Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Sadaka-i Fıtır: Varoluş Sadakası

İsmail Sezkin

SADAKA-İ FITIR VAROLUŞ SADAKASI


Değerli Mü’minler!.. Bir imtihan dünyasında yaşıyoruz… Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de;

وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ

اَلَّذٖينَ اِذَا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ قَالُوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

“Biz

مِنَ الْخَوْفِ

biraz korku ile

وَالْجُوعِ

biraz açlıkla,

وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ

biraz yoklukla yani mallardan eksilterek,

وَالْاَنْفُسِ

biraz canlardan eksilterek,

وَالثَّمَرَاتِ

biraz ürünlerden eksilterek sizi imtihana tabi tutacağız

وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ

Sabredenleri müjdele O sabredenler ki; başlarına bir iş geldiğinde,

اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ

Allah'tan geldik, Allah'a döneceğiz derler…”(BAKARA;155-156)

Değerli Mü’minler!.. Bazen darlıkla, bazen varlıkla, bazen sağlıkla, bazen hastalıkla imtihan oluyoruz… Nice imtihanlar yaşadık… Daha nice imtihanlar da yaşayacağız… Onun için Cenab-ı Hakk

وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ

““Sabredenleri müjdele…” diyor…”

Darlık da bir imtihandır, varlık da bir imtihandır… Kimi insan ihtiyaç sahibi olur, madden ve mânen sıkıntıda olur… Bu bir imtihandır… Cenab-ı Allah kimi insana da lütfundan ve fazlından vermiş, zengin etmiştir… Varlık sahibi olmak da bir imtihandır… Bizdeki var olan imkânları ihtiyaç sahiplerine aktarabilecek miyiz?.. Zekatlarımızı tam anlamıyla hesaplayıp ihtiyaç sahiplerine aktarabilecek miyiz?.. Fitrelerimizi muhtaçlara uzatıp da, bir yardım eli verip de, onların da bayrama bayram gibi girmelerine vesile olabilecek miyiz?..

Değerli Kardeşlerim!.. Mülkün asıl sahibi Cenab-ı Allah mülkünü dilediğine verir…

اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ

““Allah katında asıl değerli olan kişinin sureti değil… Kişinin malının-mülkünün çok olması değil… Allah katında asıl değerli olan Allah'tan en çok sakınmakla ilgilidir…”(HUCURAT;13)”

Zengin olup, malı-mülkü olanların, Allah'ın emirlerini yerine getirmek için maddi imkânlarını ihtiyaç sahiplerine aktarması gerekir… Bu da bir imtihandır… Hem de hesabı zor bir imtihandır…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah toplumsal huzur için hükümler indirmiş… Peygamberler göndermiş, ilahi kitaplar indirmiş… Böylece insanlar ve toplum huzurlu ve mutlu olsun diye… İnsani olan her şey imanidir, ilahidir, dinidir… Dini olan, ilahi olan her şey de insanidir… İnsanın ihtiyacı olan dünya huzuru, ahiret mutluluğu da ilahidir… Vel hasıl-ı, İlahi emirlerin hepsi insan içindir…

Bu nedenle; mü’min yardım sever olacak… Cenab-ı Allah bir toplumun huzurlu olması için, o toplumdaki insanların yardımsever olmasını emrediyor…

Ve bunun için bize bir kelime öğretilmiş… İnfak… İnfak; kişinin kendisinde olanı, sadece Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine aktarması demektir… Bu durum sadece maddi ihtiyaçlar için değildir… Manevi ihtiyaçlar için yapılacak her türlü yardım da infak sayılır…

Bu vesileyle; zekât infaktır… Şu günlerde vermemiz gereken fitreler infaktır… Sadece bu kadar değil; ihtiyaç sahiplerini bulup onların yanında olmak, onların yanına varıp güler yüzle bir selam vermek de infaktır…

Selam vererek insanlara merhaba etmemiz de bir infaktır… Evimizde eşimize güler yüzlü bir eş olmamız, çocuklarımıza güler yüzlü bir anne-baba olmamız bile infaktır… Sadakadır… Anne-babamızı aramamız, hal ve hatırlarını sormamız… Büyüklerimizin hal ve hatırını sormamız… Dua etmemiz, dua almamız da bir infaktır… İlim öğretmek de infaktır… Çoluk-çocuğumuza edep-irfan öğretmek de infaktır… Yani infak duygusu maddi ve manevi anlamdaki bütün hayırları kuşatan bir duygudur…

Değerli Mü’minler!.. Bu vesileyle, içerisinde bulunmuş olduğumuz Ramazan ayında yapmamız gereken vazifelerimizden birisi de, fitredir… Fitre; mali durumu iyi olan her Müslümanın ihtiyaç sahibi olanlara aktarması gereken bir meblağdır…

Zekâtı, mali olarak 80.18 gramdan daha fazla mala-mülke, paraya sahip olanlar verir… Kırkta bir oranında… Ancak fitre öyle değil… Fitreye Zekat’ur Re’s denir… Yani baş sadakası denir… Hani eskiler başımın gözümün sadakası olsun derler ya, işte o… Sadaka-i fıtır kişinin sağlık-sıhhat içinde, sağ-salim Ramazana ulaşmasından dolayı; ihtiyaç sahiplerine aktarmış olduğu meblağı ifade eder… Bu öyle bir yardımlaşma ağıdır ki; bayram sabahına hiçbir çocuk üzüntüyle ulaşmasın diye gerçekleşen önemli bir ağdır…

Değerli Mü’minler!.. Mü’min fitre ile şükrünü eda eder… Her nimetin şükrü kendi cinsinden olur… Bedenimizin şükrü namazımızla, malımızın şükrü zekâtla, fitre ve sadaka ile olur…

Cenab-ı Allah başkalarına gösterdiğimiz bir tebessümü dahi sadaka olarak kabul eder… Bu yüzden her nimetin şükrü kendi cinsinden olur… Bu vesile ile mü’min malının da şükrünü eda edecek… Yani fitresini zamanında verecek…

Fitreyi; zekât verebileceğimiz herkese verebiliriz… Bu da bize Kur’an’da bildiriliyor…

اِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكٖينِ وَالْعَامِلٖينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى الرِّقَابِ وَالْغَارِمٖينَ وَفٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ وَابْنِ السَّبٖيلِ فَرٖيضَةً مِنَ اللّٰهِ

“Zekâtlar, Allah'tan bir farz olarak ancak

لِلْفُقَرَاءِ

fakirler,

وَالْمَسَاكٖينِ

düşkünler,

وَالْعَامِلٖينَ عَلَيْهَا

zekât toplayan memurlar,

وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ

kalpleri İslâm'a ısındırılacak olanlarla

وَفِى الرِّقَابِ

özgürlüğüne kavuşturulacak köleler,

وَالْغَارِمٖينَ

borçlular,

وَفٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ

Allah yolunda cihad edenler,

وَابْنِ السَّبٖيلِ

yolda kalmış yolcular içindir…”(TEVBE;60)

Ancak bakmakla yükümlü olduğumuz eşimize, çocuklarımıza, torunlarımıza, babamıza, annemize zekât veremediğimiz gibi fitrelerimizi de veremeyiz… Eğer kardeşlerimiz ihtiyaç sahibi ise, kardeşlerimizin çocukları, amcamız, dayımız, yeğenimiz, yakın akrabalarımız, uzak akrabalarımız, komşularımız… Bunların her birisi ihtiyaç sahibi ise, onlara fitrelerimizi verebiliriz… Borçludur, sıkıntıdadır, dardadır, miskindir, fakirdir… Bunları arayıp, sorup-soruşturup bulmalıyız…

Değerli Kardeşlerim!.. Bayram büyükler için önem arz eder… Ama bayramın asıl önem arz ettiği çocuklardır… Hiçbir çocuk bayrama üzüntüyle girmesin…

Beşir bin Akra adında çocuk bir sahabe… Babası Uhud'da şehit olmuş… Bir bayram sabahı Beşir üzgün ve ağlıyor… Gözlerinden yağmur gibi yaşlar süzülüyor… Peygamberimiz Onu böyle görünce yanına gidip başını okşuyor ve “Sen neden ağlıyorsun?.. Arkadaşların koşuyor-eğleniyor… Sen bu bayram sabahında neden ağlıyorsun?” diye soruyor ve Beşir “Benim babam şehit oldu… Başımı okşayacak kimsem yok… Kimsem kalmadı ki onlar gibi eğleneyim” der… Peygamberimiz “Muhammed senin baban, Ayşe annen, Fatıma kardeşin olmasını ister misin?” deyince, çocuk sevinir… Peygamberimizin boynuna sarılır ve o gün en mutlu çocuk o olur…

Bayram sabahına hiçbir çocuk üzüntüyle ulaşmasın İhtiyaç sahibi, sıkıntılı, darda olan vardır… Nerede o eski Ramazanlar dediğimiz husus çocuklar için değişmez… Çocuklar için Ramazan o Ramazan'dır… Bayram da o bayramdır… Hayatımızda geçen birçok Ramazanı belki unutmuşuzdur, ama çocukluğumuzdaki Ramazanları hiç birimiz unutmayız… Çocukluğumuzda sevinçle girdiğimiz Ramazanları ve bayramları unutmadığımız gibi, yoklukla girdiğimiz Ramazanları ve bayramları da unutmayız…

O halde Değerli Mü’minler!.. Başımızın gözümüzün sadakası olan fitrelerimizi; eğer mali durumumuz iyi ise, hanede kaç kişi varsa, her biri için ayrı ayrı vermeliyiz… Damlaya damlaya göl olur… Bizler zekâtımızı ve fitremizi tam verdiğimiz zaman, inanın dünyanın hiçbir yerinde yetim, öksüz, kimsesiz, muhtaç hiç kimse bayram sabahına mahzun ulaşmaz…

Fitrelerimiz mutlaka Ramazan Bayramı'ndan önce verilmesi lazım… Biraz önce de dediğim gibi, mü’min yardımsever olacak… Günümüzde bütün dünyada dünyevileşmenin, bencilliğin vermiş olduğu sıkıntılar var… Maalesef bir nimet azgınlığı var… Bütün dünyada bir tüketim çılgınlığı var… İnsanlar tükettikçe mutlu olacağını sanıyor… Ama olamıyor… Çünkü asıl mutluluk yardımlaşma ile olur… Asıl mutluluk vermekle olur… Asıl mutluluk Allah rızası için, ihtiyaç sahibi olanlara ihtiyacı olanı iletmekle olur…

Ramazan büyük bir fırsat… Hem maddi fırsat… Hem de manevi fırsat… Ramazan günahlarımıza kefaret… “Mükeffirâtün beynehum” buyuruyor Peygamberimiz… İki Ramazan arasında büyük günah işlememişse küçük günahlara kefarettir diyor… Ramazan; okuduğumuz Kur’an-ı Kerim ile huzur getiren bir ay… Ramazan ayı, kıldığımız teravih namazları ile geçmiş günahlarımızı affettirmemize vesile olan bir ay… Ve Ramazan; çocuklarımızla, aile çevremizle, konu-komşu, akraba ve dostlarımızla iftarda ve sahurda bir araya geldiğimiz, aynı sofra etrafında buluştuğumuz, mutluluğumuzu paylaştığımız bir vakit… Mübarek bir ay…

Ramazan yardımlaşma ayı, infak ayı… Şu günler artık fitrelerimizi verme vakti… Sakın bayramı beklemeyin… Hemen şimdi ya kendimiz bizzat ihtiyaç sahibi insanlara iletelim…

Değerli Kardeşlerim!.. Fitre sadece fakire verilir… Bir fitre ikiye bölünüp de verilmez… Ailede, karı-koca, çoluk-çocuk kaç kişiysek, her biri için birer fitrelerimizi bayramdan önce mutlaka bu şekilde muhtaçlara iletelim…

Rabbim bizi birbirimizden, bizi iyilikten, güzellikten ayırmasın inşallah…

Rabbim verdiğimiz zekâtlarımızı, fitrelerimizi, yaptığımız tüm iyilikleri, hayır ve hasenatı dergâh-ı izzetinde makbul eylesin inşallah…