Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Vatan Sevgisi: Emanet Bilinci, Birlik, Şehitlik ve Sorumluluk

MEHMET ERÇELİK

CUMA VAAZI

VATAN SEVGİSİ: BİR TOPRAĞI SEVMEKTEN ÖTE, BİR EMANETE SAHİP ÇIKMAK


VATAN: EZANIN, İMANIN VE ŞEHADETİN YURDU

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا وَنَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ.

MUHTEREM MÜSLÜMANLAR!

Bugün burada hepimizin yüreğinde ayrı bir yeri olan vatan sevgisini konuşacağız. Vatan sadece üzerinde yaşadığımız toprak değildir. Vatan; ezanımızın okunduğu, secdelerimizin yapıldığı, çocuklarımızın büyüdüğü, analarımızın dua ettiği, şehitlerimizin toprağa emanet edildiği mukaddes bir emanettir. Vatan; dedelerimizin bize bıraktığı bir miras değil, bizim çocuklarımıza bırakmakla sorumlu olduğumuz ağır bir sorumluluktur. Onun için vatan sevgisi sadece dilde söylenen kuru bir söz değildir; gerektiğinde can vermektir, gerektiğinde mal vermektir, gerektiğinde fedakârlık yapmak ve her daim emanete sahip çıkmaktır.

Vatan sevgisi, yüreklerde taşınan bir heyecan olmanın yanında; günlük hayatta doğruluk, fedakârlık, merhamet ve sorumluluk olarak görünmesi gereken büyük bir ahlaktır.

1. Ayet

وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هٰذَا بَلَدًا آمِنًا وَارْزُقْ أَهْلَهُ مِنَ الثَّمَرَاتِ مَنْ آمَنَ مِنْهُمْ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ

“Meali:”

“İbrahim şöyle dua etmişti: ‘Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, halkından Allah’a ve ahiret gününe iman edenleri çeşitli ürünlerle rızıklandır.’”

(Bakara Suresi, [2/126])

1. Hadis

Resûlullah [s.a.s.] şöyle buyurmuştur:

«مَنْ أَصْبَحَ مِنْكُمْ آمِنًا فِي سِرْبِهِ، مُعَافًى فِي جَسَدِهِ، عِنْدَهُ قُوتُ يَوْمِهِ، فَكَأَنَّمَا حِيزَتْ لَهُ الدُّنْيَا»

“Meali:”

“Sizden kim ailesi ve emniyeti tam olarak, bedeni sağlıklı ve günlük yiyeceği de yanında olduğu halde sabaha ererse, sanki bütün dünya kendisine verilmiş gibidir.”

(Tirmizî, Zühd, [34]; İbn Mâce, Zühd, [9] — Hasen)

Dikkat edelim! Hazreti İbrahim [a.s.], Allah’tan önce zenginlik veya makam değil, güvenlik istiyor. Çünkü güvenlik ve vatan huzuru yoksa ibadet de yoktur, hayatın bereketi de eksilir. Diyanet tefsirinde belirtildiği üzere güvenli bir beldeye sahip olmak Allah'ın en büyük nimetlerindendir. Vatanın kıymetini, vatan tehlikeye düştüğünde anlamak ne acıdır! Bugün evimizde huzurla uyuyabiliyorsak, camilerimizde ezan okunuyorsa, çocuklarımız okullarına korkusuzca gidebiliyorsa bunun kıymetini bilelim. Huzur büyük bir nimettir ve nimet şükür ister.

Güven içinde alınan her nefes, korkusuzca açılan her kapı ve huzurla yükselen her ezan; Rabbimizin bizlere verdiği büyük bir nimetin işaretidir.

2. Ayet

إِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لَرَادُّكَ إِلَىٰ مَعَادٍ

“Meali:”

“Şüphesiz ki sana Kur’an’ı farz kılan Allah, seni döneceğin yere mutlaka geri getirecektir.”

(Kasas Suresi, [28/85])

2. Hadis

Resûlullah [s.a.s.] şöyle buyurmuştur:

«وَاللَّهِ إِنَّكِ لَخَيْرُ أَرْضِ اللَّهِ وَأَحَبُّ أَرْضِ اللَّهِ إِلَى اللَّهِ، وَلَوْلَا أَنِّي أُخْرِجْتُ مِنْكِ مَا خَرَجْتُ»

“Meali:”

“Vallahi sen Allah’ın en hayırlı ve Allah’a en sevimli olan beldesisin. Senden çıkarılmış olmasaydım, seni asla terk etmezdim.”

(Tirmizî, Menâkıb, [68]; İbn Mâce, Menâsik, [103] — Sahih)

Peygamber Efendimiz [s.a.s.] vatanından ayrılırken gözyaşı dökmüş ve hüzünlenmiştir. Demek ki vatan sevgisi fıtridir. Fakat Müslüman için vatan sevgisi içi boş bir toprak sevgisi değildir; o topraklarda iman, ezan, aile ve şehitlerin mukaddes hatırası vardır. Bir insan vatanını seviyorsa vatanın insanını da sevmelidir. Komşusunun hakkına girip, kul hakkı yiyip, yetimin malına el uzatıp, devlet malını çalıp israf ederek, rüşvet alıp yalan söyleyerek “Ben vatanımı seviyorum” demek büyük bir aldanıştır! Vatan sevgisi, vatanın insanına ve imkânlarına zarar vermemektir.

Vatanına gerçek anlamda bağlı olan kimse, onun sokaklarını, insanlarını, tabiatını, kamu malını ve ortak geleceğini de kendi emaneti bilir.

3. Ayet

وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ وَاصْبِرُوا ۚ إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ

“Meali:”

“Allah’a ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider. Sabredin, şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”

(Enfâl Suresi, [8/46])

3. Hadis

Resûlullah [s.a.s.] şöyle buyurmuştur:

«الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ، لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ»

“Meali:”

“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez ve sahipsiz bırakmaz.”

(Buhârî, Mezâlim, [3]; Müslim, Birr, [32] — Sahih)

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de ne kadar büyük bir uyarıda bulunuyor: “Birbirinizle çekişmeyin!” Kavga toplumu zayıflatır, fitne parçalar, kin böler, iç düşmanlık toplumu temelden yıkar. Düşman kapıya geldiğinde kenetlenmeyi biliyoruz da, barış anında neden birbirimizin kalbini kırıyoruz? Aynı kıbleye dönüyor, aynı ezanı dinliyor, aynı ay yıldızlı bayrağın altında yaşıyoruz. Birlik olalım, kardeşliğimizi koruyalım. Birlik varsa güç vardır, kardeşlik varsa huzur vardır, ahlak varsa vatan ayaktadır!

Unutmayalım: Bir milletin en büyük kuvveti silahı ya da serveti değil; ortak değerlerine bağlı, birbirinin hukukunu koruyan ve zor günde omuz omuza duran insanlarıdır.

4. Ayet

وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ وَتُدْلُوا بِهَا إِلَى الْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا فَرِيقًا مِنْ أَمْوَالِ النَّاسِ بِالْإِثْمِ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Meali:”

“Aranızda birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin; insanların mallarından bir kısmını bile bile günahla yemek için hâkimlere rüşvet olarak vermeyin.”

(Bakara Suresi, [2/188])

4. Hadis

Resûlullah [s.a.s.] şöyle buyurmuştur:

«مَنِ اسْتَعْمَلْنَاهُ مِنْكُمْ عَلَى عَمَلٍ فَكَتَمَنَا مِخْيَطًا فَمَا فَوْقَهُ كَانَ غُلُولًا يَأْتِي بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ»

“Meali:”

“Sizden kimi bir işe tayin eder de o bizden bir iğneyi yahut daha küçük bir şeyi gizlerse, bu bir haksızlık ve hırsızlıktır; kıyamet günü onu kendi eliyle getirip hesabını verecektir.”

(Müslim, İmâre, [30]; Ebû Dâvûd, Akdıye, [5] — Sahih)

Bir vatanı dışarıdan yıkan düşman kadar, içeriden çürüten ahlaksızlık da tehlikelidir. Hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk, kul hakkı, adaletsizlik ve yalan bir toplumun omurgasını çökertir. Onun için vatan sevgisi sadece sınırda nöbet tutmak değildir; evinde ahlaklı olmak, işinde dürüst çalışmak, kul hakkından kaçınmak, kamu malını gözü gibi korumak da vatana hizmettir. Bir yetimin başını okşamak, bir gencin heder olmasına engel olmak vatana olan borcumuzdur.

Kamu malı, sadece bir kurumun değil; bu milletin her ferdinin, henüz doğmamış çocukların ve şehitlerin kanıyla korunan ortak emanetidir. Ona uzanan haksız el, aslında milletin geleceğine uzanmış olur.

5. Ayet

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

“Meali:”

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz.”

(Bakara Suresi, [2/154])

5. Hadis

Resûlullah [s.a.s.] şöyle buyurmuştur:

«عَيْنَانِ لَا تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ، وَعَيْنٌ بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ»

“Meali:”

“İki göz vardır ki onlara cehennem ateşi temas etmez: Allah korkusundan gözyaşı döken göz ve Allah yolunda, vatan nöbetinde geceleyen göz.”

(Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, [12] — Hasen)

Hazreti Muâz b. Cebel [r.a.] ve Hazreti Mus'ab b. Umeyr [r.a.] gibi ilk sahabiler vatan, iman ve mukaddesat uğruna evlerini, ailelerini ve konforlarını geride bırakıp İslam toprağının izzeti için canlarını feda etmişlerdir. Uhud’da şehit olan Hazreti Mus'ab’ın üzerini örtecek bir kefeni dahi yoktu; başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açık kalıyordu. Onlar malı da canı da vatan ve mukaddesat yolunda harcamayı bize miras bıraktılar.

Bu fedakârlıklar bize şunu hatırlatır: Vatan, yalnızca kendisinden faydalandığımız bir yer değil; gerektiğinde değerleri uğruna sorumluluk üstlendiğimiz, sahip çıktığımız ve gelecek nesillere onurlu biçimde devretmekle yükümlü olduğumuz bir emanettir.

Üzerinde yürüdüğümüz bu toprağın altında binlerce şehit yatıyor. Onlar analarını, eşlerini, evlatlarını bıraktılar ama vatanı düşmana bırakmadılar. Şehitlerimiz bize sadece bir toprak değil, din, namaz, adalet ve edep emanet ettiler. Bizden istenen sadece bayrağı çekmek değil; o bayrağın temsil ettiği ahlakı yaşamaktır. Ezanın okunduğu bu topraklarda ezanın anlamına uygun yaşamak, camilerin yükseldiği bu ülkede secdeyi terk etmemektir.

Çocuklarımıza sadece diploma değil; iman, ahlak ve sorumluluk bilinci bırakalım. Bugün kendimize soralım: Şehitlerimizin emanetine sahip çıkıyor muyuz? Çocuklarımıza nasıl bir vatan bırakacağız? Musalla taşına uzandığımızda arkamızda nasıl bir iz kalacak?

RABBİM bizleri; vatanını seven, milletine hizmet eden, kul hakkından sakınan, birlik ve beraberliği koruyan ve şehitlerimizin aziz emanetine leke sürdürmeyen hayırlı kullarından eylesin.

Âmin.

HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK.