Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Zulme Karşı Durmak: Mazluma Sabır Demeden Önce Zalime “Dur” Demek

MEHMET ERÇELİK

🔥 ZALİME “DUR!” DEMEDEN MAZLUMA “SABRET!” DEMEYİN

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم

بسم الله الرحمن الرحيم

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ

عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ

AYET

﴿ وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ ﴾

“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur.”

(Hûd, 11/113)

HADİS

« اتَّقُوا الظُّلْمَ فَإِنَّ الظُّلْمَ ظُلُمَاتٌ يَوْمَ الْقِيَامَةِ »

“Zulümden sakının. Çünkü zulüm, kıyamet gününde karanlıklar olacaktır.”

(Müslim, Birr, 56)

Aziz kardeşlerim!

Ne gariptir ki çoğu zaman zalime değil, mazluma nasihat ediyoruz.

Birisi haksızlık yapıyor... Birisi kul hakkı yiyor... Birisi sözünde durmuyor... Birisi kardeşini incitiyor...

Fakat dönüp ona: “Yanlış yapıyorsun!” “Özür dile!” “Hakkı sahibine ver!” demek yerine;

Mazluma: “Boşver...” “İdare et...” “Affet gitsin...” “Sen alttan al...” diyoruz.

Oysa Kur’an’ın ilk muhatabı mazlum değil, zalimdir.

Allah mazluma sabrı tavsiye ettiği kadar, zalimi de zulmünden vazgeçmeye çağırmaktadır.

Çünkü affetmek fazilettir; fakat zulmü normalleştirmek fazilet değildir.

Mazlum isterse affeder. İsterse hakkını ister. Bu onun hakkıdır.

Fakat zalimin özür dilemesi, hatasını kabul etmesi ve hakkı sahibine teslim etmesi ise onun görevidir.

AYET

﴿ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ ﴾

“Şüphesiz Allah zalimleri sevmez.”

(Âl-i İmrân, 3/57)

HADİS

« انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا »

“Din kardeşine, ister zalim olsun ister mazlum olsun yardım et.”

Sahâbe: “Mazluma yardım ederiz; peki zalime nasıl yardım ederiz?” diye sorunca Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

« تَحْجُزُهُ عَنِ الظُّلْمِ »

“Onu zulmünden alıkoyarsın. İşte bu ona yardım etmektir.”

(Buhârî, Mezâlim, 4)

Kardeşlerim!

Bugün birçok insan zalime engel olmayı değil, mazluma susmayı öğütlüyor.

Borcunu ödemeyen adama: “Hakkı öde!” denmiyor.

Ama alacaklıya: “Boşver, idare et.” deniyor.

Kardeşini kıran kişiye: “Git gönlünü al.” denmiyor.

Ama kırılan kalbe: “Sen büyüklük göster.” deniyor.

İşe gelmeyen, ortaklık hukukunu çiğneyen, emanete ihanet eden kişiye: “Allah’tan kork!” denmiyor.

Ama mağdur olana: “Biraz daha sabret.” deniyor.

Bu adalet değildir.

Bu, bazen farkında olmadan zalimi cesaretlendirmek demektir.

Çünkü zalim, karşısında hakkını isteyen kimse görmeyince yaptığı yanlışı doğru zannetmeye başlar.

AYET

﴿ وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ ﴾

“Zulmedenler nasıl bir dönüş yerine döneceklerini yakında bileceklerdir.”

(Şuarâ, 26/227)

HADİS

« إِنَّ اللَّهَ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ حَتَّى إِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ »

“Allah zalime mühlet verir. Fakat onu yakaladığı zaman artık kurtulmasına fırsat vermez.”

(Buhârî, Tefsîr, 11; Müslim, Birr, 61)

Ey nefsim!

Bir gün gelecek...

Hakkını yediğin insan karşına çıkacak.

Gözyaşına sebep olduğun insan karşına çıkacak.

Borçlu olduğun insan karşına çıkacak.

Kırdığın kalpler karşına çıkacak.

O gün ne makam konuşacak...

Ne servet konuşacak...

Ne akrabalar konuşacak...

Ne de mazeretler konuşacak...

Sadece hak konuşacak.

Sadece adalet konuşacak.

Sadece Allah’ın hükmü konuşacak.

Bugün mazluma: “Affet!” demeden önce,

Zalime: “Dur!” demeyi öğrenmeliyiz.

Bugün mağdura: “Vazgeç!” demeden önce,

Haksızlık yapana: “Hakkı sahibine teslim et!” demeyi öğrenmeliyiz.

Çünkü gerçek kardeşlik, mazlumu susturmak değil; zalimi durdurmaktır.

Gerçek arabuluculuk, mağdurdan fedakârlık istemek değil; haksızlık yapanı adalete çağırmaktır.

Gerçek merhamet, mazlumun hakkını kaybettirmek değil; zalimin ahiretini kurtarmaya çalışmaktır.

Unutmayalım!

Mazlumun ahı yerde kalmaz.

Kul hakkı zaman aşımına uğramaz.

Mahkeme dosyaları kapanabilir.

İnsanlar unutabilir.

Fakat Allah unutmaz.

Ve hesap günü geldiğinde herkes yaptığı zulmün ve sabrettiği mazlumiyetin karşılığını eksiksiz bulacaktır.

AYET

﴿ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَى أَنْفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْأَقْرَبِينَ ﴾

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.”

(Nisâ, 4/135)

HADİS

« أَدِّ الْأَمَانَةَ إِلَى مَنِ ائْتَمَنَكَ وَلَا تَخُنْ مَنْ خَانَكَ »

“Sana emanet verene emanetini teslim et. Sana hıyanet edene sen de hıyanet etme.”

(Tirmizî, Büyû', 38; Ebû Dâvûd, Büyû', 79)

♦️ EY ADALETİ KENDİ MENFAATİNE GÖRE ÖLÇEN KARDEŞİM!

İş kendi menfaatimize geldiğinde adalet isteriz.

Hakkımız yenildiğinde sesimizi yükseltiriz.

Bize zulmedildiğinde hakkımızı ararız.

Fakat bazen aynı hassasiyeti başkasının hakkı söz konusu olunca göstermeyiz.

Kendi alacağımız için mahkemelere gideriz.

Ama başkasının hakkı yenilirken susarız.

Oysa mümin; adaleti yalnız kendisi için isteyen değil, herkes için isteyen insandır.

Hak, dosta göre değişmez.

Hak, akrabaya göre değişmez.

Hak, makama göre değişmez.

Hak haktır.

Zulüm de zulümdür.

Kimin yaptığına değil, ne olduğuna bakılır.

AYET

﴿ وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ ۝ الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ ۝ وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ ﴾

“Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan alırken tam alırlar; fakat kendileri ölçüp tarttıklarında eksik verirler.”

(Mutaffifîn, 83/1-3)

HADİS

« مَنْ كَانَتْ لَهُ مَظْلَمَةٌ لِأَخِيهِ مِنْ عِرْضِهِ أَوْ شَيْءٍ فَلْيَتَحَلَّلْهُ مِنْهُ الْيَوْمَ »

“Kimin kardeşine karşı bir haksızlığı varsa, dinar ve dirhemin bulunmayacağı gün gelmeden önce bugün onunla helalleşsin.”

(Buhârî, Mezâlim, 10)

♦️ EY KUL HAKKINI KÜÇÜK GÖREN İNSAN!

Kul hakkı sadece para çalmak değildir.

Bir insanın itibarını zedelemek de kul hakkıdır.

Bir işçinin ücretini geciktirmek de kul hakkıdır.

Bir ortağın hakkını yemek de kul hakkıdır.

Bir borcu ödememek de kul hakkıdır.

Bir insanı haksız yere suçlamak da kul hakkıdır.

Bir kardeşini insanların gözünden düşürmek de kul hakkıdır.

Bugün birçok insan namazın hesabını düşünüyor;

Fakat kul hakkının hesabını düşünmüyor.

Oysa Allah Teâlâ kendi hakkından dilediğini affedebilir.

Fakat kulların hakkı, hak sahipleri helâl etmedikçe kapanmaz.

Ey nefsim!

Mazlumun susması seni kurtarmaz.

İnsanların unutması seni kurtarmaz.

Dosyaların kapanması seni kurtarmaz.

Aradan yılların geçmesi seni kurtarmaz.

Çünkü Allah’ın terazisinde zaman aşımı yoktur.

Orada unutulmuş zannedilen her söz konuşacak,

Gizlenmiş zannedilen her zulüm ortaya çıkacak,

Ödenmemiş her hak sahibini bulacaktır.

Öyleyse gel!

Mazluma sürekli sabrı tavsiye edenlerden olmayalım.

Önce zalime adaleti tavsiye edelim.

Mazlumdan fedakârlık istemeden önce haksızlık yapana hakkı teslim etmesini söyleyelim.

Çünkü gerçek merhamet, mazlumu susturmak değil;

Zalimi zulümden kurtarmaktır.

AYET

﴿ وَلَا تَحْسَبَنَّ اللَّهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ ۚ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ ﴾

“Zalimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma! Allah onları ancak gözlerin dehşetten dona kalacağı bir güne erteliyor.”

(İbrâhîm, 14/42)

HADİS

« اتَّقُوا دَعْوَةَ الْمَظْلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ اللَّهِ حِجَابٌ »

“Mazlumun bedduasından sakının. Çünkü onun duasıyla Allah arasında hiçbir perde yoktur.”

(Buhârî, Mezâlim, 9; Müslim, Îmân, 29)

♦️ EY MAZLUMUN GÖZYAŞINI KÜÇÜMSEYEN İNSAN!

Belki sen unuttun...

Belki üzerinden yıllar geçti...

Belki insanlar seni haklı sandılar...

Belki çevrendekiler seni alkışladı...

Fakat Allah unutmadı.

Mazlum unutsada Allah unutmaz.

İnsanlar görmese de Allah görür.

Mahkemeler kapanabilir.

Dosyalar kaldırılabilir.

Şahitler ölebilir.

Deliller kaybolabilir.

Fakat Arş’ın sahibi olan Allah’ın katında hiçbir hak kaybolmaz.

Ey nefsim!

Bir insanın gözyaşına sebep oldun mu?

Bir yetimin ahını aldın mı?

Bir işçinin hakkını geciktirdin mi?

Bir borçluyu ezdin mi?

Bir kardeşinin itibarını zedeledin mi?

O hâlde geceleri rahat uyumadan önce bir daha düşün!

Çünkü bazen mazlumun gece yarısı döktüğü bir damla gözyaşı, zalimin yıllarca kurduğu saltanatı yıkmaya yeter.

AYET

﴿ وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْئُولُونَ ﴾

“Onları durdurun! Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.”

(Sâffât, 37/24)

HADİS

« لَتُؤَدُّنَّ الْحُقُوقَ إِلَى أَهْلِهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ »

“Kıyamet gününde haklar mutlaka sahiplerine verilecektir.”

(Müslim, Birr, 60)

♦️ EY KENDİNİ HESAPTAN UZAK GÖREN KARDEŞİM!

Bir gün gelecek...

Koşmak isteyeceksin, kaçamayacaksın.

Konuşmak isteyeceksin, susturulacaksın.

Savunmak isteyeceksin, amellerin konuşacak.

İnkâr etmek isteyeceksin, organların şahitlik edecek.

İşte o gün;

Haksız yere beklettiğin alacaklı karşına çıkacak.

Hakkını yediğin ortak karşına çıkacak.

Kalbini kırdığın kardeşin karşına çıkacak.

Maaşını geciktirdiğin işçi karşına çıkacak.

İftira ettiğin insan karşına çıkacak.

Sustuğunu zannettiğin mazlum karşına çıkacak.

Ve herkes diyecek ki:

“Ey Rabbimiz! Benim hakkımı ver!”

İşte o gün ne altın konuşacak...

Ne makam konuşacak...

Ne nüfuz konuşacak...

Ne avukat konuşacak...

Ne de mazeretler konuşacak...

Sadece adalet konuşacak.

Sadece hak konuşacak.

Sadece Allah’ın hükmü konuşacak.

Ey nefsim!

Bugün insanlardan kaçabilirsin.

Bugün telefonları kapatabilirsin.

Bugün borcunu inkâr edebilirsin.

Bugün özür dilemeden yaşayabilirsin.

Fakat yarın Allah’ın huzurundan kaçamayacaksın.

Öyleyse henüz vakit varken;

Kırdığın kalbi tamir et.

Yediğin hakkı geri ver.

Borçluysan öde.

Zulmettiysen özür dile.

Haksızsan kabul et.

Çünkü bugün helalleşmenin bedeli küçüktür.

Yarınki hesabın bedeli ise çok ağırdır.

Unutma!

Mazlumun sessizliği, hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez.

Allah’ın mühlet vermesi de razı olduğu anlamına gelmez.

Mühlet vardır...

İhmal yoktur.

Gecikme vardır...

Unutma yoktur.

Ve hesap günü vardır...

Mutlaka vardır.

♦️ ALLAH’IM!

Bizleri zulmedenlerden değil, adaleti ayakta tutanlardan eyle.

Mazlumun hakkını koruyanlardan eyle.

Zulme sessiz kalanlardan eyleme.

ÂMİN YÂ RABBİ’L-ÂLEMÎN.

🇹🇷 HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK