YAZ KUR’AN KURSLARI
Malumunuz çocuklarımız bu gün itibariyle yaz tatiline giriyorlar… Çocuklarımızın yaz tatili başlarken biz DİB mensuplarında ayrı bir telâşe ve heyecan başlar her sene… Bu heyecan yaz Kur’an Kursları seferberliği Kur’an Kurslarımız 27 Haziran Pazartesi günü itibariyle bütün camilerimizde ve Kur’an Kurslarımızda başlayacak inşallah…
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de(İNŞİRAH;7)
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ
“buyuruyor…”
“Bir işten boşa çıktığın zaman artık yeni bir işe koyul…” diyor ayet… Müslümanın hayatında bu anlamda bir boşluk yoktur… Müslüman için tatil demek atalet demek değildir, yan gelip yatmak demek değildir yani… Zamanını boşa harcamak değildir…
İnsanların kadrini kıymetini bilmediği iki nimetten söz eder Peygamberimiz… İnsanların o iki nimette aldandığını buyururlar… İnsanların aldandığı bu iki nimetten birisi Es-sıhhatü vel ferâh… Yani sağlığın kıymetini bilememe ve vakti değerlendirememedir… Ya da vakitlerini boşa geçirme, boşa harcamadır…
Bu sebeple; bu yaz döneminde çocuklarımız camilere koşsun… Camilerimiz çocuklarımızla şenlensin… Kur’an Kurslarımız cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle ayrı bir heyecanı yaşasın istiyoruz…
Değerli Mü’minler!.. Anne-babalar olarak her birimizin üzerinde önemli bir yük, önemli bir mes’uliyet var… Bu da çoluk çocuğumuza karşı yapılması gereken vecibeler, vazifelerdir… Bütün dualarımızda biz şu dua ayetini okuruz…(FURKAN;74)
رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقٖينَ اِمَامًا
“Ya Rabbi!.. Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak eş ve çocuklar nasip eyle…”
Bizim için mutluluk kaynağı olacak… Bizim için huzur kaynağı olacak… Öbür âlemde kendisi sebebiyle mahcup duruma düşmeyeceğimiz eş ve çocuklar bahşeyle diye dua ederiz… Bu Kur’an’dan bir ayettir… Allah bizden böyle dua etmemizi istiyor…(ŞURA;49)
لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ
“Göklerin ve yerin hükümranlığı, egemenliği, yönetimi, idaresi Allah’a aittir…”
يَخْلُقُ مَا يَشَاءُ
“O Allah ki; dilediğini yaratır…”
يَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ اِنَاثًا
“Dilediği kullarına kız çocukları nasip eder…”
وَيَهَبُ لِمَنْ يَشَاءُ الذُّكُورَ
“Dilediğine erkek çocuğu nasip eder…”
اَوْ يُزَوِّجُهُمْ ذُكْرَانًا وَاِنَاثًا
“Dilediğine hem kız, hem erkek çocuğu nasip eder…”
وَيَجْعَلُ مَنْ يَشَاءُ عَقٖيمًا
“Dilediklerine de çocuk vermez Cenab-ı Allah…”
اِنَّهُ عَلٖيمٌ قَدٖيرٌ
“O Rabbimiz ki, her şeyi en iyi bilen ve her şeye gücü yetendir…”
O halde çoluk-çocuk sahibi olmak… Erkek ya da kız evladının anne-babası olabilmek Cenab-ı Hakk’ın takdirindedir… Eğer Allah bize bir evlat vermişse, o evlatla birlikte sorumlulukları da vermiştir… O sorumlulukları da yerine getirmemiz icap ediyor…
Hiçbir kul cahiliye döneminde olduğu gibi… İşte benim kız evladım var… İşte benim erkek evladım var… Ya da hiç çocuğu yoksa benim çoluk-çocuğum yok diyerek… Kendisinde farklı bir üzüntü ve ya sevinç sebepleri oluşturmamalıdır… Çünkü insanın yeryüzünde bulunma sebebi… Varlık nedeni imtihandır…
Bu imtihan kulluk imtihanıdır… Şu fani dünya hayatında kim ne kadar Rabbine kulluk yapabildi… Kim ne kadar çeşitli vesilelerle Rabbinin rızasına nail olabildi Ölümün de, hayatın da yaratılmış olmasının sebebi hikmeti işte bu imtihandır… Aynen bunun gibi çocuklara sahip olup olmamak da bu kulluğun gereğidir…(TEGABÜN;15)
اِنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ
““Mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihan sebebidir” diyor Allah-u Teâlâ…”
وَاعْلَمُوا اَنَّمَا اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ
Buyuruyor bir başka ayet-i kerimesinde de… “Şunu iyi bilin ki ey kullarım; mal ya da evlat sahibi olmanız sizin için bir imtihandır.” diyor… (ENFAL;28)
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰیهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّٖى اَكْرَمَنِ
Allah-u Teâla kendisine bol nimetler bahşetmiştir… Bol dünya varlığı bahşetmiştir… Onu zengin kılmıştır… Zenginliğin, dünyevi bir takım varlığın sahibi olan kimseler kalkıp da… Allah beni çok seviyor, beni çok sevdiği için beni mala gark etti… Beni nimetleriyle donattı diye şımaramaz… Aynen bunun gibi; (FECR;15)
وَاَمَّا اِذَا مَا ابْتَلٰیهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖى اَهَانَنِ
Yine Allah-u Teala kendi rızkını daralttığı için, şu dünyada biraz sıkıntılar, zorluklar yaşadığı için… Hiçbir kul da kalkıp Allah beni sevmiyor… Allah beni sevmediği için bu şekilde bir darlıkla, yoklukla beni yaşatıyor diyemez…(FECR;16)
Bütün bunların sebeb-i esbabı kulluk imtihanıdır… Evlatlara sahip olmak, mallara sahip olmak insan için bir üstünlük vesilesi değildir… Malıyla, varlığıyla bir insan üstün olmuş olsaydı… Cenab-ı Hakk Karun’la ilgili bilgileri anlatırken;
فَخَسَفْنَا بِهٖ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ
“demezdi…”
Yani “Onu ve bütün varlığını yerin dibine geçirdik” (KASAS;81) diyor…
Bırakın varlığını saymayı, yüklenmeyi… Varlığının anahtarlarını üç yüz kişilik büyük bir kafile zor taşırdı diye bahsediyor Kur’an Karun’dan…
Öyleyse mü’minin hayatında mal ya da evlat sahibi olmaktan dolayı bir üstünlük ya da bir şımarıklık içerisine girmek söz konusu olamaz… Mü’minin ahlakında böyle bir anlayış olamaz… Cenab-ı Rabbil Alemin;(TAHRİM;6)
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَارًا
““Ey iman edenler!.. Kendinizi ve ehl-ü ıyalinizi cehennem ateşinden koruyunuz” buyuruyor…”
Hz.Ömer (RA) bu ayet nazil olunca Peygamberimize sordular… “Ya Rasulellah!.. Kendimizi korumayı anladık amma… Ehl-ü ıyalimizi, çoluk-çocuğumuzu cehennem ateşinden biz nasıl koruyacağız…” Peygamberimiz buyurdular ki;
“Allah’ın yasak kıldığı şeyleri ehl-ü ıyalinize de yasak olduğunu bildirmeniz… Allah-u Tela’nın emrettiği hususların ehl-ü ıyalinize de emredildiğini sağlamanız… Allah’ın yasaklarına karşı çoluk-çocuğunuzu koruyup uyarmanız… Allah’ın emirlerini yerine getirme noktasında da çoluk-çocuğunuza tavsiye edip, rehberlik edip, ona göre yetiştirmeniz… Onlara karşı görevinizi yerine getirmenizdir” buyuruyor…
Yevm-i kıyametin hallerinden bahsederken Cenab-ı Hakk; (ABESE;34,35,36)
وَصَاحِبَتِهٖ وَبَنٖيهِ وَاُمِّهٖ وَاَبٖيهِ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخٖيهِ
لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَاْنٌ يُغْنٖيهِ
Buyuruyor ve “O gün kişi kardeşinden, anne-babasından, eşler birbirinden, anne-babalar çoluk-çocuğundan, çoluk-çocuk anne-babasından kaçacağı bir gün olarak” diyerek o günü bize böyle tanıtıyor…
Elbette çocuklarımızın dünyaları daha ma’mur olsun diye bir çaba ve gayretin içerisinde olacağız… Çocuklarımızın iyi yetiştirilip, iyi birer iş-güç sahibi olmaları için… Elbette bir gayretin, elbette buna dair bir eğitim almalarının çabası ve gayreti içerisinde olacağız…
Ama Değerli Kardeşlerim!.. İnsan sadece bedenden oluşan maddi bir varlık değildir… İnsan aynı zamanda ruhi yönü olan bir varlıktır… Manevi imara ihtiyaç duyan bir varlıktır… İnsanı biz bir makine gibi düşünemeyiz… İnsanı biz bir eşya gibi değerlendiremeyiz… Sadece dünyalarını hesaba katarak çoluk-çocuğumuzla ilgili planlar-programlar yapamayız… Cenab-ı Allah bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor;(KEHF;46)
اَلْمَالُ وَالْبَنُونَ
““Mal ve evlatlar, peşinden koştuğumuz bu dünyanın bütün varlığı…”
زٖينَةُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا
“Dünya hayatının bir süsüdür diyor Allah-u Teala…”
وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ
“Asıl kalıcı olan işlerse;”
خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ اَمَلًا
Hem sevap itibariyle, karlı bir kazanç olması itibariyle, hem de kendisine bir emel ve umut bağlanacak işler olması itibariyle… Aslolan işler kalıcı olan işlerdir… Salih amellerdir buyuruyor… Dünyanın bu geçici süsü, şatafatı sizi aldatmasın buyuruyor…
İnsan tabiatı gereği, yaratılmışlığı gereği elbette dünya nimetlerine karşı bir zafiyet içerisinde bulunabilir (AL_İ İMRAN;14)
زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنٖينَ وَالْقَنَاطٖيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ
İnsana süslü gösterildi diyor… Dünyanın bir takım şehevi arzuyu besleyen varlığı insana süslü gösterildi… İnsan tabiatı buna meyledilebilecek şekilde yaratıldı… İnsanın kadınlara karşı, evlatlara, çoluk-çocuğa karşı, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe karşı… Salınmış atlara karşı… Sağmal hayvanlara karşı… Bol ve bereketli toprağa, ekin ve meyvelere karşı zafiyeti vardır diyor…
İnsan bu zafiyet içerisinde yaratılmış… Nefis buna meyledebiliyor… Ama insanın bu meylini kontrol edebilmesi için… Dünyaya ait bu süslerin insanı aldatmaması için… Cenab-ı Allah diğer pek çok ayet-i kerimeleriyle, Peygamberimizin hadisleriyle, ashabın peygamberimizden gördüğü hayat anlayışıyla ve hayat örnekleriyle… Bize gerçek hayatın, varlığın hakikatinin ne olduğunu ve nasıl olması gerektiğini ayan beyan ortaya koyuyor… Onlara uyduğumuz zaman şaşırmamız, sapıtmamız mümkün olmayacaktır…
Ama nefsimizin peşine düşerek… Hele hele aklını putlaştırmış bir nefsin peşine düştüğümüz zaman… Allah muhafaza, hangi karanlık sokağın içerisinde yer alacağımızı bilemeyiz… Çoluk-çocuğumuzun manevi gıdasını eksik bıraktığımız zaman hangi karanlık mecralara düşeceğimizi bilemeyiz…
Sosyal medyanın, internet dünyasının bu kadar evlerimizin içerisine kadar girdiği… Kendisine ulaşmanın bu kadar kolay ve ucuz olduğu bu zamanda… Eğer çoluk-çocuğumuzu kontrolsüz bırakırsak… Allah muhafaza ergenlik dönemine girmelerinden itibaren dizlerimizi dövmeye, başımızı vurmaya başlarız…
Bu sebeple anne-babalar olarak çocuklarımızın sağlıklı bir din eğitimi alması… Çocuklarımızın manevi yönden de donanımlı hale getirilmeleri… Kur’an ahlakıyla, nebevi ahlak ile ahlaklanabilmelerini sağlamak için… İşte 27 Haziran Pazartesi gününden itibaren yaz Kur’an kurslarımızın kapıları açılıyor çocuklarımıza…
Tatile girdiniz diye boş bırakmadan… İman ettiğimiz kitabımızı öğrensin diye… Temel dini bilgilerimizi öğrensinler diye… Çocuklarımızı takip edelim Değerli Kardeşlerim!..
Hanelerimizden Kur’an sesi eksik olmasın istiyoruz… Peygamberimiz “İçinde Kur’an okunmayan ev harabe gibidir, mezarlıklar gibidir” buyuruyor… O insanlar yaşadıklarını zannederler… Onlar canlı olduklarını zannederler… Halbuki içinde Kur’an’ın olmadığı… İçinde Kur’an’ın okunmadığı evlerden bereket de eksilecektir… Rahmet de eksilecektir… Huzur da olmayacaktır… Çünkü Cenab-ı Rabbil Alemin;(YUNUS;57)
يَا اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ
“Ey insanlar size Rabbinizden bir öğüt gelmiştir…”
وَشِفَاءٌ لِمَا فِى الصُّدُورِ
“Ve göğüslerinizde bulunan sıkıntılarınız, buhranlarınız, bunalımlarınız için size bir şifa kaynağı gelmiştir…”
وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِنٖينَ
“O inananlar için bir hidayet kaynağı ve bir rahmet sebebidir…”
Bir evde Kur’an okunmuyorsa, namaz kılınmıyorsa, oruç tutulmuyorsa… O evde İslam bilincinden, Müslümanlık şuurundan söz edilemez… İşte bunun için çocuklarımız adına bir çabanın ve gayretin derdinde olmamız gerekiyor… Gireceği LGS veya üniversite sınavını kendimize ne kadar dert ediniyorsak… Kitabını, namazını-niyazını öğrenmesini de kendimize dert edinmemiz gerekiyor… Yarın öldüğünüzde, cenaze namazınızı çocuğunuzun da kılmasını istiyorsak ve ya cenaze namazımızı kılınırken çocuğumuzun yanındakilere bakarak kılmasını istemiyorsak namazımızı… İşte bu yaz kurslarında temel dini eğitimlerini verme sorumluluğumuz var…
Bir de çocuklarımıza kendimiz örnek olmak zorundayız… Çocuklarımızı sürekli söz söyleyerek, sürekli nasihat ederek eğitemeyiz… Çocuklarımız için en güzel eğitim biçimi, onlara güzel örnek olabilmektir… Davranışlarımızla örnek olmaktır… Anne-babanın abdestle, namazla-niyazla, Kur’an’la alakası yoksa… Çocuklarımızdan bunları bekleyemeyiz… Bu mümkün değil… Çocuk anne-babasına bakarak kendisini yetiştirecek… Anne-babanın davranışlarına göre hareket edecek…
Eğer anne-baba evde sürekli dine dair, Müslümanlara dair olumsuz bir dille yaklaşım sergiliyorsa… Çocuklarının yanında sürekli dini değerlere karşı, mukaddesata karşı eleştirel bir dil kullanıyorsa… Bu çocuğun İslam’ı sevmesini, dini sevmesini bekleyemeyiz… Maalesef bu hataları TV dizilerinde çok görüyoruz zaten… Dini ve dini değerleri, dini sembolleri rencide eden… Küçümseyen bir dil kullanmak… Dine karşı yapılacak en büyük saygısızlıklardan biridir… Oysa din bizim en yüce değerimizdir… Hem dünyamızın hem ahretimizin teminatıdır… Sorun olan din değildir… Sorun dini yanlış yaşayan Müslümanlardır… İşte böyle bir hassasiyet içerisinde olmamız gerekiyor…
“İçerisinde Kur’an okunan eve bereket iner… Sekînet iner… Melekler o haneyi kanatları altına alır” buyuruyor Peygamberimiz…(ZUHRUF;44)
وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ
““Ey Habibim!.. O Kur’an hem senin, hem de ümmetin için bir şereftir… Bir övünçtür… Bir itibar kaynağıdır” buyuruyor Allah-u Teala…”
İnşallah 27 Haziran Pazartesi günü başlayıp Ağustos ayına kadar devam edecek olan bu yaz dönemi… Çocuklarımız sayesinde… Kur’an-ı Kerim’in ayet ayet, sure sure hanelerimize, kalplerimize indiği bir yaz dönemi olsun inşallah… Çocuklarımızı güzel bir İslam ahlakı, İslam terbiyesi ile yetiştirelim inşallah… Zira; “mâ nehale vâlidün veleden min nahlin efdale min edebin hasen” buyuruyor Peygamberimiz… “Hiçbir anne-baba evladına güzel ahlaktan daha büyük bir miras bırakamaz”
Güzel ahlak sahibi olmak… Haddini-hududunu bilmek… Helali-haramı bilmek… Küçüğünü-büyüğünü bilmek… Anne-baba, konu-komşu hakkını-hukukunu tanıyan bir nesil yetiştirmek… Devletine-milletine… Var olduğu değerlerine… Ezanına, bayrağına sadakatle bağlı bir nesil yetiştirmek… Doğruluk ve dürüstlüğü şiar edinmiş bir nesil yetiştirmek… Karakterli-şahsiyetli bir nesil yetiştirmek… Emanete ihanet etmeyen… Menfaatine göre şekil alan, çıkarının peşinden giden, bazen ikiyüzlü, bazen çok yüzlü davranan değil… İstikamet üzere davranan… Kur’an’ın ve Peygamberimizin bize gösterdiği yol ve çizgi üzerine bir hayat yaşayan bir nesil yetiştirmeyi Rabbim bizlere nasip eylesin…
İnsan ölümlüdür… Elbet hepimiz bir gün öleceğiz… İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır… Her şeyimiz kaydediliyor yaşarken… Sağımızda ve solumuzda bulunan Kiramen Katibin Melekleri tarafından… Sağımızdaki sevaplarımızı, solumuzdaki günahlarımızı birer birer yazıyor defterlerimize…
مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَقٖيبٌ عَتٖيدٌ
““İnsanın ağzından çıkan bir söz yoktur ki onun başında bulunan melekler tarafından kaydedilmemiş olsun” diyor ayet-i kerime… Ve bu amel defteri insan öldüğü zaman kapanır…”
“Ancak şu üç kişini amel defteri kapanmaz” diyor Peygamberimiz… Bu üç kişi öldüğü zaman sanki ölmemiş gibi amel defterine sürekli sevap yazılır… Bunlar;
1-Sadakatin cariyeh: Sadaka-i cariye yapan kimseler… İnsanlığın kendisinden istifade ettiği hayırlar bırakan insanlar… Okul yapmış… Hastane yapmış… Yol yapmış… Köprü yapmış vs… Yani herkesin faydalanabileceği hayırlar…
2-Ewılmin ğuntefau bih: Kendisinden istifade edilen hayırlı bir ilim-bilim bırakmış insanlar… Geriye güzel bir eser bırakmış insanlar…
3-Ev veledin salihın yed’u leh: Kendisine hayır-dua edecek Salih evlat bırakan kimseler…
Cenab-ı Hak sâlih nesil yetiştirmeyi… Ardımızdan bizi hayırla yâd edecek evlatlar yetiştirmeyi Rabbim hepimize ihsan buyursun…
