Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Şehitlik ve Gazilik: Vatan, İman ve Fedakârlığın Yüce Mertebesi

İbrahim Bölükbaşı

ŞEHİTLİK VE GAZİLİĞİN ÖNEMİ


Değerli Müslümanlar ; Atalarımız, yeryüzünün en güzel, en bereketli topraklarını kendilerine vatan olarak seçmişler, buram buram tüten bu toprakların düşmanın kirli çizmeleriyle çiğnenmesine müsaade etmemişler; bu uğurda savaşmışlar, gerektiğinde ise seve seve mallarını ve canlarını feda etmesini bilmişlerdir. Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan aziz vatanımızın kıymetini iyi bilmemiz gerekir. Milli şairimiz M. Akif ERSOY; bizlere vatan sevgisinin önemini anlatırken istiklal marşımızda dile getirdiğimiz

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı!

Verme, dünyaları da alsan bu cennet vatanı.” dizeleriyle bu gerçeği veciz bir şekilde dile getirmektedir.

Aziz Müminler! “ Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

işte biz bu ölene şehit diyoruz .

“ŞEHİD”Dinî bir terim olarak:

“Allah'ın rızasını kazanmak için O'nun yolunda savaşırken öldürülen Müslüman”ı ifade eder

***ölmeden bir an önce Cennetlik olduğuna şahit edilmiş olması,

***Onun yüce Allah’ın huzurunda yaşıyor bulunması,

“ŞEHADET” CANINI CENNET KARŞILIĞINDA ALLAH’A SATMAK

إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللَّهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُمْ بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

“Allah, müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.” (Tevbe 111)

İnsanın en fazla değer verdiği varlığı canıdır. İnsan canı tehlikeye girdiği zaman, canı için her şeyinden vazgeçer.

İnsan, son derece önem verdiği canını, Allah rızası uğrunda feda ettiği için, Allah (cc)’nun verdiği mükafatta o derece büyüktür.

Şehadet mertebesi inançla sağlanabilecek bir mertebedir.

وَلَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ قُتِلُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتًا بَلْ أَحْيَاءٌ عِنْدَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar.

فَرِحِينَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِالَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا بِهِمْ مِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.(169 - 170. Aliimran

يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ وَأَنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُؤْمِنِينَ

(Şehitler) Allah’ın nimetine, keremine ve Allah’ın, mü’minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

“ŞEHİTLİK” EN BÜYÜK TİCARETTİR

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنْجِيكُمْ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ

تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

“Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak ticareti size göstereyim mi? Allah'a ve Resûlüne inanır, 0mallarınızla 0ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz.Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur”. (Saff 10-12)

ŞEHİD OLMAK; Allah'ın dinini yeryüzünde yaşatmak uğruna yani İ‘LÂ-yi KELİMETULLAH

uğruna canını vermekle olur.

سُئِلَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَنِ الرَّجُلِ يُقَاتِلُ شَجَاعَةً وَيُقَاتِلُ حَمِيَّةً وَيُقَاتِلُ رِيَاءً أَيُّ ذَلِكَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e:Bir adam cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-şu cevabı vermiştir:« Kim Allah'ın sözü(İslam)yücelsin diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.»”

Gazi :Değerli Müslümanlar;Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehid olmayı arzu ettiği halde, sağ kalan kimseye verilen isimdir.

مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.(Ahzab 23)

Gazi de şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler derecesindedir. Hatta Peygamber efendimiz bu konu daha da geniş tutmuş ve şöyle buyurmuştur.

مَنْ سَأَلَ اللَّهَ الشَّهَادَةَ بِصِدْقٍ بَلَّغَهُ اللَّهُ مَنَازِلَ الشُّهَدَاءِ وَإِنْ مَاتَ عَلَى فِرَاشِهِ

“Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canı gönülden isterse, yatağında ölse bile, Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” (Müslim, İmare. 157. II, 15

DEĞERLİ MÜMİNLER: vatan sevgisine Ecdadımızın göstermiş olduğu üstün başarılardan biraz bahsetmek istiyorum. Rabbim bu yüce duyguları anlamayı, anlatmayı ve duyduklarımızı yaşamayı nasip etsin.

“Ölürsem şehit, kalırsam Gazi” düsturuyla hayatlarını yaşayan ecdadımızın yanında bu gün bizler de ecdadımıza layık torunlar olarak din ve vatan sevgisini ön planda tutmaya, bu emaneti zayi etmemeye gayret göstermeliyiz. Neslimizi bu duygu ve düşüncelerle yetiştirmeliyiz. Bu necip millet,

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

“Allah yolunda öldürülenlere «ölüler» demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara 154) ayetini sertac edinerek canını dişine takmış, İmanından aldığı güç ve kuvvetle, Etten ve kemikten kale kurmak suretiyle, Anadolu’nun kapılarını İslam’a açmış, İstanbul’u fethederek çağlara meydan okumuş,

Avrupa’ya medeniyet götürmüş, Çanakkale geçilmez dedirtmiş ve en son Darbe karşısında Milletçe kenetlenerek

adını tarihe altın harflerle kazıtmıştır.

Şehitlik olmadan vatan olmaz. Evet, vatan bir toprak parçasıdır, ama her toprak parçası vatan değildir.

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa; Vatandır.

Atalarımız, yeryüzünün en güzel, en bereketli topraklarını kendilerine vatan olarak seçmişler, buram buram tüten bu toprakların düşmanın kirli çizmeleriyle çiğnenmesine müsaade etmemişler; bu uğurda savaşmışlar, gerektiğinde ise seve seve mallarını ve canlarını feda etmesini bilmişlerdir. Her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanan aziz vatanımızın kıymetini iyi bilmemiz gerekir. Milli şairimiz M. Akif ERSOY;

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı!

Verme, dünyaları da alsan bu cennet vatanı.”

dizeleriyle bu gerçeği veciz bir şekilde dile getirmektedir.

Dini görevlerimizi gereği gibi yerine getirmemiz de yine vatan sayesinde mümkün olur. Bu sebeple Yüce dinimiz vatanın korunmasına büyük önem vermiş,

حُبُّ الْوَطَنِ مِنَ الْإِيمَانِ

“vatan sevgisini imandan saymıştır.”

VATANI KORUMADA DÜŞMANIN YÜREKLERİNE KORKU SARAN VE ASLA SALDIRAMAYACAK DERECEDE KORKUTAN SİLAHLARI ÜRETMEMİZ LAZIMDIR. YÜCE RABBİMİZ BİZE 1400 YIL EVVEL Kİ ÇAĞRISI NE KADAR ÖNEMLİ:

وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمُ اللَّهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ

“Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.” (Enfâl 60)

Bu ayetteki “kuvvet” kavramı savaşta düşmana üstünlük sağlamaya yarayan her türlü silah, araç ve gereci içine alır.

Top, tüfek, tank, cephane, uçak, gemi, yol, asker, kışla, depo, yiyecek, içecek, bilgi, fen, kültür, sanat, medeniyet, ekonomi, insan gücü gibi, maddi ve manevi her şey “kuvvet” kavramına dahildir.

Yeryüzünde şerefli bir millet olarak yaşayabilmek için bütün bunları tam ve eksiksiz bir şekilde hazırlamaya mecburuz.

Atalarımız ne güzel buyurmuş: “Su uyur, düşman uyumaz!”, “Düşman karınca da olsa hakir görme!” Bu sebeple dinimiz, vatan savunmasına büyük önem vermiştir.

VATAN İÇİN NÖBET TUTAN ASKER DİNİMİZDE KUTSAL BİR ASKERDİR.

عَيْنَانِ لَا تَمَسُّهُمَا النَّارُ عَيْنٌ بَكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

Nitekim bir hadis-i şerifte: “ Biri Allah korkusundan ağlayan, diğeri de Allah rızası için (vatanı savunmak üzere) nöbet bekleyen iki gözü cehennem ateşi yakmaz” buyurularak vatan savunmasının önemine dikkat çekilmiştir.(Tirmizî, Fedâilü'l-Cihâd, 12)

رِبَاطُ يَوْمٍ وَلَيْلَةٍ خَيْرٌ مِنْ صِيَامِ شَهْرٍ وَقِيَامِهِ وَإِنْ مَاتَ جَرَى عَلَيْهِ عَمَلُهُ الَّذِي كَانَ يَعْمَلُهُ وَأُجْرِيَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ وَأَمِنَ الْفَتَّانَ

“Bir gün bir gece hudut boyunda nöbet tutmak, gündüzleri oruçla, geceleri de ibâdetle geçirilen bir aydan daha hayırlıdır. Vazife başında ölürse, yapmakta olduğu amelin sevabı ve rızkı devam eder ve kabir fitnesinden kurtulur.” (Müslim, İmâre, 163)

Vatan imanla kurtarılmıştır. İmanı olmayanın vatanı kurtamak gibi bir derdi olamaz. Çünkü ölürse şehit ,kalırsa gazi olma şerefi yalnızca islama özgü kutsal bir kavramdır.

Değerli müminler : Yüzyıllardır saldırılarına ara vermeden devam eden düşmanlar, her yolu denemiş, her türlü nifak tohumlarını Anadolu da islam yaşanmasın batılılar gibi hiristiyan olsun diyerek bütün gayretlerini seferber etmişler ve bu uğurda milyarlarca para harcamışlar.Yüce rabbimiz onları şöyle anlatır:

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَ وَالَّذِينَ كَفَرُوا إِلَى جَهَنَّمَ يُحْشَرُونَ

Şüphesiz ki inkâr edenler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek acısı olacak ve en sonunda mağlûp olacaklardır. Kâfirlikte ısrar edenler ise cehenneme toplanacaklardır.(enfal 36)

Değerli Müslümanlar : bu hainler binlerce yıldır aynı toğrağı paylaştığımız kardeşlerimizle aramıza nifak sokarak bizleri birbirimize düşürmüştür. bizleri Alevi-Sünni, sağcı-solcu, Türk-Kürt, müslim-gayrımüslim, yani din, dil, ırk, mezhep ve meşrep farklılıklarımızı bize düşman olarak tanıtmıştır.

Modern dünya düzenininde emperyal devletler toprakların fiilî işgaliyle değil, o toprakları istedikleri gibi; kendi çıkarlarına uygun bir şekilde yönet/tir/me peşindedirler. Toplumun dinî, milli ve kültürel değerlerini yok edip o toplumu kolay sömürülebilir hale getirmenin peşindedirler.

Yüce Rabbimiz, yüzyıllarca İslam’a hizmet etmiş bu toprakları ve bu toprakların öz evlatlarını her daim bir ve beraber eylesin.

Birliğimize ve dirliğimize göz dikenlere fırsat vermesin.

Hainlerle mücadelede hepimize azim ve kararlılık lütfeylesin.

Devletimize, silahlı kuvvetlerimize, emniyet güçlerimize ve bu vatan için fedakârlıktan kaçınmayan aziz milletimize güç, kuvvet ve başarılar versin. Amin

Kıymetli Müslümanlar!

Bizler, millet olarak tarih boyunca aziz vatanımızı muhafaza etmek için nice sıkıntılara göğüs gerdik, nice badireler atlattık. Bütün zorluklar karşısında tek dayanağımız Yüce Rabbimiz oldu. Her şart ve durumda yalnızca O’na güvendik,

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ

Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler.(Al-i imran 173)

onun Sözüne sığındık.

وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَنْتُمُ الْأَعْلَوْنَ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; iman etmişseniz üstün olan sizsiniz.”Al-i imran139 ayetinin müjdesiyle hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in

الْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ

“Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir.Hz. Peygamber bunu açıklamak için, iki elinin parmaklarını birbiri arasına geçirerek kenetledi”

Hadisi gereğince birbirimize omuz verdik.

Malazgirt’te, Çanakkale’de, Milli Mücadele’de bütün imkânsızlıklara rağmen en keşif ordulara karşı vatanımızı müdafaa ettik. Hiçbir zaman zulme ve zalimlere geçit vermedik Elhamdülillah.

Bu savaşlarda bizlere zaferler bahşeden, fetihlerin, yardımların sahibi,olan alemlerin Rabbi Allah’a hamd ü senalar olsun.^

Fetihleri ve zaferleri ile gönülleri fetheden, başkomutanımız Hz.Muhammed Mustafa Efendimize salat ü selam olsun.

Değerli kardeşlerim bizden görünüp bizden olmayan hainlere dikkat edelim.!!!

Kılık kıyafeti bizi yanıltmasın bu millet ne çekmişse bizden görünüp de bizden olmayan emperyalist düşmanların safında yer alan ve arkamızdan kuyumuzu kazan hainlerden çekmiştir. Kitaplarımızda bu örnekle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:

YAVUZ SULTAN SELİM HAN'IN İHANETE CEVABI

Bir Gün Padişah Yavuz Sultan Selim pazarda gezerken keklik satılan bir tezgah görür ve keklik satılan tezgaha yönelir. Bütün keklikler 1 altındır fakat bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 100 altındır.

Yavuz Sultan Selim sorar: -Bunlar 1 altın da bu neden 100 altın?

Satıcı:-Hünkarım 100 altınlık olan ötüşüyle diğer keklikleri kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.

Yavuz Sultan Selim 100 altını çıkarıp adama verir ve

-Ver o kekliği bana! der.

Herkes şaşkınlık içinde ne yapacak acaba koca Padişah bir kekliği diye düşünürken Yavuz Sultan Selim kekliğin kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırıverir ve der ki:-KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR!!!

YARALI KUŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman,dervişi hemen huzuruna çağırtır.

Ve ona sorar; “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

-Derviş kendini savunur; “Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki; “Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

--Kuş kendini savunur: “Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister: “Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş o anda; “Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar; “Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

Değerli müminler: "Biz, Tuna nehrinden Abdest alıp Viyana önlerinde Namaz kılan Ecdadın torunlarıyız!"

"Biz, Ben, devletime isyan edenle mücadele ediyorum. İsyan eden kişi tek oğlum Süleyman bile olsa tereddüt etmeden kellesini alırım! Diyen Yavuz Sultan Selim Hanın torunlarıyız.

Yıldırım Bayezid Han Niğbolu’da Haçlı ordusunun elçisi derki "Bakın Sultânım, bizim Haçlı ordumuz sizin 2 katınızdır ve bize eşlik edecek diğer Ordu ile 5 katınız olacağız. O yüzden çekip gidesiniz bu topraklardan. Yoksa Osmanlı'dan eser bırakmayız bu Cihanda..

**Haçlı elçinin bu tehdidine karşılık Yıldırım Bayezid yerinden kalkar ve Haçlı elçinin yanına gelip göğsünden tutar kulağına yaklaşır;

"---Gidesin daha fazla Ordu toplayasın. Sizin Ordunuz çoğaldıkça benim sevabım ve kazanacağım savaşın şanı daha da artar." der ve huzurundan kovar. Ve Rabbimiz’in şu ayetini hatırlar

وَإِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ أَلْفٌ يَغْلِبُوا أَلْفَيْنِ بِإِذْنِ اللَّهِ وَاللَّهُ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.(Enfal 66)”

ve hucuma başlar ***Sonrasında ise Yıldırım Bayezid Han 3 katı Orduyu Niğbolu'da yerin dibine sokar ve tarihe Osmanlı'nın mutlak galibiyeti Niğbolu zaferi diye geçer…(Yıldırım Bayezid Han)

Onun için Rabbimiz bize derki

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin vebirbirinizle çekişmeyin Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun.Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal, 8/46)

Âmin! Ya ilahi,

***Ya Rabbi Aziz şehidlerimizin ve gazilerimizin ruhlarını şad eyle, mekânlarını cennet eyle.

Bizleri onlara vefakâr eyle.

Vatanımızı, milletimizi ve tüm İslam âlemini iç ve dış fitnelerden, belalardan, terörden ve düşmanlardan sen koru ya Rabbi!

Kıyamete dek nesillerimizden Yüce dinine hizmetle şeref bulacak neferler ihsan eyle Allah’ım!

**Fethini, nusretini, zaferlerini üstümüzden eksik eyleme Ya Rabbi!

**Bizleri her an, her alanda kâfirlere karşı güçlü eyle Allah’ım!

***Filistin’de, Suriye’de, Mısır’da, ırak’ta ve diğer İslam beldelerinde zulme uğrayan, öz vatanlarında parya olan mü’minlere yardım eyle!

**İslam diyarlarını, islamın rahatça yaşandığı, can, mal, nesil ve akıl güvenliğinin olduğu esenlik diyarları eyle ya Rabbi!

***Bizi her an bir ve beraber eyle, küfürle savaşta düşmana karşı gönüllerimizi topyekûn siper eyle Ya Rabbi. AMİN


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

DİN HİZMETLERİ UZMANI