Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Arşivi

Yavuz Sultan Selim Kimdir? Hayatı, Seferleri ve Mirası

Yavuz Sultan Selim (I. Selim), 1512-1520 arasında hüküm süren dokuzuncu Osmanlı padişahıdır. Sadece sekiz yıl tahtta kaldı; ancak bu kısa sürede devletin ağırlık merkezini doğuya kaydırdı, Suriye, Mısır ve Hicaz Osmanlı idaresine girdi. Haremeyn'in hizmetini üstlenmesiyle Osmanlı Devleti İslam dünyasının merkezî gücü hâline geldi.

Trabzon'da geçen şehzadelik

II. Bayezid'in oğlu olarak Amasya'da doğdu; doğum yılı için kaynaklar 1465 ile 1470 arasında farklı tarihler verir. Annesi Gülbahar Hatun'dur. Uzun yıllar Trabzon sancak beyliği yaptı. Karadeniz'in doğu ucundaki bu görev, onu Kafkasya ve İran sınırındaki gelişmeleri yakından tanıyan bir şehzade hâline getirdi. Batıdaki dengeleri izleyen kardeşlerinden farklı bir dünyaya bakıyordu.

Babasının son yıllarında oğullar arasında başlayan taht mücadelesini Selim kazandı ve Nisan 1512'de tahta çıktı. Bu geçiş sancılı oldu; Osmanlı hanedanının iç mücadeleleri, dönemin en ağır meselelerinden biriydi ve sonuçları uzun yıllar konuşuldu.

Doğuya dönen yüz

Selim tahta çıktığında doğuda güçlü bir siyasî rakip vardı: İran'da kurulan Safevî Devleti. Mesele yalnızca inanç farkı değil, iki devletin Doğu Anadolu, Azerbaycan ve ticaret yolları üzerindeki hâkimiyet mücadelesiydi. Her iki taraf da kendi tebaası içinde nüfuz kurmaya çalışıyor, sınır bölgeleri sürekli karışıyordu.

Ağustos 1514'teki Çaldıran Muharebesi bu rekabetin dönüm noktası oldu. Osmanlı ordusunun ateşli silah üstünlüğü sonucu belirledi. Ardından Doğu ve Güneydoğu Anadolu Osmanlı idaresine bağlandı; 1515'te Dulkadir toprakları da devlete katıldı. Böyle bir mücadeleyi bugün anlatırken tarafları inanç üzerinden yargılamak değil, olguya sadık kalmak gerekir. Kur'an'ın ölçüsü bu konuda açıktır:

وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلَّا تَعْدِلُوا اعْدِلُوا هُوَ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَى

"Bir topluma duyduğunuz kin sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Âdil olun; bu, takvâya daha yakındır." (Mâide, 8)

Mısır seferi ve verilen eman

1516'da Memlük Devleti ile ilişkiler koptu. Ağustos 1516'daki Mercidabık ve Ocak 1517'deki Ridaniye muharebelerinin ardından Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı topraklarına katıldı. Kahire'ye giren padişah, şehir halkına eman verdi; yağmayı yasakladı ve idareyi yerli unsurlarla birlikte yürütecek bir düzen kurdu.

Hâkim değil hizmetkâr: bir unvanın anlamı

Kısa sürede Mekke Şerifi de Osmanlı hâkimiyetini tanıdı ve Haremeyn'in anahtarları gönderildi. Padişah bundan sonra "Hâdimü'l-Haremeyni'ş-Şerîfeyn", yani iki mukaddes beldenin hizmetkârı unvanını benimsedi. Bu tercih önemlidir: hâkim değil hizmetkâr denmesi, sorumluluğu vurgulayan bir dildir.

YılGelişme
1512Tahta çıkışı
1514Çaldıran ve doğu sınırının belirlenmesi
1516-1517Suriye, Filistin, Mısır ve Hicaz
1520Vefatı

Hilafet bir törenle mi devredildi?

Halk arasında yaygın olan anlatı, Kahire'deki son Abbâsî halifesinin hilafeti İstanbul'da düzenlenen bir merasimle Yavuz'a devrettiği yönündedir. Ancak bu sahneyi anlatan kaynaklar oldukça geç dönemlere aittir ve çağdaş vekāyinâmelerde böyle bir tören kaydı bulunmaz.

Tarihçilerin büyük kısmı, hilafet vasfının Osmanlı hanedanına tek bir merasimle değil, uzun bir süreç içinde geçtiği görüşündedir: Haremeyn'in himayesi, mukaddes emanetlerin İstanbul'a getirilmesi, hac yollarının güvenliği ve İslam dünyasında kazanılan itibar bu vasfı zamanla pekiştirmiştir. Rivayet edilen devir töreni ise kesin bir tarihî olay gibi sunulmamalıdır.

Şahsiyeti: sert, okuyan, yalnız

Selim, sert mizacı sebebiyle "Yavuz" lakabıyla anıldı. Bu kelime devrin Türkçesinde kabalıktan çok "yılmaz, sert, çetin" anlamı taşır. Şiirlerinin çoğunu Farsça yazdı; adına derlenen divandaki bazı manzumelerin ona aidiyeti ise tartışmalıdır.

Âlimlerin sözüne değer verdiği nakledilir. Devrin şeyhülislâmı Zenbilli Ali Efendi'nin sert bir cezayı geri aldırdığı anlatılır; bu hâtıra geç kaynaklarda yer alsa da, ilim sahibinin hükümdara karşı sözünü söyleyebildiği bir geleneğin hâfızasını taşır. Zulmün ağırlığını Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle bildirmiştir:

"Zulümden sakının; çünkü zulüm, kıyamet gününde karanlıklar olacaktır." (Müslim, Birr 56)

Erken bir veda

Eylül 1520'de, Edirne yönüne giderken Çorlu yakınlarında vefat etti. Ölüm sebebi olarak kaynaklarda sırtında çıkan ve "şirpençe" denilen bir çıban gösterilir; ayrıntılar konusunda rivayetler farklılaşır. Elli yaşlarındaydı ve sekiz yıllık saltanatında devletin sınırlarını kaynakların aktardığına göre iki katından fazla genişletmişti. İstanbul'daki türbesi, adını taşıyan camiin yanındadır.

Bu tarihten bugüne kalan ders

Yavuz'un hikâyesi, sürenin değil yönün belirleyici olduğunu gösterir. Sekiz yılda alınan mesafe, hedefin netliğinden doğdu. Fakat asıl kalıcı olan şey unvanın kendisi değil, o unvanın yüklediği sorumluluktu: kutsal beldelerin hizmetini üstlenen bir devlet, hac yollarının güvenliğinden su kuyularına kadar somut işlerle sınandı. Makam, ancak taşıdığı yük kadar anlamlıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yavuz Sultan Selim kaç yıl tahtta kaldı?

1512'den 1520'ye kadar sekiz yıl hüküm sürdü. Osmanlı padişahları arasında en kısa süreli saltanatlardan biridir; buna rağmen devletin sınırları ve konumu bakımından en etkili dönemlerden sayılır.

Hâdimü'l-Haremeyn unvanı ne demektir?

Mekke ve Medine'nin, yani iki mukaddes beldenin hizmetkârı anlamına gelir. Yavuz Sultan Selim, Hicaz'ın himayesi Osmanlı'ya geçtikten sonra bu unvanı benimsemiş; kendisinden sonraki padişahlar da kullanmayı sürdürmüştür.

Hilafet Osmanlı'ya bir törenle mi geçti?

Yaygın anlatı böyledir, fakat bu sahneyi aktaran kaynaklar geç dönemlere aittir. Tarihçilerin çoğu, hilafet vasfının tek bir merasimle değil, Haremeyn'in himayesi ve İslam dünyasındaki itibarla bir süreç içinde pekiştiğini kabul eder.

Yavuz Sultan Selim'in vefat sebebi nedir?

Kaynaklarda sırtında çıkan ve şirpençe denilen bir çıban gösterilir. Eylül 1520'de Çorlu yakınlarında vefat etmiştir. Hastalığın seyri ve ayrıntıları konusunda rivayetler birbirinden farklıdır.

Sitede keşfet
İslam Arşivi
Editöryal
İlgili yazılar
Yorumlar
Tüm yazılar