Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Takva: Allah'a Karşı Sorumluluk Şuuru

İsmail Sezkin

TAKVA ALLAH'A KARŞI SORUMLULUK ŞUURU


Değerli Mü’minler!.. Takva; sakınmak, kaçınmak, korunmak anlamlarına geliyor… Muttaki ise; takvalı, takvaya bürünen kişi demektir… Mü’minler, Müslümanlar olarak biz gerçek anlamda korunmak istediğimizde; sadece Cenab-ı Allah'ın korumasına girdiğimizde takvaya erişebileceğimizi bileceğiz ve ona göre gayret edeceğiz… Kur’an'ı Kerim’de takvanın üç derecesi olduğu bildiriliyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Takvanın birinci derecesi; Cenab-ı Allah'tan başka ilah olmadığına, Peygamberimizin de O’nun kulu ve elçisi olduğuna inanmaktır… Buna kalp ile tasdik edip kesin olarak, iman etmektir…

وَاَلْزَمَهُمْ كَلِمَةَ التَّقْوٰى

““Mü’minlerin takva yani Allah'a karşı gelmekten sakınma sözünü tutmalarını sağlamıştı”(FETİH;26) diyor Cenab-ı Allah… “Ben bir kelime biliyorum… Onu kalbinden inanarak söyleyen kimseye cehennem ateşi haram olur… Dokunmaz… O takvadır… Takva da; Lâ ilâhe illallah, Muhammedu’r-Rasûlüllahdır” diyor Peygamberimiz… “Her kim ölümü anında Allah'tan başka ilah olmadığını bilirse ve buna inanırsa cennete gider” buyuruyor… Bir de “Men kâle Lâ ilâhe illallah… Dehalel cenneh” hadisi var… Yani kim Lâ ilâhe illallah derse Cenab-ı Hakk onu cennetine kabul ediyor…”

Değerli Mü’minler!.. Takvanın ikinci derecesi ise; büyük günahları işlemekten uzak durmak… Onlardan sakınmak ve küçük günahlarda ısrar etmemektir… Günah küçük olabilir ama nasılsa küçük günah diye devamlı yapılırsa bu Müslüman için tehlikeli olur… Müslüman büyük günahlardan sakınacak… Onlara asla yaklaşmayacak… Küçük günahlarda da ısrarcı olmayacak… İşte o zaman Müslüman; takvanın ikinci derecesine ulaşmış olur…

İslam'da bilinen ve bizim bazı kişiler için, ‘ne takvalı adam’ dediğimiz şey takvanın ikinci derecesidir işte… Büyük günahlardan sakınan, küçük günahlarda da bilerek ısrar etmeyen mü’min takvalı mü’mindir…

وَلَوْ اَنَّ اَهْلَ الْقُرٰى اٰمَنُوا وَاتَّقَوْا لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ

“Eğer insanlar iman etseler

وَاتَّقَوْا

e takvaya girseler… Takvalı olsalar… Biz onlara gökten ve yerden bereket yağdırırız”(A’RAF;96) diyor Cenab-ı Allah…

Eğer biz gerçekten iman sahibi olur ve takvaya bürünürsek;

لَفَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَرَكَاتٍ مِنَ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ

““Yerin ve göğün bütün bereketlerini size açarım” diyor Allah-u Teala Bu gün insanlığı içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtaracak en iyi reçeteyi işte bu ayet veriyor bize…”

Fakat insanlar

وَلٰكِنْ كَذَّبُوا

““İnkâr ederlerse… Yalanlarsa…” Yani Kur’an’ı, Peygamberimizi, İslam'ı kulak ardı eder, dinlemezsek… Dinlesek de gereğini yerine getirmezsek…”

فَاَخَذْنَاهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

““O zaman biz de bizzat kendi yaptıklarınız yüzünden sizi yakalar… Size sıkıntı çektiririz” diyor Allah-u Teala…”

Değerli Kardeşlerim!.. Takvanın üçüncü derecesi ise; kalbimizi meşgul edecek her şeyden kaçınmaktır… Ve bütün varlığımız ile Cenab-ı Allah'a bağlanıp, yönelmemizdir…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ وَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَ

““Ey iman edenler!.. Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öyle sakının ve siz Müslümanlar olarak can verin”(AL-İ İMRAN;102) diyor Allah…”

Bu ayet-i kerimede ki

اتَّقُوا اللّٰهَ حَقَّ تُقَاتِهٖ

Cenab-ı Allah'tan hakkıyla korunabilmek… Sorumluluğunun bilincinde olabilmek… Takvanın zirvesi budur işte…

اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْاِحْسَانِ وَاٖيتَاٸِ ذِى الْقُرْبٰى وَيَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

““Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder… Çirkin işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar… O düşünüp tutasınız diye öğüt veriyor” diye her cuma bu ayeti okuyor ve dinliyoruz…”

Bu ayet-i kerimede üç şey emrediliyor bize… Bunlardan birisi adaletli olmak… Birisi iyilik yapmak… Birisi de akrabaya yardım etmek…

اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُ بِالْعَدْلِ

“denildiği zaman; önce inancımızdaki adalet… Bu Cenab-ı Hakk'ı bir tanımak… Onun gönderdiği peygamberlere ve kitaplara… Onun sahibi olduğu din gününe, ahiret gününe iman etmektir… Kaza ve kadere iman etmektir… İşte mü’minin adalet anlayışının inançtaki bölümü budur…”

İnançtaki adaletsizlik, haksızlık ise; Allah muhafaza, şirke düşmektir… Cenab-ı Allah'tan başka bir mabuda ibadet etmeye kalkışmaktır… İnançta zafiyete düşmektir…

Değerli Mü’minler!.. Bu ayet-i kerimedeki ikinci emir ise iyilik yapmak… Yani ihsan… Peygamberimiz ihsanı şöyle tarif ediyor… “İhsan; Allah'ı görüyormuş gibi hareket etmen… Allah'ı görüyormuş gibi davranman… Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmendir… Her ne kadar sen Allah'ı görmüyorsan da Allah seni görüyor” diyor…

Cenab-ı Allah’ın onu her an gördüğünü hiç unutmayan… Cenab-ı Allah’ın her an onunla beraber olduğunun bilincinde olan… İhsan şuuruna ermiş bir kişi kul hakkı yiyemez… Bile bile harama dalamaz… Yanlış yola düşmez…

Bu ayet-i kerimedeki üçüncü emir ise; akrabaya yardım etmek… Akrabaya iyilik etmek… Peygamberimiz; “Sevap olarak yapılan iyiliklerin en hayırlısı akrabaya iyilik yapmak… Akrabaya olan bağı koparmamak… Sıla'yı rahim denilen akraba ziyareti… Yakın akrabalarla, uzak akrabalarla akrabalık hukuku içerisinde iyi muamele kurmaktır” diyor…

Mesela, Ramazan ayında zekât veriyoruz… Fitre veriyoruz… Fitrelerimizi, zekâtımızı verirken; eğer muhtaç iseler akrabayı… Hele de yakın akrabayı tercih etmenin iki sevabı var… Mesela, zekâtınızı götürüp, fakir bir akrabanıza verdiğiniz zaman bir zekat sevabı alıyorsunuz… Bir de; akrabaya yardım etme, akrabaya iyilik etme sevabı alıyorsunuz…

Değerli Mü’minler!.. Bu ayet-i kerimede üç tane de yasaklanan şey var…

الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ

Birincisi

فَحْشَاءِ

… Yani çirkin işler… Zina, yalan, kumar gibi kötü şeyler… İçki gibi büyük günahlar… Müslüman zaten bunlardan uzak duracak…

Bu ayette yasaklanan ikinci şey ise

وَالْمُنْكَرِ

yani fenalıktır… Dinin ve aklın hoş görmediği… Beğenmeyip fena saydığı bütün işler münkerdir… Böyle fenalıklardan da uzak duracağız…

Üçüncü yasak olan

بَغْیِ

ise; insanlara zulmetmek ve baskı yapmaktır… Azgınlık yapmaktır… Komşuya eziyettir mesela… Başkasının hakkına girmektir mesela… Zalimlik yapmaktır mesela… Başkalarının hakkını baskı ile gasp etmektir mesela…

الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَالْبَغْیِ

“Allah-u Teâlâ bu üç şeyi yasaklıyor…”

Hz.Ömer sahabeden Übey bin Kab’a “Takva, takva deyip duruyorsunuz… Takva nedir?” diye soruyor… Übey bin Kab da Hz.Ömer’e “Sen hiç dikenli yollarda yürüdün mü?” diye soruyor… “Evet, yürüdüm” deyince, “Peki nasıl yürüdün?” diye soruyor Übey bin Kab… “Dikenli yollarda yürürken eteğimi, elbisemi, pantolonumu çektim… Topladım Etraftaki dikenler, çukurlar bana zarar vermesin diye çok dikkat ederek yürüdüm” diyor Hz.Ömer…

“İşte takva da, Müslümanın dikenli olan bu dünya hayatında haramlardan, yasaklardan kaçınmak için… Dikenli yolda yürüyen kişinin dikkat ederek yürüdüğü gibi yaşamasıdır… Hayatını haramlardan ve kötülüklerden korumak için göstermiş olduğu sorumluluktur” diyor…

Cenab-ı Allah cümlemize takva elbisesine bürünmeyi nasip etsin…

Cenab-ı Allah cümlemize Kur’an-ı Kerim'de

وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌ

““En kıymetli elbise takvâ elbisesidir” dediği elbiseye bürünmeyi nasip ve müyesser eylesin…”