Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Zulüm ve Mazlum: Haksızlığa Karşı Durmak, Adaleti Savunmak ve Mazluma Sahip Çıkmak

MEHMET ERÇELİK

CUMA VAAZI

MAZLUMUN AHİ YERE DÜŞMEDEN HESAP GÜNÜ KOPAR!

ZALİME MÜHLET VAR, AMA HELÂK MUTLAKA VAR!

ZALİMİN ZULMÜ, MAZLUMUN AHI VE ALLAH’IN ADALETİ!

MAZLUMUN FERYADI ARŞA YÜKSELİYOR: ZALİMLER ALLAH’IN HESABINI UNUTMAYIN!

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.

Dün Mekke'de Müslümanlara boykot uygulayanlar vardı. Dün Taif'te Allah'ın Resulü'ne taş atanlar vardı. Dün Hendek'te Medine'yi kuşatıp Müslümanları yok etmek isteyenler vardı. Bugün ise Gazze'de bombaların altında can veren çocuklar, evlatlarının feryadını duyan anneler ve yakınlarını enkaz altında arayan babalar var.

Zaman değişiyor, zulmün araçları değişiyor; fakat zalimin karşısında mazlumun imtihanı devam ediyor. Bu vaaz, geçmişin acı hatıralarından bugünün vicdanına sesleniyor. Çünkü tarih yalnızca anlatılmak için değil, ibret alınmak için okunur.

Unutmayalım ki zulüm gören sadece Gazze değil; Doğu Türkistan ve dünyanın her yerinde zulüm gören Müslüman kardeşlerimiz de aynı imtihanı yaşıyor.

1. Ayet

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Anlamı: "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin."”

Kaynak: Hucurât suresi, 49/10.

1. Hadis

مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ، إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى

Anlamı: "Müminlerin birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve şefkat göstermede durumu, bir bedenin durumu gibidir. Bedenin bir organı rahatsızlandığında diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olur."

Kaynak: Müslim, Birr ve Sıla, 66; hadis no. 2586.

Peygamber Efendimiz müminleri bir bedene benzetmiştir. Bir el yaralandığında kalp nasıl rahat durmuyorsa, Gazze'de bir çocuk ağladığında da müminin vicdanı rahat durmamalıdır.

Gazze'de bir anne evladını arıyor. Bir baba, enkazın altından çocuğunun sesini duymak için toprağı elleriyle kazıyor. Bir çocuk, sığınacak güvenli bir yer arıyor.

Ey Müslüman! Senin evladın güvende uyurken, başka bir anne evladının başında ağlıyorsa, o annenin feryadını duymazdan gelme!

Kardeşlik, mazlumun acısını hissetmek, onun için dua etmek, imkânın varsa yardım etmek ve haksızlık karşısında adaletin yanında durmaktır.

Bir gün Allah'ın huzurunda bize sorulursa: "Mazlumun feryadını duydun da ne yaptın?" verecek cevabımız olsun!

2. Ayet

وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ أَوْلِيَاءَ ثُمَّ لَا تُنْصَرُونَ

“Anlamı: "Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz."”

Kaynak: Hûd suresi, 11/113.

2. Hadis

انْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا

“Anlamı: "Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et."”

Sahabiler, zalime nasıl yardım edileceğini sordular. Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:

تَأْخُذُ فَوْقَ يَدَيْهِ

“Anlamı: "Onu zulüm yapmaktan alıkoyarsın."”

Kaynak: Buhârî, Mezâlim, 4; hadis no. 2444.

Allah Teâlâ bizleri zalimlerin zulmüne razı olmaktan sakındırıyor. Bu ayet bize yalnızca zulüm yapmamayı değil, zulme destek olmamayı da öğretiyor.

Ey Müslüman! Bir zalimin gücü karşısında eğilmekten korkuyorsun da Allah'ın huzurunda hesap vermekten korkmuyor musun?

Bir çocuk haksız yere öldürülürken, masum insanlar evlerinden edilirken sırf menfaatin zarar görmesin diye susmak, insanın vicdanını yaralar.

Bugün Gazze'deki mazlumların yanında durmak; dua etmek, güvenilir yardım kuruluşları aracılığıyla destek olmak, doğru bilgiyi yaymak, hukuka uygun biçimde zulmün sona ermesini istemek ve imkânlarımızı adalet için kullanmaktır.

Zalimden korkup mazlumu yalnız bırakmayalım. Menfaat uğruna haksızlığa göz yummayalım. Çünkü Allah'ın huzurunda ne makamımız ne servetimiz ne de mazeretlerimiz hakikati değiştirecektir.

3. Ayet

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُمْ مَثَلُ الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلِكُمْ مَسَّتْهُمُ الْبَأْسَاءُ وَالضَّرَّاءُ وَزُلْزِلُوا حَتَّى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ مَتَى نَصْرُ اللّٰهِ أَلَا إِنَّ نَصْرَ اللّٰهِ قَرِيبٌ

Anlamı: "Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluklar ve sıkıntılar dokunmuş, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve beraberindeki müminler, 'Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?' demişlerdi. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır."

Kaynak: Bakara suresi, 2/214.

3. Hadis

كَانَ النَّبِيُّ ﷺ يَنْقُلُ التُّرَابَ يَوْمَ الْخَنْدَقِ حَتَّى وَارَى التُّرَابُ شَعَرَ صَدْرِهِ، وَكَانَ كَثِيرَ الشَّعَرِ، وَهُوَ يَرْتَجِزُ بِرَجَزِ عَبْدِ اللّٰهِ: اللَّهُمَّ لَوْلَا أَنْتَ مَا اهْتَدَيْنَا، وَلَا تَصَدَّقْنَا وَلَا صَلَّيْنَا

Anlamı: Hendek kazılırken Peygamber Efendimiz de sahabilerle birlikte toprak taşıyordu. Göğsünün kılları toprağın altında kalacak kadar çalışıyordu. Bu sırada Abdullah b. Revâha'nın söylediği şu mısraları tekrar ediyordu: "Allah'ım! Sen olmasaydın doğru yolu bulamaz, sadaka veremez ve namaz kılamazdık."

Kaynak: Buhârî, Meğâzî, Hendek Gazvesi bölümü; hadis no. 4104.

Hendek günlerini düşünün! Müslümanlar büyük bir kuşatmanın altında. Düşman orduları şehri çevrelemiş. Müminler hem açlıkla hem korkuyla hem de düşmanın saldırı ihtimaliyle mücadele ediyor.

Ama o gün Allah'ın Resulü yalnızca uzaktan emir veren biri değildi. Sahabileriyle beraber çalışıyor, toprak taşıyor, sıkıntıyı onlarla paylaşıyordu.

İşte peygamber ahlakı budur: İnsanları sıkıntının içine bırakıp kenardan seyretmek değil, onların yükünü paylaşmaktır.

Hendek'te müminler büyük bir imtihandan geçtiler. Bugün Gazze'deki masum insanlar da ağır acılar ve yıkımlarla karşı karşıyadır.

Ey Müslüman! "Allah yardım etsin" deyip elinden gelen yardımı yapmamakla yetinme. Duanı et, imkânın varsa yardımını ulaştır, adaleti savun ve mazlumun sesini duyur.

4. Ayet

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ

“Anlamı: "Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."”

Kaynak: Enbiyâ suresi, 21/107.

4. Hadis

Hz. Âişe validemiz, Resûlullah'a Uhud gününden daha zor bir gün yaşayıp yaşamadığını sordu. Peygamber Efendimiz ﷺ, Taif'te karşılaştığı ağır muameleyi anlattı. Kendisine yapılan eziyetlerin ardından Cebrâil'in ve dağlar meleğinin geldiğini, dilerse iki dağı onların üzerine kapatabileceğini bildirdiğini söyledi.

Fakat Allah'ın Resulü şöyle buyurdu:

بَلْ أَرْجُو أَنْ يُخْرِجَ اللّٰهُ مِنْ أَصْلَابِهِمْ مَنْ يَعْبُدُ اللّٰهَ وَحْدَهُ لَا يُشْرِكُ بِهِ شَيْئًا

“Anlamı: "Hayır! Ben Allah'ın onların soylarından yalnız Allah'a ibadet eden ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseler çıkaracağını ümit ediyorum."”

Kaynak: Buhârî, Bed'ü'l-halk, 7; hadis no. 3231; Müslim, Cihad ve Siyer, 111; hadis no. 1795.

Taif'i düşünün! Allah'ın Resulü insanları hakka davet etmek için yola çıkmıştı. Karşılığında ağır bir muamele gördü. Taşlandı, incitildi ve büyük bir üzüntü yaşadı.

Fakat o, kendisine yapılan kötülüğe rağmen rahmetten ümidini kesmedi. Düşmanlarının helak edilmesini istemek yerine onların soylarından iman edecek insanların çıkmasını ümit etti.

İşte rahmet peygamberinin büyüklüğü burada ortaya çıkıyor!

Ey Müslüman!

Bir insanın kalbi nasıl kararır da Allah'ın elçisine eziyet edebilir? Bir insanın vicdanı nasıl katılaşır da masumların feryadına kulaklarını kapatabilir?

Bugün de zulmün karşısında durmak zorundayız. Gazze'de masum insanların çektiği acılara, çocukların korkusuna, annelerin feryadına karşı duyarsız kalamayız.

Ancak zulmü reddederken biz de adaletten ayrılmayacağız. Peygamberimizin merhametini unutmayacağız. Haksızlığa karşı duracağız; fakat haksızlığı başka bir haksızlıkla gidermeye çalışmayacağız.

Çünkü Müslümanın gücü yalnızca öfkesinde değil, öfkelendiği zaman bile adaleti koruyabilmesindedir.

5. Ayet

وَلَا تَحْسَبَنَّ اللّٰهَ غَافِلًا عَمَّا يَعْمَلُ الظَّالِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ الْأَبْصَارُ

“Anlamı: "Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak Allah onları, gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor."”

Kaynak: İbrâhîm suresi, 14/42.

5. Hadis

إِنَّ اللّٰهَ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ، حَتَّى إِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ

“Anlamı: "Allah zalime mühlet verir. Fakat onu yakaladığında artık bırakmaz."”

Ardından Resûlullah ﷺ şu ayeti okudu:

وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى وَهِيَ ظَالِمَةٌ إِنَّ أَخْذَهُ أَلِيمٌ شَدِيدٌ

“Anlamı: "Rabbin, zulmeden memleketleri yakaladığında işte böyle yakalar. O'nun yakalaması gerçekten elem verici ve çetindir."”

Kaynak: Buhârî, Tefsîr, Hûd suresi; hadis no. 4686. Ayet: Hûd suresi, 11/102.

Bazen zalimlerin gücü çok büyük görünür. Silahları vardır, orduları vardır, servetleri vardır, kendilerini koruyan makamları vardır.

Mazlum ise çaresiz görünür. Bir annenin elinde evladının elbisesi, bir babanın kucağında yaralı çocuğu, bir yetimin gözünde korku vardır.

İnsan bu manzarayı görünce kendi kendine sorabilir:

"Bu zulüm ne zamana kadar sürecek? Bu acıların hesabı sorulmayacak mı?"

Kur'an bize şu gerçeği hatırlatıyor: Allah zalimlerin yaptıklarından habersiz değildir.

Zalimin bir süre güçlü görünmesi, yaptıklarının doğru olduğu anlamına gelmez. Hesabın gecikmesi, hesabın ortadan kalkması demek değildir.

Fakat bizler belirli kişilerin ne zaman ve nasıl cezalandırılacağı konusunda Allah adına hüküm veremeyiz. Bizim görevimiz zulmü durdurmaya çalışmak, adaleti savunmak, mazluma yardım etmek ve Allah'ın adaletine güvenmektir.

Ey zalim! Mazlumun sesini susturabilirsin; fakat Allah'ın huzurundaki hesabı susturamazsın.

Ey mazlumun feryadına kulaklarını kapatan insan! Bir gün senin de bir hesaba çekileceğini unutma.

Ey Müslüman! Ümitsizliğe kapılma; fakat yalnızca başkalarının cezalandırılmasını bekleyerek de yaşama. Kendini düzelt, mazluma yardım et, zulmün karşısında adaleti savun.

HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK