Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Şuhûr-u Selâse: Mübarek Üç Aylar

İsmail Sezkin

ŞUHÛR-U SELASE-İ MÜBÂREKE


Değerli Kardeşlerim!.. Manevi bir iklime girmiş bulunuyoruz… Peygamberimizin hilali gördüğünde yaptığı genel bir dua var… “Ya Rabbi!.. Bu hilal evresini bizim için emniyet, İslam, iman ve selamet kıl…” Ama özellikle Recep ayında Peygamberimizin buna ilaveten;

اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ

diye dua ettiğini biliyoruz… Bu duasında da “Ya Rabbi!.. Recep ve Şaban ayını bizim için mübarek kıl, bereketli kıl; bizi Ramazan ayına ulaştır” diyordu Peygamberimiz…

Her sene olduğu gibi yine bir yolculuğa çıktık Hedefimiz Ramazan ve Ramazan içerisindeki Kadir Gecesi… Bin aydan daha hayırlı olduğunu Cenab-ı Hakk'ın açıkça beyan ettiği, özel önem verdiği bir gece… Müslümanlar olarak oraya doğru yolculuk yapmaya başladık… Bizim örfümüzde de üç aylar diye yaygın hale gelen; Recep, Şaban ve Ramazan ayları… İslam alemi için, biz Müslümanlar için önem arz ediyor… Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de (Tevbe;36) yeryüzünü ve semavatı yarattığında yılı oniki ay olarak takdir etmiş… Ama bu oniki ay içerisinde, özellikle dört aya özel önem vermiş…

مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ

demiş… Yani bu oniki ayın içerisinde dört ay haram aydır… Saygıya layık olan aylardır buyuruyor… Bu dört ayın Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları olduğunu; Veda Haccı Hutbesi’nde, Peygamberimizin açıkça beyan ettiğini görüyoruz…

Yani Cenab-ı Hakk bu dört aya özel önem veriyor… Onlardan birisi olan Recep ayına girdik… O halde biz Müslümanlara düşen; Allah-u Teâlâ’nın değer verdiği, özel önem verdiği, ta’zim ettiği bu aya saygı duymak ve bu ayı özel olarak değerlendirmek gerekiyor…

Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk'ın ta’zim ettiği bazı şeyler vardır… Mesela insanlar içerisinde peygamberleri… Günler içerisinde Cuma’yı… Aylar içerisinde Ramazan'ı ve haram ayları özellikle ta’zim etmiş yani yüceltmiş…

Dolayısıyla; bu ayda yapılan ibadetlerin ve güzelliklerin mükâfatı diğer aylardan daha farklı olacaktır… Bu ayda bir haram işlendiğinde de, Cenab-ı Hakk'ın ta’zim ettiği bu aya saygı duyulmadığı için; cezasının da daha ağır olacağını biz Kur'an-ı Kerim'den anlıyoruz…

فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ

Yani “Bu dört ay içerisinde; harama yaklaşmayın, nefsinize zulmetmeyin” buyuruyor…

Ama buradan; diğer aylarda zulm edecek, haram işleyeceğiz… Ama bu aylarda işlemeyeceğiz anlamı çıkmaz… Müslüman her an haramdan uzak olacak… Ama özellikle Recep ayında, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayında haramdan uzak kalma noktasında çok daha titiz olacak…

Değerli Kardeşlerim!.. Bu haram aylarda oruç tutmayla ilgili bir rivayet var… Sahih bir rivayet… Bahili isminde bir sahabe, Peygamberimizle görüşmeye gelir, tanışır, nasihatler alır ve gider… Bir yıl sonra tekrar Peygamberimizin huzuruna gelir… Ama Peygamberimiz Bahili’yi tanıyamaz… Bahili bir sene önce geldiğini anlatarak kendini tanıtınca; Peygamberimiz hatırlar ve “Sana ne oldu böyle?.. Halin çok değişmiş, çok zayıflamışsın, şeklin değişmiş” diye sorar Bahili’ye… Bahili Peygamberimize; “Ben seninle mülaki olduğum o günden beri her gün oruç tuttum… Hiç ara vermedim” der… Peygamberimiz de; “Niye kendine eziyet ettin evladım” der… Bahili “Ben oruç tutmayı çok seviyorum… Gücüm buna yetiyor Ya Resulallah” dediğinde… “O halde her aydan bir gün oruç tut” der… Ama Bahili daha çok isteyince “İki gün tut” der… Daha çok ister “O halde üç gün tut” der… Bahili bunu da az bulunca; Peygamberimiz “Bahili!.. Haram aylarda üç gün tut, üç gün ara ver; üç gün tut, üç gün ara ver” buyurur… Yani bu ayda oruç tutmanın fazileti ile ilgili hüküm işte buradan çıkıyor…

Recep ayı ile ilgili; tarihi önemi haiz iki olay var… Birincisi; Peygamber Efendimiz Tebük Savaşı'na bu ayda çıkmış… Tebük Gazvesi İslam ordusunun Bizans'a yönelik hareket ettiği ve gittiği bir ordu… Bu 30.000 kişilik bir ordu… Bu gazve 50 gün kadar sürmüş ve Ramazan ayında Medine'ye dönmüşler…

Diğer önemli tarihi bir vak’a da; Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü, 1187 yılının Recep ayında fethetmiş… Cumaya denk gelen 27 Recep'te Kudüs'te Cuma namazını kılmak suretiyle, o mübarek beldeleri haçlıların elinden almış…

Recep ayının başka bir önemli yönü de; 27. gece İsra ve Miraç hadisesinin vuku bulması… Yani hanımı Hz. Hatice ve amcası Ebu Talip’in vefatı nedeniyle çok hüzünlü olduğu bir yılda, Cenab-ı Hakk Peygamberimizi Recep ayında böyle bir yolculukla taltif ediyor… Burada kendisine müjdeler veriyor, birtakım emirler veriyor… İsra ve Miraç olayı da bu ay içerisinde, yani Recep ayının 27'sinde tahakkuk etmiş…

Recep ayını takip eden Şaban ayı ile ilgili rivayetler de şöyle… Hz. Aişe “Resulullah (SAV) Şaban ayında o kadar çok oruç tutardı ki; sanki neredeyse o ayın tamamını oruçlu geçirirdi” diyor… Yani Şaban ayına özel önem veriyor Peygamberimiz… Üsame Bin Zeyd “Şaban ayında neden daha çok oruç tutuyorsunuz?” diye soruyor… Peygamberimiz “Müslümanlar bu ayın kıymetini çok bilmiyorlar… Hâlbuki Müslümanların yaptığı iyilik ve ibadetler bu ayda Cenab-ı Hakk'a arz olunur… Ben de amellerim Cenab-ı Hakk'a oruçlu olduğum halde arz olunmasını severim” buyururlar… Yani bu ayda oruç tutmanın fazileti ile ilgili sahih rivayetler böyle…

Malumunuz; Şaban ayının içerisinde bir de Berat Kandili var… Berat Kandili ile ilgili de çok rivayetler var… Sahih olan bir rivayette şöyle buyurulmuş… “Şaban ayının yarısında, yani 15. Gece; Cenab-ı Hakk rahmetiyle yeryüzüne iner ve bütün mahlûkatı bağışlar… Ama şunlar hariç… Bir; müşrikler… İki; anne-babasına hürmet etmeyenler… Diğeri de; din kardeşiyle kavgalı, husumetli olanlar…”

Gafur ve Rahim olan Cenab-ı Hakk her zaman rahmetiyle bize muamele ediyor… Ama bugüne özel olarak daha çok insanı affediyor… Ama müşrik olmamak, din kardeşiyle küs, anne-babasına saygısız olmamak… İslam toplumundan ayrı takılmamak kaydıyla…

Hz. Ali de bu ayla ilgili; “Şaban ayının 15. gecesi olduğu zaman gecesini kıyamla, yani gece ibadetiyle, gündüzünü de oruçla geçiriniz” diyor… Ve şu hadis-i şerifi haber veriyor… “Cenab-ı Hakk bu gece rahmetiyle iner ve şöyle nida eder… Yok mu af dileyen; onu bağışlayayım… Yok mu rızık talep eden; ona rızık vereyim… Yok mu hastalanan ve şifa dileyen; ona şifa vereyim… Yok mu şu, yok mu bu diye Cenab-ı Hakk'ın hitabı olur” buyuruluyor… Yani bu geceleri özel olarak değerlendirmek gerekiyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Şaban'ı takip eden ay, zaten Ramazan… Ramazan ayında yapılan ibadetlerin mükâfatı… Hele Hele Kadir Gecesini idrak eder ve o geceyi değerlendirecek olursa; Cenab-ı Hakk bir ömürlük mükâfat veriyor…

İşte üç ayların böyle önemi var… Yani Recep ayı haram aylardan… Şaban ayı Peygamberimizin özellikle oruç tuttuğu ve Cenab-ı Hakk'a amellerimizin arz olunduğunu beyan ettiği ay… Ramazan ayı zaten hepimizin bildiği en kutsal ay…

Onun için; bugünden itibaren daha titiz olmak… Daha samimi bir imana sahip olmak… Daha çok Cenab-ı Hakk'a teslim olmak gerekiyor… Cenab-ı Hakk'ın gerçekten mü’minler budur dediği insanlardan olabilme gayretine girmemiz lazım…

Enfal Suresi’nde Cenab-ı Hakk bu samimi müminleri tarif ediyor…

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ

“Birinci özellik bu… “O mü’minler Allah'ın adı anıldığı zaman kalpleri titrer…” Allah denildiğinde kalp titreyecek…”

وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ اٖيمَانًا

““Allah'ın ayetleri onlara okunduğu zaman imanları artar…” Yani Allah'ın bir ayetini duyduğu zaman onu mutlaka hayatına yansıtır demek bu… Onun için gayret gösterir demek…”

وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

““Allah'a tevekkül eder…” O imana sahip olur… Madem Allah var, o zaman kaygılanmaya gerek yok der yani…”

اَلَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ

““Onlar namaz kılmaya özen gösterirler…””

وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

““Ve rızık olarak verdiklerimizden infak eder, Allah yolunda harcarlar…””

Bir; Allah'ın ismi anıldığında kalbi titremek… İkincisi; Allah'ın ayetlerini öğrenip, amel etmek için gayret göstermek… Üç; Cenab-ı Hakk'a dayanıp, güvenmek… Ve devamında; namaza özen göstermek… Son olarak da; cömert olmak diye beş sıfattan bahsediyor Cenab-ı Hak Bu beş vasfı taşıyan insanlar için de;

اُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا

“diyor… “Gerçek mü’minler, işte bu vasıfta olan insanlardır” diyor…(ENFAL;2-4) Bunlara vereceği mükafatları da ayrıca beyan ediyor Cenab-ı Hak…”

اُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ

““İşte bu gerçek mü'minler için bir bağışlanma ve bol rızık vardır” (ENFAL;74) diyor… İşte bu sıfatları taşımaya, bu sıfatlarla mücehhez olmaya gayret edelim…”

Değerli Mü’minler!.. Akıl bir kuzudur, nefis bir kurt… İman ise çobandır… Eğer iman kuvvetli değilse, nefis o aklı yener… Eğer bir insan iman noktasında zafiyet gösterirse; her an harama düşmek, haramın peşinde koşmak, haramdan zevk almak gibi bir hastalığa müptela olur…

İşte onun için; bu aylarda bir de, tövbe etmeye gayret etmek lazım… İnsan suya düştüğü için boğulmaz, çıkamadığı için boğulur… Yani insan hataya düşebilir, hata yapabilir, günah işleyebilir… Ama ısrar ettiği zaman boğulur, ondan çıkma gayreti içinde olduğunda boğulmaz… Onun için tövbeye sarılmak lazım… Kendisinden ümit kesilmeyecek bir yaratıcımız var…

قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ

““Ey günah işleyen kullarım” diyor… Yani günah işlese de; Cenab-ı Hakk Müslümana yine kulum diyor”

لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ

““Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin…””

اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا

““Cenab-ı Hakk dilerse bütün günahlarınızı bağışlar…””

اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ

““O çok bağışlayan ve çok merhamet edendir” buyurulmuş…(ZUMER;53)”

O yüzden ola ki; bir hata, bir günah işlersek yapacağımız şey; Cenab-ı Hak'tan ümit kesmemek… Bu ayet-i kerime Hz. Hamza'nın katili Vahşi ile ilgili nazil olmuş… O Vahşi ‘geçmişim çok karanlık, çok kötü şeyler yaptım… Müslüman olsam acaba Allah beni bağışlar mı’ diye Peygamberimize sorunca bu ayet-i kerime iniyor… Yani günahınız ne kadar büyük olursa olsun; benim rahmetim ve merhametim daha büyüktür müjdesini veriyor Cenab-ı Hakk…

Değerli Kardeşlerim!.. Zaman çabuk geçiyor… Çocukluğunuzu şöyle bir düşünün; nasıl geçtiğinin farkında bile olmadan, ne kadar hızlı geçmiş zaman… Ama şöyle bir bakın etrafınıza; sizin yaşınızda olan ve ya sizden daha küçük insanlar bir bir vefat ediyor… Sanki bize hiç gelmeyecek gibi düşünüyor insan… Ama bizden küçükler bile vefat ediyor…

İmam-ı Şafii’nin şiir tarzında yazılmış bir divanı var… Hayatı özetliyor orada… “Takva ile süslen… Yani Allah'tan kork, emirlerini yerine getir” diyor… “Gece karardığında sabaha ulaşacağını bilemezsin… Gece yattın ama sabaha canlı olarak çıkacağın garanti değil” diyor… “Nice gelinlik kızlar vardır, evlenmenin beklentisi içindedir… Ama o güne ulaşmadan ruhlarının kabz edildiğini görürsün” diyor… “Küçük çocukları uzunca yaşayacak zannedersin… Ama o küçücük bedenlerinin kabrin karanlığına konulduğunu görürsün” diyor… Ve devam ediyor… “Nice sapasağlam insanlar vardır vefat eder… Nice hastalar vardır… Ha şimdi ölecek, ha yarın ölecek zannedersin… Ama uzunca yaşayabilir” diyor… “Nice delikanlılar vardır; gece yatmış-uyumuş, sabahleyin gülerek kalkmış… Hâlbuki kefeni dokunur da, haberi bile olmaz” diyor…

Yani ölümün bize, bir nefes kadar yakın olduğunu anlatıyor… Aldığınız nefesi vermediğinizde yahut verdiğiniz nefesi alamadığınızda dünya ile bağlantınız kesiliyor… Cenab-ı Hakk bize Enbiya Suresi’nde;

اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ

““Hesap verecekleri gün aslında çok yakın…” Ama buna rağmen;”

وَهُمْ فٖى غَفْلَةٍ مُعْرِضُون

““İnsanlar gaflet içinde Hak’tan yüz çeviriyorlar” diyor…(Enbiya;1)”

Değerli Kardeşlerim!.. O halde tek çaremiz var… Hz. Ömer’in dediği gibi yaşayacağız hayatı… Yani “Allah'ın huzuruna çıkıp, hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” diyor Hz.Ömer… Bugün Allah için ne yaptık?.. Allah'ın rızasına uygun ne yaptık?.. Onu hesaplayın ve amelleriniz tartılmadan önce amellerinizi tartın diyor… Yani hesaba çekilmeden önce kendi hesabımızı yapmamız lazım… Her Müslüman yarın için ne yaptığına bakması lazım… Mevla’mız da bize bunu hatırlatıyor…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ

““Ey iman edenler!.. Allah'a karşı gelmekten sakının…””

وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ

““Her nefis yarın için ne hazırlamış ona baksın” diyor… Ve sonra tekrar uyarıyor bizi;”

وَاتَّقُوا اللّٰهَ

““Allah'a karşı gelmekten sakının…””

اِنَّ اللّٰهَ خَبٖيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

““Zira Allah-u Teâlâ ne yaparsanız onu bilir” buyuruyor…(HAŞİR;18) Bir sonraki ayette bizi yine uyarıyor…”

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذٖينَ نَسُوا اللّٰهَ فَاَنْسٰیهُمْ اَنْفُسَهُمْ

““Allah'ı unutan kişilerden olmayın… Allah'ı unutmayın… Eğer siz Allah’ı unutursanız, O da size kendinizi unutturur…”(HAŞİR;19) Yani Allah'ı unuttuğunuz takdirde kendinizi unutmuş olursunuz, buna dikkat ediniz diyor…”

Değerli Kardeşlerim!.. Hepimizin kaygıları var… Rızık kaygısı… Gelecek kaygısı… Kısaca dünya kaygısı… Bunlar normal şeyler… Ama neye önem vereceğimizin farkında olmamız gerekiyor… İbn-i Kayyim “Dünya kaygısını taşıma… Çünkü dünyanın sahibi Allah'tır” diyor… “Rızık kaygısının altında da ezilme; rızkı veren de Allah'tır” diyor…

Bir kitapta okumuştum… Bir hanımefendinin eşi savaşa gitmiş… Kadın iki-üç çocukla kalmış… Komşuları ziyaretine geliyorlar ve “Senin bu kocan ne kadar anlayışsız bir adammış… Sizi böyle yalnız, perişan ve aç-açık bırakarak cihada gitmiş… Olacak iş mi bu” diyorlar… Kadın “Ben kocamı hiçbir zaman Rezzak olarak görmedim… Benim rızkımı verecek kocam değil, Allah'tır” diyor… “Ben kocamı Rezzak olarak görmedim, rızkımı verecek olan Allah…” Müthiş bir cevap…

Yani bu inanç içerisinde olmak lazım… Eğer insanları Rezzak olarak görürseniz köleleşirsiniz… Rızkı veren Cenab-ı Hakk'tır… Onun için “Dünya kaygısını taşıma… Çünkü dünyanın sahibi Allah'tır… Rızık kaygısının altında da ezilme; rızkı veren de Allah'tır” diyen İbn-i Kayyim “Öyle bir kaygı taşıyın ki; kaygınız Allah-u Teâlâ’yı razı etmek olsun” diyor…

Tabi ki Müslüman rızık için çalışacak… Elbette istikbali düşünecek… Ama bir ölçü koyuyor… Kaygılanmak başka bir şey, çalışmak, gayret etmek başka bir şey… İlla bir kaygınız olacaksa; işte o, Allah-u Teâlâ’yı nasıl razı ederim kaygısı olacak…

“Allah'ı razı ettiğin zaman, O da senden razı olur… Başkalarını da sana razı kılar… Seni başkalarına muhtaç etmez” diyor “Seni üzen dünya hayatından dolayı çok da üzülme… Ya Rabbi!.. Bu sıkıntılarımın karşılığında bana, hem dünyada, hem ahirette daha hayırlısını takdir et diye Cenabı Hakk'a niyaz et” diyor… “Eğer üzüntülü isen onu giderecek olan Cenab-ı Hakk'a secde et… Yani Cenab-ı Hakk'a dua ederek rahatlayabilirsin… Onunla ilişkini düzelt” diyor İbn-i Kayyım…

Değerli Kardeşlerim!.. İşte bizim sadece bu aylarda değil, her zaman öncelik vereceğimiz şey bu olacak… Yani Allah benden razı mı, değil mi…

رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ

“hitabına mazhar olabilecek miyiz gayreti içinde olmak lazım… Cenab-ı Hakk bizden nasıl razı olacağını da bildiriyor Kur'an'da… Peygamber Efendimiz de hadislerinde anlatmış…”

Mesela Mücadele Suresi’nde(22. Ayet) kendisine dost olana dost, düşmanına düşman olanlardan razı olduğunu beyan ediyor… Yani Müslüman Allah'ın dostuna dost, Allah’ın düşmanına düşman olacak, düşman bilecek diyor… Kim olursa olsun; bir adam Cenab-ı Hakk'a düşmansa, ona dost olunmaz… Ayet-i kerimede sizin anne-babanız, aşiretiniz de olsa… Bu bizim gruptan, bizim bilmem neden de olsa; o Allah ile dost ise dost olacaksınız… Allah'a düşmansa düşman olacaksınız diye emrediyor Cenab-ı Allah…

Allah-u Teâlâ Kur’an’da bir çok yerde müttaki, muhsin, adil insanları övüyor… Mütevekkil yani Allah var kaygı yok inancında olan insanlardan razı olduğunu beyan ediyor…

Peygamberimiz de; cömert olan ve Allah için gizliden veren insandan Cenab-ı Hakk’ın razı olacağını beyan etmiş… Başka bir hadislerinde de; Allah’ı çok anan ve zikreden insanlardan razı olduğunu beyan ediyor… Peygamberimiz yine, bir Müslümanın bir sıkıntısını gidererek onu sevindiren insandan Allah-u Teâlâ’nın razı olacağını bildiriyor… Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu kişilerin bir özelliğinin de; anne-babasını razı eden insanlar denmiş…

رِضَا الرَّبِّ فِى رِضَا الْوَالِدِ

deniyor… Yani “Allah'ı razı etmenin yolu anne-babanızı razı etmekle mümkün…”

Değerli Kardeşlerim!.. Allah'ın razı olduğu insanların vasfı üç maddede sıralanmış… Yani Cenab-ı Hakk benden razı mı değil mi; nasıl anlarım… Bunu İslam uleması üç maddede özetlemiş… Bir; o insanlar devamlı hayır işlemekle meşguldür… İkincisi; bir hata, bir günah işlediği zaman, ya Rabbi beni affet diye niyaz eden ve Allah'tan af dileyen insan… Üçüncüsü de; vücudun organlarını helal yolda kullanmak… Buna cevarih denir… Yani elini harama uzatmamak, gözüyle harama bakmamak, ayağıyla harama gitmemek…

İşte bu üç vasıf için gayret edelim… Hatalarımız olabilir… Günahlarımız olabilir… Günahlarımız ne kadar büyük olursa olsun; onlardan daha büyük rahmet ve merhamete sahip olan Yaratıcımız var… Bir annenin evladına olan merhametinden daha merhametli bir Mevla’mız var…

Değerli Kardeşlerim!.. Güzel günler gelip geçiyor… Bugün Recep ayının dördü oldu… Recep, Şaban, Ramazan ve diğer aylar; aslında her biri ömrümüzden bir yaprak alıp götürüyor… Cenab-ı Hakk'ın huzuruna bir gün daha yaklaşmış oluyoruz… O yüzden; hesaba çekilmeden önce kendimizi bir hesaba çekmek lazım… Bir Müslüman olarak, bir insan olarak; ben Cenab-ı Hakk'ın huzuruna nasıl giderim… Mevla’m bana şunu sorarsa, nasıl cevap veririm… Onun kaygısı içinde olmak lazım… Her günümüzü değerlendirmek gerekiyor… Hele hele bu günlerde rahmet ve merhametin ne kadar önemli olduğunun idraki içindeyiz… İslam bunun için var… Besmele bunun için var… Fatiha bunun için var… Besmeleyi çeken bir Müslüman rahman ve rahim olan Cenab-ı Hakk'ın ismiyle her işine başlıyor… Namaz kılıyor; rahman ve rahim olan Allah'a hamd ederek başlıyor… Demek ki insanoğluna en çok lazım olan; rahmet ve merhametmiş… Bugün onu görüyoruz… Filistin'deki ve dünyanın her tarafındaki yaşanan zulümler, çok can acıtıcı şeyler Tek çare biz Müslümanlar bir olmak lazım, beraber olmak lazım, güçlü olmak lazım… Biz zalim olamayız… Ama zalimin zulmünü önlemek için dua edeceğiz… Ama sadece kavli dua değil… Ama daha da önemlisi; fiili de dua edeceğiz… Güçlenerek zulmü önlemenin gayreti içinde olacağız… Şunu asla unutmayın; biz Müslümanlar düzelmeden dünya düzelmeyecek…