TESETTÜR, MAHREMİYET VE HAYA
BEDENİN DEĞİL, HAYÂNIN VE İMANIN İLANI: TESETTÜR!
GİYİNİK ÇIPLAKLAR CENNETİN KOKUSUNU BİLE ALAMAZLAR! MODA DEĞİŞİR, ÇAĞ DEĞİŞİR AMA ALLAH’IN EMRİ DEĞİŞMEZ! RABBE DEĞİL MODAYA UYAN, EBEDİ RÜSVAYLIĞI SATIN ALMIŞTIR!
HAYÂ İMANDANDIR! HAYÂNIN GİTTİĞİ YERDEN İMAN SESSİZCE ÇEKİLİR! AÇILAN BEDEN DEĞİL, ASLINDA KALPTEKİ HAYÂ PERDESİDİR! HAYÂSI OLMAYANIN, AHİRETTE TUTUNACAK DALI KALMAZ!
TESETTÜR BİR TERCİH DEĞİL, ALLAH’A İTAAT SAVAŞIDIR! DÜNYA SOKAKLARINDA BEĞENİLMEK İÇİN SOYUNAN, MAHŞERDE HESAPTAN KAÇAMAZ! AKLINI KULLAN! YA İFFETİNLE AZİZ OLURSUN YA DA TEŞHİRİNLE REZİL!
MÜSLÜMAN ERKEK KARISINI, KIZINI ÇIPLAK GEZDİREMEZ! NAMUSUNU KISKANMAYAN DEYYUSUN, MAHŞER MEYDANINDA YÜZÜNE BAKILMAYACAKTIR! GÖZÜNÜ HARAMDAN SAKINMAYAN, EVİNİ ATEŞTEN KORUYAMAZ!
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي جَعَلَ الْحَيَاءَ مِنَ الْا۪يمَانِ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي قَالَ: "اَلْحَيَاءُ لَا يَأْت۪ي اِلَّا بِخَيْرٍ."
“Hamd, hayâyı imanın bir parçası kılan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, şöyle buyuran Peygamberimiz Muhammed’in üzerine olsun:
‘Hayâ, ancak hayır getirir.’”
DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!
Bugün, moda adı altında soyulan iffeti, çağdaşlık maskesiyle pazarlanan hayâsızlığı ve mahşerin rüsvaylığını konuşmaya geldik! "Tesettür bir tercih değil, Allah’ın emridir!" dedik. Şimdi soruyorum sana ey nefsim! Soruyorum sana ey evindeki namusunu sokakların seyrine sunan gafil erkek! "EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? ÜSTÜ AÇIK OLAN, ÜZERİNDE BÖCEKLERİN DOLAŞTIĞI BİR KARPUZU BİLE ALMAYA TENEZZÜL ETMEZKEN; NASIL OLUR DA AHİRETİNİ SOKAKLARIN BEĞENİSİNE KURBAN EDERSİN? İDRAK ETMEZ MİSİN?"
GİYİNİK ÇIPLAKLAR (
الْكَاسِيَاتُ الْعَارِيَاتُ):
“Üzerinde örtü olduğu halde bedeni belli eden, dikkat çeken, fitneye davetiye çıkaranlar! Bilmez misiniz ki bu hal cehennem ehlinin alametidir?”
ERKEĞİN MESULİYETİ: Karısını, kızını çıplak gezdiren, namusunu sokakların vitrini yapan erkek! Bilmez misin ki gözünü haramdan sakınmayan, evini de fitneden koruyamaz?
HAYÂ İMANDANDIR: Hayânın gittiği yerden iman sessizce çekilir! Beden açıldıkça kalpteki hayâ perdesi yırtılır ve toplum çöküşe geçer.
EY ÇAĞIN FİTNESİNE RAM OLAN YOLCU! "Moda değişir, çağ değişir ama Allah’ın emri asla değişmez!" Rabbin emrine karşı çıkan, modaya değil kendi nefsine ve şeytana uyar. Bugün dünya sokaklarında beğenilmek için açılan, mahşer meydanında o büyük hesaptan kaçamayacaktır! "İDRAK ETMEZ MİSİN? TESETTÜR SADECE BİR ÖRTÜ DEĞİL; İFFETİN İLANI, İMANIN NİŞANESİDİR!" Şimdi, bedeni değil ruhu koruyan o dehşetli ihtar ve emirlere kulak veriyoruz.
TESETTÜRÜN FARZİYETİ VE İFFETİN İZZETİ
1. MADDE: CİLBAB EMRİ VE İFFET ZIRHI
AYET-İ KERİME
يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَآءِ الْمُؤْمِن۪ينَ يُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّۜ
Meali: "Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dışarı çıkarken üstlerine cilbablarını (vücut hatlarını örten dış örtülerini) alsınlar!" (Ahzâb, 59)
HADİS-İ ŞERİF
صِنْفَانِ مِنْ أَهْلِ النَّارِ لَمْ أَرَهُمَا... نِسَاءٌ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ... لَا يَدْخُلْنَا الْجَنَّةَ وَلَا يَجِدْنَ رِيحَهَا
Meali: "Cehennemliklerden iki sınıf vardır ki henüz onları görmedim: (Biri de) Giyinmiş oldukları halde çıplak olan, (yürüyüşleriyle) başkalarını da meyl ettiren kadınlardır. Bunlar cennete giremezler, kokusunu bile alamazlar!" (Müslim, Libas, 125)
Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde hür kadınların, art niyetli kişilerin tacizinden korunması ve mümin kadınların vakarının tescillenmesi üzerine nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Cilbab, vücut hatlarını belli etmeyen dış örtüdür. "Giyinik çıplak"; örtüsü olup da vücudunu teşhir eden, fitneye sebep olan giyimdir. Tesettür bir kısıtlama değil, kadını metalaşmaktan koruyan ilahi bir kalkandır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ümmü Seleme (Hz.) şöyle anlatır: "Nur Suresi’ndeki örtünme ayeti indiğinde, Ensar kadınları sanki başlarının üzerinde siyah kargalar varmış gibi vakarlı ve örtülü çıkmaya başladılar."
Kıssadan Hisse: Gerçek hürriyet, insanın yaratıcısının koyduğu sınırların içinde korunmasıdır.
2. MADDE: BAŞÖRTÜSÜNÜN HÜKMÜ
AYET-İ KERİME
وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّۖ
Meali: "Ziynetlerini açığa vurmasınlar. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar (boyun ve göğüslerini örtecek şekilde) salsınlar!" (Nûr, 31)
HADİS-İ ŞERİF
اَلْمَرْأَةُ عَوْرَةٌ، فَاِذَا خَرَجَتْ اِسْتَشْرَفَهَا الشَّيْطَانُ
Meali: "Kadın (baştan aşağı) avrettir. Dışarı çıktığı zaman şeytan ona gözünü diker (onu fitne unsuru olarak kullanır)!" (Tirmizî, Radâ, 18)
Nüzul Sebebi: Kadınların ziynetlerini sadece mahremlerine göstermelerini sağlamak ve toplumsal fitnenin önüne geçmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Hımar" (başörtüsü), kadının saçını, boynunu ve göğüs kısmını örtmek için kullanılan örtüdür. İslam, kadının güzelliğini mahrem olmayan bakışlardan koruyarak onu "izzet sahibi" kılmayı hedefler.
Sahabe Kıssası: Nur suresi indiğinde Ensar kadınları hemen elbiselerinden parçalar yırtarak başlarını ve göğüslerini örttüler; vakarla yürüdüler.
Kıssadan Hisse: Emre itaat, modaya uymaktan evladır.
3. MADDE: TEBERRÜC (AÇILIP SAÇILMA) YASAĞI
AYET-İ KERİME
وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۬لٰى
Meali: "Evlerinizde vakarla oturun. Önceki cahiliye devrinde olduğu gibi süslenip püslenerek (teberrüc yaparak) sokağa çıkmayın!" (Ahzâb, 33)
HADİS-İ ŞERİF
أَيُّمَا امْرَأَةٍ اسْتَعْطَرَتْ فَمَرَّتْ عَلَى قَوْمٍ لِيَجِدُوا مِنْ رِيحِهَا فَهِيَ زَانِيَةٌ
Meali: "Herhangi bir kadın koku sürünür ve kokusunu hissettirmek için bir topluluğun yanından geçerse, o (göz zinasına sebep olduğu için) bir zaniyedir!" (Nesâî, Zînet, 35)
Nüzul Sebebi: Müslüman kadının şahsiyetini sokak süsü olmaktan kurtarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Teberrüc; kadının süslerini ve güzelliğini yabancılara göstermesidir. Dışarıda boyasıyla, kokusuyla dikkat çeken kadın Rabbinden uzaklaşmıştır.
Sahabe Kıssası: Hz. Fatıma (Hz.) vefat edeceği zaman, cenazesinin vücut hatlarının belli olmaması için tabutun üzerine özel bir çatı yapılmasını vasiyet etmiştir.
Kıssadan Hisse: Ölüsünün bile mahremiyetini düşünenlerden, dirisini teşhir edenlere!
4. MADDE: TAKVA ELBİSESİ
AYET-İ KERİME
يَا بَن۪يٓ اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ وَر۪يشًاۜ وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ
Meali: "Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva elbisesi ise en hayırlı olanıdır!" (A'râf, 26)
HADİS-İ ŞERİF
اَلْحَيَاءُ مِنَ الْا۪يمَانِ وَالْا۪يمَانُ ف۪ي الْجَنَّةِ
Meali: "Hayâ imandandır, iman ise cennettedir!" (Tirmizî, Birr, 65)
Nüzul Sebebi: Elbisenin sadece bir aksesuar değil, insanı hayvandan ayıran bir vakar ve takva nişanesi olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Takva elbisesi, dıştaki örtünün iç dünyadaki imanla taçlanmasıdır. Hayânın gittiği yerden iman sessizce çekilir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) o kadar hayâ sahibiydi ki, evinde banyo yaparken bile meleklerden haya eder, kat kat giyinirdi.
Kıssadan Hisse: Meleklerin hayâ ettiği bir Osman’dan, sosyal medyada mahremiyetini satan bir nesle!
5. MADDE: GÖZÜ SAKINMAK VE İFFET
AYET-İ KERİME
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْۜ
Meali: "(Ey Peygamber!) Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar!" (Nûr, 30)
HADİS-İ ŞERİF
النَّظْرَةُ سَهْمٌ مَسْمُومٌ مِنْ سِهَامِ إِبْلِيسَ
Meali: "Haram bakış, İblis'in zehirli oklarından bir oktur!" (Hâkim, Müstedrek, 4/349)
Nüzul Sebebi: Tesettürün sadece kadınlara değil, erkeklerin göz kapaklarına da farz kılındığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Erkek için asıl imtihan; emanet edilen aileyi korumaktır. Gözünü haramdan sakınmayan erkek, karısının ve kızının tesettürünü de dert edinmez.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) bir kadına ikinci kez baktığında Resûlullah (S.a.v.) onu uyarmış: "Ya Ali! İlk bakış lehinedir ama ikinci bakış aleyhinedir!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Göz kapakları, ruhun tesettürüdür!
6. MADDE: ZİNAYA YAKLAŞMAK
AYET-İ KERİME
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰىٓ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَآءَ سَب۪يلًا
Meali: "Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur!" (İsrâ, 32)
HADİS-İ ŞERİF
لَا يَخْلُوَنَّ رَجُلٌ بِامْرَأَةٍ إِلَّا كَانَ ثَالِثُهُمَا الشَّيْطَانُ
Meali: "Bir erkek bir kadınla mahremi olmadan baş başa kalırsa, üçüncüleri mutlaka şeytandır!" (Tirmizî, Radâ, 16)
NÜZUL SEBEBİ
Cahiliye döneminde zina yaygınlaştırılmış, bazıları bunu özgürlük ve geçim yolu gibi göstermişti. Allah Teâlâ bu ayeti indirerek sadece zinayı değil, zinaya götüren bakış, konuşma, yalnız kalma ve teşhir gibi bütün yolları da haram kılmıştır. Ayette “zina etmeyin” değil, “zinaya yaklaşmayın” buyrularak günaha götüren kapılar daha baştan kapatılmıştır.
Az ve Öz Tefsir
Zina sadece yatak odasında işlenmez; bakışlarda, konuşmalarda ve teşhirde başlar. Zinanın yakınına düşen, ateşin içine adım atmıştır.
Sahabe Kıssası
Bir genç Resûlullah (S.a.v.)’a gelip zina için izin isteyince, O (S.a.v.) "Bunu annen, kızın veya teyzen için ister miydin?" diyerek mahremiyetin kutsiyetini kalbine kazımıştır.
Kıssadan Hisse
Namusunu korumayan, imanını koruyamaz.
7. MADDE: EV MAHREMİYETİNİN İHLALİ
AYET-İ KERİME
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتّٰى تَسْتَاْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلٰٓى اَهْلِهَاۜ
Meali: "Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip izin almadan ve selam vermeden girmeyin!" (Nûr, 27)
HADİS-İ ŞERİF
إِنَّمَا جُعِلَ الِاسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ
Meali: "İzin istemek, gözün ev içindeki mahremiyeti görmemesi içindir!" (Buhârî, İsti'zân, 11)
NÜZUL SEBEBİ
Bazı insanlar izin istemeden evlere giriyor, ev halkını hazırlıksız ve mahrem halleriyle görüyordu. Bunun üzerine Allah Teâlâ, müminlerin mahremiyetini korumak için bu ayeti indirdi. Böylece İslam, evlerin dokunulmazlığını ve aile mahremiyetini kesin hüküm altına aldı.
Az ve Öz Tefsir
Ev, müminin kalesidir. Bugün sosyal medyada evinin içini, sofrasını ve eşini teşhir edenler, bu kalenin kapılarını kendi elleriyle şeytana açan gafillerdir.
Sahabe Kıssası
Bir adam Resûlullah (S.a.v.)’ın evine kapı deliğinden bakınca, Resûlullah (S.a.v.); "Eğer baksaydın şu tarağı gözüne sokardım!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse
Evinin sırrını açan, iffetinin kapısını açık bırakmıştır.
8. MADDE: EMANETİN HESABI
AYET-İ KERİME
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُوٓا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
Meali: "Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten koruyun!" (Tahrîm, 6)
HADİS-İ ŞERİF
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
Meali: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz!" (Buhârî, Cum'a, 11)
NÜZUL SEBEBİ
Bu ayet, müminlerin sadece kendi ibadetlerinden değil; ailelerinin dini terbiyesi, ahlakı ve korunmasından da sorumlu olduğunu bildirmek için indirilmiştir. Sahabeler bu ayeti duyunca, “Ailemizi ateşten nasıl koruyacağız?” diye sordular. Resûlullah (S.a.v.) ise onlara Allah’ın emirlerini öğretmeyi ve haramlardan sakındırmayı tavsiye etti.
Az ve Öz Tefsir
Evindeki emaneti (eşini, kızını) tesettürle korumayan erkek, emanetçiye hesap veremez. "Hanımım böyle istiyor" mazereti, cehennemde sahibine hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Sahabe Kıssası
Bir sahabe, ailesine bir şeyi yasakladığında; "Sakın ha! İnsanlara yasakladığım bir şeyi ailem yaparsa, cezanızı iki kat veririm!" diyerek otoritesini sağlamıştır.
Kıssadan Hisse
Ailesini ateşten korumayan, başkasının ateşine odun taşır.
9. MADDE: DEYYUSLUK BELASI
AYET-İ KERİME
اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ
Meali: "Erkekler, kadınların koruyup gözeticileridir!" (Nisâ, 34)
HADİS-İ ŞERİF
ثَلَاثَةٌ لَا يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ أَبَدًا: اَلدَّيُّوثُ...
Meali: "Üç sınıf vardır ki cennete asla giremezler: İlki deyyustur (ailesindeki hayâsızlığa göz yuman erkektir)!" (Taberânî, Mu’cemü’l-Kebîr, 12/281)
NÜZUL SEBEBİ
Bu ayet, aile içinde erkeğin sorumluluğunu, koruyuculuğunu ve geçim yükümlülüğünü açıklamak üzere indirilmiştir. Cahiliye anlayışındaki zulüm ve başıboşluğu kaldırarak aileyi disiplin, merhamet ve sorumluluk üzerine bina etmiştir. Ayet, üstünlüğü baskıda değil; sorumluluk ve emaneti korumada göstermektedir.
Az ve Öz Tefsir
Moda veya çağdaşlık adı altında eşinin teşhirine ses çıkarmayan, namusunu kıskanmayan erkekte imanın kokusu kalmamıştır.
Sahabe Kıssası
Bir sahabe, karısının başka yabancılarla olması durumunda kılıcıyla vuracağını söyleyince, Resûlullah (S.a.v.); "Allah benden de kıskançtır!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse
Namusu için öfkelenmeyenin kalbi ölmüştür.
10. MADDE: EMRETMEK VE SABRETMEK
AYET-İ KERİME
وَاْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاۜ
Meali: "Ailene namazı (ve tesettürü) emret ve kendin de ona sabırla devam et!" (Tâhâ, 132)
HADİS-İ ŞERİF
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ
Meali: "Sizden kim bir kötülük görürse onu gücüyle düzeltsin!" (Müslim, İman, 78)
NÜZUL SEBEBİ
Bu ayet, Resûlullah (S.a.v.)’a ve bütün müminlere ailelerini ibadet, edep ve kulluk üzere yetiştirmelerini emretmek için indirilmiştir. Müfessirler, ayetin özellikle aile içinde dini eğitimin sürekliliğini ve sabırla devam ettirilmesini vurguladığını belirtmişlerdir.
Az ve Öz Tefsir
Erkek, evinde pasif bir izleyici olamaz. Hanımını moda kurbanı olmaktan kurtarmak, erkeğin en temel müslümanlık vazifesidir.
Sahabe Kıssası
Bir sahabe, eşinin dışarı çıkarken koku süründüğünü fark edince, kokusu gidene kadar onu dışarı çıkarmayarak mahremiyet dersi vermiştir.
Kıssadan Hisse
Evinde otorite kuramayan, mahşerde mazeret üretemez.
11. MADDE: İSLAM'DA HAYÂNIN MERKEZİ
AYET-İ KERİME
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْ
Meali: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur!" (Ahzâb, 36)
HADİS-İ ŞERİF
إِنَّ لِكُلِّ دِينٍ خُلُقًا وَخُلُقُ الْإِسْلَامِ الْحَيَاءُ
Meali: "Her dinin bir ahlakı vardır; İslam'ın ahlakı ise hayâdır!" (İbn Mâce, Zühd, 17)
Nüzul Sebebi: Hz. Zeyneb (Hz.) ile Zeyd b. Hârise (Hz.) arasındaki evlilik meselesi üzerine, kulun Allah'ın hükmüne karşı "acaba" demesinin imanı zedeleyeceği bildirilmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam'da "benim tercihim", "ben böyle rahat ediyorum" gibi cümlelerin yeri yoktur. Tesettür bir tercihtir değil, mutlak bir emirdir.
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) annemiz, Hz. Ömer (Hz.) vefat edip yanına defnedilinceye kadar, kendi evinde bile "burada artık bir yabancı var" diyerek başını örterek gezmiştir.
Kıssadan Hisse: Hayâsı olmayanın dini de yoktur.
12. MADDE: ÖRTÜYÜ PAZARLIK KONUSU YAPMAK
AYET-İ KERİME
اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ
Meali: "Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?" (Bakara, 85)
HADİS-İ ŞERİF
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ
Meali: "Bizim işimizde (dinimizde) olmayan bir şeyi kim ortaya çıkarırsa o reddedilmiştir!" (Buhârî, Sulh, 5)
Nüzul Sebebi: Yahudilerin kendi işlerine gelen ayetleri kabul edip, işlerine gelmeyenleri (cizye ve diğer hükümler) reddetmeleri üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Örtünmeyi "çağa uydurmak" isteyenler, aslında Allah'ın ayetlerini kendi nefislerine göre budayanlardır. Din pazarlık edilmez, yaşanır.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mesud (Hz.) kendisine bir mesele sorulduğunda, "Eğer Allah'ın kitabı ve Resulü'nün hadisi yoksa, kendimden yorum yapmaktan korkarım!" demiştir.
Kıssadan Hisse: Dini aslından koparan, dinin sahibiyle savaşır.
13. MADDE: SÜSÜN TEŞHİRİ VE GÖZ ZİNASI
AYET-İ KERİME
وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّ
Meali: "Gizledikleri ziynetleri (halhal gibi) bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar!" (Nûr, 31)
HADİS-İ ŞERİF
فَالْعَيْنَانِ تَزْنِيَانِ وَزِنَاهُمَا النَّظَرُ
Meali: "Gözler de zina eder; gözlerin zinası ise harama bakmaktır!" (Buhârî, İsti'zân, 12)
Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde kadınların, ayaklarındaki halhalları ses çıkartarak erkeklerin dikkatini çekmek için yere vurmaları üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam, sadece görünüşü değil, sesi bile fitne kapısı olmaktan çıkarmıştır. Bir kadının varlığını belli etme çabası, nefsini ön plana çıkarma arzusuyla alakalıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Fatıma (Hz.) evinden çıkarken, sesinin bile yabancı erkekler tarafından duyulmaması için son derece sessiz hareket ederdi.
Kıssadan Hisse: Sesiyle bile dikkat çekmek isteyen, kalbindeki hastalığı dışa vurur.
14. MADDE: EŞİT Mİ, ADİL Mİ?
AYET-İ KERİME
وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌ
Meali: "Erkeklerin kadınlar üzerinde (sorumluluk ve koruyuculuktan kaynaklanan) bir dereceleri vardır!" (Bakara, 228)
HADİS-İ ŞERİF
اِتَّقُوا اللّٰهَ فِي النِّسَاءِ
Meali: "Kadınlar konusunda Allah'tan korkun (onların haklarını koruyun ve onları İslam'a uygun yaşatın)!" (Müslim, Hacc, 147)
Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde kadının mal gibi görülmesi ve hiç hakkının olmaması karşısında, kadının izzetini koruyan ve erkeği ona karşı sorumlu tutan hükümlerin inmesiyle ilgilidir.
Az ve Öz Tefsir: İslam'da eşitlik iddiası, yaratılış fıtratına aykırıdır. Erkek, ailenin koruyucu duvarıdır; duvar yıkılırsa çatı çöker.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), eşinin tesettürüne ve iffetine o kadar titizdi ki, "Eşlerinizin iffeti sizin iffetinizdir" diye tebliğ ederdi.
Kıssadan Hisse: Erkeğin namusunu korumadığı kadın, sokakların oyuncağı olur.
15. MADDE: İBRET ALMAYANIN SONU
AYET-İ KERİME
فَاعْتَبِرُوا يَآ اُو۬لِي الْاَبْصَارِ
Meali: "Ey basiret sahipleri, ibret alın!" (Haşr, 2)
HADİS-İ ŞERİF
اَلْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ
Meali: "Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır!" (Tirmizî, Kıyâme, 25)
Nüzul Sebebi: Benî Nadir Yahudilerinin ihanet edip yurtlarından sürgün edilmeleri üzerine, müminlerin bu olaydan ibret almaları için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettürsüzlük bir medeniyet değil, bir çöküş projesidir. Geçmiş ümmetlerin helakine bakın; hepsinin altında ahlaki yozlaşma ve mahremiyetin çiğnenmesi yatar.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebu Bekir (Hz.), "Ey insanlar! Eğer siz dünyayı ahirete tercih ederseniz, Allah da sizi dünyada rezil eder!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Bugünün modası, yarının cehennemidir.
16. MADDE: ÖRTÜNMENİN AYIRT EDİCİ ÖZELLİĞİ
AYET-İ KERİME
ذٰلِكَ اَدْنٰٓى اَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ
Meali: "Bu (örtünmeleri), tanınıp incitilmemeleri için daha uygundur." (Ahzâb, 59)
HADİS-İ ŞERİF
مَنْ لَبِسَ ثَوْبَ شُهْرَةٍ أَلْبَسَهُ اللَّهُ ثَوْبَ مَذَلَّةٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
Meali: "Kim (kibir veya teşhir için) şöhret elbisesi giyerse, Allah ona kıyamet gününde zillet elbisesi giydirir!" (Ebû Dâvûd, Libâs, 5)
Nüzul Sebebi: Müslüman kadınların, hür kadın ile cariye arasında ayrım yapılamadığı için dışarı çıktıklarında bazen yanlış anlaşılarak tacize uğramaları üzerine, vakarlarını korumaları için bu emir gelmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettür, mümin kadına bir "kimlik" kazandırır. Tesettürlü kadın, "Ben Allah'ın koruması altındayım" mesajını verir. Şöhret elbisesi ise (dikkat çekmek için giyilen modern kıyafetler) kadını meta haline getirir.
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) kendisine "Kadınlar niçin örtünür?" diye sorulduğunda, "Allah onları incinmekten korumak ve izzetlerini muhafaza etmek için örtmüştür" cevabını vermiştir.
Kıssadan Hisse: İzzeti örtüde aramayan, zilleti sokakta bulur.
17. MADDE: İÇ DÜNYANIN DIŞA YANSIMASI
AYET-İ KERİME
وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ
Meali: "Başörtülerini yakalarının üzerine kadar (göğüslerini de örtecek şekilde) salsınlar." (Nûr, 31)
HADİS-İ ŞERİF
إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ
Meali: "Allah sizin şekillerinize ve mallarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar!" (Müslim, Birr, 33)
Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde yakaları açık gezilerek boyun ve gerdanın teşhir edilmesi üzerine, bu tarzın mümin kadınlara yakışmadığı bildirilmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kalp temizliği iddiası, dış örtünün terk edilmesine bahane olamaz. Dıştaki örtü, içteki imanın yansımasıdır. Göğsünü örtmeyen, kalbini imana kapatmış demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Safiyye (Hz.) binti Şeybe anlatır: "Aişe (Hz.) yanımızdayken başörtülerini nasıl bağlayacaklarını soran kadınlara, en titiz şekilde nasıl örtünmeleri gerektiğini bizzat gösterirdi."
Kıssadan Hisse: İman, dışta bir nizama dönüşmüyorsa, içeride bir çelişki vardır.
18. MADDE: YABANCILARIN BAKIŞLARINA SET ÇEKMEK
AYET-İ KERİME
وَلَا يُبْد۪ينَ ز۪ينَتَهُنَّ اِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ اَوْ اٰبَائِهِنَّ...
Meali: "Ziynetlerini, kendi kocalarından, babalarından başkasına göstermesinler." (Nûr, 31)
HADİS-İ ŞERİF
لَا يَحِلُّ لِامْرَأَةٍ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أَنْ تُظْهِرَ زِينَتَهَا لِغَيْرِ مَحْرَمِهَا
Meali: "Allah'a ve ahiret gününe iman eden bir kadının, ziynetini mahremi olmayanlara göstermesi helal değildir!" (Taberânî, Evsat, 8/182)
Nüzul Sebebi: Kadınların süslerini yabancı erkeklere göstererek toplumda fitne oluşturmalarını engellemek ve mahremiyet sınırlarını çizmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ziynet; takı, makyaj, süslü kıyafet ve kadının dikkat çekici özellikleridir. İslam, bu cazibeyi sadece helaline (kocasına) saklamasını emreder.
Sahabe Kıssası: Hz. Ümmü Seleme (Hz.) anlatıyor: "Peygamber (S.a.v.) yanımıza girdiğinde, bir adam vardı (İbn Ümmü Mektum). Resûlullah (S.a.v.) bize 'Örtünün!' buyurdu. 'O kör değil mi?' deyince, 'O kör olsa da siz kör değilsiniz!' buyurdu."
Kıssadan Hisse: Mahremiyet, sadece gözle değil, niyetle korunur.
19. MADDE: İHTİYARLIK VE ÖRTÜNME
AYET-İ KERİME
وَالْقَوَاعِدُ مِنَ النِّسَآءِ اللّٰات۪ي لَا يَرْجُونَ نِكَاحًا فَلَيْسَ عَلَيْهِنَّ جُنَاحٌ اَنْ يَضَعْنَ ثِيَابَهُنَّ غَيْرَ مُتَبَرِّجَاتٍ بِز۪ينَةٍ
Meali: "Evlenme ümidi kalmayan yaşlı kadınların, süslerini açığa vurmaksızın dış elbiselerini (cilbablarını) çıkarmalarında bir günah yoktur." (Nûr, 60)
HADİS-İ ŞERİF
مَا مِنْ مُسْلِمَةٍ تَضَعُ ثِيَابَهَا فِي غَيْرِ بَيْتِ زَوْجِهَا إِلَّا هَتَكَتِ السِّتْرَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ رَبِّهَا
Meali: "Hangi kadın, eşinin evi dışında (mahrem olmayan yerlerde) elbiselerini çıkarırsa, Allah ile arasındaki perdeyi yırtmış olur!" (Tirmizî, Edeb, 79)
Nüzul Sebebi: Yaşlı kadınların, artık evlilik yaşı geçtikten sonra üzerlerine aldıkları ağır dış örtüleri çıkarma konusunda yaşadıkları zorluk üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Yaşlılıkta kolaylık tanınması, tesettürün genel hükmünü ortadan kaldırmaz. Teberrüc (süs gösterişi) her yaşta haramdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Sevde (Hz.) annemiz, yaşlandığında bile tesettürüne o kadar titiz davranırdı ki, "Resûlullah (S.a.v.)'ın bana öğrettiği edebten asla ayrılmam" derdi.
Kıssadan Hisse: İbadetin ve hayânın emekliliği olmaz.
20. MADDE: GÖZÜN HİMAYESİNDE TESETTÜR
AYET-İ KERİME
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ
Meali: "Mümin erkeklere söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar!" (Nûr, 30)
HADİS-İ ŞERİF
إِيَّاكُمْ وَالْجُلُوسَ عَلَى الطُّرُقَاتِ... غَضُّ الْبَصَرِ وَكَفُّ الْأَذَى
Meali: "Yol kenarlarında oturmaktan sakının! (Oturursanız da) gözünüzü haramdan sakının ve insanlara eziyet etmeyin!" (Buhârî, Mezalim, 22)
Nüzul Sebebi: Bazı erkeklerin yollarda oturup geçen kadınlara bakmaları, onları rahatsız etmeleri üzerine bu ayet ve hadislerle tesettürün korunması emredilmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettür bir bütündür; kadın tesettürle korunurken, erkek de gözünü sakınarak onu korur. Erkek gözünü muhafaza etmezse, kadının tesettürünün bir anlamı kalmaz.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir gün çarşıdan geçerken başını hiç kaldırmaz, sadece önüne bakardı. "Neden başını kaldırmıyorsun?" denilince, "Etrafta görmemem gereken çok şey var" demiştir.
Kıssadan Hisse: İffeti korumak, sadece kadının değil, erkek gözünün de görevidir
21. MADDE: EVİNDE OTURMANIN İZZETİ
AYET-İ KERİME
وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ
Meali: "Evlerinizde vakarla (huzur ve sükunet içinde) oturun." (Ahzâb, 33)
HADİS-İ ŞERİF
لَا تَمْنَعُوا نِسَاءَكُمُ الْمَسَاجِدَ وَبُيُوتُهُنَّ خَيْرٌ لَهُنَّ
Meali: "Kadınlarınızın mescitlere gitmesine engel olmayın; ancak (bilin ki) evleri onlar için (tesettür ve iffet açısından) daha hayırlıdır!" (Ebû Dâvûd, Salât, 53)
Nüzul Sebebi: Resûlullah (S.a.v.)'ın eşlerinin ve mümin kadınların, toplumun içine karışarak fıtratlarına aykırı bir hayat sürmemeleri ve evlerini bir mektebe dönüştürmeleri için indirilmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kadının evi, onun tesettürünü en doğal ve en emin şekilde muhafaza ettiği kaledir. Dışarı çıkma mecburiyeti (zaruret) olmadıkça evin huzurunda kalmak, iffetin en büyük koruyucusudur.
Sahabe Kıssası: Hz. Fatıma (Hz.), evinden çıkmak zorunda kaldığı nadir anlarda bile o kadar ağır bir örtüye bürünürdü ki, kimliği bir yabancı tarafından asla teşhis edilemezdi.
Kıssadan Hisse: Ev, kadının izzetini muhafaza ettiği bir karargâhtır.
22. MADDE: GÖSTERİŞ VE KİBİR ÖRTÜSÜ
AYET-İ KERİME
وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۬لٰى
Meali: "Önceki cahiliye dönemindeki gibi süslenip püslenerek çıkmayın." (Ahzâb, 33)
HADİS-İ ŞERİF
سَيَكُونُ فِي آخِرِ أُمَّتِي رِجَالٌ يَرْكَبُونَ عَلَى سُرُوجٍ كَأَشْبَاهِ الرِّحَالِ يَنْزِلُونَ عَلَى أَبْوَابِ الْمَسَاجِدِ، نِسَاؤُهُمْ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ
Meali: "Ümmetimin sonunda binekler (veya modern vasıtalar) üzerinde cami kapılarına gelen erkekler olacak; (onların) kadınları giyinik oldukları halde çıplak olacaklardır!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/223)
Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde kadınların, ziynetlerini açarak dikkat çekmek için kabileleri dolaşmaları ve bu durumun toplumsal yozlaşmaya sebep olması üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Teberrüc, tesettürün tam zıddıdır. Örtünmenin gayesi, süsü gizlemektir; süsü sergilemek ise Allah'ın emrine karşı bir başkaldırıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ümmü Seleme (Hz.) anlatır: "Bir gün kadınlar, süslenerek dışarı çıktıklarında Resûlullah (S.a.v.) onları görünce yüzünü çevirdi ve 'Bu ne büyük bir fitne!' buyurdu."
Kıssadan Hisse: İmanını modaya kurban eden, ahiretini ateşe atar.
23. MADDE: ELBİSENİN ŞEFFAFLIK SINIRI
AYET-İ KERİME
وَيُدْن۪ينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَاب۪يبِهِنَّ
Meali: "Üstlerine (vücut hatlarını belli etmeyecek) cilbablarını alsınlar." (Ahzâb, 59)
HADİS-İ ŞERİF
يَا أَسْمَاءُ إِنَّ الْمَرْأَةَ إِذَا بَلَغَتِ الْمَحِيضَ لَمْ تَصْلُحْ أَنْ يُرَى مِنْهَا إِلَّا هَذَا وَهَذَا (وَأَشَارَ إِلَى وَجْهِهِ وَكَفَّيْهِ)
Meali: "Ey Esma! Kadın hayız çağına erdiğinde, (yüzü ve ellerini işaret ederek) şunlardan başkasının görünmesi uygun değildir!" (Ebû Dâvûd, Libâs, 31)
Nüzul Sebebi: Hz. Ebû Bekir (Hz.)'in kızı Hz. Esma (Hz.), ince bir kıyafetle Peygamberimizin (S.a.v.) huzuruna geldiğinde, onun bu ikazı üzerine inen hükümle tesettürün sınırları netleşmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettür, vücudun hatlarını örtmeyi gerektirir. Elbisenin altını gösterecek kadar şeffaf veya vücuda yapışacak kadar dar olması, örtünme manasına gelmez.
Sahabe Kıssası: Hz. Esma (Hz.), Resûlullah (S.a.v.)'ın bu uyarısından sonra ömrünün sonuna kadar tesettüründe en ufak bir gevşeklik göstermemiştir.
Kıssadan Hisse: Şeffaf örtü, çıplaklığın yeni adıdır.
24. MADDE: AYAKKABI SESİNİN FİTNESİ
AYET-İ KERİME
وَلَا يَضْرِبْنَ بِاَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْف۪ينَ مِنْ ز۪ينَتِهِنَّ
Meali: "Gizledikleri süsleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar." (Nûr, 31)
HADİS-İ ŞERİF
لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الرَّجُلَةَ مِنَ النِّسَاءِ
Meali: "Resûlullah (S.a.v.), erkekleşen (giyinişi ve tavrıyla erkeklere benzeyen) kadınlara lanet etmiştir!" (Ebû Dâvûd, Libâs, 28)
Nüzul Sebebi: Kadınların süslerini, seslerini veya duruşlarını erkeklerin dikkatini çekecek şekilde kullanmaları, fıtrata ve tesettürün ruhuna aykırı olduğu için yasaklanmıştır.
Az ve Öz Tefsir: Tesettür, bir vakar meselesidir. Kadının yürüyüşü, sesi ve duruşu; onun iffetinin bir yansıması olmalıdır. Dikkat çekmek için çırpınan, imtihanı kaybetmiştir.
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) annemiz, yürürken veya konuşurken hiçbir zaman yabancı erkeklerin dikkatini çekecek bir tavır sergilemezdi.
Kıssadan Hisse: Dikkat çekmek, iffeti bozmakla başlar.
25. MADDE: TESETTÜRÜN RABBÂNÎ HİKMETİ
AYET-İ KERİME
يَا بَن۪يٓ اٰدَمَ قَدْ اَنْزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَار۪ي سَوْاٰتِكُمْ
Meali: "Size avret yerlerinizi örtecek elbiseler indirdik." (A'râf, 26)
HADİS-İ ŞERİF
الْحَيَاءُ لَا يَأْتِي إِلَّا بِخَيْرٍ
Meali: "Hayâ, (insana) ancak hayır getirir!" (Buhârî, Edeb, 77)
Nüzul Sebebi: İnsanlığın başından itibaren, örtünmenin sadece bir gelenek değil, Allah'ın insan fıtratına yerleştirdiği bir korunma kalkanı olduğu bildirilmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Örtü, insanın "insan" olma izzetidir. Hayvanlar örtünmez, ama akıl ve iman sahibi olan insan, mahremiyetini örterek Rabbine yakınlaşır.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.)'ın, "Eğer dünyadaki bütün kadınlar iffetli yaşasaydı, cennetin kapıları daha erken açılırdı" buyurduğu rivayet edilir.
Kıssadan Hisse: Örtünmek, insanı hayvani arzuların esaretinden kurtarır.
26. MADDE: İMANIN GÖZ NURU: GÖZÜ SAKINMAK
AYET-İ KERİME
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ
Meali: "Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar." (Nûr, 30)
HADİS-İ ŞERİF
لَا تُتْبِعِ النَّظْرَةَ النَّظْرَةَ، فَإِنَّمَا لَكَ الْأُولَى وَلَيْسَتْ لَكَ الْآخِرَةُ
Meali: "Bakışını bakışına ekleme! Zira ilk bakış senindir (masumdur), ancak ikincisi aleyhinedir (harama girer)!" (Tirmizî, Edeb, 28)
Nüzul Sebebi: Erkeklerin kontrolsüz bakışlarının, mümin kadınların tesettürünü değersizleştirmesi ve toplumsal iffeti zedeleyerek kalpleri karartması üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kadının tesettürü varsa, erkeğin de gözü tesettürlü olmalıdır. Gözü dizginlenmeyen bir erkeğin, hanımının iffetine sahip çıkması beklenemez.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) bir gün harama bakmaktan şiddetle kaçınınca, "Gözlerimi sakınarak kalbimi muhafaza ediyorum" demiştir.
Kıssadan Hisse: Haram bakış, imanın ocağına düşen kor ateştir.
27. MADDE: HAYA İLE İMANIN AYRILMAZLIĞI
AYET-İ KERİME
وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ
Meali: "Irzlarını (iffetlerini) koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar " (Ahzâb, 35)
HADİS-İ ŞERİF
إِنَّ مِمَّا أَدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلَامِ النُّبُوَّةِ الْأُولَى: إِذَا لَمْ تَسْتَحْيِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ
Meali: "İlk peygamberlerden beri gelen halkın bildiği söz şudur: 'Hayâ etmiyorsan, dilediğini yap (nasılsa hesabını vereceksin)!" (Buhârî, Enbiyâ, 54)
Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılış gayesi olan hayânın, toplum içinde yitirilmeye başlanması üzerine, insanı dizginleyen en büyük gücün "hayâ" olduğu hatırlatılmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettür, hayânın vücut bulmuş halidir. Hayâsız bir tesettür, içi boş bir kabuk gibidir; sadece dışarıya karşı bir kamuflajdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Aişe (Hz.) annemiz, babası Hz. Ebû Bekir (Hz.)'in kabri yanında bile örtüsünü asla açmaz, "Yanımda yabancı değil, eşim ve babam var ama ben yine de hayâmdan vazgeçmem" buyururdu.
Kıssadan Hisse: Hayâ gittiğinde, insanlık sadece bir isimden ibaret kalır.
28. MADDE: İFFETİN ŞAHİDİ OLAN ELBİSE
AYET-İ KERİME
وَلِبَاسُ التَّقْوٰى ذٰلِكَ خَيْرٌۜ
Meali: "Takva (Allah'tan korkma) elbisesi, en hayırlı olandır." (A'râf, 26)
HADİS-İ ŞERİF
مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ
Meali: "Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır!" (Ebû Dâvûd, Libâs, 4)
Nüzul Sebebi: Müslümanların, gayrimüslimlerin veya ahlaki yozlaşma içindeki toplumların giyim tarzlarını taklit ederek kendi kimliklerini kaybetmeleri üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Takva elbisesi, imanın dışarıya vuran kıyafetidir. Batı taklitçiliğiyle örtünmek, hem kendi iffetini hem de İslam'ın vakarı üzerinde leke bırakmaktır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir keresinde çarşıda gördüğü ve dışarıdan gelen modaya uyarak örtüsünü incelten bir kadına, "Sen Allah'ın emrine mi uymak istiyorsun, yoksa insanların nefislerine mi?" diye sormuştur.
Kıssadan Hisse: İffetini dünyaya değişen, ebedi olanı kaybeder.
29. MADDE: İKİNCİ SINIF CEHENNEMLİK OLMA TEHLİKESİ
AYET-İ KERİME
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ اِذَا قَضَى اللّٰهُ وَرَسُولُهُ اَمْرًا اَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ اَمْرِهِمْ
Meali: "Allah ve Resulü bir işe hükmettiğinde, mümin erkek ve kadının o konuda tercih hakkı yoktur." (Ahzâb, 36)
HADİS-İ ŞERİF
نِسَاءٌ كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ مَائِلاتٌ مُمِيلاتٌ لَا يَدْخُلْنَ الْجَنَّةَ
Meali: "Giyinik çıplaklar, başkalarını günaha meylettirenler Onlar cennete giremezler!" (Müslim, Cennet, 52)
Nüzul Sebebi: Tesettürün sadece bir sosyal kural değil, bir iman meselesi olduğunun anlaşılması ve Allah'ın emri karşısında kendi nefsi tercihlerini ön plana çıkaranların uyarılması için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Giyinik çıplak" olmak; vücudu kapatan bir bez parçası olup da, o bezin altındaki bedeni teşhir etmek, dar giyinmek veya vücut hatlarını belirginleştirmektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Abbas (Hz.) bu ayet ve hadisleri açıklarken, "İffet, kıyamet gününde müminin en büyük şahidi olacak" demiştir.
Kıssadan Hisse: Cennetin kokusuna hasret kalmak istemiyorsan, tesettürü nefsinle değil, ayetle ölç!
30. MADDE: SON NEFESE KADAR EMANETİ KORUMAK
AYET-İ KERİME
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ
Meali: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes yarına (ahiretine) ne hazırladığına baksın!" (Haşr, 18)
HADİS-İ ŞERİF
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
Meali: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz (gözetmekle yükümlü olduğunuz) reayanızdan sorumlusunuz." (Buhârî, Vesâyâ, 9)
Nüzul Sebebi: Dünyanın geçiciliğini ve her ferdin kendi amellerinden (aile içi eğitim ve mahremiyet dahil) hesaba çekileceğini hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tesettürsüzlük bir "bugün" hastalığıdır, ancak hesabı "yarına" (ahirete) kalacak kadar ağır bir borçtur. Emanet (kadın, kız, eş), sahibine iade edilene kadar korunmalıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Fatıma (Hz.) son anlarında bile örtüsüyle ilgili endişe duyduğunda, Hz. Ebu Bekir (Hz.)'in kızı Hz. Esma (Hz.) onun emanetini, yani iffetini koruyarak cenazesiyle ilgilenmiştir.
Kıssadan Hisse: Dünyada "modaya" göre giyinen, ahirette "ateşe" göre soyunur.
1. ANA BÖLÜM: TESETTÜRÜN FARZİYETİ VE "GİYİNİK ÇIPLAKLAR"IN DEHŞETİ
İFFETİN İZZETİ: MAHŞERİN HAYÂSIZLIK RÜSVAYLIĞINA SON UYARI!
DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!
Burada kelimeler tükendi, şimdi vicdanın feryadı başlıyor! 40 ayet ve hadisle modanın köleleştirdiği iffeti, sokağa dökülen mahremiyeti ve deyyusluk çukurunu önüne katıp süpürdük! Şimdi soruyorum sana ey nefsim! Soruyorum sana ey "herkes açılıyor, zaman bunu gerektiriyor" diyen gafil! "EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? DÜNYADA ÜÇ BEŞ KİŞİNİN BEĞENİSİ İÇİN BEDENİNİ SERGİLEYEN, YARIN MİZAN KURULDUĞUNDA, ATEŞTEN ELBİSELER GİYDİRİLDİĞİNDE KİMİN YARDIMINI BEKLEYECEKSİN? İDRAK ETMEZ MİSİN? ÖLECEKSİN!"
EY ALLAH’IN EMANETİ OLAN NAMUSUNU SOKAKLARIN VİTRİNİ YAPAN BİÇARE! "Hayâ imandandır!" hakikati dururken, nefsini modanın prangasına vuranların imanı, fırtınadaki örümcek ağı gibidir. Allah'ın "Örtün!" emrini bir kenara itip, elin kâfirinin "Açıl!" emrine itaat eden gafil! "İDRAK ETMEZ MİSİN? BUGÜN SOKAKLARDA GURURLA SERGİLEDİĞİN O BEDENİN, YARIN KABİRDE TOPRAĞIN VE BÖCEKLERİN SOFRASI OLDUĞUNDA, O ÇOK SEVDİĞİN MODA SENİ KURTARACAK MI?" Bugün Kur'an'ı ve Sünnet'i arkasına atıp, "giyinik çıplak" kervanına katılanlar; yarın mahşer meydanında hayâsızlıklarından dolayı yüzleri karardığında kimi çağıracaklar?
EY EMANETE İHANET EDEN, EVİNDEKİ İFFETİ KORUMAYAN REİS! "Erkekler kadınların koruyucusudur!" emri dururken, karısını ve kızını ateşin kucağına teşhirle atan gafil! "AKLINI KULLAN! YA SÜNNETİN AYDINLIĞINDA NAMUS GAYRETİYLE ALLAH’A RAM OLUR KURTULURSUN YA DA DEYYUSLUK DAMGASIYLA KENDİ ELİYLE HAZIRLADIĞIN CEHENNEME ODUN TAŞIRSIN!" Unutma; kabirde sana "Kaç takipçin vardı?" diye sormayacaklar, "Gözünü haramdan sakındın mı, aileni ateşten korudun mu?" diyecekler!
"EY GAFİL! İDRAK ET! ALLAH'IN SETTÂR İSMİNE SIĞINIP KAPANMAYANIN, MAHŞER MEYDANINDA TÜM AYIPLARI ORTAYA DÖKÜLECEK VE YÜZÜNE BAKILMAYACAKTIR!" Eğer bugün kalbindeki o "beğenilme" putunu "LÂ" (HAYIR!) balyozuyla yıkmazsan, yarın sonsuz bir rüsvaylığın pençesinde boğulmaya mahkumsun! "İffet sadece kadına değil, erkeğin göz kapaklarına da farzdır!"
MEHMET ERÇELİK
