Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Sultan Abdülaziz Kimdir? Donanma, Mecelle ve Tartışmalı Ölümü

Sultan Abdülaziz (1830-1876), II. Mahmud'un oğlu ve Abdülmecid'in kardeşidir. 1861'de tahta çıktı, on beş yıl saltanat sürdü. Avrupa'ya barış zamanında seyahat eden ilk Osmanlı padişahıdır. Devrinde büyük bir donanma kuruldu, Mecelle hazırlandı; aynı yıllarda dış borç düğümlendi. 1876'da tahttan indirildi ve birkaç gün sonra vefat etti.

Bir hükümdarın devri çoğu zaman tek bir sahneyle hatırlanır. Abdülaziz için bu sahne 1867 yazıdır: Osmanlı padişahı, tarihte ilk defa bir savaş ya da esaret sebebiyle değil, davet üzerine Avrupa başkentlerine gidiyordu.

Tahta çıkış ve ilk yılların tutumluluğu

25 Haziran 1861'de ağabeyinin vefatı üzerine tahta geçtiğinde otuz bir yaşındaydı. İri yapılı, güreşe ve ata meraklı, aynı zamanda mûsikîyle uğraşan bir insandı; bugün kendisine nisbet edilen besteler bilinmektedir.

İlk icraatı saray masraflarını kısmak oldu. Maiyet kadrosu küçültüldü, altın ve gümüş takımlar darphaneye gönderildi, bazı harcama kalemleri kaldırıldı. 1863'te Mısır'a yaptığı ziyaret, Yavuz Sultan Selim'den sonra bir padişahın bölgeye ilk gidişiydi. Saltanatının ilk yılları, ıslahatın maliyeyi de kapsayacağı ümidiyle karşılandı.

Avrupa'ya giden ilk padişah (1867)

21 Haziran 1867'de Fransa'nın daveti üzerine yola çıktı. Paris'te düzenlenen milletlerarası sergiyi gezdi, oradan Londra'ya ve Viyana'ya geçti; yaklaşık kırk beş gün süren gezi 7 Ağustos'ta İstanbul'a dönüşle bitti. Yanında yeğenleri Murad ve Abdülhamid efendiler de vardı — biri ondan sonra doksan üç gün, diğeri otuz üç yıl tahtta kalacaktı.

Seyahat, Avrupa sanayii ve donanmalarının yakından görülmesini sağladı. Dönüşte alınan kararların yönü de bunu gösterir: mektep, mahkeme ve gemi. Fakat aynı gezi, imparatorluğun mâlî imkânlarıyla hedefleri arasındaki makası da büyüttü.

Denizde bir sıçrama

Abdülaziz'in en bilinen icraatı donanmadır. İngiltere ve Fransa tezgâhlarına zırhlı gemiler ısmarlandı, Tersâne-i Âmire genişletildi, bahriye teşkilatı yeniden düzenlendi. 1870'lerin ortasında Osmanlı donanması, kaynaklarda dünyanın en güçlü birkaç filosu arasında gösterilir.

Gemiler alınmıştı; ama onları işletecek eğitimli personel, bakım tezgâhı ve düzenli bütçe aynı hızla oluşmadı. Sonraki yıllarda bu filonun büyük kısmı Haliç'te bekletildi. Donanma hikâyesi, sermaye harcayarak kapasite satın alınabileceğini, fakat yetişmiş insan ve işleyen kurum satın alınamayacağını gösteren açık bir örnektir.

Mecelle: fıkhın kanun diline çevrilmesi

Devrin en kalıcı eseri bir gemide değil, bir kitapta ortaya çıktı. Ahmed Cevdet Paşa'nın başkanlığındaki heyet, 1868'de Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye'yi hazırlamaya başladı. On altı kitap ve 1851 maddeden oluşan eser 1876'da tamamlandı.

Mecelle, Hanefî fıkhının muâmelâta dair hükümlerini maddeler hâlinde düzenleyen bir kanun metnidir; alım satım, kira, şirket, rehin, vekâlet ve muhakeme usulü gibi konuları kapsar. Başındaki doksan dokuz küllî kaide, hukuk mantığını kısa cümlelerle özetlemesiyle bugün de okunur: "Zarar ve mukabele bi'z-zarar yoktur", "Şek ile yakîn zâil olmaz" gibi.

Aynı yıllarda Şûrâ-yı Devlet ve Dîvân-ı Ahkâm-ı Adliyye kuruldu (1868); idarî ve adlî işler birbirinden ayrıldı. 1868'de Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi açıldı, 1869'da Maârif-i Umûmiyye Nizamnâmesi ile eğitim kademeleri bir sisteme bağlandı, 1870'te Dârülfünûn ders vermeye başladı. Rumeli ve Anadolu'da demiryolu hatları döşendi; 1869'da açılan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Hicaz yolunun stratejik değerini bir anda yükseltti.

Düğümün atıldığı yer: 1875

Bütün bu işlerin ortak bir kaynağı vardı: borç. 1854'te başlayan dış istikraz alışkanlığı bu devirde zirveye çıktı; alınan paranın önemli kısmı üretken yatırıma değil, cari harcamalara ve eski borcun taksitine gitti. 1873-1874 kışında Orta Anadolu'da yaşanan kuraklık ve kıtlık vergi gelirlerini de vurdu.

6 Ekim 1875'te hükümet, borç faizlerinin ancak yarısının ödenebileceğini ilan etti. Tarihe Ramazan Kararnâmesi adıyla geçen bu duyuru, Avrupa piyasalarında Osmanlı itibarını çökertti ve altı yıl sonra kurulacak Duyûn-ı Umûmiye idaresinin yolunu açtı. Aynı yaz Hersek'te başlayan ayaklanma, ertesi yıl Bulgaristan'a sıçradı.

Kur'an, musibet karşısında önce dışarıya değil içeriye bakmayı öğütler:

وَمَا أَصَابَكُمْ مِنْ مُصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَنْ كَثِيرٍ

"Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir; Allah yine de çoğunu affeder." (Şûrâ, 30)

Efendimiz'in (s.a.s.) tekrarlanan hatadan sakındıran sözü de aynı noktaya bakar:

"Mü'min bir delikten iki defa sokulmaz." (Buhârî, Edeb 83; Müslim, Zühd 63)

30 Mayıs 1876 ve sonrası

1876 baharında başkentte medrese talebelerinin gösterileri, hükümet değişiklikleri ve yoğun bir gerilim vardı. 30 Mayıs 1876 sabahı Serasker Hüseyin Avni Paşa, Midhat Paşa ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi'nin de içinde bulunduğu bir grup, verilen fetvaya dayanarak Abdülaziz'i tahttan indirdi. Yerine yeğeni V. Murad geçirildi. Abdülaziz önce Topkapı'ya, ardından Feriye Sarayı'na nakledildi.

4 Haziran 1876 sabahı bileklerinden kesilmiş hâlde bulundu ve kısa sürede vefat etti. Ölümün intihar mı cinayet mi olduğu bugün de kesin olarak bilinmemektedir.

İntihar görüşünün dayanağı, olay günü hazırlanan ve aralarında yabancı hekimlerin de bulunduğu on dokuz doktorun imzaladığı rapordur. Cinayet görüşünün dayanağı ise 1881'de Yıldız'da kurulan mahkemedir: bu mahkeme, aralarında Midhat Paşa'nın da bulunduğu sanıkları öldürme suçundan mahkûm etmiş, cezalar sürgüne çevrilmiştir. Ancak söz konusu mahkemenin siyasî şartlar altında toplandığı ve delil değerlendirmesinin tartışmalı olduğu da belirtilir. Bugün tarihçiler arasında görüş birliği yoktur; iki iddianın da kesin belgesi ortaya konabilmiş değildir.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Abdülaziz devri, hedeflerin kaynaklardan büyük olduğu bir dönemin özetidir. Zırhlı gemi de mektep de doğru işlerdi; fakat ödeme gücünün üstünde alınan her karar, bir sonraki neslin hareket alanını daraltarak faturasını kesti. Bir hanenin de bir devletin de asıl sınavı, elindekiyle yapabileceğini doğru hesaplayabilmesidir.

Mecelle ise aynı devrin sessiz kazancıdır. Filo dağıldı, saraylar el değiştirdi; ama fıkhın kaideleri kanun diline çevrilerek yazıldığı için o metin, imparatorluk sona erdikten sonra bile çeşitli ülkelerde onlarca yıl uygulanmaya devam etti. Kalıcı olan, çoğu zaman en gösterişli olan değildir.

Sıkça Sorulan Sorular

Sultan Abdülaziz kaç yıl tahtta kaldı?

25 Haziran 1861'den 30 Mayıs 1876'ya kadar, yaklaşık on beş yıl. Ağabeyi Abdülmecid'in vefatı üzerine tahta çıktı ve bir grup devlet adamının düzenlediği hareketle tahttan indirildi.

Abdülaziz'in Avrupa seyahati neden önemlidir?

1867'de Paris, Londra ve Viyana'yı kapsayan bu gezi, bir Osmanlı padişahının barış zamanında Avrupa'ya yaptığı ilk resmî ziyarettir. Dönüşte donanma, eğitim ve hukuk alanındaki yenileşme adımları hız kazanmıştır.

Mecelle nedir, kim hazırladı?

Ahmed Cevdet Paşa başkanlığındaki heyetin 1868-1876 yılları arasında hazırladığı, on altı kitap ve 1851 maddeden oluşan kanun metnidir. Hanefî fıkhının muâmelâta dair hükümlerini maddeler hâlinde düzenler.

1875 Ramazan Kararnâmesi nedir?

6 Ekim 1875'te hükümetin, dış borç faizlerinin ancak yarısının ödenebileceğini ilan etmesidir. Bu karar Osmanlı Devleti'nin uluslararası kredi itibarını sarstı ve 1881'de kurulan Duyûn-ı Umûmiye idaresine giden süreci başlattı.

Sultan Abdülaziz nasıl öldü?

4 Haziran 1876'da Feriye Sarayı'nda bilekleri kesilmiş hâlde bulundu. On dokuz hekimin imzaladığı rapor intiharı bildirir; 1881'deki Yıldız Mahkemesi ise cinayet kararı vermiştir. Her iki görüşün de tartışmalı yanları bulunduğundan konuda kesinlik yoktur.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar