Fil Sûresi 1. Âyet Tefsiri — Taberî Tefsiri (Câmiu'l-Beyân)

Ebû Cafer et-Taberî

FİL SÛRESİ

Fil sûresi beş âyettir ve Mekke'de nazil olmuştur.

Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Mekke fethinden sonra insanlara hitaben yaptığı ve Fil hadisesini de beyan eden bir konuşmasında şöyle buyurmuştur:

"Huzaa kabilesi, cahiliye döneminde kendilerinden bir kişinin öldürülmesine karşılık olarak Mekke'nin fethedildiği yılda Leys oğullarından bir kişi öldürmüşler bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hutbe irad ederek şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki Allah, Mekke'yi Fil ordusuna karşı korumuştur. Allah, Mekkelilere peygamberini ve mü’minleri musallat kılmıştır. Dikkat edin, Mekke benden önce hiçbir kimseye helal kılınmamış benden sonra da kimseye helal klınmayacaktır Dikkat edin, Mekke bana ancak bir günün bir anı için helal kılınmıştır. Dikkat edin şimdi o bu saatte haram bölgedir. Dikeni sökülmez, ağacı kesilmez. Yitkileri, görevli dellallar dışında kimse tarafından alınmaz. Kimin bir akrabası öldürülecek olursa o kimse iki şeyden birini seçmekte serbesttir. Ölen için ya diyet verilir veya öldürene kısas tatbik edilir." Buhari, K. ed-Diyat, bab: 8, K. el-İlm, bab: 39

FİL HADİSESİ: Fil hadisesi İslamüan önce cereyan eden ve Kabeyi yıkmak için yola çıkan bir ordunun başına gelen olağanüstü bir hadisedir.

Tercih edilen görüşe göre Peygamber efendimiz, Fil hadisesinin meydana geldiği yılda doğmuştur. Bu olay peygamberlik öncesi, Peyamberler vasıtasıyla görülen tabiatüstü olaylardandır. Bunlara "İrhasat" denir.

İbn-i İshak'ın ve İbn-i Hişam'ın naklettiklerine göre fil hadisesi özetle şöyle cereyan etmiştir: Habeşistan'ın Yemen'de bulunan genel valisi Ebrehe, Yemen'in San' şehrinde "Kulleys" isminde bir kilise yaptırmıştı. Ebrehe'nin yaptırmış olduğu bu kilise o zamanda misli bulunmayan bir kiliseydi. Ebrehe bu kiliseyi yaptırdıktan sonra Habeşistan kralı Necaşi'ye şu mektubu yazmıştı."Ey kral, ben öyle bir kilise yaptırdım ki senden önce hiçbir kral için böyle bir kilise yaptırılmamıştır. Bu kiliseyi tamamlayınca hemen Arap hacılarını buraya çevireceğim.

Araplar, Ebrehe'nin Necaşi'ye yazdığı bu mektubu duyunca aralarımda bu meseleyi konuşmaya başladılar. Bu sırada Fukeym b. Adiy oğullarından bir adam bu olaya kızdı. Bu adamın kabilesi haram ayların yerlerini değiştiren kabile idi. Bu kişi, Kulleys kilisesine vardı ve onun içine girerek oraya pisledi. Sonra çıkıp memleketine gitti. Durum Ebrehe'ye bildirildi. Ebrehe "Acaba bunu kim yaptı?" dedi. Ona şöyle dediler: "Bu işi, senin Arap hacılarını buraya çevireceğine dair sözünü duyan bir Arap yaptı. Bu Arap, Mekke'deki Arapların hac yaptığı Kabe'nin mensuplarındandir. Bu kişi senin sözlerine kızdı, gelip onun içine pisledi. O, bu davranışıyla Kulleys kilisesinin haccedilmeye layık olmadığını göstermek istedi."

Bunun üzerine Ebrehe hiddetlendi ve Kabe'nin üzerine yürüyüp orayı ykacağına dair yemin etti. Habeş asıllı olan ordusunun hazırlanmasını emretti. Sonra filiyle birlikte ordusunu Kabe'ye doğru hareket ettirdi. Araplar bunu işitince büyük bir hadise olarak değerlendirdiler. Durumun vehametinden korktular. Ebrehe'nin, Allah'ın mukaddes evi olan Kabeyi yıkmak istediğini duyunca ona karşı savaşmayı bir görev saydılar. Yemen eşrafından ve krallarından biri olan Zünefir, Ebrehe'ye karşı harekete geçti. Kendi kavmini ve diğer Arapları, Allah'ın kutsal evini yıkmak isteyen Ebrehe'ye karşı savaşmaya davet etti. Davetine katılanlarla birlikte Ebrehe'ye karşı savaştı. Fakat mağlup oldu. Esir edilerek Ebrehe'ye götürüldü. Ebrehe onu öldünnek isteyince Zûnefir ona: "Ey kral beni öldürme, belki de benim sağ kalmam senin için daha hayırlı olur." dedi. Bunun üzerine Ebrehe onu öldürmekten vazgeçip elini kolunu bağlayarak esir etti. Aslında Ebrehe yumuşak huylu birisiydi. Bu sebeple onu öldürmedi. Ebrehe kararından vazgeçmeyerek yoluna devam etti. Has'am kabilesinin topraklarına varınca Nüfeyl b. Habib, Has'am kabilesinin Şehran ve Nahis kollarıyla ve kendisine tabi olan diğer Araplarla birlikte Ebrehe'ye karşı çıktı ve onunla savaştı. Ebrehe onu da mağlup etti ve esir edildi. Ebrehe'nin huzuruna getirildi. Ebrehe onu öldürmek istedi. Nüfeyl ona: "Ey kral beni öldürme. Ben, Arap topraklarında sana rehberlik ederim. İki elim ve kolum mesabesinde olan Şehran ve Nahis kabileleri seni dinleyip itaat ederek Has'am kabilesine karşı yardımcın olurlar." dedi. Bunun üzerine Ebrehe onu da serbest bıraktı ve onu rehber olarak beraberinde götürdü. Taife varınca kendisine Mes'ud b. Muatıb geldi ve Sakiyf'liler Ebrehe'ye şunu söylediler: "Ey kral, biz seni dinleyen ve sana itaat eden kölelerininizzi. Bizim seninle hiçbir anlaşmazlığımız yoktur. Zira sen bizim kutsal evimiz olan "Lafın bulunduğu yere bir şey yapmak istemiyorsun. Sen mekke'deki evi (Kabe'yi) yıkmak istiyorsun. Biz seninle birlikte sana orayı gösterecek bir delil gönderelim." Ebrehe bunun üzerine onlara da dokunmadı. Ta-ifte yaşayan Sakiyf oğulları Ebrehe'ye Mekke yolundar ehberlik etmesi için Ebû Riğal'i verdiler. Ebrehe, Ebû Riğal ile birlikte yoluna devam edip "Muğanv mis" denen yere varıp konakladı. Ebû Riğal orada öldü. Araplar onun kabrini , taşladılar. Bugün insanların orada taşladıkları kabir onun kabridir.

Ebrehe, Muğammis'te konakladıktan sonra Habeşlilerden, süvarilerin komutanı olan Esved b. Masdu'u önden gönderdi. Esved Mekke'ye varınca tihamede bulunan Kureyşlilere ve diğerlerine ait hayvanları toplayıp Ebrehe'ye götürdü. Bu hayvanların içinde Abdülmuttalib'in iki yüz devesi de vardı. Abdülmuttalib, Kureyşin efendisi ve büyüğü idi. Kureyşliler, Kinane oğulları, Hüseyl kabilesi ve Harem bölgesinde yaşayan diğer Araplar, Ebrehe'ye karşı savaşmak istedilerse de ona karşı güçlerinin yetmeyeceğini anlayarak savaşmaktan vazgeçtiler. Ebrehe daha sonra Hunata el- Himyerî'yi Mekkeye gönderdi ve ona "Sen bu beldenin ileri gelenlerinin ve efendisinin kim olduğunu sor ve ona de ki "Kral sana diyor ki: "Ben sizinle savaşmak için gelmedim. Ben sadece Kabeyi yıkmak için geldim. Eğer Kabeyi yıktığım için bana karşı savaşmayacak olursanız benim sizin…

Tefsir yükleniyor…