ÜÇ AYLAR RAHMET MEVSİMİ
قُلْ يَا عِبَادِىَ الَّذٖينَ اَسْرَفُوا عَلٰى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمٖيعًا اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحٖيمُ
Değerli Mü’minler!.. Kıymetli bir mevsime yaklaşıyoruz… Önümüzdeki Pazartesi gününden itibaren Allah'ın ayına, haram aya, kıymetli bir mevsime kavuşmuş olacağız inşallah… Bu mevsimde Peygamberimiz şöyle dua ediyordu:
اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ
““Ya Rabbi!.. Recep ve Şaban'ı hakkımda hayırlı eyle, bereketli eyle, mübarek eyle… Ve Ramazan-ı Şerif ayına bizi hayırla, bereketle kavuştur Ya Rabbi!..””
Değerli Kardeşlerim!.. Cenab-ı Hakk ayların sayısını beyan ederken
اثْنَا عَشَرَ
buyuruyor… “Allah katında ayların sayısı on ikidir” diyor… Bu aylardan
اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
ördü haram aylardır” buyuruyor…(TEVBE;36) Aynı ayet-i kerimede Cenab-ı Allah bir de;
فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ
““Bu aylarda nefislerinize yani kendinize zulmetmeyin” diyor…”
Kur'an-ı Kerim ayların sayısının on iki olduğunu bildiriyor… Ama
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ
yurarak(BAKARA;185) “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, Kur'an onda nâzil olmuştur” diye bu aylardan sadece Ramazan ayının ismini veriyor…
اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
““Dördü haram aylardır” derken bu haram ayların hangileri olduğunu da söylememiş… Bu durumda haram ayların hangi aylar olduğunu biz Peygamber Efendimizden öğreniyoruz…”
Değerli Mü’minler!.. Kur'an-ı Kerim’i bize ilk izah eden, tefsirini ilk yapan, en doğru şekilde anlaşılması konusunda bize yol gösteren Peygamber Efendimizdir… O halde; Din-i Mübin-i İslâm'ın kaynakları sadece Kur'an değildir… Peygamberimizin sünneti ve hadis-i şerifleri de dinimizin kaynaklarındandır… Kıbleye dönen, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden, zekât veren imanın şartlarını kabul ve tasdik eden bir Müslüman, bir mü’min ‘Ben sadece Kur'an'a bakarım, ben sadece Kur'an'la yolumu bulurum’ diyemez… Kur’an-ı Kerim'in içerisinde okumuş olduğumuz ayet-i kerimelerden aklımıza gelen soruların cevabını, kendi aklımıza ve kendi hevamıza göre bulamayız…
O halde, Kur'an-ı Kerim kaynağımız… Ama onunla beraber Peygamberimizin sünneti ve hadis-i şerifleri de bizim için kaynaktır… Dolayısıyla; ayların sayısını, haram ayları bize Kur’an söylüyor… Ama bu ayların ne olduğunu Peygamberimiz söylüyor…
Haram ayların Zilkade, Zilhicce, Muharrem, Recep ayları olduğunu Peygamber Efendimiz haber veriyor… Ama Recep ayının bir özelliği daha var… Peygamberimiz;
“Recebü şehrullâh… Recep Allah’ın ayıdır.” diyor.
“Ve Şa’bânü şehrî… Şaban ayı benim ayımdır” diyor…
“Ve Ramazânü şehru ümmetî… Ramazan da benim ümmetime Allah’ın vermiş olduğu bir aydır.” diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Bu vakitler gayret vakitleri… Üç aylarla beraber ibadetlerimiz biraz daha artış göstermesi lazım… Çünkü rahmet mevsimi geldi… Bereket mevsimi geldi… Geceleriyle, gündüzleriyle Cenab-ı Hakk'ın lütfu geliyor…
Allah-u Teâla günleri yaratmış; ama bazı gecelere, bazı günlere özel lütufta bulunmuş… Mesela
اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِ
Kadir Gecesi… “Biz Kur'an'ı Kadir Gecesi'nde indirdik” diyor… Kadir Gecesi’nin ne olduğunu da
لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ
İçinde Kadir Gecesi olmayan bin aydan daha hayırlıdır” diye haber vermiş… Ama Kadir Gecesi’nden önce Şaban'ın on beşinde Berat, Recep ayının 27sinde Miraç ve Recep ayının ilk cuma gecesi Regaip gecemiz var…
Değerli Mü’minler!.. Kandil demek minarede yanan kandil demektir… Bu gecelerin kandil diye zikrolunmasındaki mana aydınlatmak demektir… Allah-u Teâlâ Peygamberimizle ilgili de bir ayet-i kerimede;
وَسِرَاجًا مُنٖيرًا
buyuruyor…(AHZAP;46) “Biz seni nur saçan kandil olarak yolladık” diyor… Cenab-ı Allah Peygamberimizle karanlığı aydınlığa çevirmiş yani…
İşte Regaip gecesiyle, Miraç gecesiyle, Berat gecesiyle, Mevlid gecesiyle, Kadir Gecesiyle de Allah-u Teâla rahmet kapılarını açıyor… İsteyen istifade ediyor, isteyen etmiyor… Bu kadar kolay… Herkes kendine göre bir irade ortaya koyuyor…
Kandil gecelerinde millet Allah'a yöneliyor… Gönül ister ki, her gece bunu yapsın… Gönül ister ki, her Cuma bir araya geldiğimiz gibi, her vakit bir araya gelelim… Biz sadece kandil gecelerine İslam'ı sıkıştırmıyoruz… Asırlarca İslam'a hizmet etmiş ecdadımız bu gecelere önem vermişler… İslam'da kandil yoktur, böyle gün ve geceler yoktur diyenlerin arka planında insanları bu maneviyattan uzaklaştırmak varsa, buna hayır diyoruz…
Ama kandil geceleri yoktur derken; İslam'ı bir geceye sıkıştırmayın, her geceyi Kadir Gecesi gibi ihya edin, Berat gecesi gibi toparlayın denilirse eyvallah… Ama kandil geceleri yoktur derken, kandil diye camiye gitmeye gerek yok deniyor… Biz buna karşı çıkıyoruz…
Değerli Kardeşlerim!.. Camiler, mescitler Allah'ın evleridir… Kalabalık toplumların içerisinde mescitleri, camileri garip bırakmak büyük bir vebaldir… Eğer bu gün Allah'ın evleri garip kalıyorsa, bunun suçlusu günde beş defa davet edildiği halde oraya kulak vermeyenlerdir…
Yani kandil yoktur, namazı cemaatle kılmak şart değildir gibi tartışmalarla insanların ayaklarını camiden kesemeyiz, mescitlerden uzaklaştıramayız, dinden uzaklaştıramayız, Peygamberimizden ve O’nun sünnetinden uzaklaştıramayız… Bu konuda hata yapamayız…
Değerli Mü’minler!.. Evet;
اَرْبَعَةٌ حُرُمٌ
diyor Cenab-ı Allah… “Dördü haram aylardır” diyor…
İşte bu dört tane haram aydan bir tanesi de Pazartesi gün başlayacak olan Receb ayı Allah-u Teâla
فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ
buyuruyor… “Bu aylarda nefislerinize zulmetmeyin, kendinize yazık etmeyin” diyor…
Allah-u Teâla Kur'an-ı Kerim’de nefislerimize zulmetmeyin diye Peygamberlerden örnekler vererek uyarıyor bizi…
Mesela ilk insan, ilk peygamber olan Adem (AS)’ın duası içerisinde bize bu konuda mesaj veriyor…
رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
“Adem Peygamberin duası bu…”
رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا
“Biz nefsimize zulmettik Ya Rabbi!..” diyor Adem (AS)… (A’RAF;23)”
Adem Peygamber Havva validemizle beraber cennetteydi… Her türlü nimeti yiyin-için ama yasak olan ağaca dokunmayın dendi onlara… Buraya dokunmayın… Bu hududu aşmayın… Burası Allah'ın hududu denildi…
Nihayetinde imtihan bu… Şeytan burada hemen devreye girdi ve bu ağaçtan yerseniz ölümsüz olacaksınız, bu ölümsüzlük iksiridir dedi… Cenab-ı Allah'ın yasak kılmış olduğu ağacı, nefislerine güzel göstererek, ölümsüzlük gibi göstererek Hz.Adem’le Havva validemizi kandırdı…
Cenab-ı Hakk yapma dedi ama yaptılar… Bu bize bir ibret, bize bir ders… Onların üzerinden Cenab-ı Allah bize mesaj veriyor… Bu hatanın sonucu cennetten çıkarılmak oldu… Ağlayarak dünyaya geldiler… Onun için herkes ağlayarak gelir dünyaya… Bizler hep gülmeye uğraşıyoruz… Ama bu dünyada yok böyle bir şey… Cenab-ı Allah'a güzel kul olmak üzere o kulluğu ispat etme yeri burası… Cenab-ı Hakk'ın imtihanlarına sabretme, kazanma yurdu burası…
Cenab-ı Hakk madem bundan yediniz, o halde bu hatanın bedeli inin oradan dedi ve yeryüzüne indirdi onları… Onlar yapma denilen sadece bir şeyi yaptıkları için Cennetten çıkarıldılar…
Acaba biz yapma denilen hataların, günahların yüzde kaçını yaptık, yüzde kaçını yapmadık… Hangi günahımız için pişman olup gözyaşı döktük… Bakın Adem (AS) ağlaya ağlaya Cenab-ı Hakk'a yalvarıyor… Ben hata ettim Ya Rabbi diyor…
رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا
“Rabbi!.. Biz o ağaca dokunarak yapma dediğin şeyi yaptık… Hata ettik… Nefsimize zulmettik… Eğer bizi affetmezsen, bize merhamet etmezsen”
لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
“biz hüsrana uğrayanlardan oluruz diye yalvarıyor Cenab-ı Allah’a…”
Değerli Kardeşlerim!.. Şunu anlatmaya çalışıyorum; Cenab-ı Allah'ın yapma dediği bir şeyi yapmak nefse zulümdür… Cenab-ı Allah’ın sınırlarını aşmak nefse zulümdür… Haramlara bulaşmak nefse zulümdür… Şirk ayni Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, zina etmek, ana babaya isyan etmek, faiz yemek, kumar oynamak, sarhoş edici maddelere yönelmek, sihir yapmak, büyü yapmak Bunlar büyük günahlar… Bunlara bulaştıysan nefsine zulmettin diyor Cenab-ı Hakk…
Ama eğer bunlara bir şekilde bulaştıysan… O zaman
لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِ
benden ümidini kesme diyor… Adem Peygamberin yaptığı gibi sen de tövbe et diyor…
اِنَّهُ هُوَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ
““Ben tövbeleri kabul ederim” diyor… Tövbe ettiğin zaman ben memnun olurum diyor… Önceki ümmetlerin, peygamberlerin hayatında sizin için ibretler var diyor…”
O halde mesajı alalım Kur'an'dan nasibimiz olsun… Peygamberlerin hayatından nasibimiz olsun Üç aylara başlangıç yaparken nasibimiz olsun… Üç aylar programınız olsun… Geride bıraktığımız aylarla üç aylar farklı olsun… Bir şeye niyet edelim… Muhasebemiz olsun… Muhakememiz olsun… Tefekkürümüz olsun… Hesabımız olsun… Bir çalışmamız olsun…
Recep'in başladığı zaman dilimi belli… Peşinden Şaban gelecek… Peşinden Ramazan gelecek… Onun için Ramazan'a hazırlanma programımız olsun… Ömür geçiyor… Bakınız; ne kadar Ramazanlarımız, Şabanlarımız, Receplerimiz geçti gitti… Geçen Recep ayında aramızda olup da bu Recep ayına kavuşamayanlar var… Şu anda bile yetişemeyecek olanlar var… Bu üç aylarda olmazsa bir başka üç aylarda mutlaka bu olacak… Bundan kaçış yok… O halde nefsimize zulmettiysek tövbe edelim…
Değerli Kardeşlerim!.. Bakın bir örnek daha anlatayım size Kur’an’dan… Yunus (AS)'ın duası…
لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ
““Ben zalimlerden oldum… Nefsime zulmettim Ya Rabbi!..” diyor..”
Allah'ın peygamberi Yunus (AS) söylüyor bunu… Dualara bakın… “Ya Rabbi!.. Senden başka ilah yok… Sen bütün noksan sıfatlardan münezzehsin… Sen bana zulmetmedin… Ben nefsime zulmettim… Ben senden izinsiz kavmimi terk ettim… Senden haber beklemeliydim… Ben senden habersiz iş yaptım… Nefsime zulmettim Ya Rabbi!..” diyor…(ENBİYA;86)
Yunus (AS) helak emri geldiği zaman, üç günün sonunda helak gerçekleşecek, bana da bir musibet gelir diye kavmini terk edince… Denize atladı, gemiye bindi, gemiden denize, denizden balığın karnına, balığın karnından büyük balığa… Yunus kulumuz karanlıklar içerisinde bize dua etti, biz de
فَاسْتَجَبْنَا
““İcabet ettik, duasını kabul ettik” diyor Cenab-ı Allah…(ENBİYA;87)”
İşte; bu misali bize anlatan Cenab-ı Hakk mü’minleri de böyle kurtarırız diyor… Yeter ki; çok daraldığında, içinden çıkamayacağın işlerle baş başa kaldığında Rabbine yönel…
İşte önümüzde Regaip gecesi var… Haftaya Perşembe gün akşam… Regaip rağbet edilen demek… Yönelinen demek… Rabbine yöneldiğin zaman kendini kurtaracaksın… Cenab-ı Allah'ı hesaba katmadan yaşayan helak olur… Cenab-ı Allah’ı hesaba katmadan yapılan planlar alt üst olur…
وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ
““Onlar tuzak kurar, plan yaparlar… Allah'ı unuturlar… Devre dışı bırakırlar… Ama Allah da onların planlarını altüst eder…”(ENFAL;30) diyor Cenab-ı Allah… Allah’a zorluk yok…”
Yunus kulunu balığa hazmettirmeyen Allah; karanlıklar içerisinde Yunus'u işiten Allah, onu da biz kurtardık diyen Allah hala duruyor Haydır, diridir…
وَاللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ قَدٖيرٌ
olan Allah'tır O…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte O’nun ayı geldi… “Receb-ü şehrullâh… Recep Allah’ın ayıdır.” diyor Peygamberimiz
Musa Peygamber’in Firavunla mücadelesinde deniz önüne çıktığında denizden yol açan Allah duruyor… İbrahim Peygamber ateşe atılırken
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
llah bana yeter… O ne güzel vekil” dediğinde ateşe bizzat vahyeden Allah duruyor… Bu Allah var… Bu Allah devrede…
Ama senin hayatında var mı?.. Sen Allah'ı hesap ederek yaşıyor musun?.. Sen Allah’tan gafil misin, değil misin?.. Mesele bu…
Cebrail geliyor; “Ya İbrahim!.. Beni Allah gönderdi, ne istiyorsan söyle… Beni emrine verdi… Ne istiyorsan o olacak” dedi… İbrahim Peygamber “Seni bana gönderen Allah, benim halimi senden daha iyi biliyor” deyip…
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
“iyerek ateşe giderken; Cenab-ı Allah ateşe bizzat kendisi vahyediyor… Ey ateş selamet ol, serinlik ol diyerek; ateşi güle döndüren, selamete döndüren Allah var…”
İmanlarımızı şöyle bir resetleyelim… Akdeniz kıyılarına cesetleri vuran çocukların sahibi de var… Sizi Allah'a şikâyet edeceğim diyen çocukların sahibi de var… Evlerinden, yurtlarından çıkarılmış, şu soğuk mevsimde mülteci kamplarında, çamurun içerisinde yaşamak için mücadele eden yetimlerin de Rabbi var… Mazlumların da Rabbi var… Sizi Allah'a şikâyet edeceğim diyen çocuğun ahını yerine getirecek olan Allah var… Unutmamak lazım… İşte bütün bunları hesap etmek lazım…
Senin hayatında sana oyun kuran, tuzak kuran kim olursa olsun; senin Rabbin ile aran iyiyse, o tuzakları bozacak olan Allah var… Hiç merak etme… Hayatında sıkıntı mı var… Üzüntü mü var… Allah'tan vazgeçmediysen, son an’a kadar dener seni… Bakar ki kulu O’ndan vazgeçmiyor,
حَسْبُنَا اللّٰهُ
diyor… O zaman ben devreye girerim diyor Cenab-ı Allah…
Ama önce dener… Aynı İbrahim Peygamber ile oğlu İsmail Peygamberi denediği gibi… İbrahim Peygamber ile oğlu İsmail Peygamberi imtihan ederken; bıçağı boğazına değdirme anına kadar denedi Allah-u Teâla… Bakalım teslimiyette ne olacak…
يَا بُنَیَّ اِنّٖى اَرٰى فِى الْمَنَامِ اَنّٖى اَذْبَحُكَ
“İbrahim’in “Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum… Ne diyorsun?..” sorusunun cevabında İsmail'in teslimiyet ile sınandığı anda;”
يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ
“y babacığım emrolunduğun şeyi yerine getir… Bana sorma… Allah ne diyorsa onu yap…””
سَتَجِدُنٖى اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرٖينَ
“nşallah beni sabredenlerden bulacaksın…”(SAFFAT;102) diyor babasına…”
فَلَمَّا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبٖينِ
“kisi birden teslim oldular…”(SAFFAT;103) biz de ona hemen Cebrail ile bir koç gönderdik diyor Cenab-ı Hakk…”
Ama bıçağı vuracaksın boğazına, önce bıçak dokunacak diyor… Yani tam teslimiyet istiyorum diyorum… Ben seni kendime halil edindim… Dost edindim… Dostluğunu ispat edeceksin diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte bütün bunları Kur’an-ı Kerim'de bize anlatarak, sizden de tam teslimiyet istiyorum diyor Cenab-ı Allah… Seni de böyle derin imtihanlara sokarım, denerim diyor Zaten yaratılış gayesi içinde tam da bunlar var…
لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا
““Hanginiz daha güzel ameller, ibadetler ortaya koyacak…”(MÜLK;2) Onu deniyorum… İmtihan gereği hayattasınız… Bakalım ne yapıyorsunuz diyor Cenab-ı Allah…”
Ama benden vazgeçmeyene, umudunu kaybetmeyene, her şeyini bana bağlayana yetiyorum diyor Allah-u Teala…
حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكٖيلُ
“Cenab-ı Allah kendisine dost olana dosttur… İşte bu muhabbeti yakalayalım bu Recep ayında… Recep ayı yeniden başlangıçların mevsimi olsun… Allah ile yakınlaşmanın, manen bağ kurmanın bir başlangıcı olsun… Şaban ayı bunu sulama, canlandırma mevsimi olsun Ramazan ayı da bu çalışmanın hasadını alma mevsim olsun…”
Recep ayı ekim ayıdır, Şaban ayı ektiğini sulama mevsimidir, Ramazan ayı hasat mevsimidir diyor kitaplarımız… Ne ektiysen, ne suladıysan; Ramazan'da onu alacaksın…
فَلَا تَظْلِمُوا فٖيهِنَّ اَنْفُسَكُمْ
“Bu aylarda nefislerinize zulmetmeyin… Hatayı, günahı bırakın diyor… Mükâfatını vereceğim diyor Cenab-ı Allah…”
Eskiden üç aylar geldiğinde insanlar da bir hazırlık olurdu… Üç aylar geldiği zaman içkiyi-kumarı bırakan, zinayı bırakan insanlar olurdu… Üç ayların bir bereketi vardı… Şimdi Ramazan'da bile bu saygıyı arar olduk maalesef… Gayr-ı ahlaki durumlarımız aşmış gidiyor… Şöyle bir araya gelip, dertleştiğimizde hep bunları konuşuyoruz… Ama maalesef kurtuluşun çalışmasını yapmıyoruz… Emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münker vazifemizi yapmıyoruz… Günahlar gözümüzün önüne kadar geldi… Haramlar kapımızın önüne kadar işlenmeye başladı… Artık gözümüzü kapatıp geçiyoruz… Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyoruz… Ama o yılan gün gelip bizi sokabilir… Aman dikkat edin…
Değerli Kardeşlerim!.. Recep, Şaban, Ramazan derken ömrümüz akıp gidiyor… Hepimiz dünyada neyi ekersek ahirette onu alacağız… Dünyada ne yaptıysan onu vereceğim… Ben cimri değilim… Cömertim… Ne istersen alacaksın diyor Cenab-ı Hakk…
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
““Kim zerre kadar hayırla ahirete geldiyse karşılığını alacak… Kim de zerre kadar kötülükle gelse o da karşılığını alacak…”(ZİLZAL;7-8) diyor…”
Zayi etmem sizin hakkınızı diyor… Sana zulmetmem diyor… Ama sen de nefsine zulmetmeyeceksin diyor… Kendini kandırma diyor… Oyuna gelme, şeytanın tuzağına düşme diyor… Nefsine uyma diyor…
O halde Recep ayı bizim için yeniden bir diriliş olsun… Yeni bir başlangıç olsun… Rahmet mevsimini karşılarken, biz de rahmeti getirecek çalışmalar yapalım… Bu günler, bu geceler yeni başlangıçlara sebep olsun…
Bakınız, eskiden zina konuşulduğunda kadın ve erkeğin gayrimeşru hayatları konuşulurdu… Artık Lut Kavmini helak eden erkek erkeğe münasebetler, kadın kadına münasebetler gündem…
Kur'an
فَاَيْنَ تَذْهَبُونَ
diye soruyor… “Bu gidişat nereye?..” diyor…
İnsan beşerdir, günah işleyebilir… Sonra hata yaptım, özür dilerim der… Tövbe eder… Bu hak katında makbuldür… Çünkü günahsız insan yok…
Ama artık haramlar, isyanlar, adaletsizlikler, gayr-i ahlaki tutumlar, zulümler, haksızlıklar sanki ibadetmiş gibi büyük bir samimiyetle yapılır oldu… Bu gayretullaha dokunur… Cenab-ı Hakk'ı kızdırır bu işler… Yerin üstündekiler yerin sahibini kızdırırsa; Allah-u Teâlâ harekete geçer… Haddimizi bildirir… Bunu Kur’an-ı Kerim söylüyor… Ben söylemiyorum…
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِى النَّاسِ
““İnsanların işlediği günahlar yüzünden, havada, karada, denizde fesat çıkar, bozulmalar olur” diyor Cenab-ı Allah…(RUM;41)”
İşte bunun için artık bereket kalmadı… Bunun için huzur kalmadı… Bu ümmetin sorunlarıyla dertlenmeden, çözümü oluşturmadan kurtuluş beklenmez… Sihirli bir değnek gelip de; hoop yattık kalktık sabaha bu işler düzelmiş olmaz… Bir hastalığın nasıl tedavi süreci varsa ümmetin sorunlarının tedavi süreci başlatılmalı… Ama önce sorunlarımızı tespit edip çözümü Kur'an ve sünnette aramamız lazım… Kur'an ve sünnetin karıştırılmadığı çözümler çözümsüzlükten başka bir şey getirmedi insanlığa… Bakın; günden güne, seneden seneye daha kötüye gidiyor dünyanın hâli…
Değerli Kardeşlerim!.. Ne yaparsanız yapın biz Müslümanlar düzelmeden dünya düzelmeyecek… Gireceğimiz bu fırsat mevsimini kendimize fırsat bilip, kendimizi toparlayalım… Değerlerimize dönmek mecburiyetindeyiz… Bu üç aylar başlarken kendimize iyilik yapalım… Tövbe edelim… İmanlarımızı kontrol edelim… İstikametimizi yeniden belirleyelim…
