Sure 21 · Mekki
Enbiyâ Sûresi
45
/ 112
| # | Meal | Ayet |
|---|---|---|
| Enbiyâ 45 | قُلْ إِنَّمَآ أُنذِرُكُم بِٱلْوَحْىِ ۚ وَلَا يَسْمَعُ ٱلصُّمُّ ٱلدُّعَآءَ إِذَا مَا يُنذَرُونَ | |
| 1 | Diyanet İşleri BaşkanlığıResmi Meal · 2011 | De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar |
| 2 | Diyanet VakfıHeyet Çevirisi · 1997 | De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar |
| 3 | Elmalılı Hamdi YazırHak Dini · 1935 | De ki: "Ben sizi ancak vahiyle korkutup uyarıyorum," uyarıldıkları zaman sağırlar çağrıyı duymazlar |
| 4 | Elmalılı (Sadeleştirilmiş)Sadeleştirilmiş | De ki: «Ben sizi ancak vahy ile uyarıyorum; ama sağırlar ne kadar uyarılsalar çağrıyı işitmezler |
| 5 | Ömer Nasuhi BilmenHukukçu · 1965 | De ki: «Ben sizi ancak vahy ile korkutuyorum. Sağır olanlar ise korkutuldukları zaman dâveti işitmezler.» |
| 6 | İbni KesirTefsirden · 14. yy | De ki: Ben ancak sizi vahiy ile uyarıyorum. Sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler |
| 7 | Ali Fikri YavuzSade Türkçe · 1968 | (Ey Rasûlüm, kâfirlere) de ki: “- Ben sizi ancak vahy ile (Kur’an’la) korkutuyorum.” Amma onlar ne kadar korkutulsalar (faydası yok, çünkü) sağırlar daveti işitmezler. |
| 8 | Hasan Basri ÇantayKlasik · 1953 | De ki: «Ben ancak vahy ile sizin başınıza gelecek tehlikeleri haber veriyorum». (Fakat) sağırlar inzâr (ve tehdîd) edilecekleri zaman duymazlar |
| 9 | Yusuf Ali (English) | Say, "I do but warn you according to revelation": But the deaf will not hear the call, (even) when they are warned! |
| 10 | Rusça - Elmir Kuliev | Скажи: «Я предостерегаю вас посредством откровения». Но глухие не слышат зова, даже когда их предостерегают. |
| 11 | Japonca - Saeed Sato | (使徒*よ、)言うのだ。「私があなた方に警告するのは、(アッラー*からの)啓示によってこそである」。聾は、警告を受けても、呼びかけを聞くことがない¹」。 |
Sadece meal okumak ile âyetin tam mânâsı her zaman anlaşılmayabilir. Ayetlerin izahı için tefsire başvurmanızı öneririz.
Bu ayetin tefsirine git →