Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Tövbe Edelim: Şaban'da Ramazan'a Hazırlık

İsmail Sezkin

TEVBE EDELİM


TEVBE EDELİM

Değerli Mü’minler!.. Mübarek günlerdeyiz… Recep ayı bitti, Şaban ayındayız…

رَجَبٌ شَهْرُ ،اللَّهِ

“Recep Allah’ın ayı…””

وَشَعْبَانُ ،شَهْرِي

“Şaban ayı Peygamberimizin ayı…””

وَرَمَضَانُ شَهْرُ أُمَّتِي

“Ramazan da biz Ümmet-i Muhammede Allah’ın vermiş olduğu bir ay…””

Zamanlar ve mekânlar farklıdır… Bu aylarda Cenab-ı Hakk kullarına daha çok rahmet ve merhamet ediyor… Kullarının daha çok günahlarını affediyor… Daha çok rahmetiyle ve merhametiyle muamelede bulunuyor… Biz müminlere düşen de; değerlendirmek, kadr-u kıymetini bilmek, daha çok ibadet ve taate yönelmek… İbadat-ü taatlerimizdeki noksanlarımızı tamamlamak için, yanlışlarımızı düzeltmek için elimizden gelen bütün gayreti sarf edeceğiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve merhamet aylarındayız… Kulluk edelim… Peygamberimizin tavsiye buyurdukları gibi; elimizden gelen bütün gayreti gösterelim… Bol bol istiğfarlar okuyalım… Cenab-ı Mevla’ya kendimizi affettirebilmek için elimizden gelen bütün gayreti sarf edelim…

Tövbe mevsimindeyiz… Arınma zamanındayız… Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden istifade etmeliyiz… Peygamber Efendimiz(SAV); “Cenab-ı Hakk rahmet ve merhamet elini değişik vesilelerle kullarına açar… Bütün rahmet kapılarını, bütün merhamet kapılarını açar” diyor… “Geceleyin açar; gündüz günah işleyen kullarım tövbe-istiğfar etsinler diye… Gündüz de rahmet elini kullarının üzerine açar; geceleyin günah işleyenler günahlarına tövbe etsinler de affedilsinler diye” diyor…

Yani Cenab-ı Mevla’nın rahmet kapısı 7/24 açık… Yeter ki kul tövbe etsin… Yeter ki kul günahına istiğfar etsin… Yeter ki pişman olsun diye… Kulun Allah-u Teâlâ’yı hatırlayıp da Mevlasına dönmesi o kadar değerli, o kadar kıymetli ki… Allah o kulundan razı oluyor…

وَالَّذٖينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ

““Herhangi bir günah işlerlerse, herhangi bir dalgınlıkta bulunurlarsa Allah'ı hatırlarlar… Rabbime karşı ayıp ettim… Ben bir kuldum böyle yapmamam lazımdı… Bu günaha tekrar niye girdim diye pişman olurlar… Nedamet ederler, utanırlar… Allah da onları affeder, bağışlar”(ALİ İMRAN;135) diyor Cenab-ı Allah…”

Hatta bu durumun Güneş batıdan doğuncaya kadar devam edeceğini söylüyor Peygamberimiz… Peygamberimizin bildirdiğine göre, güneşin batıdan doğduğu yani dünyanın sonunun geldiği kıyamet günü iyice yaklaştığında, “tövbe kapısı” artık tamamen kapanmış olacak… Yani o zamana kadar tövbe kapısı açık olacak Bir arkadaşım vardı; her sabah kalktığında ‘Çok şükür, bu gün de Güneş batıdan doğmamış’ derdi…

Değerli Mü’minler!.. Güneş bu gün yine doğudan doğdu, ama yarının garantisi yok… Ölümün ne zaman gelip çatacağı da belli değil… Onun için Peygamberimiz “Tövbesini, ibadetini, Allah'a kulluğunu yarına bırakanlar helak oldular” buyuruyor… Mevlana da “Sakın yarın yaparım deme… Nice yarınlar geçti, ne yaptın ki; yarın ne yapacaksın” diyor… “Sonra tarlaya tohum atmanın zamanı geçer de; tohum avucunda kalır… Pişman olursun” diyor…

Onun için; zaman şimdi, fırsat bu fırsat, mekânsa her yer… İşte bu gün ve geceler; en güzel zaman dilimlerinden biri… Biz de bunu fırsat olarak bilmeli ve değerlendirmeliyiz… Kur'an-ı Kerim ayetleri sık sık, Cenab-ı Hakk’ın tövbeleri kabul ettiğini müjdeliyor bize… Yeter ki ihlas olsun… Yeter ki samimiyet olsun Yeter ki şartlarına uygun olsun…

Kul günah işlediği zaman Mevlasına yönelirse… Samimiyetle tövbe-istiğfar ederse Cenab-ı Hakk kabul eder… Hiç şüpheniz olmasın… Hatta o günahı ertesi gün tekrar işler de; yine samimiyetle, ihlasla tövbe ederse Cenab-ı Hakk yine kabul eder… Yeter ki samimiyet olsun… Yeter ki dürüstlük olsun… Yeter ki ihlas olsun

وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا

““Her kim çirkin bir davranışta bulunur, bir kötülük işler, bir günah işlerse… Yahut”

اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ

“Günahlara girerek kendine zulmedecek olursa, kendini ateşe atacak olursa”

ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّٰهَ

“Sonra Allah'a istiğfar ederse, tövbe ederse… Ya Rabbi! Affet beni derse…”

يَجِدِ اللّٰهَ غَفُورًا رَحٖيمًا

“Allah-u Teala’yı günahları affeden, çok bağışlayan bir Mevla olarak bulur…”(NİSA;110)”

Onun için, ümitsizlik yok… Rabbimizin rahmetinden ümidimizi kesmeyeceğiz… Günahımız ne kadar büyük olursa olsun, Rabbim beni affetmez demeyeceğiz… Yeter ki o günahı bırakalım, Cenab-ı Mevla’ya dönüp tövbe etmesini bilelim… Yeter ki istiğfarlarla günahlarımızı temizleyelim… Günahı terk etmek, bırakmak yetiyor…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا تُوبُوا اِلَى اللّٰهِ تَوْبَةً نَصُوحًا

““Ey iman edenler!.. Nasuh tövbe ile yani içtenlikle Allah’a tövbe edin” diyor Cenab-ı Allah… Bu ayet nazil olunca; sahabe “Nasuh tövbe nasıl olacak?” diye soruyor Peygamberimize… Peygamberimiz herkesin anlayabileceği çok güzel bir cevap veriyor… “Nasıl süt memeden çıkınca, geri döndürmek mümkün değilse… Sütün asıl yerine, kaynağına geri dönmediği gibi; o günaha bir daha dönmemek nasuh tövbedir” diyor…”

عَسٰى رَبُّكُمْ اَنْ يُكَفِّرَ عَنْكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ

“Eğer tövbeyi nasuh ile Allah'a tövbe edersek, günah ne kadar büyük olursa olsun, kul Allah'a yöneldiği zaman, Mevla’nın eşiğine getirip yükünü yıktığı zaman Cenab-ı Hakk affeder…(TAHRİM;8)”

Amr İbn As ile Halid bin Velid Müslüman olmak için Mekke’den Medine’ye geliyorlar… Peygamberimiz “Mekke bize ciğer parelerini atıyor bugün” diyerek çok seviniyor… Çünkü ikisi de çok önemli şahsiyetler…

Amr bin As Peygamberin ellerinden tutmuş ve “Ya Resulallah!.. Benimle antlaşma yapar mısınız?.. Sizinle ahitleşmeye geldim” diyor… “Biz cahiliye döneminde çok günahlar işledik… Allah bizi affeder mi?” diyor… Peygamberimiz “Ey Amr!.. Allah kendisine dönen kullarının bütün günahlarını affeder” buyuruyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin… Tövbenin tam zamanı… Allah’a yönelmek, niyetlerimizi tashih etmek, kalbimizi temizlemek, işlediğimiz günahları bir kenara bırakıp Rabbimize yönelmek… Bu günler ve geceler işte tam bunun zamanı…

Peygamberimiz “Kullardan biri bir günah işledikten sonra, ‘Ya Rabbi!.. Ben bir günah işledim… Ne olur beni affet’ diye Allah’a dönerse… Cenab-ı Hakk ‘Kulum affeden bir mevlası olduğunu bildi ve tövbe etti… Ben de onu affettim’ buyurur” diyor…

İslam'da böyle… Hristiyanlıkta olduğu gibi günahını gidip de bir başka kula itiraf etmek, açıklamak zorunda değilsin… Her şey Allah’la senin aranda… Cenab-ı Hak

وَعِزَّتٖى وَجَلَالٖى لَا اَزَالُ اَغْفِرُ لَهُمْ مَا يَسْتَغْفِرُونَ

““İzzet ve celalime yemin olsun ki; onlar istiğfar ettiği müddetçe onları affedeceğim” diyor…”

Değerli Mü’minler!.. Hepimiz beşeriz, insanız… Dalgınlıklarımız olabilir… Hatalarımız olabilir… Unutkanlıklarımız olabilir… Onun için yatsı namazlarından sonra okuduğumuz

اٰمَنَ الرَّسُولُ

“‘nün ikinci ayet-i kerimesinde;”

رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسٖينَا اَوْ اَخْطَاْنَا

diye dua ediyoruz… “Ya Rabbi!.. Unuttuğumuz zaman ve ya hata ettiğimiz zaman işlediğimiz günahlarımızdan dolayı bizi muaheze etme” diye niyaz ediyoruz…

Değerli Kardeşlerim!.. Hepimiz beşeriz, insanız; hata ederiz dedik… Mübarek günlerdeyiz… Zamanın kadr-u kıymetinin bilinmesi, değerlendirilmesi gereken günlerdeyiz… Recep ayını bitirdik, Şaban ayındayız… Kendimizi temizleyelim, Ramazan ayına öyle girelim… Bu günler tövbe zamanı… Günahlara istiğfar etmenin zamanı… Allah-u Teâlâ’nın rahmet ayları, merhamet ayları… Kullarını bağışladığı, onlara rahmet ve merhametiyle tecelli ettiği aylar… İstifade edelim inşallah…

Peygamberimiz Ebu Zer Gıfâri Hz.lerinin şahsında, hepimize zamanımızın kadr-u kıymetini bilmemizi, ahirete hazırlık yapmamızı ve aklı başında olmamızı tavsiye ediyor ve şöyle buyuruyor… “Ya Eba Zer!.. Kulluk gemini, ibadet ve taat gemini, Allah'a sefer ettiğin gemini sağlam tut… Dalgalarda alabora olacak, batacak bir gemiye binmeyesin sakın… Zira deniz çok derin ve muhataralı” buyuruyor

Dünyanın sıkıntıları ve dalgaları ayrı… Ölüm gününün sıkıntıları ve dalgaları başka… Kabirdeki sual ve sıkıntılar bambaşka… Hele de mahşer günü, kıyamet günü; zor bir gün… Onun için; Peygamberimiz, “Geminiz yeni olsun, sağlam olsun” diyor… Yani o zorluklara ibadet ve tövbe ile hazırlanın diye tembih ediyor Peygamberimiz… “Ya Eba Zer!.. Azığını da yeteri kadar al… Zira sefer çok uzun” diyor…

Değerli Mü’minler!.. Mahşer gününde Cenab-ı Allah’a vereceğimiz hesap için ve ebedi kalacağımız bir âlem için hazırlık yapıyoruz… Bu fani dünya ömrü gibi değil, orası sonsuza kadar ebedi…

خَالِدٖينَ فٖيهَا اَبَدًا

Cehennemlikler de, cennetlikler de sonsuza kadar kalacak… Ona göre azık lazım… Ona göre hazırlık lazım… Ona göre ihtiyaçlarımızı temin etmemiz lazım…

Şuradan üç günlüğüne İstanbul'a gitsek bile elimize bir çanta alıyoruz… İşte Peygamberimiz de; “O ebedi yolculuk için azığınızı tam alın, bolca alın, ibadet ve taate devam edin” diyor…

Evet; Peygamberimizin buyurduğu gibi; sefer uzun, gidilecek yol, aşılacak tepe zor bir tepe… Ölüm, kabir, mahşer günü, hesap, mizan, sırat köprüsü… Bütün bunlar zor geçilecek merhaleler… “Yükünü de hafif tut” diyor Peygamberimiz… Taşıyabileceğin kadar yani… Dünyalık mesela… Hepimize yük… Hocasına da yük, cemaatine de yük… Öyleyse dünyalığı becerebildiğimiz kadar hafif tutalım…

Şöyle bir şey okumuştum bir tefsirde… Dünyada istifade ettiğimiz her nimet, cennetteki nimetimizden noksanlaştırıyormuş… Onun için selef-i salihin hep az ile yetinmişler hayatlarında… Peygamberimiz de hep; “Ya Rabbi!.. Az verip aratma, çok verip mahrum etme” diye dua edermiş… Onun için biz de isterken dengeli isteyelim… Şükrünü eda edebileceğimiz kadarını isteyelim… Ve hayırlısını isteyelim… Eskiler de; “Seni Allah'tan alıkoyan her şeyin dünyadır” demişler… Mesela; ev-araba dünyadır… Eş dünyadır… Çocuk dünyadır… Makam dünyadır… Şöhret dünyadır… Kısaca seni Rabbine ibadet ve taatten alıkoyan, Onun huzurunda olmaktan alıkoyan her şey senin dünyandır… Öyleyse dünyaya ağırlık vermeyeceğiz… Onun için hem Kur’an ayetleri, hem de Peygamberimizin hadisleri; aklı başında olan insanlara, dünyalık yükü hafif tutmamızı tavsiye ediyorlar… Ama maalesef biz farklı bir yaşantının içerisindeyiz…

Rabbim bizlere hesabını verebilmeyi nasip etsin… Şükrünü hakkıyla eda edebilmeyi nasip etsin… Yoksa işimiz gerçekten çok zor…

ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

““Sonra bütün nimetlerden hesaba çekileceksiniz”(TEKASÜR;8) buyuruyor ayet-i kerime… “Eğer çok olursa, hesabı çok olur… Ama eğer haram olursa, işte o zaman azabı da çetin ve korkunç” olur demişler ecdadımız…”

Onun için; amelini ihlasla yapacaksın… Samimiyetle yapacaksın… Temiz kalple yapacaksın… Allah için yapacaksın… Zira Allah-u zül-Celal Hz.lerinin hesabı çok çetin olacak Değerli Kardeşlerim!..

Bize bu nimetleri verip de, bizi bunlarla imtihan eden Cenab-ı Allah; biz çok dikkatli kontrol ediyor… Kılı kırk yarıyor… Enes İbn-i Malik “Peygamberimiz sabah namazından evvel teheccüde kalktığı zaman en az 70 defa istiğfar okuyordu” diyor… Nitekim kendisi de bir hadis-i şeriflerinde “Ben günde 70, bazı rivayetlerde 100 defa mutlaka istiğfar ederim” buyuruyor…

Eğer bugüne kadar bizim böyle bir alışkanlığımız yoksa, şu mübarek gün ve geceler vesile olsun, bundan sonra böyle bir alışkanlık edinelim kendimize… Bu günlerin yeni bir şeyler katıp-kazandırması lazım bize… Bakın günler çabuk geçiyor… Ne çabuk geçti Recep ayı… Ne kadar yaklaştı Ramazan ayı…

Sadaka mesela… Her ay maaşımızı aldığımızda, azdan-çoktan belirli bir miktar sadaka vermeyi kendimize alışkanlık edinelim bundan böyle… Bu güne kadar vermiyorsak eğer… Veriyorsak da, verdiğimiz sadakayı biraz artıralım bu günlerde… Cömertlik elde olandandır demişler… Biz de vermeye çalışalım… Ben hatırlıyorum, büyüklerimiz her hayır müessesesinde bir tuzunuz olsun derlerdi… Yani bu günlerde güzel hasletleri çoğaltmaya çalışalım…

Peygamberimiz “Nerede olursan ol, Allah'tan kork” diyor… Müminin hayat prensibi bu olacak… “Nerede olursan ol Allah'tan kork…”

Camide olduğun gibi, iş yerinde de huzurda olacaksın… Evinde dikkatli olduğun gibi, cadde ve sokakta da kendine dikkat edeceksin… Başkalarıyla beraber olduğun zaman gibi, yalnız kaldığında da; eline, diline, beline, gözüne, kulağına sahip olacak Müslüman…

Başkalarının yanında kendine dikkat eder gibi görünüp, sonra yalnız kaldığı zaman günahlar işlemek samimiyetsizlik ölçüsüdür… Münafıklık alametidir, Allah muhafaza… Mesela; elimize telefonu alıp da internete girdiğimiz zaman nefsimize ve gözümüze sahip olacağız yani… Şu zamanda Müslümanın ahlakı asıl orada belli oluyor, asıl orada kendini gösteriyor…

Değerli Mü’minler!..

وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُ

ayet-i kerimesinin tefsirlerinde, herhangi bir günaha girme ihtimali olduğu zaman… Günahla karşılaştığı zaman Allah-u Teala’yı ve onun hesabını hatırlamak daha güzeldir, daha büyüktür diyorlar müfessirler…

وَالَّذٖينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّٰهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ

“Bir günah işledikleri zaman, herhangi bir dalgınlıkta bulundukları zaman, çirkin bir amel işledikleri zaman

ذَكَرُوا اللّٰهَ

Allah'ı hatırlarlar… Sonra da

فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ

günahlarına istiğfar ederler”(ALİ İMRAN;135) buyuruyor Cenab-ı Allah… Peygamberimiz işte onun için “Nerede olursan ol, Allah'tan kork” diyor…

Yani toplumun içerisinde olduğun gibi, dağ başında yapa yalnızken de… Ve ya dostlarından, akrabalarından, tanıdıklarından seni hiç kimsenin tanımadığı bir memlekette de olsan, beni kimse görmüyor, tanımıyor nasılsa demeyeceksin yani…

“Her şeyi ve herkesi kontrol eden, murakabe eden, takip eden, her şeyi bilen, gören ve kaydettiren bir Mevladır Allah” diyor Peygamberimiz… İşte bu şuurla yaşayacağız hayatımızı… Gönlümüzden geçenleri bile bilen bir Mevlamız olduğunun şuurunda olacağız her zaman… “Bir günah işlediğin zaman… Bir dalgınlık yaptığın zaman… Herhangi bir hatan olduğunda Hemen bir iyilik yap” diyor Peygamberimiz…

Değerli Kardeşlerim!.. Tövbe namazı diye bir namaz var… İnsanız, beşeriz… Hata yapabiliriz, yanlışa düşebiliriz… Eğer bir günaha girdiyse, hata ettiyse ve de bundan nadim olduysa Müslüman… Önce abdestini alıp güzelce temizlenecek… Sonra kerahet vakti olmayan bir vakitte Allah rızası için iki rekât bir namaz kılacağız… İşte bu namaz tövbe namazı oluyor… Arkasından da dua edeceğiz… “Ya Rabbi!.. Ben hata ettim, yanıldım, şaşırdım, günaha girdim… Senden özür diliyorum Rabbim… Beni affet” diye dua edeceğiz… Bu kadar… Bunun için hiç kimseye ihtiyacınız yok… Bu Allah’la senin aranda… Tövbe niyetine namaz kılıyorsun ve namaz kılarken kul ile Allah arasında perde kalkar… İki rekat bir namaz kıl ve otur eline al tesbihini… Özellikle o günah için bir istiğfar oku, dua et Allah’a…

Daha önce de anlatmıştım… Günah işleyen ama her defasında ihlasla ve samimiyetle istiğfar eden kulunu, her defasında affediyor Cenab-ı Hakk… Kulum sen aynı günahı daha dün ve ya daha bugün işlemiştin demiyor… Allah-u Teâlâ tekrar tekrar affediyor… Sen yeter ki, nadim olup tövbe istiğfar et…

Sonra imkânın varsa sadaka ver… Kur'an-ı Kerim'i aç oku… Özellikle de mealini, tefsirini oku… Kur'an-ı Kerim'in yüzüne bakmak bile sevap… Ama sen bakmakla yetinme… Şimdi her imkân var hamdolsun… İndir telefonuna bir Kur’an programı… Müsait olduğun her yerde oku… Ama riyaya düşmeden oku… Özellikle de mealini, tefsirini oku… Eğer şu zamanda, hayatımızda en az bir defa Kur’an’ı hatmetmeden, mealini okumadan, tefsirini anlamadan ölür gidersek şu dünyadan çok ayıp olur Rabbimize ve Resulullaha karşı… Yarın mahşer gününde utanırız, mahcup oluruz… Veremeyiz hesabını…

Evet Değerli Müminler!.. “Herhangi bir dalgınlık ettin ve günah işlediğin zaman bir iyilik yap” hadis-i şerifinde ki “iyilik yap” demek bu işte… Namaz kıl… Camiye cemaate git… Sadaka ver… Oruç tut ki; o günahı temizlesin, silsin, amel defterin pırıl pırıl olsun diyor yani

Ve devamında da “İnsanlara da güzel güzel muamelede bulun” diyor Peygamberimiz… İnsanlara güzel davran… Kalp kırma, incitme insanları… Ailene karşı, çoluk çocuğuna karşı… Dükkânında, tezgâhında çalıştırdığın insanlara… Yolda, trafikte tesadüfen gördüğün insanlara bile güzel davran… Onların hukukuna riayet et… Onlara sıkıntı çıkarma demek bu “İnsanlara güzel davran” hadisi…

Yoksa kıyamete, mahşere kalır işimiz… Allah muhafaza, iflas ederiz orada… “Boynuzsuz koyun bile, boynuzlu koyundan hakkını alacak” diyor Peygamberimiz… Bırak insanları, hayvanat bile aralarında helalleşecek orada…

Değerli Kardeşlerim!.. Tabiri caizse; Müslüman olarak yaşamak, ip ince bir hayat çizgisinde cambazlık yapmaya benzer… Eğer gaflet edersek, düşeriz… Onun için hiç unutmayın… Hesap var… Mizan var… Mahşer var…

Dikkat edelim kendimize… Dikkat edelim hal ve hareketlerimize… Dikkat edelim konuştuklarımıza… Onun için “İnsanlara da güzel ahlakla davran” diyor Peygamberimiz… Güzel ahlakla muamele et… Kızma… Öfkelenme… Yarın mahşer gününde bunların hepsinin hesabı var…

Değerli Kardeşlerim!.. Biz iman ediyoruz, mü’min ve Müslümanız Elhamdülillah… İşte bu güzel günleri, bu bereketli günleri vesile edineceğiz… Kendimizi affettirmeye gayret edeceğiz… Kur'an'da Rabbimiz öyle buyuruyor…

وَابْتَغُوا اِلَيْهِ الْوَسٖيلَةَ

Canab-ı Allah’a yaklaşmaya vesileler araştıracağız… (MAİDE;35)

Nafile namazlarımızı çoğaltacağız… İstiğfarımızı çoğaltacağız… Sadakamızı çoğaltacağız… Mealiyle, tefsiriyle Kur'an okumaya gayret edeceğiz…

Bugünlerde kulluk adına yeni alışkanlıklarımız olsun… Kulluk adına yeni ve güzel davranışlarımız olsun… Salih amellerimiz olsun… Rabbimizin huzuruna çıktığımız zaman; Rabbimizin bizi bağışlayacağı, cemalini göstereceği o gün, elimizde Rabbimize sunulmuş güzel amellerimiz olsun… O zaten kullarına sonsuz merhametiyle muamele edecek…

Güzel günlerdeyiz… Bu günlerde bunları vesile edinelim… Neredeyse yarısı geçti, Berat gecesine doğru gidiyoruz… O günlere doğru güzelliklerle, bereketlerle gidelim… Peygamberimizin ibadet ve taati çoğalttığı gibi; biz de güzel amellerimizi çoğaltarak o günlere doğru gidelim…

Rabbimiz cümlemize rahmet ve merhametiyle muamele eylesin…

Affettiği bahtiyar kullar zümresine bizleri de ilhak buyursun…

İbadat-ü taatlerimizi ahsen-i kabul ile makbul eylesin…

Dualarımızı müstecap kılsın…

Bizi sevdiği ve seçtiği kullar zümresine ilhak eylesin…