Fatiha Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Beydâvî Tefsiri

Nâsırüddin el-Beydâvî

BEYDÂVÎ TEFSİRİ:

Envâru't - Tenzîl ve Esrâru't-Te'vîl

Kâdî Beydâvî,

Ebû Sa’îd Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Ali, Şîrâzî,

Şâfiî (ö. 685/1286)

Hamd O Allah'a mahsustur ki, Furkân'ı (Kur'ân-ı Kerîm’i) âlemleri uyarması için kuluna indirdi. Öz Arapların hatiplerine en kısa sûresinin bir benzerini getirmeleri için meydan okudu da buna gücü yeten biri çıkmadı.” Adnan”ların en güzel konuşanlarından ve” Kahtan”ların en iyi hatiplerinden buna kalkışmak isteyenleri susturdu, öyle ki, bunun karşısında kendilerini büyülenmiş gibi gördüler.

Sonra insanlara, ihtiyaçlarına göre indirilenleri açıkladı ki, âyetlerini iyice düşünsünler ve akıl sahipleri de bundan gereği gibi öğüt alsınlar. Bu sebeple onlara Kitab'ın anası sayılan muhkem âyetlerdeki perdeyi ve öteki müteşabih olanlardaki rumuzları te'vil ve tefsir ederek açtı. Derin gerçekleri ve ince nükteleri de ortaya koydu ki, mülk ve melekutun sırları ve kuds ve ceberutun saklıları onlara görünsün de üzerinde iyice düşünsünler. Âyetlerin nasslarından ve parıltılarından çıkan hüküm ve konuları önlerine serdi ki, üzerlerindeki kirleri onlardan gidersin ve onları tertemiz etsin.

Kim huzur-ı kalp ile buna kulak verirse, o iki âlemde övülür ve mes’ut olur. Kim de dönüp ona bakmaz ve onun nûrunu söndürmeye kalkışırsa, kınanır ve ateşe girer.

Ey varlığı vâcib olan, ey cömertliği taşan ve herkesin maksudu olan Allah'ım, ona (Efendimiz'e) öyle bir salât et ki, onu her iki dünyada azîz etsin ve çektiği sıkıntıyı unuttursun. Ona yardım edip dini sağlamlaştıranlara da rahmet eyle. Onların bereketlerinden bizi nasipli kıl ve bizleri onların gıpta edilen yollarına sevk eyle. Onlara da bizlere de çokça salât ve selâm eyle.

İmdi, ilimlerin en büyüğü, en şereflisi ve en parlağı tefsir ilmidir; o dinî ilimlerin başkanı ve başıdır, şerîat kurallarının temeli ve esasıdır. Ona ancak din ilimlerinin usûl ve furûunda mahir olanlar ve Arap dili edebiyatında üst dereceye çıkanlar el atabilir. Uzun süredir bu konuda bir kitap yazmayı düşünüyordum. Bu öyle bir kitap olmalı idi ki, ashâbın büyüklerinden, tâbiîn ulemasından ve diğer selef-i sâlihînden bize ulaşanları içine alsın, ince nükteleri ve derin işaretleri içinde bulundursun. Benim ve benden önceki son devir alimlerinin buluşlarını da yansıtsın. Meşhur sekiz kırâat imamlarının ve muteber şaz kırâat ustalarının okuyuşlarını da içine alsın. Ancak sermayemin azlığı beni bundan engelliyor ve bu yola girmeme mani oluyordu. Sonunda istihare ettikten ve güzel işaretler aldıktan sonra bu niyetimi gerçekleştirmeye karar verdim ve bittikten sonra ona "Envâru't - Tenzîl ve Esrâru't-Te'vîl” adını koymaya karar verdim.

İşte şimdi konuya giriyor, Allahü teâlâ’nın tevfik ve inayeti ile sözüme başlıyorum. Her hayra muvaffak kılan ve her isteneni veren O'dur.

1 / FÂTİHA SÛRESİ

Mekke'de inmiştir. 7 âyettir.

Ona Ümmü'l - Kur'ân (Kur'ân'ın Anası) ismi verilir; çünkü onunla açılmış ve onunla başlamıştır; sanki onun aslı ve kaynağı gibidir. Bunun içindir ki, ona Esâs (temel) denilir, bir de o; Kur'ân-ı Kerîm'deki Allahü teâlâ'ya övgüyü; emir ve yasağı ile ibâdet etmeyi; vaat ve tehdidini yahut da nazari hikmetlerden ve amelî hükümlerden ibaret birtakım manalarını içine alır. Bunlar da insanı doğru yola götürür, mutlu kimselerin mertebelerini ve bedbaht insanların düştüğü kötü durumlarını gösterir.

Ona bu mülahazalardan dolayı Kenz (Hazine) Vâfiye ve Kâfiye (Yeterli) sûresi de denir. Ona hamd, şükür, dua ve Allah'tan istemeyi öğreten sûre de denir. Çünkü içinde bunlar da vardır. Namaz sûresi de denilir, çünkü namazda okumak vâcip ve müstehaptır. Ona Sâfiye ve Şifa sûresi de denilir; çünkü Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem: O, bütün hastalıklara şifadır, buyurmuştur.

Ona Seb'u'l - Mesânî de denilir; çünkü ittifakla yedi âyettir. Ancak kimileri besmeleyi saymış, en'amte aleyhim'i saymamıştır; kimisi de bunun aksini söylemiştir. Mesânî (tekrarlanan) denilmesi de namazda tekrarlandığı yahut iki kere indiği içindir, Eğer o rivâyet sahih ise bir kere namaz farz kılınırken Mekke'de, bir kerede de kıble değiştirilirken Medîne'de inmiştir. Onun Mekkî olması ise sahihtir. Çünkü Allahü teâlâ:

"Yemin olsun ki, sana tekrarlanan yedi âyet indirdik” (Hicr: 87) buyurmuştur ki, bu da kesin olarak Mekke'de inmiştir.

1

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle.

"Bismillahirrahmânirrâhîm” Fâtiha'dandır ve her sûredendin Mekke ve Kûfe kurra ve fakihieri, Abdullah bin Mübarek rahmetüllahi aleyh ve İmâm-ı Şâfiî bu görüştedirler. Medîne, Basra, Şâm kurra ve fakihieri ile İmâm-ı Mâlik ve de bunlara muhâliftirler. Ebû Hanîfe rahmetüllahi aleyh bu hususta açık bir şey söylememiş; onun sûreden olduğunu sanmıştır. İmâm-ı Muhammed bin Hasen'e bunu sordular, o da: İki kapağın arasındakiler Allahü teâlâ'nın kelâmıdır, dedi.

Bizim (Şâfiîlerin) delilleri de şu hadislerdir: Ebû Hureyre radıyallahü anh'ten rivâyet edildiğine göre aleyhis-salâtü ves-selâm Efendimiz:

"Fâtihatül kitap sûresi yedi âyettir, birincisi bismillahirrahmânirrâhîm'dir,” buyurmuştur. Ümmü Seleme radıyallahü anha da şöyle buyurmuştur: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Fâtiha'yı okudu ve bismillahirrahmânirrâhîm elhamdü lillâhi rabbil âlemîn'i bir âyet saydı. Bu sebeple tek başına bir âyet olup olmamasında ihtilâf edilmiştir.

Bir delilimiz de iki kapak arasındakilerin Allah kelâmı olduğuna icma edilmesi ve Kur'ân'dan olmayan şeylerin ondan soyutlanması hususunda o kadar titizlik gösterilmesi, hatta âmin'in yazılmamasına rağmen onun Mushaf'ta bırakılmasıdır.

Besmelenin başındaki be mahzûf bir şeye mütealliktir (bağlıdır), takdiri, bismillahi ekrau (Allah'ın ismiyle okuyorum) demektir. Çünkü onun okuduğu şey tilavet edilmektedir. Aynı şekilde her iş yapan da besmele çekerken besmeleyi kendine başlangıç yapar. Bu da "başlıyorum” fiilini takdir etmekten daha iyidir; çünkü buna uygun ve buna delâlet eden bir nakil geçmemiştir. İbtidaî (başlamam Allah'ın ismiyledir) şeklindeki takdir de pek doğru değildir, çünkü bunda da çok kelime takdir edilmiş olur.

Mâ'mul'un (bismillâh'ın)…

Tefsir yükleniyor…