ŞUHÛR-U SELASE-İ MÜBÂREKE VE REGAİB KANDİLİ
Değerli Kardeşlerim!.. Manevi bir iklime girmiş bulunuyoruz… Peygamberimizin Recep ayı girdikten sonra yaptığı bir dua var…
اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ
“Bu duasında da “Ya Rabbi!.. Recep ve Şaban ayını bizim için mübarek kıl, bereketli kıl; bizi Ramazan ayına ulaştır” diyordu Peygamberimiz…”
Her sene olduğu gibi yine bir yolculuğa çıktık Hedefimiz Ramazan ve Ramazan içerisindeki Kadir Gecesi… Bin aydan daha hayırlı olduğunu Cenab-ı Hakk'ın açıkça bildirdiği, özel önem verdiği bir gece… Müslümanlar olarak oraya doğru yolculuk yapmaya başladık… Bizim örfümüzde de üç aylar diye bilinen; Recep, Şaban ve Ramazan ayları, biz Müslümanlar için önemli aylar… Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de (Tevbe;36) kainatı yarattığında yılı on iki ay olarak takdir etmiş… Ama bu on iki ay içerisinde, özellikle dört aya özel önem vermiş…
مِنْهَا اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
demiş… Yani bu on iki ayın içerisinde dört ay haram aydır… Saygıya layık olan aylardır buyuruyor… Bu dört ayın Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları olduğunu da; biz Peygamberimizden öğreniyoruz…
O aylardan birisi olan Recep ayına girdik… O halde biz Müslümanlara düşen; Allah-u Teâlâ’nın değer ve önem verdiği bu aya saygı duymak ve bu ayı özel olarak değerlendirmek gerekiyor…
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk'ın yücelttiği bazı şeyler vardır… Mesela insanlar içerisinde peygamberler… Günler içerisinde Cuma… Aylar içerisinde Ramazan ve haram ayla…
Dolayısıyla; bu ayda yapılan ibadetlerin ve güzelliklerin mükâfatı diğer aylardan daha farklı olacaktır… Bu ayda bir haram işlendiğinde de, Cenab-ı Hakk'ın ta’zim ettiği bu aya saygı duyulmadığı için; cezasının da daha ağır olacağını biz Kur'an-ı Kerim'den anlıyoruz…
فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ
Yani “Bu dört ay içerisinde; harama yaklaşmayın, nefsinize zulmetmeyin” buyuruyor…
Ama buradan; diğer aylarda zulm edecek, haram işleyeceğiz, ama bu aylarda işlemeyeceğiz anlamı çıkmaz… Müslüman her an haramdan uzak olacak… Ama özellikle bu aylarda, haramlar konusunda daha titiz olacak…
Değerli Kardeşlerim!.. Bu haram aylarda oruç tutmayla ilgili bir rivayet var… Sahih bir rivayet… Bahili isminde bir sahabe, Peygamberimizle görüşmeye gelir, tanışır, nasihatler alır ve gider… Bir yıl sonra tekrar Peygamberimizin huzuruna gelir… Ama Peygamberimiz Bahili’yi tanıyamaz… Bahili bir sene önce geldiğini anlatarak kendini tanıtınca; Peygamberimiz hatırlar ve “Sana ne oldu böyle?.. Halin çok değişmiş, çok zayıflamışsın, şeklin değişmiş” diye sorar Bahili’ye… Bahili Peygamberimize; “Ben seninle görüştüğüm o günden beri her gün oruç tuttum… Hiç ara vermedim” der… Peygamberimiz de; “Niye kendine eziyet ettin evladım” der… Bahili “Ben oruç tutmayı çok seviyorum… Gücüm buna yetiyor Ya Resulallah” dediğinde… “O halde her aydan bir gün oruç tut” der… Ama Bahili daha çok isteyince “İki gün tut” der… Daha çok ister “O halde üç gün tut” der… Bahili bunu da az bulunca; Peygamberimiz “Bahili!.. Haram aylarda üç gün tut, üç gün ara ver; üç gün tut, üç gün ara ver” buyurur… Yani bu ayda oruç tutmanın fazileti ile ilgili hüküm işte buradan çıkıyor…
Recep ayının başka bir önemli yönü de; 27. gece İsra ve Miraç hadisesinin vuku bulması… Yani hanımı Hz. Hatice ve amcası Ebu Talip’in vefatı nedeniyle çok hüzünlü olduğu bir yılda, Cenab-ı Hakk Peygamberimizi Recep ayında böyle bir yolculukla taltif ediyor… Burada kendisine müjdeler veriyor, birtakım emirler veriyor… İsra ve Miraç olayı Recep ayının 27'sinde tahakkuk etmiş…
Recep ayını takip eden Şaban ayı ile ilgili rivayetler de şöyle… Hz. Aişe “Resulullah (SAV) Şaban ayında o kadar çok oruç tutardı ki; sanki neredeyse o ayın tamamını oruçlu geçirirdi” diyor… Yani Şaban ayına özel önem veriyor Peygamberimiz… Üsame Bin Zeyd “Şaban ayında neden daha çok oruç tutuyorsunuz?” diye soruyor… Peygamberimiz “Müslümanlar bu ayın kıymetini çok bilmiyorlar… Hâlbuki Müslümanların yaptığı iyilik ve ibadetler bu ayda Cenab-ı Hakk'a arz olunur… Ben de amellerim Cenab-ı Hakk'a oruçlu olduğum halde arz olunmasını severim” buyururlar…
Malumunuz; Şaban ayının içerisinde bir de Berat Kandili var… Berat Kandili ile ilgili de çok rivayetler var… Sahih olan bir rivayette şöyle buyurulmuş… “Şaban ayının yarısında, yani 15. Gece; Cenab-ı Hakk rahmetiyle yeryüzüne iner ve bütün mahlûkatı bağışlar… Ama şunlar hariç… Bir; müşrikler… İki; anne-babasına hürmet etmeyenler… Diğeri de; din kardeşiyle kavgalı, husumetli olanlar…”
Cenab-ı Hakk her zaman rahmetiyle bize muamele ediyor… Ama bugüne özel olarak daha çok insanı affediyor… Ama müşrik olmamak, din kardeşiyle küs, anne-babasına saygısız olmamak… İslam toplumundan ayrı takılmamak kaydıyla…
Hz. Ali de bu ayla ilgili; “Şaban ayının 15. gecesi olduğu zaman gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçiriniz” diyor… Ve şu hadis-i şerifi haber veriyor… “Cenab-ı Hakk bu gece rahmetiyle iner ve şöyle nida eder… Yok mu af dileyen; onu bağışlayayım… Yok mu rızık talep eden; ona rızık vereyim… Yok mu hastalanan ve şifa dileyen; ona şifa vereyim… Yok mu şu, yok mu bu diye Cenab-ı Hakk'ın hitabı olur” buyuruluyor… Yani bu geceleri özel olarak değerlendirmek gerekiyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Şaban'ı takip eden ay, zaten Ramazan… Ramazan ayında yapılan ibadetlerin mükâfatı… Hele Hele Kadir Gecesini idrak eder ve o geceyi değerlendirecek olursa; Cenab-ı Hakk bir ömürlük mükâfat veriyor…
İşte üç ayların böyle önemi var… Yani Recep ayı haram aylardan… Şaban ayı Peygamberimizin özellikle oruç tuttuğu ve Cenab-ı Hakk'a amellerimizin arz olunduğunu beyan ettiği ay… Ramazan ayı zaten hepimizin bildiği en kutsal ay…
Malumunuz bu gece de Regaip Kandili… Regaib; rağbet kelimesinin çoğulu… Rağbet de; arzu, istek, emel, tutku manasına gelir… Bu vesileyle; bu mübarek Regaib Gecesinde bize düşen görev şudur…
Arzularımızı ve isteklerimizi, hep birlikte yeniden gözden geçirelim, geçirmeliyiz…
Yaşadığımız şu zamanda görüyoruz; hiçbir şeyin kıymeti kalmadı artık Hiç kimse hiçbir şeyden mutlu olamaz oldu… Bu gün insanlığın içine düştüğü bu değersizleştirme girdabının en büyük sebebi, insanoğlunun o sınır tanımayan arzuları, tutkuları ve emelleridir Nelerdir bunlar?.. Güç tutkusu, servet tutkusu, şehvet tutkusu, makam-mevki tutkusu… Hiçbir şeyle yetinemiyoruz, hep daha fazlasını, hep daha güzelini istiyoruz İşte bütün bunlar da insanoğlunu kötülüklere sevk ediyor
İşte Rağbet anlamına gelen bu Regaib Kandili bize bunu gösteriyor… İsteklerimizi, arzularımızı, emellerimizi, tutkularımızı yeniden gözden geçirerek; iyiye-doğruya yöneltmeyi, ahlaka ve hikmete gitmeyi, rağbetimizi sadece Rabbimize yöneltmeyi öğretiyor bize bu mübarek gece…
Kur’an-ı Kerim’de bir sure var… İnşirah Suresi… Peygamberimize müjdeler veren bir sure bu… Bu surede bizlere de mesaj veriyor Cenab-ı Hak… Bizim gönül dünyamızı iman hikmetine nasıl açacağımızı öğretiyor bize
Biz göğsümüzü İslam’a açtığımız zaman; arzularımızı, emellerimizi ve tutkularımızı Rabbimize yönelttiğimiz zaman nelere muvaffak olacağımızı bize öğreten bir suredir bu… İnşirah Suresi…
Şimdi şu mübarek gecede gelin bu sureyi birlikte okuyalım… Ve hep beraber anlamaya çalışalım…
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ
“Habibim biz senin göğsünü açmadık mı?..”
Burada, bu ayette göğüsten maksat; imanın merkezi olan kalbi, İslam’ın hikmetine açmak demektir…
Nitekim Cenab-ı Hak bunu bize Zumer Suresinde de şöyle anlatıyor…
اَفَمَنْ شَرَحَ اللّٰهُ صَدْرَهُ لِلْاِسْلَامِ فَهُوَ عَلٰى نُورٍ مِنْ رَبِّهٖ فَوَيْلٌ لِلْقَاسِيَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِكْرِ اللّٰهِ اُولٰئِكَ فٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ
““Allah kimin gönlünü İslâm'a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir?.. Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun!.. İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler…”(ZÜMER;22)”
Ayetin başında Allah’ın göğsünü İslam’ın hikmetine açtığı kimsenin, Rabbinden bir nur üzere olduğu bildiriliyor… Ayetin devamında ise; Allah’ı anmak hususunda kalbi katılaşanlardan bahsediyor Cenabı Hak…
Eğer bir kalp zikirden yani Allah’ı anmaktan uzaklaşırsa kaskatı kesilir… Ben demiyorum bunu, o kalbi yaratan Cenab-ı Hak söylüyor Zikirden uzaklaşan kalp nura kapanır…
Yine başka bir surede de Hz. Musa Peygamberi görevlendirirken, Firavun’a git, çünkü o azgınlık içerisindedir diyor Cenab-ı Hakk’ın bu emrini alan Musa Peygamber ellerini açıyor ve şöyle dua ediyor Cenab-ı Allah’a…
رَبِّ اشْرَحْ لٖى صَدْرٖی
“Rabbim benim göğsümü aç, bana genişlik ver… Kalbimi Din-i Mübin-i İslam’ın hikmetine aç… Kalbimi ilahi nura aç Kalbim aydınlansın, güçleneyim”
وَيَسِّرْ لٖى اَمْرٖی
“Ve bana verdiğin bu emirde, bana verdiğin bu vazife de işimi kolaylaştır…(TAHA;25-26) Böyle dua ediyor Musa Peygamber…”
Şimdi tekrar İnşirah Suresi’ne dönecek olursak…
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ اَلَّذٖى اَنْقَضَ ظَهْرَكَ
““Biz senin belini büken yükleri üzerinden alarak, göğsünü, kalbini İslam’a, Allah’ın nuruna açmadık mı?..””
وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ
“iz senin şanını yüceltmedik mi?..”
Sadece Peygamberimize değil, bizlere de söylüyor bunları Cenab-ı Allah…
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
“uhakkak her zorlukla beraber bir kolaylık vardır…”
اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
“Merak etme sen, her zorlukla beraber bir kolaylık mutlaka vardır”
Muhterem Mü’minler!.. Şimdi surenin sonuna geliyoruz Cenab-ı Hak buraya kadar bizi rahatlatıyor Fakat sure burada iki tane emirle bitiyor Şimdi dikkatli dinleyelim burayı… Bakalım Cenab-ı Hakk neleri emrediyor bize
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ
“Boş bulunduğun her vakit mutlaka çalışın… İnsanlık için yorulun İnsanlık için değer üretin… İnsanlığın hayrına çalışıp çabalayın, gayret edin…”
Ancaak; istekleriniz ve arzularınız sadece kendi nefsiniz için olmasın Sadece kendi menfaatleriniz için olmasın Ya nasıl olsun?.. İşte surenin son ayetinde de bunun yani nasıl olması gerektiğini söylüyor bize Cenab-ı Allah:
وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ
“Öyle ise; rağbetiniz Rabbin rızasını kazanmak için olsun Emelleriniz, arzularınız, istekleriniz sadece Allah rızası için olsun”
Eğer böyle yaparsanız bütün insanlık sizden istifade eder O takdirde Allah da size her zaman bir kolaylık verir Ne bu dünyada, ne de öbür dünyada sıkıntı çekmezsiniz..
O halde bizler Müslümanlar olarak; boşu boşuna yaşamayacağız Hayatın anlamını bilerek, neden yaratıldığımızı dikkate alarak yaşarsak, yaptığımız her işte öncelikle Allah rızasını gözetirsek Cenab-ı Allah da bizim gönül dünyamızı İslam’ın hikmetine açıyor… Bu bir…
İkincisi; günahlardan bizi arındırıyor Bu da iki…
Üçüncüsü ise; şanımızı, izzetimizi, onurumuzu yüceltiyor…
Sonuncusu ise; böyle bir hayat yaşarsak, bütün zorluklarımızı kolay kılıyor…
İşte bu gece; rağbet edilen anlamına gelen bu Regaib Gecesi… İşte şu mübarek Regaib Kandilinde yapacağımız şey bu İnsan olarak her birimizin bir takım emelleri var Tutkularımız var Bu güç tutkusu olabilir… Servet tutkusu olabilir… Başka tutkular olabilir… Neticede hepimiz insanız… Bu gece bütün bu tutkularımızı, istek ve arzularımızı gözden geçirmeliyiz…
Eğer bunu yaparsak, bütün istek ve arzularımızda önceliğimiz Allah rızası olursa, Cenab-ı Hak bizim gönüllerimizi İslam’a açmış oluyor Bizleri günah yükünden kurtarıyor… Şanımızı, onurumuzu yüceltiyor… En önemlisi de bize zorluk göstermiyor… Bizi sıkıntıya düşürmüyor… Bütün zorluklarımızı kolay kılıyor…
Onun için; bu günlerde artık daha titiz olmak… Daha çok Cenab-ı Hakk'a teslim olmak gerekiyor… Cenab-ı Hakk'ın gerçekten mü’minler budur dediği insanlardan olabilme gayretine girmemiz lazım…
Cenab-ı Hakk Enfal Suresi’nde de gerçek müminleri tarif ediyor bize…
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذٖينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ
“Birinci özellik bu… “O mü’minler Allah'ın adı anıldığı zaman kalpleri titrer…””
وَاِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ اٰيَاتُهُ زَادَتْهُمْ اٖيمَانًا
““Allah'ın ayetleri onlara okunduğu zaman imanları artar…” Yani Allah'ın bir ayetini duyduğu zaman, onu mutlaka hayatına yansıtır demek bu…”
وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
““Allah'a tevekkül eder…””
اَلَّذٖينَ يُقٖيمُونَ الصَّلٰوةَ
““Onlar namaz kılmaya özen gösterirler…””
وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ
““Ve rızık olarak verdiklerimizden infak eder, Allah yolunda harcarlar…””
Bir; Allah'ın ismi anıldığında kalbi titremek… İkincisi; Allah'ın ayetlerini öğrenip, amel etmek için gayret göstermek… Üç; Cenab-ı Hakk'a dayanıp, güvenmek… Ve devamında; namaza özen göstermek… Son olarak da; cömert olmak diye beş sıfattan bahsediyor Cenab-ı Hak Bu beş vasfı taşıyan insanlar için de;
اُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا
“diyor… “Gerçek mü’minler, işte bu vasıfta olan insanlardır” diyor…(ENFAL;2-4) Bunlara vereceği mükafatları da ayrıca beyan ediyor Cenab-ı Hak…”
اُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنُونَ حَقًّا لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرٖيمٌ
““İşte bu gerçek mü'minler için bir bağışlanma ve bol rızık vardır” (ENFAL;74) diyor… İşte bu sıfatları taşımaya, bu sıfatlarla mücehhez olmaya gayret edelim…”
Değerli Mü’minler!.. Bu aylarda bir de, tövbe etmeye gayret etmek lazım… İnsan hata yapabilir, günah işleyebilir… Ama bunda ısrar ettiği zaman mahvolur… Onun için tövbeye sarılmak lazım… Kendisinden ümit kesilmeyecek bir yaratıcımız var bizim…
قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ
““Ey günah işleyen kullarım” diyor… Bakın günah işlese de; Cenab-ı Hakk Müslümana yine kulum diyor”
لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ
““Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin…””
اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا
““Cenab-ı Hakk dilerse bütün günahlarınızı bağışlar” buyurulmuş…(ZUMER;53)”
O yüzden ola ki; bir hata, bir günah işlersek yapacağımız şey; Cenab-ı Hak'tan ümit kesmemek… Bu ayet-i kerime Hz. Hamza'nın katili Vahşi ile ilgili nazil olmuş… O Vahşi ‘geçmişim çok karanlık, çok kötü şeyler yaptım… Müslüman olsam acaba Allah beni bağışlar mı’ diye Peygamberimize sorunca bu ayet-i kerime iniyor… Yani günahınız ne kadar büyük olursa olsun; benim rahmetim ve merhametim daha büyüktür müjdesini veriyor Cenab-ı Hakk…
Değerli Kardeşlerim!.. Zaman çabuk geçiyor… Şöyle bir bakın etrafınıza; birçok tanıdığımız vefat edip gitti… Sanki bize hiç gelmeyecek gibi düşünüyor insan… Ama bizden küçükler bile vefat ediyor…
Aldığınız nefesi veremediğinizde, yahut verdiğiniz nefesi alamadığınızda dünya ile bağlantınız kesiliyor… Cenab-ı Hakk bize Enbiya Suresi’nde;
اِقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ
““Hesap verecekleri gün aslında çok yakın…” Ama buna rağmen;”
وَهُمْ فٖى غَفْلَةٍ مُعْرِضُون
““İnsanlar gaflet içinde Hak’tan yüz çeviriyorlar” diyor…(Enbiya;1)”
Değerli Kardeşlerim!.. O halde tek çaremiz var… Hz. Ömer’in dediği gibi yaşayacağız hayatı… Yani “Allah'ın huzuruna çıkıp, hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” diyor Hz.Ömer… Bugün Allah için ne yaptık?.. Allah'ın rızasına uygun ne yaptık?.. Onu hesaplayın ve amelleriniz tartılmadan önce amellerinizi tartın diyor… Yani hesaba çekilmeden önce kendi hesabımızı yapmamız lazım… Her Müslüman yarın için ne yaptığına bakması lazım…
Değerli Kardeşlerim!.. Hepimizin kaygıları var… Rızık kaygısı… Gelecek kaygısı… Kısaca dünya kaygısı… Bunlar normal şeyler… Ama neye önem vereceğimizin farkında olmamız gerekiyor…
Rızkı veren Cenab-ı Hakk'tır… Tabi ki Müslüman rızık için çalışacak… Elbette geleceğini düşünecek… Ama bir ölçü koyuyor… Kaygılanmak başka bir şey, çalışmak, gayret etmek başka bir şey… İlla bir kaygınız olacaksa; işte o, Allah-u Teâlâ’yı nasıl razı ederim kaygısı olacak…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte bizim sadece bu aylarda değil, her zaman öncelik vereceğimiz şey bu olacak… Yani Allah benden razı mı, değil mi…
رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ
“hitabına mazhar olabilecek miyiz gayreti içinde olmak lazım…”
Allah-u Teâlâ Kur’an’da birçok yerde adil insanları övüyor… Allah var kaygı yok inancında olan insanlardan razı olduğunu beyan ediyor…
Peygamberimiz de; cömert olan ve Allah için veren insandan Cenab-ı Hakk’ın razı olacağını beyan etmiş… Allah’ı çok anan ve zikreden insanlardan razı olduğunu beyan ediyor… Peygamberimiz yine, bir Müslümanın bir sıkıntısını gidererek onu sevindiren insandan Allah-u Teâlâ’nın razı olacağını bildiriyor… Allah-u Teâlâ’nın razı olduğu kişilerin bir özelliğinin de; anne-babasını razı eden insanlardır denmiş…
Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Hakk benden razı mı, değil mi; nasıl anlarım… Bunu İslam uleması üç maddede özetlemiş… Bir; o insanlar devamlı hayır işlemekle meşguldür… İkincisi; bir hata, bir günah işlediği zaman, ya Rabbi beni affet diye niyaz eden ve Allah'tan af dileyen insan… Üçüncüsü de; vücudun organlarını helal yolda kullanmak… Yani elini harama uzatmamak, gözüyle harama bakmamak, ayağıyla harama gitmemek…
İşte bu üç vasıf için gayret edelim… Günahlarımız ne kadar büyük olursa olsun; onlardan daha büyük rahmet ve merhamete sahip olan Yaratıcımız var…
Değerli Kardeşlerim!.. Güzel günler gelip geçiyor… Bugün Recep ayının ikisi geçti… Recep, Şaban, Ramazan ve diğer aylar; aslında her biri ömrümüzden bir yaprak alıp götürüyor… Cenab-ı Hakk'ın huzuruna bir gün daha yaklaşmış oluyoruz… O yüzden; hesaba çekilmeden önce kendimizi bir hesaba çekmek lazım… Bir Müslüman olarak, bir insan olarak; ben Cenab-ı Hakk'ın huzuruna nasıl giderim… Mevla’m bana şunu sorarsa, nasıl cevap veririm… Onun kaygısı içinde olmak lazım… Her günümüzü değerlendirmek gerekiyor… Hele hele bu günlerde rahmet ve merhametin ne kadar önemli olduğunun idraki içindeyiz… İslam bunun için var… Besmele bunun için var… Fatiha bunun için var…
