ZEKÂT VERMENİN ÖNEMİ VE FIKHÎ YÖNÜ
Sözlükte artma, çoğalma, temizlik, bereket, iyi hal ve övgü anlamlarına gelen zekât, dinî bir terim olarak,
Belirli Bir Malın, Belirli Bir Kısmının, Belirli Kişilere, Allâh Rızası İçin Verilmesi demektir.
Sohbetin başında ibret olarak akılda kalması için salebenin kıssasından bahsedeceğim.
Salebe, Peygamber Mescidi'ne aralıksız giderdi.
Öyle ki, Peygamberimiz (s.a.v) ona, "Mescidin Güvercini" lakabını vermişti.
İbadete de öylesine hevesli ve meraklı idi ki, güneşte ısınmış kızgın taşların ve toprağın üzerine çokça secde ettiği için alnı nasır tutmuştu.
Mescidde uzun uzun vakit geçiren Salebe, sonraları aceleyle mescid'den çıkmaya başladı.
Peygamberimiz Salebe'ye, "Ey Sale be!
Sana ne oluyor da münafıklar gibi aceleyle mescidi terk ediyorsun?" buyurdu.
Bunun üzerine Salebe "Ya Resûlullah! Öyle bir fakirlik içindeyim ki, evimizde şu üzerimde bulunan elbiseden başka elbise yoktur.
Onun için bu elbiseyi hanımımla beraber giyiyoruz. Ben namazımı eda ettiğim gibi bir an önce eve gidiyorum ki, hanımıma elbiseyi vereyim de namazını vakti geçmeden eda etsin. Acelem bundandır.
Ne olur bizim için Allah'a dua etseniz de fakirlikten kurtulalım" dedi.
Bu isteği uygun bulmayan Peygamberimiz (s.a.v.) " Yâ Salebe , şükrünü edâ ettiğin az mal, şükrünü yerine getiremeyeceğin çok maldan daha iyidir" diye karşılık verdi.
Ancak Salebe " Allah'a yemin ederim ki, bana mal versin diye dua edersen, her hak sahibine hakkını vereceğim" diyerek daha da ileri düzeyde taahhütlerde bulunup ısrar ederek zengin olmak isteyince Hz. Peygamber, "Allah'ım, Salebe'ye mal nasib eyle" diye dua etti.
Bunun üzerine Salebe, hayvancılığa başladı.
Koyun edindi.
Çok zengin oldu. Ama mescide gitmemeye başladı.
Peygamberimiz (s.a.v.) durumu öğrenince "Salebe'ye, yazık oldu!" buyurdu.
Bu sırada zekat ayetleri indi
Zekat Allah’ın Emridir
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللَّهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
“ Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin , kendiniz için hayır namına önden ne gönderirseniz Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür.”
Bakara,2/110.
خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ
إِنَّ صَلَاتَكَ سَكَنٌ لَّهُمْ ۗ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
“ Onların mallarından bir zekat al ki, onunla kendilerini temizleyip paklayasın. Bir de onlar için dua et.
Çünkü senin duan onlar için huzurdur. Allah işiten ve en iyi bilendir.” Tevbe,9/103
Zekat Fakirin Hakkıdır
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِّلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
“ Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.”
(Zariyat 51/19.
Bu sırada "Onların mallarından belirli bir sadaka al, böylece onları temizlemiş ve nefislerini arındırmış olursun. Onlar için dua et, senin duan onları huzura kavuşturur." (Tevbe 103) ayeti inerek zekât farz kılınd ı.
Tahsildarlar zekat vermesi için Salebe'ye gitti.
Ancak Salebe çeşitli bahanelerle zekat vermeyi reddetti.
Bunu öğrenen Hz. Peygamber " Yazıklar olsun Salebe'ye" de di . Bunun üzerine, Salebe hakkında
وَمِنْهُم مَّنْ عَاهَدَ اللَّهَ لَئِنْ آتَانَا مِن فَضْلِهِ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ الصَّالِحِينَ
فَلَمَّا آتَاهُم مِّن فَضْلِهِ بَخِلُوا بِهِ وَتَوَلَّوا وَّهُم مُّعْرِضُونَ
فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًا فِي قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُ بِمَا أَخْلَفُوا اللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ
"Onlardan bir kısmı 'Eğer Allah bize mal bağışlarsa mutlaka zekat verir ve salihlerden oluruz' diye söz verdiler. Fakat Allah onlara mal bağışlayınca cimrilik ettiler, arka dönüp sözlerinden caydılar. Allah da kendisine verdikleri sözden cayarak yalan söyledikleri için O'nun karşısına çıkacakları güne kadar kalplerine nifak ekmek suretiyle onları cezalandırdı" ayeti nazil oldu. (Tevbe 9/75-77).
İnen ayeti duyunca Salebe'ye koşan bir akrabası "Yâ Salebe! Ey annesi ölesi, Allah senin hakkında şöyle bir ayet indirdi" dedi.
Bunun üzerine Salebe, Hz. Peygamber'e vararak zekatını almasını istedi.
Hz. Peygamber kendisine "Allah, bana senden zekat almayı yasakladı" diye cevap verdi.
Hz. Peygamber'in bu cevabı üzerine Salebe başına toprak serperek dövündü.
Peygamber'imiz ona "İşte senin amelin; verdiğin sözü yerine getirmedin" dedi.
Hz. Peygamber'in ahirete irtihalinden sonra Salebe'nin zekatını diğer halifeler de reddetti.
Salebe'nin ölümü de hazin oldu; bakımı ile uğraştığı hayvanların dışkısı içerisinde ölü bulundu
Tahsildarlar zekat vermesi için Salebe'ye gitti. Ancak Salebe çeşitli bahanelerle zekat vermeyi reddetti. Bunu öğrenen Hz. Peygamber "Yazıklar olsun Salebe'ye" dedi. Bunun üzerine, Salebe hakkında şu ayetler indi:
İnen ayeti duyunca Salebe'ye koşan bir akrabası "Yâ Salebe! Ey annesi ölesi, Allah senin hakkında şöyle bir ayet indirdi" dedi. Bunun üzerine Salebe, Hz. Peygamber'e giderek zekatını vermek istedi. Hz. Peygamber kendisine "Allah, bana senden zekat almayı yasakladı" diye cevap verdi. Hz. Peygamber'in bu cevabı üzerine Salebe başına toprak serperek dövündü. Peygamber'imiz ona "İşte senin amelin; verdiğin sözü yerine getirmedin" dedi. Hz. Peygamber'in ölümünden sonra Salebe'nin zekatını diğer halifeler de reddetti. Salebe'nin ölümü de hazin oldu; bakımı ile uğraştığı hayvanların dışkısı içerisinde ölü bulundu. DEĞERLİ KARDEŞLERİM ZEKAT MALI ARTTIRIR
قُلْ إِنَّ رَبِّي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ لَهُ ۚ وَمَا أَنفَقْتُم مِّن شَيْءٍ فَهُوَ يُخْلِفُهُ ۖ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ
“ De ki: Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir ve (dilediğinden de) kısar. Siz hayra ne harcarsanız, Allah onun yerine ba şkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır .” (Sebe’, 34/39)
يَمْحَقُ اللَّهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ ۗ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ كَفَّارٍ أَثِيمٍ
“ Allah faizi tüketir, faiz karışan malın bereketini giderir, zekatı verilen malı ise çoğaltır… ” Bakara, 2/276
Bir kudsî hadiste Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ
““ Ey kulum, sen yoksullara sadaka ver ki, ben de sana vereyim.”
İki melek iner her sabah
مَا مِنْ يَوْمٍ يُصْبِحُ الْعِبَادُ فِيهِ إِلَّا مَلَكَانِ يَنْزِلَانِ، فَيَقُولُ أَحَدُهُمَا: اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا، وَيَقُولُ الْآخَرُ: اللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا
اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا، وَيَقُولُ الآخَرُ
اللَّهُمَّ أَعْطِ مُمْسِكًا تَلَفًا
Peygamberimiz, şöyle buyurmuştur:“Her sabah iki melek iner. Birisi,
“ Allah'ım, sadaka verenin malına bolluk ver.” der, diğeri de, Allah'ım, sadaka vermeyenin malını yok et der . ” (Buhari, Zekât, 27; Müslim, Zekât, 17 )
ALLAH İÇİN HARCAMANIN MÜKAFATI
مَّثَلُ الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ
فِي كُلِّ سُنبُلَةٍ مِّائَةُ حَبَّةٍ ۗ وَاللَّهُ يُضَاعِفُ لِمَن يَشَاءُ ۗ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“ Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, her başakta yüz dane vardır. Allah dilediğine kat kat fazlasını verir.
Zekat malı koru r
Sevgili Peygamberimiz arkadaşlarıyla sohbet ediyordu. Bir ara şunları söylediler:
حَصِّنُوا أَمْوَالَكُمْ بِالزَّكَاةِ، وَدَاوُوا مَرْضَاكُم بِالصَّدَقَةِ، وَأَعِدُّوا لِلْبَلَاءِ الدُّعَاءَ
- Zekat vererek, mallarınızı koruyunuz. Sadaka vererek, hastalarınızı tedavi ediniz. Belaları da dua ile karşılayıp savınız .(et-Taberânî) Hadis no: 6202
Tam o sırada bir hıristiyan geçiyordu. Peygamberimizin Bu sözleri ni duydu.
Kendi kendine tekrarl ayıp durdu :
“… zekat vererek, mallarınızı koruyun..”Hem yürüyor hem düşünüyordu:
-Acaba ben de zekat versem, malımı koruyabilir miyim? Zekat, bir yıldır elinde bulunan malların, kırkta birini fakirlere vermekmiş. Yani 40 altınım varsa 1 taneciğini fakirlere hediye etmekmiş…
Ne kadar da kola y…Bunları düşünüyordu. Çünkü o günlerde bir ortağı, Mısır’a ticaret için gitmişti. Büyük kervanla, çok mal götürmüştü. Mısır’da satıp “iyi kar” edeceklerdi.
Evet; yolda bulunan mallarını düşünüyordu.-Acaba zekat versem o mallarım korunur mu?
Niçin olmasın?.. Peygamber, hiç yalan söyler mi?.. Kat’i olarak dedi ki :
“ Zekat’la mallarınızı koruyunuz…”Sonunda karar verdi. Zekatını hesapladı. Fakirlere dağıttı.
İki üç gün sonra Mısır’dan bir yolcu geldi. Zekat veren hıristiyan, heyecenla onu buldu.
- Bizim ortağı gördün mü? diye sordu.
Yolcu: -Evet, gördüm, dedi ve şunları ilave etti: Fakat biz görüştükten 4 gün sonra, sizin kervan soyulmuş.
-Ne diyorsun?-
Ne yazık ki öyle. Bize haber veren deve çobanı, canını zor kurtarmış. Eşkıyalar bütün malları ve develeri yağma edip kaçmışlar.
Hıristiyan deliye döndü. Kılıçlarını kuşandı. Kimseye belli etmeden,
Peygamber Efendimize yaklaşıp öldürecekti.
Daha evinden çıkamadan, kapısı çalınd ı.
-Kim o?..
-Bir haberci!..Çıktı.
Kan-ter içinde bir bedevi, elindeki mektubu uzattı.
Açtı, heyecanla okudu. Çünkü ortağı yazmıştı:
- Sevgili ortak:Sana kötü bir haber vereceğim.
Bizim kervanı, yolda eşkıyalar bastı. Ne kadar mal varsa alıp, götürdü. Herkes canını zor kurtardı.
Fakat üzülme. Bize bir şey olmadı.Çünkü bir handa yediğim yemekten midem bozuldu. O yüzden üç gün hasta yattım. Tabii kervan da beni beklemeden gitmiş. Ben “Mısır’a gidemedim, kar edemedik” diye üzülürken, yoldakilerin başına bu haller gelmiş. Ya sen veya ben herhalde bir iyilik yapmışız ki, bu yağmadan, mallarımız kurtuldu. Selamlar…Ortağın.
Zekat veren hıristiyan doğruca Peygamber Efendimizin yanına koştu. Efendimiz Eshabı Kiramla yine sohbetteydiler.
- Ya Resulallah, Sen Hak Peygambersin. Son Peygambersin. Beni de, İslam ile şereflendir, dedi ve Müslüman oldu .
ZEKAT KİMLERE VERİLİR
إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ ۖ فَرِيضَةً مِّنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
“ Sadakalar (zekâtlar) Allah'tan bir farz olarak an cak, yoksullara, düşkünlere, (zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm'a) ısındırılacak olanlara, (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda olana, yolda kalana mahsustur. Allah pek iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Tevbe / 60.
YOKSULLARA ZEKÂT VERİLİRKEN ŞU SIRAYI GÖZETMEK DAHA ÇOK SEVAPTIR
Fakir olan:- Kardeşler, - Kardeş çocukları, - Amca, hala, dayı ve teyzeler, - Bunların çocukları, - Diğer mahremler, - Komşular, meslektaşlar,- Zekât verecek kişinin bulunduğu köy ve şehir halkı
ZEKAT KİMLERE VERİLMEZ Usul ve furu ’
Anneye Babaya DedeyeNineye Oğula Kıza Torunlara Zenginlere ve büluğ çağına ermemiş çocuklarına
Müslüman olmayanlara Koca Karısına/ Karı Kocasına Cami, Çeşme, Okul, Hastane, Yurt gibi yapı ve onarım işlerine zekat verilmez.
Müslüman tüm işlerini Allah rızası için yapar. Zekâtını da Allah rızası için verir.
قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (En’am, 6/162
BAŞA KALKMA :
الَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَالَهُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَا أَنفَقُوا مَنًّا وَلَا أَذًى ۙ لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan, fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya, onların Allah katında has mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceklerdir ( Bakara 262)
قَوْلٌ مَّعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِّن صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَا أَذًى ۗ وَاللَّهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ
Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, acelesi de yoktur.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تُبْطِلُوا صَدَقَاتِكُم بِالْمَنِّ وَالْأَذَىٰ كَالَّذِي يُنفِقُ مَالَهُ رِئَاءَ النَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ۖ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌ فَأَصَابَهُ وَابِلٌ فَتَرَكَهُ صَلْدًا
لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَيْءٍ مِّمَّا كَسَبُوا ۗ وَاللَّهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ
Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak 0 bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Allah, kâfirleri doğru yola iletmez.” (Bakara 263-264)
İnfakı gösteriş için değil, gizlice vermeliyiz.İnfakı verdiğimiz insanları i ncitme meliyiz.
Yaptığımız iyiliği başa kakma malıyız. Zorlanarak değil, gönül hoşluğu ile vermeliyiz. Malların iyisinden vermeliyiz
Gerçek ihtiyaç sahiplerini tespit etmeliyiz.Yakın çevremize öncelik vermeliyiz
الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
“Veren el alan elden daha üstündür .”
Sadakaları gizli vermek daha iyidir
إِن تُبْدُوا الصَّدَقَاتِ فَنِعِمَّا هِيَ ۖ وَإِن تُخْفُوهَا وَتُؤْتُوهَا الْفُقَرَاءَ فَهُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ ۚ وَيُكَفِّرُ عَنكُم مِّن سَيِّئَاتِكُمْ ۗ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır ( . bakara 27 1)
ZEKAT VERMEYENLERİN AKIBETİ
Peygamber efendimiz (s.a.v) “Zekâtı verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır” buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu:
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَا آتَاهُمُ اللَّهُ مِن فَضْلِهِ هُوَ خَيْرًا لَّهُم ۖ بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۗ وَلِلَّهِ مِيرَاثُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۗ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ
“Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır Ali İmran180
Kişinin Başına Beladır. Zekatı Verilmeyen Mallar Ateşte Yakılıp Sahibini Dağlayacak
وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ
“Onlar ki altın ve gümüşü biriktirirler, toplayıp sım sıkı saklarlar.”
وَلَا يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ
“Ve bunları Allah yolunda sarf etmezler.”
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
“İşte onları elem verici bir azapla müjdele ey Muhammed.”
يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ
“O gün ki o altınlar ve gümüşler üzerinde yakılacak cehennem ateşinde kızdırılacak da”
فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ
“Bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak.”
هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ
“Tevbe Suresi 35.”
İşte bu, kendiniz için biriktirdiğiniz şeydir. Öyleyse biriktirdiklerinizi tadın! denilecek
ŞEYTAN FAKİRLİKLE KORKUTUR
الشَّيْطَانُ يَعِدُكُمُ الْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِالْفَحْشَاءِ ۖ وَاللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةً مِّنْهُ وَفَضْلًا ۗ وَاللَّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ
“ Şeytan sizi fakirlikle korkutur. (Fakir düşeceğinizi söyleyerek sadaka vermekten uzak durmanızı ister.) Ve size, çirkinliği ve hayasızlığı emreder. Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va’d ediyor. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara, 2/268
“ Allah’ım! Mallarımızı temiz ve bereketli kıl, zekât ve sadakalarımızı kabul eyle. Dünya ve ahirette Bize huzur ve gönül sükûneti nasip eyle .
Bizi itaatkâr k ullardan eyle bizleri hayırlarda birleştir ve Sevdiğin işleri yapmayı hepimize nasip et. AMİN
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
DİN HİZMETLERİ UZMANI
