göndererek beni ateşe mi atmak istiyorsun?" diye mektup yazmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Adaleti rüşvetle bozanın, ahireti harabedir."
— AYET —
وَلَا تُط۪يعُوا كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ هَمَّازٍ مَشَّٓاءٍ بِنَم۪يمٍۙ مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ اَث۪يمٍۙ
O alabildiğine yemin eden, aşağılık, her şeyi kusur sayıp kınayan, rüşvet ve fitne için sürekli laf taşıyan, hayra engel olan, saldırgan ve günahkâr kimselere asla boyun eğme! (Kalem, 10-12)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلٰى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولًا يَأْتِي بِه۪ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Kimi bir göreve tayin edersek, o da bizden bir iğneyi veya daha fazlasını (rüşvet olarak) gizlerse, bu bir hıyanettir ve kıyamet günü o aldığı şeyi (herkesin önünde) yüklenmiş olarak getirir! (Müslim, İmâre, 30)
NÜZUL SEBEBİ: Müşriklerin ve münafıkların, Peygamber Efendimiz S.a.v'e davasından vazgeçmesi için mal, mülk ve makam teklif ederek (bir nevi rüşvetle) uzlaşmaya çalışmaları üzerine, hakkın pazarlığının olmayacağını ilan etmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hakkı paraya tahvil eden, aşağılıkların en aşağısıdır!" Ayet, rüşvet ve haksızlık üzerine kurulan otoriteleri "aşağılık" olarak niteler. Bir iğne ucu kadar bile olsa, makamın gücüyle elde edilen haksız kazanç, mahşerde sahibinin boynuna asılacak bir rezalet sancağıdır. Bugün gizli kapılar ardında aldığın o "iğne", yarın mahşer meydanında koca bir mızrak gibi kalbine saplanacaktır. Kazandığını sandın ama aslında ebedi bir rüsvaylığı satın aldın.
SAHABE KISSASI: Abdullah b. Ömer (Hz.), bir vali hakkında; "Halkın malından bir dirhem bile olsa rüşvet alanın arkasında namaz kılınmaz, çünkü o Allah’ın emniyetini bozmuştur" diyerek rüşvete karşı en sert tavrı sergilemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Gizlediğin haram, mahşerde en büyük şahidin olacaktır."
— AYET —
إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًۭى وَنُورٌۭ ۚ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ ۚ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ
AYET KAYNAĞI: (Makam ve menfaat uğruna) ayetlerimi az bir bedelle (rüşvetle) satmayın! Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse (adaleti rüşvete feda ederse), işte onlar kafirlerin ta kendileridir! (Mâide, 44)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّهَا النَّاسُ، مَنْ عَمِلَ مِنْكُمْ لَنَا عَمَلًا فَكَتَمَنَا مِنْهُ شَيْئًا كَانَ غُلُولًا يُعَذَّبُ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Ey insanlar! İçinizden kim bizim için bir iş yapar da o işten (rüşvet olarak) bir şeyi gizlerse, o şey bir hıyanettir ve kıyamet günü onunla azap olunur! (Müslim, Musâkât, 26)
NÜZUL SEBEBİ: Yahudi hakimlerin, zenginlerden rüşvet alarak Tevrat’taki hükümleri değiştirmeleri veya hafifletmeleri; buna karşılık fakirlere en ağır cezaları vermeleri üzerine bu adaletsizliği kınamak için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Adaleti paraya satan, dinini dünyaya peşkeş çekmiştir!" Rüşvet sadece bir para alışverişi değildir; o, Allah’ın koyduğu adalet terazisine yapılan bir saldırıdır. Sen "dosyam öne çıksın" diye verdiğin veya "işini hallederim" diye aldığın o parayla, aslında Allah’ın hükmünü hiçe sayıyorsun. Bugün cebini dolduran o banknotlar, yarın mahşer ateşinde üzerine yapışan birer kor parçası olacaktır. Bir imza attın ama ebedi karanlığını kendi elinle mühürledin!
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber S.a.v, Hayber’de devlet malından bir şeyler aşıran (rüşvet/hırsızlık) birisi için; "Onun için cenaze namazı kılmayacağım, zira o Allah yolunda iken Allah’a ihanet etmiştir" buyurarak haksız kazancın namazı bile engelleyen vebalini göstermiştir.
KISSADAN HİSSE: "Rüşvetle kazanılan zafer, en büyük mağlubiyettir."
— AYET —
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَ
َ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ سَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا
“İnsanların mallarını haksız yollarla (rüşvetle) yiyenler, şüphesiz alevli bir ateşe gireceklerdir! (Nisâ, 10)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّ
Mَ: "
إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَيَّ، وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ، فَأَقْضِيَ لَهُ عَلَى نَحْوِ مَا أَسْمَعُ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ مِنْ حَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَلَا يَأْخُذْهُ، فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ
Siz davalarınızı bana getiriyorsunuz; olabilir ki biriniz (rüşvet veya dilbazlıkla) daha ikna edici konuşur ve ben de ona göre hükmederim. Kimin için kardeşinin hakkından bir şeye hükmetmişsem, sakın onu almasın! Çünkü o, ona cehennemden bir parça koparmışımdır! (Buhârî, Ahkâm, 20)
NÜZUL SEBEBİ: Toplumda haksızlık yapanların, yasal boşlukları veya yetkilileri etkileyerek (rüşvet vererek) kendilerini haklı göstermeye çalışmaları üzerine, dünya mahkemesinde kazanılanın ahirette ateş olacağını bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Hakimin 'haklısın' demesi, haramı helal kılmaz!" Rüşvetle elde ettiğin o mahkeme kararı veya o resmi belge, seni Allah katında aklamaz. Sen bir zarf uzattın, işini yürüttün; ama aslında kardeşinin hakkından bir ateş parçasını bağrına bastın. Kimsenin görmediğini sandın ama Allah kalbindeki o kiri gördü. Bugün susturduğun o mazlumun ahı, yarın Arş-ı Alâ'da yankılanacaktır. Aldığın o para değil, evine taşıdığın yangındır!
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), Şam valisinin eşine gönderilen hediyenin rüşvet koktuğunu anlayınca, hediyeyi derhal iade ettirmiş ve; "Valilerin eşlerine verilen hediye, halkın damarından çekilen kandır!" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Kulun kandırıldığı yerde, Allah’ın adaleti başlar."
— AYET —
وَلَا تُط۪يعُوا اَمْرَ الْمُسْرِف۪ينَۙ اَلَّذ۪ينَ يُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ
“Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve adaleti rüşvetle bozan o haddi aşanların emrine itaat etmeyin! (Şuarâ, 151-152)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّ
Mَ: "
مَنِ اسْتَعْمَلَ رَجُلًا مِنْ عِصَابَةٍ وَفِي تِلْكَ الْعِصَابَةِ مَنْ هُوَ أَرْضَى لِلَّهِ مِنْهُ فَقَدْ خَانَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ
Kim bir topluluğa, aralarında Allah’ın daha çok razı olduğu (ehil) biri varken başkasını (rüşvet veya torpille) yönetici yaparsa; Allah’a, Resulü’ne ve müminlere hıyanet etmiş olur! (Hâkim, Müstedrek)
NÜZUL SEBEBİ: Toplumda ehliyetin değil, paranın ve torpilin hüküm sürmeye başlaması; rüşvet çarklarının devletin temelini sarsması üzerine bir uyarı olarak nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle ehliyeti öldüren, adaletin mezarını kazmıştır!" Bir işi ehline değil de para verene vermek, sadece o kişiye değil bütün bir topluma karşı işlenmiş bir cinayettir. Sen bir menfaat uğruna birine makam verdin; ama aslında o makamın altındaki binlerce mazlumun hakkını rüşvetçiye peşkeş çektin. Bugün kazandığını sanıyorsun ama aslında her imzada biraz daha kaybediyorsun. Mahşer günü o haksız yere atananların vebali senin sırtında birer dağ olacaktır!
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Ubeyde b. Cerrah (Hz.), Şam valisiyken kendisine sunulan ve halkın işinin görülmesi karşılığında verilen bir "ikramı" reddederek; "Sizin ikramınız bende kalsın, benim hesabım Rabbime kalsın" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın şerefi rüşvetle değil, iffetle korunur."
— AYET —
وَتَرٰى كَث۪يرًا مِنْهُمْ يُسَارِعُونَ فِي الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاَكْلِهِمُ السُّحْتَۜ لَبِئْسَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Onlardan birçoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram (rüşvet) yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür! (Mâide, 62)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا جَسَدٍ نَبَتَ مِنْ سُحْتٍ فَالنَّارُ أَوْلٰى بِه۪
“Haramla (rüşvetle) beslenip büyüyen her beden için en layık olan yer ateştir! (Tirmizî, Cum'a, 79)”
NÜZUL SEBEBİ: Menfaatperestlerin, haklıyı haksız çıkarmak için yetkililere sürekli mal teklif etmeleri ve bu çirkin işi toplumsal bir yarış haline getirerek adaletin terazisini bozmaları üzerine bir ihtar olarak nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haramda yarışan, ateşe en önde koşandır!" Ayet rüşveti "Suht" olarak tanımlar; bu, bereketin kökünü kazıyan, girdiği evi viran eyleyen bir pisliktir. Sen bir işi "çabuklaştırmak" için uzattığın o zarfla aslında adaletin damarlarını kesiyorsun. Rüşvetle büyüyen her hücre, mahşer meydanında senden şikayetçi olacak. Bugün susturduğun o adalet, yarın seni mahşerde ebediyen susturacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber S.a.v, Hayber'de devlet malından bir şeyler aşıran (rüşvet/hırsızlık) birisi için; "Onun için cenaze namazı kılmayacağım, zira o Allah yolunda iken Allah’a ihanet etmiştir" buyurarak haksız kazancın vebali üzerine ashabını sarsmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Boğazından geçen haram, mahşerde feryadın olacaktır."
— AYET —
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَخُونُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ وَتَخُونُٓوا اَمَانَاتِكُمْ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Ey iman edenler! Allah’a ve Resulü’ne ihanet etmeyin! Bile bile size güvenilen emanetlere (makam ve yetkilere) de ihanet etmeyin! (Enfâl, 27)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
هَدَايَا الْعُمَّالِ غُلُولٌ
“Yetkililere (memurlara/görevlilere) verilen hediyeler, (devlet malından çalınmış) birer hıyanettir! (Müsned, 5/424)”
NÜZUL SEBEBİ: Bazı kişilerin görevlerini şahsi çıkarları için kullanmaya meyletmeleri, "hediye" adı altında rüşvet alarak emanete gölge düşürmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Makamın gölgesinde aldığın 'hediye', aslında bir rüşvet yılanıdır!" Memuriyet veya yetki Allah'ın bir emanetidir. Sen o emaneti bir "çıkara" feda ettiğinde, sadece insanlara değil, Allah’a ve Resulü’ne de ihanet etmiş olursun. Aldığın o para değil, yediğin kul hakkıdır. Kimsenin görmediğini sandığın o gizli pazarlıkların üzerine Allah'ın şahitliği yeter.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), bir gün valisinin birinden hediye aldığını duyunca o hediyeyi derhal beytülmale (devlet hazinesine) aktarmış ve; "Halka hizmet makamı, zenginleşme makamı değildir!" diyerek adaleti mühürlemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın gücüyle aldığın haksız kuruş, mezarda akrep olur."
— AYET —
فَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۘ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَآ اَنْ
وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفْسَ بِٱلنَّفْسِ وَٱلْعَيْنَ بِٱلْعَيْنِ وَٱلْأَنفَ بِٱلْأَنفِ وَٱلْأُذُنَ بِٱلْأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلْجُرُوحَ قِصَاصٌۭ ۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةٌۭ لَّهُۥ ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
Ayetlerimi (ve adaleti) az bir bedelle (rüşvetle) satmayın! Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse (hakkı rüşvete feda ederse), işte onlar zalimlerin ta kendileridir! (Mâide, 45)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلَ رَجُلًا مِنْ عِصَابَةٍ وَفِي تِلْكَ الْعِصَابَةِ مَنْ هُوَ أَرْضَى لِلّٰهِ مِنْهُ فَقَدْ خَانَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ
Kim bir topluluğa, aralarında Allah’ın daha çok razı olduğu (ehil) biri varken başkasını (rüşvet veya kayırma ile) görevlendirirse; Allah’a ve Resulü’ne hıyanet etmiş olur! (Hâkim, Müstedrek)
NÜZUL SEBEBİ: Liyakat sahiplerinin dışlanıp, parası olanın veya hatırlı kişilerin rüşvetle önemli makamlara getirilmesi, toplumun güven dokusunun bozulması üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Adaleti paraya satan, imanını şeytana satmıştır!" Rüşvet sadece para değil, liyakatin katlidir. Bir makama rüşvetle oturan kişi, o koltukta geçirdiği her saniye haram birer pranga biriktirmektedir. Hak sahibinin ahı gece seni bulacak. Sen bir zarf aldın ama aslında ateşi tuttun. Kazandığını sandığın o dünya malı, mahşerde senin yüzüne sürülecek bir kara lekedir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), kendisinden rüşvetle işini halletmesini isteyen birine; "Benim kılıcım adalettir, senin paran ise ateştir. Defol git!" diyerek rüşvetçiyi huzurundan kovmuştur.
KISSADAN HİSSE: "Rüşvetle kazanılan her makam, mahşerde bir azap kürsüsüdür."
— AYET —
وَقَدِمْنَآ اِلٰى مَا عَمِلُوا مِنْ عَمَلٍ فَجَعَلْنَاهُ هَبَآءً مَنْثُورًا
“Onların (haksız kazanç ve riyayla) yaptıkları her işin önüne geçeriz de, onu havada uçuşan toz zerrelerine çeviririz! (Furkân, 23)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اشْتَرَى ثَوْبًا بِعَشَرَةِ دَرَاهِمَ وَفِيهِ دِرْهَمٌ حَرَامٌ، لَمْ يَقْبَلِ اللّٰهُ لَهُ صَلَاةً مَا دَامَ عَلَيْهِ
Kim on dirheme bir elbise satın alır da içinde bir dirhem (rüşvet gibi) haram bulunursa, o elbise üzerinde olduğu sürece Allah onun hiçbir namazını kabul etmez! (Müsned, 2/91)
NÜZUL SEBEBİ: Haram kazançla yapılan ibadetlerin ve sosyal yardımların kendilerini kurtaracağını sananların, aslında koca bir hiçliğe sarıldıklarını bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Temeli haram olanın, tavanı huzur vermez!" Sen binlerce rekat namaz kılsan, hacca gitsen de; niyetinde ve kazancında rüşvet lekesi varsa, o ameller toz olup gidecektir. Haram lokma ile kılınan namaz, göğe yükselmez; rüşvetle alınan elbise, sahibine ancak zifiri bir karanlık örtüsü olur. Bugün kazandığını sandın ama aslında ebedi bir rüsvaylığı satın aldın.
SAHABE KISSASI: Sahabeden biri şehit düştüğünde, insanlar "cennetliktir" deyince Efendimiz S.a.v; "Hayır, ganimetten (haksız kazançtan) gizlediği bir hırka yüzünden şu an ateşte yanıyor" buyurarak haramın dehşetini mühürlemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Harama el uzatan, huzura veda eder."
— AYET —
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَۙ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ اَلَّذ۪ينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
Vay o namaz kılanların haline ki; onlar namazlarından gafildirler, onlar gösteriş yaparlar ve en küçük bir yardıma (veya hakka) bile engel olurlar! (Mâûn, 4-7)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا
Ey insanlar! Allah tertemizdir, temiz (helal) olmayanı asla kabul etmez! (Müslim, Zekât, 65)
NÜZUL SEBEBİ: Münafıkların, dışarıdan dindar görünüp gizli kapılar ardında yetimin hakkını yemeleri, rüşvetle iş yürütmeleri ve insanların birbirine olan yardımlarına (veya haklarına) haksız menfaat beklentisiyle engel olmaları üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Namazın seni kurtarmaz, eğer rüşvetle adaleti boğduysan!" Sen alnını secdeye koysan da, eğer elin rüşvete uzanıyorsa o namaz senin için bir azap delili olur. "Mâûn" suresi, rüşvetçinin temel karakterini açıklar: İnsanlara gitmesi gereken hakkı engellemek! Sen bir imzayı "menfaat" için geciktirdiğinde veya bir hakkı paraya tahvil ettiğinde, Allah’ın huzuruna kirlenmiş bir ruhla çıkıyorsun demektir. Allah temiz olmayanı kabul etmez; rüşvetle kazandığın parayla kestiğin kurban, verdiğin sadaka sadece birer görüntüdür.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), üzerinde haksız bir kazanç şüphesi olan birinin duasını kastederek; "Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram... Böyle birinin duası nasıl kabul edilsin?" buyurarak rüşvetin dua ile Allah arasındaki bağı nasıl kopardığını anlatmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Haramla kurulan yuva, ateşle ısınır."
— AYET —
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبٰٓا اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten inanıyorsanız, (rüşvet ve faiz gibi) haksız kazancın peşini bırakın! (Bakara, 278)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ شَفَعَ لِأَخِيهِ شَفَاعَةً فَهَدَى لَهُ هَدِيَّةً عَلَيْهَا فَقَبِلَهَا فَقَدْ أَتَى بَابًا عَظِيمًا مِنْ أَبْوَابِ الرِّبَا
Kim bir kardeşinin (haksız bir işi için) aracılık yapar da, buna karşılık kendisine verilen bir hediyeyi (rüşveti) kabul ederse, faiz kapılarından (ve büyük günahlardan) koca bir kapıya girmiş olur! (Ebû Dâvud, Büyû, 82)
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların "aracılık ücreti" veya "komisyon" adı altında rüşveti meşrulaştırmaya çalışmaları, imanın bu kirli pazarlıklarla bir arada olamayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Ahiretini bir 'aracılık' menfaatine satan bedbaht!" İman, sadece dille ikrar değil, elini haramdan çekmektir. Sen "ben sadece işini hallettim" diyerek aldığın o hediye ile aslında ebedi hayatını bir bedelle takas ettin. Kur'an bunu "gerçekten inanıyorsanız bırakın" diyerek imana bağlar. Rüşvetle elde edilen her avantaj, aslında senin aleyhine bir azap senedidir. Bugün kazandığını sandığın o meblağlar, yarın mahşerde üzerine dökülen kaynar su olacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Bekir (Hz.), halife olduktan sonra bir gün kendisine getirilen sütü içmiş, ancak sütün helal olmayan bir yolla (kahinlik ücreti/haksız menfaat) elde edildiğini öğrenince parmağını boğazına sokarak içindekileri dışarı atmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Mideni haramdan koruyamayan, ruhunu cehennemden koruyamaz."
— AYET —
يَوْمَ تُبْلَى السَّرَٓائِرُۙ
“O gün (mahşerde) bütün sırlar (gizli pazarlıklar, alınan rüşvetler) açığa çıkarılacaktır! (Târık, 9)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا وَالٍ غَلَّقَ بَابَهُ دُونَ ذَوِي الْحَاجَةِ وَالْخَلَّةِ وَالْمَسْكَنَةِ، غَلَّقَ اللَّهُ أَبْوَابَ السَّمَاءِ دُونَ خَلَّتِهِ وَحَاجَتِهِ وَمَسْكَنَتِهِ
Hangi yetkili, kapısını rüşvet almadan iş yapmamak için ihtiyaç sahiplerine kapatırsa, Allah da sema kapılarını onun ihtiyaçlarına ve dualarına kapatır! (Tirmizî, Ahkâm, 6)
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların gizli kapılar ardında yaptıkları işlerin ebediyen gizli kalacağını sanmaları ve bu güvenle kul hakkına girmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Mahşer, rüşvetçinin maskesinin düştüğü ve sarsıldığı gündür!" Bugün "kimse görmüyor, kapalı kapılar ardındayız" diyerek cebine indirdiğin o haram paralar, yarın senin aleyhinde şahitlik edecek. Sen bir imza için kapını ihtiyaç sahibine kapattın; ama aslında kendi cennet kapını kendi elinle kilitledin. Rüşvetle büyüyen her lokma, mahşerde vücudundan fışkıran bir irin olacaktır. İnsanlardan sakladın ama Allah'ın her şeyi bildiğini unuttun!
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), Şam valisinin eşine gönderilen pahalı bir hediyenin rüşvet koktuğunu anlayınca, hediyeyi derhal iade ettirmiş ve; "Yetkililerin eşlerine verilen hediye, halkın damarından çekilen kandır!" demiştir.
KISSADAN HİSSE: "Makamın gücüyle aldığın haksız kuruş, mezarda bir zehirdir."
— AYET —
لَا تَقُمْ ف۪يهِ اَبَدًاۜ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْ
ٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ ف۪يهِۜ
AYET KAYNAĞI: (Ey Peygamber!) Orada asla namaza durma! Daha ilk günden takva (helal niyet) üzerine kurulan mescid, içinde namaz kılmana çok daha layıktır! (Tevbe, 108)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اشْتَرَى لَحْمًا بِدِرْهَمٍ مِنْ رِبًا أَوْ سُحْتٍ، فَإِنَّمَا يَشْتَرِي جَمْرًا
“Kim faiz veya rüşvetten kazandığı bir dirhemle yiyecek satın alırsa, aslında o sadece bir ateş koru satın almıştır! (Taberânî, el-Evsat)”
NÜZUL SEBEBİ: Münafıkların, müminleri bölmek ve gösteriş yapmak için haksız menfaatlerle kurdukları "Mescid-i Dırar"ın, dışı ibadethane olsa da temelinin haram ve hıyanet olması üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haram temel üzerine saray kursan, o saray sana mezar olur!" Allah, rüşvet ve haksızlık üzerine kurulan hiçbir işi, binayı veya ibadeti kabul etmez. Rüşvetle kazandığın parayla hayır yaptığını mı sanıyorsun? O yediğin et değil, bir ateş korudur. Bir menfaat uğruna ebedi hayatını sattın. Bugün kazandığını sandın ama aslında rüşvetle büyüyen her lokma, ahirette sahibini yiyen bir canavara dönüşecektir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), kendisine rüşvet teklif eden birine; "Benim kılıcım adalettir, senin paran ise ateştir; defol git!" diyerek rüşvetçiyi rüsvay etmiştir.
KISSADAN HİSSE: "Haramla bereket gelmez, rüşvetle saadet olmaz."
— AYET —
وَقَالُوا قُلُوبُنَا غُلْفٌۜ بَلْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَل۪يلًا مَا يُؤْمِنُونَ
Onlar (haramla kirlenince), "Kalplerimiz kılıflıdır (etki kabul etmez)" dediler. Hayır! (Haksız kazanç ve) inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir! (Bakara, 88)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ غَصَبَ مَالَ مُسْلِمٍ بِيَمِينِهِ، فَقَدْ أَوْجَبَ اللّٰهُ لَهُ النَّارَ، وَحَرَّمَ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ
Kim (rüşvet, hile veya) yalan yere yemin ile bir Müslümanın malını gasp ederse, Allah ona cehennemi vacip kılmış, cenneti ise haram etmiştir! (Müslim, Îmân, 218)
NÜZUL SEBEBİ: Menfaat uğruna hakkı gizleyenlerin, "bizim kalbimiz ilme ve hakikate doymuştur, bize bir şey olmaz" diyerek rüşvet ve haksız kazançla kararan kalplerini savunmaya çalışmaları üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haram lokma kalbi mühürler, lâneti ise üzerine çeker!" Rüşvetle elde edilen her kuruş, kalbin üzerine çekilen siyah bir perdedir. Sen "bir şey olmaz" diyerek aldığın o parayla aslında cennet kapısını kendi ellerinle kilitliyorsun. Bugün birinin malına veya hakkına rüşvet yoluyla çöktüğünde, Allah’ın gazabını üzerine satın alıyorsun demektir. O para cebini ısıtır ama ruhunu yakar!
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v)'in döneminde bir adam, bir arazinin kendisine ait olduğuna dair rüşvetçi şahitler ve yalanlarla dava açtığında, Efendimiz (S.a.v); "Ben bir beşerim, zahire göre hükmederim; ama kim benden haksız bir parça alırsa o ateşten bir parça almıştır" buyurarak adamı sarsmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Mahkemede kazanılan haram, mahşerde kaybedilen ebediyettir."
— AYET —
اَلَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ الرِّبٰوا لَا يَقُومُونَ اِلَّا كَمَا يَقُومُ الَّذ۪ي يَتَخَبَّطُهُ الشَّيْطَانُ مِنَ الْمَسِّۜ
“Haksız kazanç (rüşvet ve faiz) yiyenler, ancak şeytan çarpmış kimselerin kalktığı gibi (mezarından) kalkarlar! (Bakara, 275)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
إِنَّ رِجَالًا يَتَخَوَّضُونَ فِي مَالِ اللَّهِ بِغَيْرِ حَقٍّ، فَلَهُمُ النَّارُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Öyle adamlar vardır ki, Allah’ın malında (kamu malında/makamlarda) haksız yere tasarrufta bulunurlar (rüşvet alıp verirler). Kıyamet günü onlara sadece ateş vardır! (Buhârî, Humus, 7)
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların haksız kazanç yollarını normal bir ticaretmiş gibi görmeleri ve "bu sadece bir iş takibi ücretidir" diyerek kendilerini kandırmaları üzerine, bu kirli kazanç sahiplerinin mahşer meydanındaki rezil hallerini beyan etmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle doyan, mahşerde şeytanın maskarası olur!" Sen bugün takım elbiseler içinde, makam koltuklarında aldığın o zarflarla itibar kazandığını sanıyorsun. Oysa o haram, senin dengeni bozuyor. Mahşerde mezarından fırladığında, herkes senin rüşvetçi olduğunu o perişan halinden anlayacak. Allah’ın emaneti olan kamu malını veya makamını rüşvete alet edenin ebedi yurdu nardır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), devletin mülküne ait bir arazide otlayan develerin, "halifenin oğluna ait" olduğu için daha iyi bakıldığını görünce; "Halkın hakkı olan suyu ve otu rüşvet gibi kullanarak mı zenginleşeceksiniz?" diyerek develerin yarısına el koyup hazineye devretmiştir.
KISSADAN HİSSE: "İltimasın girdiği yerden adalet, adaletin çıktığı yerden bereket gider."
— AYET —
وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَۜ اِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ ف۪يهِ الْاَبْصَارُۙ
Sakın Allah’ı, o zalimlerin (rüşvetle hak yiyenlerin) yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları sadece, dehşetten gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor! (İbrâhîm, 42)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ عَلٰى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولًا يَأْتِي بِه۪ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Kimi bir göreve tayin edersek, o da bizden bir iğneyi veya daha fazlasını (rüşvet olarak) gizlerse, bu bir hıyanettir ve kıyamet günü o aldığı şeyi boynunda taşıyarak gelir! (Müslim, İmâre, 30)
NÜZUL SEBEBİ: Mazlumların, rüşvetle işini yürüten zalimler karşısında çaresiz kalıp "Allah nerede?" feryatları üzerine; ilahi adaletin her şeyi kaydettiğini ve vaktini beklediğini bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Senin gizli zarfın, Allah’ın açık arşivindedir!" Kimsenin görmediği o kuytu köşelerde, elden ele geçen o haram paralar Allah’a gizli değildir. Sen "işimi hallettim" diyerek sevinirken, aslında azap senedini imzalıyorsun. Bir imza attın, bir hakkı kaydırdın; ama mahşer günü o "iğne" kadar rüşvet bile sırtında koca bir dağ gibi yük olacak. Bugün susturduğun o mazlum, yarın senin en ağır şahidin olacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), bir gün çarşıda rüşvet ve hile ile mal satan birini görünce; "Müslümanların pazarını haramla kirletme, yoksa bu kamçı senin ensende adaleti hatırlatır!" diyerek rüşvete geçit vermemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Gizli günahın faturası, mahşerde herkesin önünde kesilir."
— AYET —
اِلَّا مَنْ اَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ
“Ancak Allah’a tertemiz (selim) bir kalple (ve helal niyetle) gelenler kurtulacaktır! (Şuarâ, 89)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلٰى أَجْسَادِكُمْ وَلَا إِلٰى صُوَرِكُمْ وَلٰكِنْ يَنْظُرُ إِلٰى قُلُوبِكُمْ
“Allah sizin dış görünüşünüze (makamınıza, kıyafetinize) değil; kalplerinize (ve niyetlerinize) bakar! (Müslim, Birr, 34)”
NÜZUL SEBEBİ: Kurtuluşun mal ve mülkle (haksız kazançla) değil, ancak haramdan arınmış saf bir kalp ve dürüstlükle mümkün olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle kirlenen kalbin, selâmeti yoktur!" Mahşerde ne paranın ne de hatırlı dostlarının hükmü geçer. Orada tek geçerli akçe, boğazından haram geçmemiş, elini rüşvete bulaştırmamış bir kalptir. Sen bir menfaat uğruna ebedi hayatını sattın ama o gün satın alacak hiçbir şeyin olmayacak. Bugün kazandığını sandığın o haram lokma, kalbini öldüren bir zehirdir. Temizlenmeden gitme, zira ateş temizlenmemiş olanı yakar.
SAHABE KISSASI: Hazreti Selman-ı Farisi (Hz.), kendisine sunulan ve içinde şüphe barındıran bir yiyeceği reddederek; "Kalbimi bu küçük lokma ile mühürleyip Rabbime nasıl hesap veririm?" diyerek ağlamıştır.
KISSADAN HİSSE: "Niyetin neyse, akıbetin odur."
— AYET —
وَلَا تَرْكَنُٓوا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ
“Zulmedenlere (ve rüşvetle iş görenlere) en küçük bir meyil göstermeyin; yoksa size ateş dokunur! (Hûd, 113)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
أَيُّمَا جَبَّارٍ طَلَبَ مَالَ الْمُسْلِمِينَ بِيَمِينٍ فَاخِرَةٍ لَقِيَ اللّٰهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ
Hangi makam sahibi (zorba), Müslümanların malını yalan yere yeminle (veya rüşvet hilesiyle) gasp ederse, Allah’ın huzuruna O’nu kendine gazaplanmış olarak bulur! (Müsned, 1/418)
NÜZUL SEBEBİ: İnsanların zalim yöneticilere yaranmak için rüşvet vermeleri veya haksızlıklarına göz yummaları; zulme sadece ortak olanın değil, ona sessizce meyil edenin de aynı ateşe müstahak olacağını bildirmek için nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Zulmün çarkına rüşvetle su taşıyan, o çarkta ezilmeye mahkumdur!" Ayet, "meyil göstermeyin" buyurarak rüşvetin en küçük imasına bile kapı kapatır. Bir işin "kolaylanması" için zalimin kapısını çalan, aslında cennetin kapısını ardına kadar kapatmaktadır. Sen bir zarf uzattın ama o zarf senin mahşerdeki kor ateşin oldu. Allah’ın gazabı, adaleti parayla satanların ve buna aracı olanların üzerinedir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ebû Ubeyde b. Cerrah (Hz.), devletin malından kendine küçük bir pay ayırmak isteyen bir görevliye; "Sen bu makama Allah’ın rızası için mi, yoksa halkı rüşvetle soymak için mi geldin? Eğer harama el sürersen, ilk kılıcı benden yersin!" diyerek adaleti mühürlemiştir.
KISSADAN HİSSE: "Haramla ısınan evde, huzur üşür."
— AYET —
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَعْتَدُواۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَد۪ينَ
Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı temiz şeyleri (haksız kazanç ve rüşvetle) haramlaştırmayın ve haddi aşmayın! Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez! (Mâide, 87)
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
إِنَّ رِجَالاً يَتَخَوَّضُونَ فِي مَالِ اللَّهِ بِغَيْرِ حَقٍّ فَلَهُمُ النَّارُ يَوْ
Mَ
الْقِيَامَةِ"
“Öyle adamlar vardır ki, Allah’ın (kamu) malında haksız yere (rüşvetle) tasarruf ederler. Kıyamet günü onlara sadece ateş vardır! (Buhârî, Humus, 7)”
NÜZUL SEBEBİ: Bazı kişilerin helal kazanç yollarını bırakıp, rüşvet ve iltimas gibi haksız yollarla "kısa yoldan zenginleşme" hırsına kapılmaları ve Allah’ın koyduğu helal sınırlarını çiğnemeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Haddi aşan rüşvetçi, ilahi sevgiden mahrumdur!" Sen devletin makamını, milletin emanetini kendi cebini doldurmak için kullandığında, Allah’ın çizdiği sınırı geçiyorsun demektir. Rüşvetle elde ettiğin o lüks hayat, aslında senin ebedi sefaletinin başlangıcıdır. Allah haddi aşanları sevmez; sevgisinden mahrum kaldığın bir yaratıcının huzurunda kim seni savunabilir? Bugün kazandığını sandın ama aslında ebedi bir iflasa imza attın!
SAHABE KISSASI: Hazreti Ömer (Hz.), bir gün valisinin çok lüks bir saray yaptırdığını duyunca; "Sen bu sarayı rüşvetsiz ve halkın hakkını yemeden mi yaptın? Eğer bir tek kuruş haram varsa, o saray senin kabrin olsun!" diyerek sarayın kapısını bizzat yaktırmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Haksız kazançla kurulan saray, mahşerde sahibinin üzerine çöker."
— AYET —
وَلَا تَشْتَرُوا بِعَهْدِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ اِنَّمَا عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
“Allah’a verdiğiniz sözü (rüşvet gibi) az bir bedelle satmayın! Eğer bilirseniz, Allah katındaki (helal kazanç) sizin için daha hayırlıdır! (Nahl, 95)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَا كَسَبَ عَبْدٌ مَالاً مِنْ حَرَامٍ فَأَنْفَقَ مِنْهُ فَيُبَارَكَ لَهُ فِيهِ
“Bir kul haramdan (rüşvetten) bir mal kazanır da ondan sadaka verirse, asla kabul edilmez; harcadığı ise ona bereket getirmez! (Müsned, 1/387)”
NÜZUL SEBEBİ: Bazı kişilerin haksız kazanç ve rüşvetle elde ettikleri mallardan bir kısmını "hayır işlerine" ayırarak günahlarını temizleyeceklerini sanmaları üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "Rüşvetle gelenin sadakası, ateşi körükler!" Sen rüşvetle milyonlar kazanıp sonra "bir kısmıyla cami yaptırayım, fakir doyurayım" diyerek vicdanını rahatlatamazsın. Allah temizdir, sadece temizi kabul eder. Pislikten temizlik doğmaz. Bir menfaat uğruna Allah’a verdiğin sadakat sözünü sattın. O rüşvet parasıyla aldığın kurbanın kanı değil, senin mahşerdeki gözyaşın akacaktır.
SAHABE KISSASI: Hazreti Peygamber (S.a.v), ashabına; "Kimin üzerinde bir kardeşinin hakkı (veya rüşvet alacağı) varsa, paranın geçmediği o gün gelmeden önce helalleşsin!" buyurarak borcun ve rüşvetin ebedi yükünü hatırlatmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Harama bulaşmış hayır, sahibini kurtarmaz."
— AYET —
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍۢ مَّهِينٍ هَمَّازٍۢ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍۢ
“Oalabildiğine yemin eden, aşağılık, her şeyi kusur sayıp kınayan, rüşvet ve fesat için laf taşıyan kimselere asla boyun eğme! (Kalem, 10-11)”
— HADİS —
قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
مَنْ أَخَذَ أَمْوَالَ النَّاسِ يُرِيدُ إِتْلَافَهَا أَتْلَفَهُ اللّٰهُ
“Kim insanların malını (rüşvet ve hile ile) tüketmek/gasp etmek amacıyla alırsa, Allah da onu (dünyada ve ahirette) helak eder! (Buhârî, İstikrâz, 2)”
NÜZUL SEBEBİ: Rüşvet çarkını kuranların, kendilerini "iyilik yapıyoruz" diyerek sahte yeminlerle savunmaları ve insanların haklarını sinsi yollarla tüketmeleri üzerine nazil olmuştur.
AZ VE ÖZ TEFSİR: "İnsanları tüketen rüşvetçi, Allah tarafından tüketilmeye mahkumdur!" Sen "bu işin usulü budur" diyerek aldığın her kuruşla, aslında bir ailenin huzurunu, bir yetimin geleceğini tüketiyorsun. Kur'an bu kişileri "aşağılık" olarak niteler. Kimsenin görmediğini sandığın o anlarda, Allah senin helak fermanını yazıyor. Bugün kazandığını sandın ama aslında rüşvetle büyüyen her lokma, senin ebedi sonunu hazırlayan birer zehirdir.
SAHABE KISSASI: Hazreti Ali (Hz.), kendisine rüşvet kokan bir hediye getiren şahsa; "Bu hediye eğer bir işin görülmesi içinse, vallahi bu ateştir! Eğer bir sevgi ifadesiyse, önce o işin hakkını ver, sonra sevgini getir!" diyerek kapıyı kapatmıştır.
KISSADAN HİSSE: "Rüşvetle doyan, hidayete acıkır."
RUHUN KURTULUŞ REÇETESİ.
AZİZ KARDEŞLERİM
Ey boğazı haramın isli kokusuyla dolmuş, kendi cehennemine odun taşıyan zavallı nefis!
Dinle! O rüşvet olarak aldığın paralar mahşer günü dile gelecek ve diyecekler ki: "Biz bu hainin dünyada topladığı azap tohumlarıyız! Biz mazlumun çalınan umudu, fakirin hakkı yenen ekmeğiyiz! Şimdi onu yakmak, onu paramparça etmek için buradayız!" O gün, o paralar sana ne güç verecek ne de bir dost olacak; sadece tenini dağlayan birer kor ateşe dönüşecekler.
Gel, yol yakınken dön! Müslümanlık sadece nüfus cüzdanındaki bir ibare, dilde dolaşan bir iddia değildir. Müslümanlık; elini haramdan, dilini yalandan, mideni ise rüşvetin o kokuşmuş irininden çekmektir. Müslümanlık, adaleti mülkün temeli bilip, bir kuruşluk menfaat için ahiret saraylarını yıkmamaktır. Müslümanlığın işareti, secdedeki alnında değil, masandaki dürüstlüğündedir!
Seni, seni var eden Allah’a teslim olmaya davet ediyorum!
Elindeki o leş gibi kokan, hıyanetle kararmış rüşvet kirini elinin tersiyle it! O kirli zarflar seni zengin etmez, sadece ruhunu fakirleştirir ve seni bir ölüden daha fena kokutur. Vakit varken, henüz güneş batıdan doğmamışken ve son nefes boğazına düğümlenmemişken tövbe et! Rabbine dön ki, O’nun rahmeti senin bütün bu pisliklerini temizlemeye kafidir.
Ey parasının kölesi olmuş kul!
Gel, paraya kul olmayı bırak da, alemlerin Rabbi olan Allah’a kul ol! Sahte rütbeleri, haram imtiyazları, haksız kazançları çöplüğe at da gel. Müslüman olmanın şerefini, dürüst yaşamanın huzurunu kuşan. Unutma; dünyada rüşvetle kapattığın kapılar, ahirette yüzüne ebediyen kapanacak cehennem kapılarıdır.
Son Sözümüz Şudur ki:
İzzeti rüşvette arayan zelil olur; adaleti paraya satan mahşerde dilsiz kalır. Mazlumun ahı üzerine kurulan hiçbir saltanat baki değildir. Sen, Allah’a emanet ol ki kurtulasın; harama emanet olursan ancak helak olursun. Yolunu seç: Ya rüşvetin pis kokusuyla cehennemin dibine, ya da helalin pak kokusuyla Efendimiz’in (S.a.v) dizinin dibine...
"Hak geldi, batıl zail oldu!" Bu pisliği terk et, aslına dön ve kurtul!
Hazırlayan MEHMET ERÇELİK
