Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Yalan ve Yalancı Şahitlik: Doğruluk, Adalet ve Büyük Günah

MEHMET ERÇELİK

CUMA VAAZI


GİRİŞ::İMANI KÖKÜNDEN KURUTAN GİZLİ VEBA: YALAN VE YALAN ŞAHİTLİK

EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? DİLİ YALAN KOKANIN KALBİ NUR TUTMAZ! İDRAK ET! MELEKLERİN KOKUSUNDAN KAÇTIĞI O KARANLIK DEHLİZE, YALAN ÇUKURUNA MI DÜŞECEKSİN? ÖLECEKSİN!

CEHENNEM ÇUKURUNA ATILAN İLK TAŞ, HATIR İÇİN SÖYLENEN O YALANCI ŞAHİTLİKTİR! ÜÇ KURUŞLUK DÜNYA İÇİN ADALETİ YIKANLAR, KENDİ AHİRET SARAYLARINI KENDİ ELİYLE ATEŞE VERMİŞTİR!

MÜSLÜMANIN İSMİNİ "KEZZÂB" YAPAN SESSİZ HELAKTEN KAÇ! İSMİN SEMALARDA YALANCI DİYE ANILIRKEN, KILDIĞIN NAMAZ SANA NASIL ŞEFAATÇİ OLACAK? ALLAH’I ALDATACAĞINI MI SANIYORSUN?

ADALET DİREĞİNİ YIKAN İHANETTİR HATIR İÇİN ŞAHİTLİK! BABANIN HATIRI ALLAH'IN HATIRINDAN ÜSTÜN MÜ? DOSTUN İÇİN YALAN SÖYLEME, ONA DOĞRUYU SÖYLEYEREK İYİLİK ET! HESAP ÇETİNDİR!

YALANLA KURULAN HER BİNA ÇÖKMEYE MAHKUMDUR! SON NEFESTE ŞEHADET GETİRECEK O DİLİ, HAYATTAYKEN YALANLA KİRLETEN GAFİL! KURTULUŞ CANINI DA YAKSA SADECE DOĞRULUKTADIR!

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي لَعَنَ الْكَاذِب۪ينَ ف۪ي كِتَابِهِ الْكَر۪يمِ

“Kitab-ı Kerim’inde yalancılara lanet eden Allah’a hamd olsun!”

وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الصَّادِقِ الْاَم۪ينِ

“Salât ve selâm, "Sadık ve Emin" olan Resulümüz Hz. Muhammed (S.a.v.) üzerine olsun!”

اَلَّذ۪ي قَالَ: "

اِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَاِنَّ الْكَذِبَ يَهْد۪ي اِلَى الْفُجُورِ

“O (S.a.v.) ki şöyle buyurmuştur: "Yalandan sakının! Çünkü yalan fücura (günaha) götürür!"”

وَعَلٰى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِهِ الَّذ۪ينَ جَعَلُوا الصِّدْقَ شِعَارًا لَهُمْ

“Ve dürüstlüğü kendilerine şiar edinen âli ve ashabı (Hz. Hazretleri) üzerine olsun!”

DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!

Bugün burada, imanı bir kurt gibi içten içe kemiren, ruhu kirleten ve insanı Allah katında en aşağılık dereceye düşüren bir "sessiz zehirden", yani YALANDAN ve YALANCI ŞAHİTLİKTEN bahsedeceğiz. Öyle bir mevzudur ki bu; söylenen bir kelimeyle bir yuva yıkılır, bir kelimeyle bir masumun hakkı gasp edilir, bir kelimeyle koca bir ömürlük ibadet rüzgarın önündeki kül gibi savrulur gider!

"EY GAFİL! AKLINI KULLANMAYACAK MISIN? MELEKLERİN KOKUSUNDAN KAÇTIĞI O KARANLIK DEHLİZE, YALAN ÇUKURUNA MI DÜŞECEKSİN?" Bir insan düşünün ki; alnı secdede, dili zikirde... Ama aynı dil, fütursuzca yalan söyleyip insanları aldatıyor! Bu, imanın kimyasına terstir. Allah katında bir kul için en büyük yıkım, isminin semalarda "KEZZÂB" (KATMERLİ YALANCI) olarak kaydedilmesidir. İsminiz göklerde "Yalancı" diye anılırken, kıldığınız namaz size nasıl şefaatçi olacak?

"İDRAK ETMEZ MİSİN? CEHENNEM ÇUKURUNA ATILAN İLK TAŞ, HATIR İÇİN SÖYLENEN O YALANCI ŞAHİTLİKTİR!" Üç kuruşluk dünya menfaati veya "arkadaşım kırılmasın" bahanesiyle adaleti yıkanlar, aslında kendi ahiret saraylarını başlarına yıkıyorlar. Şimdi gelin; imanı kökünden kurutan bu vebayı, Kur'an ve Sünnet'in o sarsıcı ışığında hep birlikte tefekkür edelim...

1. BÖLÜM::MÜSLÜMANIN İSMİNİ "KEZZÂB" YAPAN SESSİZ HELAK!

— AYET —

فَاجْتَنِبُوا الرِّجْسَ مِنَ الْاَوْثَانِ وَاجْتَنِبُوا قَوْلَ الزُّورِۙ

"O halde o iğrenç putlardan sakının ve yalan sözden (yalan şahitlikten) kesinlikle kaçının!" (Hac, 30)

— HADİS —

إِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ

"Şüphesiz yalan insanı fücura (günahkârlığa), fücur da ateşe götürür!" (Buhârî, Edeb, 69)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin hem putlara tapıp hem de yalan yere yemin ederek ticari ve sosyal hayatı ifsat etmeleri üzerine, yalanın putperestlik kadar iğrenç bir "kir" olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir "Yalan; imanı kökünden kurutan gizli vebadır!" Allah Teâlâ putlara tapmayı ve yalan söylemeyi aynı ayette zikrediyor! Bu ne demektir? Yalan söyleyen, aslında o an kendi menfaatini putlaştırmış demektir. "İdrak etmez misin?" Dili yalan kokanın, kalbi nur tutmaz!

Sahabe Kıssası: Safvân b. Süleym (Hz.) nakleder: Efendimiz'e (S.a.v.) "Mümin korkak olur mu?" dendi, "Evet" buyurdu. "Cimri olur mu?" dendi, "Evet" buyurdu. "Peki yalancı olur mu?" dendiğinde, "HAYIR!" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Mümin günah işleyebilir ama asla sistemli bir yalancı olamaz!

— AYET —

اِنَّمَا يَفْتَرِي الْكَذِبَ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِۚ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَاذِبُونَ

"Yalanı ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte yalancıların ta kendileri onlardır!" (Nahl, 105)

— HADİS —

آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ

إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ...

"Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler..." (Buhârî, İman, 24)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin Peygamber Efendimiz (S.a.v.) için "Bu Kur'an'ı o uyduruyor" demeleri üzerine; asıl yalan uyduranların imandan mahrum olanlar olduğunu ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Müslüman ismini KEZZÂB yapan sessiz helak!" Dilin yalan söylüyorsa, kalbindeki iman bavulunu toplamış gidiyor demektir. "İdrak etmez misin?" Münafıklık gömleğini kendi elinle giyiyorsun!

Sahabe Kıssası: Müseylemetü'l-Kezzâb yalanla peygamberlik iddia ettiğinde, sahabe-i kiram onun isminin yanına ebediyen "Kezzâb" (Yalancı) mührünü vurdu.

Kıssadan Hisse: Yalanın sonu, dünyada rezillik ahirette "Kezzâb" damgasıdır!

— AYET —

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي مَنْ هُوَ مُسْرِفٌ كَذَّابٌ

"Şüphesiz Allah, haddi aşan ve çok yalan söyleyen kimseyi hidayete erdirmez!" (Mü’min, 28)

— HADİS —

وَيْلٌ لِلَّذِي يُحَدِّثُ فَيَكْذِبُ لِيُضْحِكَبِهِ الْقَوْمَ وَيْلٌ لَهُ وَيْلٌ لَهُ

"İnsanları güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun! Yazıklar olsun ona, yazıklar olsun ona!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 80)

Nüzul Sebebi: Firavun hanedanından iman eden zatın, kavmini uyarırken yalanın hidayet kapılarını tamamen kapattığını haber vermesi üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Güldürürken cehenneme odun taşıyan gafil!" Espri olsun diye yalan söyleyen, melekleri kendinden uzaklaştırır. "İdrak etmez misin?" Bir kelimeyle insanları güldürürsün ama mahşerde sen ağlayacaksın!

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Âmir (Hz.) anlatır: Annem beni "Gel sana bir şey vereceğim" diye çağırdı. Efendimiz (S.a.v.) sordu: "Ne vereceksin?" Annem "Hurma" dedi. Efendimiz: "Eğer bir şey vermeseydin, bu senin defterine bir yalan olarak yazılacaktı" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Çocuk kandırmak için söylenen yalan bile arşı titretir!

— AYET —

لَعْنَتُ اللّٰهِ عَلَى الْكَاذِب۪ينَ

"Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun!" (Âl-i İmrân, 61)

— HADİS —

إِذَا كَذَبَ الْعَبْدُ كِذْبَةً تَبَاعَدَ عَنْهُ الْمَلَكُ مِيلًا مِنْ نَتْنِ مَا جَاءَ بِهِ

"Kul bir yalan söylediğinde, ağzından çıkan o yalanın kötü kokusundan dolayı melek kendisinden bir mil uzaklaşır!" (Tirmizî, Birr, 46)

Nüzul Sebebi: Necran Hristiyanları ile yapılan "Mübahele" (Lanetleşme) hadisesinde, hakkı bildiği halde yalan söyleyenlerin üzerine Allah'ın lanetinin ineceğini tescil için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Meleklerin kokusundan kaçtığı karanlık dehliz!" Senin ağzın yalan kokarken, o melek senin yanına gelip de nasıl dua edecek? "İdrak etmez misin?" Kendi ellerinle rahmet kapısını kapatıyorsun!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) yalanın imana en zıt şey olduğunu bilir ve diliyle asla boş bir kelime konuşmamak için bazen ağzına küçük bir taş koyardı.

Kıssadan Hisse: Dilini yalandan korumayan, imanını koruyamaz!

— AYET —

وَلَا تَقُولُوا لِمَا تَصِفُ اَلْسِنَتُكُمُ الْكَذِبَ هٰذَا حَلَالٌ وَهٰذَا حَرَامٌ لِتَفْتَرُوا عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَۜ

"Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak 'Bu helaldir, şu haramdır' demeyin; aksi halde Allah’a yalan iftira etmiş olursunuz!" (Nahl, 116)

— HADİS —

مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

"Kim bilerek benim üzerime yalan uydurursa (söylemediğim şeyi hadis diye naklederse), cehennemdeki yerine hazırlansın!" (Buhârî, İlim, 38)

Nüzul Sebebi: Cahiliye insanlarının kendi kafalarına göre bazı hayvanları helal bazılarını haram yapıp "Allah böyle emretti" diye yalan söylemeleri üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Hükümde yalan söyleyen, ateşe bilet kesmiştir!" "Bence günah değil, bence helal" diyerek din adına yalan uyduran gafil! "İdrak etmez misin?" Allah'a ve Resulü'ne iftira atmanın bedeli ebedi ateştir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir hadis nakleden birinden mutlaka şahit isterdi; "Resulullah adına yalan söylenmesine asla izin vermem!" diyerek titrerdi.

Kıssadan Hisse: Dini yalanına alet eden, diniyle beraber yanar!

— AYET —

وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ تَرَى الَّذ۪ينَ كَذَبُوا عَلَى اللّٰهِ وُجُوهُهُمْ مُسْوَدَّةٌۜ

"Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün!" (Zümer, 60)

— HADİS —

أَنَا زَعِيمٌ بِبَيْتٍ فِي وَسَطِ الْجَنَّةِ لِمَنْ تَرَكَ الْكَذِبَ وَإِنْ كَانَ مَازِحًا

"Şaka dahi olsa yalanı terk eden kimse için cennetin ortasında bir köşke kefilim!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 7)

Nüzul Sebebi: Ahirette yalanın fiziksel bir azaba dönüşeceğini, yalanla kirlenen yüzlerin nurdan mahrum kalacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yüzün kararmadan önce dilini temizle!" Dünyada yalanla yüzünü ak çıkardığını sanan gafil, mahşerde kömür gibi bir suratla uyanacaksın! "İdrak etmez misin?"

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) "Yalan söylemektense, bin kere ölmeyi tercih ederim" buyurarak sıdkın (doğruluğun) azametini göstermiştir.

Kıssadan Hisse: Şakası bile haram olanın, gerçeği helak eder!

— AYET —

وَيْلٌ لِكُلِّ اَفَّاكٍ اَث۪يمٍۙ

"Yalana çok başvuran ve günaha dalan her kimsenin vay haline!" (Câsiye, 7)

— HADİS —

اَلْكَذِبُ مَنْقَصَةٌ لِلرِّزْقِ

"Yalan, rızkın bereketini eksiltir/keser!" (Câmiu’s-Sağîr, 1/147)

Nüzul Sebebi: Nadr b. Haris gibi müşriklerin uydurma hikayelerle Kur'an'ı örtmeye çalışmaları üzerine, sürekli yalan üretenlerin akıbetinin "Vay haline!" feryadı olacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Rızkını yalanla artıranın, huzuru kalmaz!" Ticarette "valla maliyeti bu" diye yalan söyleyen esnaf! "İdrak etmez misin?" O yalanın bereketsizliği çoluk çocuğundan çıkar!

Sahabe Kıssası: Abdurrahman b. Avf (Hz.) ticarette öyle dürüsttü ki; "Ben asla malımın kusurunu gizleyerek yalan söylemedim, Allah da bana bereket verdi" buyururdu.

Kıssadan Hisse: Yalanla kazanan, ahiretini kaybeder!

2. ANA BÖLÜM: CEHENNEM ÇUKURUNA ATILAN İLK TAŞ: YALANCI ŞAHİTLİK!

— AYET —

وَالَّذ۪ينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا

"O (Rahman'ın kulları) ki; asla yalan yere şahitlik etmezler, boş bir şeye rastladıklarında vakarla geçip giderler!" (Furkân, 72)

— HADİS —

أَلَا أُنَبِّئُكُمْ بِأَكْبَرِ الْكَبَائِرِ؟ ... أَلَا وَقَوْلُ الزُّورِ أَلَا وَشَهَادَةُ الزُّورِ

"Size en büyük günahları haber vereyim mi? ... Dikkat edin! Yalan söz ve yalan şahitliktir!" (Buhârî, Şehâdât, 10)

Nüzul Sebebi: İnsanların hatır gönül veya korku sebebiyle mahkemelerde veya şahitlik meclislerinde gerçeği örtbas etmeye başlamaları üzerine, mümin olmanın şartının "dik duruş ve doğru şahitlik" olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Adalet direğini yıkan ihanet!" Efendimiz (S.a.v.) bu hadisi söylerken doğrularak oturdu ve o kadar çok tekrarladı ki sahabe "susmayacak mı?" dedi. Bu ne demek? Yalan şahitlik, şirkle yan yana zikredilen bir cinayettir! "İdrak etmez misin?" Üç kuruşluk dünya menfaati için masumun hakkını yakan, kendi cehennem ateşini yakmıştır!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) halifeliği döneminde yalan şahitlik yapan birini gördüğünde, onun yüzünü siyaha boyatır ve çarşıda dolaştırarak; "Bu adam yalan şahitlik yapmıştır, sakın ona inanmayın!" diye rezil ederdi.

Kıssadan Hisse: Yalan şahitlik yapanın dünyada itibarı, ahirette nuru yoktur!

— AYET —

وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًۭا فَرِهَٰنٌۭ مَّقْبُوضَةٌۭ ۖ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًۭا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ ۗ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ ۚ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌۭ قَلْبُهُۥ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌۭ

"Şahitliği gizlemeyin! Kim onu gizlerse (bildiğini söylemezse), şüphesiz onun kalbi günahkârdır!" (Bakara, 283)

— HADİS —

لَا تَزُولُ قَدَمَا شَاهِدِ الزُّورِ حَتّٰى يُوجِبَ اللّٰهُ لَهُ النَّارَ

"Yalan yere şahitlik yapanın ayakları (mahşerde) yerinden oynamadan, Allah ona ateşi vacip kılar!" (İbn Mâce, Ahkâm, 32)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin "Ben karışmayayım, başım ağrımasın" diyerek hakkın ortaya çıkmasına engel olmaları ve bildiklerini saklamaları üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Sessiz helak: Gerçeği gizlemek!" Şahitliği saklamak da yalan söylemek kadar alçakçadır. "İdrak etmez misin?" Senin suskunluğun yüzünden bir yetimin hakkı yeniyorsa, o günah senin kalbine bir kara leke olarak mühürlenir. Kalbi günahkâr olanın, ruhu ölüdür!

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Revâha (Hz.) Yahudilerin hurmalarını taksim ederken en ince adaletle hareket etmiş, onlar rüşvet teklif edince; "Bu rüşvettir, yalan şahitliktir, biz bunu yemeyiz!" diyerek dik durmuştur.

Kıssadan Hisse: Hakkı söylemeyen dilsiz şeytan, yalanı söyleyen konuşan şeytandır!

— AYET —

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰىٓ اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَب۪ينَۚ

"Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutun!" (Nisâ, 135)

— HADİS —

اُنْصُرْ اَخَاكَ ظَالِمًا اَوْ مَظْلُومًا...

"Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et! Dediler ki: 'Zalime nasıl yardım ederiz?' Buyurdu ki: 'Onu zulmünden (ve yalan şahitliğinden) vazgeçirerek!'" (Buhârî, İkrâh, 7)

Nüzul Sebebi: Akrabalık bağlarının adaletin önüne geçmeye başladığı, "bizimkidir, ayıp olmasın" mantığıyla yalan şahitliklerin arttığı bir dönemde ilahi adalet şaşmazlığını tescil için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Hatır için şahitlik, Allah’a isyandır!" Babanın hatırı Allah'ın hatırından üstün mü? Arkadaşın için mahkemede yalan söyleyen gafil! "İdrak etmez misin?" O arkadaşınla beraber ateşe girmek seni kurtaracak mı? Adalet, akrabalık dinlemez!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) yahudi bir adamla mahkemelik olduğunda, oğlu Hasan’ı (Hz.) şahit olarak göstermiş ama hakim Şureyh "Oğlun şahitliği kabul edilmez" deyince, adaletin hatırı için itiraz etmemiştir.

Kıssadan Hisse: Yakınını korumak için yalan söyleyen, dinini yıkmıştır!

— AYET —

وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Bildiğiniz halde hakkı batılla karıştırmayın ve hakkı gizlemeyin!" (Bakara, 42)

— HADİS —

مَنْ شَهَدَ عَلٰى رَجُلٍ بِشَهَادَةٍ لَيْسَ لَهَا بِاَهْلٍ فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

"Kim ehil olmadığı (bilmediği) bir konuda şahitlik ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın!" (İbn Mâce, Ahkâm, 32)

Nüzul Sebebi: Bildiği gerçeği işine geldiği gibi eğip bükenlerin, yalanı süsleyerek hakikat gibi sunanların hilesini bozmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Dili zehirleyen veba!" "Galiba öyleydi, herhalde böyleydi" diyerek bilmediğin şeye şahitlik etmek, bir canı katletmek gibidir. "İdrak etmez misin?" Emin olmadığın her kelime, ahiret heybene atılmış bir ateştir!

Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) bir konuda emin değilse; "Bilmiyorum!" derdi. Ona dediler ki: "Sen her şeyi bilirsin!" Dedi ki: "Melekler defterine 'Bilmiyorum' yazsın, 'Yalan şahitlik yaptı' yazmasın!"

Kıssadan Hisse: Bilmediğin şeye şahitlik etmek, bilerek yalan söylemektir!

— AYET —

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحِلُّوا۟ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَلَا ٱلْهَدْىَ وَلَا ٱلْقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًۭا مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَٰنًۭا ۚ وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَٱصْطَادُوا۟ ۚ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا۟ ۘ وَتَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَلَا تَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

"İyilik ve takva üzerine yardımlaşın; günah ve düşmanlık (yalan şahitlik) üzerine yardımlaşmayın!" (Mâide, 2)

— HADİS —

إِنَّ شَرَّ النَّاسِ مَنْزِلَةً عِنْدَ اللّٰهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَنْ بَاعَ آخِرَتَهُ بِدُنْيَا غَيْرِهِ

"Kıyamet günü Allah katında insanların en şerlisi, başkasının dünyası (menfaati) için kendi ahiretini satandır!" (İbn Mâce, Zühd, 33)

Nüzul Sebebi: Çıkar ve şer ortaklığı yaparak birbirlerine yalan şahitlik sözü verenlerin, imanın özünden saptıklarını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Müslüman ismini KEZZÂB yapan sessiz helak!" Arkadaşın "gel şu mahkemede benim için şunu söyle" dediğinde, sen onun dünyasını kurtarmak için kendi cennetini yakıyorsun. "İdrak etmez misin?" Bu ne biçim bir takastır?

Sahabe Kıssası: Zeyd b. Sâbit (Hz.) miras davalarında asla kimseye iltimas geçmemiş, en yakın dostu dahi olsa haktan bir milim sapmamıştır.

Kıssadan Hisse: Başkasına yaranmak için yalan söyleyen, Allah’ı darıltmıştır!

— AYET —

وَلَا تَقْعُدُوا بِكُلِّ صِرَاطٍ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ

"Hakkı engellemek ve insanları Allah yolundan çevirmek için her yolun başında oturup (yalanla) korkutmayın!" (A'râf, 86)

— HADİS —

كَبُرَتْ خِيَانَةً أَنْ تُحَدِّثَ أَخَاكَ حَدِيثًا هُوَ لَكَ بِهِ مُصَدِّقٌ وَأَنْتَ لَهُ بِهِ كَاذِبٌ

"Kardeşinin sana inandığı bir konuda, ona yalan söylemen en büyük hıyanettir!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 71)

Nüzul Sebebi: Güç sahiplerinin zayıfları yalan şahitliğe zorlamaları ve yalanlarla toplumu ifsat etmeleri üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Güveni katleden zehir!" Sana güvenen, "Hocam yalan söylemez" diyen bir mümini aldatmak, ona ihanet etmektir. "İdrak etmez misin?" Müslüman, güvenilen adamdır; dili yalan söyleyenin güveni, ipi kopmuş uçurtma gibidir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) "Sıddık" lakabını her şartta doğruyu söylediği için almıştır. Onun olduğu yerde yalan barınamazdı.

Kıssadan Hisse: Sana inanan birine yalan söylemek, onun ruhuna suikast düzenlemektir!

— AYET —

فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًاۜ

"Kendi elleriyle kitap (yalan beyan) yazıp sonra az bir paha için 'Bu Allah katındandır' diyenlerin vay haline!" (Bakara, 79)

— HADİS —

مَنْ غَشَّنَا فَلَيْسَ مِنَّا

"Bizi (yalanla/hileyle) aldatan bizden değildir!" (Müslim, İman, 164)

Nüzul Sebebi: Yahudi alimlerinin dünya menfaati için Tevrat'ı tahrif edip yalan uydurmaları üzerine, yalanın dini nasıl ifsat ettiğini göstermek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanla din satan gafil!" Kendi uydurduğu yalanı "fetva budur, ayet budur" diyerek satanlar, Müslüman ismini kirletenlerdir. "İdrak etmez misin?" Allah'ın adını yalanına alet edenin sonu ebedi hüsrandır!

Sahabe Kıssası: İbn Abbas (Hz.) bir ayetin tefsirinde hata yapma korkusuyla titrer; "Allah adına yanlış bir şey söylemekten O'na sığınırım!" derdi.

Kıssadan Hisse: Yalanı ibadet kılıfına sokan, imandan çıkmıştır!

— AYET —

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَآ اَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدٰى مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِۙ اُو۬لٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللّٰهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَۙ

"İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti gizleyenlere Allah lanet eder, (tüm) lanet ediciler de lanet eder!" (Bakara, 159)

— HADİS —

إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ

"Zandan sakının! Çünkü zan (kesin bilgi olmadan şahitlik yapmak), yalanın en büyüğüdür!" (Buhârî, Nikâh, 45)

Nüzul Sebebi: Gerçeği bildiği halde yalan şahitlikle üstünü örtenlerin, kainattaki her zerre tarafından lanetleneceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Tüm kainatın lanetlediği kul!" Doğru şahitlik yapsan bir hayat kurtulacak, ama sen susarak zalime destek oluyorsun. "İdrak etmez misin?" Gök ehli de yer ehli de sana beddua ediyor!

Sahabe Kıssası: Ebû Katâde (Hz.) bir davada bildiğini gizlememiş, sonucunda en yakın arkadaşı zarar görecek olsa da "Allah'ın hakkı daha üstündür" demiştir.

Kıssadan Hisse: Allah'ın lanetini, kulun rızasına değişen helak olmuştur!

3. ANA BÖLÜM: ADALET DİREĞİNİ YIKAN İHANET: HATIR İÇİN ŞAHİTLİK!

— AYET —

وَاِذَا قُلْتُمْ فَاعْدِلُوا وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبٰىۚ

"Konuştuğunuz (şahitlik ettiğiniz) zaman, akrabanız bile olsa adaleti gözetin!" (En'âm, 152)

— HADİS —

لَا طَاعَةَ لِمَخْلُوقٍ ف۪ي مَعْصِيَةِ الْخَالِقِ

"Yaratana isyan olan yerde, yaratılana (babaya, dosta, akrabaya) itaat yoktur!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/94)

Nüzul Sebebi: Cahiliye döneminde "kan bağı" her şeyin üstünde tutulur, akraba haksız da olsa onun lehine yalan söylenirdi. İslam, adaleti kan bağının üstüne çıkarmak için bu emri indirmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Hatır için şahitlik, imanı kökünden kurutan vebadır!" Arkadaşın "gel benim için mahkemede şunu söyle" dediğinde, sen Allah'ı mı razı edeceksin yoksa o günahkar kulu mu? "İdrak etmez misin?" Kulun hatırı için Allah'a yalan söyleyenin namazı, rüzgarın önündeki küldür!

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Revâha (Hz.) Hayber Yahudileriyle mahsul paylaşımı yaparken, Yahudiler lehine rüşvet ve yalan teklif edince; "Siz benim için en nefret edilen topluluksunuz ama bu bana size karşı adaletsizlik yapma hakkı vermez!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Adalet, akraba torpili tanımaz!

— AYET —

وَلَا تَرْكَنُوٓا اِلَى الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُۙ

"Zulmedenlere (yalan şahitlik yaparak) sakın meyletmeyin; sonra size ateş dokunur!" (Hûd, 113)

— HADİS —

مَنْ اَعَانَ عَلٰى خُصُومَةٍ بِظُلْمٍ لَمْ يَزَلْ فِي سَخَطِ اللّٰهِ حَتّٰى يَنْزِعَ

"Kim haksız bir davada (yalanla) birine yardım ederse, o işten vazgeçene kadar Allah'ın gazabı altındadır!" (İbn Mâce, Ahkâm, 6)

Nüzul Sebebi: Bazı kimselerin "aramız bozulmasın" diyerek zalimin yalanına ortak olmaları üzerine, bu "meylin" bedelinin ateş olduğunu ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Zalime yalanla destek olan, zulme ortaktır!" "Ben sadece şahitlik yaptım" diyerek kenara çekilemezsin. "İdrak etmez misin?" O yalanla gasp edilen her kuruşta, dökülen her yaşta senin de imzan var!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir davada kendi aleyhine şahitlik yapan birini; "Bana gerçeği söyleyerek en büyük iyiliği yaptın, Allah senden razı gelsin" diyerek ödüllendirmiştir.

Kıssadan Hisse: Dostun için yalan söyleme, ona gerçeği söyleyerek iyilik et!

— AYET —

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّام۪ينَ لِلّٰهِ شُهَدَآءَ بِالْقِسْطِۘ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَاٰنُ قَوْمٍ عَلٰٓى اَلَّا تَعْدِلُواۜ

"Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin!" (Mâide, 8)

— HADİS —

أَشْهَدُ بِالْحَقِّ وَلَوْ كَانَ مُرًّا

"Acı da olsa hakkı (doğruyu) söyleyin!" (İbn Hibbân, 2/76)

Nüzul Sebebi: Müslümanların, kendilerine eziyet eden müşriklere karşı bile şahitlik ederken adaletten sapmamaları gerektiğini tescil için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Kininiz adaletin celladı olmasın!" Sevmediğin adam haksızlığa uğradığında "oh olsun" diyerek yalan söyleyemezsin. "İdrak etmez misin?" Müslüman, düşmanına karşı bile dürüst olandır. Dili yalan kokanın davası olmaz!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) yahudi bir adamla olan davasında halife olduğu halde hakimin huzuruna çıkmış ve şahidi (oğlu) kabul edilmeyince boyun eğmiştir.

Kıssadan Hisse: Şahsi kin, yalan şahitliğe mazeret olamaz!

— AYET —

وَلَا تُجَادِلْ عَنِ الَّذ۪ينَ يَخْتَانُونَ اَنْفُسَهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ خَوَّانًا اَث۪يمًاۚ

"Kendilerine hainlik edenleri (yalan söyleyenleri) savunma! Çünkü Allah, günaha batmış hainleri sevmez!" (Nisâ, 107)

— HADİS —

مَنْ مَشٰى مَعَ ظَالِمٍ لِيُع۪ينَهُ وَهُوَ يَعْلَمُ اَنَّهُ ظَالِمٌ فَقَدْ خَرَجَ مِنَ الْاِسْلَامِ

"Kim zalim olduğunu bildiği halde (yalan şahitlikle) ona yardım etmek için yürürse, İslam’dan dışarı çıkmıştır!" (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 1/247)

Nüzul Sebebi: Bir hırsızlık hadisesinde suçlu olan yakınını savunmak için yalan beyanlarda bulunan bir grup üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanı savunan, ihanete ortaktır!" "O benim arkadaşım, onu savunmak zorundayım" diyerek yalan şahitlik yapan gafil! "İdrak etmez misin?" Allah'ın sevmediği bir haini savunarak, Allah'ın düşmanı oluyorsun!

Sahabe Kıssası: Esed b. Zürâre (Hz.) akrabası dahi olsa yanlış yapanın karşısında durur; "İman bağı, kan bağından kutsaldır!" buyururdu.

Kıssadan Hisse: Haini savunmak için söylenen yalan, söyleyeni de hain yapar!

— AYET —

سَمَّٰعُونَ لِلْكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحْتِ ۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحْكُم بَيْنَهُمْ أَوْ أَعْرِضْ عَنْهُمْ ۖ وَإِن تُعْرِضْ عَنْهُمْ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيْـًۭٔا ۖ وَإِنْ حَكَمْتَ فَٱحْكُم بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُقْسِطِينَ

"Onlar yalanı çok dinleyenler ve haramı (rüşveti) çok yiyenlerdir!" (Mâide, 42)

— HADİS —

لَعَنَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الرَّاشِيَ وَالْمُرْتَشِيَ فِي الْحُكْمِ

"Resulullah (S.a.v.), hükümde rüşvet verene de alana da (yalan şahitliği para ile yapana da) lanet etmiştir!" (Tirmizî, Ahkâm, 9)

Nüzul Sebebi: Yahudi liderlerin, halkın arasını bulmak veya kendi adamlarını kurtarmak için yalan söyleyip karşılığında menfaat sağlamaları üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanla beslenen haramzade!" Para karşılığı mahkemede yalan söyleyenin yediği her lokma cehennem ateşidir. "İdrak etmez misin?" Üç kuruşluk dünya için ebedi hayatını ateşe atan nasipsiz!

Sahabe Kıssası: Amr b. el-Âs (Hz.) mısır valisiyken kendine sunulan rüşvetleri; "Bu benim imanımı yakar!" diyerek reddetmiş ve yalan şahitliğe kapı kapatmıştır.

Kıssadan Hisse: Yalanın kazancı, cehennemin sermayesidir!

— AYET —

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَتَمَ شَهَادَةً عِنْدَهُ مِنَ اللّٰهِۜ

"Yanındaki (Allah katında sabit olan) bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim olabilir?" (Bakara, 140)

— HADİS —

إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ فَإِنَّ الظَّنَّ أَكْذَبُ الْحَدِيثِ

"Zandan sakının! Çünkü zan (emin olmadan yapılan şahitlik), yalanın en kötüsüdür!" (Buhârî, Nikâh, 45)

Nüzul Sebebi: Ehl-i Kitab'ın Peygamber Efendimiz (S.a.v.) hakkındaki gerçekleri bilip saklamaları ve yalan konuşmaları üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Gerçeği boğan en büyük zalim!" Bildiğin bir gerçeği, "şimdi şahitlik yaparsam aram bozulur" diye saklamak da yalandır. "İdrak etmez misin?" Susarak zalime yol açan, yalan söyleyen kadar mesuldür!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) her zaman; "Doğruluk emanet, yalancılık hıyanettir!" diyerek şahitliği namus bilmiştir.

Kıssadan Hisse: Hakkı gizleyen, hakikate hıyanet etmiştir!

— AYET —

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

"Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru (dosdoğru, yalan karışmamış) söz söyleyin!" (Ahzâb, 70)

— HADİS —

اَلصِّدْقُ طُمَأْن۪ينَةٌ وَالْكَذِبُ ر۪يبَةٌ

"Doğruluk kalbe huzur verir, yalan ise şüphe ve huzursuzluk kaynağıdır!" (Tirmizî, Kıyâmet, 60)

Nüzul Sebebi: Müslümanların her türlü konuşmalarında ve şahitliklerinde "sedîd" yani hedefi on ikiden vuran, yalan bulaşmamış bir dil kullanmaları gerektiğini emretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Dili dosdoğru olanın, yolu cennet olur!" Yalan şahitlik yapanın kalbi daralır, ruhu sıkışır. "İdrak etmez misin?" Allah'tan korkan adam, babası aleyhine de olsa kelimeyi eğip bükmez!

Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) o kadar titizdi ki, bir kelimenin yerini değiştirirse "yalan olur" diye öd kopardı.

Kıssadan Hisse: Korku ve hatır biter, Allah'ın hesabı baki kalır!

— AYET —

لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪يٓ اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ

"Allah sizi dil alışkanlığıyla yaptığınız yeminlerden sorumlu tutmaz ama bilerek (yalan yere) yaptığınız yeminlerden (yalan şahitlikten) sorumlu tutar!" (Mâide, 89)

— HADİS —

اَلْيَم۪ينُ الْكَاذِبَةُ مَنْفَقَةٌ لِلسِّلْعَةِ مَمْحَقَةٌ لِلْبَرَكَةِ

"Yalan yere edilen yemin (şahitlik), malı sattırır ama bereketi tamamen yok eder!" (Buhârî, Büyû, 26)

Nüzul Sebebi: Ticaret yaparken "valla şu fiyata aldım" diye yalan yere yemin edenlerin ve şahit gösterenlerin hilesini ortaya koymak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanla bereket arayan, hüsran bulur!" Şahitliği rızık kapısı yapanın sonu açlıktır. "İdrak etmez misin?" Allah adına yalan yemin eden, Allah'ı hafife almıştır!

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) ticaret yaparken şüpheli bir kelime dahi olsa o malı satmaz; "Yalana bulaşan rızık haramdır!" buyururdu.

Kıssadan Hisse: Yalan yeminle kurulan yuva, bir gün başa yıkılır!

4. ANA BÖLÜM: MAHŞERDE YALANIN KAPKARA RÜSVALIĞI!

— AYET —

وَيَوْمَ الْقِيٰمَةِ تَرَى الَّذ۪ينَ كَذَبُوا عَلَى اللّٰهِ وُجُوهُهُمْ مُسْوَدَّةٌۜ

"Kıyamet günü Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün!" (Zümer, 60)

— HADİS —

إِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ

"Şüphesiz yalan insanı günahkârlığa, günahkârlık da ateşe götürür!" (Buhârî, Edeb, 69)

Nüzul Sebebi: Ahirette günahların fiziksel birer nişane olarak bedende belireceğini, yalanın ise nuru tamamen söndürüp yüzü karartacağını ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Yüzün kararmadan önce dilini temizle!" Dünyada yalanla işini yürüttüğünü, yüzünü ak çıkardığını sanan gafil! Mahşer meydanında herkesin içinde kapkara bir suratla rezil rüsva olacaksın! "İdrak etmez misin?" Yalanla kirlenen dilin bedelini, kararan yüzünle ödeyeceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) "Yalanın kokusu arşı titretir, sahibi ise mahşerde kör ve siyah bir yüzle uyanır" diyerek ağlardı.

Kıssadan Hisse: Dünyada yalanla parlayan yüz, ahirette ateşle kararır!

— AYET —

اَلْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلٰٓى اَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَآ اَيْد۪يهِمْ وَتَشْهَدُ اَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

"Bugün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder!" (Yâsîn, 65)

— HADİS —

اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ كَذَبَ لَهُ

"Kişi, (mahşerde) lehine yalan söylediği (şahitlik yaptığı) kişiyle beraber zincire vurulur!" (Kenzü’l-Ummâl, 15/982)

Nüzul Sebebi: Mahşer günü yalan söylemeye devam etmek isteyenlerin ağızlarının kapatılıp, organlarının hakikati haykıracağını tescil için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Dilin mühürlendiği, yalanın bittiği yer!" O gün "Ben yapmadım, ben söylemedim" diyemeyeceksin. "İdrak etmez misin?" Ayakların "Ben o yalan şahitlik için mahkemeye yürüdüm" diyecek! Kaçacak yerin yok!

Sahabe Kıssası: Enes b. Mâlik (Hz.) bir gün Efendimiz'in (S.a.v.) güldüğünü görünce sebebini sordu. Efendimiz; "Kulun mahşerde Rabbiyle olan tartışmasına gülüyorum; kul 'Ben dile inanmam, organlarım şahitlik etsin' der, organları konuşunca da 'Yazıklar olsun size, ben sizin için savunma yapıyordum' diye bağırır" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Kendi organların sana düşman olmadan önce yalanı bırak!

— AYET —

يَوْمَ يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ جَم۪يعًا فَيَحْلِفُونَ لَهُ كَمَا يَحْلِفُونَ لَكُمْ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ عَلٰى شَيْءٍۜ اَلَآ اِنَّهُمْ هُمُ الْكَاذِبُونَ

"Allah onların hepsini dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O’na da yemin edecekler ve bir şey (kazanç) üzerinde olduklarını sanacaklar. Dikkat edin! Onlar yalancıların ta kendileridir!" (Mücadele, 18)

— HADİS —

ثَلَاثَةٌ لَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْ

َ الْقِيَامَةِ... اَلْمُنَفِّقُ سِلْعَتَهُ بِالْحَلِفِ الْكَاذِبِ

"Üç sınıf vardır ki Allah mahşerde onlarla konuşmaz: Malını yalan yeminle (şahitlikle) satan tacir (ve şahıslar)!" (Müslim, İman, 171)

Nüzul Sebebi: Münafıkların dünyadaki yalan alışkanlıklarını mahşere taşıyıp, Allah'ın huzurunda bile yalan yere yemin etme küstahlığını göstereceklerini haber vermek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Allah'ı aldatacağını sanan zavallı!" Dünyada ağzı yalanla laf yapanlar, mahşerde de yalanla kurtulacaklarını sanırlar. "İdrak etmez misin?" Allah kalbindekini bilmiyor mu? O gün yalanın sadece rezilliğini artırır!

Sahabe Kıssası: İbn Mes'ud (Hz.) "Yalan yere yemin eden (şahitlik yapan) kimse, mahşerde Allah'ın huzuruna O'nu kendine gazaplandırmış olarak çıkar" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Mahşerde dilsiz kalmak, yalancı çıkmaktan daha hayırlıdır!

— AYET —

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

"De ki: 'Yeryüzünde dolaşın da, yalanlayanların (yalancıların) sonu nasıl olmuş görün!'" (En'âm, 11)

— HADİS —

إِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّ الْكَذِبَ مُجَانِبٌ لِلْإِيمَانِ

"Yalandan sakının! Çünkü yalan imandan tamamen uzaklaştırır!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/5)

Nüzul Sebebi: Yalanı bir hayat tarzı haline getiren eski kavimlerin nasıl helak olduğunu hatırlatarak, ümmet-i Muhammed'i uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "İmanı kökünden kurutan sessiz veba!" Yalan girdiği kalbi çürütür, imanı dışarı atar. "İdrak etmez misin?" Kalbi iman nurundan mahrum kalanın mahşer günü rüsvalığı ebedidir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) şöyle derdi: "Yalan söylemek, imanı yerinden söken bir rüzgar gibidir."

Kıssadan Hisse: Yalanın sonu, imanın yok oluşudur!

— AYET —

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِاٰيَاتِه۪ۜ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ

"Allah’a karşı yalan uydurandan (yalan yere yemin edenden) daha zalim kim olabilir? Şüphesiz zalimler asla kurtuluşa eremezler!" (En'âm, 21)

— HADİS —

مَنْ كَذَبَ عَلَيَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ

"Kim bile bile benim adıma yalan uydurursa, cehennemdeki yerine hazırlansın!" (Buhârî, İlim, 38)

Nüzul Sebebi: Dini kendi menfaatlerine alet edenlerin, yalan beyanlarla halkı saptıranların mahşerdeki en büyük zalimler olacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Ateşe bilet kesen gafil!" Bir hadis uyduran, bir ayeti yalanına alet eden; sadece insanları değil, Allah'ı ve Resulü'nü karşısına almıştır. "İdrak etmez misin?" O gün senin savunduğun yalanlar, seni yakacak oduna dönüşecek!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir hadis naklederken titrer; "Eğer yanlış bir harf söylersem Resulullah'a yalan isnat etmiş olurum, o zaman halim ne olur?" diye ağlardı.

Kıssadan Hisse: Allah adına yalan söyleyenin, mahşerde sahibi yoktur!

— AYET —

ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَلْ لَعْنَتَ اللّٰهِ عَلَى الْكَذِب۪ينَ

"Sonra (samimiyetle) yalvaralım da Allah’ın lanetini yalancıların üzerine kılalım!" (Âl-i İmrân, 61)

— HADİS —

اَلْكَذِبُ يَنْقُصُ الرِّزْقَ

"Yalan, (ahiretteki cennet) rızkını ve dünyadaki bereketi noksanlaştırır!" (Câmiu’s-Sağîr, 1/147)

Nüzul Sebebi: Lanetleşme hadisesinde (Mübahele), yalan söyleyenin üzerine Allah'ın ebedi gazabının ineceğini dünyaya ilan etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Lanetle mühürlenen ruh!" Lanet demek, Allah'ın rahmetinden ebediyen mahrum kalmak demektir. "İdrak etmez misin?" Bir yalanla dünyayı kazansan ne olur, Allah'ın lanetini kazandıktan sonra!

Sahabe Kıssası: Müseylemetü'l-Kezzâb'ın ordusu mahşerde "Yalancıların yandaşları" olarak en aşağılık makamda toplanacaktır.

Kıssadan Hisse: Lanetli bir dil, ebedi bir karanlıktır!

— AYET —

أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلْخَالِصُ ۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِى مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ كَٰذِبٌۭ كَفَّارٌۭ

"Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olan kimseyi hidayete erdirmez!" (Zümer, 3)

— HADİS —

إِيَّاكُمْ وَالْكَذِبَ فَإِنَّ الْكَذِبَ مَعَ الْفُجُورِ وَهُمَا فِي النَّارِ

"Yalandan sakının! Çünkü yalan günahla beraberdir ve her ikisi de ateştedir!" (İbn Mâce, Dua, 5)

Nüzul Sebebi: Kalbi yalanla kararanın artık hakikati görmesinin imkansızlaştığını, mahşere kadar bu körlüğün süreceğini ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Kendi hidayetini yalanla boğan nasipsiz!" Yalan söyleye söyleye kalbinde hidayet nuru bırakmayan gafil! "İdrak etmez misin?" Mahşerde "Ya Rabbi beni hidayete erdir" diyeceksin ama dünyada o kapıyı kendin kilitledin!

Sahabe Kıssası: Ebû Zer (Hz.) şöyle derdi: "Yalan, imanı bir kalpte barındırmayan kapkaranlık bir dumandır."

Kıssadan Hisse: Hidayetini yalanla takas eden, hüsranla uyanır!

— AYET —

فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَۙ

"O gün (hesap günü), o yalanlayanların (yalancıların) vay haline!" (Tûr, 11)

— HADİS —

رَأَيْتُ اللَّيْلَةَ رَجُلَيْنِ أَتَيَانِي... فَإِذَا رَجُلٌ يُشَرْشَرُ شِدْقُهُ إِلَى قَفَاهُ... فَقُلْتُ مَنْ هَذَا؟ قَالَا

هَذَا الرَّجُلُ يَغْدُو مِنْ بَيْتِهِ فَيَكْذِبُ الْكَذْبَةَ تَبْلُغُ الْآفَاقَ

"Bu gece rüyamda (Miraç'ta) bir adam gördüm; ağzı ensesine kadar demir kancalarla parçalanıyordu. Dedim ki: 'Bu kim?' Dediler ki: 'Bu, evinden çıkıp ufukları aşan (yalan şahitlik/haber) yalanları söyleyen adamdır!'" (Buhârî, Tâbir, 48)

Nüzul Sebebi: Yalanın mahşerdeki cezasının ne kadar korkunç ve acı verici olacağını en çarpıcı şekilde göstermek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Kancalarla parçalanan yalan ağzı!" O gün o yalanı söyleyen dilini ensenden çıkaracaklar! "İdrak etmez misin?" Dünyada bir "falan"ın hatırı için eğip büktüğün o ağzın, ebediyen parçalanacak!

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) bu hadisi duyunca bayılmış ve kendine gelince; "Allah'ım, dilimi yalandan, bedenimi ateşten koru!" diye saatlerce ağlamıştır.

Kıssadan Hisse: Ağzının parçalanmasını istemiyorsan, yalanı ensene kanca olmadan bırak!

5. ANA BÖLÜM: MUHTEŞEM VE KORKUTUCU FİNAL MÜHRÜ!

— AYET —

وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ كَذِبًا اَوْ كَذَّبَ بِالْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُۜ اَلَيْسَ ف۪ي جَهَنَّمَ مَثْوًى لِلْكَافِر۪ينَ

"Allah’a karşı yalan uydurandan (yalan yere yemin edenden) veya kendisine gelen hakkı yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde kâfirler için yer mi yok?" (Ankebût, 68)

— HADİS —

اَلْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ وَغَمْطُ النَّاسِ

"Kibir; hakkı (doğruyu) inkâr etmek (yalanlamak) ve insanları küçük görmektir!" (Müslim, İman, 147)

Nüzul Sebebi: Kendi hatasını örtmek için yalan söyleyenlerin, aslında Allah’ın "Adl" (Adalet) ismine meydan okuduklarını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalan; kibrin kardeşidir!" Bir adam neden yalan söyler? Rezil olmamak için. Neden yalan şahitlik yapar? Menfaati için. Bu Allah’a "Senin adaletin bana yetmez, ben kendi yalanımla kurtulurum" demektir. "İdrak etmez misin?" Kibirle yalanı birleştiren, cehennemi garantilemiştir!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz.) "Yalandan sakının, çünkü yalan imandan tamamen uzaktır" diyerek hayatı boyunca tek bir şaka yalanı dahi söylememiştir.

Kıssadan Hisse: Yalanla yükselen, ateşle düşer!

— AYET —

فَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ كَذَبَ عَلَى اللّٰهِ وَكَذَّبَ بِالصِّدْقِ اِذْ جَآءَهُۜ

"Allah’a karşı yalan söyleyen ve kendisine gelen doğruyu yalanlayandan daha zalim kim olabilir?" (Zümer, 32)

— HADİS —

إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا

"Allah temizdir (sadıktır), sadece temiz (yalan bulaşmamış) olanı kabul eder!" (Müslim, Zekât, 65)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin ve münafıkların, işlerine gelmeyen hakikatleri "yalandır" diyerek örtbas etmeye çalışmaları üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanla kirlenen ibadet, arşa yükselmez!" Ağzın yalan kokarken "Subhanallah" diyorsun. "İdrak etmez misin?" Allah senin o yalan bulaşmış zikrini kabul eder mi? Temiz olmayan dilin duası reddedilir!

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mes'ud (Hz.) "Mümin her hatayı yapabilir ama hıyanet ve yalan asla!" buyururdu.

Kıssadan Hisse: Dili yalan kokanın, kalbi nur tutmaz!

— AYET —

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا

"Hakkında bilgin olmayan şeyin (yalan şahitliğin) peşine düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur!" (İsrâ, 36)

— HADİS —

كَفٰى بِالْمَرْءِ كَذِبًا اَنْ يُحَدِّثَ بِكُلِّ مَا سَمِعَ

"Kişiye yalan olarak her duyduğunu (araştırmadan) anlatması yeter!" (Müslim, Mukaddime, 5)

Nüzul Sebebi: İnsanların "duydum, herhalde öyledir" diyerek emin olmadıkları konularda şahitlik yapıp masumların canını yakmalarını önlemek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Dili zehirleyen dedikodu vebası!" "Falan öyle demiş" diyerek yalanı yayan gafil! "İdrak etmez misin?" Araştırmadan söylediğin her kelime seni yalancı yapar. Gözünle görmediğine, kalbinle emin olmadığına dilini bulaştırma!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.) bir haber getirene; "Eğer yalan söylüyorsan seni cezalandırırım, doğru söylüyorsan da seni çok sorgularım" diyerek yalanın önünü keserdi.

Kıssadan Hisse: Emin olmadığın söz, senin celladındır!

— AYET —

يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۚ

"O gün (mahşerde) bazı yüzler ağarır, bazı yüzler (yalancıların yüzleri) kararır!" (Âl-i İmrân, 106)

— HADİS —

عَلَيْكُمْ بِالصِّدْقِ فَإِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ

"Doğruluğa sarılın! Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür!" (Buhârî, Edeb, 69)

Nüzul Sebebi: Dünyada yalanla yüzünü ak çıkardığını sananların, mahşerin o dehşetli gerçeğiyle yüzleşeceklerini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Mahşerde kömür gibi bir surat!" Yalanla kazandığın o itibar, mahşerde kapkara bir rüsvalığa dönüşecek. "İdrak etmez misin?" Yüzünün nurunu yalanla söndürme!

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) o kadar doğruydu ki; "Cahiliye döneminde bile yalan söylemedim, çünkü yalan insanı alçaltır" buyururdu.

Kıssadan Hisse: Yüzün ak olsun istiyorsan, dilin pak olsun!

— AYET —

وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ

"Bildiğiniz halde hakkı batılla (yalanla) karıştırmayın ve hakkı gizlemeyin!" (Bakara, 42)

— HADİS —

اَلْبَيِّعَانِ بِالْخِيَارِ مَا لَمْ يَتَفَرَّقَا... فَاِنْ كَذَبَا وَكَتَمَا مُحِقَتْ بَرَكَةُ بَيْعِهِمَا

"Alıcı ve satıcı doğru söylerlerse alışverişleri bereketlenir; eğer yalan söyler ve (kusuru) gizlerlerse bereket tamamen yok olur!" (Buhârî, Büyû, 19)

Nüzul Sebebi: Ticarette yalan şahitlik ve sahte yeminlerle insanların hakkını gasp edenlerin hilesini bozmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalanla gelen rızık, ateşten bir lokmadır!" "Vallahi maliyetine veriyorum" diyen esnaf! "İdrak etmez misin?" O yalanla kazandığın para, evindeki huzuru yakıp kül edecek!

Sahabe Kıssası: Abdurrahman b. Avf (Hz.) malının kusurunu söylemeden satmazdı; bu dürüstlüğü onu Mekke’nin en zengini değil, cennetin müjdelenenlerinden yaptı.

Kıssadan Hisse: Bereket istiyorsan, doğruya yapış!

— AYET —

فَوَيْلٌۭ لِّلْمُصَلِّينَ ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ

"Vay o namaz kılanların haline ki... (yalan ve riya ile) yardımlaşmaya engel olurlar!" (Mâûn, 4-7)

— HADİS —

اَلْمُؤْمِنُ مِرْآةُ الْمُؤْمِنِ

"Mümin müminin aynasıdır (ona asla yalan söylemez)!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 49)

Nüzul Sebebi: İbadetlerini yalan ve riya üzerine kuranların, namazlarının bile kendilerine azap olacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalan; namazı boşa çıkaran bir zehirdir!" Hem "İyyâke na'budu" (Yalnız sana kulluk ederiz) diyeceksin, hem de menfaatin için kula yalan söyleyeceksin. Bu ne yaman çelişkidir? "İdrak etmez misin?" Allah'ı mı kandırıyorsun?

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) bir yalanını yakaladığı kişiye; "Namazın seni yalandan alıkoymuyorsa, o kıldığın sadece spordur" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Secden doğruysa, dilin de doğru olmalı!

— AYET —

وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذ۪ينَ يَخُوضُونَ ف۪يٓ اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۜ

"Ayetlerimiz hakkında (yalan yanlış) ileri geri konuşanları gördüğünde, başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir!" (En'âm, 68)

— HADİS —

إِنَّ اللَّهَ كَرِهَ لَكُمْ ثَلَاثًا

: قِيلَ وَقَالَ...

"Allah sizin için şu üç şeyi kerih gördü: Dedikodu (ve yalan yanlış aktarımlar)..." (Buhârî, Zekât, 18)

Nüzul Sebebi: Dini konuları alay ve yalanla sulandıran meclislerde bulunmanın, yalan günahına ortaklık olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalancının meclisi, cehennemin şubesidir!" "Aman hocam ne olacak, alt tarafı konuşuyoruz" diyen gafil! "İdrak etmez misin?" Yalan konuşulan yerde rahmet melekleri değil, azap melekleri bekler!

Sahabe Kıssası: İbn Ömer (Hz.) yalan konuşulan bir meclisi görünce hemen orayı terk eder ve "Ruhum daralıyor!" derdi.

Kıssadan Hisse: Yalancıya susan, yalanına ortaktır!

— AYET —

أَلَا لِلَّهِ ٱلدِّينُ ٱلْخَالِصُ ۚ وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَآ إِلَى ٱللَّهِ زُلْفَىٰٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فِى مَا هُمْ فِيهِ يَخْتَلِفُونَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى مَنْ هُوَ كَٰذِبٌۭ كَفَّارٌۭ

"Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olan kimseyi hidayete erdirmez!" (Zümer, 3)

— HADİS —

يُطْبَعُ الْمُؤْمِنُ عَلَى الْخِلَالِ كُلِّهَا إِلَّا الْخِيَانَةَ وَالْكَذِبَ

"Mümin her türlü ahlaka sahip olabilir ama hıyanet ve yalan asla onda bulunamaz!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/252)

Nüzul Sebebi: Yalanın kalbi mühürleyen ve hidayet yolunu kapatan en büyük engel olduğunu tescil için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yalan söyleyenin imanı bavulunu toplamıştır!" Bir kalp hem yalanı hem imanı aynı anda barındıramaz. "İdrak etmez misin?" Ya yalanı terk et ya da imanın elinden kayıp gidişine hazır ol!

Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Zer (Hz.) yalanın kokusunu aldığında o kişiden günlerce kaçar, "İmanı sarsılıyor!" diye dua ederdi.

Kıssadan Hisse: Yalan imanı kemiren bir kurttur!

— AYET —

فَاسْتَقِمْ كَمَآ اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۜ

"Sen ve seninle beraber tövbe edenler (yalanı terk edenler), emrolunduğun gibi dosdoğru olun!" (Hûd, 112)

— HADİS —

قُلْ آمَنْتُ بِاللّٰهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ

"Allah'a inandım de, sonra da (yalandan uzak) dosdoğru ol!" (Müslim, İman, 62)

Nüzul Sebebi: Kurtuluşun ancak ve ancak yalanı, hileyi ve yalan şahitliği tamamen terk edip "Sıdk" (Doğruluk) üzere bir hayat kurmakla mümkün olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Doğruluk cennetin pasaportudur!" Efendimiz'i (S.a.v.) ihtiyarlatan "Hud suresi" işte bu emirdir. "İdrak etmez misin?" Dosdoğru olmak zordur ama sonucu ebedi huzurdur. Yalanla dünyayı kurtaracağına, doğrulukla canını ver!

Sahabe Kıssası: Hz. Peygamber (S.a.v.) daha peygamber olmadan önce "El-Emin" (Güvenilir) lakabını yalandan uzak duruşuyla almıştır. Sen O'nun ümmetiysen senin lakabın ne?

Kıssadan Hisse: Doğru söyleyenin yardımcısı Allah, yalancınınki şeytandır!

İMANIN NAMUSU: YALAN VE İHANETİN MAHKEMESİNDE SON UYARI!

DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ KARDEŞLERİM!

Sözün özüne, yolun sonuna, imtihanın tam merkezine geldik! Unutmayın ki; dilden dökülen tek bir yalan, sadece bir başkasını aldatmak değil, bizzat kendi ahiret sarayını kendi eliyle ateşe vermektir! Bugün burada kulak verdiğimiz bu 40 ayet ve hadis-i şerif; yarın mahşer meydanında ya seni cehennemin dibinden çekip alan bir şefaatçi, ya da seni o karanlık kuyuya iten en büyük davacı olacaktır!

"EY GAFİL! ŞİMDİ BU MÜBAREK KAPIDAN DIŞARI ADIM ATARKEN KENDİNE ŞU SORUYU SOR: 'BEN, İSMİMİN GÖKLERDE VE MELEKLERİN DEFTERİNDE "KEZZÂB" (KATMERLİ YALANCI) DİYE ANILMASINA RAZI MIYIM?'" Eğer bu rezilliğe razı değilsen; gelin bugün, şu kutsal saatte dilimize vurduğumuz o kirli yalan zincirlerini parçalayalım! Ticaretimize dürüstlüğü, sözümüze sadakati, şahitliğimize Allah için adaleti bir mühür gibi kazıyalım!

"ŞUNU İYİ BİLİN Kİ; YALANLA KURULAN HER BİNA ÇÖKMEYE, YALANLA KAZANILAN HER DAVA KAYBEDİLMEYE MAHKUMDUR! KURTULUŞ, CANINI DA YAKSA SADECE DOĞRULUKTADIR!" Düşün bir kere; ölürken "Eşhedü en lâ ilâhe illâllah" diyecek o dilin, hayattayken üç kuruşluk dünya menfaati için yalanla leş gibi kokmasına nasıl müsaade edersin? Yalanla kirlenmiş, gıybetle paslanmış, sahte şahitlikle mühürlenmiş bir dilin; o son nefeste Kelime-i Şehadet getirmesi ne kadar güçtür, hiç tahayyül ettin mi?

"EY ALLAH’IN KULU! İDRAK ET! BUGÜN ARKADAŞININ HATIRI İÇİN EĞİP BÜKTÜĞÜN O AĞZININ, YARIN MAHŞERDE DEMİR KANCALARLA ENSENE KADAR PARÇALANMASINA DAYANABİLECEK MİSİN?" Eğer o gün rüsva olmak istemiyorsan, bugün sıddîkların (doğruların) safına geç! Ya dilini Kur'an'la temizler cennete yürürsün, ya da yalanla kirletir kendi ateşini kendin körüklersin! Karar senin, hesap ise sadece Allah’ındır!

Hazırlayan MEHMET ERÇELİK