Ana içeriğe geç
İmsak--:--
Güneş--:--
Öğle--:--
İkindi--:--
Akşam--:--
Yatsı--:--
Sonraki--:--:--

Abdülkadir Geylani Kimdir? Hayatı, Sözleri ve Dersleri

Abdülkadir Geylani Kimdir? Hayatı, Sözleri ve Dersleri

Abdülkādir Geylânî (k.s.), hicrî 470 (miladî 1077) yılında Hazar'ın güneyindeki Gîlân bölgesinde doğmuş, Bağdat'ta yetişmiş büyük bir fıkıh ve hadis âlimi, tesirli bir vaiz ve Ehl-i Sünnet'in yolunu tutmuş bir Allah dostudur. Hicrî 561'de (1166) Bağdat'ta vefat etmiştir; Kādirî yolu ona nispet edilir.

Kıssalar serimizin bu halkasında, adı asırlardır dilden dile aktarılan bir gönül sultanını anlatacağız. Ama önce bir yolculukla başlayalım: On sekiz yaşında bir genç, annesinin duasını alıp ilim için Bağdat yoluna düşüyor. Yıl, hicrî 488. O gencin adı Abdülkādir; yola çıkarken cebinde değil, ceketinin astarında kırk altını var. Gerisini birazdan anlatacağız.

Doğruluk İmtihanı: Kervandaki Genç

Kaynaklarda rivayet edilir ki; annesi yola çıkarken azığının içine kırk altın dikmiş ve oğlundan tek bir söz almıştı: "Ne olursa olsun doğruluktan ayrılma." Kervan Hemedan yakınlarında eşkıya baskınına uğradı. Herkesin elindeki alındı; kimsenin dönüp bakmadığı yoksul görünümlü gence de soruldu: "Senin bir şeyin var mı?" Genç Abdülkādir "Var, kırk altınım var" deyip yerini de gösterdi. Şaşıran eşkıya reisi sordu: "Seni kim zorladı ki söyledin?" Cevap kısaydı: "Anneme doğruluktan ayrılmayacağıma söz verdim. Kırk altın için sözümü çiğneyecek değilim." Bu söz üzerine reisin gözleri doldu; "Sen annene verdiğin sözü bozmuyorsun, ben yıllardır Rabbime verdiğim sözü bozuyorum" diyerek tövbe etti, beraberindekiler de ona uydu.

Bu menkıbe bize bir müjdeyi fısıldar: Doğruluk yalnız insanı kurtarmaz; etrafını da diriltir. Nitekim onun bütün hayatı, bu ilk imtihanın çizgisinde geçecektir.

Bağdat'ta İlim Yılları

Abdülkādir Geylânî, dönemin ilim merkezi Bağdat'ta fıkıh, hadis ve edebiyat tahsil etti; Hanbelî fıkhında derinleşti, Şâfiî fıkhını da öğrendi. Hocası Ebû Saîd el-Muharrimî'nin medresesi zamanla ona emanet edildi. Uzun bir iç arınma ve riyazet döneminin ardından, hicrî 521 yılından itibaren kürsüye çıkıp vaaz etmeye başladı. Sohbetleri öyle tesirliydi ki medrese binası dinleyenleri almaz oldu; kürsüsünün önünde nice insan tövbe etti, kalabalıklar İslam ile şereflendi.

Onu farklı kılan, kerâmet iddiaları değil; ilmiyle amelinin bir olması, sözünün özüne uymasıydı. "El-Gunye", "el-Fethu'r-Rabbânî" ve "Fütûhu'l-gayb" gibi eserleri, bugün hâlâ okunan; tevhidi, takvayı ve güzel ahlakı öğütleyen kaynaklardır.

Yaşadığı Çağ: Karışıklıklar İçinde Bir Sükûnet Adası

Onun yaşadığı dönem, İslam dünyasının hayli çalkantılı bir zamanıydı. Bağdat'ta Abbâsî halifeliği güç kaybediyor, Selçuklu sultanları ile emirler arasında iktidar çekişmeleri sürüyor, dışarıda Haçlı orduları İslam beldelerine saldırıyordu. Aynı çağın bir başka büyük ismi İmam Gazzâlî, medreselerde ilim ile kalbi buluşturmanın mücadelesini veriyordu. Böyle bir zamanda Geylânî hazretlerinin kürsüsü, kavganın değil tövbenin ve dirilişin adresi oldu. Siyasete bulaşmadı; sultanlara yaltaklanmadı, gerektiğinde hak sözü çekinmeden söyledi. Medresesinde fıkıh ve hadis okuttu, talebeler yetiştirdi; vaazlarıyla da halkın imanını tazeledi. Kargaşa dönemlerinde âlimin görevi ne olmalı sorusuna onun hayatı yaşayan bir cevaptır: fitneyi büyütmek değil, insanı ihya etmek.

Yolunun Ölçüsü: Kitap ve Sünnet

Ona nispet edilen Kādirî yolunun aslı; tövbe, zikir, helal lokma, doğruluk ve Kitab'a bağlılıktır. Kendisinin şu ölçüyü verdiği nakledilir: "Bir kimseyi havada uçar görseniz, hâli Kitap ve Sünnet'e uymuyorsa buna itibar etmeyin." Yani ölçü olağanüstülük değil, istikamettir. Kur'an-ı Kerim bu istikamet ehlini şöyle müjdeler:

اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّت۪ي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ

"Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip de sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine melekler iner ve derler ki: Korkmayın, üzülmeyin, size vaad edilen cennetle sevinin!" (Fussilet, 30)

Geylânî hazretlerinin sohbetlerindeki ana damar da buydu: Dünyaya kapılmadan, gönlü Allah'a bağlayarak yaşamak. Resûlullah'ın (s.a.s.) İbn Ömer'e (r.a.) verdiği öğüt, onun hayat düsturu gibiydi: "Dünyada bir garip, hatta bir yolcu gibi ol." (Buhârî, Rikāk 3). Kendisi bunu şöyle açardı: Dünya malını elinden düşürme ama kalbine koyma; elindeki emanet, kalbindeki Sahibi unutturmasın.

Hikmetli Sözlerinden

Eserlerinde geçen öğütlerinden birkaçı, özü itibariyle şöyledir: "Kalbin Allah'tan başkasına bağlanması, kulluğun önündeki en büyük perdedir." "İnsanlara ihtiyacını arz etme; ihtiyacı verenin de gideren gibi Allah olduğunu bil." "Söz amelsiz, amel ihlassız olursa yük olur." Onun dilinde tasavvuf; şekil, iddia ve gösteri değil, kalbi kırlardan arındırıp Hakk'a bağlama gayretidir.

Hicrî 561 (miladî 1166) yılında Bağdat'ta vefat etti. Cenazesine şehir sığmadı; kabri bugün de Bağdat'tadır. Halk arasında "Gavsü'l-a'zam" diye anıldı; ancak unutmamak gerekir ki kendisi ömrünü, insanları kendisine değil Rabbine çağırmakla geçirdi. Yardım ve medet yalnız Allah'tan istenir; Allah dostları bize dua edilecek merci değil, izinden gidilecek örneklerdir. Onu sevmenin yolu da budur.

Bu Kıssadan Çıkan Ders

Kırk altını eşkıyaya söyleten şey, bir çocuğun annesine verdiği sözdü. Demek ki istikamet büyük laflarla değil, küçük sadakatlerle başlar. İkincisi: İnsanları dirilten, kerâmet değil doğruluktur; bir tek dürüst cümle, koca bir eşkıya topluluğunu tövbeye götürebilmiştir. Üçüncüsü: Gerçek büyüklük, kalabalıkları peşine takmak değil, kalabalıkları Allah'a yöneltmektir. Bugün elimizden geleni yapıp bir konuda doğru sözü söylemek, bu kıssayı yaşamanın ta kendisidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Abdülkadir Geylani ne zaman ve nerede yaşadı?

Hicrî 470 (miladî 1077) yılında İran'ın kuzeyindeki Gîlân bölgesinde doğdu; ilim için gittiği Bağdat'ta yaşadı ve hicrî 561'de (1166) orada vefat etti. Kabri Bağdat'tadır.

Abdülkadir Geylani'nin eserleri nelerdir?

En tanınmış eserleri; dinin esaslarını ve güzel ahlakı anlatan "el-Gunye", vaazlarından derlenen "el-Fethu'r-Rabbânî" ve "Fütûhu'l-gayb"dır.

"Gavsül Azam" ne demektir, böyle demek doğru mu?

"En büyük yardım kapısı" anlamında halk arasında ona verilen bir lakaptır. Sevgi ifadesi olarak söylenegelmiştir; ancak inanç ölçüsü nettir: Yardım ve medet yalnız Allah'tan istenir. Allah dostları dua edilecek merci değil, örnek alınacak rehberlerdir.

Kadiri yolu nedir?

Abdülkādir Geylânî'ye nispet edilen ve onun vefatından sonra sistemleşen bir tasavvuf yoludur. Aslı; tövbe, zikir, helal kazanç, doğruluk ve Kitap ile Sünnet'e bağlılıktır.

Sitede keşfet
İslam ArşiviEditöryal

İlgili yazılar

Yorumlar

Tüm yazılar