Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Zamanın Kıymetini Bilmek

İsmail Sezkin

ZAMANIN KIYMETİNİ BİLMEK


Değerli Mü’minler!.. Geçen sene idrak ettiğimiz Ramazan ayı, çok kısa bir süre önce bitmişken… Daha dün gibi; on bir ay önce o ayı tamamladık… Cenab-ı Hakk'ın emirleri istikametinde ihya etmeye çalışmak niyetiyle… Ömrü vefa eden insanlar tekrar bir Ramazan ayına erişecekler inşallah… Fakat o günlerde hayatta olan… Ramazan ayına idrak eden insanlardan… Bazıları bugün aramızda yok… Belki onlar birkaç Ramazan ayını daha… Ve ya onlarca Ramazanı daha idrak edeceklerini düşünüyorlardı… Bu şekilde hayatlarını tanzim ediyorlardı… Ancak Cenab-ı Hakk onların ecelini takdir etmek suretiyle… Bu seneki Ramazan ayına erişme imkânı vermedi… Bugün ömrü vefa eden bizler cuma namazı için şuan buradayız… Ama cuma namazı sonrası Ramazan'a ulaşıp ulaşamayacağımıza dair hiçbirimizin garantisi yok…

Hayat öyle bir şey işte… Göz açıp kapayıncaya kadar biten bir nimet… Sadece bir nefes kadar… Nefesi alıp da, geri veremezseniz hayatınız sona eriyor… Yahut verdiğiniz nefesi tekrar alamazsanız… Dünya ile münasebetimiz kesiliyor… Ölüm işte bu kadar yakın… Sadece; bize ne zaman geleceği belli değil…

O halde; Azrail’e hoş geldin diyebilmek maharetini göstermemiz gerekiyor… Yani Müslüman, bu dünyaya gerektiği kadar değer verecek… Vefat edeceğini ve yaptıklarından hesaba çekileceğini hiçbir zaman unutmayacak…

Değerli Kardeşlerim!.. Nail olduğumuz nimetlerin hepsi Cenab-ı Hakk'ın lütfu… Bazılarına çalışıp-çabalayarak ve ya satın alarak ulaşırız… Bazılarını da, hava gibi, su gibi… Hiç ücret ödemeden, Cenab-ı Hakk bilâ ücret, takdir eder… İster ücret karşılığı olsun… İster bedava olsun…

ثُمَّ لَتُسْئَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ

gün herkes nimetlerden hesaba çekilecek”(TEKASÜR;8) diyor Cenab-ı Hakk…

Yani Cenab-ı Hakk zenginlik verdiyse… Ondan hesaba çekileceksiniz… Ömür nimeti verdiyse… Ondan hesaba çekileceksiniz… Açık ve net bir şekilde,

لَتُسْئَلُنَّ

esinlikle hesaba çekileceksiniz” diyor Cenab-ı Hakk…

O halde; bu hayat nimetini çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor… Neye daha çok değer veriyorsak verelim… Cenab-ı Hakk'ın rızasını geri plana itmememiz lazım… Eğer şu hayata gereğinden fazla sarılırsanız… Bu hayatta sanki ebedi olarak, devamlı kalacağınızı zannederseniz… O tarafa gitmenizde sıkıntılar olur… Bu dünyaya çok sarılırsanız, öteki âleme gitme noktasında sıkıntı çekersiniz…

Değerli Kardeşlerim!.. Bu hayat bize bir defalığına veriliyor… Hem de sınırlı verilen bir nimet… Yani bir defalığına kullanmak üzere… Cenab-ı Hakk'ın ikram ettiği, lütfettiği bir nimet… İkincisi yok… Tekrarı yok… Geriye dönüşü yok…

Ayet-i kerimelerden öğrendiğimize göre… Bu hayatı tüketip gittikten sonra…

رَبِّ ارْجِعُونِ

“"Ya Rabbi!.. Beni dünyaya tekrar geri gönderseniz…”

لَعَلّٖى اَعْمَلُ صَالِحًا فٖيمَا تَرَكْتُ

“Terk ettiğim dünyada salih ameller yapayım… Senin emrettiğin ve ya istediğin şekilde yaşayayım da geleyim"Mü’minun;99-100) diye yalvaran insanlar olacak…”

Ama Cenab-ı Hakk’ın verdiği cevap

كَلَّا

Hayır… Kesinlikle öyle bir şey olmaz” olacak… Son nefese geldiğinizde ‘Ya Rabbi!.. Bana biraz daha ömür ver yapamadıklarımı yapayım… Ondan sonra canımı al’ deseniz… Ona da Cenab-ı Hakk'ın cevabı

كَلَّا

ayır Böyle bir şey olamaz” olacak… Eceliniz geldiği takdirde… Ömrünüz bittiği takdirde… Ömrünüzün uzaması söz konusu değil… O halde şu hayatı yaşarken, yarın ‘eyvah’ diyebileceğimiz şekilde yaşamayalım…

Değerli Kardeşlerim!.. Evet; çok sınırlı ve bir defalığına verilen bir ömrümüz var… Ama hayata gelişimizin de bir nedeni var… Cenab-ı Hakk bizi insan olarak… Mükerrem bir varlık olarak yarattı… Bizi yeryüzüne boşuna göndermedi… Bir gayemiz var… Hiç kimse öyle başıboş yaratıldığımızı zannetmesin yani…

اَفَحَسِبْتُمْ

“annediyor musunuz ki…”

اَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثًا

“izi boş yere mi yarattım… Gayesiz… Hiçbir görevi olmayan… İstediği gibi yaşayan bir varlık olasınız diye mi yarattım…”

اِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

“Bize döndürülmeyeceğinizi mi zannediyorsunuz…”(MÜMİNUN;115) diye bizi uyarıyor Allah-u Teâlâ…”

Değerli Mü’minler!.. İnsan hayatında bir gaye var… Bir maksat var…

اَلَّذٖى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا خَلَقَ الْمَوْتَ

“lümü yarattı…””

وَالْحَيٰوةَ

“ayatı da yarattı…””

لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًا

“Kim daha güzel amel işliyor diye… Bu konuda imtihan edilmek için yaratıldınız…”(MÜLK;2) diyor Allah-u Teala…”

Demek ki, yeryüzüne gelişimiz boşu boşuna değilmiş… Bir imtihan için yaratıldık… O halde; bu hayat boş şeylerle geçirilemez… Cenab-ı Hakk Mü’minun Suresi’nde Müslümanların özelliklerini sayarken…

وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

nlar boş şeylerden uzak dururlar”(MÜ’MİNUN;3) diyor…

Yani insanlığa faydanız olacak… Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun davranacaksınız… Aksi takdirde; bütün konuşmalarınız boşa gidiyor… Ne yaparsanız yapın hepsi boş kabul ediliyor…

وَالَّذٖينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ

“Peygamber Efendimiz bu ayeti tefsir ederken bir Müslüman tarifi yapıyor bize… “Min husni İslâmi’l mer’i” “Güzel bir Müslüman” “Terkuhû ma’lâ yâni” “Malayani… Yani boş işleri terk eder” diyor Güzel bir Müslüman olmak istiyorsan; faydasız şeyleri, boş işleri terk edeceksin diyor yani…”

O halde; Müslümanın konuşması boş olmayacak… İcraatı, yürümesi, düşünmesi boş olmayacak… Allah-u Teâlâ’nın rızasına uygun olacak… Hem dünyaya, hem ahirete bir faydası olacak…

فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ

““Müslüman bir işi bitirdiği zaman, başka bir işe koyulmaya yükümlüdür ”(İNŞİRAH;8) Yani; oh bee! Şu işi bitirdim artık aylarca yatacağım diyemezsiniz… Böyle bir şey olmaz diyor Cenab-ı Hakk… Bir işe koyuldunuz ve bitti… O iş biter bitmez başka bir hayra yöneleceksiniz… Yani siz boş duramazsınız… Müslümansanız, uykunuz bile hayır olmalı… Düşünceleriniz… Çalışmalarınız… Her şeyiniz dünyaya ve ahirete yönelik olmalı… Ve ne yaparsanız yapın, yapıp-ettiğiniz her şey Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun olmalı diyor Allah-u Teâlâ…”

Değerli Kardeşlerim!.. Ashab-ı kiramın en zevk aldıkları şey tevhid inancını yaymak imiş Yani Allah'ın dinini anlatmak, onlara çok zevk veriyormuş…

Ashab-ı kiramdan bazıları idam edilerek şehit edilmişlerdi… Bir sahabe Mekke'de şehit edilirken Peygamberimize salat-ü selam gönderiyor… Cebrail onun selamını Peygamber Efendimize iletiyor… Peygamberimiz “ve aleykümselam” diyor… Müşrikler bu sahabeyi şehit ederlerken… Ona “Birkaç dakikan kaldı… Az sonra seni idam edeceğiz… Bu son şansın…” diyorlar… O sahabenin ölümden korkup İslam’dan vaz geçeceğini zannediyorlar… Ama o sahabe son anında bile; ‘Demek ki, Allah'ın dinini ve tevhidi tebliğ etmek için birkaç dakikam daha varmış’ diye düşünerek… Karşısındaki müşrike “Seni Allah'ın dinine davet ediyorum” diyor… Yani Müslüman hayatta olduğu bir kaç dakikayı bile düşünmek durumunda… Rızasına uygun olarak Allah'ın dinini anlatabilme… Yaşayabilme… Başkalarına örnek olma gayesi olması lazım…

Bakın sahabe-i kiramın ölüme birkaç dakikası kalmış… Ama o “Allah'ın dinini tebliğ etmek için… Tevhit inancını anlatabilmek için… Demek ki birkaç dakikam daha varmış” diyor… İşte Müslüman zaman konusunda böyle düşünmek zorunda…

Değerli Kardeşlerim!.. Kâinatta hiçbir şey boş değil… Hiçbir şey boş yere değil… Kâinatta hiçbir şey boş olmadığına göre… Müslümanın hayatını boşa geçirmesi ve durağan bir hayat yaşaması düşünülemez…

فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ

ayet-i kerimesinde buyurulduğu gibi “Bir işi bitirdiğinizde… Hemen arkasından başka güzel bir işe yöneleceksin…” Yani Müslümanın hayatında boşluk olmayacak… Bunu Cenab-ı Hakk'ın ayetinden açıkça anlıyoruz… Hayatın aktif kullanılması gerekiyor…

Peygamber Efendimizin de bize bir öğüdü var… Peygamberimiz; “İki nimet var… İnsanların çoğu maalesef bu konuda aldanıyorlar… Bu nimetleri değerlendiremiyorlar” diyor… Bu iki nimetin “Es-Sıhhatü ve’l-ferağ…” Yani “Sağlık ve boş vakit” olduğunu söylüyor…

Müslümanların gafil olduğu iki nimet… Sağlık ve boş vakit… Sağlıklı olduğunuz zaman… Yapmanız gereken her şeyi yapmanız gerekiyor… Sağlıklı değilseniz; ibadetiniz bile yeterince olmuyor… Sağlıklı değilseniz; ailenize, kendinize ve topluma faydanız olmuyor… O halde, Cenab-ı Hakk size sağlık vermişse; bu sağlığı hayır-hasenat ile hak yolda kullanacaksınız…

Bir diğeri, boş vakit… Hayatında ne kendine, ne başkasına bir faydası yok… O halde Cenab-ı Hakk hesaba çekecek… Yani boş vakti boş yere harcamanın… Lüzumsuz şeylerle hayatı geçirmenin hesabını soracak Cenab-ı Allah… Bunu söylüyor Peygamberimiz…

Peygamber Efendimiz “Kıyamet gününde şunlardan hesaba çekilmedikçe şuradan şuraya gidemeyeceksiniz” diyor…

Bir; “ömürden hesaba çekileceksiniz…” Nerede kullanmış… Nerede geçirmiş ömrünü… Allah'ın rızasına uygun mu yaşamış… Yoksa kötü bir hayat mı sürmüş… Bunun hesabını mutlaka verecek diyor… Çünkü ömür Cenab-ı Hakk'ın size verdiği önemli bir nimet… Ne yapacaksınız, bu ömür içinde yapacaksınız…

İki; “ilimden hesaba çekileceksiniz…” O ilmi insanlığın hayrına mı kullandınız… İnsanları aldatmak İnsanlığı öldürmek için mi kullandınız… Mutlaka bunun hesabını vereceksiniz diyor Peygamberimiz…

Üç; “maldan hesaba çekileceksiniz…” Malını-mülkünü nereden kazanmış… Nereye sarf etmiş… Bakınız kazancınızdan hesap var… Harcamanızdan da hesap var… Para benim param… İstediğim gibi harcarım diyemezsiniz… Kazanmanız mutlaka Cenab-ı Allah'ın rızasına uygun olacak… Yetmez; harcamanız da Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun olacak… İnsanoğlu kendi kafasına göre… İstediği şekilde hayatını tanzim edemez… Yaratanına karşı yükümlülüklerini düşünerek yaşamak zorunda…

Peygamber Efendimiz; “Vefat eden herkes eyvah diyecek” diyor… Müslümanı da, gayrimüslimi de… Cennetlik olanı da, cehennemlik olanı da… Herkes eyvah diyecekmiş… Bunu duyan sahabe hayret ediyor “Allah Allah… Bu nasıl olur Ya Resulallah?” diyor… Peygamberimiz; “Müslüman cennete gidecek… Keşke daha fazla iyilik yapsaydım… Cenab-ı Hakk'ı daha çok zikretseydim… İnsanlığa daha fazla faydalı olsaydım da… Cenab-ı Hakk beni cennetin daha güzel yerlerine getirseydi diye ‘eyvah’ diyecek… Cehenneme atılan inkârcı ve ya günahkâr da… Keşke iman etseydim… Ve ya Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun davransaydım diye ‘eyvah’ diyecek” diyor…

Yani şu dünyadan göçüp gittikten sonra, hepimizin bir eyvahı olacak… Kimimiz; keşke daha güzel şeyler yapıp… Cenab-ı Hakk'ın lütfuna, güzelliklerine nail olsaydım diye eyvah edecek… Kimisi; keşke iman etseydim diye… Kimisi de; keşke Cenab-ı Allah'ın rızasına uygun davransaydım… Cehenneme atılmasaydım… Azabı hak etmeseydim diye eyvah edecek…

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimizin “Beş şey gelmeden önce, beş şeyi ganimet bilin” hadisini çok duymuşsunuzdur…

Bir; “yaşlanmadan önce gençliğin kıymetini bileceksin…” Yani; yaşlandınız… Eliniz-ayağınız tutmuyor… Keşke genç olsam da şunları yapsaydım dememek için… Yaşlanmadan önce gençliğin kıymetini bilmemiz lazım İki; “hastalanmadan önce sağlığın kıymetini bileceksin…” Üç; “fakirlikten önce zenginliğin kıymetini bileceksin…” Dört; “meşguliyetten önce boş zamanın kıymetini bileceksin…” Beş; “ölmeden önce hayatın kıymetini bileceksin…” diyor Peygamberimiz…

Biraz önce bahsetmiştim… Bazı insanlar Azrail ile karşılaştığında… Keşke biraz daha yaşasam… Keşke şimdi ölmesem diyecek… İnsanların böyle diyeceğini

لَوْلَا اَخَّرْتَنٖى اِلٰى اَجَلٍ قَرٖيبٍ

buyurarak Cenab-ı Hakk haber veriyor bize…(MÜNAFİKUN;10) Yani; iyi bir adam değilim… Yaramaz adamım… Allah biraz daha ömür verse de… Güzel şeyler yapsam… Kötülüklerimi… İsyanımı telafi etsem diyecek… Ama Allah-u Teâlâ onlar için…

وَلَنْ يُؤَخِّرَ اللّٰهُ نَفْسًا اِذَا جَاءَ اَجَلُهَا

lümü takdir edilen insanın vefatı kesinlikle geciktirilmeyecektir”(MÜNAFİKUN;11) diyor… Onun için; ne yapacaksanız, eceliniz gelinceye kadar yapacaksınız…

Bazı insanlar da;

رَبِّ ارْجِعُونِ

Ya Rabbi!.. Beni dünyaya geri gönder”

لَعَلّٖى اَعْمَلُ صَالِحًا

““Geri gideyim de, biraz salih amel işlesem” diyecekler… Ama Allah-u Teâlâ onlara”

كَلَّا

Hayır… Kesinlikle böyle bir şey olmayacak” diyecek…(MÜ’MİNUN;99-100)

O halde; bir insan ne yapacaksa vefatına kadar yapacak… Azrail ile karşılaştığında biraz yaşasam demeniz mümkün değil… Cenab-ı Hakk ona

لَنْ يُؤَخِّرَ اللّٰهُ

uyuruyor… “Kesinlikle erteleme söz konusu olmaz” diyor… Dünyaya geri dönsem… Güzel şeyler yapsam dediğiniz zaman da…

كَلَّا

““Hayır… Kesinlikle böyle bir şey olmayacak” denilecek…”

Değerli Kardeşlerim!.. İnsanın zamanını… Daha doğrusu ömrünü israf etmesinin nedenlerinden birisi… Ölümü lâyıkıyla idrak edememesidir… Yani öleceğinin farkında değil… Hiç ölmeyeceğini zannediyor… Ve ya ölümü kendine çok uzak görüyor… Daha gencim bir şey olmaz zannediyor… ‘Yaş otuz beş yolun yarısı’ diyor… En az yetmiş yaşına kadar yaşayacağını zannediyor… Ama otuz altı yaşında çekip gidiyor… Yani şair böyle bir şiir yazmış diye öyle olmuyor işte… Cenab-ı Hakk nasıl takdir ediyorsa öyle oluyor… Bakın genç yaşta ölüp giden bir sürü insan var… Bizim yaşımızdan daha küçük insanlar vefat edip gittiler… Demek ki, bizim için de aynı şey mukadder…

O halde, ölüm gerçeğini hiç unutmadan yaşayacağız hayatı… Eğer ölümü unutmadan yaşarsanız hayatınızı, yalan söyleyemezsiniz… Haram yiyemezsiniz… Elinizi harama uzatamazsınız… İnsanları aldatamazsınız…

Kalbinizin her atışıyla giden zamanı geriye çevirmeniz mümkün değil… Akreple yelkovan arasındaki o zaman geçtikten sonra bir daha gelmiyor… Zaman size, istediğiniz her şeyi kazanma imkânı verir belki… Ama ne yaparsanız yapın… Ne verirseniz verin Giden zamanı geri getiremezsiniz… Bütün dünya sizin olsa bile… Zaman geçip gider… O halde, ne yapılacaksa bu zaman içerisinde yapılacak…

Hani ‘üç günlük dünya’ derler… Gerçekten de ömür üç gündür… Dün, bu gün ve yarın… Dün, geçti gitti… Mazidir, geri gelmez… Yarın ise meçhul… Çıkıp çıkamayacağını kimse bilmiyor… Ne olacağımız belli değil… Elimizde kaldı, sadece bu gün… O halde, bu günü iyi değerlendirmemiz lazım…

Bakın; bir Ramazan ayı daha geldi çattı… Geçen sene Ramazan ayında aynı sofrada iftar ettiğimiz… Aynı safta teravih namazı kıldığımız bazı insanlar… Bu Ramazan'da olmayacaklar… Aynı şey bizim için de olacak…

Bir de, ömür bir gül gibidir… Belki solmaz… Ama her gün bir yaprağı dökülür… Belki solmayız, ama her gün bir yaprak dökülüyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Zaman çok değerli… Allah-u Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de bize bazı hakikatleri, çok değerli olan şeylere yemin ederek anlatır… Hepimizin bildiği Asr Suresi’nde de zamana yemin ediyor Cenab-ı Allah…

وَالْعَصْرِ

“sra yemin olsun ki…” diyor… Asır… Yani yüzyıl demek… Asır zamanla ilgili bir şey… Cenab-ı Hakk zamana yemin ederek insanlığı kurtaracak bir reçete sunuyor… İnsanlık Asr Suresi'ni öğrense… İnsanlar Asr Suresi'nin gereğini yapsa… Emin olun, bütün insanlık huzur bulur…”

O yüzden İmam Şafii Hz.leri “Kur’an-ı Kerim'in hiçbir ayeti ve suresi inmemiş olsaydı… Sadece Asr Suresi bize yeterdi” diyor…

Cenab-ı Allah

وَالْعَصْرِ

diye zamana yemin ederek…

اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖى خُسْرٍ

nsanlık… İnsanlar zarar ziyan içindeler” diyor…Bu zararı telafi etmenin yolunun ise

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا

mandır” diyor…

Cenab-ı Hakk'a gerçekten inanmak… Cennet ve Cehennemi kabul etmek… Cehennemde azap çekileceğinin idraki içinde olabilmek… İman… Yaptığınız her şeyi gören bir Cenab-ı Hakk'ın varlığına inanmak… Gerçek bir iman… İnsanlığı kurtaracak olan budur…

اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا

Sonra…

وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ

Salih amel…” Cenab-ı Allah'ın rızasına uygun hareket edenler ziyanda değildir… Onlar zarar etmeyecek… Onlar pişman olmayacak…

Bundan sonra da Cenab-ı Hakk, salih amellerden olan iki önemli şeye temas ediyor…

وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ

“akkı tavsiye etmek…” Hakkı anlatmak… Hakkı söylemek… Hakkı dile getirmek… Ee hocam; doğruyu konuştuğumuzda, doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyorlar… Ne yaparlarsa yapsınlar… Ne derlerse desinler… Her halükarda Müslüman, hak peşinde olacak… Hakkın yanında olacak… Hakikati dile getirecek… Haktan ayrılmayacak… Aksi takdirde zarar da ve ziyandadır…”

وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ

Bir de;

وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

““Sabrı tavsiye etmek…” Sabır imanın yarısıdır… Sabır başınıza gelen bir musibete tahammül edebilmek… Cenab-ı Hakk'a lütfun da hoş… Kahrın da hoş diyebilmektir… Sabır; itaatte daimi olmaktır… Yamulmamaktır… Eğilmemektir… Dünya menfaati için şahsiyetini, karakterini satmamaktır… Onun için zordur sabırlı olmak… Menfaat için… Bir takım dünyalıklar için yamulmamak… Haktan-hakikatten ayrı kalmamaktır sabır… Günah işlememekte kararlı ve azimli olmaktır sabretmek… Yani sabır sadece başınıza gelen bir belaya, musibete tahammül göstermek demek değildir…”

Değerli Kardeşlerim!.. Müslüman dünya ve ahiret mutluluğunun, zamanı güzel kullanmakla mümkün olduğunu bilmeli… Dünyada ve ahirette mutlu olmanız, zamanı iyi kullanmakla mümkün… Müslüman, eğer zamanın kıymetini bilirse, boş şeylerden uzak kalır… Hepimiz için pusuda bekleyen bir ölüm var… Bizi her an yakalayabilir… Şairin dediği gibi… “O demdeki perdeler kalkar, perdeler iner… Azrail’e hoş geldin diyebilmekte hüner…” İşte, hüner budur… Perdelerin kalkıp, perdelerin indiği bir zamandır ölüm… İşte o zaman, Azrail ile karşılaştığımızda ‘hoş geldin’ diyebilmek gerekiyor…

Cenab-ı Hakk hayatına iyi tanzim eden… Zamanın kıymetini bilen… Ömrünü Cenab-ı Hakk'ın emri istikametinde kullanan insanlardan eylesin…

Cenab-ı Hakk rızasına uygun davranmayı hepimize nasip eylesin…

Cenab-ı Hakk haftaya Perşembe günü idrak edeceğimiz Ramazan ayını hakkımızda hayırlara vesile kılsın…