Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İbrahim (a.s.) ve kavmi ile İlgili Ayetler

"İbrahim (a.s.) ve kavmi" konusuyla ilgili Kur'an-ı Kerîm âyetleri — Arapça metni ve Diyanet meâliyle.101 âyet · İ harfi

1Tevbe Sûresi · 70. âyetTam Meal →
اَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَاُ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ وَقَوْمِ اِبْرٰه۪يمَ وَاَصْحَابِ مَدْيَنَ وَالْمُؤْتَفِكَاتِۜ اَتَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِۚ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُٓوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Onlara kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud kavimlerinin; İbrahim'in kavminin; Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberleri ulaşmadı mı? Peygamberleri onlara apaçık mucizeler getirmişti. (Ama inanmadılar, Allah da onları cezalandırdı.) Demek ki Allah onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

2Enbiya Sûresi · 51. âyetTam Meal →
وَلَقَدْ اٰتَيْنَٓا اِبْرٰه۪يمَ رُشْدَهُ مِنْ قَبْلُ وَكُنَّا بِه۪ عَالِم۪ينَۚ
Diyanet İşleri Meâli

Andolsun, daha önce de İbrahim'e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.

3Enbiya Sûresi · 52. âyetTam Meal →
اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَا هٰذِهِ التَّمَاث۪يلُ الَّت۪ٓي اَنْتُمْ لَهَا عَاكِفُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Hani o, babasına ve kavmine, "Ne bu tapınıp durduğunuz heykeller?" demişti.

4Enbiya Sûresi · 53. âyetTam Meal →
قَالُوا وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا لَهَا عَابِد۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Babalarımızı bunlara ibadet ediyor bulduk" dediler.

5Enbiya Sûresi · 54. âyetTam Meal →
قَالَ لَقَدْ كُنْتُمْ اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمْ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, "Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.

6Enbiya Sûresi · 55. âyetTam Meal →
قَالُٓوا اَجِئْتَنَا بِالْحَقِّ اَمْ اَنْتَ مِنَ اللَّاعِب۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Bize gerçeği mi getirdin, yoksa sen bizimle eğleniyor musun?" dediler.

7Enbiya Sûresi · 56. âyetTam Meal →
قَالَ بَلْ رَبُّكُمْ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ الَّذ۪ي فَطَرَهُنَّۘ وَاَنَا۬ عَلٰى ذٰلِكُمْ مِنَ الشَّاهِد۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, dedi ki: "Hayır! Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir. O, bunları yaratandır ve ben de buna şahitlik edenlerdenim."

8Enbiya Sûresi · 57. âyetTam Meal →
وَتَاللّٰهِ لَاَك۪يدَنَّ اَصْنَامَكُمْ بَعْدَ اَنْ تُوَلُّوا مُدْبِر۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra ben putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.

9Enbiya Sûresi · 58. âyetTam Meal →
فَجَعَلَهُمْ جُذَاذاً اِلَّا كَب۪يراً لَهُمْ لَعَلَّهُمْ اِلَيْهِ يَرْجِعُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

10Enbiya Sûresi · 59. âyetTam Meal →
قَالُوا مَنْ فَعَلَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَٓا اِنَّهُ لَمِنَ الظَّالِم۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Onlar, "Kim yaptı bunu tanrılarımıza! Muhakkak o zalimlerden biridir" dediler.

11Enbiya Sûresi · 60. âyetTam Meal →
قَالُوا سَمِعْنَا فَتًى يَذْكُرُهُمْ يُقَالُ لَـهُٓ اِبْرٰه۪يمُۜ
Diyanet İşleri Meâli

(İçlerinden bazıları), "İbrahim denilen bir gencin onları diline doladığını duyduk" dediler.

12Enbiya Sûresi · 61. âyetTam Meal →
قَالُوا فَأْتُوا بِه۪ عَلٰٓى اَعْيُنِ النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَشْهَدُونَ
Diyanet İşleri Meâli

(Bir kısmı da) "O halde haydi, onu insanların gözü önüne getirin. Belki (bu konuda) şahitlik ederler" dediler.

13Enbiya Sûresi · 62. âyetTam Meal →
قَالُٓوا ءَاَنْتَ فَعَلْتَ هٰذَا بِاٰلِهَتِنَا يَٓا اِبْرٰه۪يمُۜ
Diyanet İşleri Meâli

(İbrahim gelince) "Sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ey İbrahim" dediler.

14Enbiya Sûresi · 63. âyetTam Meal →
قَالَ بَلْ فَعَلَهُۗ كَب۪يرُهُمْ هٰذَا فَسْـَٔلُوهُمْ اِنْ كَانُوا يَنْطِقُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Dedi ki: "Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!"

15Enbiya Sûresi · 64. âyetTam Meal →
فَرَجَعُٓوا اِلٰٓى اَنْفُسِهِمْ فَقَالُٓوا اِنَّكُمْ اَنْتُمُ الظَّالِمُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz" dediler.

16Enbiya Sûresi · 65. âyetTam Meal →
ثُمَّ نُكِسُوا عَلٰى رُؤُ۫سِهِمْۚ لَقَدْ عَلِمْتَ مَا هٰٓؤُ۬لَٓاءِ يَنْطِقُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, "Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin" dediler.

17Enbiya Sûresi · 66. âyetTam Meal →
قَالَ اَفَتَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مَا لَا يَنْفَعُكُمْ شَيْـٔاً وَلَا يَضُرُّكُمْۜ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, şöyle dedi: "Öyle ise siz, (hala) Allah'ı bırakıp da, size hiçbir fayda, hiçbir zarar veremeyecek şeylere mi tapacaksınız?"

18Enbiya Sûresi · 67. âyetTam Meal →
اُفٍّ لَكُمْ وَلِمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Yazıklar olsun, size de; Allah'ı bırakıp tapmakta olduklarınıza da! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?"

19Enbiya Sûresi · 68. âyetTam Meal →
قَالُوا حَرِّقُوهُ وَانْصُرُٓوا اٰلِهَتَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ فَاعِل۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

(İçlerinden bazıları), "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın da ilahlarınıza yardım edin" dediler.

20Enbiya Sûresi · 69. âyetTam Meal →
قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْداً وَسَلَاماً عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve esenlik ol" dedik.

21Enbiya Sûresi · 70. âyetTam Meal →
وَاَرَادُوا بِه۪ كَيْداً فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَخْسَر۪ينَۚ
Diyanet İşleri Meâli

Ona böyle bir tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları en çok zarar edenler durumuna düşürdük.

22Enbiya Sûresi · 71. âyetTam Meal →
وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطاً اِلَى الْاَرْضِ الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا لِلْعَالَم۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Onu Lut ile beraber kurtarıp, içinde alemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.

23Enbiya Sûresi · 72. âyetTam Meal →
وَوَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَۜ وَيَعْقُوبَ نَافِلَةًۜ وَكُلاًّ جَعَلْنَا صَالِح۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Ona İshak'ı ve ayrıca da Yakub'u bağışladık ve her birini salih kimseler yaptık.

24Enbiya Sûresi · 73. âyetTam Meal →
وَجَعَلْنَاهُمْ اَئِمَّةً يَهْدُونَ بِاَمْرِنَا وَاَوْحَيْنَٓا اِلَيْهِمْ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ وَاِقَامَ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءَ الزَّكٰوةِۚ وَكَانُوا لَنَا عَابِد۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Onları bizim emrimizle doğru yolu gösteren önderler yaptık ve kendilerine hayırlar işlemeyi, namazı dosdoğru kılmayı, zekatı vermeyi vahyettik. Onlar sadece bize ibadet eden kimselerdi.

25Hacc Sûresi · 34. âyetTam Meal →
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكاً لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ فَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌ فَلَـهُٓ اَسْلِمُواۜ وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İşte sizin ilahınız bir tek ilahtır. Şu halde yalnız O'na teslim olun. Alçak gönüllüleri müjdele!

26Şuara Sûresi · 69. âyetTam Meal →
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ اِبْرٰه۪يمَۢ
Diyanet İşleri Meâli

Ey Muhammed! Onlara İbrahim'in haberini de oku.

27Şuara Sûresi · 70. âyetTam Meal →
اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَا تَعْبُدُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

28Şuara Sûresi · 71. âyetTam Meal →
قَالُوا نَعْبُدُ اَصْنَاماً فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِف۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.

29Şuara Sûresi · 72. âyetTam Meal →
قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ اِذْ تَدْعُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"

30Şuara Sûresi · 73. âyetTam Meal →
اَوْ يَنْفَعُونَكُمْ اَوْ يَضُرُّونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?"

31Şuara Sûresi · 74. âyetTam Meal →
قَالُوا بَلْ وَجَدْنَٓا اٰبَٓاءَنَا كَذٰلِكَ يَفْعَلُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler.

32Şuara Sûresi · 75-76. âyetlerTam Meal →
قَالَ اَفَرَاَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ
اَنْتُمْ وَاٰبَٓاؤُ۬كُمُ الْاَقْدَمُونَ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"

33Şuara Sûresi · 77. âyetTam Meal →
فَاِنَّهُمْ عَدُوٌّ ل۪ٓي اِلَّا رَبَّ الْعَالَم۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak alemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur."

34Şuara Sûresi · 78. âyetTam Meal →
اَلَّذ۪ي خَلَقَن۪ي فَهُوَ يَهْد۪ينِۙ
Diyanet İşleri Meâli

"O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir."

35Şuara Sûresi · 79. âyetTam Meal →
وَالَّذ۪ي هُوَ يُطْعِمُن۪ي وَيَسْق۪ينِۙ
Diyanet İşleri Meâli

"O, bana yediren ve içirendir."

36Şuara Sûresi · 80. âyetTam Meal →
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ
Diyanet İşleri Meâli

"Hastalandığımda da O bana şifa verir."

37Şuara Sûresi · 81. âyetTam Meal →
وَالَّذ۪ي يُم۪يتُن۪ي ثُمَّ يُحْي۪ينِۙ
Diyanet İşleri Meâli

"O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır."

38Şuara Sûresi · 82. âyetTam Meal →
وَالَّـذ۪ٓي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ ل۪ي خَط۪ٓيـَٔت۪ي يَوْمَ الدّ۪ينِۜ
Diyanet İşleri Meâli

"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."

39Şuara Sûresi · 83. âyetTam Meal →
رَبِّ هَبْ ل۪ي حُكْماً وَاَلْحِقْن۪ي بِالصَّالِح۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."

40Şuara Sûresi · 84. âyetTam Meal →
وَاجْعَلْ ل۪ي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِر۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."

41Şuara Sûresi · 85. âyetTam Meal →
وَاجْعَلْن۪ي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّع۪يمِۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Beni Naim cennetinin varislerinden eyle."

42Şuara Sûresi · 86. âyetTam Meal →
وَاغْفِرْ لِاَب۪ٓي اِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّٓالّ۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır."

43Şuara Sûresi · 87. âyetTam Meal →
وَلَا تُخْزِن۪ي يَوْمَ يُبْعَثُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"(Kulların) diriltilecekleri gün beni utandırma!"

44Şuara Sûresi · 88. âyetTam Meal →
يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"

45Şuara Sûresi · 89. âyetTam Meal →
اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ
Diyanet İşleri Meâli

"Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."

46Şuara Sûresi · 90. âyetTam Meal →
وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّق۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.

47Şuara Sûresi · 91-93. âyetlerTam Meal →
وَبُرِّزَتِ الْجَح۪يمُ لِلْغَاو۪ينَۙ
وَق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَۙ
مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ اَوْ يَنْتَصِرُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli

Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.

48Şuara Sûresi · 94-95. âyetlerTam Meal →
فَكُبْكِبُوا ف۪يهَا هُمْ وَالْغَاوُ۫نَۙ
وَجُنُودُ اِبْل۪يسَ اَجْمَعُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli

Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

49Şuara Sûresi · 96. âyetTam Meal →
قَالُوا وَهُمْ ف۪يهَا يَخْتَصِمُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Orada onlar taptıklarıyla çekişerek şöyle derler:

50Şuara Sûresi · 97. âyetTam Meal →
تَاللّٰهِ اِنْ كُنَّا لَف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍۙ
Diyanet İşleri Meâli

"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

51Şuara Sûresi · 98. âyetTam Meal →
اِذْ نُسَوّ۪يكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."

52Şuara Sûresi · 99. âyetTam Meal →
وَمَٓا اَضَلَّـنَٓا اِلَّا الْمُجْرِمُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

53Şuara Sûresi · 100. âyetTam Meal →
فَمَا لَنَا مِنْ شَافِع۪ينَۙ
Diyanet İşleri Meâli

"İşte bu yüzden bizim şefaatçilerimiz yok."

54Şuara Sûresi · 101. âyetTam Meal →
وَلَا صَد۪يقٍ حَم۪يمٍ
Diyanet İşleri Meâli

"Candan bir dostumuz da yok."

55Şuara Sûresi · 102. âyetTam Meal →
فَلَوْ اَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

56Şuara Sûresi · 103. âyetTam Meal →
اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

57Şuara Sûresi · 104. âyetTam Meal →
وَاِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ۟
Diyanet İşleri Meâli

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.

58Ankebut Sûresi · 16. âyetTam Meal →
وَاِبْرٰه۪يمَ اِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ اعْبُدُوا اللّٰهَ وَاتَّقُوهُۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim'i de peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Allah'a kulluk edin, O'na karşı gelmekten sakının. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."

59Ankebut Sûresi · 17. âyetTam Meal →
اِنَّمَا تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناً وَتَخْلُقُونَ اِفْكاًۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ تَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ لَا يَمْلِكُونَ لَكُمْ رِزْقاً فَابْتَغُوا عِنْدَ اللّٰهِ الرِّزْقَ وَاعْبُدُوهُ وَاشْكُرُوا لَهُۜ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Siz, Allah'ı bırakarak ancak putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Allah'ı bırakarak taptıklarınızın size hiçbir rızık vermeye güçleri yetmez. Öyle ise rızkı Allah'ın katında arayın. O'na kulluk edin ve O'na şükredin. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz."

60Ankebut Sûresi · 18. âyetTam Meal →
وَاِنْ تُكَذِّبُوا فَقَدْ كَذَّبَ اُمَمٌ مِنْ قَبْلِكُمْۜ وَمَا عَلَى الرَّسُولِ اِلَّا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ
Diyanet İşleri Meâli

"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."

61Ankebut Sûresi · 19. âyetTam Meal →
اَوَلَمْ يَرَوْا كَيْفَ يُبْدِئُ اللّٰهُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُع۪يدُهُۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌ
Diyanet İşleri Meâli

Onlar, Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığını, sonra onu nasıl tekrarladığını görmüyorlar mı? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.

62Ankebut Sûresi · 20. âyetTam Meal →
قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَاَ الْخَلْقَ ثُمَّ اللّٰهُ يُنْشِئُ النَّشْاَةَ الْاٰخِرَةَۜ اِنَّ اللّٰهَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌۚ
Diyanet İşleri Meâli

De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah'ın gücü her şeye hakkıyla yeter."

63Ankebut Sûresi · 21. âyetTam Meal →
يُعَذِّبُ مَنْ يَشَٓاءُ وَيَرْحَمُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَاِلَيْهِ تُقْلَبُونَ
Diyanet İşleri Meâli

O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O'na döndürüleceksiniz.

64Ankebut Sûresi · 22. âyetTam Meal →
وَمَٓا اَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ فِي الْاَرْضِ وَلَا فِي السَّمَٓاءِۘ وَمَا لَكُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَص۪يرٍ۟
Diyanet İşleri Meâli

Siz, yerde de gökte de (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz. Sizin Allah'tan başka ne bir dostunuz, ne de bir yardımcınız vardır.

65Ankebut Sûresi · 23. âyetTam Meal →
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَلِقَٓائِه۪ٓ اُو۬لٰٓئِكَ يَـئِسُوا مِنْ رَحْمَت۪ي وَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
Diyanet İşleri Meâli

Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler var ya; işte onlar benim rahmetimden ümit kesmişlerdir. İşte onlar için elem dolu bir azap vardır.

66Ankebut Sûresi · 24. âyetTam Meal →
فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا اقْتُلُوهُ اَوْ حَرِّقُوهُ فَاَنْجٰيهُ اللّٰهُ مِنَ النَّارِۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Diyanet İşleri Meâli

(İbrahim'in) kavminin cevabı, "Onu öldürün veya yakın" demekten ibaret oldu. Allah da onu ateşten kurtardı. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.

67Ankebut Sûresi · 25. âyetTam Meal →
وَقَالَ اِنَّمَا اتَّخَذْتُمْ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْثَاناًۙ مَوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۚ ثُمَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُمْ بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُمْ بَعْضاًۘ وَمَأْوٰيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِر۪ينَۗ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, onlara dedi ki: "Sırf aranızda dünya hayatına mahsus bir sevgi (ve çıkar) uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi inkar edip tanımayacak; kiminiz kiminize lanet edecektir. Barınağınız cehennem olacaktır. Yardımcılarınız da olmayacaktır."

68Ankebut Sûresi · 26. âyetTam Meal →
فَاٰمَنَ لَهُ لُوطٌۢ وَقَالَ اِنّ۪ي مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّ۪يۜ اِنَّهُ هُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ
Diyanet İşleri Meâli

Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.

69Ankebut Sûresi · 27. âyetTam Meal →
وَوَهَبْنَا لَـهُٓ اِسْحٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا ف۪ي ذُرِّيَّتِهِ النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ وَاٰتَيْنَاهُ اَجْرَهُ فِي الدُّنْيَاۚ وَاِنَّهُ فِي الْاٰخِرَةِ لَمِنَ الصَّالِح۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.

70Ankebut Sûresi · 28. âyetTam Meal →
وَلُوطاً اِذْ قَالَ لِقَوْمِه۪ٓ اِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الْفَاحِشَةَۘ مَا سَبَقَكُمْ بِهَا مِنْ اَحَدٍ مِنَ الْعَالَم۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Lut'u da peygamber olarak gönderdik. Hani o, kavmine şöyle demişti: "Gerçekten siz, sizden önce dünyada hiçbir toplumun yapmadığı bir hayasızlığı işliyorsunuz."

71Ankebut Sûresi · 29. âyetTam Meal →
اَئِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ الرِّجَالَ وَتَقْطَعُونَ السَّب۪يلَ وَتَأْتُونَ ف۪ي نَاد۪يكُمُ الْمُنْكَرَۜ فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ قَالُوا ائْتِنَا بِعَذَابِ اللّٰهِ اِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"Siz hala erkeklere yanaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı, "Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi Allah'ın azabını getir bize" demeden ibaret oldu.

72Ankebut Sûresi · 30. âyetTam Meal →
قَالَ رَبِّ انْصُرْن۪ي عَلَى الْقَوْمِ الْمُفْسِد۪ينَ۟
Diyanet İşleri Meâli

(Lut) "Ey Rabbim! Şu bozguncu kavme karşı bana yardım et" dedi.

73Ankebut Sûresi · 31. âyetTam Meal →
وَلَمَّا جَٓاءَتْ رُسُلُـنَٓا اِبْرٰه۪يمَ بِالْبُشْرٰىۙ قَالُٓوا اِنَّا مُهْلِكُٓوا اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِۚ اِنَّ اَهْلَهَا كَانُوا ظَالِم۪ينَۚ
Diyanet İşleri Meâli

Elçilerimiz (melekler) İbrahim'e müjdeyi getirdiklerinde, "Biz, bu memleket halkını helak edeceğiz, çünkü oranın ahalisi zalim kimselerdir" dediler.

74Ankebut Sûresi · 32. âyetTam Meal →
قَالَ اِنَّ ف۪يهَا لُـوطاًۜ قَالُوا نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَنْ ف۪يهَاۘ لَنُنَجِّيَنَّهُ وَاَهْلَـهُٓ اِلَّا امْرَاَتَهُۘ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, "Ama orada Lut var" dedi. Onlar, "Orada kimin bulunduğunu biz daha iyi biliriz. Biz, onu ve ailesini elbette kurtaracağız. Ancak karısı başka. O, geri kalıp helak edilenlerden olacaktır."

75Ankebut Sûresi · 33. âyetTam Meal →
وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُـوطاً س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَـاقَ بِهِمْ ذَرْعاً وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ كَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde, Lut, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, "Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helak edilenlerden olacaktır."

76Ankebut Sûresi · 34. âyetTam Meal →
اِنَّا مُنْزِلُونَ عَلٰٓى اَهْلِ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Şüphesiz biz, bu memleket halkı üzerine, fasıklık ettiklerinden dolayı gökten bir azap indireceğiz.

77Ankebut Sûresi · 35. âyetTam Meal →
وَلَقَدْ تَرَكْنَا مِنْهَٓا اٰيَةً بَيِّنَةً لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ
Diyanet İşleri Meâli

Andolsun biz, aklını kullanacak bir kavm için o memleketten ibret alınacak apaçık bir delil bıraktık.

78Saffat Sûresi · 83. âyetTam Meal →
وَاِنَّ مِنْ ش۪يعَتِه۪ لَاِبْرٰه۪يمَۢ
Diyanet İşleri Meâli

Şüphesiz İbrahim de O'nun taraftarlarından idi.

79Saffat Sûresi · 84. âyetTam Meal →
اِذْ جَٓاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍ
Diyanet İşleri Meâli

Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.

80Saffat Sûresi · 85. âyetTam Meal →
اِذْ قَالَ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ مَاذَا تَعْبُدُونَۚ
Diyanet İşleri Meâli

Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"

81Saffat Sûresi · 86. âyetTam Meal →
اَئِفْكاً اٰلِهَةً دُونَ اللّٰهِ تُر۪يدُونَۜ
Diyanet İşleri Meâli

"Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

82Saffat Sûresi · 87. âyetTam Meal →
فَمَا ظَنُّكُمْ بِرَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

"O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"

83Saffat Sûresi · 88-89. âyetlerTam Meal →
فَنَظَرَ نَظْرَةً فِي النُّجُومِۙ
فَقَالَ اِنّ۪ي سَق۪يمٌ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, yıldızlara baktı ve "Ben hastayım" dedi.

84Saffat Sûresi · 90. âyetTam Meal →
فَتَوَلَّوْا عَنْهُ مُدْبِر۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan uzaklaştılar.

85Saffat Sûresi · 91. âyetTam Meal →
فَرَاغَ اِلٰٓى اٰلِهَتِهِمْ فَقَالَ اَلَا تَأْكُلُونَۚ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"

86Saffat Sûresi · 92. âyetTam Meal →
مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Ne diye konuşmuyorsunuz?"

87Saffat Sûresi · 93. âyetTam Meal →
فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْباً بِالْيَم۪ينِ
Diyanet İşleri Meâli

Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.

88Saffat Sûresi · 94. âyetTam Meal →
فَاَقْبَلُٓوا اِلَيْهِ يَزِفُّونَ
Diyanet İşleri Meâli

Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.

89Saffat Sûresi · 95. âyetTam Meal →
قَالَ اَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"

90Saffat Sûresi · 96. âyetTam Meal →
وَاللّٰهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ
Diyanet İşleri Meâli

"Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."

91Saffat Sûresi · 97. âyetTam Meal →
قَالُوا ابْنُوا لَهُ بُنْيَاناً فَاَلْقُوهُ فِي الْجَح۪يمِ
Diyanet İşleri Meâli

Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.

92Saffat Sûresi · 98. âyetTam Meal →
فَاَرَادُوا بِه۪ كَيْداً فَجَعَلْنَاهُمُ الْاَسْفَل۪ينَ
Diyanet İşleri Meâli

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.

93Saffat Sûresi · 99. âyetTam Meal →
وَقَالَ اِنّ۪ي ذَاهِبٌ اِلٰى رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."

94Zuhruf Sûresi · 26. âyetTam Meal →
وَاِذْ قَالَ اِبْرٰه۪يمُ لِاَب۪يهِ وَقَوْمِه۪ٓ اِنَّن۪ي بَرَٓاءٌ مِمَّا تَعْبُدُونَۙ
Diyanet İşleri Meâli

Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."

95Zuhruf Sûresi · 27. âyetTam Meal →
اِلَّا الَّذ۪ي فَطَرَن۪ي فَاِنَّهُ سَيَهْد۪ينِ
Diyanet İşleri Meâli

"Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."

96Zuhruf Sûresi · 28. âyetTam Meal →
وَجَعَلَهَا كَلِمَةً بَاقِيَةً ف۪ي عَقِبِه۪ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
Diyanet İşleri Meâli

İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.

Tüm konulara dön